Salyangoz Hakkında Bilgi

Salyangoz Hakkında Bilgi
Salyangozlar dünyanın her yerinde bulunur. Bazıları okyanuslarda, bazıları ise ırmak, göl ve benzeri tatlı sularda yaşarlar. Karada yaşayan sayısız salyangoz türü tropikal ormanlardan ılıman iklim kuşağının nemli bölgelerine dek uzanan geniş bir alanda bulunur.

Salyangozun başında bir ağız ve bir ya da iki çift dokunaç bulunur. Gözleri bu dokunaçların üstünde yada altında yer alır. Yassı gövdesi üzerinde sürünerek ilerler. Ayağında bulunan bazı salgı hücreleri, salyangoz süründükçe yeri yağlayarak ilerlemesini kolaylaştıran bir sümüksü madde de salgılar. Düzgünce bir zeminde ilerleyen salyangozun arkasından parlak bir iz bırakmasının nedeni budur. Hem ayağını hem de başını kabuğunun içine çekebilir.

Tatlı su salyangozlarının ve kara salyangozlarının tarih öncesi zamanlarda da insanlarca yenildiği sanılmaktadır. Günümüzde pek çok ülkede lezzetli bir yemek olarak kabul edilir. Piyasada çoğunlukla üretim çiftliklerinde yetiştirilen salyangozlar bulunur. En büyük üretim çiftlikleri Fransa, İtalya ve İspanya’dadır. 8 ile 9 m²’lik bir bölmede yaklaşık 10.000 salyangoz yetiştirilebilir. Salyangozlar et, sebze ve kepek ile beslenir.

Hayvanbilimde Buccinum undatum ve Littorina adı verilen deniz salyangozu türleri, Avrupa’da besin maddesi olarak tüketilir. Buccinum undatum çağunlukla Atlas okyanusunun kuzey kıyılarında bulunur. Besin maddesi ve morina avcılığında yem olarak kullanılır. Ilıman bölgelerde ve soğuk denizlerde de yaşar. Kayaların ve yosunların üzerine tutunur ve yosunla beslenir. Dişli dil adı da verilen uzun dili önemli bir özelliğidir. Bu dilde bir dizi keskin kavisli diş bulunur.

İstiridye matkabı adıyla bilinen salyangozun dişli dili çok gelişmiştir. Uzunluğu 2,5 cm’den az olan bu küçük canlı, istiridyenin kabuğunun birleştiği yere bir delik açar ve buradan avının yumuşak gövdesini emer. İstiridye yetiştiriciliğinin başlıca düşmanlarından biri, bu istiridye matkabı adı verilen salyangozdur.

ÇAYIRKENT BELDESİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ozon, Ozon Nedir, Ozon Hakında Bilgi, Ozon ile ilgili bilgi, Ozon Özellikleri

Ozon Nedir
Renksiz, keskin kokulu bir gaz olan Ozon aynı zamanda oksijenin kimyasal bir kuzenidir. Oksijen atmosferde; oksijen atomu (O), oksijen molekülü (O2) ve ozon (O3) olarak üç değişik biçimde bulunur ve ozon normal oksijenden daha az kararlıdır.

Yüksek enerjiye sahip güneş ışınlarının normal oksijen moleküllerine (O2) çarpmasıyla ortaya çıkan oksijen atomlarının (O) diğer oksijen molekülleriyle (O2) birleşmesi sonucunda ozon (O3) meydana gelir.

O2 + hv => 2O

O2 + O => O3

hv : 1300 ila 2025 °A arasındaki dalga boylarındaki bir foton.

Ozon’un tüm güneş spektrumu boyunca çok sayıda yutma şeritleri vardır. 0,21-0,29 µm aralığında yutma en fazladır (Hartley Şeridi, burada yutma katsayılarının sayısal değerleri çok fazladır). L = 0,2553 µm dalga boyu için bu katsayı maksimum değerine ulaşır, ?’L = 126,5 cm-1 dir. Yan şeritte L=0,31 – 0,33 µm için ozonun yutması bir hayli daha fazladır. ?’L’nın değeri 0,8 cm-1 değerini aşmaz. Güneş spektrumunun görünür bölgesinde ozonun yutma şeridi epey geniştir (0,44 – 0,75 µm), maksimumda ?’L = 0,0594 cm-1 dir. Bu üç şeritte ?’L’nn değeri sıcaklığın artmasıyla artar. Spektrumun kızıl ötesi bölgesinde ozonun; 4,75 , 9,6 ve 14,1 µm merkezli kuvvetli yutma şeritleri vardır. Burada yutma katsayıları ozon tabakasının eğik kalınlığı ve atmosfer basıncı ile bağıntılıdır. Atmosferin üst katmanlarındaki sıcaklık rejimi için görünür bölgede yutma şeridi esastır. Çünkü, ?’L = değeri küçük olmasına rağmen yutma şeridi güneşten gelen maksimum enerji bölgesine isabet eder (L = Lamda, ? = Alfa).

Tüm ozonun yaklaşık %90′ı en yüksek konsantrasyona yaklaşık 25 km yükseklikte ulaşarak dünya yüzeyinden 15-45 km yukarıda stratosfer olarak bilinen yukarı atmosferin çok soğuk bir tabakasında saçılmış halde bulunur ve yaklaşık 20 km kalınlığındaki bu tabakaya ozon tabakası adı verilir. Her 100.000 molekülde sadece bir tane olması ozonun seyrek bir gaz olduğunu açıklamaktadır. Eğer saf ozon dünya yüzeyine taşınsaydı, hava basıncı ve sıcaklık şartlarıyla şıkıştırılan ozon yaklaşık 3 mm kalınlığında bir bant oluşturacaktı. Bu kadar az miktarda bulunmasına rağmen ozon yeryüzündeki biyolojik olaylarda başlıca rolü oynamaktadır.

İyi ve Kötü Ozon Nedir?
İyi ozon tüm ozonun %90′ıdır ve aynı zamanda stratosferik ozon olarak da adlandırılır. Stratosferdeki ozonun oluşturduğu tabaka, doğal bir filtre vazifesi görerek yeryüzündeki tüm yaşam türlerini güneşin zararlı UV ışınlarına karşı koruduğu için “iyi ozon” dur. Ozon tabakası olmasaydı birçok insan cilt kanseri, katarakt gibi hastalıklara yakalanacaktı, hayvanlar ve tarım ürünleriyle bitkilerin yanısıra okyanusların üst seviyelerindeki canlı organizmalar da bundan zarar göreceklerdi.

Stratosferik ozon doğal olarak atmosferde oluşur ve aynı zamanda yine doğal olarak stratosferde bozulur. Atmosferde ozon; doğal olarak güneş ışınları ve nitrojen, hidrojen ve klor da dahil olmak üzere çeşitli bileşiklerle kimyasal reaksiyona girerek bozulur. Bu kimyasalların hepsi çok az miktarlarda atmosferde doğal olarak mevcutturlar. Kirlenmemiş bir atmosferde üretilen ozon miktarıyla tüketilen ozon miktarı tam bir denge halindedir. Böylece stratosferdeki ozonun toplam konsantrasyonu nisbeten sabit kalır.

Diğer %10 luk miktar ise “kötü ozon” dur ve araç egzostları ve endüstriyel emisyonların oluşturduğu uçucu organik karışımların ve de nitrojen oksitlerin havaya karışmasıyla ortaya çıkan insan aktivitelerinin sebep olduğu ciddi bir hava kirliliğiyle yer seviyesinde oluşur. Özellikle yazın sıcak günlerinde uçucu organik karışımlar ve nitrojen oksitler güneş ışınlarıyla reaksiyona girdiklerinde “duman” olarak isimlendirilen tehlikeli bir “kentsel-endüstriyel pus” halini alırlar. Kısaca yeryüzündeki ozon, fotokimyasal dumanın anahtar bileşenidir.

Yer seviyesinde yükselen ozon miktarı, lokal ve bölgesel çevre için endişe arzetmektedir, çünkü insan sağlığı ve doğal ekosistemler üzerinde doğrudan negatif etkilere sahiptir. Kötü ozon insanlarda ve hayvanlarda ciddi göz, burun ve solunum problemlerine neden olabilir ve tarım ürünleriyle ormanlara zarar verebilir.

Ne yazık ki; stratosferik ozon (iyi ozon) azalırken, yer seviyesindeki ozon (kötü ozon) artmaktadır. İyi ozondaki azalmayı önlemek için yeryüzündeki ozonu ona gereksinim duyulan yukarı seviyelere doğru hareket ettirmemiz de maalesef mümkün değildir.

Kısaca özetlersek, yeryüzü yakınlarındaki ozon (kötü ozon) ciddi bir hava kirleticidir. Stratosferde ise hayat koruyucu ozon tabakasıdır (iyi ozon).

Ozon Tabakasının Dünya Çevresindeki Dağılımı
Ozon tabakası dünya çevresinde eşit olarak dağılmamıştır. Dünya yüzeyi üzerinde herhangi bir yerdeki ozon miktarı; doğal olarak enlemle, mevsimlerle ve günden güne değişim gösterir.

Genelde normal şartlar altında ozon tabakası kutuplar üzerinde en kalın ve ekvator etrafında en incedir. Güneş radyasyonu çok daha dolaysız ve buna bağlı olarak da çok daha şiddetli olduğundan stratosferik ozon ekvator üzerinde yüksek miktarlarda üretilir. Buna karşılık stratosferik rüzgarlar ve farklı stratosferik basınçlar, ozonun ekvatordan kutuplara doğru hareket etmesine neden olurlar.

Ozondaki mevsimsel değişikliklerin, hava kütlelerinin geniş ölçekli hareketleriyle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Çok aşağı enlemlerde (ekvatora yakın) yukarı atmosferden stratosfere yavaş-yükselici genel bir hava akımının varlığına inanılır. Bu hava kütlesi, Arktik bölgelerde kış ayları süresince traposfere döner. Kışın yüksek enlemlerde havanın inmesi, bu mevsim boyunca 15-40 km yükseklerde havanın çok soğuk ve yoğun dolayısıyla da çok ağır olması gerçeğine dayanmaktadır.

Belirli bir bölge üzerindeki günlük değişiklikler, yukarı atmosferdeki hava koşullarıyla yakından ilgilidir. Dünya yüzeyi üzerindeki günlük sıcaklık değişiklikleriyle basınç ve stratosferin yüksekliği arasında yakın bağıntılar vardır. Buna bağlı olarak da belirli bir bölge üzerindeki ozon miktarı bu faktörlerdeki değişmelerle farklılıklar gösterir. Antisiklonlar (yüksek basınç alanları) içinde indirgenmiş ozon kalınlığı normalin altında, buna karşılık depresyonda ve bilhassa alçak basınç merkezinin batısında normalin üzerindedir.

Ozon Tabakasının Kalınlığı Nasıl Ölçülür?
Ozon tabakası görünmez bir kalkan olmasına rağmen, bilim adamları onu ölçmek için çok sayıda yol buldular. Bu yollardan biri ölçüm aletlerini atmosfere taşıyan ve elde edilen bilgiyi dünyaya gönderen helyumla doldurulmuş balonların kullanılmasıdır. Stratosferik ozon seviyeleri yeryüzüne bağlı aletlerle de roketler, uydular ve yüksek irtifa balonları kadar iyi ölçülebilmektedir.

Dünya yüzeyinde belirli bir miktarın üzerindeki ozon çokluğu; 100 Dobson Ünitesi (100DU=1mm) deniz seviyesindeki net ozon kalınlığı olmak üzere, Dobson Ünitesi ile ölçülür. Tipik bir ozon kolonu yaklaşık olarak 300 DU ‘ne eşittir. Ozon konsantrasyonu normalde; baharda kutup bölgelerinde 500 DU ‘nden daha fazla, yıl boyunca ekvatorda 250 DU ‘den daha az değişmektedir.

1980′den beri ozon tabakasının kalınlığında doğal olmayan değişiklikler ölçülmektedir. Ozonun dikkate değer en düşük bahar zamanı seviyesi son yıllarda Antarktika’da kaydedilmiştir.

Ozon Tabakası Bizleri UV Radyasyondan Nasıl Korur?
Stratosferdeki ozon ve oksijen, UV-B’nin çoğunu ve UV-C’nin tamamını yutarak dünya yüzeyindeki yaşamı korur. Eğer aksi sözkonusu olsaydı tüm bu zararlı ışınlar dünya yüzeyine erişebileceklerdi.

Güneşin UV-B ve UV-C ışınları stratosfere girdiklerinde, ozon ve oksijen molekülleriyle çarpışırlar. UV-B radyasyon sadece ozonu parçalamaya yetecek enerjiye sahipken, UV-C radyasyon ozon ve oksijen moleküllerini parçalamaya yetecek enerjiyi elinde bulundurur. Bu süreçler esnasında UV-B radyasyon salınır ve çevreleyen atmosfer tarafından yutulur ve böylece dünya yüzeyine erişmesi önlenir.

Bu reaksiyonlar esnasında ozon stratosferdeki doğal bir dengenin sonucu olarak hem üretilir hem de yok edilir.

Ozon “Deliği” ni Keşfetmek
Ozon tabakasındaki delikten bahsedildiğini şu veya bu şekilde duymuşsunuzdur. Aslına bakarsanız ozon “deliği” terimi, ozon moleküllerinin tamamen yok olmasını değil onların büyük ölçüde ve hızla azalmasını ifade etmektedir. Sonuçta ozon tabakasında ciddi boyutlarda bir incelme sözkonusudur. Bu yüzden dünyanın neresinde olursanız olun gerçek bir delik göremeyeceksinizdir.

1985 yılında İngiliz bilim adamları Antarktik Kıtasi üzerindeki ozon tabakasındaki aşırı incelmeyi veya “deliği” keşfettiklerini açıklayarak herkesi şaşırttılar. Aynı grup Eylül ve Kasım ayı ortalarına kadar uzanan bir peryod için Halley Bay (Antarktika) üzerindeki ozon konsantrasyonunun 1980′lerdeki seviyesinden %40 daha az olduğunu buldular. Yine bilim adamlarının yoğun çalışmaları ve dikkatli ölçümleri neticesinde, incelmenin 1970′lerin sonlarında şekillenmeye başladığı sonucuna varıldı.

Ozon tabakasındaki incelme giderek daha geniş bir alan üzerine yayılmaktadır, yani Antarktik Kıtası’ndan daha öteye Güney Amerika’nın ucuna dek erişmektedir. İlk keşfedildiğinde Eylül-Ekim olmak üzere iki aylık bir periyotta görülürken günümüzde deliğin (incelmenin) varlığının Eylül-Aralık ayları arasında daha uzun bir periyotta devam ettiği görülmektedir.

Antarktik ozon deliğinin keşfinden sonra bilim adamları Arktik’teki ozon seviyesinde, Güney Kutbu üzerindekinden çok daha az miktarda olmakla beraber, yine de önemli sayılabilecek azalmalara dair ip uçları buldular. Her yıl düzenli olarak beliren ve gittikçe büyüyen Antarktik ozon deliğine benzemeyen Kuzey Kutbu üzerindeki ozon kaybı çok daha değişkendir.

Ozon Tükenmesi
Ozon tükenmesi, stratosferik ozonun üretilmesi ve tahribi arasındaki doğal dengenin tahriplerden yana eğilim göstermesiyle meydana gelir. Bunun sonucunda da dünyanın koruyucu stratosferik ozon tabakasında ciddi bir incelme gözlemlenir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, sanayileşmiş toplumlardaki kimyasal kirlenmenin ozon tabakasındaki tükenmenin kaynağı olduğunu göstermiştir. Ancak şu da gözardı edilmemelidir ki, ozon tabakasındaki tüm bu değişiklikleri; yukarı seviye rüzgarlarıyla taşınma ve güneş aktivitelerinin yanısıra, büyük volkanik patlamalar gibi doğal nedenler de geçici olarak etkilemektedirler.

Bölgesel olarak ozon tükenmesi enlem ve yılın mevsimlerine göre değişir. Kuzey yarımkürede ozon incelmesi kışın sonlarında ve baharın başlarında en büyüktür. Bu zamanlarda ozon kaybı uzun süreli ortalamaları hatırı sayılır oranda aşabilmektedir.

Ozondaki ciddi tükenme Güney Kutbu üzerinde görülürken, ılımlı alanlarda daha az miktarlarda ve çok daha az miktarlarda da tropiklerde tükenme gözlemlenmektedir. Bu, ozon tabakasının doğal olarak kutuplarda daha kalın ve tropiklerde daha ince olmasından dolayı bir anlamda şanstır.

Ozon Tüketen Maddeler
Klimalarda, buzdolaplarında, köpüklerde, yangın söndürücülerde, endüstriyel eriyiklerde ve bunlara benzer diğer ürünlerde sıkça kullanılan insan yapımı kimyasal bir aile olan kloroflorokarbon emisyonları (CFCs) toplam stratosferik ozon tükenmesinin %80′inden daha fazlasının nedenini açıklar. Halonlar, karbontetraklorid, metilkloroform, hidrokloroflorokarbonlar (HCFCs) ve metil bromür asidi tuzu da dahil olmak üzere diğer sentetik bileşenler de ozon tükenmesine yardım ederler.

Bütün bu kimyasal maddeler, geniş bir klor sınıfının ve endüstriyel halokarbonlar olarak bilinen bromür içeren bileşenlerin üyesidirler. Tüm bu endüstriyel halokarbonlar iki nedenle etkili ozon tüketicisidirler. Birincisi tepkin değilerdir ki, bunun anlamı aşağı atmosferde bozulmayarak stratosfere doğru sürüklenebilen çok kararlı kimyasal maddeler olmalarıdır. İkincisi ise, ozonu tahrib eden doğal reaksiyonlara yardım etmeleridir.

Dünya yüzeyinden atmosfere salıverilen pekçok kimyasal maddenin aksine endüstriyel halokarbonlar yeryüzüne yağmur ve karla birlikte geri dönmedikleri gibi diğer kimyasal maddelerle reaksiyona girmekle de tahrib edilmezler. Bunun anlamı da bu endüstriyel halokarbonların staratosfere sürüklenene kadar atmosferde 20 ila 120 yıl veya daha uzun bir süre bozulmadan kalabilmeleridir.

Bunlar bir kere stratosfere eriştiklerinde UV radyasyon bunları, klor (kloroflorokarbonlar, metilkloroform, karbontetraklorid’den) ve brom (halonlar, metil bromür tuzu’ndan) dan oluşan iki güçlü ozon tüketicisini açığa çıkarmak suretiyle parçalar. Klor ve bromun her ikisi de değiştirilmeden ve kendi kendilerini tahrib etmeksizin ozonu tahrib eden reaksiyonları canlandırır ve hızlandırırlar. Klor atomları ozona karşı doymak bilmez bir iştaha sahiptirler ve tek bir klor atomu 100.000 ozon molekülünü yok etme yeteneğine sahiptir. Brom da bu reaksiyonları hızlandırmaya yardım eder.

Şu an atmosferde kloroflorokarbonlar (CFCs) ve diğer ozon tüketen kimyasalların muazzam bir deposu vardır ve bunlardan bazılarının 25 ila 400 yıl arasında ömürleri vardır. Daha önceden atmosfere salıverilen kloroflorokarbonlar ve halonların hemen hemen tamamı hala atmosferdedir ve gelecekte uzun yıllar boyunca ozona zarar vermeye devam edecektirler. Stratosferdeki klor ve bromür konsantrasyonunun çoğalmaya devam edeceği ve 2000 yılına yakın bir uç noktaya ulaşacağı ve sonra yavaşça azalacağı umulmaktadır. Maksimum ozon kaybının ise yüzyılın dönümü esnasında meydana geleceği sanılmaktadır.

Kloroflorokarbonlar (CFCs), tüm ozon tüketen maddeler içerisinde en fazla kullanılandır. İlk olarak 1920′lerde sülfürdioksidi soğutucu bir gaz gibi kullanmak için geliştirildi. Zehirleyici olmamaları, yanıcı olmamaları, kararlı doğası, ısıyı emme etkinlikleri onları 20. yüzyılda özellikle soğutucu alanında bir numaralı seçenek yaptı.

