MEVLİD KANDİLİ 23.01.2013 ÇARŞAMBA MEVLİD KANDİLİ TARİHİ ÖNEMİ FAZİLETİ NAMAZI ORUCU HAKKINDA BİLGİ

kutlu doğum, kutlu doğum ne zaman, kutlu doğum nedir, mevlid kandili duası, mevlid kandili mesajları, mevlid kandili ne zaman, mevlid kandili nedir, mevlid kandili oruç

mevlid kandili resimleri

Mevlid Kandili

“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.”

(Enbiyâ, 107)

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” denir.

O’nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

O’nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.O gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili peygamberimizin gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmuştur:

“Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.”

(Âl-i İmrân, 164)

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı “Vesiletün’necat” olan mevlid kitabı O’nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O’nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O’nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.

O âlemlerin Rabbinden, “Alemlere rahmet olarak gönderildi.” Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar O’na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar O’nun tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bıraktı.

O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta yerleştirdi. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O’nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:

“Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler.”
(Sebe, 28)

İnsanlığın her zaman ve mekânda Hz. Peygamber’in tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O’nu örnek almak, Kur’an’a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)’nın ifâdesiyle O’nun ahlâkı Kur’an’dı. (Müslim, Misâfirîn, 139). Kur’an-ı Kerim, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta şöyle buyurulmaktadır:

“Andolsun, Allah’ın rasûlünde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah’ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb, 21)

Bu geceyi nasıl ihya edelim?

Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber’in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O’na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir Tesbih Namazı kılalım, bir de Hatm-i Enbiyâ yapalım, Kur’an-ı Kerim okuyalım.

O’na ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz.

Unutmayalım…

Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin, doğumunu anarken, yalnız mevlid okumak, ilahiler söylemek ve kandil simidi dağıtmak yeterli değildir, sadece bu geceyi yaşamak yeterli değildir. Yüce Allah’ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ermenin yegâne yolu, Peygamberimizin yolundan gitmektir…

“De ki: Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın…”
(Âl-i İmrân, 31)

mevlid kandili resimleri

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Türk bankaları arasında yer alan 13 banka, 502 yeni şube açıp 8 bin 490 kişiye iş imkanı sağlayacak

Türk bankaları güçlü mali yapılarıyla bu yıl da şubeleşme ve personel alımında tam gaz yola devam ediyor.13 banka 502 yeni şube açıp 8 bin 490 kişiye iş imkanı yaratacak.

İstihdam artışında Finansbank, Denizbank ve Garanti başı çekecek…

Bankalar bir yandan teknolojinin gelişimine paralel alternatif dağıtım kanallarına ağırlık verirken, bir yandan da şubeleşme stratejisine devam ediyor. Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 13 banka 2013 yılında 502 yeni şube açıp yaklaşık 8 bin 490 kişiye istihdam yaratmayı hedefliyor.

Bankaların 2013 büyüme stratejisine göre şubeleşme ve istihdamda en hızlılar arasında Denizbank, Finansbank ve Garanti Bankası başı çekiyor.

Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre 2012 yılının ilk dokuz ayında 48 banka 277 adet yeni şube açıp yaklaşık 3 bin kişiye istihdam imkanı sağladı. Son verilere göre şu anda 48 bankanın toplam şube sayısı 10 bin 111, personel sayısı ise 184 bin 332 kişiye yükseldi.

DENİZBANK ATAKTA
Akşam’dan Ayfer Arslan’ın haberine göre 2012 yılında yeni personel alımında en atak bankalardan biri olan Denizbank, hissedar değişikliğinden sonra da aynı büyüme stratejisini devam ettirmeyi planlıyor. 2012 ilk 9 ay itibarıyla toplam 600 şubesi ve 10 bin 80 personeli bulunan Denizbank 2013 yılında 46 şube açıp bin 370 personel almayı hedefliyor. Garanti ise 35 yeni şubeyle 1.000 personel planlarken, Finansbank’ın 2013 stratejisi de oldukça iddialı; Finansbank, 70 şube açıp
1.500 kişiyi işe alacak.

