İçli köfte Tarifi

İçli köfte

Malzemeler:
-750 gr. Dana kıyması (iki kere çekilmiş)
-1,5- 2 su bardağı ince bulgur
-3- 4 yumurta (1 tanesi, hamura, 2- 3 tanesi kızartılırken kullanılacak.)
-1 avuç ceviz içi, 2 soğan
-çam fıstığı, kuş üzümü (1′er çorba kaşığı)
-1 çorba kaşığı margarin
-1 bardak zeytinyağ veya ayçiçek yağı
-2 kahve kaşığı karabiber ve tuz
-2 kahve kaşığı kimyon
-1 kahve kaşığı kırmızı biber

Yapılışı:
İçinin hazırlanması:

İnce doğranmış soğan, çam fıstığı, margarin ile kavrulur. Kıymanın yarısı ilave edilir.Suyunu çekince, tuz, karabiber, kimyon, doğranmış ceviz, kuş üzümü konup karıştırılır.

Dışının Hazırlanması:

İnce bulgur ile kıymanın diğer yarısı, tuz, karabiber, kırmızı biber ve bir yumurta, ara sıra su serperek iyice yoğrulur.

Yumurtadan küçük parçalara ayrılıp avuç içinde parmak yardımı ile mümkün olduğu kadar ince açılır.

Hazırlanan iç doldurulup delik kapatılır. Islak avuç içinde sıkılıp düzeltilir.

Pişirilmesi:

Kaynar az tuzlu suda birkaç dakika haşlanır (suyu fazla kaynatmamalı). Delikli kepçe ile alınıp,
ılınınca çatalla çırpılmış yumurtaya batırılır.

Kızgın yağda kızartılır.

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ebced Hesabı, Ebced Hesâbı Hakkında Bilgi, Ebced Hesâbı İle İlgili Bilgi, Ebced Hesabı in Anlamı Nedir, Ebced Hesabı Ne Demektir, Ebced Hesabı Nedir

Ebced Hesabı, Ebced Hesâbı Hakkında Bilgi, Ebced Hesâbı İle İlgili Bilgi, Ebced Hesabı in Anlamı Nedir, Ebced Hesabı Ne Demektir, Ebced Hesabı Nedir, Nedir-Hakkında -Nasıl

Ebced hesabı nedir?

Kendi özel alfabetik bir sayı sistemine sahip olan Ebced hesabı, harflere birer değer atayarak kelimelerin sayısal olarak ifade edilmesini sağlamaktır. Ebced hesabı; gizlenmesi gereken bilgilerin yazıya dökülmesinde, isimlerin sembolleştirilmesinde, doğum tarihine göre yeni doğanlara isim verilmesinde, fizik ve geometri gibi bilimlerde, dini ilimlerde, “tarih düşürmede” ve popüler kültürün yakından ilgilendiği Cifr ile Vefk ilimlerinde kullanılmaktadır. Tüm bunların haricinde falcılık ve büyü gibi metafizik kapsamındaki inisiyasyon işlemlerinde de kullanılan Ebced hesabı, sanılanın aksine İslam tarihi ile insanoğlunun keşfettiği bir sistem değildir. Zira İslam dininden çok önceleri başta Yahudiler olmak üzere farklı toplumların Ebced hesabı kullandığı bilinmektedir. Ülkemizde bilinen ve kullanılan Ebced hesabı, Arap alfabesinin sayısal değerlemeleri üzerine geliştirilmiş sistemdir. Ebced ismi, Arap alfabesini oluşturan ilk dört harften gelmektedir. Nasıl ki Cumhuriyet Türkçesi Latin harfleriyle ifade edilmekte ve alfabemiz “ABC” olarak ilk harflerle ifade edilmekteyse, Ebced kelimesi de Arap alfabesinde ilk dört harf(elif, ba, cim, dal) kullanılarak oluşturulmuştur. Ebced hesabını basit bir biçimde açıklamak gerekirse, alfabedeki her harfin belirli bir rakamsal değeri bulunmakta ve yazılı olan herhangi bir metinde bu harf değerleri “belirli kurallar dahilinde” toplanarak sayısal değerlere ulaşılmaktadır. Yahudilerin tefvir kaynaklarında ve bazı diğer tarihi kayıtlarda, Yahudi toplumunun harflere rakamsal değerler atayarak bir takım hesaplamalar yapıldığından bahsedilmektedir. Bu bilgiler ışığında Ebced hesabının farklı isimler ve sistemlerle birlikte İslam dininden çok daha önce insanlar tarafından birçok farklı amaç kullanıldığı ortaya çıkmaktadır. Ebced hesabının popüler kültür tarafından sürekli dillendirilmesi, ortaya gizemli bir yön sunulmasını ve böylece insanların ilgisinin bu yöne çekilmesini sağlamıştır. Şüphesiz Ebced hesabının binlerce yıllık bir sistem olduğu ve kullanıldığı yerlerden birinin de metafiziksel uygulamalar olduğu bir gerçektir. İnsanların ilgisini çeken ve büyük merak uyandıran bu mistik öğretiler hakkında çok az bilgi olması ve mevcut bilginin de ne derece güvenilir olduğunun sorgulanması, Ebced hesabının kullanım alanlarıyla ilgili pek çok yanlış bilginin oluşmasına neden olmuştur. Çoğu insanın yanlış bildiği konulardan biri de Ebcet hesabında harflere atanan değerlerin Arapçaya alfabe sırasına göre değil, Süryanice ve İbranice sıralamaya göre olduğudur. Arapça harflerin Ebcet değerleri 1 ile 1000 arasında değişen farklı değerlere sahiptir. Buna göre yazılı bir metinden ne tür bir sayısal sonuç çıkarılacağı ise tamamen ayrı bir konudur. Tüm harf değerlerinin teker teker toplanmasıyla bir sonuca ulaşılması gibi basit yöntemler bulunurken, bazı sayı tabanlarına göre çok daha karmaşık işlemlerin yapılması da söz konusudur.

BU YAZIMIZDA EBCED HESABI İLE İLGİLİ BİLGİLERE YER VERMEYE ÇALIŞTIK.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Hentbol Oyun Kuralları

Hentbol Oyun Kuralları

Hentbol, bir takımın 6’sı saha, 1’i kalede olmak üzere 7’şer oyuncu ile iki takım halinde oynadığı bir spor oyunudur. Oyun süresi 30′ar dakikalık iki devreden oluşur. İlk yıllarında büyük stadyumlarda 11 kişilik takımlar halinde oynanan hentbol, 1950′lerden sonra bir salon sporu olmuş ve açık alan hentbol giderek popülaritesini yitirerek kaybolmuştur.

Günümüzde Hentbol, özellikle Avrupa kıtasında büyük ilgi çekmektedir. İspanya’da ASOBAL Liga, Almanya’da Handball Bundesliga, İsveç’te Handbol ElitSerien, Danimarka’da TDC Ligaen sporun en üst düzeyde oynandığı yerel ligler olarak nitelendirilmektedir.

Modern hentbolda dünya ve olimpiyat şampiyonluğunu Avrupa Kıtası dışına çıkarabilen tek takım Kore olmuştur. Hem erkeklerde, hem de bayanlarda Asya kıtasının en iyisi olan Koreliler, Avrupa’nın devleri İsveç, Almanya, İspanya, Rusya, Danimarka, Norveç ve Fransa’ya kafa tutma başarısı göstermiştir.

Afrika’da futboldan sonra en çok ilgi çeken ikinci takım sporu olan hentbol, son yıllarda Kara Kıta’da büyük atılım yapmıştır. Mısır’da 1999′da düzenlenen Dünya Erkekler Hentbol Şampiyonası’nda ev sahibi ülke 4. olurken, 2005′te de Tunus kendi ülkesindeki şampiyonada ilk dörde girme başarısı göstermiştir.

Oyun Sahası

Tam boyutlu hentbol sahası, uzun kenarı 40 metre, kısa kenarı 20 metre uzunluğunda olan bir dikdörtgen biçimindedir. Uzun kenarlar hentbol sahasının kenar çizgilerini, kısa kenarlar ise kale çizgisini oluşturur.

Hentbol sahası, kale çizgilerine paralel bir orta çizgi ile ikiye bölünen bir oyun sahasından ve iki kale sahasından oluşur. Saha ölçüleri ve zemin bir takımın üstünlüğüne yol açacak bir şekilde değiştirilemez.

Emniyet alanı, kenar çizgileri dışından en az 1 metre, kale çizgisi dışından ise en az 2 metre uzaktadır.

Kale :

Üzerinde bulunduğu kale çizgisinin tam ortasına yerleştirilmiştir. İçten içe 2 metre yüksekliğinde ve 3 metre genişliğindedir. Bir üst direkle birbirine bağlanan kale yan direkleri, yere sağlamca tutturulmuştur. Kale direklerinin arka kenarı, kale çizgisinin dış kenarıyla aynı çizgidedir. Yan direkler ve üst direk 8 cm x 8 cm boyutlarında ve aynı maddeden yapılır. Yan direklerin ve üst direğin dört yanı, arka planda da belli olacak şekilde birbirini takip eden iki ayrı renkteki şeritlerle boyanır. Yan direklerle üst direğin birleştikleri yerdeki şeritler aynı renkte ve bitişik olup, her ikisi de 28 cm uzunluğundadır. Diğer şeritler ise 20 cm uzunluğundadır. Kale, topun geriye dönmesini engelleyecek şekilde bir ağ ile donatılmıştır.

9 metre olan serbest atış çizgisi, çizgilerin arasındaki boşlukları 10 cm olan kale sahası(6 metre) çizgisine 1 metre uzakta ve paralel olan kesik bir çizgidir.

7 metre çizgisi;

1 metre uzunluğunda olup, kenar çizgilerinin arasında, tam orta yerde bulunur ve kale çizgisinin arka yüzünden uzaklığı 3 metredir. Bu çizgi, kale çizgisine paraleldir. Kalecinin sınır çizgisi 18 cm uzunluğunda olup, kenar çizgilerinin arasında tam orta yerinde bulunur. Kale çizgisinin arka yüzünden uzaklığı 4 metredir ve kale çizgisine paraleldir.

Orta çizgi ve diger çizgiler

İki kenar çizgisinin orta noktasını birleştiren ve sahayı ikiye bölen çizgidir. Orta çizginin her iki yanında 19 cm uzunluğunda, orta çizgiden 5.9 metre uzaklıkta ve her iki takım oyuncularının giriş, çıkışları için düzenlenmiş olan kenar çizgiye paralel çizgilere, değişme çizgileri adı verilir. Hentbol sahasındaki tüm çizgiler sınırladıkları sahayı içine alırlar. Çizgiler çok belirgin biçimde çizilmiş olup 9 cm genişliğindedir. İç kale çizgilerinin kalınlığı, kale direkleri kalınlığında, uygun olarak çizilip 4 cm dir.

Oyuncular

Hentbol oldukça hızlı oynanan bir spor dalıdır. Her takım bir kaleci ve 6 oyuncu olmak üzere yedi oyuncu ile sahaya çıkar. Bir takım en fazla oniki oyuncudan teşekkül etmiştir. Takımlar kurallara uygun olduğu müddetçe sınırsız oyuncu değiştirme hakkına sahiptir. Oyuncular sahanın istedikleri yerinde oynama hakkına sahiptir. Gol sahası içinde oynama hakkı sadece kaleciye verilmiştir. Eğer savunma yapan bir takımda kaleci dışında elinde top olan bir oyuncu gol sahası içerisine girerse atak yapan takım 7 metre atış hakkı kazanır. Atak yapan takımda bir oyuncu gol sahasının içerisinde veya çizgiye herhangi bir temasta bulunup gol atarsa o gol geçersiz sayılır.

Saha içi dağılım (Pozisyonlar)

* Pivot
* Sağ oyun kurucu
* Sol oyun kurucu
* Orta Oyun kurucu
* Sağ kanat oyuncusu
* Sol kanat oyuncusu
* Kaleci

Hentbol Topu

32 parçalı ve oynanan kategoriye göre farklı boyut ve ağırlıktadır. Bir saha oyuncusu elindeki topla dripling yapabilir, ya da aldığı topla 3 adım atabilir ve pas verebilir ya da aldığı topla üç adım atıp topu yere bir kez çarptırdıktan sonra bir kez daha üç adım atabilir ve sonrasında şut ya da pas atabilir. Yere vurdurarak aldığı yada sürdüğü topu tutup bir kez daha yere vuramaz. Topa diz altı hariç vücudunun her yeri ile dokunabilir. Kale sahası yalnızca kaleciye ait bir yerdir. Oyuncular bu alana giremez. Kaleciler bu alan içinde topa her şekilde ve tüm vücudu ile müdahale edebilir.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MİMAR SİNAN KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ HAKKINDA BİLGİLER

Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.

1532’de Alman, 1534’de Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüşte “Haseki” rütbesi aldı. Bağdat seferinde Van Kalesi Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerleştirdi.

Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine katılan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene başmimarlığa yükseldi.

Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa’yı görüp mimari eserleri inceledi ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meşhur mimarları ile Bayezid Camii’nin ustası Mimar Hayreddin ile tanıştı.

Bazı Eserleri
Sinan’ın mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar Halep’de Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi’dir.

Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun sanatının gelişmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane (mutfak), kervansaray ve bir sokak ile ayrılmış medrese bulunmaktadır.

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Yirmiyedi metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir şekilde oturtulmuştur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüşü ile Süleymaniye Camii, olgunlaşmış bir mimariyi temsil etmektedir.Sekiz ayrı binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra şehrin ikinci üniversitesi olmuştur.