Kullanım alanları; soğutucular, araba klimaları, köpük ürünleri, yalıtım maddeleri, mikroçipleri ve diğer elektronik aletleri temizlemek için çözücü, steril gaz karışımlarında bir bileşim maddesi, sprey kutularında ileri doğru itici gibi pekçok değişik ürün yelpazesini içermektedir.

Her yıl yaklaşık 800.000 metrik ton kloroflorokarbon (CFC) atmosfere salıverilmektedir. Bunların atmosferde bozulmadan kalış ömürleri 100 yıldır ve yapılan anlaşmalar sonucu tüm dünyada kullanımdan kaldırılma tarihi ise 1996 olarak belirlenmiştir.

Hidrokloroflorokarbonlar (HCFCs) da klor içerirler, fakat ozon tabakasına yerlerine kullanılmak üzere geliştirildikleri kloroflorokarbonlardan daha az zarar vermektedirler. Onlar, kuvvetli ozon tüketicilerden ozona dost kimyasallara doğru uzanan zincirde geçici bir basamak sayılırlar. Genel olarak hidrokloroflorokarbonlar (HCFCs), kloroflorokarbonların (CFCs) ozon tüketme potansiyelinin %5′inin sadece %2′sine sahiptirler.

En çok kullanılan hidrokloroflorokarbon (HCFC), tüm hidrofloroklorokarbon kullanımının %85′ini içeren HCFC-22′dir. HCFC-22 az zehirleyiciliğe ve az yanabilirliğe sahiptir ve enerji oranı yüksek bir soğutucudur.

Kullanım alanları; ticari ve endüstriyel buzdolapları, klimalar, ısı pompaları, aerosol spreyler ve bazı köpük ürünleri olarak sıralanabilir.

Atmosferdeki ömürleri 15 yıldır ve tüm dünyada kullanımdan kaldırılma tarihleri ise 2030 yılı olarak belirlenmiştir.

Halonlar, öncelikle yangın söndürmekte çok etkilidirler. Tortu bırakmazlar ve sıkça su veya diğer kimyasallarla tahrib edilebilen sanat eserleri gibi değerli şeyler veya hassas aletler için bir seçenektirler.

Bütün uçaklar yangın kontrolü için halonlarla donatılırlar. Halonlar; genel endüstri, ev ve ofis kullanımı kadar bilgisayar ve elektronik donanım malzemeleri, müzeler, gemiler ve tanklar için de yangından korunmayı sağlarlar.

Halonlar 1980′lerde çok büyük miktarlarda üretilmelerine rağmen atmosferdeki seviyeleri hızla yükselmedi. Çünkü, dünyadaki halon miktarının çoğu henüz atmosfere salıverilmedi. Şimdiye kadar üretilen halonların çoğu, tahminen %70 oranında depolanmış olarak yangın söndürme aletleri için kullanıma hazır durumda bekletilmektedir.

Halonlar insanlar için bir tehlike olmasalar bile çok yüksek bir ozon tüketme potansiyeline sahiptirler. Bunların etkili atmosferik konsantrasyonu yılda takriben %11 ila %15 arasında artmaktadır.

Atmosferdeki ömürleri 100 yıldır ve tüm dünyada üretimden kaldırılma tarihleri ise 1994 olarak belirlenmiştir.

Karbontetraklorid, kloroflorokarbonların üretiminde kullanılan temel karışım maddesidir. Kloroflorokarbonların üretim sürecinde karbontetrakloridin hemen hemen tamamı tüketilir veya dönüştürülür ve atmosfere kaçamazlar. Küresel olarak karbontetraklorid küresel ozon tükenmesine %8′den daha az katkıda bulunmaktadır.

Karbontetraklorid; endüstriyel çözücü, tarımsal dezenfektan, böcek öldürücü ilaçlar ile petrokimyasal inceleştirme de dahil pekçok diğer endüstriyel süreçlerde ve Doğu Avrupa’da hala kuru temizlemede kullanılmaktadır.

Atmosferdeki ömürleri 50 yıldır ve tüm dünyada üretimden kaldırılma tarihleri 1996 olarak belirlenmiştir.

Metilkloroform, 1,1,1-triklorethan olarak da bilinen bu kimyasal 1950′lerde zehirli karbontetrakloridin yerine geçici olarak tanıtıldı ve normal koşullar altında yanmaz oluşları ve az zehirleyicilik özellikleri ile mükemmel temizleme güçleri nedeniyle hızla yaygın olarak kullanılır hale geldiler.

Çok yönlü olan bu kimyasal, endüstriyel çözücü olarak metal ve elektronik kısımları temizlemekte dünyada geniş miktarlarda kullanılır ve çoğu metal temizleme işlemleri sırasında doğrudan atmosfere salıverilirler.

Metilkloroformun atmosferdeki ömrü 6 yıldır ve tüm dünyada üretimden kaldırılma tarihi 1996 olarak belirlenmiştir.

Metil bromür asidi tuzu, 1991′den bu yana önemli bir ozon tüketen madde olarak tanındı. Bugün bilimadamları insan kaynaklı bu kimyasalın küresel ozon tüketiminin %5 ila %10′undan sorumlu olduğunu tahmin etmektedirler.

Şu an dünyada ikinci en çok kullanılan böcek öldürücü ilaç olan bu kimyasalı dünyadaki çiftçiler ve ihracatçılar toprak dezenfektesinde, binalarda ve tarımsal ürünlerin ithali ve ihracıyla ilişkili bazı taşımacılık ve garanti uygulamalarında kullanmaktadırlar.

Ozon Tükenmesi Durdurulabilir ve Geri Dönülebilir mi?
Bilim adamları, eğer bütün ülkeler ozon tabakasına zarar veren kimyasal maddelerin üretimini ve kullanımını yakın bir gelecekte durdururlarsa ozon tabakasının yavaş yavaş kendini yenileyeceğini söylemektedirler.

Ozon tabakasının onarımı şüphesiz bir gecede olmayacaktır. Ozon tüketen kimyasalların stratosfere erişmeleri uzun yılları alacaktır ve bir kere oraya ulaştıklarında da bunların tükenmeleri yüzyıllarla ölçülen bir zaman sürecinde gerçekleşeceğinden muhtemelen pekçok yıllar boyunca ozon tabakasına zarar vermeye devam edeceklerdir.

Yapılan anlaşmalarla tüm bu ozon tüketen kimyasal maddelerin dünyadaki üretim ve kullanımlarının tedrici olarak durdurulacak olmasına rağmen stratosferik klor seviyesi 21. yüzyıla kadar azalmaya başlamayacaktır. Bilim adamları ozon tabakasının 2060 yılına kadar normale yani 1980 öncesi klor seviyesine dönmeyeceğini tahmin etmektedirler. Bu tarihe erişildiğinde Antarktik ozon deliğinin daimi olarak yok olacağı umulmaktadır.

Ozon Tükenmesinin Atmosfer Üzerindeki Etkileri
Kloroflorokarbonlar dahil endüstriyel halokarbonların kullanımı atmosfer üzerinde uzun erişimli bir tesire sahip olacaktır.

Ozon tükenmesi yukarı atmosferde yani stratosferde soğumaya neden olur. Bunun yanısıra atmosferdeki karbondioksid ve sera gazları, dünyanın ısısını aşağı atmosferde tutarak stratosferdeki soğumaya dolaylı olarak katkıda bulunabilir ve Arktik ozon deliğinin oluşumunu hızlandırabilir.

Ozon kaybı, UV radyasyon seviyesindeki artışın tehdidi altındaki fitoplankton olarak bilinen mikroskopik okyanus canlılarının yaşamlarının kaybıyla, küresel iklimi dolaylı yoldan etkileyebilir. Bu yaratıklar insanlar tarafından atmosfere salıverilen karbondioksidin (CO²) yaklaşık %80′i için depo vazifesi görürler. Bunların yok olması karbondioksidin atmosferik konsantrasyonunu, sera etkisini arttırarak ve küresel iklimi etkileyerek, yükseltir.

Ayrıca, fitoplanktonlar okyanuslar üzerindeki bulutların oluşumunda önemli bir kimyasal madde olan dimetilsülfoksid’i üretirler. Fitoplanktonlardaki bir azalma bulut modellerini ve küresel iklimi etkileyebilir.

Aşşağı atmosfere erişen UV radyasyon miktarındaki artış, ısıyı dünya yüzeyi yakınlarında tutan ve sera gazları olarak adlandırılan gazlara neden olan kimyasal reaksiyonlara tesir edebilir.

Ozon Tükenmesinin Yeryüzündeki Yaşama Etkisi
Ozon tükenmesinin bir sonucu olarak dünyaya erişen ek UV-B radyasyon, en basit tek hücreli bitkilerden böceklere, balıklara, kuşlara ve memeli hayvanlara kadar insanlar da dahil bütün canlılar üzerinde zararlı etkilere sahip olabilir.

İnsanlar Üzerindeki Etkileri : Ultraviyole (UV) radyasyonun cilt kanseri de dahil pekçok insan sağlığı problemleriyle bağıntılı olduğu bilinmektedir. Cilt kanserinin ana sebebi çok fazla güneş ışığıdır. Güneş yanığı bir sağlık belirtisi olmadığı gibi 18 yaşından önceki birkaç ciddi güneş yanığı daha sonraki yaşam sürecinde cilt kanserinin gelişme şanşını önemli ölçüde arttırır. Açık tenli, açık renk saçlı kişiler cilt kanserine yakalanmakta en yüksek riske sahip olmalarına rağmen; tüm cilt tipleri için risk, daha çok UV-B radyasyona maruz kalmakla artar.

Güneşin yakıcı ışınları gözlere de zarar verebilir. Deliller uzun süreli güneş ışınlarına maruz kalmanın görmeyi azaltan ve sürekli körlüğün başlıca nedeni olan, gözbebeklerini örten kataraktı başlattığını göstermektedir. Ozon tabakasındaki %10′luk sürekli azalma sonucunda küresel olarak her yıl yaklaşık iki milyon yeni katarakt vakasının ortaya çıkacağı tahmin edilmektedir. Izdırap veren, fakat genellikle tedrici görüş kaybı olan kar körlüğüne de UV ışınları neden olmaktadır.

Artan UV-B’ye maruz kalmak insanların bağışıklık sistemini zayıflatır ve bu da vücutlarımızı enfeksiyon hastalıklarına karşı çok daha hassas hale getirmektedir.

Bitkiler Üzerindeki Etkileri : Aşırı UV-B, hemen hemen bütün yeşil bitkilerin büyüme süreçlerine mani olur. Küresel ozon kayıplarının bitki türlerindeki zayiatları başlatabileceği endişesi vardır ve bunun sonucu küresel yiyecek stoklarının azalması olacaktır.

Buğday, pirinç, mısır ve soya fasulyesi gibi dünyadaki temel gıda ürünlerinden çoğu da dahil olmak üzere pekçok tarımsal ürün güneşin yakıcı ışınlarına karşı duyarlıdırlar. Deneyler yiyecek üretiminin, dünyaya ulaşan UV-B radyasyondaki her %1′lik artışla %1 oranında azalabileceğini göstermektedir.

Nitrojen kullanan bitkilerin gelişimleri, artan UV-B radyasyon tarafından bozulur. Çok pahalı aşılama yöntemleri bazı kayıpları telafi etmeye yardım ederken, toprağın verimliliği ciddi olarak azalır.

Bitki türlerindeki herhangi önemli bir kayıp, diğer türler ve ekosistemler üzerinde bir etkiye sahip olacaktır. Bitkiler başlıca oksijen üreticisidirler ve karbondioksid için başlıca depo yeridirler. Onlar hem toprak erozyonunu ve hem de su kaybını önlerler.

Ormancılık alanında da artan UV-B radyasyonun özellikle fidelerden bitki yetiştirmeyi olumsuz yönde etkilediğini yapılan araştırmaların sonuçları göstermiştir.

Su Kaynakları ve Su Hayatı Üzerindeki Etkileri : Okyanus yüzeyi yakınlarındaki hayat UV zararlarına karşı çok hassastır. Artan UV-B radyasyonun; besin zincirinde balinalar ve insanlar da dahil büyük balıklar, kuşlar ve memeliler tarafından tüketilen küçük balıklar için temel yiyecek maddesi olan planktonların büyüme oranlarına mani olduğu ve fotosentezi zayıflattığı görüldü. Özellikle deniz kestanelerinin duyarlı türlerinde DNA’da öldürücü zararlar ortaya çıktı.

Genç omurgalı balıklar, karides larvası ve yengeç (pavurya) larvası da dahil deniz hayvanları türleri gelişme devrelerinde artan UV-B radyasyon tarafından tehdit altındadırlar.

İnsanların tüketimine sunulan dünyadaki hayvan proteininin %30′undan fazlası denizlerden gelir. Ozon tükenmesinden ötürü denizlerdeki yiyecek zincirinin kayıp kısımları hepimizi etkileyecektir.

Hayvanlar Üzerindeki Etkileri : Çoğu hayvan türleri UV-B’ye karşı kalın derileri ve deri pigmentasyonu nedeniyle insanlara nazaran çok daha fazla korunmaya sahip olmalarına rağmen bazıları artan UV-B’den etkilenebilirler. UV-B evcil hayvanlarda insanlarda görülenlere benzer kanserlere neden olur. Gözler ve vücudun UV’ye maruz kalan pigmentsiz kısımları çok daha fazla risk altındadırlar. Cilt tümörleri; inekler, keçiler, koyunlar, kediler ve köpeklerde ve göz tümörleri; atlarda, koyunlarda, domuzlarda ve sığırlarda gözlenmektedir.

Endüstriyel Materyaller Üzerindeki Etkileri : UV ışınlara maruz kalmak başta plastik olmak üzere belirli endüstriyel materyallere zarar verebilir. UV’deki en ufak bir artma bu materyallerin dayanıklılığını azaltır ve kullanım ömürlerini kısaltır. Plastik; stadyum koltukları, halatlar, evlerin cepheleri ve seraların üzerindeki şeffaf örtü de dahil pekçok değişik amaç için dış dünyada kullanılmaktadır. Bunlar üzerindeki UV zararları kolaylıkla görülebilir. Örneğin; dış yüzeylerdeki plastik kolaylıkla kırılabilir, sararır ve zamanla çatlaklar oluşur.

Hava Kirliliğinin Artması : Uv ışınların yüksek miktarları; havada bulunan kirleticiler arasındaki kimyasal reaksiyonları hızlandırarak kentsel hava kirliliğinde bir artışa neden olabilir. Birçok kırsal alan, aşağı seviye rüzgarlarıyla şehirler ve endüstriyel alanlardan taşınan kirleticilerden en az kentler kadar etkilenebilmektedirler. Kentsel duman ve yer seviyesindeki ozon, kaynaktan uzak mesafelerdeki ormanlara ve tarlalara da zarar verebilir. Artan hava kirliliği özellikle astım hastaları ve yaşlılara ciddi zararlar verebilir.

Ozon Tabakasını Korumak için Neler Yapılıyor?
Ozon tabakasının korunması, dünyada insanların karşı karşıya kaldıkları pekçok çevresel sorunların en önde gelenlerinden birisidir.

Dünya ülkelerinin hükümetleri, ozon tabakasını korumak için uluslararası bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu kabul ettiler ve 130′un üzerindeki ülke “Montreal Protokolü” olarak bilinen bir anlaşma altında toplanarak kloroflorokarbonların (CFCs) ve diğer ozon tüketen kimyasal maddelerin üretimlerine ve kullanımlarına son vermek için kesin kararlar aldılar. 1987′de orijinal anlaşma imzalandığında, halonların üretiminin dondurulmasının yanısıra çoğu zararlı kloroflorokarbonların üretiminde de 2000 yılına kadar % 50 oranında bir azalmaya gidilmesi istendi.

Dünyanın hassas ozon tabakasının korunması sadece hükümetlerin değil her seviyedeki cemiyetlerin sorumluluğudur. Tüm sivil cemiyetler toplumun bilinçlenmesine yardım etmekte ve tüm ozon tüketen kimyasal maddelerin üretimleri ve kullanımlarının yasaklanması için zorlayıcı bir güç oluşturmaktadırlar.

Aynı zamanda bireyler de ozon tabakasının korunmasında önemli role sahiptirler :

– Ozon tüketen kimyasal maddeleri içermeyen çevre dostu ürünler satın alın. Bir tüketici olarak gücünüz asla küçümsenemez.

– Buzdolaplarınızın ve dondurucularınızın itinayla servise tabi tutulmasına özen gösteriniz.

– Otomobil klimaları kloroflorokarbonları kullanırlar ve çok kötü sızdırma özellikleri vardır. Eğer bunlardan birine sahipseniz servislerinin itinayla yapıldığından emin olunuz. Günümüzde kloroflorokarbonsuz modeller de vardır ve yeni bir araba alırken mümkünse bunları tercih edin.

– Kloroflorokarbonların zaptedildiklerinden emin olmadan eski soğutucularınızı atmayın.

– Ozon tabakası ve ozon tüketen kimyasal maddeler hakkında daha fazla bilgi edinin ve endişelerinizi dile getirin.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Jüpiter hakkında kısa bilgiler

Jüpiter hakkında kısa bilgi
Güneş’e uzaklık: 773 milyon km
Yörüngede dolanma süresi: 4.332 gün
Dönme süresi: 9,9 saat
Ortalama bulut sıcaklığı: -121 C
Yarıçap: 71.492 km
Kütle: 317 Dünya kütlesi
Uydu sayısı: 28
Atmosfer bileşimi: %90 hidrojen, %10 helyum ve çok az miktarda öteki gazlar

Ayrıntılı Bilgi: Güneş sistemindeki en büyük gezegen olan Jüpiter Güneş’e yakınlık bakımından beşincidir. Jüpiter’de her şey büyüktür. 28 uydudan oluşan ailesiyle minik bir Güneş sistemine benzer. 142.984 km’lik çapı Dünya’nın çapının 11 katıdır. Jüpiter çıplak gözle bakıldığında parlak bir yıldıza benzer. Çok büyük olduğundan , küçük bir teleskopla bile açık-koyu renkli bulut şeritleri ve Büyük Kırmızı Leke görülelebilir. Çok küçük olan katı çekirdeği dışında minyatür bir Güneş gibi hemen hemen tümüyle gazdan oluştuğu için Jüpiter diğer gezgenlerden farklı gözükür.

Jüpiter’e baktığınızda, kalın, çok katmanlı atmosferin yaklaşık 1000 km yükseklikteki bulutlarının üstünü görürüsünüz. Büyük bölümü hidrojen ve helyumdan oluşan bu atmosfer gezegeni gazdan oluşan bir okyanus gibi kaplar. Gezegenin içinden yükselen ısı da atmosferin alt katmanlarında şiddetli fırtınalar yaratır. En az 16 uydusu olan jüpiter’in büyük olasılıkla, keşfedilmeyi bekleyen başka uyduları da var. Bilinen uydulardan en büyük dördü, (Ganymede , Io , Callisto , Europa ) onları 1610 yılında keşfeden Galileo’nun adıyla Galileo Uyduları olarak bilinir. Çok daha küçük olan diğer uydular, yakalanmış asteroidler, hatta geçmişte parçalanmış bir uydunun kalıntıları olabilirler.

İlk kez İngiliz astronom Robert Hooke tarafından 1664 yılında gözlenmiştir. Aşağıdan yukarıya doğru hızla yükselen maddenin yarattığı 8 km yüksekliğinde, 40.000 km uzunluğunda ve 14.000 km genişliğinde bir fırtınadır. Saat yönünün tersine dönen bu fırtına Jüpiter yüzeyinde hareket ederken saatte 500 km hızla esen rüzgarlarıyla önüne çıkan diğer fırtınaları yutar. Çoğunlukla kahverengi ya da kırmızı olan bu büyük fırtınanın zaman zaman pembeye dönüştüğü de görülür.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

10 haziran 2013 günlük ezan vakitleri namaz saatleri, bugün sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı saat kaçta okunacak? 10.06.2013 iftar sahur imsak vakti saati

10 haziran 2013 türkiye geneli il il imsakiye bilgileri, günlük ezan vakitleri namaz saatlerine ilişkin bilgiler aşağıda yer almaktadır.

 

Namaz Vakitleri – 10.06.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 03:25 05:12 12:45 16:34 20:06 21:43
Adıyaman 03:09 04:58 12:33 16:24 19:57 21:36
Afyon 03:34 05:26 13:04 16:57 20:31 22:13
Ağrı 02:37 04:33 12:14 16:09 19:44 21:29
Aksaray 03:22 05:13 12:50 16:42 20:16 21:56
Amasya 02:59 04:58 12:43 16:40 20:16 22:04
Ankara 03:16 05:13 12:55 16:50 20:25 22:11
Antalya 03:45 05:31 13:04 16:53 20:25 22:01
Ardahan 02:28 04:29 12:16 16:14 19:50 21:40
Artvin 02:31 04:33 12:19 16:17 19:53 21:44
Aydın 03:50 05:39 13:15 17:06 20:39 22:18
Balıkesir 03:38 05:33 13:15 17:10 20:44 22:29
Bartın 03:05 05:09 12:57 16:56 20:33 22:25
Batman 02:57 04:46 12:22 16:13 19:46 21:25
Bayburt 02:44 04:42 12:26 16:22 19:57 21:44
Bilecik 03:26 05:23 13:07 17:02 20:37 22:24
Bingöl 02:53 04:45 12:24 16:18 19:51 21:34
Bitlis 02:50 04:40 12:18 16:10 19:43 21:24
Bolu 03:15 05:15 13:00 16:57 20:33 22:22
Burdur 03:41 05:30 13:05 16:56 20:29 22:08
Bursa 03:30 05:27 13:10 17:06 20:41 22:28
Çanakkale 03:41 05:38 13:21 17:17 20:52 22:38
Çankırı 03:08 05:07 12:52 16:49 20:24 22:13
Çorum 03:03 05:02 12:47 16:43 20:19 22:07
Denizli 03:46 05:34 13:10 17:01 20:34 22:13
Diyarbakır 03:00 04:49 12:26 16:17 19:49 21:29
Düzce 03:16 05:16 13:02 16:59 20:35 22:24
Edirne 03:28 05:32 13:20 17:19 20:56 22:49
Elazığ 02:59 04:51 12:30 16:22 19:56 21:38
Erzincan 02:51 04:47 12:28 16:23 19:58 21:43
Erzurum 02:43 04:39 12:21 16:17 19:51 21:37
Eskişehir 03:27 05:23 13:04 16:59 20:34 22:19
Gaziantep 03:17 05:03 12:37 16:26 19:58 21:36
Giresun 02:47 04:47 12:33 16:30 20:06 21:56
Gümüşhane 02:46 04:44 12:29 16:25 20:00 21:48
Hakkari 02:48 04:36 12:12 16:02 19:34 21:13
Hatay 03:27 05:11 12:42 16:29 20:01 21:36
İçel 03:29 05:15 12:48 16:37 20:09 21:45
Iğdır 02:32 04:28 12:10 16:06 19:40 21:26
Isparta 03:40 05:29 13:04 16:55 20:28 22:07
İstanbul 03:24 05:25 13:11 17:08 20:44 22:34
İzmir 03:49 05:40 13:18 17:10 20:43 22:24
Karabük 03:08 05:10 12:56 16:54 20:30 22:21
Karaman 03:33 05:20 12:54 16:43 20:15 21:53
Kars 02:30 04:30 12:14 16:11 19:46 21:35
Kastamonu 03:02 05:04 12:51 16:50 20:26 22:18
Kayseri 03:14 05:06 12:44 16:37 20:11 21:53
Kilis 03:20 05:05 12:38 16:26 19:58 21:35
Kırıkkale 03:14 05:10 12:52 16:48 20:22 22:08
Kırklareli 03:25 05:29 13:18 17:17 20:54 22:47
Kırşehir 03:17 05:10 12:50 16:44 20:17 22:01
Kmaraş 03:15 05:04 12:39 16:29 20:02 21:40
Kocaeli 03:22 05:22 13:07 17:04 20:40 22:28
Konya 03:31 05:20 12:56 16:47 20:20 22:00
Kütahya 03:31 05:26 13:07 17:01 20:35 22:19
Malatya 03:05 04:56 12:33 16:25 19:58 21:39
Manisa 03:47 05:38 13:17 17:09 20:43 22:24
Mardin 03:02 04:49 12:23 16:13 19:46 21:23
Muğla 03:52 05:39 13:13 17:03 20:35 22:12
Muş 02:50 04:42 12:20 16:13 19:47 21:29
Nevşehir 03:18 05:09 12:48 16:40 20:14 21:55
Niğde 03:22 05:11 12:48 16:39 20:12 21:51
Ordu 02:48 04:49 12:35 16:33 20:08 21:58
Osmaniye 03:21 05:08 12:41 16:31 20:03 21:40
Rize 02:38 04:38 12:24 16:22 19:58 21:48
Sakarya 03:20 05:20 13:05 17:02 20:38 22:27
Samsun 02:52 04:54 12:41 16:39 20:16 22:07
Şanlıurfa 03:11 04:57 12:31 16:21 19:53 21:30
Siirt 02:53 04:42 12:19 16:10 19:43 21:22
Sinop 02:51 04:57 12:46 16:46 20:23 22:17
Şırnak 02:54 04:42 12:17 16:07 19:39 21:18
Sivas 03:01 04:57 12:38 16:33 20:08 21:53
Tekirdağ 03:30 05:31 13:16 17:14 20:50 22:40
Tokat 02:59 04:57 12:40 16:36 20:12 21:59
Trabzon 02:41 04:42 12:28 16:25 20:01 21:51
Tunceli 02:55 04:48 12:28 16:22 19:56 21:39
Uşak 03:39 05:30 13:09 17:02 20:35 22:17
Van 02:44 04:35 12:13 16:05 19:39 21:20
Yalova 03:25 05:25 13:09 17:06 20:42 22:30
Yozgat 03:09 05:05 12:47 16:42 20:17 22:03
Zonguldak 03:09—- 05:12—- 12:59—- 16:58—- 20:34—- 22:26—-

Kaynak: diyanet.gov.tr

NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hortum Nedir nasıl oluşur? hortum hakkında bilgiler

Hortum Nedir
Hortum, kümülüs bulutları ile bağlantılı olarak silindir şekilinde dönerek gezen bir rüzgar türüdür. Bu “hortum” bulutlardan yere kadar uzanır ve büyük yıkıcı güce sahip olan bir doğa felaketidir. Hortumlar hakkında bir bilimsel teori ilk olarak 1917 yılında Alfred Wegener tarafından üretilmiştir ve bu teori günümüzde de doğru olarak kabul edilmektedir.

Bir denizin ya da gölün üzerinde meydana gelen bir hortum, yerden emdiği sular ile bir “Su hortumu” oluşturur.

Bir hortum’un oluşması
Bir hortumun meydana gelmesi çok karmaşıktır, ve hâlâ tatmin edici bir bilimsel açıklama ortaya sürülememiştir. Ayrıntılara yönelik soruların hepsi cevaplandırılamamış olmasına rağmen, bir hortum’un mekanik özellikleri iyi tanınmaktadır. Belli koşullar altında dünyanın her yerinde ve her zaman hortumlar oluşabilir. Atmosferin bir hortum üretmesinde, ne belli bir zaman ne de belli bir coğrafya sınırı bulunur. Ama bir hortum oluşma olasılığı az veya çok olan bölgeler ve zamanlar kabaca şekilde belirlenebilir (bunun ayrıntıları daha aşağıda Klimatoloji başlığı altında açıklanmıştır).

Bir hortum için elverişli olan hava koşulları
Bir hortumun oluşabilmesi için atmosferin yüksek bölümlerine kadar çıkabilecek konveksiyon olması gerekir: Atmosferin katlarını zayıflatan, dik olarak göğe çıkan ve yükseldikçe soğuyan hava; atmosferin 1 – 2 kilometre yükseklerine kadar nemli hava bulunması ve bu nemli konveksiyonu başlatacak, güneş ışıklarının yere çarpmasıyla oluşan bir sıcak hava termiği.

Bu tür fırtınaların oluşması için katkıda bulunan diğer bir etken, havada ve bulutlardaki su buharındabulunan ısıdır. Ancak kondensasyon ile etkili hale gelen bu ısı katkısı hali hazırda var olan ısı ile birlikte bir nemli konveksiyon’u mümkün kılar. Nemli konveksiyon olmadan diğer koşullar, kücük-tromb denilen zararsız hortumlar oluşturabilirler ama eğer bu küçük-tromb’lar nemli konveksiyon termiği ile temasa geçerse bunlar da gerçek bir hortum oluşturabilir. Dünyanın kuzey yarımküresinde oluşan hortumlar, saatin tersi yönde, güney kümede oluşan hortumlar saat yönünde döner.

Mezosiklon hortumlar
Mezosiklon hortumların yukarıda anlatılanlara ek özellikleri, iki ayrı yönden gelen rüzgarın birbiri ile kesişmesi; yani yükseğe doğru yönlerinin degişmesi. Bu şartlar altında dönerek yükselen bir rüzgara (mezosiklon’a) sahip olan bir “Süper-hücre” olusur. Bu Süper-hücre saatlerce sürebilir ve dev dolu taneleri, bardaktan boşanırcasına yağmur ve yukarıdan gelip yere çarpan 200 km/sa hızında “düşen-rüzgâr”lar yaratabilir. Böyle bir süper-hücre’nin bir hortum oluşturması olasılığı %10-%20 civarındadır.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kar nasıl oluşur? karın oluşumu hakkında bilgi

Kar nasıl oluşur?
Kar, bulutlan oluşturan minicik su tanelerinin çok soğuk hava ile karşılaşması sonucu, çok ince buz parçalarına dönüşmesidir. Bu, o kadar çabuk olmuştur ki, su tanesi yağmur olamadan kara dönüşmüştür. Aslında kış mevsiminde bulutlar hemen her zaman, havadan da hafif olan minik buz parçacıkları içerirler. Ama kar yağması için belli etkenlerin bir araya gelmesi gerekir. Bu etkenler, düşük ısı ve hava akımlarıdır, işte bu ortam, buz parçacıklarının birleşerek kar seklinde yağmasına yol açar.

Niçin kar yağıyor ?
Kış aylarında güneş ışınları çok güçlü olmadığı için, bulutların bulundukları yüksekliklerde hava sıcaklığı çok düşük olunca, yükselen su buharı, sublime denilen şekilde sıvı hale geçmeden, bu aşamayı atlayarak doğrudan buz kristali haline dönüşür. 0.1 milimetre çapındaki buz kristalleri birbirlerine yapışarak kar tanelerini oluştururlar. Eğer bulut ile yer arasındaki hava sıcaksa bu kar taneleri yere düşene kadar yağmur tanesi haline dönüşebilirler, ama soğuk-sa yere kadar kar tanesi olarak inmeyi başarabilirler.

Hafiflikleri nedeniyle yere o kadar yavaş inerler ki 3000 metreden inmeleri 2 saat alabilir. Bazen bulutun altındaki sıcaklık öyledir ki, bir kısmı kar, bir kısmı yağmur damlası halinde düşerler, biz buna ‘sulu sepken’ diyoruz. Yani yağmur veya kar yağmasını belirleyen ana unsur, bulut ile yer arasındaki hava sıcaklığıdır. Genel kanının aksine kar yağması havayı ısıtmaz, aksine ısınan hava karın yağmasına sebep olur. Çok soğuk havanın içine su alma kapasitesi daha azdır. İçine alamadığı su ya ‘don’ şeklinde yeryüzünde kalır ya da ‘kırağı’ oluşur.

Bu şartlarda kar kesinlikle oluşamaz. Hava 3 derece gibi biraz ısınınca, su buharı yeryüzünden yükselebilir, çok yüksekliklerdeki soğuk hava tabakalarına ulaşabilir ve kar yağışı meydana gelebilir. Biz de sanki kar yağdığı için hava ısınmış gibi algılarız. Kar tanesinin oluşumu hakikaten bir tabiat mucizesidir. Gerçi bazı kayak merkezlerinde, kar yağışı yetersiz olduğu zamanlarda suni kar üretiliyor ama bu görüldüğü kadar kolay değil. Doğal kar tanelerinin ortasında çekirdek olarak toz parçacıklarının olduğunu biliyoruz. Eğer bunlar olmazsa saf su -40 derecede bile kristalleşemiyor.

İlk olarak 1975 yılında Berkeley, California Üniversitesinden Prof. Steve Lindow ‘snomax’ denilen bir proteini toz parçacıkları yerine kullanarak suni kar üretmeyi başardı. Bu madde sayesinde daha hafif ve kuru kar tanelerinin üretilmesi sağlandı ve Norveç’te yapılan 1994 kış olimpiyatlarında çok yaygın olarak kullanıldı. Kar kristalleri altıgen bir şekil içindedirler. Her bir koldan 3 ve 12′li kollar çıkar. Bu dizilişin sebebinin oksijen atomlarının diziliş şekli olduğu sanılıyor.

Dolu yağışı daha ziyade ılıman iklimlerde ve bahar aylarında görülür. Isınan hava ile yükselen su buharı, hava akımları ile daha da yükselerek 12.000 metre civarında -50 derece hava sıcaklığında buz kristallerine dönüşür. Buradaki güçlü hava akımları ile bu buz kristalleri de birleşerek buz tanelerini oluşturur.

Bu buz taneleri ağırlıkları nedeni ile o kadar hızlı düşerler ki bulut ile yer arasındaki sıcaklık ne olursa olsun eriyecek zaman bulamazlar. Çapı 5 milimetreden büyük dolular halinde yeryüzüne ulaşırlar. Aslında tüm bu şartların oluşması çok enderdir ve bu nedenle dolu yağışı hem çok az görülür, hem de çok kısa sürer.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

3 haziran 2013 günlük ezan vakitleri namaz saatleri, bugün iftar sahur imsak saat kaçta okunacak? imsakiye bilgileri

türkiye geneli il il imsakiye bilgileri 3 haziran 2013 günlük ezan vakitleri namaz saatleri ankara istanbul izmir konya ve tüm şehirler

Namaz Vakitleri – 03.06.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 03:30 05:14 12:43 16:32 20:00 21:35
Adıyaman 03:14 05:00 12:32 16:22 19:51 21:27
Afyon 03:39 05:28 13:03 16:55 20:25 22:04
Ağrı 02:43 04:35 12:13 16:07 19:37 21:19
Aksaray 03:28 05:15 12:49 16:40 20:09 21:48
Amasya 03:06 05:01 12:41 16:37 20:09 21:54
Ankara 03:23 05:16 12:53 16:48 20:19 22:02
Antalya 03:50 05:33 13:02 16:50 20:19 21:53
Ardahan 02:35 04:33 12:14 16:11 19:43 21:30
Artvin 02:38 04:36 12:17 16:14 19:47 21:34
Aydın 03:55 05:42 13:13 17:04 20:33 22:10
Balıkesir 03:45 05:36 13:13 17:07 20:38 22:20
Bartın 03:13 05:12 12:55 16:53 20:26 22:15
Batman 03:02 04:49 12:20 16:11 19:40 21:17
Bayburt 02:51 04:45 12:24 16:19 19:50 21:34
Bilecik 03:33 05:26 13:05 17:00 20:31 22:14
Bingöl 02:59 04:48 12:23 16:15 19:45 21:25
Bitlis 02:55 04:43 12:16 16:08 19:37 21:16
Bolu 03:22 05:18 12:58 16:54 20:26 22:12
Burdur 03:47 05:32 13:04 16:54 20:23 21:59
Bursa 03:36 05:30 13:08 17:03 20:35 22:18
Çanakkale 03:47 05:41 13:19 17:14 20:45 22:29
Çankırı 03:15 05:10 12:50 16:46 20:18 22:03
Çorum 03:10 05:05 12:45 16:41 20:12 21:57
Denizli 03:51 05:37 13:08 16:59 20:28 22:04
Diyarbakır 03:06 04:52 12:24 16:14 19:43 21:20
Düzce 03:23 05:20 13:00 16:56 20:28 22:14
Edirne 03:36 05:35 13:19 17:16 20:49 22:38
Elazığ 03:05 04:54 12:28 16:20 19:50 21:29
Erzincan 02:57 04:50 12:27 16:21 19:52 21:34
Erzurum 02:49 04:42 12:20 16:14 19:45 21:28
Eskişehir 03:33 05:25 13:03 16:57 20:28 22:10
Gaziantep 03:22 05:06 12:35 16:24 19:52 21:27
Giresun 02:54 04:50 12:31 16:28 20:00 21:46
Gümüşhane 02:53 04:47 12:27 16:22 19:54 21:38
Hakkari 02:54 04:39 12:10 16:00 19:28 21:04
Hatay 03:31 05:13 12:40 16:27 19:55 21:28
İçel 03:34 05:17 12:46 16:34 20:03 21:37
Iğdır 02:38 04:31 12:09 16:03 19:34 21:17
Isparta 03:45 05:31 13:02 16:53 20:22 21:58
İstanbul 03:31 05:28 13:09 17:05 20:38 22:24
İzmir 03:55 05:43 13:16 17:08 20:37 22:16
Karabük 03:15 05:13 12:54 16:51 20:24 22:11
Karaman 03:38 05:22 12:52 16:41 20:09 21:44
Kars 02:37 04:33 12:12 16:08 19:40 21:25
Kastamonu 03:09 05:07 12:50 16:47 20:19 22:07
Kayseri 03:20 05:09 12:43 16:35 20:05 21:44
Kilis 03:25 05:08 12:36 16:24 19:53 21:27
Kırıkkale 03:21 05:13 12:51 16:45 20:16 21:58
Kırklareli 03:33 05:33 13:16 17:14 20:47 22:36
Kırşehir 03:23 05:13 12:48 16:41 20:11 21:52
Kmaraş 03:21 05:06 12:37 16:27 19:56 21:32
Kocaeli 03:29 05:25 13:05 17:01 20:33 22:19
Konya 03:37 05:23 12:55 16:45 20:14 21:51
Kütahya 03:38 05:29 13:05 16:58 20:29 22:10
Malatya 03:11 04:58 12:31 16:23 19:52 21:30
Manisa 03:53 05:41 13:15 17:07 20:37 22:15
Mardin 03:07 04:52 12:22 16:11 19:40 21:15
Muğla 03:57 05:41 13:11 17:00 20:29 22:04
Muş 02:56 04:45 12:19 16:11 19:41 21:20
Nevşehir 03:24 05:12 12:46 16:38 20:07 21:46
Niğde 03:28 05:14 12:46 16:37 20:06 21:43
Ordu 02:55 04:52 12:33 16:30 20:02 21:48
Osmaniye 03:26 05:10 12:40 16:28 19:57 21:32
Rize 02:45 04:42 12:23 16:19 19:51 21:38
Sakarya 03:27 05:23 13:03 16:59 20:31 22:17
Samsun 02:59 04:58 12:39 16:37 20:09 21:56
Şanlıurfa 03:16 05:00 12:30 16:18 19:47 21:22
Siirt 02:59 04:45 12:17 16:07 19:37 21:14
Sinop 02:59 05:00 12:44 16:43 20:16 22:06
Şırnak 02:59 04:44 12:15 16:05 19:33 21:09
Sivas 03:07 04:59 12:37 16:31 20:02 21:44
Tekirdağ 03:37 05:34 13:15 17:11 20:43 22:30
Tokat 03:05 05:00 12:38 16:34 20:05 21:49
Trabzon 02:48 04:45 12:26 16:23 19:55 21:41
Tunceli 03:01 04:51 12:27 16:19 19:50 21:30
Uşak 03:44 05:33 13:07 16:59 20:29 22:08
Van 02:50 04:38 12:11 16:03 19:32 21:11
Yalova 03:32 05:28 13:08 17:04 20:35 22:21
Yozgat 03:16 05:08 12:45 16:40 20:11 21:53
Zonguldak 03:16—- 05:15—- 12:58—- 16:55 20:28—- 22:16—-

Kaynak: diyanet.gov.tr

NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

miraç gecesini nasıl ihya etmeliyiz, miraç kandili orucu namazı duaları

Bu Mübarek Geceyi Nasıl İhya Edeceğiz?

——————————————————————————–

1- Mîrac gecesinde,mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var… Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise… Cuma namazı kılınan büyük cami ise elli kat sevaplı… Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

O’nun için Mîrac gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir.”

Bu mükâfatı kaçırmamak lâzım!

2- Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım.

Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:

“Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb’in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur”

3- Salat ü selâm okuyalım.. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selâm okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve’s-selamü aleyke ya Resûlellah” demeliyiz.

4- Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih “Estağfirullah” demeliyiz.

5- Namaz kılalım.. Bu geceyi namaz kılarak ibadetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Mîrac gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Kaza namazı bulunan kimseler, bu namazlarını kaza etmeye çalışmalıdırlar.

Üzerinde namaz borcu olan kimsenin bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Böylece hem borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur.

Yatsı namazından sonra 12 rek’at “Hacet namazı” kılınır.

Beher rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namaza niyet:

“Yâ Rabbî, rızâ-i şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili habîbin Resûl-i Zîşan Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-i ilâhîne mazhar eyle, Allâhü Ekber.”

Namazdan sonra:

4 Fâtiha-i şerîfe, 100 defa: “Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym” 100 İstiğfâr-ı şerîf, 100 Salevât- şerîfe okunup duâ yapılır.

Bu namazda, İhlâs-ı şerîfeler 100’er adet okunursa veya bu namaz 100 rek’at olarak kılınırsa; bunu yerine getiren mü’min huzûr-i ilâhîye namaz borçlusu olarak çıkmaz.

Namaz borcu olanların hiç olmazsa 1 günlük namazlarını kaza etmeleri makbul olsa gerekir.

6- Mirac gecesinden sonraki gün, mutlaka oruçlu olmalıdır. o gün öğle ile ikindi arasında 4 rekat namaz kılınır.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

miraç kandili hakkında bilgi ve açıklama

Mirac Kandili
05 Haziran 2013, Kandiliniz Mübarek Olsun

“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

(İsra :1)

——————————————————————————–

Bu Mübarek Geceyi Nasıl İhya Edeceğiz?

——————————————————————————–

1- Mîrac gecesinde,mutlaka bir camide olun! Çünkü camide olmak ile evde olmak arasında çok büyük farklar var… Camide kılınan namaz, evde kılınan namazdan yirmiyedi kat daha sevaplı, eğer mescid ise… Cuma namazı kılınan büyük cami ise elli kat sevaplı… Bir de camiye giderken, gelirken attığın her adımdan insanın bir günahı affoluyor, bir hasene kazanıyor, bir derece de terfi ediyor, rütbesi yükseliyor.

O’nun için Mîrac gecesinde dikkat etmeniz gereken şeylerden birisi yatsı namazında mutlaka camide olacaksınız. Sabah namazında da mutlaka camide olacaksınız. Çünkü Hz. Osman (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurdu:

“Kim yatsı namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibidir. Kim de sabahı da cemaatle kılmışsa gecenin tamamını ihya etmiş gibidir.”

Bu mükâfatı kaçırmamak lâzım!

2- Geceyi oruçlu olarak karşılayalım ve ertesi günü de, yani Receb ayının 26 ve 27. günlerini oruç tutalım.

Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimiz buyuruyor:

“Recep ayında bir gün ve gece vardır ki Receb’in 27. gecesidir. Kim o gün oruç tutar ve geceyi ibadetle geçirirse yüz sene oruç tutmuş ve yüz sene ibadet yapmış gibi olur”

3- Salat ü selâm okuyalım.. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize hiç olmazsa bir tesbih, salat ü selâm okumalıyız. Can ü gönülden, “Es-salatü ve’s-selamü aleyke ya Resûlellah” demeliyiz.

4- Bu mübarek gece kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız. En azından bir tesbih “Estağfirullah” demeliyiz.

5- Namaz kılalım.. Bu geceyi namaz kılarak ibadetle geçirmenin sevabı çok büyüktür. Mîrac gecesi ve gündüzündeki namazları cemaatle kılmaya son derece gayret göstermelidir. Kaza namazı bulunan kimseler, bu namazlarını kaza etmeye çalışmalıdırlar.

Üzerinde namaz borcu olan kimsenin bu gecede hiç olmazsa bir günlük namaz kaza etmesi uygun olur. Böylece hem borcunu öder hem de geceyi ihya etmiş olur.

Yatsı namazından sonra 12 rek’at “Hacet namazı” kılınır.

Beher rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur.

Namaza niyet:

“Yâ Rabbî, rızâ-i şerîfin için niyet eyledim namaza. Bu gece yedi kat gökleri ve bütün esrârını göstererek muhabbetin ile müşerref kıldığın sevgili habîbin Resûl-i Zîşan Efendimiz hürmetine ben âciz kulunu afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne ve rızâ-i ilâhîne mazhar eyle, Allâhü Ekber.”

Namazdan sonra:

4 Fâtiha-i şerîfe, 100 defa: “Sübhânallâhi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azıym” 100 İstiğfâr-ı şerîf, 100 Salevât- şerîfe okunup duâ yapılır.

Bu namazda, İhlâs-ı şerîfeler 100’er adet okunursa veya bu namaz 100 rek’at olarak kılınırsa; bunu yerine getiren mü’min huzûr-i ilâhîye namaz borçlusu olarak çıkmaz.

Namaz borcu olanların hiç olmazsa 1 günlük namazlarını kaza etmeleri makbul olsa gerekir.

6- Mirac gecesinden sonraki gün, mutlaka oruçlu olmalıdır. o gün öğle ile ikindi arasında 4 rekat namaz kılınır.

Her rekatta Fatiha’dan sonra: 5 Ayetül Kürsi, 5 Kul ya Eyyühel Kafirün, 5 İhlası şerif, 5 Kul euzu birabbil felak, 5 Kul euzu birabbinas okunur.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

27.05.2013 günlük ezan vakitleri, 27 mayıs 2013 ezan saatleri sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı iftar sahur imsak saati

il il imsakiye bilgileri, türkiye geneli 27 mayıs 2013 günlük ezan saatleri kaçta okunacak işte il il namaz vakitlerine ilişkin bilgiler.

 

Namaz Vakitleri – 27.05.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 03:34 05:16 12:43 16:31 19:58 21:31
Adıyaman 03:18 05:02 12:31 16:21 19:48 21:23
Afyon 03:43 05:30 13:02 16:54 20:22 21:59
Ağrı 02:47 04:38 12:12 16:06 19:34 21:15
Aksaray 03:31 05:17 12:48 16:39 20:07 21:43
Amasya 03:10 05:04 12:41 16:36 20:06 21:49
Ankara 03:27 05:18 12:53 16:47 20:16 21:57
Antalya 03:53 05:35 13:01 16:50 20:16 21:49
Ardahan 02:39 04:35 12:13 16:10 19:40 21:25
Artvin 02:43 04:38 12:17 16:13 19:43 21:29
Aydın 03:59 05:43 13:13 17:03 20:30 22:05
Balıkesir 03:48 05:38 13:13 17:06 20:35 22:15
Bartın 03:17 05:15 12:55 16:52 20:23 22:10
Batman 03:06 04:50 12:20 16:10 19:37 21:12
Bayburt 02:55 04:47 12:23 16:18 19:47 21:29
Bilecik 03:37 05:28 13:04 16:59 20:28 22:10
Bingöl 03:02 04:50 12:22 16:14 19:42 21:20
Bitlis 02:59 04:45 12:16 16:07 19:34 21:11
Bolu 03:26 05:20 12:58 16:53 20:23 22:07
Burdur 03:50 05:34 13:03 16:53 20:20 21:55
Bursa 03:40 05:32 13:08 17:02 20:32 22:14
Çanakkale 03:51 05:43 13:19 17:13 20:42 22:24
Çankırı 03:19 05:13 12:50 16:45 20:15 21:58
Çorum 03:14 05:07 12:44 16:40 20:09 21:52
Denizli 03:54 05:39 13:08 16:58 20:25 22:00
Diyarbakır 03:09 04:54 12:23 16:13 19:41 21:16
Düzce 03:27 05:22 13:00 16:55 20:25 22:09
Edirne 03:40 05:38 13:18 17:15 20:46 22:33
Elazığ 03:09 04:56 12:27 16:19 19:47 21:24
Erzincan 03:01 04:52 12:26 16:20 19:49 21:29
Erzurum 02:53 04:44 12:19 16:13 19:42 21:23
Eskişehir 03:37 05:27 13:02 16:56 20:25 22:05
Gaziantep 03:25 05:07 12:35 16:23 19:50 21:23
Giresun 02:58 04:53 12:31 16:26 19:56 21:41
Gümüşhane 02:57 04:50 12:26 16:21 19:51 21:34
Hakkari 02:57 04:41 12:09 15:59 19:26 21:00
Hatay 03:34 05:15 12:40 16:26 19:52 21:24
İçel 03:37 05:19 12:46 16:34 20:00 21:33
Iğdır 02:42 04:33 12:08 16:02 19:31 21:12
Isparta 03:49 05:33 13:02 16:52 20:19 21:54
İstanbul 03:35 05:30 13:08 17:04 20:34 22:19
İzmir 03:58 05:45 13:16 17:07 20:34 22:11
Karabük 03:19 05:15 12:54 16:50 20:20 22:06
Karaman 03:41 05:24 12:51 16:40 20:07 21:40
Kars 02:41 04:35 12:12 16:07 19:37 21:20
Kastamonu 03:13 05:10 12:49 16:46 20:16 22:02
Kayseri 03:23 05:11 12:42 16:34 20:02 21:39
Kilis 03:28 05:09 12:36 16:23 19:50 21:23
Kırıkkale 03:25 05:15 12:50 16:44 20:13 21:54
Kırklareli 03:37 05:35 13:15 17:13 20:44 22:31
Kırşehir 03:26 05:15 12:48 16:40 20:08 21:47
Kmaraş 03:24 05:08 12:36 16:26 19:53 21:28
Kocaeli 03:33 05:27 13:04 17:00 20:30 22:14
Konya 03:40 05:25 12:54 16:44 20:11 21:47
Kütahya 03:41 05:31 13:04 16:57 20:26 22:05
Malatya 03:14 05:00 12:31 16:22 19:49 21:26
Manisa 03:56 05:43 13:14 17:06 20:34 22:11
Mardin 03:10 04:53 12:21 16:10 19:37 21:11
Muğla 04:00 05:43 13:11 16:59 20:26 22:00
Muş 02:59 04:47 12:18 16:10 19:38 21:15
Nevşehir 03:27 05:14 12:45 16:37 20:04 21:42
Niğde 03:31 05:16 12:45 16:36 20:03 21:39
Ordu 03:00 04:54 12:33 16:29 19:59 21:43
Osmaniye 03:29 05:12 12:39 16:28 19:54 21:28
Rize 02:49 04:44 12:22 16:18 19:48 21:33
Sakarya 03:31 05:25 13:02 16:58 20:28 22:12
Samsun 03:04 05:00 12:39 16:35 20:06 21:51
Şanlıurfa 03:19 05:02 12:29 16:18 19:44 21:18
Siirt 03:02 04:47 12:16 16:07 19:34 21:09
Sinop 03:03 05:02 12:44 16:41 20:13 22:01
Şırnak 03:02 04:46 12:14 16:04 19:30 21:05
Sivas 03:11 05:01 12:36 16:30 19:58 21:39
Tekirdağ 03:41 05:36 13:14 17:10 20:40 22:25
Tokat 03:09 05:02 12:38 16:33 20:02 21:44
Trabzon 02:52 04:47 12:25 16:21 19:51 21:36
Tunceli 03:05 04:53 12:26 16:18 19:46 21:25
Uşak 03:48 05:35 13:07 16:58 20:26 22:03
Van 02:53 04:40 12:11 16:02 19:29 21:07
Yalova 03:36 05:30 13:07 17:02 20:32 22:16
Yozgat 03:20 05:10 12:45 16:39 20:08 21:48
Zonguldak 03:21—- 05:17—- 12:57—- 16:54—- 20:24—- 22:11—-
NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MİRAÇ KANDİLİ HAKKINDA BİLGİLER