3 yıl içinde 150 şube hedefi
Anadolubank Genel Müdürü Gökhan Günay, 2013’ün faiz hadlerinin düştüğü, büyümede bir miktar iç talebin canlanacağı bir yıl olacağını söyledi. 2013’te 15 ila 20 yeni şube açarak 300’e yakın yeni personel alacaklarını belirten Günay, bu yılı 115-200 şube arasnda kapatarak şube ağını genişletmeye devam edeceklerini ifade etti. Günay,’3 yıl içinde 150 şubeye ulaşma planıyla ölçeğimizi büyütmenin ilk adımlarını atacağız’ diye konuştu.

Hedef 30-35 yeni şube açmak
Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, 2013 yılında hem dijital kanallara hem de şubeleşmeye yatırım yapmaya devam edeceklerini açıkladı. Özen,’Teknolojiyi müşteri lehine kullanabilen, müşterinin hayatını kolaylaştıran bir biçimde kullanmaya çalışıyoruz. Bugün artık Y jenerasyonu dediğimiz gençler banka müşterisi olmaya başladı. Onları şubelere getirmek çok zor. 2013 sosyal medyayı daha fazla kullanacağımız bir yıl olacak. Bütçeyi finalize edemedik ama 800 ila 1000 arasında personel alıp, 30-35 civarında şube açarız’ dedi.

1.370 yeni’DENİZ’ci alınacak
Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, Sberbank’tan alacakları destekle geçmiş yıllardaki hızlı büyümelerini önümüzdeki yıllarda da arttırarak devam ettireceklerini açıkladı. Ateş,’Önümüzdeki dönemde de başta dağıtım özelleştirmeleri olmak üzere pek çok büyük projenin finansmanında yer almayı planlıyoruz. Hızlı büyümemizi devam ettirmek için yatırımlarımız da devam edecek. 2013’te 1370 yeni çalışan istihdam etmeyi, yurtiçi ve yurtdışında toplam 46 yeni şube açmayı planlıyoruz’ dedi.

Finans’tan 1.500 kişilik yeni istihdam
Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu,’2012 yıl sonuna dek, şube adedimizi yaklaşık 40 açılışla artırmayı ve bu yolla 300 kişiye daha istihdam sağlamayı planlıyoruz. 2013 yılı planlarımız ise, yaklaşık 70 yeni şubenin faaliyete geçmesini öngörüyor. Bu paralelde, Finansbank ailesine yaklaşık 1,500 yeni çalışma arkadaşımız katılacak. Böylece Türkiye’nin de büyümesine ve istihdamına katkıda bulunmaya devam edeceğiz’ diye konuştu.

Geçen yıl 60 şube açtı bu yıl 50 şube hedefledi
Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, 2013 yılında şubeleşme ve istihdam planlarını şöyle aktardı:’Geçen sene yaklaşık 15 bin 400 çalışanımız vardı. Şu anda 16 bin 400 çalışanımız var. En çok istihdam sağlayan bankalardan biriyiz. 2012’de 1000 arkadaş Akbank’a katıldı. Yaklaşık 60 şube açtık. 2013 yılında da 40-50 şube açarız diye tahmin ediyoruz.’

EKONOMİ HABERLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mehmet Akif Ersoy Kimdir Hayatı Hakkında Bilgi

MEHMET AKİF ERSOY KİMDİR? HAYATI ESERLERİ HAKKINDA BİLGİLER;

İstiklal Marşısını yazan Mehmet akif ersoy. gerçek adı Mehmet Ragif Mehmet Akif 1873 tarihinde İstanbul’da doğdu. Validesi olan Emine Şerife Hanım, babası Temiz Tâhir Efendidir. İlk tahsiline Emir Buhâri Mahalle Mektebinde başladı. İlk ve orta öğrenimden sonra Mülkiye Mektebine devam etti. Babasının vefâtı ve evlerinin yanması üzerine mülkiyeyi bırakıp Baytar Mektebini birincilikle bitirdi. Tahsil hayâtı boyunca yabancı dil derslerine ilgi duydu. Fransızca ve Farsça öğrendi. Babasından Arapça dersleri aldı.

Zirâat nezâretinde baytar olarak görev aldı. 3 4 yıl Rumeli, Anadolu ve Arabistan’da bulaşıcı hayvan hastalıkları tedâvisi için çok dolaşır. Bu zaman zarfında miletle temasta bulunur. Âkif’in memuriyet hayatı 1893 tarihinde başlar ve 1913 târihine kadar devam eder.

Memuriyetinin yanında Ziraat Mektebinde ve Dârulfünûn’da edebiyat dersleri vermiştir.

1893 tarihleri arası Tophâne-i Âmire veznedârı M. Emin Beyin kızı İsmet Hanımla evlendi.

Âkif okulda öğrendikleriyle yetinmeyerek, dışarda kendi kendini yetiştirerek tahsilini tamamlamaya, bilgisini genişletmeye çalıştı. Memuriyet hayatına başladıktan sonra öğretmenlik yaparak ve şiir yazarak edebiyat sâhasındaki çalışmalarına devam etti. Fakat onun neşriyat âlemine girişi daha fazla 1908′de İkinci Meşrutiyetin îlânıyla başlar. Bu târihten itibaren şiirlerini Sırât-ı Müstakîm’de yayınlanır.

1920 târihinde Burdur Mebusu olarak Birinci Büyük Millet Meclisine seçildi. 17 Şubat 1921 yıllarında İstiklâl Marşı’nı yazdı. TBMM 12 Martta Tarihinde istiklal marşını kabul eder.
1926 tarihinde itibaren Mısır Üniversitesinde Türkçe dersleri verdi. Derslerden döndükce Kur’ân-ı kerîm tercümesiyle de meşgul oluyordu, fakat bu sırada siroza tutuldu. Önceleri hastalığının ehemmiyetini anlayamadı ve hava değişimiyle geçeceğini zannetti. Lübnan’a gitti. Ağustos 1936 yıllarında Hatay ve Antakya’ya gelir. Mısır’a hasta düşer
Hastalık onu harâb etmiş, bir deri bir kemik bırakmıştı. İstanbul’a geldi. Hastanede yattı, tedâvi gördü. Fakat hastalığın önüne geçilemedi. 27 Aralık 1936 târihinde vefat eder. mezarı Edirnekapı Mezarlığındadır.

Mehmet akif Ersoy milletine vatanına aşk ile baglanmış bir şaiirdir
Mehmet akif Ersoy yazdıgı istiklal marşı vatana ve millete büyük bir şiir olmuştur Mehmet akif Ersoy yaptıgı çalışmalar Türkiye cumhuriyetinde Mehmet akif Ersoy anlatılmaktadır. Mehmet akif Ersoy yazdıgı ve kaleme aldıgı kitaplar aşagıda oldugu gibi isimleri ve kitap adları yazılmaktadır
1.Kitap: Safahat (1911)

2.Kitap: Süleymaniye Kürsüsünde (1912)

3. Kitap: Hakkın Sesleri (1913)

4. Kitap: Fatih Kürsüsünde (1914)

5. Kitap: Hatıralar (1917)

6. Kitap: Asım (1924)

7. Kitap: Gölgeler (1933).
Mehmet akif Ersoy eserleri

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Mimar Sinan Hayatı Eserleri Hakkında Bilgi

MİMAR SİNAN KİMDİR? HAYATI ESERLERİ HAKKINDA BİLGİLER;

Mimar Sinan Hayatını makalemizde mimar Sinan .nin hayatı ve eserleri yaptıgı eserler mimar Sinan Kayseri’nin Ağırnas köyü olan hayata gözlerini açmıştır. Osmanlılar zamanında Yavuz Sultan Selim yıllarında devşirme olarak İstanbul’a gelmesi için haber verilir. Akılı ve genç olan mimar sinan çalışkan ve çalışmayı seven biri olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514 yıllarında Çaldıran, 1517 tarihinde Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522 tarihinde ise Rodos seferlerinde katılarak atlı sekban oldu. 1526 yıllarında katıldığı Mohaç Meydan savaşından sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.

1532 tarihinde Alman devleti 1534 tarihinde ise Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüşte Haseki görevine yükselmişti. Bağdat seferinde Van Kalesi olan Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerleştirmekle meşgul idi.

Korfu, Pulya 1537 tarihinde ve Moldovya 1538 tarihlerinde seferlerine beraber katılan Mimar Sinan, Moldovya Kara Buğdan seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Osmanlı hükümdarı olan Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini alır. Aynı yılda ise başmimarlığa yükseltilir.

Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa devletlerinde görüp mimari eserleri inceledi ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meşhur mimarları ile Bayezid Camii’nin baş ustası Mimar Hayreddin ile tanıştı.

Mimar Sinan.nın Eserleri

Mimar Sinan’ın mimarbaşılığa görevine getilmeden önce yaptığı 3 eser çok begenilir. Bunlardan bazıları Halep’de bulunan Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de bulunan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yaptırılan olan Haseki Külliyesi .

Mimar Sinan Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun sanatının gelişmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane mutfak, kervansaray ve bir sokak ile ayrılmış bir çok medrese bulunmaktadır.

İstanbulda bulunan ve görenleri hayrete düşüner muhteşem mimarisiyle Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en büyük eseridir. 27 metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir şekilde oturtulmuştur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüşü ile Süleymaniye Camii, olgunlaşmış bir mimariyi temsil etmektedir.Sekiz ayrı binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra şehrin ikinci üniversitesi oldu.

Mimar Sinan’ın en güzel eseri, 80 yaşında yaptığı Edirne de bulunan mühteşem yapısı ve görenlerin begenesi kazanan Selimiye Camii’dir. Selimiye’nin kubbesi, Ayasofya kubbesinden daha yüksek ve derindir. 31,50 metre çapındaki kubbe, sekizgen şeklindeki gövde üzerine oturmuştur. Üç şerefeli ince minarelerine üç kişi aynı anda birbirini görmeden çıkabilmektedir.Sinan bu camiin ustalık eseri olduğunu ve bütün sanatını Selimiye’de gösterdiğini belirtmektedir.

Mimar Sinan, gördüğü bütün eserleri büyük bir dikkatle incelemiş, fakat hiçbirini aynen taklid etmeyip, sanatını devamlı geliştirmiş ve yenilemiştir. Eserlerindeki sütunlar, duvarlar ve diğer kısımlar taşıdıkları yüke mukavemet edebilecek miktardan daha kalın değildir. Kullandığı bütün mimari unsurlarda bu hesap dikkati çeker.

Mimar Sinan aynı zamanda bir şehircilik uzmanıdır. Yapacağı eserin, önce çevresini tanzim ederdi. Yer seçiminde de büyük başarı göstermiş ve eserlerini, çevresine en uygun tarzda yerleştirmiştir.

Bilinen eserleri: 84 camii, 53 mescid, 57 medrese, 7 darülkurra, 22 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 5 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 saray, 8 mahzen, 48 hamam olmak üzere 364 adettir.

MİMAR SİNAN TÜRBESİ

Mimar Sinan mezarı Süleymaniye Camii ‘nin eski ağalar kapısının karşı köşesinde, yol ayrımında üçgen bir alandadır. Önde som mermerden yapılmış bir sebil görünür Sebilin arkasındaki ufak mezerlıkta altı sütunlu, üstü örtülü ve etrafı açık türbede Mimar Sinan’ın mezarı bulunmaktadır. Türbesini ölümünden az önce kendisi yapmıştır, mimar Sinan hala yaptıugı eserler bir çok ülkeden gelenlerin gözlerini alamadıgı ve dünyada eşi benzeri olmayan muhteşem yapıları dünyada ilgiyle begenilen ve dikkate alınan bu muhteşem eserler mimar sinanın ne kadar byüyk bir mimar oldugunu.gelen ziyaretçiler tarafindan görülmüştür.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MEVLİD KANDİLİ RESİMLİ MESAJLAR TEBRİK KARTLARI GÜZEL SÖZLER

MEVLİD KANDİLİ MESAJLARI – MEVLİD KANDİLİ RESİMLERİ –

MEVLİD KANDİLİ GÜZEL SÖZLER

 

mevlid kandili resimli mesajları

(Mevlid Kandili – Kandil Mesajları)Bugün ellerini semaya gönlünü Mevlaya aç, bugün günahlardan olabildiğince kaç, bugün en gizli incilerini onun için saç çünkü bugün kandil, kandilin mübarek olsun. (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

mevlid kandili resimli mesajları

Allah’ın aşkıyla yan bu gece, Mevlana gibi dön bu gece, secdeye varıp huzura erince, şu fakiride an bu gece. Hayırlı kandiller! (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