Mimar Sinan’ın en güzel eseri, seksen yaşında yaptığı Edirne Selimiye Camii’dir. Selimiye’nin kubbesi, Ayasofya kubbesinden daha yüksek ve derindir. 31,50 metre çapındaki kubbe, sekizgen şeklindeki gövde üzerine oturmuştur. Üç şerefeli ince minarelerine üç kişi aynı anda birbirini görmeden çıkabilmektedir.Sinan bu camiin ustalık eseri olduğunu ve bütün sanatını Selimiye’de gösterdiğini belirtmektedir.

Mimar Sinan, gördüğü bütün eserleri büyük bir dikkatle incelemiş, fakat hiçbirini aynen taklid etmeyip, sanatını devamlı geliştirmiş ve yenilemiştir. Eserlerindeki sütunlar, duvarlar ve diğer kısımlar taşıdıkları yüke mukavemet edebilecek miktardan daha kalın değildir. Kullandığı bütün mimari unsurlarda bu hesap dikkati çeker.

Mimar Sinan aynı zamanda bir şehircilik uzmanıdır. Yapacağı eserin, önce çevresini tanzim ederdi. Yer seçiminde de büyük başarı göstermiş ve eserlerini, çevresine en uygun tarzda yerleştirmiştir.

Mimar Sinan 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

MİMAR SİNAN ESERLERİ

Eserleri

Mimar Sinan 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

Camiler

1. İstanbul Süleymâniye Câmii,
2. İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,
3. Haseki Camii,
4. Mihrimah Sultan Camii – Edirnekapı
5. Mihrimah Sultan Câmii – Üsküdar’da, iskelede
6. Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),
7. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Kadırga Limanında),
8. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),
9. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Büyükçekmece)
10. Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),
11. Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),
12. Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),
13. Kara Camii – Sofya
14. Kazasker İvaz Efendi Camii
15. Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
16. Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),
17. Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),
18. Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
19. Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),
20. Ferhad Paşa Câmii (Çatalca’da),
21. Drağman Yunus Camii
22. Gazi Ahmet Paşa Camii
23. Hadım İbrahim Paşa Camii
24. Abdurrahman Paşa Camii (Kastamonu, Tosya’da)
25. Molla Çelebi Camii
26. Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),
27. Piyale Paşa Camii
28. Rüstem Paşa Câmii – Tahtakale
29. Selimiye Camii – Edirne
30. Zâl Mahmûd Paşa Câmii – Eyüp
31. Çavuşbaşı Camii – Sütlüce
32. İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),
33. Şah Sultan Camii – Eyüp
34. Şehzade Camii – Şehzadebaşı
35. Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),
36. Şemsi Ahmed Paşa Câmii (Üsküdar’da),
37. Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),
38. Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),
39. Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),
40. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Hafsa’da, Trakya),
41. Sokullu MehmedPaşa Câmii (Burgaz’da),
42. İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),
43. Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
44. Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),
45. Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),
46. Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),
47. Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),
48. Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
49. Yunus Bey Câmii (Balat’ta),
50. Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),
51. Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),
52. Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),
53. Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),
54. Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),
55. Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),
56. Çoban Mustafa Paşa Câmii (Gebze’de),
57. Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),
58. Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),
59. Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),
60. Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),
61. Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),
62. Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),
63. Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),
64. Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),
65. Osman Paşa Câmii (Kayseri’de),
66. Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),
67. Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),
68. Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),
69. Sultan Alâeddin Selçûkî Câmiinin (Çorum’da) yenilenmesi,
70. Abdüsselâm Câmiinin (İzmit’te)yenilenmesi,
71. Kiliseden dönme Eski Câminin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,
72. Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),
73. Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),
74. Orhan Câmiinin (Kütahya’da)yenilenmesi,
75. Kâbe-i şerîfin kubbelerinin tâmiri,
76. Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),
77. Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),
78. Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),
79. Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),
80. Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),
81. Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
82. Cedid Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),
83. Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),
84. Bosnalı MehmedPaşa Câmii (Sofya’da),
85. Sofu MehmedPaşa Câmii (Hersek’te),
86. Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),
87. Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),
88. Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),
89. Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),
90. Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),
91. Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),
92. Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).

Medreseler

1. Sultan Süleymân Medresesi (Mekke’de),
2. Süleymâniye Medreseleri (İstanbul’da),
3. Yavuz Sultan Selim Medresesi (Halıcılar Köşkünde),
4. Sultan Selim Medresesi (Edirne’de),
5. Sultan Süleymân Medresesi (Çorlu’da),
6. Şehzâde Sultan Mehmed Medresesi (İstanbul’da),
7. Haseki Sultan Medresesi (Avratpazarı’nda),
8. Vâlide Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
9. Kahriye Medresesi (Sultan Selim yakınında),
10. Mihrimah Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
11. Mihrimah Sultan Medresesi (Edirnekapı’da),
12. MehmedPaşa Medresesi (Kadırga’da),
13. MehmedPaşa Medresesi (Eyüp’te),
14. Osman Şah Vâlidesi Medresesi (Aksaray yakınında),
15. Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul’da),
16. Ali Paşa Medresesi (İstanbul’da), 17i.lşiplş.ml.çmö)AhmedPaşa Medresesi (Topkapı’da),
17. Sofu MehmedPaşa Medresesi (İstanbul’da),
18. İbrâhim Paşa Medresesi (İstanbul’da),
19. Sinân Paşa Medresesi (Beşiktaş’ta),
20. İskender Paşa Medresesi (Kanlıca’da),
21. Kasım Paşa Medresesi,
22. Ali Paşa Medresesi (Babaeski’de),
23. Mısırlı Mustafa Paşa Medresesi (Gebze’de),
24. Ahmed Paşa Medresesi (İzmit’te),
25. İbrâhim Paşa Medresesi (Îsâ Kapısında),
26. Şemsi Ahmed Paşa Medresesi (Üsküdar’da),
27. Kapı Ağası Mahmûd Ağa Medresesi (Ahırkapı’da),
28. Kapıağası Câfer Ağa Medresesi (Soğukkuyu’da),
29. Ahmed Ağa Medresesi (Çapa’da),
30. Hâmid Efendi Medresesi (Filyokuşu’nda),
31. Mâlûl Emir Efendi Medresesi (Karagümrük’te),
32. Ümm-i Veled Medresesi (Karagümrük’te),
33. Üçbaş Medresesi (Karagümrük’te),
34. Kazasker Perviz Efendi Medresesi (Fâtih’te),
35. Hâcegizâde Medresesi (Fâtih’te),
36. Ağazâde Medresesi (İstanbul’da),
37. Yahya Efendi Medresesi (Beşiktaş’ta),
38. Defterdar Abdüsselâm Bey Medresesi (Küçükçekmece’de),
39. Tûtî Kâdı Medresesi (Fâtih’te),
40. Hakîm Mehmed Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
41. Hüseyin Çelebi Medresesi (Çarşamba’da),
42. Şahkulu Medresesi (İstanbul’da),
43. Emin Sinân Efendi Medresesi (Küçükpazar’da),
44. Yunus Bey Medresesi (Draman’da),
45. Karcı Süleyman Bey Medresesi,
46. Hâcce Hâtun Medresesi (Üsküdür’da),
47. Defterdar Şerifezâde Medresesi (Kâdıçeşmesi’nde),
48. Kâdı Hakîm Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
49. Kirmasti Medresesi,
50. Sekban Ali Bey Medresesi (Karagümrük’te),
51. Nişancı MehmedBey Medresesi (Altımermer’de),
52. Kethüdâ Hüseyin Çelebi Medresesi (SultanSelim’de),
53. Gülfem Hâtun Medresesi (Üsküdar’da),
54. Hüsrev Kethüdâ Medresesi (Ankara’da),
55. Mehmed Ağa Medresesi (Çatalçeşme’de).

Külliyeler

1. Haseki Külliyesi
2. Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi

Dârülkurrâlar

1. SultanSüleymanHanDârülkurrâası (İstanbul’da),
2. Vâlide Sultan Dârülkurrâsı (Üsküdar’da),
3. Hüsrev Kethüdâ Dârülkurrâsı (İstanbul’da),
4. Mehmed Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
5. Müftü Sa’di Çelebi Dârülkurrâsı (Küçükkaraman’da),
6. Sokullu MehmedPaşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
7. Kâdızâde Efendi Dârülkurrâsı (Fâtih’te).

Türbeler

1. Yahya Efendi Türbesi (Beşiktaş’ta),
2. Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi (Beşiktaş’ta),
3. Arap AhmedPaşa Türbesi (Fındıklı’da),
4. Sultan Süleymân Türbesi (Süleymaniye’de),
5. Şehzâde Sultan MehmedTürbesi (Şehzâdebaşı’nda),
6. SultanSelim Türbesi (Ayasofya civârında),
7. Hüsrev Paşa Türbesi (Yenibahçe’de),
8. ŞehzâdelerTürbesi (Ayasofya’da),
9. Vezir-i âzam RüstemPaşa Türbesi (Şehzâde Türbesi yakınında),
10. Ahmed Paşa Türbesi (Eyüp’te),
11. MehmedPaşa Türbesi (Topkapı’da),
12. Çocukları için inşâ ettiği türbe,
13. Siyavuş Paşa Türbesi (Eyüp’te),
14. Siyavuş Paşanın çocukları için yapılan türbe (Eyüp’te),
15. Zâl Mahmûd Paşa Türbesi (Eyüp’te),
16. Şemsi Ahmed Paşa Türbesi (Üsküdar’da),
17. Kılıç Ali Paşa Türbesi (Tophâne’de),
18. Pertev Paşa Türbesi (Eyüp’te),
19. Şâh-ı Hûban Türbesi (Üsküdar’da,
20. Haseki Hürrem Sultan Türbesi (Süleymaniye’de).

İmâretler

1. SultanSüleymân İmâreti (Süleymaniye’de),
2. Haseki Sultan İmâreti (Mekke’de),
3. Haseki Sultan İmâreti (Medîne’de),
4. Mustafa Paşa Köprüsü başında bir imâret (Edirne’de),
5. SultanSelim İmâreti (Karapınar’da),
6. SultanSüleymân İmâreti (Şam’da),
7. Şehzâde Sultan Mehmed İmâreti (İstanbul’da),
8. SultanSüleymân İmâreti (Çorlu’da),
9. Vâlide Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
10. Mihrimah Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
11. Sultan Murâd İmâreti (Manisa’da),
12. Rüstem Paşa İmâreti (Rodoscuk’ta),
13. Rüstem Paşa İmâreti (Sapanca’da),
14. MehmedPaşa İmâreti (Burgaz’da),
15. MehmedPaşa İmâreti (Hafsa’da),
16. Mustafa Paşa İmâreti (Gebze’de),
17. MehmedPaşa İmâreti (Bosna’da).

Dârüşşifâlar

1. SultanSüleymân Dârüşşifâsı (Süleymaniye’de),
2. Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de),
3. Vâlide Sultan Dârüşşifâsı (Üsküdar’da)

Su Yolları Kemerleri

1. Bend Kemeri (Kağıthâne’de),
2. Uzun Kemer (Kemerburgaz’da),
3. Mağlova Kemeri(Kemerburgaz’da),
4. Gözlüce Kemer (Cebeciköy’de),
5. Müderris köyü yakınındaki kemer (Kemerburgaz’da).
6. Kırık Kemer

Köprüler

1. Büyük çekmece Köprüsü,
2. Silivri Köprüsü,
3. Mustafa Paşa Köprüsü (Meriç üzerinde),
4. Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü (Tekirdağ’da),
5. Odabaşı Köprüsü (Halkalıpınar’da),
6. Kapıağası Köprüsü (Harâmidere’de),
7. MehmedPaşa Köprüsü (Sinanlı’da),
8. Vezir-i âzam Mehmed Paşa (Mostar) Köprüsü (Bosna’da, Vişigrad kasabasında).
9. Drina Köprüsü
10. Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

Kervansaraylar

1. Kervansaray (Sultan Süleymân İmâreti yakınında),
2. Kervansaray (Büyükçekmece’de),
3. RüstemPaşa Kervansarayı (Rodosçuk’ta),
4. KebecilerKervansarayı (Bitpazarı’nda),
5. Rüstem Paşa Kervansarayı (Galata’da),
6. Ali Paşa Kervansarayı (Bursa’da),
7. Ali Paşa Kervansarayı (Bitpazarı’nda),
8. Pertev Paşa Kervansarayı (Vefâ’da),
9. Mustafa Paşa Kervansarayı (Ilgın’da),
10. Rüstem Paşa Kervansarayı (Sapanca’da),
11. Rüstem Paşa Kervansarayı (Samanlı’da),
12. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karışdıran’da),
13. RüstemPaşa Kervansarayı (Akbıyık’ta),
14. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karaman Ereğlisi’nde),
15. Hüsrev Kethüdâ Kervansarayı (İpsala’da)
16. MehmedPaşa Kervansarayı (Hafsa’da),
17. Mehmed Paşa Kervansarayı (Burgaz’da),
18. RüstemPaşa Kervansarayı (Edirne’de),
19. Ali Paşa Çarşısı ve Kervansarayı (Edirne’de),
20. İbrâhim Paşa Kervansarayı (İstanbul’da).

Saraylar

1. Saray-ı atîk tâmiri (Beyazıt’ta),
2. Saray-ı cedîd-i hümâyûn tâmiri (Topkapı’da),
3. Üsküdar Sarayının tâmiri (Üsküdar’da),
4. Galatasarayın eski yerine yeniden inşâsı (Galatasaray’da),
5. Atmeydanı Sarayının yeniden inşâsı (Atmeydanı’nda),
6. İbrâhim Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
7. Yenikapı Sarayının yeniden inşâsı (Silivrikapı’da),
8. Kandilli Sarayının yeniden inşâsı (Kandilli’de),
9. Fenerbahçe Sarayının yeniden inşâsı (Fenerbahçe’de),
10. İskender Çelebi Bahçesi Sarayının yeniden inşâsı (İstanbul şehir dışında),
11. Halkalı Pınar Sarayının yeniden inşâsı (Halkalı’da),
12. Rüstem Paşa Sarayı (Kadırga’da),
13. MehmedPaşa Sarayı (Kadırga’da),
14. Mehmed Paşa Sarayı (Ayasofya yakınında),
15. MehmedPaşa Sarayı (Üsküdar’da),
16. Rüstem Paşa Sarayı (Üsküdür’da),
17. Siyavuş Paşa Sarayı (İstanbul’da),
18. Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
19. Siyavuş Paşa Sarayı (yine Üsküdar’da),
20. Ali Paşa Sarayı (İstanbul’da),
21. AhmedPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
22. Ferhad Paşa Sarayı (Bâyezîd civârında),
23. Pertev Paşa Sarayı (Vefâ Meydanında),
24. SinânPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
25. Sofu MehmedPaşa Sarayı (Hocapaşa’da),
26. Mahmûd Ağa Sarayı (Yenibahçe’de),
27. MehmedPaşa Sarayı (Halkalı yakınında Yergöğ’de),
28. Şâh-ı Hûbân Kadın Sarayı (Kasımpaşa Çeşmesi yakınında),
29. Pertev Paşa Sarayı (şehrin dışında),
30. AhmedPaşa Sarayı (şehrin dışında),
31. AhmedPaşa Sarayı (Taşra Çiftlik’te),
32. AhmedPaşa Sarayı (Eyüp’te),
33. Ali Paşa Sarayı (Eyüp’te),
34. MehmedPaşa Sarayı (şehrin dışında, Rüstem Çelebi Çiftliğinde),
35. Mehmed Paşa Sarayı (Bosna’da),
36. Rüstem Paşa Sarayı (İskender Çelebi Çiftliğinde).

Mahzenler

1. Buğday mahzeni (Galata Köşesinde),
2. Zift Mahzeni (Tersâne-i Âmirede),
3. Anbar (sarayda),
4. Anbar (Has Bahçe Yalısında),
5. Mutbak ve kiler (sarayda),
6. Mahzen (Unkapanı’nda),
7. İki adet anbar (Cebehâne yakınında),
8. Kurşunlu Mahzen (Tophâne’de).

Hamamlar

1. SultanSüleymân Hamamı (İstanbul’da),
2. Sultan Süleymân Hamamı (Kefe’de),
3. Üç Kapılı Hamam (Topkapısarayında),
4. Üç Kapılı Hamam (Üsküdar Sarayında),
5. Haseki Sultan Hamamı (Ayasofya yakınında),
6. Haseki Sultan Hamamı (Bahçekapı’da),
7. Haseki Sultan Hamamı (Yahudiler içinde),
8. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da),
9. Vâlide SultanHamamı (Karapınar’da),
10. Vâlide SultanHamamı (Cibâli Kapısında),
11. Mihrimah SultanHamamı (Edirnekapı’da),
12. Lütfi Paşa Hamamı (Yenibahçe’de),
13. MehmedPaşa Hamamı (Galata’da),
14. MehmedPaşa Hamamı (Edirne’de),
15. Kocamustafapaşa Hamamı (Yenibahçe’de),
16. İbrâhim Paşa Hamamı (Silivrikapı’da),
17. Kapıağası Yâkub Ağa Hamamı (Sulumanastır’da),
18. Sinân Paşa Hamamı (Beşiktaş’ta),
19. Molla Çelebi Hamamı (Fındıklı’da),
20. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Tophâne’de),
21. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Fenerkapı’da),
22. Müfti Ebüssü’ûd Efendi Hamamı (Mâcuncu Çarşısında),
23. Mîrmirân Kasımpaşa Hamamı (Hafsa’da),
24. Merkez Efendi Hamamı (Yenikapı dışında),
25. Nişancı Paşa Hamamı (Eyüp’te),
26. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (Ortaköy’de),
27. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (İzmit’te),
28. Hamam (Çatalca’da),
29. RüstemPaşa Hamamı (Sapanca’da),
30. Hüseyin Bey Hamamı (Kayseri’de),
31. Sarı Kürz Hamamı (İstanbul’da),
32. Hayreddin Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
33. Hayreddin Paşa Hamamı (Karagümrük’te),
34. Yâkub Ağa Hamamı (Tophâne’de),
35. Haydar Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
36. İskender Paşa Hamamı,
37. Odabaşı Behruzağa Hamamı (Şehremini’de),
38. Kethüdâ Kadın Hamamı (Akbaba’da),
39. Beykoz Hamamı,
40. Emir Buhârî Hamamı (Edirnekapı dışında),
41. Hamam (Eyüp’te),
42. Dere Hamamı (Eyüp’te),
43. Sâlih Paşazâde Hamamı (Yeniköy’de),
44. Sultan Süleymân Hamamı (Mekke’de),
45. HayreddinPaşa Hamamı (Tophâne’de),
46. Hayreddin Paşa Hamamı (Kemeraltı’nda),
47. Rüstem Paşa Hamamı (Cibâli’de),
48. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da)

BİLİM ADAMLARI, HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MİMAR SİNAN ESERLERİ

MİMAR SİNAN ESERLERİ

Eserleri

Mimar Sinan 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

Camiler

1. İstanbul Süleymâniye Câmii,
2. İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,
3. Haseki Camii,
4. Mihrimah Sultan Camii – Edirnekapı
5. Mihrimah Sultan Câmii – Üsküdar’da, iskelede
6. Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),
7. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Kadırga Limanında),
8. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),
9. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Büyükçekmece)
10. Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),
11. Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),
12. Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),
13. Kara Camii – Sofya
14. Kazasker İvaz Efendi Camii
15. Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
16. Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),
17. Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),
18. Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
19. Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),
20. Ferhad Paşa Câmii (Çatalca’da),
21. Drağman Yunus Camii
22. Gazi Ahmet Paşa Camii
23. Hadım İbrahim Paşa Camii
24. Abdurrahman Paşa Camii (Kastamonu, Tosya’da)
25. Molla Çelebi Camii
26. Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),
27. Piyale Paşa Camii
28. Rüstem Paşa Câmii – Tahtakale
29. Selimiye Camii – Edirne
30. Zâl Mahmûd Paşa Câmii – Eyüp
31. Çavuşbaşı Camii – Sütlüce
32. İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),
33. Şah Sultan Camii – Eyüp
34. Şehzade Camii – Şehzadebaşı
35. Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),
36. Şemsi Ahmed Paşa Câmii (Üsküdar’da),
37. Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),
38. Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),
39. Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),
40. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Hafsa’da, Trakya),
41. Sokullu MehmedPaşa Câmii (Burgaz’da),
42. İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),
43. Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
44. Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),
45. Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),
46. Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),
47. Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),
48. Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
49. Yunus Bey Câmii (Balat’ta),
50. Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),
51. Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),
52. Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),
53. Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),
54. Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),
55. Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),
56. Çoban Mustafa Paşa Câmii (Gebze’de),
57. Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),
58. Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),
59. Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),
60. Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),
61. Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),
62. Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),
63. Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),
64. Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),
65. Osman Paşa Câmii (Kayseri’de),
66. Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),
67. Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),
68. Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),
69. Sultan Alâeddin Selçûkî Câmiinin (Çorum’da) yenilenmesi,
70. Abdüsselâm Câmiinin (İzmit’te)yenilenmesi,
71. Kiliseden dönme Eski Câminin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,
72. Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),
73. Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),
74. Orhan Câmiinin (Kütahya’da)yenilenmesi,
75. Kâbe-i şerîfin kubbelerinin tâmiri,
76. Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),
77. Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),
78. Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),
79. Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),
80. Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),
81. Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
82. Cedid Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),
83. Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),
84. Bosnalı MehmedPaşa Câmii (Sofya’da),
85. Sofu MehmedPaşa Câmii (Hersek’te),
86. Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),
87. Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),
88. Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),
89. Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),
90. Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),
91. Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),
92. Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).

Medreseler

1. Sultan Süleymân Medresesi (Mekke’de),
2. Süleymâniye Medreseleri (İstanbul’da),
3. Yavuz Sultan Selim Medresesi (Halıcılar Köşkünde),
4. Sultan Selim Medresesi (Edirne’de),
5. Sultan Süleymân Medresesi (Çorlu’da),
6. Şehzâde Sultan Mehmed Medresesi (İstanbul’da),
7. Haseki Sultan Medresesi (Avratpazarı’nda),
8. Vâlide Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
9. Kahriye Medresesi (Sultan Selim yakınında),
10. Mihrimah Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
11. Mihrimah Sultan Medresesi (Edirnekapı’da),
12. MehmedPaşa Medresesi (Kadırga’da),
13. MehmedPaşa Medresesi (Eyüp’te),
14. Osman Şah Vâlidesi Medresesi (Aksaray yakınında),
15. Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul’da),
16. Ali Paşa Medresesi (İstanbul’da), 17i.lşiplş.ml.çmö)AhmedPaşa Medresesi (Topkapı’da),
17. Sofu MehmedPaşa Medresesi (İstanbul’da),
18. İbrâhim Paşa Medresesi (İstanbul’da),
19. Sinân Paşa Medresesi (Beşiktaş’ta),
20. İskender Paşa Medresesi (Kanlıca’da),
21. Kasım Paşa Medresesi,
22. Ali Paşa Medresesi (Babaeski’de),
23. Mısırlı Mustafa Paşa Medresesi (Gebze’de),
24. Ahmed Paşa Medresesi (İzmit’te),
25. İbrâhim Paşa Medresesi (Îsâ Kapısında),
26. Şemsi Ahmed Paşa Medresesi (Üsküdar’da),
27. Kapı Ağası Mahmûd Ağa Medresesi (Ahırkapı’da),
28. Kapıağası Câfer Ağa Medresesi (Soğukkuyu’da),
29. Ahmed Ağa Medresesi (Çapa’da),
30. Hâmid Efendi Medresesi (Filyokuşu’nda),
31. Mâlûl Emir Efendi Medresesi (Karagümrük’te),
32. Ümm-i Veled Medresesi (Karagümrük’te),
33. Üçbaş Medresesi (Karagümrük’te),
34. Kazasker Perviz Efendi Medresesi (Fâtih’te),
35. Hâcegizâde Medresesi (Fâtih’te),
36. Ağazâde Medresesi (İstanbul’da),
37. Yahya Efendi Medresesi (Beşiktaş’ta),
38. Defterdar Abdüsselâm Bey Medresesi (Küçükçekmece’de),
39. Tûtî Kâdı Medresesi (Fâtih’te),
40. Hakîm Mehmed Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
41. Hüseyin Çelebi Medresesi (Çarşamba’da),
42. Şahkulu Medresesi (İstanbul’da),
43. Emin Sinân Efendi Medresesi (Küçükpazar’da),
44. Yunus Bey Medresesi (Draman’da),
45. Karcı Süleyman Bey Medresesi,
46. Hâcce Hâtun Medresesi (Üsküdür’da),
47. Defterdar Şerifezâde Medresesi (Kâdıçeşmesi’nde),
48. Kâdı Hakîm Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
49. Kirmasti Medresesi,
50. Sekban Ali Bey Medresesi (Karagümrük’te),
51. Nişancı MehmedBey Medresesi (Altımermer’de),
52. Kethüdâ Hüseyin Çelebi Medresesi (SultanSelim’de),
53. Gülfem Hâtun Medresesi (Üsküdar’da),
54. Hüsrev Kethüdâ Medresesi (Ankara’da),
55. Mehmed Ağa Medresesi (Çatalçeşme’de).

Külliyeler

1. Haseki Külliyesi
2. Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi

Dârülkurrâlar

1. SultanSüleymanHanDârülkurrâası (İstanbul’da),
2. Vâlide Sultan Dârülkurrâsı (Üsküdar’da),
3. Hüsrev Kethüdâ Dârülkurrâsı (İstanbul’da),
4. Mehmed Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
5. Müftü Sa’di Çelebi Dârülkurrâsı (Küçükkaraman’da),
6. Sokullu MehmedPaşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
7. Kâdızâde Efendi Dârülkurrâsı (Fâtih’te).

Türbeler

1. Yahya Efendi Türbesi (Beşiktaş’ta),
2. Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi (Beşiktaş’ta),
3. Arap AhmedPaşa Türbesi (Fındıklı’da),
4. Sultan Süleymân Türbesi (Süleymaniye’de),
5. Şehzâde Sultan MehmedTürbesi (Şehzâdebaşı’nda),
6. SultanSelim Türbesi (Ayasofya civârında),
7. Hüsrev Paşa Türbesi (Yenibahçe’de),
8. ŞehzâdelerTürbesi (Ayasofya’da),
9. Vezir-i âzam RüstemPaşa Türbesi (Şehzâde Türbesi yakınında),
10. Ahmed Paşa Türbesi (Eyüp’te),
11. MehmedPaşa Türbesi (Topkapı’da),
12. Çocukları için inşâ ettiği türbe,
13. Siyavuş Paşa Türbesi (Eyüp’te),
14. Siyavuş Paşanın çocukları için yapılan türbe (Eyüp’te),
15. Zâl Mahmûd Paşa Türbesi (Eyüp’te),
16. Şemsi Ahmed Paşa Türbesi (Üsküdar’da),
17. Kılıç Ali Paşa Türbesi (Tophâne’de),
18. Pertev Paşa Türbesi (Eyüp’te),
19. Şâh-ı Hûban Türbesi (Üsküdar’da,
20. Haseki Hürrem Sultan Türbesi (Süleymaniye’de).

İmâretler

1. SultanSüleymân İmâreti (Süleymaniye’de),
2. Haseki Sultan İmâreti (Mekke’de),
3. Haseki Sultan İmâreti (Medîne’de),
4. Mustafa Paşa Köprüsü başında bir imâret (Edirne’de),
5. SultanSelim İmâreti (Karapınar’da),
6. SultanSüleymân İmâreti (Şam’da),
7. Şehzâde Sultan Mehmed İmâreti (İstanbul’da),
8. SultanSüleymân İmâreti (Çorlu’da),
9. Vâlide Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
10. Mihrimah Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
11. Sultan Murâd İmâreti (Manisa’da),
12. Rüstem Paşa İmâreti (Rodoscuk’ta),
13. Rüstem Paşa İmâreti (Sapanca’da),
14. MehmedPaşa İmâreti (Burgaz’da),
15. MehmedPaşa İmâreti (Hafsa’da),
16. Mustafa Paşa İmâreti (Gebze’de),
17. MehmedPaşa İmâreti (Bosna’da).

Dârüşşifâlar

1. SultanSüleymân Dârüşşifâsı (Süleymaniye’de),
2. Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de),
3. Vâlide Sultan Dârüşşifâsı (Üsküdar’da)

Su Yolları Kemerleri

1. Bend Kemeri (Kağıthâne’de),
2. Uzun Kemer (Kemerburgaz’da),
3. Mağlova Kemeri(Kemerburgaz’da),
4. Gözlüce Kemer (Cebeciköy’de),
5. Müderris köyü yakınındaki kemer (Kemerburgaz’da).
6. Kırık Kemer

Köprüler

1. Büyük çekmece Köprüsü,
2. Silivri Köprüsü,
3. Mustafa Paşa Köprüsü (Meriç üzerinde),
4. Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü (Tekirdağ’da),
5. Odabaşı Köprüsü (Halkalıpınar’da),
6. Kapıağası Köprüsü (Harâmidere’de),
7. MehmedPaşa Köprüsü (Sinanlı’da),
8. Vezir-i âzam Mehmed Paşa (Mostar) Köprüsü (Bosna’da, Vişigrad kasabasında).
9. Drina Köprüsü
10. Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

Kervansaraylar

1. Kervansaray (Sultan Süleymân İmâreti yakınında),
2. Kervansaray (Büyükçekmece’de),
3. RüstemPaşa Kervansarayı (Rodosçuk’ta),
4. KebecilerKervansarayı (Bitpazarı’nda),
5. Rüstem Paşa Kervansarayı (Galata’da),
6. Ali Paşa Kervansarayı (Bursa’da),
7. Ali Paşa Kervansarayı (Bitpazarı’nda),
8. Pertev Paşa Kervansarayı (Vefâ’da),
9. Mustafa Paşa Kervansarayı (Ilgın’da),
10. Rüstem Paşa Kervansarayı (Sapanca’da),
11. Rüstem Paşa Kervansarayı (Samanlı’da),
12. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karışdıran’da),
13. RüstemPaşa Kervansarayı (Akbıyık’ta),
14. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karaman Ereğlisi’nde),
15. Hüsrev Kethüdâ Kervansarayı (İpsala’da)
16. MehmedPaşa Kervansarayı (Hafsa’da),
17. Mehmed Paşa Kervansarayı (Burgaz’da),
18. RüstemPaşa Kervansarayı (Edirne’de),
19. Ali Paşa Çarşısı ve Kervansarayı (Edirne’de),
20. İbrâhim Paşa Kervansarayı (İstanbul’da).

Saraylar

1. Saray-ı atîk tâmiri (Beyazıt’ta),
2. Saray-ı cedîd-i hümâyûn tâmiri (Topkapı’da),
3. Üsküdar Sarayının tâmiri (Üsküdar’da),
4. Galatasarayın eski yerine yeniden inşâsı (Galatasaray’da),
5. Atmeydanı Sarayının yeniden inşâsı (Atmeydanı’nda),
6. İbrâhim Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
7. Yenikapı Sarayının yeniden inşâsı (Silivrikapı’da),
8. Kandilli Sarayının yeniden inşâsı (Kandilli’de),
9. Fenerbahçe Sarayının yeniden inşâsı (Fenerbahçe’de),
10. İskender Çelebi Bahçesi Sarayının yeniden inşâsı (İstanbul şehir dışında),
11. Halkalı Pınar Sarayının yeniden inşâsı (Halkalı’da),
12. Rüstem Paşa Sarayı (Kadırga’da),
13. MehmedPaşa Sarayı (Kadırga’da),
14. Mehmed Paşa Sarayı (Ayasofya yakınında),
15. MehmedPaşa Sarayı (Üsküdar’da),
16. Rüstem Paşa Sarayı (Üsküdür’da),
17. Siyavuş Paşa Sarayı (İstanbul’da),
18. Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
19. Siyavuş Paşa Sarayı (yine Üsküdar’da),
20. Ali Paşa Sarayı (İstanbul’da),
21. AhmedPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
22. Ferhad Paşa Sarayı (Bâyezîd civârında),
23. Pertev Paşa Sarayı (Vefâ Meydanında),
24. SinânPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
25. Sofu MehmedPaşa Sarayı (Hocapaşa’da),
26. Mahmûd Ağa Sarayı (Yenibahçe’de),
27. MehmedPaşa Sarayı (Halkalı yakınında Yergöğ’de),
28. Şâh-ı Hûbân Kadın Sarayı (Kasımpaşa Çeşmesi yakınında),
29. Pertev Paşa Sarayı (şehrin dışında),
30. AhmedPaşa Sarayı (şehrin dışında),
31. AhmedPaşa Sarayı (Taşra Çiftlik’te),
32. AhmedPaşa Sarayı (Eyüp’te),
33. Ali Paşa Sarayı (Eyüp’te),
34. MehmedPaşa Sarayı (şehrin dışında, Rüstem Çelebi Çiftliğinde),
35. Mehmed Paşa Sarayı (Bosna’da),
36. Rüstem Paşa Sarayı (İskender Çelebi Çiftliğinde).

Mahzenler

1. Buğday mahzeni (Galata Köşesinde),
2. Zift Mahzeni (Tersâne-i Âmirede),
3. Anbar (sarayda),
4. Anbar (Has Bahçe Yalısında),
5. Mutbak ve kiler (sarayda),
6. Mahzen (Unkapanı’nda),
7. İki adet anbar (Cebehâne yakınında),
8. Kurşunlu Mahzen (Tophâne’de).

Hamamlar

1. SultanSüleymân Hamamı (İstanbul’da),
2. Sultan Süleymân Hamamı (Kefe’de),
3. Üç Kapılı Hamam (Topkapısarayında),
4. Üç Kapılı Hamam (Üsküdar Sarayında),
5. Haseki Sultan Hamamı (Ayasofya yakınında),
6. Haseki Sultan Hamamı (Bahçekapı’da),
7. Haseki Sultan Hamamı (Yahudiler içinde),
8. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da),
9. Vâlide SultanHamamı (Karapınar’da),
10. Vâlide SultanHamamı (Cibâli Kapısında),
11. Mihrimah SultanHamamı (Edirnekapı’da),
12. Lütfi Paşa Hamamı (Yenibahçe’de),
13. MehmedPaşa Hamamı (Galata’da),
14. MehmedPaşa Hamamı (Edirne’de),
15. Kocamustafapaşa Hamamı (Yenibahçe’de),
16. İbrâhim Paşa Hamamı (Silivrikapı’da),
17. Kapıağası Yâkub Ağa Hamamı (Sulumanastır’da),
18. Sinân Paşa Hamamı (Beşiktaş’ta),
19. Molla Çelebi Hamamı (Fındıklı’da),
20. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Tophâne’de),
21. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Fenerkapı’da),
22. Müfti Ebüssü’ûd Efendi Hamamı (Mâcuncu Çarşısında),
23. Mîrmirân Kasımpaşa Hamamı (Hafsa’da),
24. Merkez Efendi Hamamı (Yenikapı dışında),
25. Nişancı Paşa Hamamı (Eyüp’te),
26. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (Ortaköy’de),
27. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (İzmit’te),
28. Hamam (Çatalca’da),
29. RüstemPaşa Hamamı (Sapanca’da),
30. Hüseyin Bey Hamamı (Kayseri’de),
31. Sarı Kürz Hamamı (İstanbul’da),
32. Hayreddin Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
33. Hayreddin Paşa Hamamı (Karagümrük’te),
34. Yâkub Ağa Hamamı (Tophâne’de),
35. Haydar Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
36. İskender Paşa Hamamı,
37. Odabaşı Behruzağa Hamamı (Şehremini’de),
38. Kethüdâ Kadın Hamamı (Akbaba’da),
39. Beykoz Hamamı,
40. Emir Buhârî Hamamı (Edirnekapı dışında),
41. Hamam (Eyüp’te),
42. Dere Hamamı (Eyüp’te),
43. Sâlih Paşazâde Hamamı (Yeniköy’de),
44. Sultan Süleymân Hamamı (Mekke’de),
45. HayreddinPaşa Hamamı (Tophâne’de),
46. Hayreddin Paşa Hamamı (Kemeraltı’nda),
47. Rüstem Paşa Hamamı (Cibâli’de),
48. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da)

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Mihrimah Sultan ve Mimar Sinan Aşkı Hakkında Bilgi

Diyarbakır valisi Rüstem Paşa, hürrem sultanın kızı, Hürrem’in kızı, Kanuni Sultan Süleymanın Kızı, Kanuni’nin kızı Mihrimah sultan, Kanuni’nin kızları, Kanuninin kızı, Mihrimah, Mihrimah hanımsultan, Mihrimah Sultan

Mihrimah Sultan Kimdir?

Mihrimah ismini “Muhteşem Sultan” koymuştur kızına. Mihrimah’ta her çocuk gibi büyümüş, serpilmiş ve genç bir kız olmuştur. On yedi yaşına geldiğinde artık evlilik vakti gelmiştir onun için. İki talibi vardır güzeller güzeli Mihrimah’ın. Birisi Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeri ise Mimar Sinan’dır. Mimar Sinan’ın gerçek anlamda Mihrimah’a talip olduğu bilinmez ama ona büyük bir aşk besler. Mimar Sinan o dönemde elli yaşındadır ve evlidir. Mihrimah Sultan tabi ki Rüstem Paşa’ya verilir.

Her sanatçı gibi Mimar Sinan da sanatına döker aşkını. Nasıl ki bir şair mısralarında anlatıyorsa aşkını, nasıl ki bir ressam tablolarında anlatıyorsa aşkını, nasıl ki bir ozan bağlamasının tellerinde anlatıyorsa aşkını Mimar Sinan da yapıtlarında anlatır aşkını. Bu fani dünyada eserleri ölümsüzken Sinan’ın aşkı da ölümsüz olur yapıtlarıyla.

Mimar Sinan o dönem sarayın baş mimarıdır. Saraydan bir emir gelir Sinan’a. Büyük Sultan Kanuni Sultan Süleyman ve büyük aşkı Hürrem Sultan’ın güzel kızları Mihrimah Sultan için bir cami yapılması istenir. Caminin yerini Mimar Sinan seçer. Mimar Sinan tıpkı Mihrimah Sultan gibi Boğaz’ın en nazlı semtine yapmaya karar verir camiyi. Tabi, Üsküdar’ı seçmekte başka bir büyük sebebi daha vardır Sinan’ın.

İstanbul’u, Üsküdar’ı bilenler bilir Mihrimah Sultan Cami’ni. Boğazın kıyısında her dem bizi selamlarken aynı zamanda büyük bir aşkın tescilidir de bu cami.

Mimar Sinan cami yapımı emrini aldıktan sonra başlar cami yapımına. Sene 1540′tır. Sekiz yıl boyunca devam eder inşaat. Sekiz yıl aşkını dokur Sinan bu caminin her bir taşına. 1548 yılında cami bittiğinde “eteklerini giymiş bir kadın” silueti çıkar ortaya. Mimar Sinan caminin külliyelerini sade ve asil yaparken, caminin içindeki çinileri aydınlık yapmıştır. Burada Sinan’ın duygularını rahatça görebiliriz işte. Sinan, Mihrimah Sultan’ı dış görünüş olarak asil bulurken, içinin güzelliğini de anlatmak için çinileri olabildiğine aydınlık yapmıştır.

Mimar Sinan’ın aşkı için söyleyecekleri daha bitmemişti şüphesiz. Büyük Usta sanki o dönem bilinmeyen aşkının sonraki yüzyıllarda bilinmesini istedi. Bize ulaştırdı aşkını. Mihrimah Sultan Cami yapımı bittikten tam on dört yıl sonra büyük aşkı için son sözü söylemek için kolları sıvadı Büyük Mimar. Hem de bu sefer padişah fermanı beklemedi. Kendi koyuldu cami yapmaya. Ona emir gerekir miydi aşkını anlatmak için? Kalbi yanıyordu şüphesiz. İçi içine sığmıyordu. Yapmasa eserini, anlatmasa aşkını; lal olacaktı dili, kötürüm olacaktı eli.

Takvim yaprakları 1562′yi gösterdiğinde İstanbul’un en yüksek tepelerinden biri olan Edirnekapı’da başlar yeni inşaatına Sinan. Edirnekapı o dönemler ıssız bir yerdi şüphesiz. Büyük Mimar niçin buraya cami yapıyordu ki? Gel gör ki aşkını yaptığı bu eserinde de perçinlemek istiyordu Sinan. Nitekim bu cami bittiğinde 38 metrelik tek minareli, incecik bir kubbesi olan ve bu incecik kubbenin üzerinde 161 penceresi bulunan bir cami ortaya çıkar. Bu cami için de derler ki, tek minarelidir bu cami çünkü Mihrimah Sultan’ın yalnızlığını anlatmak ister Sinan. İncecik kubbesinin üzerinde 161 pencere vardır çünkü Mihrimah Sultan’ın iç güzelliğinin güzel ve aydınlık olduğunu göstermek ister Sinan. Cami içindeki minare kenarlarındaki işlemelerde Mihrimah Sultan’ın o güzel ayak topuklarını döven uzun saçlarını tasvir eder Sinan.

Bu kadar uzun bir girizgah yaptıktan sonra kısa bir sonuç yazalım bu aşka ki bu aşkı beliğ edelim. Büyük Mimar aşkını anlatmak için niçin Üsküdar’ı ve Edirnekapı’yı seçmiştir hiç düşündünüz mü? Herhangi bir 21 Aralık günü kendinize hem Üsküdar Mihrimah Sultan Cami’ni hem de Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Cami’ni görebileceğiniz yüksek bir yer seçin. Dikkat edin ki güneş batmadan önce orada olmanız gerekiyor. Biraz sonra orada tarihi bir ana daha doğrusu tarihi bir aşka tanıklık edeceksiniz. Gözlerinizi ilk önce Edirnekapı’daki o 38 metrelik tek minarenin arkasına çevirin. İşte bakın oradan güneş batıyor. Tam o anda gözlerinizi Üsküdar’daki yapının iki minaresinin arasından doğan aya çevirin. Bir taraftan güneş batarken bir taraftan ay doğmakta. Bu görsel şöleni seyrederken hem Mimar Sinan’ın ne kadar büyük bir mimar olduğunu hem Mimar Sinan’ın aşkını duyurmak istediğini hem de aşkın kendisinin duyurulmak istediğini düşünün.

Son olarak bu seyir sadece 21 Aralık’a özgüdür ve 21 Aralık Mihrimah Sultan’ın doğum günüdür. Ve Mihrimah “güneş” ve “ay” demektir. Unutmayın ki bu seyirde bir taraftan “güneş” batarken bir taraftan da “ay” doğmaktadır. Böyle bir hesaplamayı da dünyanın en büyük mimarı yapabilirdi her halde…

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Mihrimah Sultan Kimdir? mihrimah sultan kiminle evlenmiştir? hayatı hakkında bilgiler

Mihrimah Sultan Hakkında Bilgi:

Doğumu ve çocukluğu
Mihrimah Sultan 1522 yılında Topkapı Sarayı’nda doğdu. Mihrimah Sultan’ın doğumundan 2 yıl sonra da Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra yerine geçecek olan diğer çocuğu II. Selim’i dünyaya getirdi. Kanuni Sultan Süleyman Mihrimah Sultan’ı çok sever, bütün isteklerini yerine getirirdi. Mihrimah Sultan çok iyi yetişti ve çok iyi bir eğitim gördü. Babasıyla birlikte savaş meydanlarında görüldüğü söylenir.

Gençlik yılları
1539 yılında 17 yaşındayken Diyarbakır valisi Rüstem Paşa’yla evlendi. Düğün töreni iki küçük erkek kardeşi Bayezid ve Cihangir’in sünnet düğünüyle birlikte At Meydanı’nda (bugünkü Sultanahmet Meydanı) büyük şölenlerle kutlandı. Rüstem Paşa bu evlilikten sonra sadrazam oldu ve 1544-1561 yılları arasında 2 yıllık bir süre hariç kesintisiz sadrazamlık yaptı. Mihrimah Sultan yaşamı boyunca devlet işlerinde çok söz sahibi oldu. Babasını Malta’ya sefer düzenlemeye ikna etmek için kendi parasıyla 400 gemi yaptıracağına söz verdiği bile söylenir. Annesi Hürrem Sultan gibi Lehistan kralı II. Zygmunt’la yazışmalar yaptı. Çok büyük bir servet sahibi oldu. 1540-1548 yılları arasında Mimar Sinan’a İstanbul’un Üsküdar semtinde cami Üsküdar İskele Camii, medrese, ilkokul ve hastaneden oluşan büyük bir külliye yaptırdı. Ayrıca 1562-1565 yılları arasında gene Mimar Sinan’a İstanbul’un Edirnekapı semtinde cami, çeşme, hamam ve medreseden oluşan Mihrimah Sultan Camii ve külliyesini yaptırdı.

Annesi 1558 yılında öldükten sonra babasına annesinin oynadığı danışmanlık rolünü oynadı. 1566 yılında babası öldükten sonra yerine geçen erkek kardeşi II. Selim’in saltanatı boyunca da danışmanlığını sürdürdü. Anneleri Hürrem Sultan ölmüş olduğu için kardeşi için adeta bir Valide Sultan rolünü oynadı.

Son yılları
Mihrimah Sultan 1578 yılında yeğeni (erkek kardeşinin oğlu) III. Murat’ın saltanatı sırasında öldü ve babası Kanuni Sultan Süleyman’ın Süleymaniye Camii’ndeki türbesinde babasının yanıbaşında gömüldü.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

7 nisan 2013 günlük ezan vakitleri namaz saatleri bugün sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı namazı saat kaçta okunacak?

türkiye geneli 7 nisan 2013 il il imsakiye bilgileri ezan vakitleri namaz saatleri hakkında bilgiler

 

Namaz Vakitleri – 07.04.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 04:45 06:09 12:48 16:22 19:15 20:32
Adıyaman 04:31 05:57 12:36 16:11 19:03 20:22
Afyon 05:00 06:27 13:07 16:42 19:35 20:55
Ağrı 04:07 05:36 12:17 15:52 18:46 20:07
Aksaray 04:47 06:13 12:53 16:28 19:21 20:40
Amasya 04:34 06:04 12:46 16:22 19:16 20:38
Ankara 04:47 06:16 12:58 16:33 19:27 20:48
Antalya 05:03 06:28 13:07 16:41 19:33 20:50
Ardahan 04:05 05:36 12:18 15:54 18:49 20:12
Artvin 04:08 05:40 12:22 15:58 18:52 20:16
Aydın 05:13 06:38 13:18 16:53 19:45 21:04
Balıkesir 05:08 06:37 13:18 16:53 19:47 21:08
Bartın 04:45 06:17 13:00 16:36 19:31 20:55
Batman 04:19 05:45 12:25 15:59 18:52 20:11
Bayburt 04:17 05:47 12:28 16:04 18:58 20:20
Bilecik 04:58 06:28 13:09 16:45 19:39 21:00
Bingöl 04:20 05:47 12:27 16:02 18:56 20:15
Bitlis 04:14 05:41 12:21 15:56 18:49 20:08
Bolu 04:50 06:21 13:03 16:39 19:33 20:55
Burdur 05:03 06:29 13:08 16:43 19:35 20:54
Bursa 05:02 06:31 13:13 16:48 19:42 21:04
Çanakkale 05:13 06:42 13:24 16:59 19:53 21:15
Çankırı 04:43 06:13 12:55 16:30 19:25 20:47
Çorum 04:38 06:08 12:49 16:25 19:19 20:42
Denizli 05:08 06:33 13:13 16:48 19:40 20:59
Diyarbakır 04:23 05:49 12:28 16:03 18:56 20:14
Düzce 04:52 06:22 13:05 16:40 19:35 20:57
Edirne 05:08 06:40 13:23 16:59 19:54 21:18
Elazığ 04:25 05:52 12:32 16:07 19:00 20:20
Erzincan 04:21 05:50 12:31 16:07 19:00 20:21
Erzurum 04:14 05:43 12:24 16:00 18:53 20:15
Eskişehir 04:57 06:26 13:07 16:43 19:36 20:57
Gaziantep 04:36 06:01 12:40 16:14 19:07 20:24
Giresun 04:23 05:53 12:36 16:11 19:06 20:29
Gümüşhane 04:20 05:50 12:31 16:07 19:01 20:23
Hakkari 04:10 05:35 12:14 15:49 18:41 20:00
Hatay 04:43 06:06 12:45 16:19 19:11 20:27
İçel 04:48 06:12 12:51 16:25 19:17 20:34
Iğdır 04:03 05:32 12:13 15:48 18:42 20:04
Isparta 05:02 06:28 13:07 16:42 19:34 20:53
İstanbul 05:00 06:31 13:13 16:49 19:43 21:07
İzmir 05:14 06:41 13:21 16:56 19:49 21:08
Karabük 04:45 06:16 12:59 16:35 19:29 20:53
Karaman 04:53 06:17 12:56 16:31 19:23 20:41
Kars 04:05 05:35 12:17 15:52 18:47 20:09
Kastamonu 04:40 06:11 12:54 16:30 19:25 20:48
Kayseri 04:40 06:07 12:47 16:22 19:15 20:35
Kilis 04:38 06:02 12:41 16:15 19:07 20:24
Kırıkkale 04:45 06:14 12:55 16:31 19:24 20:46
Kırklareli 05:05 06:37 13:20 16:56 19:51 21:15
Kırşehir 04:44 06:12 12:53 16:28 19:21 20:41
Kmaraş 04:37 06:02 12:42 16:16 19:09 20:27
Kocaeli 04:57 06:27 13:10 16:45 19:39 21:02
Konya 04:54 06:20 12:59 16:34 19:27 20:45
Kütahya 05:00 06:28 13:09 16:45 19:38 20:59
Malatya 04:30 05:56 12:36 16:11 19:04 20:23
Manisa 05:12 06:39 13:20 16:54 19:48 21:07
Mardin 04:22 05:47 12:26 16:01 18:53 20:11
Muğla 05:12 06:37 13:16 16:50 19:43 21:00
Muş 04:16 05:43 12:23 15:58 18:51 20:11
Nevşehir 04:43 06:10 12:50 16:25 19:18 20:38
Niğde 04:45 06:11 12:51 16:25 19:18 20:37
Ordu 04:25 05:55 12:38 16:13 19:08 20:31
Osmaniye 04:41 06:05 12:44 16:19 19:11 20:28
Rize 04:14 05:45 12:27 16:03 18:57 20:20
Sakarya 04:55 06:25 13:08 16:43 19:38 21:00
Samsun 04:30 06:01 12:44 16:20 19:14 20:38
Şanlıurfa 04:30 05:55 12:34 16:08 19:01 20:18
Siirt 04:16 05:42 12:22 15:56 18:49 20:07
Sinop 04:33 06:05 12:49 16:25 19:20 20:45
Şırnak 04:15 05:40 12:19 15:54 18:47 20:05
Sivas 04:31 06:00 12:41 16:17 19:10 20:31
Tekirdağ 05:06 06:37 13:19 16:55 19:49 21:12
Tokat 04:32 06:01 12:43 16:19 19:13 20:35
Trabzon 04:17 05:48 12:31 16:06 19:01 20:24
Tunceli 04:23 05:50 12:31 16:06 19:00 20:20
Uşak 05:04 06:31 13:12 16:47 19:40 20:59
Van 04:09 05:36 12:16 15:51 18:44 20:03
Yalova 05:00 06:30 13:12 16:48 19:42 21:05
Yozgat 04:40 06:09 12:50 16:25 19:19 20:40
Zonguldak 04:48—– 06:19—– 13:02—– 16:38—– 19:33—– 20:56—–
NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Safevi Hanedanlığı Hakkında Bilgiler

Sasani Devleti’nin 7.yüzyılda Arap-İslam saldırılarıyla yıkılmasından itibaren dışardan gelen Arap,Türk ve Moğol hanedanları tarafından yönetilen İran coğrafyasında, 16.yüzyılda özgün bir siyasal yapılanma oluşturan ilk yerli hanedan olmaları yanında, Alevi ve coğrafi eksende gerçekleştirdikleri birleşmeyle İranlı kimliğini de ortaya koymuşlardır.

iran’da bir tarikat ve devlet kurmuş olan türk hanedanı.

hanedan, adını, safeviye tarikatı şeyhi safiyyüddin erdebilî’den aldı. şeyh safiyyüddin ölünce, yerine oğlu şeyh sadreddin musa (şeyhliği: 1334-1392) şeyh oldu. onun döneminde safevîlerin manevî nüfuzu arttı. o ölünce, yerine oğlu hoca alâüddin ali (şeyhliği: 1347-1429) tarikatın başına geçti. ilk osmanlı padişahları, bu tarikatın şeyhlerine, “çerağ akçesi” adıyla hediye gönderirdi. hoca alâüddin ali’ye kadar sünnî olan bu tarikat, hazret-i ali’nin soyundan gelen isnâaşeriye (oniki imam) taraftarı olduklarını iddia edenleri kazanmak amacıyla şiî oldu. hoca alâüddin ali’nin, timur han üzerinde büyük nüfuzu vardı. timur han, hoca ali’ye erdebil ve köylerini verdi. bu durum, anadolu’daki batınî zümreleri arasında, kendisine çok sayıda taraftar sağladı. timur han’ın anadolu’dan iran’a götürdüğü türkmenler, hoca ali’nin şefaatiyle erdebil’e yerleştiler ve onun müritleri oldular. bunlardan bir kısmı, anadolu’ya dönerek, şeyhlerinin propagandasını yapmağa başladılar. tarikat merkeziyle uzak yerlerdeki müritler arasında, halife denilen aracılar vardı.

hoca ali’nin ölümünden sonra yerine oğlu şeyh ibrahim (şeyhliği: 1429-1447), o ölünce yerine oğlu şeyh cüneyd (şeyhliği: 1447-1460) geçti. tarikat şeyhleri, şeyh cüneyd’den sonra, siyasî amaçlar peşinde koşmağa başladılar. cüneyd, şeyhliği şahlığa çevirmek için çalıştı. şiîliği bütünüyle benimsedi. amcası cafer ile arası açıldı. babasının müritlerini etrafına topladı. azerbaycan, doğu anadolu ve iran’ın öteki bölgelerine müritler gönderdi; yer yer isyanlar çıkardı. karakoyunlu hükümdarı cihan şah, bu isyanlar yüzünde onu sınır dışı etti. cüneyd de anadolu’daki alevîler arasında çalışmak için ıı. murad han’a başvurdu, fakat isteği kabul edilmedi. karaman’a sığındı. amacı anlaşıldığından burada da tutunamadı. içel bölgesinde, güneydoğu anadolu’da, kuzey suriye’de bulunan türkmen aşiretleri (özellikle varsaklar arasında) propagandaya girişti. bir emîrlik kurmak istedi. memlûk sultanlığının işe karışmasıyla başarılı olamadı. trabzon rum devletini ortadan kaldırıp, bu devletin toprakları üzerinde yeni bir devlet kurarak amacını gerçekleştirmek istediyse de başaramadı. bundan sonra, akkoyunlu hükümdarı uzun hasan’ın yanına gitti. karakoyunlu hükümdarı cihan şah’a karşı, cüneyd’in taraftarlarından yararlanmak isteyen uzun hasan, kızkardeşi Âlemşah hatun’u onunla evlendirdi (1458). şeyh cüneyd, bundan sonra, erdebil’e döndü. müritleriyle, gürcü ve çerkes ülkelerine akınlar yaptı. kuzey azerbaycan ve dağıstan’a hakim olan şirvan hükümdarı halil ile yaptığı savaşta öldürüldü (1460).

şeyh cüneyd’in yerine oğlu şeyh haydar (şeyhliği: 1460-1488) geçti. babasının yarıda kalan çalışmalarını, uzun hasan’ın kızkardeşinden doğan haydar sürdürdü. dayısı uzun hasan’ın kızıyla evlenerek, durumunu kuvvetlendirdi. müritlerine, oniki imamı ifade eden 12 dilimli kızıl taç giydirdi, sarık sardırdı. bu yüzden tarikatının mensuplarına kızılbaş veya haydarî denildi. haydar, babasının intikamını almak üzere, şirvan hükümdarı ferruh yesâr’ın üzerine yürüdü; fakat savaş meydanında öldü (1488). bundan sonra, şeyh ailesi hakkında takibata başlandı. uzun hasan’ın oğlu sultan yakub, şeyh haydar’ın oğullarını fars eyaletinde istahr kalesine hapsetti. sultan yakub, 1490′da ölünce, akkoyunlu ailesi arasındaki saltanat mücadelesinde, safevîler’in nüfuzundan yararlanmak isteyen akkoyunlu hükümdarı rüstem bey, şeyh haydar’ın istahr kalesinde tutuklu bulunan oğullarını serbest bıraktı ve erdebil’e yerleşmelerine izin verdi.

bundan sonra, şeyh haydar’ın oğlu ali (şeyliği: 1488-1494) şeyh oldu. şeyh ali’nin döneminde, safevî ailesinin akkoyunlular üzerindeki nüfuzu arttı. şeyh ali, müritleriyle birlikte tebriz’den ayrıldı; fakat onun çevresinde toplananların çokluğu, rüstem’i kuşkulandırdı. şeyh ali’yi geri çevirmek için kuvvetler gönderdi. meydana gelen çatışmada şeyh ali öldü (1494).

şeyh ali ölünce, tarikatın müritleri, şeyh haydar’ın diğer oğlu (şeyh ali’nin kardeşi) ismail’i (1487-1524), geylân’da lâhican kalesine sakladılar. ismail, akkoyunlu hükümdarı rüstem’in öldürülmesinden sonra, 13 yaşında olduğu halde, büyükbabası uzun hasan’ın bıraktığı devletin başına geçmek için, gizlendiği lâhican’dan ayrıldı (1499). safevî ailesine bağlılıkları bilinen ve çoğu anadolu’da oturan ustaclu, şumlu, rumlu, musullu, hindli, bayburtlu, tekeli, çapanlı, karamanlı, dulkadırlı, varsak, avşar, kaçar gibi türk boylarını çevresine topladı. arrân’ın ve şirvan’ın bir kısmını ele geçirdi. azerbaycan üstüne yürüdü; akkoyunlu elvend mirzâ’yı nahcivan’da yendi. mirzâ, diyarbakır’a kaçtı; ismail de tebriz’e döndü. bu şehri, safevîlerin ilk başkenti yaptı ve saltanat tacını giydi (1501). şah ismail, bundan sonra, ırak-ı arab ve fars hükümdarı murad bey’i hemedan’da yendi (1503). şiraz ve bağdad’ı aldı (1504). akkoyunlu soyundan olanları öldürttü. kurtulanlar, dulkadırlılara, mısır’a ve osmanlılara sığındılar. şah ismail, fars ve ırak hükümdarı murad bey’in, dulkadırlı alâüddevle’ye sığınması üzerine, elbistan’a yürüdü. alâüddevle, turna dağına çekildi. şah ismail, harput ve diyarbakır’ı aldı (1507). saltanatını güçlendiren ismail, şiîliğe aşırı derecede bağlandı. sünnî mezheplere karşı şiddet kullandı. camilerde ilk üç halifenin (hz. ebubekir, hz. ömer ve hz. osman) lânetlenmesini emretti. komşu devletlerde, özellikle taraftarlarının çok olduğu anadolu’da şiî propagandasına girişti. özbek hanı şeyhânî’nin üstüne yürüdü. merv’de yapılan savaşı kazandı; özbek hanı öldü. ismail, bundan sonra, batıda osmanlılar ve memlûklara karşı faaliyete geçti. anadolu’ya gönderdiği halifeler ve kurdurduğu hânkâhlarla osmanlı devletine karşı büyük bir isyan hazırladı. şiî propagandasını, etkili şekilde geliştirdi. ıı. bayezid han’ın yaşlı olması, devlet adamlarının kayıtsızlığı ve osmanlı şehzadeleri arasındaki saltanat mücadelesi, ismail’in faaliyetlerini kolaylaştırdı. nur ali halife, avşar, varsak, karamanlı, turgutlu, bozoklu, tekeli ve hamidelli gibi aşiretlerden büyük kuvvet topladı; osmanlı ordusunu yendi. şahkulu baba tekeli (karabıyıklıoğlu veya şeytankulu) adlı halifesi büyük bir isyan çıkardı (1511). tekeli’de (antalya yöresi) çıkan bu isyanı, karagöz ahmed paşa, şehzade ahmed ve haydar paşa bastıramadı. sadrazam hadım ali paşa, gedikhanı’nda şahkulu’nu yendiyse de savaşta öldü. ı. selim han (yavuz), tahta geçtikten sonra, anadolu’daki şiîlerin çoğunu öldürttü; sonra da iran seferine çıktı. şah ismail ve yavuz sultan selim han, 1 ağustos 1514′te çaldıran’da karşılaştılar. yapılan savaş, şah ismail’in yenilgisiyle sonuçlandı; selim han, tebriz’e geldi. azerbaycan, diyarbakır ve doğu anadolu, osmanlı ülkesine katıldı.

şah ismail’in ölümü üzerine, yerine oğlu şah tahmasb (1514-1576) 12 yaşında tahta geçti. şah tahmasb büyüyünceye kadar, iran’ı aşiret reisleri yönetti; merkezî idare sarsıldı. her aşiret, kendi bölgesinde bağımsız hareket etmeğe başladı. tekeli oymağı gibi isyan edenler ve yenilince osmanlı idaresine geçenler oldu; fakat anadolu’daki şiîlerle safevîlerin manevî bağları kesilmedi. tahmasb, osmanlılara karşı, babasının düşmanca siyasetini sürdürdü. karl v ve ferdinand’a, osmanlılara karşı ittifak teklif etti. kanunî sultan süleyman han, 1533′te ırâkeyn, 1548′de tebriz, 1553′te nahcivan seferlerine çıktı. azerbaycan, ırâk-ı arab ve ırâk-ı acem bölgeleriyle tebriz, bağdad ve basra osmanlıların eline geçti. iki devlet arasında yapılan amasya antlaşmasıyla (1555) başlayan barış devri, şah tahmasb’ın ölümüne kadar devam etti (1576).

tahmasb’ın yerine oğlu ıı. ismail geçti (hükümdarlığı: 176-1577). tahmasb’ın ölümünden sonra iran’da meydana gelen taht kavgaları sonunda, osmanlılarla iran arasındaki barış bozuldu. ikinci şah ismail, anadolu’daki alevîleri ve osmanlı devletine bağlı bazı sınır beylerini kendi tarafına çekti. ıı. ismail’den sonra, kardeşi mehmed hüdabende tahta çıktı ve devletin yönetimini oğulları abbas mirza ve haydar hamza mirza’ya bıraktı. bu dönemde osmanlı-iran savaşları başladı. ı. şah abbas (hükümdarlığı: 1587-1629) zamanında osmanlı-iran savaşları sona erdi. büyük unvanıyla anılan ı. abbas, tahta geçtikten sonra, ülkesinin askerî ve idarî teşkilatını yeniden düzenledi. başkaldıran emîrlerin isyanını bastırdı. özbekleri horasan’dan uzaklaştırdı. osmanlı baskısı karşısında, devlet merkezini kazvin’den ısfahan’a götürdü. bir hâssa ordusu (şahsevenler) kurdu. osmanlılar aleyhinde fransa, ingiltere, lehistan ve papaya elçiler gönderdi. ticaret ve sanatları geliştirdi. yeni başkent ısfahan büyüdü. ı. abbas, osmanlılara geçen iran topraklarını geri almak için savaş açtı. savaşlar, nasuh paşa antlaşmasıyla sona erdi. safevîlerin en parlak devri, şah abbas’ın saltanatına rastlar.

ı. abbas ölünce yerine torunu şah safi (hük. 1629-1642) tahta geçti. özbek hanlığı ve osmanlılarla savaştı. safevîlerin van’a saldırısı üzerine, ıv. murad han, revan seferine çıktı (1636). daha sonra bağdad seferiyle revan ve ırâk-ı arab’ın kesin olarak osmanlılarda kalmasını sağladı (1639). savaşlara, kasrışirin antlaşmasıyla son verildi.

şah safi’den sonra ıı. abbas (hük. 1642-1666), ondan sonra şah süleyman (hük. 1666-1694), ondan sonra şah hüseyin (hük. 1694-1727) tahta geçti. sonuncusunun döneminde, din adamları devlet işlerine karışmağa başladılar. şiî olmayanlara baskı yapıldı. kandehar valisi mîr veys, 1709′da bağımsızlığını ilan etti. 1722′de mîr veys’in oğlu mahmud, ısfahan’ı ele geçirdi. şah hüseyin, tahttan indirildi (1727). iran, karışıklıklar içinde kaldı.

1729′da kumandan nadir, ıı. tahmasb’ı tahta çıkardı. afganlar, iran’dan kovuldu. ıı. tahmasb’dan sonra, kumandan nadir, 1732′de ııı. abbas’ı tahta çıkardı. yaşı küçük olan ııı. abbas’ın ölümüyle nadir, saltanatı eline aldı ve kendini şah ilan etti (1736). böylece iran’da safevî hanedanı sona erdi. nadir şah ile avşarlar devri başladı.

safevîler, bir türk ailesi olmakla birlikte, siyasetlerini yaymak amacıyla yayımladıkları silsilenâme’de, kendilerini sâdât-ı hüseyniye’den (hz. hüseyin’in neslinden) gösterdiler. en kuvvetli zamanlarında, iran, horasan, güneydoğu anadolu, ırak, gürcistan ve güney kafkasya’yı elde ettiler. batıda osmanlılar, kuzeydoğuda özbekler (şeybanîler) ile mücadele ettiiler. devletin resmî dili türkçe ve farsça’ydı. safevîler başlangıçta, akkoyunlu idarî teşkilat ve kurumlarını örnek olarak aldılar. çaldıran’dan sonra, osmanlı yönetim usullerinden yararlandılar. safevîler zamanında şah, mutlak hâkimdi; ayrıca bir müşavere meclisi bulunurdu. şah abbas’tan öncekiler, geleneğe uygun olarak, şiî ileri gelenlerinin ve din büyüklerinin düşüncelerine önem verirlerdi. bazı idarî makamlar, babadan oğula geçerdi. devletin en büyük memuru vezîr-i büzürg’dü. bu vezire itimaduddevle veya nüvvâb-ı iran medârî denirdi; kendisinin mührü olmadan hiçbir hüküm geçerli sayılmazdı. ondan sonra kurçibaşı (emîr’ül-ümerâ) gelirdi. mâlî işlere nâzır-ı buyutat bakardı. divan beyi, adalet divanının başkanıydı. mîr şikâr ve mirahurbaşı (imrahorbaşı), şahın özel hizmetinde bulunurlardı. akkoyunlu teşkilatına göre kurulan ordunun yetersizliği, çaldıran savaşında anlaşıldı. şah abbas, avrupa’dan uzmanlar getirterek, yeni silahlarla donatılmış bir ordu kurdu. iki askerî kuvvet vardı: devlet ordusu ve şah ordusu. devlet birlikleri, tarikat mensuplarıyla valilerin gönderdiği kuvvetlerden meydana gelirdi. şah ordusu beş kısımdı: tüfekçiler, süvariler, sufiler, bir kısım topçular ve saray muhafızları.

Safevî Hükümdârları

Tahta Geçişi

Şâh İsmâil-I 1501

I. Tahmasb 1524

II. İsmâil 1576

Muhammed Hudâbende 1578

I. Abbâs 1588

I. Safî 1629

II. Abbâs 1642

I. Süleymân (II. Safî) 1666

I. Hüseyin 1694

II. Tahmasb 1722

III. Abbâs 1732

II. Süleymân 1749

III. İsmâil 1750

II. Hüseyin 1753

Muhammed 1786

(III. Abbâs’tan Muhammed’e kadar olan son beş hükümdâr, İran’ın bâzı kısımlarında ismen hükümdârdır.)

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Takvim nedir? Takvimler Hakkında Bilgiler ve açıklamalar

TAKVİM NEDİR?

Takvim zamanı günlere, aylara, yıllara bölme metodudur.

NOT: İnsanlar zamanı ölçerken ölçü aracı olarak Güneşi ve Ay’ı kullanmışlardır.

AÇIKLAMA: Güneşi kullananlar dünyanın güneş etrafında bir tam dönüşünü esas almışlardır. (365 gün 6 saat) Bu şekilde oluşturulan takvimlere GÜNEŞ TAKVİMİ diyoruz.

Ay’ı kullananlar ise Ayın Dünya etrafında 12 kez dönmesini (12 x 29.5 =354) esas almışlardır. Bu şekilde oluşturulan takvimlere AY TAKVİMİ diyoruz.

NOT: Tarihte ilk GÜNEŞ TAKVİMİ’ni MISIRLILAR, ilk AY TAKVİMİ’ni SÜMERLER oluşturmuşlardır.

AÇIKLAMA: Her toplum kendi takvimini oluştururken kendileri için önemli saydıkları bir günü BAŞLANGIÇ olarak kullanmışlardır. Örnek: Romalılar Roma’nın kuruluşunu, Müslümanlar Hicreti, Hırıstiyanlar Hz.İsa’nın doğumunu gibi…

TÜRKLERİN KULLANDIKLARI TAKVİMLER:

1)- 12 HAYVANLI TÜRK TAKVİMİ:

Türklerin kullandığı en eski takvimdir. Güneş yılını esas alır . Bu takvimde her yıl bir hayvan adıyla anılıyordu.

2)- CELALİ TAKVİM:

Büyük Selçuklular zamanında Melikşah tarafından hazırlatılan bu takvim güneş yılına göre hazırlanmıştı.

3)- HİCRİ(HİCRET) TAKVİMİ:

Ay yılını esas alır. Başlangıç olarak Hz. Muhammed’in Mekkeden Medine’ye hicret ettiği 622 yılını alır. Bugün Ramazan, mevlidler gibi dini günlerde bu takvimi kullanmaktayız.

4)- RUMİ TAKVİM:

Osmanlı devletinde resmi ve mali işlerde kullanılmak üzere 19. yüzyıl başlarından itibaren yürürlüğe giren takvimdir. Güneş Yılını esas alır.

5)- MİLADİ(MİLAT) TAKVİMİ:

1926′ dan itibaren kullandığımız takvimdir. Güneş yılını esas alır. Temeli Mısırlılar’a dayanır. İyon ve Yunanlılar kanalıyla Batıta aktarılmıştır. Romalılar Sezar zamanında JULYEN takvimi olarak düzenlemiş ve kullanmışlardır. Yeniçağda Papa XII.Gregor tarafından yeniden yapılan düzenlemelerle GREGORYAN TAKVİMİ olarak anılmıştır. Günümüzde ise Milat takvimi denilmektedir. Milat takvimi Hz. İsa’nın doğuşunu(sıfır) kronolojinin başlangıcı olarak kabul eder.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

kösem sultan kimdir? Kösem Sultan ın Harem Ve Saltanat Hayatı

Mahpeyker Kösem Sultan

Aklı ve zekası, güzelliği, hayrat ve hasenatı ile meşhur, saliha, temiz bir hanım olan Kösem Mahpeyker Haseki, 28 yaşında saltanat vekili oldu. Kimilerine göre Moralı Ortodoks bir rahibin kızı Anastasya, kimilerine göre de Bosnalı ve Osmanlı Devleti’nin saltanat vekili Mahpeyker Valide Sultanıydı. Daha hasekiliği zamanında kendisine Kösem (sürüler önünde, rehber olarak giden) denilmiştir.

I. Ahmed’in dikkatini çekmeyi başaran Kösem Sultan, kısa sürede kendinden kıdemli hasekilerin önüne geçer, sarayın en güçlü kadını olur. Murad, Süleyman, İbrahim ve Kasım adlı şehzadeler ile Ayşe ve Fatma sultanları dünyaya getirir.

Çok şefkatli olan Mahpeyker Sultan, çevresindeki fakirlere bir daha kimseye muhtaç kalmayacak şekilde yardım etmiştir. Her sene Receb-i Şerif ayında kıyafet değiştirip araba ile hapishanelere gider, borç yüzünden hapse düşünlerin borçlarını ödeyerek onları hapisten kurtarmıştır. Katiller hariç bütün mahkûmlara yardım elini uzatmıştır.

Yaptırdığı hayır işlerinin başında Üsküdar’daki Çinili Camii, Boğaziçi’nde Anadolu Kavağı, Sultan Selim civarında Valide Medresesi Mescidi’ni yaptırdı. Mekke ve Medine’deki fakirlere yardımlarda bulunmuştur.

Osmanlı tarihinde, oğulları IV. Murad ve İbrahim ile torunu IV. Mehmet döneminde uzun yıllar devlet idaresini ele almıştır.

Osmanlı kadın sultanlarının en meşhurlarından biri olan Kösem Sultan, zaman zaman Valide-i Muazzama, Sahibet-ül Makam, Valide-i Atika, Valide-i Kebire sıfatıyla anılır.

I. Ahmed döneminde siyasi işlere fazla karışmayan Kösem Sultan, yine de çoğu zaman sözünü yerine getirtmiştir. I. Ahmed’in ölümüyle adet üzere eski saraya gider. Ancak I. Mustafa ve II. Osman döneminde etrafına tesir etmiş, devlet işlerine karışmaya başlamıştır. I. Mustafa’nın ikinci saltanat döneminde tahtan indirilişinde önemli etkisi olur.

Ve oğlu IV. Murad’ın tahta çıkmasıyla Kösem Sultan, Valide Sultan olarak Topkapı Sarayına yerleşir. IV. Murad’ın daha 11 yaşında olması, iktidar ihtirası olan Kösem Valide Sultan için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Padişahın yaşının küçüklüğünü kullanarak devleti perde arkasından idare etmeye başlar.

Mahpeyker Kösem Sultanın büyük nüfuz ve iktidarı, IV. Murad’ın idareyi tam olarak eline almasına kadar sürmüştür. IV. Murat idareyi tam olarak eline alınca da uzun süre etkisi altında kaldığı annesinin fikirlerine genel olarak kıymet vermeye devam etmiştir.

IV. Murad’ın, Kasım ve Süleymanı katlettirmesine mani olamayan Kösem Sultan, İbrahim’i ise aciz ve saltanat sürme iktidarından yoksun olduğunu ileri sürerek koruyabilmiştir.

Kimi tarihçilere göre Sultan IV. Murad, Osmanoğulları hanedanlığının devamının kesilmemesi için kardeşi İbrahim’i sağ bırakır.

Kimi tarihçilere göre de, IV. Murad’ın İbrahim’i de öldürerek Kırım Hanının tahta geçirmeyi düşündüğünü ancak buna Kösem Sultanın mani olduğunu bildirirler.

IV. Murad ölünce, padişahın öldüğü haberi İbrahim’e verilir. Ancak son üç yılında her an öldürülme korkusuyla yaşayan Sultan İbrahim, bunun bir oyun olduğunu düşünerek tahtta gözü olmadığını söyleyip, ağabeyinin sağlığını diler.

Bunun üzerine Kösem Sultan, korkudan kapısını dahi kilitlemiş olan İbrahim’in odasına gelerek ona padişahın öldüğünü, tahta geçme sırasının kendisine geldiği söyler. Sultan İbrahim zoraki odasından çıkarılır.

IV. Muradın yattığı odaya gelip Murad’ın cesedini görmesine rağmen, hala bunun bir oyun olabileceği düşünerek tahtta gözü olmadığını bir kez daha söyler.

IV. Murad’ın ölümünden sonra Osmanlı başkentinde yeni bir çekişme başlar. Kapıkulu, ulema, vezirler ve saray erkanı iktidarda daha fazla söz sahibi olmanın mücadelesini verirler . IV. Murad ve Sultan İbrahim’in annesi Valide Kösem Sultan, oğlu İbrahim’in saltanatı sırasında devlet işlerine daha fazla karışmaya başlar.

İbrahim’in ruhsal sıkıntısına çare olmak hem de erkek evlad sahibi olabilmesi için saraya üfürükçüler davet edilmiştir. Hele bunlardan bir tanesi vardır ki, İbrahim’in saltanatı sırasında çok ünlenmiştir. Safranbolulu Cinci Hoca lakaplı Hüseyin Efendi’dir. Cinci Hocanın üfürmeleri sonucu sultanın günden güne iyileşmesi Cinci Hocanın ününe ün katar. Cinci Hocanın saraydaki etkinliği o kadar artar ki, Cinci Hoca artık devlet idaresine dahi karışmaya başlar. Rüşvet almak ve medrese hocalıklarını satmak yoluyla epeyce zenginleşir. IV. Mehmed’in cülusünün dağıtımında hazinede para olmadığı için, sadrazam tarafından, kendisinden yardım dahi istenecek bir zenginliği vardır. Cinci Hocanın öldürülmesi ve mal varlığının hazineye aktarılması sonrasında cülus olarak askere dağıtılan paralar halk arasında uzun bir süre “Cinci Hoca Akçesi” diye anılmıştır.

Kösem Sultan, Zihni zaafından ve tecrübesizliğinden ıstırap ettiği oğlunu avutmak ve Osmanoğullarını, hanedanlığın sona erme tehlikesinden korumak amacıyla padişaha sürekli yeni cariyeler takdim etmiştir.

Zamanla sayıları artan hasekiler ve cariyeler , hazineye bir hayli yük olmuştur. Sarayda kadınlar arasında nüfuz çatışmaları başlamıştır. Kösem Sultana karşı cephe alanlar olmuştur. Şekerpare adındaki kadın, Kösem Sultana karşı kafa tutar bir davranışından dolayı Kösem Sultandan şiddetli bir dayak dahi yemiştir.

Ruhi rahatsızlıkları nedeniyle Sultan İbrahim’e söz geçirmekte zorlanan ve iktidarda etkisiz kaldığını gören Kösem Sultan, Topkapı Sarayından uzaklaşır, ancak devlet işleriyle uğraşmaya devam eder.

Nevesinli Sadrazam Salih Paşa, İbrahim’in tahammül edilmez bir hal aldığını, devlet işlerinin iyi gitmediğini, İbrahim’in tahtan indirilerek yerine Mehmed’i tahta çıkarmak lazım geldiğini Kösem Sultana gizlice iletir. Sultan İbrahim tarafından bu durumun öğrenilmesi sadrazamın sonunu getirir. Kösem Sultan da Florya’daki İskender Çelebi bahçesine sürülür.

Sultan İbrahim daha da ileri giderek, annesini Rodos’a sürdürmek istemişse de buna engel olunmuştur.

Saraydan uzaklaştırılan Kösem Sultan boş durmaz. Oğlunun bu hareketine karşılık Ocak Ağalarının ve yeteneksiz vezirlerin sebep olduğu yolsuzluklardan oğlunu sorumlu tutup, oğluna karşı propaganda hareketine girişir.

Gözlerini iktidar ihtirası bürüyen Kösem Sultan daha da ileri giderek, Sadrazam Ahmet Paşaya, “Bu beni ve seni sağ komaz, alem harap oluyor; devlet elden gidiyor bunun hakkından gelelim de şehzadeyi cülus ettirelim.” diyerek planını açıklar.

Sadrazam Ahmet Paşanın bu oyuna alet olmak istememesi üzerine, Kösem Sultan tekrar ümidini Ocak Ağalarına bağlar. Ocak Ağaları da ilk hedef olarak Sadrazamı azlettirerek, onun yerine kendilerine yakın ve işlerini yaptırabilecekleri birini sadrazamlığa getirtmek isterler. Daha sonra padişahı tahttan indirmeyi planlarlar. Halkın sevgisini kazanmış padişaha karşı doğrudan cephe almaktan çekinmişlerdir. Çünkü halk, Genç Osman’a yapılanları unutmamış ve bundan dolayı da Ocağa karşı kin beslemektedir.

Ağalar ve askerler anlaşarak sadrazamın azli ve katli için Şeyhülislamın kapısını çaldılar ve ondan fetva istediler. Durumu öğrenen padişah, Şeyhülislama bir haseki göndererek durumun aslını öğrenmek ister ve askerlerin dağılmasını söyler. Ancak Şeyhülislam haseki vasıtasıyla Padişaha, sadrazamın teslimi için haber gönderir. Bununla da yetinmeyen Şeyhülislam makamına yakışmayacak bir tarzda Padişahın sadrazamı teslim etmemesi halinde sonunun iyi olmayacağı yönünde tehditvari bir haber de gönderir.

Ocak Ağaları, askerler ve Şeyhülislam’ın işbirliği sonucu sadrazamlığa Mehmet Paşa getirilir. Padişah Sultan İbrahim, Mehmet Paşa’ya, Ahmet Paşayı sadrazamlıktan azlettiğini, ancak ona bir şey yapılmamasını söyler. Yeni Sadrazam Mehmet Paşa ise, Ocağın bunu kabul etmeyeceğini, Ahmet Paşa’nın öldürülmesini istediklerini söyler. Padişah da kendisine kızarak, tüm olanlardan kendisinin sorumlu olduğunu, askerin dağılmasından sonra kendisiyle hesaplaşacağını söyler. Korkuya kapılan sadrazam, evine kapanıp sadaret mührünü Ocak Ağalarına teslim eder. Ağalar da kendisine padişahtan korkmamasını, esas amaçlarının padişahı tahttan indirmek olduğunu, endişelenmesine gerek olmadığını sadrazama iletirler.

Eski sadrazam can korkusuyla saklanmak ister ancak birçok kapıdan geri çevrilir. Sonunda kendisine kapısını açan birini bulur ancak onun da ihanetine uğrar ve bu kişi tarafından yeri isyancılara bildirilir. Ahmet Paşa isyancılar tarafından öldürülür ve cesedi At Meydanında çınar ağacının altına çıplak olarak bırakılır.

Sultan İbrahim, sarayda on iki bin muhafızı silahlandırdığını, dağılmadıkları takdirde üzerlerine yürüyeceğini isyancılara bildirir. Bundan çekinen ve korkan isyancılara destek Valide Kösem Sultan’dan gelir. İsyancılara korkmamaları gerektiğini, saray muhafızların komutanı ile işbirliği içinde olduğunu, padişahı tahttan indirmeleri için onlara saraya gelmelerini bildirir.

Saraya gelen isyancıları Kösem Sultan karşılar ve hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi davranır. Vaziyet hakkında bilgi ister ve Sultan İbrahim’i savunur gibi görünür. Sonunda Şeyhülislamın da fetvasıyla 7 yaşındaki Mehmed’in cülusüne karar verilir. Hal kararı padişaha ulema ve askerler tarafından bildirilir. Hal’lini kabul etmeyen Sultan İbrahim ulemaya tepki gösterir ancak zorla tahttan indirilir ve hapsedilir.

Ruhsal sıkıntısı olan Sultan İbrahim yapılan haksızlıklar yüzünden mahbesinde büsbütün sıkılmıştır. Zindandan farkı olmayan mahbesinde gece gündüz feryadı figan eden Sultan İbrahim’e bu mahbesi dahi çok görülerek, mahbesin kapısı ve pencereleri Kösem Sultan tarafından ördürülerek tam bir mezara çevrilir. Sultan İbrahim’in feryatları saray halkını sabaha kadar uyutmaz. Saray halkı onun bu durumuna gözyaşları döker.

Saltanat makamının üç-beş ocak ağasının elinde oyuncak olduğunu düşünen halk, saray ağaları ve askerin bir kısmı; bu olaya sebep olan Kösem Sultan, Ocak Ağaları ve ulema aleyhinde kin beslemeye başlar. Sultan İbrahim’in tekrar tahta çıkarılma fikri seslendirilir. Bu durum Sultan İbrahim’i tahttan indiren işbirlikçileri korkutur ve kendilerinin yaşaması için Sultan İbrahim’in öldürülmesinin şart olduğu kararlaştırılır.

Kösem Sultanın işbirlikçileri Sadrazam Sofu Mehmed, Şeyhülislam Abdürrahim ve yandaşları, Sultan İbrahim’in katli için saraya gelirler. Saray halkı cinayete seyirci olmak istemeyip kaçışır. Hatta Sultan İbrahim’i katledecek olan Cellad Kara Ali dahi kaçmış, ancak yakalanarak Sadrazam tarafından dövülmüş, Sultan İbrahim’in hapsedildiği yere kadar da sürüklenerek götürülmüştür.

Elinde Kur’an-ı Kerim ile isyancıları karşılayan Sultan İbrahim Şeyhülislama “Bak’a Abdürrahim, Yusuf Paşa bana senin için dinsiz, imansız, fitnekar bir heriftir, sağ bırakma demişti; seni öldürmedim; çünkü Allah’tan korktum; meğer sen beni öldürecekmişsin. İşte Kitabullah, beni ne hüküm ile öldürürsünüz, zalimler!” diye bağırır. Ve Sultan oracıkta canice öldürülür.

Sultan İbrahim’in öldürülmesi büyük üzüntüye sebep olur. Çünkü halk dertlerini dinleyen, türbelere giden, şeyhlerle sık sık görüşen padişahını sevmektedir. Ve şairler, katledilen Sultanın dili olur. Tarihçi solakzade Hemdemi,

“Nasib oldu şehadet akıbet ol şah-ı mazluma,

Ne çare bu imiş hod ta ezel takdir-i yezdani”

beytiyle Sultan İbrahim’in katledilmesinden duyduğu üzüntüyü dile getirmiştir.

Sultan İbrahim’i tahttan indiren ve onu katledenler bu olayı meşru göstermek için onu “DELİ” olarak damgalamışlar ve kadın düşkünü olarak göstermeye çalışmışlardır.

Tarihimizde “DELİ” diye anılan Sultan İbrahim bu lakabını Can düşmanı olan Şeyhülislam Karaçelebizade Abdülaziz Efendinin Ravzatü’l Ebrar adlı tarihinden mülhem olarak II. Meşrutiyet devrinde yaşamış bazı tarihçilerin, özellikle Mizancı Murad’ın işgüzarlıklarına borçludur. M. Çağatay Uluçay’ın “Sultan İbrahim deli mi yoksa hasta mıydı?” başlıklı incelemesinden ve dönemindeki faaliyetlerden Sultan İbrahim’in ruhi bir rahatsızlığının olduğu ancak kesinlikle deli olmadığı anlaşılıyor.

Sultan İbrahim tahta çıktığında sarayın yiyici takımını dağıtmış, etrafındakilerin fazla servet edinmesine mani olmuştur. Halk arasındaki bir gezintisinde, fırın önünde ekmek kuyruğu bekleyenleri görünce, bu duruma razı olmamış ve sadrazamdan bu durumu çözmesini emretmiştir. Sultan İbrahim bazı hatlarında reayanın sıkıntılarından duyduğu ızdırabı ve bazen sabahlara kadar uyuyamadığını da dile getirmiştir.

Kösem Sultan, Sultan İbrahim’in tahtan indirilmesi ve Mehmed’in tahta çıkmasından sonra, adet üzere eski saraya taşınması gerekirken, IV. Mehmed’in annesi Turhan Sultanın gençliğini ve tecrübesizliği bahane ederek yeni sarayda kalmaya devam etmiştir.

İktidar hırsı her geçen gün artan Kösem Sultan, 7 yaşındaki IV. Mehmed’in tahta çıkmasıyla bu defa padişahın annesi Valide Turhan Sultan ile mücadele edecektir.

IV. Mehmed’in ilk yıllarında eski gücüne kavuşan Kösem Sultan “Valide-i Muazzama” diye hürmet görmüştür. Yeniçeri ocağından aldığı destek ile hükümdar gibi saltanat sürmüştür.

Ancak , Turhan Sultan valide sultanlık sırasının kendisine geldiğini, Büyük Validenin artık kenara çekilmesi gerektiğini düşünür ve yavaş yavaş devlet işlerine karışmaya başlar. Böylece Valide Sultan ile Büyük Valide Sultanı karşı karşıya gelir. Saray ağaları arasında dahi bu iki kadın yüzünden iki cephe oluşur. İki cephe arasında zıtlaşmalar ve kavgalar saray içinde huzursuzluğu artırır. Hatta bu çatışma ortamında devlet işlerine yeterli derecede önem verilememiş ve Anadolu’da yer yer isyanlar çıkmıştır.

Sadrazam Siyavuş Paşa ile ocak ağalarının arası da açıktır. Bu ortamda hem ocak ağaları hem de sarayda can korkusuna düşen Kösem Sultan, işi kökünden halletmeye karar verirler. Turhan Sultandan kurtulmak için IV. Mehmed’i tahttan indirerek yerine Süleyman’ı çıkarmayı düşünürler. Süleyman tahta çıkarsa Kösem Sultan kendisine rakip bir valide sultanın olmayacağını düşünür. Çünkü Süleyman’ın annesi Dilaşub Sultan, kendisine karşı koyabilecek bir kişilikte ve güçte değildir.

Ve plan hazırlanır. Kösem Sultan gece sarayın kapılarını açık bıraktıracak, Yeniçeri ağaları adamlarıyla birlikte içeri girecek Süleyman’ı tahta çıkaracaklardır. Turhan Sultan ve adamlarını alıp götürecekler, IV. Mehmed’i de zehirli şerbet ile zehirleyeceklerdir.

Ancak Yeniçeri Ağaları ve Kösem Sultan tarafından hazırlanan bu plan Padişah ve annesi tarafından öğrenilir. Planın ortaya çıkması üzerine Turhan Sultan, derhal harekete geçer ve adamları tarafından Kösem Sultanın öldürülmesi için hazırlık yapılır. Kösem Sultan odasında yandaşları Yeniçeri ağalarını beklerken kapıda Turhan Sultanın adamlarını görür, can havliyle kaçmağa çalışır ancak son çırpınışlar fayda etmez. Zülüflü baltacılardan Küçük Mehmed celladı olur ve Kösem Sultanı oracıkta boğar.

Osmanlı Devleti’inde birçok padişahtan daha çok iktiar sürmüş olan Kösem Sultan, eşi I. Ahmed’in türbesine gömülmüştür.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Şah Sultan Kimdir? Muhteşem Yüzyıl Dizisi Şah Sultan Kimdir? hayatı biyografisi resimleri hakkında bilgi

Muhteşem Yüzyıl-Şah Sultan Kimdir
kanuni sultan süleyman kız kardeşleri – kanuni sultan süleyman şah sultan – Şah sultan – Şah sultan kimdir – Şah sultan’ın hayatı

Şah sultan yavuz sultan selim’in kız çocuklarındandır. Annesi Tatar Hânı Mengli Giray’ın kızı olan Ayşe hanımdır.

Kanuni Sultan süleyman’ın kız kardeşidir.

Şah sultan, Devletşahî Sultan olarak da anılmaktadır.

Lüt­fü Paşa ile evlenmiştir. Kaanuni; Lütfü Paşanın kardeşine yaptığı muameleye pek üzülüyordu. Sonunda boşandılar. Sadrazamlıktanda atılmış oldu Lütfü Paşa.

19 yıl süren bu evlilikten İsmihan ve Neslihan adında iki kız çocukları dünyaya gelmiştir. 1572 yılında vefat etmiştir. 1556 yılında Mimar Sinan tarafından yaptırılan Şah Sultan Camii onun adına yaptırılan önemli eserlerden biridir.

Şah sultan 980/1572’de vefat etdi. Yavuz Selimin türbesinin yanandaki türbeye defnolunmuştur.

Şah sultan canlandırması ile Deniz Çakır Kadroda. Çakır, geçen hafta Aslıhan Gürbüz’ün oynamayı kabul ettiği ancak son anda anlaşma şartlarından dolayı imza atmadığı öğrenilen Şah Sultan rolünü canlandıracak. Şah Sultan hikâyeye Kanuni Sultan Süleyman’ın kardeşi olarak dahil oldu.

muhteşem yüzyıl şah sultan Deniz Çakır kimdir

gerçekte şah sultan kimdir? işte ayrıntılar.

I. Selim ve Ayşe Hafsa Sultan’ın kızı, Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi olarak bilinmektedir. Çocukluğunun ağabeyi Kanuni ile birlikte Manisa’da geçtiği iddia edilmektedir. Şah Sultan Evliliği Şah Sultan, sonradan 1539 yılında sadrazamlık makamına gelecek Lütfi Paşa ile 1523’te evlenmiştir. Gönül dünyası zengin tasavvufa ve maneviyata ilgi duyan iffetli bir sultan olduğu iddia edilmektedir. Fakat kocası Lütfi Paşa’nın çok sert ve katı yürekli bir adam olduğu belirtilmektedir. Anlaşamadıkları için 1541’de boşanmışlar neticesinde kocası sadrazamlık makamını kaybetmiştir. Bir iddia kocası ile boşanma nedeninin kocasının zina yapan bir kadının uzvunu dağlatması neticesi böyle bir cezanın islamiyette varlığı konusunda eşiyle olan tartışması neticesi meydana geldiği yönündedir. Bu iddiaya göre Lütfi Paşa bu duruma karşı çıkan karısını dövmüştür; bunun üzerine şah sultan uşaklarını çağırıp kocasını dövdürmüş ve ardından kardeşi Kanuni’ye başvurup eşinden boşanmış ve eşini sadrazamlıktan azlettirmiştir. 19 yıl süren bu evlilikten İsmihan ve Neslihan adında iki kız çocukları dünyaya gelmiştir. Dinine Bağlılığı ve Vefatı Şah Sultan’ın Sümbüli tarikatına mensup olduğu ve Koca Mustafa Paşa Sümbüliye zaviyesi Şeyhi Merkez Musa Muslihiddin El-Germiyani’ ye intisap ettiği bilinmektedir. Kimi kaynaklarda da onun hem Mevlevi, hem de Merkez Efendi’nin müridesi olduğu söylenmektedir. 1572 yılında vefat etmiştir. 1556 yılında Mimar Sinan tarafından yaptırılan Şah Sultan Camii onun adına yaptırılan önemli eserlerden biridir.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın