Çanakkale Milli Anıtları özellikleri isimleri hakkında açıklama ve bilgiler

-- --

MİLLİ ANITLARIMIZ

Çamburnu Anıtı

Eceabat
- Seddülbahir yolunun 2.nci km.sinde yer alır. Anıt, Balkan ve Çanakkale
Şehitleri adına 1962 yılında yaptırılmıştır. Bir kaide üzerine oturtulmuş olan
Anıtın boyu 2,5 dir. Çevresi demir motiflerle süslenmiştir. Anıtın bir yüzünde,
“Burada Balkan ve Çanakkale Harplerinde şehit düşen binlerce kahramanlar yatar”
yazısı, diğer yüzünde de “DUR YOLCU” şiirinin birinci kıtası yer alır.

 


 

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,

Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,

İstiklal uğrunda, namus yolunda,

Can veren Mehmet’in yattığı yerdir.

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmet’in düşmanı boğuldu sele,

Mübarek kanını kattığı yerdir.

 

Düşün ki, hasrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,

Bir harbin sonunda, bütün milletin,

Hürriyet zevkini tattığı yerdir

NECMETTİN HALİL ONAN

Havuzlar Şehitliği


 

Kerevizdere savaşlarında yaralanıp bu yerde vefat eden 2
subay ve 8 er anısına 1961 yılında dikilmiştir.

 

 

Sığındere Sargı Yeri Anıtı

Alçıtepe
köyünün kuzeybatısındadır. 1947 yılında yapılmıştır. 25 ve 26. Piyade
Alaylarında şehit düşen tüm personel ve 2. Tümen Kurmay Başkanı Kurmay Yüzbaşı
Kemal Bey ile Sığındere’deki ilk yardım istasyonunda tedavi görmekte iken
düşmanın açtığı ateş esnasında şehit olan askerlerimiz anısına, 1995′de T.C
Kültür Bakanlığı’nca inşa edilmiştir.

 

 

İlk Şehitler Anıtı

 

 

Seddülbahir köyündedir. 1986 yılında, Çanakkale
Savaşlarında ilk olarak canlarını veren 5 Subay, 81 er olmak üzere toplam 86
şehidimiz anısına dikilmiştir. Cephanelik Şehitliği olarak da
adlandırılmaktadır.

 

 

 

 

Çanakkale Şehitler Abidesi

Morto
koyu önündeki Hisarlıktepe üzerinde Çanakkale Savaşlarında bu cennet vatan için
canlarını veren 253.000 şehidimizin anısına izafeten yaptırılmıştır. Temeli 19
Nisan 1954 tarihinde atılmış ve 21 Ağustos 1960 tarihinde ziyarete açılmıştır.
Yüksekliği 41,70 cm. dir. Çanakkale Şehitleri anısına yapılan Anıtın altında
SAVAŞ ESERLERİ MÜZESİ bulunmaktadır. Abidenin girişte sol tarafında ise T.C
Kültür Bakanlığınca 1992 yılında yaptırılan Çanakkale Şehitliğinde yurdumuzun
her bir köşesinden vatan savunması için Çanakkale’ye koşan ve en kıymetli
varlıklarını, canlarını veren aziz şehitlerimiz huzur içerisinde
dinlenmektedirler.

 

Yahya Çavuş Anıtı

Bir
kahraman takım ve de YAHYA ÇAVUŞ’tular,

Tam üç alayla, burada gönülden vuruştular.

Düşman, tümen sanırdı bu şaheser erleri,

ALLAH’ı arzu ettiler, akşama kavuştular.

VALİ NAMIK MEMİK

19.Tümen komutanı Albay Mustafa Kemal 24 Nisan 1915 günü bütün birliklere
“karaya ayak basacak her işgalci düşman askerinin yok edilmesi” emrini verdi.25
Nisan 1915 sabahı, düşman savaş gemileri Ertuğrul Koyuna tonlarca bomba
yağdırdı.26.alayın 3.taburu bu bölgeyi koruyordu. Tabur komutanı Mahmut Bey ile
asteğmen Hüseyin Bey’in şahadeti üzerine komuta Ezineli YAHYA ÇAVUŞ’un eline
geçti. Yahya Çavuş Galiçya ve Balkan savaşına katılmış 28 yaşında cesur bir
asker. Sağ kalan 67 arkadaşıyla siperlerde mevzilenmiştir. Albion ve River
gemilerinden şafakla beraber karaya çıkmaya başlayan 3000 düşman askerini
Ertuğrul Koyu’nun (bu resimlerin bulunduğu yer) sularına gömmüş, deniz kızıla
boyanmıştır. 48 saat düşmanın binlerce top mermisi ve askerine karşı kıyı ve
siperleri korumuştur. Düşman bir tümen bildiği Türk birliğini; Yahya Çavuşun
siperlerinde 62 kahraman şehidin cesedi ile karşılaşınca hayretler içinde
kalmıştır. Yahya Çavuş kopan diğer bacağını; Tüfeğinin kayışı ile bağlamış
olarak, diğer beş arkadaşıyla birlikte, Alçı tepesi eteklerinde 27 Nisan günü,
şahadet mertebesine ermiştir.

Seddülbahir köyünün karşısında, Ertuğrul Koyuna hâkim tepecik üzerinde yer alır.
Anıt, 25 Nisan 1915 günü çıkartma yapan İngiliz kuvvetlerine kahramanca karşı
koyan ve büyük kayıplar verdiren Yahya Çavuş ve takımı adına, T.C Kültür
Bakanlığı’nca 1993 yılında yaptırılmıştır.

Mehmet Çavuş Anıtı

ÇANAKKALE
Savaşlarında bir değil birçok Mehmet Çavuş vardır. Bu anıt 1919 yılında yapılmış
olup 650 şehidi temsil eder. 600 metrekarelik bir alanda yapılmıştır. KABATEPE
önlerine çıkarma yapılacak yeri belirlemek için 24 NİSAN günü bu sahilin biraz
açığına bir şamandıra konulmuştur. Aynı gün akşamı, bu bölgede kıyı gözetlemesi
yapan Mehmet Çavuş, güneşin batışı sırasında denizde parlayan bir cisim görür.
Arkadaşlarına bu cismin yanına gitmek istediğini, çünkü bundan şüphelendiğini
söyler. Yüzme bilen bir arkadaşı ile beraber bu cismin yanına gider. Bunun deniz
dibine tespit edilmiş fosforlu bir şamandıra olduğunu görür. Arkadaşı bunu hemen
batırmayı ya da alıp karaya çıkarmayı teklif eder. Mehmet Çavuş ise bu fikri
beğenmez. Bunun İngilizler tarafından konulmuş bir işaret olduğunu anlamıştır. O
halde düşmanı şaşırtmak lazımdır. Şamandıranın ipini keser ve serbest bırakır.
25 NİSAN sabahı çıkarma şamandıranın bulunduğu yere ARIBURNU bölgesine yapılır.
Kayalık bir yer olan bu bölgeye çıkılmasına sebep olur. Böylece Mehmet Çavuşun
yaptığı bu akıllıca iş Çanakkale savaşlarının sonucu üzerinde büyük etki yapar.

Anıtın üç yönündeki kitabelerde şunlar yazılıdır:

Kuzeyinde: Boğazın ilk bombardımanı 19 Şubat 1915, Donanma ile Boğazın
zorlanması 18 Mart 1915.

Doğusunda: Arıburnu ve Seddülbahir’e ilk çıktıkları gün 25 Nisan 1915.
Seddülbahir’den çekildikleri gün 10-11 Kanun 1916.

Batısında: Anafartalar’a ilk çıktıkları gün 7 Ağustos 1915 Anafarta ve
Arıburnu’nda çekildikleri gün 10-11 Kanun 1916.

 

57. Piyade Alayı Şehitliği

Çanakkale’yi
denizden geçemeyen İtilaf Devletleri’nin 25 Nisan 1915 günü
GeliboluYarımadası’na ve Kumkale’ye asker çıkarmalarıyla Çanakkale kara
savaşları başlamıştı. 25–26 Nisan 1915 tarihlerinde Arıburnu’nda karaya çıkıp
Conkbayırı’nda ilerleyen çıkarma kuvvetleri, 19. Tümen Komutanı. Kurmay Yarbay
Mustafa Kemal’in 25 Nisan günü verdiği “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi
emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler
ve komutanlar geçebilir” emrini uygulayan Türk birliklerince durduruldu.
57.Piyade Alayı Sancağı Yarbay Hüseyin Avni Bey

Bu birliklerden biri Yarbay Hüseyin Avni Bey’in komutasındaki 57. Alay’dı. 57.
Alay’ın başta komutanları olmak üzere 628 kişilik mevcudunun tamamı 25 – 28
Nisan 1915 tarihleri arasında şehit düşmüştü. Gelibolu Yarımadası’nda
Kanlısırt’ta 57. Alay için yaptırılan şehitlik; Mehmetçik Anıtı (Prof. Tankut
Öktem), Gazi Hüseyin Kaçmaz Anıtı (Metin Yurdanur) ile donatılmıştır.
Heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılan bir rölyef de şehitliğin
ihtişamını artırmıştır. 57. Alay Şehitliği 10 Aralık 1992 tarihinde düzenlenen
bir törenle halkın ziyaretine açılmış, 25 Temmuz 1994 tarihindeki orman
yangınında hasar görmüş, onarılarak 11 Kasım 1994′te tekrar hizmete sunulmuştur.

 

Seyit Onbaşı Anıtı

Seyit
Onbaşı, 1889 yılının Eylül ayında Havran İlçesi Çamlık (Manastır) köyünde
dünyaya geldi. Babasının adı Abdurrahman, annesinin ki Emine idi. Seyit, 1909
yılının Nisan ayı başlarında askere alındı. 1912′de Balkan Savaşları’na katıldı.
Savaş bitiğinde terhis edilmedi ve topçu eri olarak Çanakkale Cephesi’nde görev
aldı. Çanakkale Savaşları’nda gösterdiği kahramanlıkla adını Türk tarihine
yazdırdı. 18 Mart Deniz Savaşı sırasında, Rumeli Mecidiye Tabyası’nda ayakta
kalabilen tek top vardı onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. Seyit Onbaşı
büyük bir güçle 215 Okkalık mermiyi üç kez kaldırarak namlunun ucuna sürmüş ve
bu kahramanlığı ile Ocean gemisi büyük bir yara almıştı. Seyit Onbaşı 1918
sonbaharında köyüne döndü. Sanatı olan ormancılık ve kömürcülüğe devam etti.
1934 tarihinde yürürlüğe konan soyadı yasasıyla “Çabuk” soyadını aldı. 1939
yılında akciğerlerindeki rahatsızlık nedeniyle vefat etti.

Burada, 257 okkalık bir mermiyi kaldırarak olağanüstülük gösteren Seyit Ali
Onbaşı ile ilgili menkıbeyi Mehmet İhsan GENİŞÇAN, eserinde şöyle anlatıyor:

” Ne hikmetse bataryada tek top ayakta kalabilmiş, fakat onun da vinci kırılmış
olduğundan mermileri namluya sürülemiyordu. Yüzbaşı Hilmi Bey, etrafından
birilerinden yardım alabilmek düşüncesiyle bataryadan uzaklaştığı sırada Niğdeli
Ali ile Koca Seyit ümitsiz ve perişan ne yapacaklarını düşünüyorlardı.

” Ulu ve yüce Allah’ tan başka hiçbir güç ve kuvvet yoktur. ” duası Seyit’ in
ağzından nur tanesi gibi dökülmeye başladı.

Seyit Ali, bu duayı defalarca okudu. Bu yakarış şüphesiz hiç kimseninkine
benzemiyordu. Aşk ile kendinden geçmesi ve 257 okkalık top mermisini kucaklayıp
omzuna alması bir oldu. Demir basamakları tam üç kez inip çıktı. Yanında bulunan
Niğdeli Ali, Seyit ‘ in göğüs ve omuz kemiklerinin çatırtısını duyuyor, hayret
ve dehşet içinde kalıyordu. Topun namlusuna sürülen üçüncü mermi savaşın
kaderini böylece değiştiren olayı yaratmış ve İngilizler’ e ait “Ocean” isimli
zırhlı, bu merminin isabetiyle korkunç yara almıştır.

Aynı gün geç saatlerde Çanakkale Boğazı Müstahkem Mevki Kumandanı Cevat Paşa,
ödül olarak Seyit’ e onbaşılık rütbesini verdi. Merminin bir defada kendi
huzurunda kaldırılmasını istedi. Bunun üzerine Seyit Onbaşı, Cevat Paşa’ ya şu
cevabı verdi:

” Ben bu mermileri kaldırırken gönlüm, Allah’ın feyziyle doldu. Ancak bu
kuvvetin sırrı o anda bana Allah’ ın ihsan ettiği bir vergi idi. Bu ağırlığı
kaldıracak kadar bir makam varmışsam bu dua ve rıza ile olmuştur. Ancak şimdi
kaldırmam mümkün değildir kumandanım.”

Bu haber 14 Ocak 2015 tarihinde tarafından EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisi altına yazılmış. defa okunmuş ve Yorum yapılmamış

Yorum yapılmamış


Yorum yapın


Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.