Konsun yine pervazlara güvercinler, huhulara karışsın aminler,mübarek akşamdır, gelin ey Fatihalar, Yasinler…. İyi Kandiller…. (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

mevlid kandili resimli mesajları

Allah’ın rahmeti, bereketi sizinle olsun, gönül güneşiniz hiç solmasın, yüzünüz aydın olsun, kabriniz nur dolsun, makamınız Firdevs, dualarınız kabul olsun. Kandiliniz kutlu olsun.. (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

mevlid kandili resimli mesajları

Avuçların açıldığı, gözlerin yaşardığı, ilahi esintilerin kalpleri okşadığı anın bir asra bedel olduğu bu gece dualarda birleşmek dileğiyle kandilinizi kutlarım. (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

Bakiler sevgiler adına nice dilekler vardır. Ölümü bile ayırır saymayan gönüller vardır. Mesafeler araya set çekmişse ne çıkar, dualarda birleşen gönüller vardır. Hayırlı kandiller.. (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

mevlid kandili resimli mesajları

Biçarelere, dul ve aceze hatunlara bakmak için çalışıp, çabalayan kimsenin; gece sabaha kadar namaz kılan, her gün oruç tutan, meydan-I gazada cihad eden gibi Allah yanında rütbesi vardır. (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

mevlid kandili resimli mesajları

Bugün Peygamber efendimizin doğduğu gündür. Peygamber efendimiz yılında rebiül evvel ayının gecesi doğmuştur. Her yıl bu günde müslümanlar peygamberimizin dünyaya gelişini dualarla anarlar. Bu gece eller semaya kalkar, yürekler yaratana onun için açılır. Kandiliniz mübarek olsun. (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

Bir kandil gülü savur sevdiklerine, size onlardan gülücükler getirsin öyle içten öyle samimi ol ki göz yaşlarını bile tebessüme çevirsin. Kandiliniz mübarek olsun. (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

mevlid kandili resimli mesajları

Borçlarımızdan, ceza ve günahlarımızdan kurtulmak için bu gece dua edelim.. Allah affeden ve bağışlayandır, unutmayalım.. Eller semaya kalkıp, yürekler bir atınca bu gece, gözler sevinç yaşlarıyla dolacak.. Kandiliniz mübarek, dualarınız kabul olsun! (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

mevlid kandili resimli mesajları

Bu gece kulun yalvarış ve yakarışlarını Yüce Mevla’ya sunacağı ve O’nun sonsuz affından, merhametinden, iyiliğinden bol bol yararlanacağı umut, huzur ve müjde gecesidir. Kandiliniz hayırlı olsun! (Mevlid Kandili – Kandil Mesajları) –

Bu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun.. –

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

23 ocak 2013 çarşambayı 24 ocak 2013 perşembeye bağlayan gece Mevlid Kandili 23.01.2013

mevlid kandili 23 ocak 2013 çarşambayı 24.01.2013 perşembeye bağlayan gece mübarek mevlid kandili,

MEVLİD KANDİLİ 2013 TARİHİ 23/24 OCAK 2013 MÜBAREK EVLİD KANDİLİ

mevlid kandili

Mevlid Kandili (Kutlu Doğum)

Mevlid Kandili Nedir Anlamı bilgi ; İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12. gecesi doğmuştur. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” denir.

O’nun doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti.

Sevgili Peygamberimizin tebliğ ettiği İslâm dini ile dünya aydınlandı, tek Allah inancı ile kalpler nurlandı. Eşitlik, adalet ve kardeşlik geldi. O’na inanan toplumlar gerçek huzura kavuştu. O’nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıçtır.

Bu gece, müslümanlar arasında yüzyılllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmakta, Sevgili Peygamberimiz derin bir saygı ile anılmaktadır. Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı “Vesiletün’necat” olan mevlid kitabı O’nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir.

Peygamberimizin doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O’nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamberimize olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir.

Bununla beraber, O’nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O’nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.
Yeryüzünü mânevî bir karanlık kaplamıştı.

Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden adeta mâteme bürünmüştü. Göz­yaşı döken gözler değil, ruh ve kalpler idi. Kalp ve ruhların keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş, sanki umumî yas ilan edilmişti!

Yeryüzü saadetin, sevincin ve huzurun kaynağı olan “tev­hid” inancından mahrumdu. Küfür ve şirk fırtınası, ruh­ları ve kalpleri kasıp kavurmuştu. Gö­nüllerde tek mâbud yerine, birçok bâtıl ilâh yer almıştı! Hakikî sahibini arayan ruhların feryadı ortalığı çınlatıyordu.

İnsanlar, birbirini yiyen canavarlar misâli vahşîleşmiş, küfür, şirk, cehalet ve zulüm bataklığında boğulmaya yüz tutmuşlardı. Zâlimin zulüm kamçısı al­tında mazlum inim inim inler hale gelmişti.

Âlem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller mahzun ve simalar mahzundu.

Akıl, ruh ve kalpleri mânevî kıskacı altına alıp olanca kuv­vetiyle sıkan bu küfür ve şirke, bu dalâlet ve cehalete, bu hüzün ve sıkıntıya beşerin daha fazla katlanmasına Allah’ın sonsuz merhameti elbette müsaade edemezdi! Bütün bunlara son verecek bir zâtı, şefkat ve merhametinin bir eseri olarak elbette gönderecekti!

İşte, o zât geliyordu!

Dünyanın mânevî şeklini beraberinde getirdiği nurla değiştirecek eşsiz in­san, Allah’ın Son Peygamberi geliyordu!

Cin ve inse ebedî saadetin yolunu gösterecek Hz. Muhammed (a.s.m.) geli­yordu!

O An…
Kâinat, hürmet ve haşyet içinde Efendisini beklemekte idi. Her varlık, ken­disine mahsus diliyle, hal ve hareketiyle bu emsâlsiz insana “hoş-âmedî”de bu­lunmak üzere sevinç içinde hazır durumda idi.

Tarih: Milâdî 571, Nisan ayının yirmisi.
Fil Vak’asından elli veya elli beş gece sonra.
Kamerî aylardan Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi.
Mekke’de mütevazı bir ev. Günlerden Pazartesi. Vakit, vakitlerin sultanı seher vakti.
Bu mütevazı evde ve bu eşsiz vakitte muazzam ve eşsiz bir hadise vuku buldu: Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (a.s.m.), dünyaya gözlerini açtı!
Bu göz açışla birlikte âlem, sanki birden elem ve mâtemini unutarak sürura garkoldu. Karanlıklar, ânında nurla yırtılıverdi. Kâinat, sevinç ve heyecan için­de adeta, “Doğdu ol saatte Sultan-ı Din Nura garkoldu semâvât-ü zemin” di­ye haykırdı.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen “Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?” sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp “Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur” dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke’de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
– “Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?” diye sordu.
– “Bilmiyoruz” diye cevap verdiler.
Yahudi, “Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
“Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin’in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var” dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. “Bu gece Abdülmuttalib’in oğlu Abdullah’ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular.” haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
“Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?” dediler.
Yahudi “Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?” dedi.
Onlar, “Öncedir ve ismi Ahmed’dir” dediler. Yahudi, “Beni ona götürün” dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine’nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

“Ne oldu sana, yazıklar olsun” dediler.

Yahudi, “Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

“Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir” dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, “Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman ‘Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım’ de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver.”

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra’daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib’e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine’nin yanında bulunan Osman ibn Âs’ın annesinin gördükleri de şöyle:

“O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük.”

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

“Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin”

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan’a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe’de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava’da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah’ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

mevlid kandili

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa’d, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

BİTLİS ALTIN FİYATLARI

Bitlis Altın Fiyatları, Bitlis Altın fiyatı, Bitlis altın ne kadar, Bitlis altının fiyatı nedir

2012-2013 tam yarım çeyrek cumhuriyet altın bilezik fiyatları gram altın ons

ordu altın fiyatları

Bitlis Altın Fiyatları, Eğer Bitlis iline ait altın fiyatları güncel ve anlık şekilde merak ediyorsanız buradan takip edebilirsiniz. Bitlis altın ve para piyasasına dair tüm bilgileri sayfamızda bulabilirsiniz. Bitlis çeyrek altın, Bitlis yarım altın, tam altın, Bitlis cumhuriyet altını, Bitlis 22 ayar, 14 ayar altın fiyatları

Bitlis Altın Fiyatları, Bitlis Altın Fiyatı, Bitlis, Günlük

ALTIN FİYATLARI, EKONOMİ HABERLERİ kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

BOLU ALTIN FİYATLARI

Bolu Altın Fiyatları, Bolu Altın fiyatı, Bolu altın ne kadar, Bolu altının fiyatı nedir

2012-2013 tam yarım çeyrek cumhuriyet altın bilezik fiyatları gram altın ons

ordu altın fiyatları

Bolu Altın Fiyatları, Eğer Bolu iline ait altın fiyatları güncel ve anlık şekilde merak ediyorsanız buradan takip edebilirsiniz. Bolu altın ve para piyasasına dair tüm bilgileri sayfamızda bulabilirsiniz. Bolu çeyrek altın, Bolu yarım altın, tam altın, Bolu cumhuriyet altını, Bolu 22 ayar, 14 ayar altın fiyatları,

Bolu Altın Fiyatları, Bolu Altın Fiyatı, Bolu, Günlük

ALTIN FİYATLARI, EKONOMİ HABERLERİ kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

EN GÜZEL CUMA RESİMLERİ TEBRİK KARTLARI SÖZLER

MÜBAREK CUMA GÜNÜ KUTLAMA MESAJI – SEVDİKLERİNİZ İÇİN EN GÜZEL CUMA MESAJLARI – CUMA RESMİ KISA ÖZLÜ GÜZEL CUMA GÜNÜ SÖZLERİ

cuma resmi mesajları
Rabbim sen kalbi kırıkların sığınağı, yolda kalmışların yoldaşı, sen yalnızlığıma arkadaş olan ve tüm gönüllerin dert ortağısın. Beni benden uzağa at, senden uzağa atma. Cumanız mübarek olsun
cuma resmi mesajları
Özünün hakikati ve yüzünün nuru üzerine yemin ederiz ki, Sana duyduğumuz ihtiyaç, Senin zenginliğine denk! Sana olan ihtiyacımız Senin büyüklüğün kadar. Cumanız mübarek olsun
cuma resmi mesajları
Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek dinimizin seçtiği haftanın özel günü olan cumanızı kutlarım
cuma resmi mesajları
Günler bize dostların güzelliğiyle, geceler onların dualarıyla mübarek oluyor. Umudumuz dostların hediyesi, duamızsa sizlerin sevgisi. Cumanız mübarek olsun
cuma resmi mesajları
Güneşin pembeliğiyle doğan, saflığıyla süzülen, herkese nasip olmayan mutluluk denen o en güzel duygu sizle olsun. Hayırlı cumalar dilerim
cuma resmi mesajları

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2,4 milyon memurun yıllık izin süresini uzatacak yeni bir tasarı taslağı hazırladı, memurların yeni izin süreleri ne olacak?

Bakan Çelik başkanlığında yapılan toplantıda 2,4 milyon memurun yıllık izin süreleri değişti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2,4 milyon memurun yıllık izin süresini uzatacak yeni bir tasarı taslağı hazırladı. Düzenleme, memurların halen 30 gün olan yıllık ücretli izin hakkını 42 güne çıkarıyor. Bugün Gazetesi’nin haberine göre, Memur un yıllık ücretli izin süresi uzuyor. Çalışma Bakanı Faruk Çelik başkanlığında yapılan toplantıda 2,4 milyon memurun yıllık izin süresini 8 ila 12 gün uzatacak bir karar alındı. Yasa yetişirse memur bu yıldan itibaren yaz tatilini daha fazla yapacak.

‘Gün’ yerine ‘iş günü’

Memurun yıllık izin süresini uzatacak olan ‘Devlet Memurları Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı ‘ mevcut kanunda yer alan yıllık izinle ilgili 102’inci maddede yer alan ‘gün ‘ ifadesinin ‘iş günü ‘ olarak değiştirilmesi öngörülüyor.

12 gün ilave olacak

Ancak bu 20 ve 30 güne iş günlerinin yanı sıra zaten hak edilmiş olan cumartesi ve pazardan oluşan haftalık tatil günleri de dahil edildiği için, memur aslında 22 iş günü izin kullanmış oluyor. Yeni düzenlemeyle yıllık izin hakkı ‘iş günü ‘ üzerinden hesaplanacak. Dolayısıyla 10 yılını henüz doldurmamış bir memur 20 iş günü olan izin hakkını kullanmak istediğinde, 7 günlük her bir hafta 5 gün sayılacak. Böylece bu memurlar toplamda 20 yerine tam 28 gün tatil yapmış olacak. Aynı şekilde 30 iş günü izne hak kazanan memurlar da 30 iş gününü ancak 6 haftada dolduracakları için toplamda 42 gün tatil yapabilecekler.

KAYNAK;BEYAZGAZETE

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

yurdun birçok bölümü kar yağışıyla dondurucu soğuk havayı yaşıyor

Türkiye’nin büyük bir bölümünde kuvvetli ve yer yer yoğun kar yağışı bekleniyor.Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, bugün kar yağışı görülecek iller şöye sıralandı:

*İstanbul,
*Kocaeli,
*Sakarya,
*Yalova,
*Bursa,
*Bilecik
*Zonguldak, Bartın, İnebolu

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

*Konya,
*Kırşehir,
*Nevşehir,
*Aksaray,
*Sivas,
*Yozgat,
*Kırıkkale,
*Ankara’nın güney ve doğu kesimleri

DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ

*Erzurum,
*Erzincan,
*Kars,
*Ardahan,
*Ağrı,
*Iğdır,
*Elazığ,
*Muş,
*Bingöl,
*Bitlis,
*Van,
*Hakkari,
*Şırnak

AKŞAM SAATLERİNDE DE BU İLLERDE KAR VAR

*Bolu,
*Karabük,
*Düzce
*Siirt
*Diyarbakır,
*Batman,
*Mardin

METEOROLOJİ’DEN UYARILAR

KUVVETLİ ve YER YER YOĞUN KAR YAĞIŞI UYARISI: Ülkemizin büyük bir bölümünde görülecek yağışların, Marmara’nın doğusu, Batı Karadeniz kıyıları, Orta ve Doğu Karadeniz, İç Anadolu’nun güney ve doğusu, Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusu ile akşam ve gece saatlerinde Güneydoğu Anadolu’nun doğusunda kuvvetli ve yer yer yoğun kar şeklinde etkili olması beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara (ulaşımda aksamalar, buzlanma, görüş mesafesinde azalma vb.) karşı, başta sürücüler olmak üzere ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması gerekmektedir.

BUZLANMA VE DON OLAYI UYARISI: Ülkemizin kuzey, iç ve doğu bölgelerinde çok kuvvetli buzlanma ve don olayı beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı, başta sürücüler olmak üzere ilgililerin ve vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması gerekmektedir.

ÇIĞ UYARISI: Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da görülen yoğun kar yağışlarının oluşturduğu taze kar örtüsü nedeniyle yaşanabilecek muhtemel çığ tehlikesine karşı tedbirli olunması gerekmektedir.

ZİRAİ DON UYARISI: Ülkemiz Balkanlar üzerinden gelen soğuk havanın etkisindedir. Bu nedenle; Ege, Akdeniz ve Karadeniz kıyı şeridinde hafif, kıyıların iç ve yüksek kesimlerinde orta ve yer yer kuvvetli, kuzey, iç ve doğu bölgelerde çok kuvvetli don olayı beklendiğinden, zirai üretim faaliyetlerine devam eden üreticilerimiz başta olmak üzere ilgilerin ve vatandaşların tedbirli olması gerekmektedir.

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

2014 yılı cumhur başkanlığı adayları kim olacak?

Kamer Genç, cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı seçimi 2014 yılında. Ancak daha şimdiden ilk aday ortaya çıktı. CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Cumhurbaşkanı adayı olacağını açıkladı

Kamuoyunun da kendisini’iyi tanıdığını’ kaydeden Genç, hemen her hafta ülkenin başka bir yerine seyahat ettiğini, halkın kendisine güvenini gördüğünü belirterek,’Memlekette Cumhurbaşkanı olarak sadece Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül mü var? Bunlar zaten 11 yıldır üst düzey kademelerde ülkeyi yönetiyorlar. Rejimi dönüştürdüler, demokrasiyi götürdüler, ülkeyi bölünmenin eşiğine getirdiler. Ben bunlardan rahatlıkla kurtarırım ülkeyi’ diye konuştu.

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın