diyarbakır’da kabri olan peygamberler

- -

Diyarbakır’da Peygamber sayısının çokluğu(9 peygamber mezarı-Üç Peygamber makamı) isimleri

Peygamberler beldesi Eğil ilçesi

Geçmişte Güneydoğu terminolojisi kullanılmazdı.Vilayat-ı Şark’iye denirdi.Ali Emiri’nin de bu terminolojiyi kullanarak Diyarbakırla ilgili kitabını biliyoruz.Eserin ismi: Osmanlı Vilayet-i Şarkiyyesi (Diyarbekir),
Bölge Osmanlı”ya bağlandıktan sonra kurulan “Diyarbekir Vilayeti” bünyesinde 11 sancak Türk idarecilerine, 8 sancak yerli (Kürt) beylere verildi. Osmanlı”nın idari sisteminde en büyük birim “vilayet” idi. Tek bir Diyarbekir vilayeti tüm Güneydoğu Anadolu”yu içine alıyordu. Vilayetin altında livalar, onun da altında sancaklar vardı.(Aksiyon.s:498)
Güneydoğu anlamında Şark kelimesinin Mustafa Kemal tarafından da kullanıldığını şu cümleden de anlıyoruz. Diyarbakır’lı ünlü sanatçı Celal Güzelses Mustafa Kemal’e Diyarbakır bülbülü olarak takdim edilir. Mustafa Kemal’de hayır o Şark Bülbülüdür’ şeklinde ifade kullanır.
Güzelses, dönemin Bayındırlık Bakanı Feyzi Pirinççioğlu’nun ısrarıyla 1917’de bir tesadüf sonucu Mustafa Kemal’le tanışır. Mustafa Kemal’den “Şark Bülbülü” unvanını alır.(Şerif Karataş:Diyarbekir türküleri.Evrensel)( İbrahim Evirgen – YENİ YURT .6.3.2007)
Aşağıda kullanılan Şark kelimesinin muhatabı Diyarbakırdır.Zira Şarkta peygamberlein mekanı olarak Diyarbakırdan başka il bilinmemektedir
Ekser enbiyanın şarkta ve Asya’da zuhurları ve ağleb-i hükemanın garpta ve Avrupa’da gelmeleri, kader-i ezeliyenin bir işaretidir ki, Asya’da din hâkimdir, felsefe ikinci derecededir Şualar, Sayfa 328
Enbiyanın ekseri Şarkta ve hükemanın ağlebi Garpta gelmesi kader-i ezelînin bir remzidir ki, Şarkı ayağa kaldıracak din ve kalbdir, akıl ve felsefe değil.. Mesnevi-i Nuriye, Sayfa 86. Tarihçe-i Hayat, Sayfa 125
Ekser enbiya şarkta ve ekser hükema garpta gelmesi gösteriyor ki, Şarkın terakkiyatı din ile kaimdir Emirdağ Lahikası » Sayfa: 403
Ekser enbiyânın Şarkta ve Asya’da zuhurları ve ağleb-i hükemânın Garbda ve Avrupa’da gelmeleri kader-i Ezelînin bir işaretidir ki, Asya’da din hâkimdir, felsefe ikinci derecededir. Bu remz-i kadere binâen, Asya’da hüküm süren, dicıdar olmazsa da, din lehine çalışanlara ilişmemeli, belki teşvik etmelidir. Tarihçe-i Hayat, Sayfa 485
Eksér-i hükemanın Garbda ve Avrupa’da zuhuru ve ağleb-i enbiyanın Şarkta ve Asya’da tulûları kader-i Ezelînin bir işaret ve remzidir ki; Asya’da hakim, galip, din cereyanıdır. Tarihçe-i Hayat, Sayfa 212
Cumhur-u enbiyanın şarkta biseti, kader-i ezelînin bir remzidir ki, şarkın hissiyatına hâkim, dindir Sünuhat, Sayfa 49

Yularıdaki altı kaynak özellikle Diyarbakır’ı işaret eder.Asya ifadesi konumuz dışıdır.Şarkta ise enbiyanın mekanı Diyarbakır’dır
Diyarbakırda mezarı olan peygamberler
Eğil’de Zülküfl,Elyesa,Harun-u Asefi,Yunus(Zennun),Melak,Harut peygamberlerin mezarları vardır.(1801 yılı Osmanlı Diyarbakır Salnameleri.4/208)Bunlardan Hz.Melak dışındakilerin ismi Kur’an’da geçmektedir. İsmail’i, Elyesa’ı ve Zülkifl’i de hatırla. Hepsi de hayırlı olanlardandır.(Sad-48)
Ergani otluca köyünde de Hz.Şit’in oğlu Enuş peygamber yatmaktadır
Eğil’deki Peygamber türbe kitabeleri

Hz.El-yesa (as).M.Ö.1200
Ta’alallah ne dergahı ref’üş-şanı alidir.
Nebiyullah merkadı El-Yesa kadriyle galidir
Tecella-i ilahidir,beher su sat’ı nurdur.
Zibayı kalbi kasidir,hayatı cismi balidir.
Fütuh-u müşkilat odur,harimindi sahibisi
Birader zadesi Hürmüz,Azizi-yi zişanidir

Hz.Zülkifl (as).M.Ö.1200
Dilersin izzet-i dareyn gür kim bahrı-yab olmağe
Yüz’ün sur merkad-ı pakı nebiyi zülkil_ü zişane
Andele hadımı duşnab ta’biri mukarrer et.
Zehl devlet o cane kim feda olmuş bu canane

Hz.Harun (Esfid Berhiya) (as) M.Ö.900
Nebiyullah Harun merkadidir Asefi ta’bir
Ah’i Musa değil lakin Mesihadır,beher te’sir
andede nesli paki kim rüyem ismiyle tahkik et.
Vekildir enbiyanın,sahibidir bil hayrı ve tavkir

Kabirleri 850 yıl önce bulunmuştur.Harun-i Asefi Hz.Süleyman’ın veiziridir.Hz.Musa’nın kardeşi Harun(as) ise Uhud dağında medfundur.

Zeynel Abidin Çiçek:Diyarbakır’ın Fethi,Tarihi ve Kültürü..2007.s.97

HZ ZÜLKİFL, HZ. ELYASA VE HZ. HARUN ASEFİ TÜRBELERİ
Eğilde nebi olduğu söylenen Hürmüz ve Ruveym,Ömer ibni perican hazretleri de yatmaktadır.Danyal peygamberle ilgili güçlü veriler mevcuttur. Yrd. Doç. Dr. M. Cengiz yıldız bir inanç merkezi olarak eğil*
Ergani Otluca köyü:Enuş peygamber,Hz.Şit’in oğlu,Hz.Ademin 6. göbek torunudur. Türbedeki taşın üzerinde ‘Yerd bini Mehlail,b.Kinan b.Enuş,b.Şit b.Adem’yazılıdır
(Diyarbakır valiliği İl Yıllığı 1967 s.:332) (.Basri Konyar:Diyarbekir Yıllığı.1936. s:347)(50.Yılında Diyarbakır.1973 İl yıllığı.s:46)
(.Şerafettin GüneliBütün Yönleriyle Ergani.Ank.1966..!3) /Nihat Aytürk:Türkiye’de Ziyaret yerleri.s:16/

Şimdi Ergani Kızılca(Otluca) Köyün güneyindeki Gırasor ile kuzeyindeki Balahur(Kızılyamaç)daki şehir harabesinin Enuş Peygamber tarafından kurulduğu,Hz.İdris’in burada yazıldığı ifade edilmektedir.

Yrd.DoçDr.Kenan Ziya Taş,Cenk Yolcu:Ergani Tarihi ve Tarihi Eserleri.D.Ü.Eğitim Fak.Mezuniyet tez.Diyarbakır.s.1995.s.4

Eğil’de diğer nebiler
Eğilli çok yaşlılar ve onların dedeleri Rüveym,Hürmüz,Düşnap isimli nebilerden bahsetmektedir.
Hasan Basri Konyar .Diyarbakır yıllığı.1936. s:277-278′de Hz.Harun’un yanında oğlu Ruveym’in,Elyaesa (AS) yanında yeğeni Hürmüz’ün yattığını ifade eder.

Hürmüz:
Bu hususta Hasan Basri Konyar’ın 1936 yılında yazdığı Diyarbekir yıllığı isimli eserden alıntılar yapalım(s:277-278):
‘Her perşembe ziyaret edildiği rivayet edilen ve Beni İsrail peygamberlerinden İlyasa ait olduğu söylenen bu yatır Eğilin bir mahallesi olan Tekke köyündedir..Hariminde kardeşi oğlu Hürmüze ait olduğu söylenen bir kabir vardır….Peygamberin kabri sol taraftadır….Gösterilen hürmetlice bir mezar Peygamberin yeğeni Hürmüzün imiş’
Bu bilgilerle Hürmüzün çok önemli bir şahsiyet olduğunu algılıyoruz.Nebiliği ile ilgili başka verileri araştırmak gerekir.
Ancak nebi olduğunu tarihi kişilikler ifade etmektedir.(Merhum M.Salih Öge.Tekyalıdır.Kökleri Molla hasanlıdır)Nebi Hürmüzün ,nebi olduğunu mekanını ve peygamber yeğeni olduğunu Tekyalı M.Salih efendi de tarihi evrakta beyan etmektedir.

Ruveym:
Bu husuta Basri Konyar’ın eserinde şu cümleler var(s:277)

‘Ağaçlıkla dağ ve tepelerden,eski ve yeni mezarlıklardan geçilerek Harun tepesine varılır……Müstatil biçimde olan yapının methalinde şu kitabe mevcuttur.:Haza kabrilmerhum Harun ibni Piri Can…İçeride Harun ile oğlu (Ruveym)e ait olduğu söylenen iki mezar vardır.’Burada Nebi Harun’unun yanında Nebi Ömer perican’ın yattığını tarihi kişilikler ifade etmektedir.(Merhum M.Salih Öge.Tekyalıdır.Kökleri Molla hasanlıdır).M.Salih Öge’ye ait bir tarihi evrakta Tekyalı Salihefendi, Nebi Harun ve Nebi Ömer’in isimlerini bir tamir sırasında mezar taşlarında okuduğunu beyan etmektedir.

Bennan
Basri Konyar 279.sayfada eski Zülküfül yatırını anlatırken ‘Koridorun sonuna doğru küçük bir kapı görünür.Bunun tam üst dilini teşkil etmek üzere konulan kırmızı taş üzerine:Haza Merkad Nebi Zülküfül aleyhisselam ibaresi yazılmıştır.Burada yine duvar üzerine konulan küçük bir taşta Bennanın adı vardır(Ebü İmad) ‘

Pir Musa ve Muştak
Zülküfl peygamberin mezarı nakledilirken yardımcısı olanbu iki kişinin mezarı nakledilmemiş,su altında kalmıştır.Baraj suyu azaldığında türbe bir ölçüde gözükmektedir.Bu iki kişinin manev derecesini bilmiyoruz

Diyarbakırla ilişkisi olanlar
Ergani Otluca köyünde yaşayıp dedesi Enuş peygamberin cenaze namazını kılan ve Otluca köyünde ilk defa demirciliği başlatan İdris(AS)’dır ve ilk yazı da İdris (AS) ile yazılmıştır.Bu bölgenin İdris peygamberce kurulduğu tarihi kayıtlardadır .Hz.İdris’in 100 şehir kurduğu,bunlardan birin Diyarbakır yakınlarındaki Reha şehri olduğu yayınlarda belirtilmektedir. (Peygamberler Tarihi.İhlas yay.İst.2004.s.64)Tarihte ilk dikiş bu bölgede Hilar mağaralarında yapıldığı arkeolojik kayıtlardadır Derinin işlenme aşamaları,aynı zamanda ev olarak kullanılan yapıda gerçekleşlirken,olasılıkla giysi haline dönüştürülüp bezenmesi de bu atölyelerde gerçekleşmiş.Derisini çakmaktaşı ve doğalcamdan kazıyıcılar ile yüzer,tabaklayıp kemik spatularla işlerdi.Deriyi yine doğalcamdan bıçaklar ile kesip biçer,kemikten bızlarla delikler açıp deri sırımları ya da bitkisel liflerden yaptığı ipliklerle kemik iğnelerle dikerlerdi( Müslüm Üzülmez:Çayönünden Erganiye.2005 S:33,34,36,38,39) (M.Asım KöksalPeygamberler Tarihi.Diyanet vakfı yay2004. 1/67-70 )
(Peygamberler Tarihi, İhlas Yayınları Yeni Rehber Ansç9/349)
Hz.Musa zamanında yapılan Diyarbakır Ulu cami (Evliya Çelebi seyahatnamesi)
Cerciş peygamberce yaptırılan Silvan ilçesi(Evliya Çelebi seyahatnamesi)

Diyarbakırda makamı olan peygamberler
Hz.Yunus (Bkz.Evliya Çelebi seyahatnamesi),Zülküfl,İlyas ((Rifat N.Bali:Diyarbakır YahudileriDiyarbakır Müze Şehir.s:368)
ve büyük ihtimalle Süleyman peygamber

Diyarbakır bir Asur şehridir.Üç dönem Asur hakimiyeti yaşadı.Peygamberlerin bu toplulukla ilişkisi olmakla beraber,Diyarbakır Sümer ve Sami (Filistin),Babil idaresinde de bulunmuştur.Bu peygamberlerin bu topluluklarla da ilişkisi olabilir.

Resmi devlet belgesi olan tarihi Diyarbakır salnamelerinde’şehrin Asur ve babil hakimiyetlerinde olduğu ifade edilir.(5/195)Diyarbakır salnameleri.Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi.İstanbul Acar matb.1999.s

Sümerler, Mezopotamya’ya geldikleri vakit, ırmakların taşmalarından korunmak için, şehirlerini taş olmadığından tuğladan ve kerpiçten yaptıkları evler, saraylar, mabetleri suni, tepeler üzerine kurmuşlardır.” diyen Seyfi Alpan, Sümerlerin yerleşik hayata ilk geçen kavimlerden biri olduğunu belirtir.
Sümerlerin Sami boylarının Akad ülkesine sokularak Elamlılarla kaynaşıp “Kalde” adını aldığını belirten Konyar’dan önce Bedri Günkut, Sümerlerin egemenliğinin Sargon’la el değiştirdiğini ifade eder.

Sargon’dan sonra gelen hükümdarların Mısır Firavunları gibi ilahlık taslayarak israfı sefalete düşmeleri sonucu Kalde’yi Sargonlardan alan Sümerlerin Diyarbekir’e de bu yolla tekrar sahip çıktıklarını belirten Konyar’a karşılık, Günkut, “Elamlıların müdafaa halindeyken Sümerlere karşı koyup bütün Mezopotamya’yı aldıklarını, zaman içinde Kalde Hükümdarlığının Fırat kıyısında Palastinli (Filistinli) hanedanın eline geçtiğine değinerek Diyarbekir ülkesinin de Sami Egemenliğine dahil edildiğini söyler. Günkut, Bedri Diyarbakır Tarihi s.28-29
Mezopotamya’nın aşağı ve yukarı bölümlerinde olduğu, daha sonra Diyarbekir çevresinde yerleşerek Sami boylarıyla karışıp kaynaşmalarıyla egemenliklerinin ortadan kalktığı kaynaklarda yer alır. http://www.diyarbekirim.com/ Konyar, Basri “ Diyarbakır Tarihi” /Öztuna Yılmaz Devletler ve Hanedanlar cilt 3 s.32 vd.

Diyarbakır’daki peygamberlerin Asurlular dönemiyle ilişkili olduğu anlaşılmaktadır

Asurlular Yönetiminde Amed (Diyarbakır)

Amed ve çevresi Asur hükümdarı 1.Salmanasar zamanında ve M.Ö.1260 yıllarında tamamıyla Asur hakimiyetine girdi. Bu ilk Asur egemenliği yetmiş yıl kadar sürdü.
MÖ.1200’lerde Sami soyundan Aramiler’in Bit-Zaman kabilesi Diyarbakır içlerine dek sokulmuştur. Balta M:Kültürler kavşağında Şırnak.İst.2003 s:132

Amed’de Bit -Zamanı Krallığı(900-825):
Asurların zayıflamasıyla Bölgeye Arami göçü olmuş,Aramilerden Bit-Zamani kabilesi Diyarbakır’a yerleşmiştir.
M.Ö.9.yüzyılda Diyarbakır Aramilerden Bit-Zamani kabilesinin başkentidir.
Yrd.Doç.Dr.Canan Parla.Osmanlı öncesinde Diyarbakır.I.Uluslararası Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır.2004.s.248

Amidi’yi kendilerine merkez edinen Bit-Zamanı Krallığı şehrin Hurilerden kalma tahkimatını kuvvetlendirdiler. Bu kuvvetli tahkimat sayesinde Asur saldırılarına uzun bir süre karşı koyabildiler. 76 yıl süren Bit Zamanı Krallığı döneminde Diyarbakır çok gelişmiş, bayındır, zengin bir belde durumuna gelmiştir.
( Müslüm Üzülmez:Çayönünden Erganiye.2005 S:52)

Asur kralı 3. Salmanesar, Bit-Zamani Krallığına son verdikten sonra Amed tekrar Asur egemenliğine girdi.

Urartu Yönetiminde Amed(M.Ö.775-736)

3.Salmanasar ‘ın ölümüyle Asur devletinin zayıflamasından faydalanan Urartu Kralı İspuinis (MÖ..825-810) memleketinin sınırlarını batıya ve güneye doğru genişletti. Birçok yeri kendi topraklarına dahil eden Urartular birçok krallığı da kendilerine bağladılar. Bunlar arasında Diyarbakır da vardı. MÖ..775′de üçüncü defa Asur hakimiyeti sona erdi ve Diyarbakır Urartu’ya bağlanmış oldu.

Amed’de Son Asur HakimiyetiUrartuların bu parlak dönemi fazla uzun sürmedi, MÖ..743 tarihinde Asurlular tarafından büyük bir hezimete uğradılar. Bu savaştan sonra Urartular, Suriye ve Fırat bölgelerinden çekildiler böylece Amed tekrar Asur egemenliğine girmiş oldu.Asur egemenliğinde kalışı MÖ..653 yılına kadar sürmüştür.( – zehra korkmaz. tarihi şehir amed)

Bölge bir müddet Babil egemenliğine de girmiştir. (Özgültekin Ramazan ,Akman Ekrem,Demirbağ Hüseyin :D ünden bugüne Siverek.Konya.1997.s:54

Diyarbakır’da hüküm süren ve M.Ö.1800-1500 yıllarınad en önemli devlet olan Hurriler’in sınırları peygamberlerin yaşadığı interlandda yani doğuda Zağros dağları,güneyde Kerkük mıntıkası ve güneybatıda Kenan iline kadar genişlemişti.
Diyarbakır İl Yıllığı 1967.Diyarbakır valiliği.s.149

Talmud’da yazılanlara göre Asur Kralı Salmeneser tarafından sürülen Yahudiler,ilk olarak bugünkü Kuzey Irak’ın bulunduğu bölgeye göç ettiler.Bugünkü Erbil şehri,M.Ö.1 yüzyılda Yahudiler tarafından başkent yapıldı,Yahudi devleti kuruldu,dil aramice idi
Mezopotamya olarak bilinen Fırat ve Dicle nehirlerinin buluştuğu bereketli topraklarda bir çok peygamber mezarı bulunduğu bilinmektedir.Bu peygamberlerin bir çoğu Yahudi kavimlerine gönderilmiştir.Türkiye’de bu kavime ait çok iz vardır.Hakkari-Van arasındaki bölgede Başkale kasabasında 30 yıl öncesine kadar aramice konuşulurdu
Eşref Günaydın:Yahudi Kürtler.Karakutu yay.16.Baskı.İst.2007.s.17,18

MS.639’da İyaz bin ganem komutasındaki Sahabe ordusu Diyarbakır’ı fethedince ,şehri temsilen karşısına Davut oğlu Süleyman neslinde Huneyn b.Maiş isimli bir kimsenin çıkması da olaya başka boyut kazandırmaktadır
Amid Yahudilerinin önde gelenlerinden biri olduğunu ve Hz.Davud peygamber’in (S)soyundan geldiğini ifade eden Huneyna oğlu Mişa adında bir Yahudi bir din adamı,İyaz’ın huzuruna çıkarah Hz.Davud(s),Hz İbrahim(s) ve Hz.Musa(S) peygamberler gönderilen bazı ayetleri okudu.Şehir sakinlerini bağışlamayı önceden düşünmüş olan İyaz,yahudi din adamını dinledikten sonra ona cevap olarak ‘Allah affedicidir,bağışlamayı sever.Biz de şehirdeki herkesi affettik ‘der.Bunun üzerine şehir halkı da:’Madem ki bizi affettin biz de senin dinine giriyoruz’diyerek,çoğu İslam dinini kabul etti

(El-Vakidi:Fütuhu’l Cezire,186-187 –Abdurrahman Acar:Amid(Diyarbakır)Şehrinin fethi.D.Ü.İlahiyat Fak Derg.1999.c:1 s:202

Osmanlı dönemindeki Kuzey Irak’ı sosyal, tarihi, ekonomik yönleriyle inceleyen Dr. Sinan Marufoğlu, bölgedeki Yahudilerin M.Ö. 7. yüzyılın sonlarında Babil kralı Nabukadnezar tarafından Filistin topraklarında bulunan İsrail halkının esir alınması ve Irak topraklarına sürülmesiyle buraya geldiklerini belirtiyor. Musul, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye gibi şehir merkezlerinde yaşayan Yahudiler ticaret ve tefecilik gibi işlerle uğraşırken, kırsal kesimdekiler tarımla uğraşmaktadırlar. 1881’deki nüfus sayımına göre, şimdi Kuzey Irak denilen o zamanki Musul ve Şehrizor vilayetlerinde toplam 4286 nüfuslu Yahudi cemaati yaşadığı bildirilmektedir.
1827’de bölgeyi gezen Haham David, 15 sinagoga sahip olan cemaatin 1875 aileden oluştuğunu not ederken, 1924’te Türkiye ile Irak arasında çıkan Musul sorununu halletmek için kurulan Milletler Cemiyeti heyeti raporunda Süleymaniye’de 1550, Erbil’de 2750, Musul’da 7550 Yahudi bulunduğu belirtiliyor http://ulkumuz.wordpress.com/
16. yüzyılın başından 20. yüzyıl başına kadar geçen dört yüz yıllık süre içinde Diyarbakır şehrinin nüfus yapısı genel hatları ile şöyledir: Diyarbakır, üç semavî dine mensup insanların bulunduğu bir yerdir. Şehirde hem Müslüman hem Hıristiyan hem de Yahudiler bir arada yaşar. Ancak bunların şehirde yaşadıkları mekânlar yani mahalleler, genellikle birbirinden ayrıdır. Mahalle-i Gebran, Mahalle-i Eramine, Mahalle-i Şemsiyân, Mahalle-i Yahudiyân gibi adlarla anılan mahalleler bulunmaktadır
2 Nolu Salnamedeki (1282 / 1870-1871) kayıtlar açıkça göstermektedir:
“Nefs-i Diyarbekir’de bulunan müslim ve gayrimüslim cümle ahalinin nüfus-ı mevcudesi cedveli:

Zükûr (Erkekler)
Inâs (Kadınlar)

İslâm
4871
5033

Yahudi
143
137

YEKÛN
10800
10580

Bir Alman tıp doktoru olan Lamec Saad’ın verdiği rakamlara göre 1890 yılında Diyarbakır şehrinin dinî gurupları şöyledir:

Müslüman 10000

Yahudi
400

Kenan Ziya TAŞ. Osmanlı Devleti Zamanında Diyarbakır’daki Ermeni Nüfusu Üzerine Bazı Bilgiler. www.ermenisorunu.gen.tr

Nebi Melak(Eğil ilçesi)

Eshab-ı kehf mağarası(Lice-Derkam)

Develi, Diyarbakır ilinin Ergani ilçesine bağlı bir köydür. Ergani ilçesine 43 km uzaklıktadır.

bu köyde oturanlar geleneklerine son derece bağlı insanlardır hatta bir rivayete göre buranın insanlar seyyid diye tabir edilen Muhammed’in soyundan geldiklerini söylerlerbu köyde oturanlar geleneklerine son derece bağlı insanlardır hatta bir rivayete göre buranın insanlar seyyid diye tabir edilen Hz.Muhammed’in soyundan geldiklerini söylerler.(vikipedi)

Arıcak
Diyarbakır Dicle ilçesinin hemen yanında,Diyarbakır kültürü altında olan Elazığ’a bağlı bir ilçedir.
İlçenin tarihçesi konusunda kesin bilgiler olmamakla beraber, Arıcaklıların el yazması Arapça bir secerede Kerbela olayından sonra buraya gelip yerleşen Mustafa ÇELEBİ’nin çocuklarıdır.

http://site.mynet.com/elzde/elazig/id8.htm

Diyarbakır’da inanç esasları ile Ortadoğu,Mısır birbirinden kopuk değildir,iç içedir.Yani Peygamber diyince akla sadece Ortadoğu’nun gelmesi yanlıştır.
Çayönündeki en eski papaz şamanlar gerçekten Mısır’ın büyük tanrılarının torunları idi(?),neolitik kavimlere ait insan kurban etme uygulamasında da Çayönü ve Mısır arasında bir paralellik var.

Tarihte Mısır’ın bir toprağı olarak Urfa’nın doğusunu yani Diyarbakır’ı da görmekteyiz.
(Austen Henry Layard:Ninova ve Kalıntıları.Avesta yay.İst.2000.s.20)

Çayönünde insan kurban etme olgusunu da gözlüyoruz
Enver Yorulmaz:Güneydoğu.Ank.1997.s.194,184

Bir diğer ifadeyle bölgeleri izole olarak ele almak doğru değildir.Çevrevi etkileşim vardır.Örneğin Urartu’ların merkezlerinden Van’da Çavuştepe’de Karacadağ bazaltlerini görüyoruz.Diyarbakır’ın tarihin derinliklerinde Mısır’la ilişkide olduğunu anlıyoruz.

Diyarbakır Mezopotamya,Ortadoğu ve Mısırla iç içe olmuş ve inanç sistemleri de karşılıklı etkileşimde olmuştur.
İ.Ö.2400’lerde Sami asıllı I.Sargon,Sumer kralı Urzababa’ya başkaldırıp kendisini kral yapıyor.Sumer’in şehir beyliklerini birer birer idaresi altın alıyor.Sargon yönetim sınırlarını Kuzey mezopotamyaya kadar uzatıyor ve Kendisine Sumer ve Akkad’ın kralı unvanını veriyor.Sargon’dan sonra kral olan Naramsin Diyarbakır’a kadar geliyor.

Muazzez İlmiye Çığ.İbrahim Peygamber.Kaynak yay.6.basımİst.2006..s77.
Diyarbakır’da ön planda Asurlular’ı görüyoruz.Burada İsrail oğulları peygamberlerini görüyoruz.Buradaki peygamberlerin Asurluları etkilediği gözlenmektedir.
‘Peygamberlik olayı,Yahudilerden Asurlulara geçmiş.Çivi yazılı metinlere göre Asur’da Tanrıdan bir peygamber yoluyla alınan haberler tabletlere yazılmıştır

Muazzez İlmiye Çığ :Kur’an,İncil ve Tevrat’ın Sumerdeki kökeni.Kaynak yayİst.2007.s.15

Aramiler ve Diyarbakır
Hz. Nuhun ,Ham,sam,Yafet isimli çocukları vardır
Aramiler Sami bir halktır, MÖ. 1. bin yılında Kuzey Mezopotamya ve Suriye civarında yaşamışlardır.
Bugün Türkiye’de Aramice’nin bir lehçesini konuşan Süryani olarak bilinen halkın Aramiler’den (Aram Nahrin (= Mesopotamia)nin en eski yerli halktır) geldiği bilimsel olarak kanıtlanmıştır.Vikipedi, özgür ansiklopedi
M.Ö.1117-1078 yıllarında Aramilerin Diyarbakırda hakimiyetlerini gözlüyoruz.
İrfan Işık.Birlikte olduğumuz Halklar.Sorun yay.İs.2000.s.89
Bu şartlarda Ortadoğuda yaşayan ve peygamberlerle ilişki krmuş kavimlerin Diyarbakır’da yaşadığını gözlüyoruz

Sami ırkının menşei neresi:
Sami ırkı;Arami,İbrani ve Arap olmak üzere üç kola ayrılmaktadır.
Tevrat’a ve çivi yazısı kitabelerine göre menşeleri ;Kuzey mezopotamyada Toroslardan gelmiştir.Bilindiği üzere Diyarbakır Torosların eteklerindedir.Ergani,Lice ,Çüngüş Toroslarla çevrilidir.
Sami Irkının bölgemizden çıkmış olması bu bölgedeki peygamber çokluğu hakkında fikir verir.
Önemli bir görüşe göre Samilerin anavatanı Mezopotamya’dır.Bu bölgeden çıkan Sami kabileler,Suriye,Filistin,Arabistan ve Habeşistan’a doğru yayılmışlardır.Bu görüş Mezopotamya’yı insanlığın beşiği sayan Tevrat’a dayanmaktadır
Sami uluslara ait kitabeleri inceleyen filologlara göre Samiler,kuzeyden yani Toros civarından güneye inerek bir kısmı Mısır’a gitmiş,bir kısmı Suriye ve Filistin’e dağılmış;Akad adını alan diğer bir kolu yarımadaya çekilmiş,Araplar da Arap yarımadasına yayılmışlardır.Daha sonra Arabistan’dan Afrikaya bazı kabileler geçmiş,bunlar da Habeişlileri oluşturmuşlardır.Bu görüş Babil bölgesi tarihinin bazı noktaları ile Aramilerin en eski izlerini kuzeyde gösteren çivi yazısı kitabelerine dayanarak ileri sürülmüştür.
(M.Şemsettin Günaltay:İslam Öncesi Arap Tarihi.Özkan matb.Ankara.2006s.32-33)

Eğil ,Asur,İsrailoğulları ve Peygamber ilişkisi

Eğil,Tevrat ismi geçen Babili yıkan,Kudüs’e sefer düzenleyen ve Peygamber Yeşaya tarafından ‘Tanrının’yeryüzündeki aracı olarak bilinen Senahrip’in bir kentidir
Senahrip Kayseri-Malatya-Diyarbakır-Ninova-Babil hakimiyetinde olan ve Mısır’la da ilişkili olan bir kişidir.İsrailoğullarına saldıran bir hükümdardır

Bölgede Tarihte İsrailoğulları yaşamaktaydı
Diyarbakır Yahudilerce kutsal kentdir

Diyarbakır’lı Yahudiler Diyarbakırın Tevratta bahsi geçen Kalne şehri olduğunu söylemektedir.
(Tekvin”Bap 10,ayet 1′Ve onun krallığının başlangıcı Şinar diyarında Babil,ve Erek,ve Akkad ve Kalne idi’ Kitabı (Mıukaddes,Kitabı Mukaddes Şirketi.İstanbul.1955 s.9)
(Rifat N.Bali:Diyarbakır YahudileriDiyarbakır Müze Şehir.s:370)
Yahudilerin Arz-ı Mev’ud” olarak bildikleri Kenan İli Filistin olarak bilinir.Yalnız bir tevafuktan bahsedeyim.Ergani Otluca’da medfun Hz.Şit’in oğlu ,Enuş peygamberin oğlunun Kenan olduğunu bu vesileyle bu bölgeye Kenan ili anlamı akla gelebiliyor

Türbedeki taşın üzerinde ‘Yerd bini Mehlail,b.Kinan b.Enuş,b.Şit b.Adem’yazılıdır
(Diyarbakır valiliği İl Yıllığı 1967 s.:332) (.Basri Konyar:Diyarbekir Yıllığı.1936. s:347)(50.Yılında Diyarbakır.1973 İl yıllığı.s:46)
(.Şerafettin GüneliBütün Yönleriyle Ergani.Ank.1966..!3) /Nihat Aytürk:Türkiye’de Ziyaret yerleri.s:16/

Diğer bir nokta da Filistinin Kenan ili olarak birincil değil,ikincil olduğunu söyleyebiliriz.Örneğin.Osmanlı döneminde Aksaray ilindeki İstanbul’a göçettiriliyor.Göçettikleri semte de Aksdaray ismi veriliyor.
Bu noktada
Mircea Eliade’yi dinleyelim
Kitab-ı Mukaddeste kullanılan nitelemeyle onlara Kenanlılar adı verilebilir,ama bu sonradan konulmuş bir isimdir.İşgalciler yerleşikleşir,tarım yapar,bir kent uygarlığı geliştirirlerMirce Eliade.Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi.Kabalcı yay.İsr.2003.s.185
Prof.Dr.Yona Sabar Diyarbakır şehrinde ezelden beri büyük bir Yahudi topluluğu yaşıyordu’demektedir.

Yona Sabar:Kürdistani Yahudilerin Halk Edebiyatı.Doz yay.İst.2005.s.238,302

Hz Musa ve Diyarbakır ilişkisini anlamaya zorlanırsak bu işi daha da zorlanarak anlamaya gitmemiz gerektiğini düşünüyorum.Yani biraz daha ileriye götürerek,yani Diyarbakır’ın komşusu Malatya’ya uzatarak konuyu açmak istiyorum.
‘Malatya’nın asıl adı Melite’dir.İbrani dilinde ilk olarak Semiramis tarafından kurulmuştur.Elazığ ile Malatya arasında ve Fırat nehrinin sol kıyısındaki Kömürhan ortalarında düz satıhlı bir kaya üzerinde Semiramis tarafından yazdırılmış İbrani dilinde bir kitabe vardır.İbrahim Olcaytu:Folklor defterleri-I. Kalan yay.Ank.2000.s.35-36

Eğil Asur ilişkisi

Toumanoff, M.Ö. 6. yüzyıla ait bir Süryanice kaynaktan Angl(Eğil)

——————————————————————————–

Kalesi ve kentinin Asurlu Senahrip (Sîn-ahhe-eriba, Sanhêrib M.Ö. 704-681)’in kenti olarak da bilindiğini aktarır ve bu kentte bulunan Asur krallarından birine ait yazıtın Tevrat’ta adı iyi bilinen, M.Ö. 689 yılında Babil’i yakıp yıkan Senahrip’e atfedildiğini söylemektedir. Toumanoff’a göre, Angl prensliğinin Asuri olarak tanınmasında, Asur Ülkesi sınırlarına yakınlığı nedeniyle bu prensliğin coğrafi konumunun da katkısı olmuş, bu coğrafi yakınlık ve orada bir Asur yazıtının bulunmuş olması Angl Bölgesi ve Senahrip Bölgesi’nin orijin olarak da bir ve aynı yer sayılmalarına neden olmuştur. Nitekim Primary History’de ve M. Khorene’de kayda geçirilmiş bulunan Ermeni tarihinde de Angl Bölgesi’nin orijini Asur Kralı Senahrip’e dayandırılmaktadır. http://tekyeli.googlepages.com

Asurlar Zamanında (M. Ö: 690-675)

II. Sargon’un ölümünden sonra tahta çıkmış olan Kral Sahnerip, (M. Ö: 705-681)Tohma Vadileri’ne bir akın düzenleyerek, M. Ö: 690 yılında, Kayseri’den Malatya’ya kadar olan tüm yerleşim birimlerini ele geçirdi. M. Ö: 690 yılından, M. Ö: 675 yılına kadar, Asurlar’ın eğemenliği altında kalan bu bölgede Muşkiler, genellikle Gürün ve havalisinde etkili olurken, Darende’den Malatya’ya kadar olan bölge de, daha çok Asurlar etkin olmuşlardır.
M. Ö: 675 tarihinden sonra, Kayseri’den Malatya’ya kadar olan sahada gittikçe azalmıştır. Çünkü Asur kralı Senharip ve ondan sonra tahta çıkan Assarhaddon, ülkenin diğer komşularıyla savaşmak zorunda kaldığından, ülkenin kuzey bölgelerinde, nüfuzu altındaki topraklara gereken önemi verememiştir. M. Ö: 690-675 yılları arasında, Asurlular’a bağlı bulunan Darende ve Gürün havalisi, bu dönemde Asur ülkesine her yandan yapılan saldırılar yüzünden bu ülkenin egemenliğinden çıkmıştır. Asur Kralları, bu bölgelere çeşitli akınlar düzenleyerek kentleri ve kaleleri tahrip etmişlerdir. Tohma Vadisi’nde bulunan tüm yerleşim birimleri, M. Ö: 675 yılında, Kimmer/İskitler’in (Türkleri) eline geçmiştir. (Mehmet Ali Özbütün yönleriyle gürün ilçesi tarihi ve coğrafyası)

Kral Sahrenip ve tevrat

Tevrat
2 Krallar 19:20
20 Bunun üzerine Amots oğlu Yeşaya, Hizkiya’ya şu haberi gönderdi: “İsrail’in Tanrısı RAB şöyle diyor: ‘Asur Kralı Sanherib’le ilgili olarak bana yalvardığın için diyorum ki, “‘Erden kız Siyon seni hor görüyor, Alay ediyor seninle. Yeruşalim kızı ardından alayla baş sallıyor.

Kudüs’e düzenlediği seferden dolayı Kutsal kitapta adı geçen Senharib,Peygamber Yeşaya tarafından ‘Tanrının’yeryüzündeki aracı olarak bilinir
Yuhanun ve Abgar Gülten(Süryaniceden Terüme.Ahiakr’ın Öğütleri.GDK yay.İst.2004.s.62

Yeşaya Peygamber, M.Ö. 740-710 yılları arasında Yahuda Krallığında yaşamıştır. Bu dönemde kuzeydeki İsrail Devleti Asur tehdidindedir. M.Ö. 721′de Asur Krallığı Kuzeydeki İsrail Devletini işgal ediyor ve ilk ciddi Mesih beklentisi başlıyor. Peygamber Yeşaya döneminde Babil Krallığının Yahuda Devleti üzerinde herhangi bir tehdidi olmadığı halde, 13. bölümde itibaren Babil’den bahsetmeye 21. bölümünde yıkılacağından 45. bölümde de Pers Kralı Koreş Mesih ilan ediliyor. Babil’in yıkımı M.Ö. 538′de olduğundan Yeşaya’da ayrıntılı bir şekilde bu olayların geçmesi üzerine konunun uzmanları, bu kısımların M.Ö. 4 asırda Tevrat’ın yeniden derlenmesi ilave edildiği veya ikinci bir Yeşaya’nın varlığına bağlamışlardır. //www.gizliilimler.tr.gg
Yeşaya İbranice’de “Rab kurtarır” anlamına gelir. Kitabın adı olan bu ifade bir bakıma kitabın özetidir. Peygamber Yeşaya İ.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısında Yeruşalim’de yaşadı. Kitap üç ana bölüme ayrılabilir:
1. 1-39 arasındaki bölümler güneydeki Yahuda krallığının güçlü komşusu Asur tarafından tehdit edildiği dönemi anlatıyor. Yeşaya, Yahuda’ya yö­nelen gerçek tehdidin Asur’un yenilmez gücü değil, halkın günahı, Tanrı’ya başkaldırmaları ve Yahuda halkının Tanrı’ya güvensizlikleri oldu­ğunu gördü. Peygamber çarpıcı söz ve davranışlarla Yahuda halkını doğruluğa ve adalete çağırmaktadır. Onları uyarır, Tanrı’ya kulak ver­mekte gecikirlerse, felaketlerin yakalarını bırakmayacağını söyler. Yeşa­ya, dünya çapında barışın sağlanacağı dönemi ve Davut’un soyundan gelecek olan örnek kralın gelişini de önceden bildirdi.
2. 40-55 arasındaki bölümler değişen tarihsel durumu yansıtır. Asurlular’ dan sonra bölgede egemen güç haline gelen Babilliler İ.Ö. 586′da Yeruşalim’i ele geçirir ve halkını Babil’e sürgün eder. Peygamber, Tanrı’nın kendi halkını özgür kılıp Yeruşalim’e geri götüreceğini ve yeni bir yaşama kavuşturacağını müjdeler. Bu bölümlerde öne çıkan konu, Tanrı’nın tarihi yönlendiren Egemen Rab olduğu, halkının aracılığıyla öteki ulusları da bereketleyen tasarıları olduğudur. http://kutsal-kitap.net/bible/tr/index.php?mc=1&sc=705

Ergani-Çermik yolu üzerinde Otluca köyünde Hz.Şit’in oğlu Enüş peygamber

Türbedeki taşın üzerinde ‘Yerd bini Mehlail,b.Kinan b.Enuş,b.Şit b.Adem’yazılıdır

Eğil

Nebi Melak ve melekler vadisi

Nebi Zennun

Eğil’de Nebi Zennun’dan büyük bir etkilenme vardır.1856 doğumlu bir vatandaşımızın kabri

Ergani-Çermik yolu üzerinde Otluca köyünde Hz.Şit’in oğlu Enüş peygamber

Türbedeki taşın üzerinde ‘Yerd bini Mehlail,b.Kinan b.Enuş,b.Şit b.Adem’yazılıdır

Eğil

Nebi Melak ve melekler vadisi

Nebi Zennun

Eğil’de Nebi Zennun’dan büyük bir etkilenme vardır.1856 doğumlu bir vatandaşımızın kabri

Bu haber 8 Şubat 2013 tarihinde tarafından ÇAYIRKENT BELDESİ kategorisi altına yazılmış. defa okunmuş ve Yorum yapılmamış

Yorum yapılmamış


Yorum yapın


Yorum yapmak için giriş yapmalısınız.