Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Dersim Katliamı Belgelerini açıkladı

- -

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Dersim Katliamı Belgelerini açıkladı
başbakan erdoğan il başkanları toplantısı konuşması 23 kasım 2011
dersim belgelerinde neler var, dersim belgeleri başbakan erdoğan açıklamaları

Başbakan: Devlet adına ben özür diliyorum
Başbakan Erdoğan Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında Dersim belgelerini tek tek açıkladı. İşte o belgeler!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’da AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda konuşma yaptı.Başbakan Erdoğan Dersim belgelerini tek tek açıkladı…

İŞTE O BELGELER

BELGE 1

Yıl 1935. kanunun adı Tunceli vilayetinin idaresi hakkında kanun. O zaman sadece Tunceli’yi de kapsamıyor. Kanun ilk maddesinde şu belirtiliyor; Kor. Komutan rütbesinde bir Vali seçilir ve yasada çok önemli haklar tanınıyor. Gerek görürse aileleri bir yerden bir yere götürülebilir. Hemen infazı da yapabiliyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu haberin var mı bunlarda? Var da cevap veremiyorsun. 1937 1938 1939 yılllarında maalesef Dersim’de büyük bir felaket yaşanıyor. Çocuklar kadınlar katlediliyor.

Muhsin Batur, o dönemde asker. Aynı zamanda CHP’nin.. Yani o dönemde başka partiler yok. Sadece CHP var..

Ben yeni CHP’yim diyorsun ama onu eleştiremiyorsun. Dersim olayları sırasında orada asker olan Batur şu ifadeleri kullanılır: Okuyucularımdan özür diliyor ve yaşantımın bu bölümünü anlatmaktan kaçınıyorum.

Bir köy halkı önce kırşunlarnıyor sonra buğday sapları üzerinden yakılıyor. Mazgirt halkı doğranmakta 20 çocuğu alıp bir derenin kenarında saklıyorlar. Çocukların öldürülme emri veriliyor ama emri yerine getirecek kişi bulunamıyor. Nihayet kara suratlı bir adam bulunuyor ve 20 masumun işi bitiriliyor. Murat suyunun kandan kıp kızıl aktığını görenler olmuştur. Seyit Rıza’nın yaşadıkları yürek burkuyor.

Senin anlayışına bunlar mı ters düşüyor. İhsan Sabri Çağlayangil şöyle anlatıyor: Seyit Rıza: 40 liram var. Oğluma verin. Fındık Hafız’ın idamı sırasında Seyit Rıza görmesin diye ben arabanın arkasına çektim. Evladı kerbalayız. Biz hatasısız. Ayıptır, Zulümdür, Cinayettir diyor. Sayısı bugün dahi bilinmeyen binlerce insan katlediliyor. Binlerce insan batıya göç ettiriliyor. Bu birinci belge. Rahatsız mı oldun Kılıçdaroğlu? CHP’nin geçmişinde bunlar var hamdolsun bizim geçmişimizde bunlar yok.

BELGE 2 :

8 Ağustos 1939 tarihli bir belge. Jandarma umum komutanlığından yüksek bir makama gönderilmiş. Dersim’e yapılan müdahalenin bilançocu veriliyor. Ekte de bir cetvel var. Ölü diri teslim olanların rakamları: 1936-37-38-39′da toplam 13 806 kişinin öldürüldüğü ifade ediliyor. Deprem felaketinden bahsetmiyorum. Öldürülenlerden bahsediyorum. Belgenin altındaki imza Dahiliye nazırı Faik Öztrak. Sayın Kılıçdaroğlu nasıl kaçarsın? Devlet adına bir özür dilemek gerekirse ben buradan özür diliyorum

CHP adına özür dilemek zorunda olacak kişi de sensin. Hadi onurunu kurtar.

BELGE 3

23 aralık 1938: Tunceli’den 11 bin 683 kişinin sürüldüğünü belirten 2000 kişinin daha sürülmesini karara bağlayan Bakanlar Kurulu kararı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Başbakan Celal Bayar’ın imzası var. anma törenleri yapan sensin. bütün bu sürgün ve ölümlerin altında imzaları var. Havadan bombardımanın altında imzası var. Atatürk’ün ölümünden bir ay sonra İnönü Cumhurbaşkanı Celal Bayar Başbakan.

Alttaki imzalardan birisi de benim dikkatimi çekti: Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya’dır. İskilitli Hoca’yı idam eden Kel Ali lakaplı Hakim.

3 Mayıs’ta ne oldu CHP’li belediye Kel Ali’nin adını parka verdi. CHP lideri de Afyon’da Ali Çetinkaya’ya sahip çıktı. Sizin kahramanlarınız bunlarsa bu ülke biter be. Bizim kahramanlarımızın alnı ak. Hadi bunu da sahiplen bakalım. Ama yüzü yok sahiplenir. Dersim’de operasyonlarında Ali Çetinkaya’nın imzası var.

BELGE 4

27 Eylül 1938. Sason bölgesinde 384 kişinin öldürüldüğü sağ tutulanların ise sürgün için hazır tutulduğu ifade ediliyor. İmza kim biliyor musunuz? İçişleri Bakanı Şükrü Kaya..

Ben fazla vakit almamak için aradan bir kaç tane belge çıktım verdim. Hakkı teslim et. Ama edemezler. Bunların siyaseti doğruluk üzerine değil. Dersim yakın tarihimizdeki en acı olaylardan biridir. Dersim CHP hükümetlerinin 10′larca faciasından en kanlısıdır. Dersim faciası karşısında özür dileyecek olan Ak Parti hükümeti değil CHP’dir. CHP’nin Tunceli vekilleri ve Genel Başkanı’dır.Sayın Aygün çıktı açıklama yaptı linç kampanyası başladı. CHP Genel Başkanı grup kürsüsünden seviyesiz ifadelelerle bu işle yüzleşebileceğini sanıyor. Ak Parti’yi susturmaya gücü yetmez. Biz karanlıkları aydınlatmaya çalışıyoruz. Kılıçdaroğlu CHP için bir fırsattır. Partisinin geçmişiyle yüzleşmelidir. Bir mağdur olarak da bunu araştırmalıdır. Sultan Abdülmecid’le Halife Abdülmecid’in aynı kişi olmadığını anladılar. Burda da bir çark olduğu için iyimser bir gelişme olduğunu görüyorum. Mehmetçiğim sen artık bu topa girme. Gerek yok.

İzmir büyükşehir Belediyesi’ne bir operasyon var. Yargı gereğini yapacaktır. Bu Tayyip Erdoğan’a yapılıyor da sana niye yapılmasın. Benim hakkımda 57-58 dosya hazırlandı.Bütün bunların yanında benim içeri girişimi belediye başkanlığımla ifade etmeye çalışıyorlar. Okuduğum şiir de talim terbiye kurumunun onayından geçerek devletin kitaplarında yayınlanan şiirdi. O cezayı onaylayanlar kimler di? CHP’nin parti üyesi kişilerdi. Onlar da belli bir inanç ve meshebin mensubu kişilerdi.

ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Dolar bazında hesapladığınızda 2002′de artı ek ders ücretiyle yeni başlayan bir öğretmenin maaşı 387 dolar iken bugün 1200 dolara tekabül ediliyor. Öğretmenlerimizin maaşlarıyla birlikte özlük haklarında da iyileştirmeler yaptık. Bütçelerde en büyük ödenek eğitime ayırılmıştır. 24 kasım öğretmenler günün öğretmenlerimize kutlu olmasını diliyorum.

MISIR’DAKİ SON DURUM

Mısır’daki yüksek askeri konseyin attığı adımı önemli bir adım olarak görüyoruz. Mısır parlamento ve ardından cumhurbaşkanlığı seçimini yapacak potansiyale sahiptir. Tunus bu sorunu çözdü şu anda başbakanını belirledi, cumhurbaşkanlığı ile ilgili de ilkeler belirlendi. Biz artık Mısır’dan olumsuz haberler duymak istemiyoruz. Tahrir’de daha fazla kan akmadan Mısır uzlaşır.

MUHALEFET GENSORUYU SULANDIRDI

Yoğun Meclis çalışmaları sırasında muhalefetin engellemeleriyle karşılaşıyoruz. Muhalefet bütün enerjisini hükümetin hızını kesmeye ayırmış durumda. Meclis gensoru ile meşkul ediliyor. Meclis’i oyalamanın bir aracı olarak kullanılmaya başlandı. Gensoru adeta sulandırıldı. Artık ülkemizde gensorunun bir ciddiyeti kalmadı. Biz sabırla sağduyuyla gereken cevabı vereceğiz. Ben milletvekili arkadaşlarımı her hafta memleketlerinde görmek istiyorum. Arazide çok daha yoğun çalışma yapmalıyız. Bunların halkımıza anlatılması lazım.

CHP LİDERİ BAŞBAKAN OLACAKMIŞ DAHA ÇOK BEKLERSİN

Ben yapıcı eleştiriden çekinmediğimi defalarca ifade ettim. 12 Haziran seçimlerinin hemen ardında kibrin gururun büyüklenmenin bizim nefsimizde yer bulamayacağını belirttik. Biz başarılı bir parti hareketiyiz. Biz bir sokak hareketi değiliz. Halkımızın nabzını dinleyerek bu yola çıktık. Diğer partiler halkın nabzıyla ilgili süreci başlatamadılar. Onlar belli ideolojilerle nabız yakalamaya çalıştı. CHP’ye benim halkım hiç bir zaman tek başına iktidar imkanı verdi mi? Şimdi çıkmış ben başbakan olacağım diyor. Daha çok beklersin. İcraatımızla başarılıyız. Biz başarısını kendi kendine ölçen bir parti de değiliz.

ALLAH’TAN BAŞKA GALİP YOKTUR

‘Allah’tan başka galip yoktur’. Bu sözü daha önce de burada söyledim. Bunu niçin o dönemin müslümanları sarayın duvarlarına bir nakış gibi işlemişler. Oradaki liderler devamlı onu okuyup kendilerine çekidüzen versinler diye. Yavuz’un büyüklüğü, sarayının bahçesinde her sabah altın verdiği gencin sözleridir; ‘Gururlanma padişahım senden büyük allah var’.

100 yıllık köksüz bir medeniyet değildir. Bizimle ilgili olarak daha ilk günlerde farklı senaryolar çizenler vardı. Bunlar yıpranır diyorlardı. Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece.. Biz uzun bir yola hüküm giymiş bir hareketin mensubu olarak yola çıktık buraya geldik. Yorgun düşerler dediler. Yıprandı dediler. Ama 2011 seçimlerinde oy patlaması yaparak iktidara geldik. Şimdi aynı türküler tekrar söyleniyor. Biraz sabırlı olun ya daha seçimin üzerinden 6 ay geçti. 9 yıldırı bozuk plak gibi o bildik söylemleri peş peşe tekrar ediyorlar. Bizim üzerimizde gariplerin emaneti var. Bizden kibir bekleyenler boşuna kibir bekliyorlar. biz hiç kimseye tepeden bakmayız. Ak Parti’nin her bir yöneticisi akşam başlarını yastığa koyduklarında günün muhasebesini yapıyor ve kendisini hesaba çekiyordur. Bizim geçmişe döneceğimizden o karanlık dönemleri millete yaşatacağımızdan şüphe duyanlar gereksiz paranoyalardan artık vazgeçsinler. Biz sadece yol yapmadık, okul yapmadık, sadece gönüller kazanmadık; her türlü bela karşısında dimdik durduk sarsılmadan durduk. Nice dokunulmaz konu vardı dokunduk. Ama bizim de bir yol haritamız var. O yol haritamızı nakış gibi işleyeceğiz.

Evet, az önce söyledim; yapıcı eleştirilere hazırız ama bunu bir dayatma bir baskı halinde bize empoze edilmesine asla müsamaha göstermeyiz. Zira bizim rehberimiz millettir. son dönemde bazı yargı kararlarından ve operasyonlar üzerinden bize vurmaya çalışanlar nasılş bir politikaya hizmet ettiklerine iyi baksınlar.

KCK OPERASYONLARINI DESTEKLİYORUM

Silivri’yi toplama kampı olarak gösterenler geçmişte yaşananlara kayıtsız kalıyor. Devlete paralele örgütlere karşı verilen mücadeleyi sivil dikta olarak adlandıranlar nasıl bir yanlış içerisinde olduklarını görsünler. Ben bügüne kadar KCK operasyonlarını destekledim destekliyorum. Milli birliğimiz için yapılan operasyonlarda bir çok şey dökülüyor. Adam kendisinin yapması gereken hukuk mücadelesini yürütmüyor, birliği bozmanın gayreti içerisinde. Buna illegal bir yapılanmaya bir hukuk devletinin müsade etmesi düşünülebilir mi? bütün bunların hepsi milletimizin huzuru ve refahı içindir. Bundan sonra da hukuksuzluğun karşısına çıkacak olan parti yine Ak PArti’dir. Beklerdim ki KCK operasyonları ile ilgili CHP’nin ve MHP’nin de konuşmasını isterdim. Güvenlik güçlerimiz bu konuda manevi destek bekliyorlar. Bazıları farklı modlarda dolaşıyor varsın dolaşsınlar. Bu iktidar Ankara etrafındaki duvarları yıkmıştır, bu duvarı tekrar örmek isteyenler karşılarında Ak Parti’yi göreceklerdir.

Tarihi hiç bir olayı siyasi rant olarak kullanmaya tenezzül etmedik. Faili meçhullerle yüzleşmeden, demokrasinin sürdürülemeyeceğini biliyorduk. Siyasi vesayetle yüzleştik ediyoruz. Asimilasyonla yüzleştik, söylenemeyenleri söylemeden Kürt meselesinin çözülemeyeceğini biliyorduk. İnkar politikalarını biz bitirdik. Bu iktidarın politikalarında ne ret ne de inkar politikaları vardır. Biz her şeyle yüzleştik. Kendi tarihiyle yüzleşemeyenler bir gelecek inşaa edemez. Bilinçlerinin altını süpürmeyenler gelecek adına proje üretemez söz söyleyemezler. Kendi tarihini sorgulayamanlar başkalarını sorgulayamazlar. 2009 yılında Meclis’te konuşan CHP Genel Başkan yardımcısı; Dersim isyanında analar ağlamadı mı diyerek tarihi bir acının küllerini kaldırıdı. O dönem CHP grup başkanvekili Kılıçdaroğlu önce sessiz kaldı. Sonra gereğini yapsın etti. Ardından çark ederek Analar ağlamadı mı diyen arkadaşına sahip çıktı. Onun için millet sana çarkçı kemal dedi. Sen klavuzlarını iyi seçemedin. Bizim Dersim Katliamı ile ilgimiz yeni güncel, Dersim üzerinden siyasete bir ilgi değildir.

SENİN ANLINI KARIŞLARIM

Size Necip Fazıl Kısakürek’in Son Devrin Din Mazlumları isimli kitabını göstermek istiyorum. Yakın tarihimizin karanlık sayfalarına ışık tutuyor. Resmi tarihin bilinmeyenleri burada gördük. Bu kitap zaman zaman yasaklandı. Toplatıldı. Gençlikten uzak tutulmak istendi. İşte benim de kulaktan dolma anlatıların ötesinde Dersim’le tanışmamız bu eserle olmuştur. Milletvekilimiz sizin aşiretinizden bahsetti. Kürt dememiştir, Ermeni dememiştir. Dersimlileri din mazlumları adı altında insani bir trajediyi bize açıklamıştır. Sen beni Ermeni diasporasıyla aynı yere oturtmaya çalışıyuorsun. Sana yazıklar olsun. Beni Ermeni diasporasıyla aynı kefeye koyanın alnını karışlarım.

Dersim’e yapılan operasyon bir isyanın bastırılması olarak vicdanlarda durum farklı adlandırılıyor. Diyap Ağa’dan hiç kimse bahsetmiyor. Dersim’de adım adım çerçevesi çizilmiş bir operasyon var. Bakın şu rapor; sadece 100 adet bastırılarak gizli olarak başka yerlere ulaştırılmıştır. Bakınız Başbakanlığın arşivi açıktır. Sayın Kılıçdaroğlu görmek istiyorsan buyurursun incelersin. Oranın ilkeleri ne ise bu konudaki bilgisizliğini giderirsin.

Ne var bu raporda? Sadece bir kaç cümleyi ifade ediyorum: 1926 yılındaki Hamdi Bey2in raporuna gönderme yapılıyor. Dersim Türkiye için bir çıbandır. Bu çıban üzerinden bir ameliyat yapmak farzdır deniliyor. Adeta olmazsa olmaz olarak ifade ediyorlar. 201′inci sayfasında ‘Dersim, cehalet, ve kürtlüğün bulaştığı tehlikeli bir çıbandır. Ameliyat şarttır. Silah toplamak ve ıslahat şarttır.’ deniyor. Göç ettirilecek aşiretlerin listesi de var.

Belge 1: Yıl 1935. kanunun adı Tunceli vilayetinin idaresi hakkında kanun. O zaman sadece Tunceli’yi de kapsamıyor. Kanun ilk maddesinde şu belirtiliyor; Kor. Komutan rütbesinde bir Vali seçilir ve yasada çok önemli haklar tanınıyor. Gerek görürse aileleri bir yerden bir yere götürülebilir. Hemen infazı da yapabiliyorlar. Sayın Kılıçdaroğlu haberin var mı bunlarda? Var da cevap veremiyorsun. 1937 1938 1939 yılllarında maalesef Dersim’de büyük bir felaket yaşanıyor. Çocuklar kadınlar katlediliyor.

Muhsin Batur, o dönemde asker. Aynı zamanda CHP’nin.. Yani o dönemde başka partiler yok. Sadece CHP var

kaynak;BEYAZGAZETE

Bu haber 23 Kasım 2011 tarihinde tarafından GÜNCEL HABERLER kategorisi altına yazılmış. defa okunmuş ve Yorum yapılmamış

Yorum yapılmamış


Yorum yapın


Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.