miraç kandili
Mübarek Gün ve Geceler ve Üç ayların Regaib Kandili ‘nden sonraki Kandil Gecesi olan Miraç Kandili Hakkında Bilgiler edineceğiz. Öncelikle Miraç Kandili Nedir , Mirac Kandilinin Anlam ve Önemi , Miraç Kandili Hakkında Bilgiler , Mirac Gecesinde Neler Oldu , Miraç kandili Dualar ve Miraç Kandili Mesajları ayrıca Miraç Kandili Duası gibi birçok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Miraç Kandili

Mirac Gece Hakkında Bilgisi : Bu gece, peygamberimizin bütün insanlığı temsilen
Cenab-ı Hakkın yüksek huzurana kabulü anlamına gelen Miraç Gecesidir.
Hicri Recep AYının 27 gecesinin tanık olduğu bu ‘Büyük Buluşma’ bizlere
insanın ilahi rızaya ve desteğe ulaştığı akıl ve idraki zorlayan nice üst dereceelre
ulaşabileşeceğini gösterdiği gibi, mana aleminde
yükselip ilahi rahmet ve huzura erişmenin öncelikle gönül ve ruh temizliğinden, ahlaki
erdemlere yükselişten her şeyin sahibi olan Yüce Allah’a bağlılık ve boyun eğmeden geçtiğini
hatırlatmaktadır. Bu gecede farz kılınan ve bizzat Peygamberimizin tarafından mü’minlein miracı olarak nitelendiren
namaz da, iç dünyamızdaki yükselişi ve arınmayı ifade eder.

Miraç Kandili Nedir : Arapça’da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam’da Hz. Peygamber (s.a.s)’ in göğe yükselerek Allah’ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram’dan Beytü’l-Makdis’e (Kudüs) götürülür. Kur’an’ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında isra adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (s.a.s)’in Beytü’l-Makdis’ten Allah’a yükselişi oluşturur. Mirac olarak anılan bu yükselme olayı Kur’an’da anılmaz, ama çok sayıdaki hadis ayrıntılı biçimde anlatılır.

Miraç Kandili , Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe’de Hatim’de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib’in evinde yatarken Cebrail gelip göğsünü yardı, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içine iman ve hikmet doldurdu. Burak adlı bineğe bindirilerek Beytü’l-Makdis’e getirildi. Burada Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler tarafından karşılandı. Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diğer peygamberlere namaz kıldırdı.

Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü’l-Makdis’te kurulan bir Mirac’la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başladı. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüştü. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü’l-Münteha’ya kadar sürdü. Cebrail, “Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım” diyerek Sidretü’l Münteha’da kaldı. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adlı başka bir binekle yükselişini sürdürdü. Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etti. Sonunda Allah’ın huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah’a şirk koşmayanların Cennet’e gireceği müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve beş vakit namaz farı kılındı. Yeniden Refref ile Sidretü’l-Münteha’ya, oradan Burak’la Kudüs’e, oradan da Mekke’ye döndürüldü.

Mirac Gecesinin ertesi günü , Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayını anlattı. Olayı duyan müşrikler yoğun bir kampanya başlatarak Hz. Peygamber (s.a.s)’i suçlamaya, alaya almaya başladılar. Bu kampanya bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürdü. Olayın gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler Beytü’l-Makdis’e ve Mekke’ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)’i sınadılar. Hz. Peygamber (s.a.s)’in verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları şüpheden kurtardıysa da müşriklerin inatlarını kırmaya yetmedi. Mirac olayı inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karşısındaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)’ce “Sıddîk” lakabıyla onurlandırıldı. Hz. Ebu Bekir olayı kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyeceğini soran müşriklere “O söylüyorsa şüphesiz doğrudur” cevabını vermişti.

Ahad hadislere dayansa da Mirac olayının gerçekliğinde tüm müslümanlar birleşmişlerdir. Ancak olayın gerçekleşme biçimi İslam bilginleri arasında görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Buna göre İbn Abbas’ın da içinde bulunduğu bazı bilginlere göre Mirac olayı uykuda gerçekleşmiştir. Bilginlerin büyük çoğunluğuna göre ise uyku durumunda ve rüyada değil, uyanık iken gerçekleşmiştir. Fakat bu görüşü savunanlar da Mirac’ın yalnız ruhla mı, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi olduğu konusunda ikiye ayrılmışlardır. Sonraki Kelamcıların büyük çoğunluğuna göre mirac olayı uyanıkken hem ruh, hem de bedenle gerçekleşmiştir.

Mirac olayının gerçekleştiği gece müslümanlarca kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenekleşmiştir. Osmanlılar döneminde, camiler kandillerle donatıldığı için Mirac kandili olarak anılan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayını anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.

İsra suresi 1.ayet mealiyle bitirmek istiyorum. “Ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.”(3)İsra 17/1

Mevlid Kandili |Miraç Kandili |Berat Kandili |Kadir Gecesi
*****Mübarek Kandil Gecelerini Nasıl Değerlendirmeliyiz******

Kur’an-ı Kerim okuyarak,
Peygamberimiz ( a.s.m)’ın mübarek duası olan Cevşen-ül Kebiri okuyarak,
Aile bireyleriyle birlikte günün mana ve ehemmiyeti hakkında sohbet ederek,
Allah rızası için namaz kılarak,
Hayatımızın geçmiş günleri ve yılları hakkında muhasebe yaparak,
Günahlarımızın bağışlanması için Allah’tan af dileyerek,
Sevgili Peygamberimize bol bol salât ve selâm okuyarak,
Dünya ve ahirete ait dileklerimiz için dua ederek,
Hastaları, yaşlıları ziyaret ederek; yoksulları, öksüz ve yetimleri sevindirerek,
Eş, dost ve yakınlarımızla tebrikleşerek,
Dargın ve küskünleri barıştırarak, değerlendirebiliriz.

Kaynaklar:
1 Mübarek Aylar Günler ve Geceler
2 Üç Aylar İbadet Rehberi

Rabbim Bu Geceye Kavuşmayı Bizlere Nasip Etsin İnşallah.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

CUMA RESİMLERİ TEBRİK KARTLARI EN GÜZEL CUMA MESAJLARI

EN GÜZEL CUMA MESAJLARIRESİMLİ TEBRİK KARTLARI BUYRUN BU GÜZEL SÖZLÜ RESİMLERİ SİZDE PAYLAŞIN FACEBOOK TWİTTER SOSYAL AĞLARINIZDA.

Ey Rabbim ! Bizlere Seni Hatırlatan Haller, Seni Anlatan Diller, Sevginle Dolup Taşan Aydınlık Kalpler Nasip Eyle..” Amin”

Hayırlı Cumalar
cuma tebrik kartları 2013 cuma mesajları resimli

Allah’ım! Dillere destan, yüreklere ferahlık olan merhametin ile günahlarımızı affeyle.

Hayırlı Nurlu Cumalar

cuma tebrik kartları 2013 cuma mesajları resimli

Allah’ım! Bizlere mağfiret ihsan eyle. Günahlarımızı rahmet mevsimlerinde yıka. Geleceğimize serinlik ve aydınlık ver. (amin)

cuma tebrik kartları 2013 cuma mesajları resimli
Ya Rabbi,,borçlularımızla,yetimlerimizle,yuvası dağılmışlarımızla,sevdiğini kaybetmişlerimizle,hastalarımızla,kırgınlarımızla, çaresizlerimizle,borçları yüzünden evine giremeyen ya da insan içine çıkamayanlarımızla,iftiraya uğramışlarımızla;
cuma tebrik kartları 2013 cuma mesajları resimli

Allahım, Sen be­nim Rabbimsin; Senden başka ilâh yoktur. Beni Sen yarattın; ben Se­nin kulunum ve gücüm yettiğince Sana verdiğim ahd ve vaad üzerinde sabitim, işledikleri­min şerrinden Sa­na sığınırım.
cuma tebrik kartları 2013 cuma mesajları resimli
Bu güzel günde Rabbim dualarımızı ve ibadetlerinizi kabul eylesin..
Hayırlı Nurlu Cumalar

Ey Rabbimiz bugün de sana kul olarak el açıyoruz. Bugün bütün şerleri bizlerden uzak eyle. Sürpriz belalardan bizleri koru. Mutlulukları, huzurları ve güzellikleri hayırlı bir şekilde ver. Ve bizi bugün sevdiklerimizden ayrı koyma
cuma tebrik kartları 2013 cuma mesajları resimli

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın