Sıfat nedir ?

Sıfat nedir ?
Sıfat (Önad) : İsimleri niteleyen ya da belirten sözcüklerdir. Sıfat ya da önad; isimlerin ya da diğer sıfatların önüne gelerek onları miktar, sıra, konum, renk, biçim, insanda bıraktığı duygu vb. gibi çeşitli yönlerden tanımlayan, tarif eden sözcük türü.

Sıfatlar ancak varlıklarla ortaya çıkar. Bu nedenle tek başlarına kullanılamaz. Sıfat olarak kullanılan çoğu sözcük bazen bir kavramın karşılığıdır. Örneğin “mavi”, bir renk ismidir, “iki”, bir sayı ismidir. Ancak bu sözcükler isimlerin özelliklerini bildirecek duruma gelirse sıfat olur. Yani; “Mavi gözlerine bayıldım.” cümlesinde “mavi” göz isminin rengini bildirdiğinden sıfattır. Ya da “iki” sözü; “İki kalemi vardı.” cümlesinde kalemlerin sayısını bildirdiğinden sıfat olmuştur.

Ancak sıfatın mutlaka isimden önce gelmesi gerekmez. Bazen bir ismin niteliğini bildirmesine rağmen isimden önce gelmediği de olur.

Bu genel bilgilerden sonra, şimdi de sıfatların çeşitlerini görelim.
——————————————————————————–

1. Sıfatların Özellikleri

——————————————————————————–
1. Sıfatlar isimlerden önce gelerek onları sayı, renk, durum, hareket, biçim, yer, işaret ve soru yönlerinden tamamlar; onları niteler veya belirtir:
“O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor… Sessizce, titreye titreye ağlıyor. Yanaklarından gözyaşları birbiri arkasına, temiz vagon pencerelerindeki yağmur damlaları nasıl acele acele, sarsıla çarpışa dökülürse öyle, bağrının sarsıntılarıyla yerlerinden oynayarak, vuruşarak içlerinde güneşli mavi gök, pırıl pırıl akıyor.”

o zaman, küçük çocuk, minimini yavru, temiz vagon pencereleri, güneşli mavi gök

2. Tek başlarına kullanıldıkları zaman isim değerindedirler. Çünkü ancak bir isimden önce geldikleri zaman sıfat oldukları anlaşılabilir:
yeşil elbise (sıfat) yeşili severim (isim)
İhtiyar kadın (sıfat) İhtiyarlara iyi davranmalıyız (isim)
Büyük park (sıfat) parkların en büyüğü (isim)

3. Tek başlarına kullanıldıklarında isim değerinde oldukları için alabildikleri isim çekim eklerini, yani hâl eklerini, iyelik eklerini ve çoğul ekini, bir isimden önce gelerek onu niteledikleri ya da belirttikleri zaman, yani sıfat olarak kullanıldıkları zaman alamazlar:
Bir basamak yukarı çık. sıfat
Birler basamağı isim
Yürüyen merdiven sıfat
Yürüyenler ve koşanlar isim

4. Bir sıfatla onun nitelediği ya da belirttiği bir isim arasına noktalama işareti (özellikle virgül) konmaz. Virgül konursa ilk kelime tek başına kalmış
olur, dolayısıyla isimleşir.
Genç adama gülümseyerek baktı. (genç: sıfat)
Genç, adama gülümseyerek baktı. (genç: isim, özne)

5. Birkaç sıfat, arka arkaya sıralanarak bir ismi niteleyebilir veya belirtebilir:
Karanlık, büyük, korkutucu ve nemli bir evdi.

6. Sıfatın varlığından bahsedildiği her yerde mutlaka sıfat tamlaması vardır; o sıfatla (soru sıfatı da olsa) bir tamlama oluşturulmuştur.
——————————————————————————–

2. Sıfat Çeşitleri

——————————————————————————–

a. Niteleme sıfatları
Varlıkların yapısal özelliklerini ortaya koyan sıfatlardır. Bunlar varlığın nasıl olduğunu bildirir ve isme sorulan “nasıl” sorusuna cevap verir.

“Kurumuş yapraklar yere döküldü.” cümlesindeki altı çizili sözcük, yaprağın nasıl olduğunu yani niteliğini bildiriyor. İsme “Nasıl yapraklar?” diye sorarsak cevap olarak “kurumuş” sözünün geldiğini görürüz.
——————————————————————————–

b. Belirtme sıfatları
Varlıkların diğer varlıklarla ilgileri sonucunda aldığı özellikleri belirten sıfatlardır. Kendi arasında dört gruba ayrılır.

1 – İşaret Sıfatı:
Varlıkların bulunduğu yerleri gösteren sıfatlardır. Söyleyen kişinin, sözünü ettiği nesneye uzaklığına göre değişir.
“Bu evi biz aldık.” cümlesinde evin yakın olduğu;
“Şu evi biz aldık.” cümlesinde biraz uzak;
“O evi biz aldık.” cümlesinde çok uzak ya da, sözü edilen bir evin olduğu anlaşılır.

Bu cümlelerde altı çizili sözcükler işaret sıfatıdır. Bu tür sıfatlar isme “hangi” sorusunun sorulmasıyla bulunur. “Hangi ev?”, “ “Bu ev” gibi…

Bazı işaret sıfatları ise yer bildirir. Bunlar çoğu zaman “-ki” ekini alarak kullanılır.
Buradaki evi biz aldık.
Şuradaki evi biz aldık.
Oradaki evi biz aldık.

cümlelerinde bulunan altı çizili sözcükler yer bildiren işaret sıfatlarıdır. Bunların dışında; öteki sokak, beriki ağaç gibi yer bildiren sıfatlar da vardır.

2 – Sayı Sıfatları :
İsimlerin sayısal özelliklerini bildiren sıfatlardır. Birkaç türü vardır. Örneğin; “Sınıfta yedi öğrenci vardı.”

Asıl sayı sıfatı
Yedinci öğrenci gelsin.

Sıra sayı sıfatı
Yedişer kişi geldi.

Üleştirme sayı sıfatı
Yedi de bir ihtimal var.

Kesir sayı sıfatı
Çeyrek ekmek aldı.

Kesir sayı sıfatı
Bunların dışında bazı kaynakların topluluk sayı sıfatı diye adlandırdığı, ikiz çocuk gibi sıfatlar da vardır.

3 – Belgisiz Sıfat :
İsimlerin nicelik yönüyle belirsizliklerini ifade eden sıfatlardır.
Bazı konularda bilgisi yoktur.
Birtakım yanlış fikirleri vardı.
Hiçbir öğrenci gelmemişti.
Bütün kitapları aldı.
Her yer tertemizdi.
Bir gün bu iyiliğinizi ödeyeceğim.
Cümlelerinde altı çizili sözcükler belgisiz sıfatlardır. İsimleri sayıca az çok belli etmişler ancak tam bir özellik bildirmemişlerdir.

4 – Soru Sıfatı :
İsimlerin niteliğini, herhangi bir özelliğini soran sıfatlardır. Bu sözcüklerin yerine konan sözcükler de sıfattır.
Nasıl filmleri seversin?
Kaçar lira ayırmamız gerekiyor?
Hangi soruyu çözemedi?
——————————————————————————–

3. Sıfatlarda Anlam

——————————————————————————–

1. Sıfatlarda Anlam Kuvvetlendirme
Kural : Zarflarla ve edatlarla anlam kuvvetlendirilebilir:
çalışkan>arı gibi çalışkan>arı gibi çalışkan çocuk
güzel>Cennet kadar güzel>Cennet kadar güzel vatan
verimli>çek verimli>çok verimli topraklar

Burada “cennet kadar” kelime grubu “güzel” sıfatını; sonra hepsi birden “vatan” kelimesini nitelemiş.

Kural : Pekiştirme sıfatları ile de anlam kuvvetlendirilebilir:
Bir sıfatın ilk iki sesine “m, p, r, s” ünsüzlerinden biri eklenip, oluşan hecenin o sıfatın başına getirilmesiyle oluşur. Ünlüyle başlayan sıfatlarda ilk ünlüye “m, p, r, s” ünsüzlerinden biri eklenir.

Sarı sayfalar>sapsarı sayfalar
Kırmızı>kıpkırmızı elbise
Mor>mosmor bir yüz
Yeşil>yemyeşil tabiat
Temiz>tertemiz toplum
Uzun>upuzun araba
Bu kurala uymayan pekiştirme sıfatları da vardır:
Sapasağlam, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre…

Kural : Tekrar yoluyla da anlam kuvvetlendirilebilir. Tekrar edilen kelimeler arasına “mİ” soru eki de konabilir:
doğru dürüst bir iş, boylu poslu bir adam, az buz para değil…
yüce yüce yaylalar, Mini mini eller, tatlı tatlı diller…
tatlı mı tatlı diller, sevimli mi sevimli bir yüz, sıcak mı sıcak bir hava…

2. Sıfatlarda Anlam Daraltma:
Sıfatların anlamlarında, bazı eklerden yararlanarak kısma, daraltma, küçültme yapılabilir.
Bunun için “-Cİk, -ÇE, -cEk, -(İ)msİ, -(İ)mtırak” ekleri kullanılır:

Geniş bir oda > daha az genişi > genişçe bir oda
Uzun bir çocuk > daha az uzunu > uzunca bir çocuk
Büyük ev > daha az büyüğü> Büyükçe / büyücek bir ev
Küçük çocuk > daha az küçüğü> küçükçe / bir çocuk
Tatlı elma > daha az tatlısı > tatlımsı bir elma
Ekşi erik > daha az ekşisi > ekşimsi / ekşimtırak erik

Kural : “-Cİk” eki küçüklük, azlık anlamı taşıyan sıfatlara getirilir ve aşırılık anlamı katar:
Kısa kol > daha da kısası > kısacık kol
İnce ip > daha da incesi > incecik ip
Az ekmek > daha da azı > azıcık ekmek
Minik yavru > daha da miniği> Minicik yavru
Küçük kız > daha da küçüğü> Küçücük kız
Ufak el > daha da ufağı > Ufacık el
Yumuşak eller > daha da yumuşağı> Yumuşacık eller

3. Sıfatlarda Karşılaştırma(Derecelendirme):
Aynı özelliklere sahip olan varlıkları karşılaştırarak o özelliğe hangisinin daha çok sahip olduğunu göstermek için sıfatın başına “en, daha, pek” kelimeleri getirilir.
En kuvvetli millet
Daha dürüst insanlar
Pek çalışkan işçi
——————————————————————————–

4. Yapı Bakımından Sıfatlar

——————————————————————————–
Sıfatlar da isimler gibi yapı bakımından basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır:

1. Basit Sıfatlar
Herhangi bir yapım eki almamış ve başka bir kelimeyle birleşmemiş sıfatlardır.
Kara gün, kırmızı gül, bol yemek, iri taş, iyi insan, son yolculuk, dost ülke, düz çizgi.

2. Türemiş Sıfatlar
İsim ya da fiil köklerine ve gövdelerine getirilen isim yapım ekleriyle oluşturulmuş sıfatlardır.
Kiralık ev, yıllık izin, tuzlu su, Aydınlı Hasan, işsiz adamlar, ölü balık, sütçü kadın, yarınki
maç, genişçe bir oda, büyücek bir ev, ekşimsi / ekşimtırak erik, kısacık kol, incecik ip…
Penceresinden kavak ağaçları görünen / bir sağlık ocağı
yanaklarımı pembeleştiren / makaslar
uçuşan / pamukçuklar
Kavakları silkeleyen / rüzgâr
Kocaman / bir masası ve koltuğu
çalışkan öğrenci, susuz yaz, yuvarlak masa…

3. Birleşik Sıfatlar
Yapısında birden fazla kelime barındıran sıfatlardır.
Külyutmaz öğretmen, mirasyedi gençler, boşboğaz insanlar, boğazına düşkün adam, birtakım sorunlar, cana yakın çocuk…

Birleşik sıfatlar ikiye ayrılır:
a. Kaynaşmış birleşik sıfatlar
Anlamca kaynaşmış sıfatlardır. Birden fazla kelimenin sözlük anlamlarından az ya da çok uzaklaşarak, aralarına ek ya da kelime girmeyecek şekilde birleşerek oluşturdukları sıfatlardır.

Canciğer dost, vatansever sanatçı, pisboğaz çocuk, mirasyedi gençler, kahverengi elbise, eşsesli kelimeler, birkaç adam, herhangi bir öğretmen, biraz zaman, birtakım elbiseler…

b. Kurallı birleşik sıfatlar
Çeşitli yollarla oluşurlar:
­Sıfat tamlaması + “-lİ” yapım eki
büyük yapraklı ağaçlar, dost bakışlı insanlar, kısa boylu asker, büyük kapılı bina, kırık camlı ev…

­Sıfat tamlaması + “lIk” eki
yarım günlük mesai, üç kuruşluk iş…

­İsim + iyelik eki + sıfat
salonu büyük (bir) ev, çenesi düşük adam, saçı uzun bebek, rengi soluk kumaş…

­Takısız isim tamlaması + “-lİ” yapım eki
taş duvarlı ev, aslan yürekli çocuk, demir kapılı bahçe…

­İsim + “-DEn” ayrılma hâl eki + isim-fiil:
kulaktan dolma bilgiler…

­İkileme + isim
evsiz barksız insanlarımız, tatsız tuzsuz işlerimiz, irili ufaklı eşyalar…

­İsim + ek + fiilimsi + isim
işini bilir memur

­Deyim + isim
cana yakın arkadaşlar, çenesi düşük insan…
——————————————————————————–

Adlaşmış Sıfat
Bazen kişinin tam olarak bilinmediği ya da niteliğinin vurgulanmak istendiği durumlarda isim söylenmeyip sıfat, ismin yerine geçirilebilir. Bu tür sözcüklere adlaşmış sıfat denir. Adlaşmış sıfatlar niteleme sıfatlarıyla yapılır.

“Korkak insanların kendine güveni yoktur.”
cümlesinde niteleme sıfatı olan “Korkak” sözcüğü,
“Korkakların kendine güveni yoktur.”
cümlesinde “insanlar” isminin düşmesiyle adlaşmış sıfat olmuştur.

Adlaşmış sıfat olan sözcükten sonra bir isim gelirse, anlam karışıklığını önlemek için iki sözcük arasına virgül (,) konur.
İhtiyar, adamlara şöyle bir baktı.
İhtiyar adamlara şöyle bir baktı.

Not : Sıfatla, onun nitelediği isim arasına hiçbir noktalama işareti konmaz.
——————————————————————————–

Ünvan (San) Sıfatları
İnsanların rütbe, görev, derece, mevki, memuriyet ve sosyal durumlarına göre isimlerine eklenen, isimleri ile birlikte söylenen saygı veya tanıtma sözcüklerine ÜNVAN SIFATI denir.

Ünvan sıfatları, isimlerden önce gelebildikleri gibi isimden sonra veya hem isimden önce hem de isimden sonra gelebilirler. Kısaca ünvan sıfatları isimlerle birlikte üç şekilde kullanılır:
1. İsimden önce:
ÖRNEK: Doktor Mehmet, Yüzbaşı Hasan, Bay Cemil, Demirci Ahmet…
2. İsimden sonra:
ÖRNEK: Ahmet Bey, Ayşe Hanım, Hasan Yüzbaşı, Mustafa Kemal Paşa, Mehmet Dayı…
3. Hem isimden önce; hem de isimden sonra:
ÖRNEK: Öğretmen Ayşe Hanım, Doktor Mehmet Bey, Makinist Ahmet Usta…
NOT: Ünvan sıfatları, özel isimler gibi büyük harfle yazılmaya başlanır.
——————————————————————————–

Sıfatlarda Pekiştirme
Sıfatların anlamlarının küvvetlendirilmesine, güçlendirilmesine sıfatlarda pekiştirme denir.

Sıfatlarda pekiştirme dört şekilde yapılır:

a) m, p, r, s ünsüzleri ile:
Bazı niteleme sıfatlarının ilk sesli harfine kadar olan kısmının sonuna, ‘ m, p, r, s ‘ harflerinden uygun olanı eklenir. Meydana gelen ön ek niteleme sıfatının başına eklenerek yapılır.

ÖRNEK:
Beyaz önlük >>>>> Be + m + beyaz önlük >>>>> Tertemiz çocuk
Sıfat İsim ¯¯Ön ek¯¯ Niteleme sıfatı

Kırmızı elma >>>>> Kı + p + kırmız elma >>>>> Kıpkırmızı elma
Sıfat isim ¯¯Ön ek¯¯ Niteleme sıfatı

Temiz çocuk >>>>> Te + r + temiz çocuk >>>>> Tertemiz çocuk
Sıfat isim ¯¯Ön ek¯¯ Niteleme sıfatı

Doğru yol >>>>> Dosdoğru yol

b) İkileme ( tekrarlama ) yolu ile:
Niteleme sıfatı olan sözcüğün iki defa arka arkaya söylenip yazılması ile yapılan pekiştirmedir.
ÖRNEK:
Beyaz dişler >>>>> Beyaz beyaz dişler
Sıcak çörekler >>>>> Sıcak sıcak çörekler
Sarı kumlar >>>>> Sarı sarı kumlar
Uzun yollar >>>>> Uzun uzun yollar
Taze yumurta >>>>> Taze taze yumurtar

c) Tekrarlanan sıfatların arasına soru ekileri katılarak yapılan pekiştirme:
ÖRNEK:
Beyaz dişler >>>>> Beyaz beyaz dişler >>>>> beyaz mı beyaz dişler
Niteleme Sıfatı > Tekrarlama, sıfatlarda pekiştirme > Soru eki, sıfatlarda pekiştirme

Sarı sarı kumlar >>>>> Sarı mı sarı kumlar
Sıcak sıcak çörekler >>>>> Sıcak mı sıcak çörekler
Sarı sarı kumlar >>>>> Sarı mı sarı kumlar
Uzun uzun yollar >>>>> Uzun mu uzun yollar
——————————————————————————–

Sıfatlarda Küçültme
Niteleme sıfatlarının sonlarına eklenen “-ce, -cik, -(i)msi, -(i)

mtırak ” ekleri onların anlamlarında
küçültme, daraltma veya kısma yapar.
Bu ekleri alan sıfatlara, küçültme sıfatları denir.

ÖRNEK:
Güzel araba >>>>> güzelce araba
Yeşil elma >>>>> yeşilimsi elma
Mavi çanta >>>>> mavimsi çanta
Kısa pantolon >>>>> kısacık pantolon
Küçük masa >>>>> küçücük masa
Mavi çanta >>>>> mavimtırak çanta
Sarı elma >>>>> sarımtırak elma

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Tartışma nedir ?

Tartışma nedir ?
Bir grubu (veya çoğunluğu) ilgilendiren, daha önceden belirlenen bir konu hakkında farklı düşünceleri olan kişilerin konuyla ilgili görüşlerini açıklamak, konuyu (veya sorunu) çözmek, muhatabın zayıf yönlerini aramak amacıyla bir araya gelerek yaptıkları karşılıklı konuşmaya tartışma denir.

Tartışma konusu; üzerinde konuşmaya ve araştırma yapmaya değer nitelikte olmalı, kanıtlanmış konular üzerinde ısrar edilmemeli, normal bir ses tonuyla konuşulmalı, saygılı olunmalı, dedikodu etmekten, bağırıp çağırmaktan, konu dışına çıkmaktan ve konuşanın sözünü kesmekten kaçınılmalıdır.

“Tartışmadan beklenen; gerçeği aramak, gerçeğin aydınlattığı hareket yolunu seçmektir. Söz cambazlıklarının, körü körüne direnmelerin, içten pazarlıklı propagandaların, duygusal çıkmazların gerçekleri kararttığı bir yerde tartışmadan beklenen faydalar derlenemez.

…Sakin konuşan, soğukkanlılıkla cevap veren, söylenecek sözü olmadığı zaman susmasını bilen, konuşurken kendine güvenç duyan bir kimse her çeşit konuşmada başarı gösterir. ”[1]

Tartışmaları bir başkan yönetir. Tartışmada başkanın görevlerini hatırlayarak başkana yardımcı olmakla bir anlamda tartışmanın kurallarına da uyulmuş olunur.

Tartışmalarda başkanın görevleri:

1. Konuyu özellikleri ve sınırlarıyla dinleyicilere belirtmek.
2. Konuşmacıları dinleyicilere tanıtmak.
3. Tartışmayı başlatmak.
4. Konuşmacıların konu dışına çıkmalarını engellemek.
5. Herkese eşit konuşma süresi vermek.
6. Konuşmacılara yerine göre sorular yöneltmek.
7. Tarafsız olmak.
8. Tartışma kurallarına uymayanları uyarmak.
9. Kısa özetler yaparak konuyu toparlamak.
10. Tartışmanın sonucunu açıklamak.

Bir dinleyici grubu önünde yapılan münazara, açık oturum, panel, forum ve bilgi şöleni toplu tartışma çeşitlerindendir.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Zamir nedir ?

Zamir nedir ?
Zamir (Adıl)
İsim olmadıkları halde isim gibi kullanılan bu sözcüklere zamir diyoruz. Cümle içinde zamirin karşıladığı isim ya da söz öbeği bilinmiyorsa, cümle belirsiz bir anlam taşır.

1 – Şahıs zamirleri
2 – Dönüşlülük zamiri
3 – İşaret zamirleri
4 – Belgisiz zamirler
5 – Soru zamirleriZamirler değişik bölümlere ayrılır. Bunları sağdaki menüde gördüğünüz şekilde 5 ayrı grupta sıralayabiliriz. Şimdi bunları tek tek inceleyelim.

1. Şahıs (kişi) Zamirleri
Şahıs isimlerinin yerine geçen zamirlerdir. Dilimizde altı şahıs olduğuna göre altı tane şahıs zamiri var demektir.
Ben biliyorum.
Sen biliyorsun.
O biliyor.
Biz biliyoruz
Siz biliyorsunuz.
Onlar biliyorlar.

2. Dönüşlülük Zamiri
Bu zamir “kendi” sözcüğüdür. Şahıs isimlerinin yerine geçebileceği gibi hayvan isimlerinin ya da cansız varlıkların isimlerinin yerine de geçebilir. Çoğu zaman ek alarak kullanılır.

Kendim Kendimiz
Kendin Kendiniz
Kendi Kendileri

Bu sözcüklerdeki altı çizili ekler dönüşlülük zamirinin hangi şahsı ifade ettiğini gösterir.

Dönüşlülük zamirinin en önemli özelliği, diğer zamirlerle beraber kullanılabilmesidir. Böyle durumlarda zamir, pekiştirme anlamı taşır.

“Bu soruyu ben kendim çözdüm.”

Cümlesinde hem “ben” hem “kendim” zamirleri kullanılmış; böylece “ben” zamirinin anlamı kuvvetlenmiş.

3. İşaret Zamirleri
İsimleri, yerlerini işaret ederek karşılayan zamirlerdir. Bunlar işaret sıfatının zamirleşmesiyle oluşmuştur.

Bu geldi. Bunlar alındı.
Şu satıldı. Şunlar çağırdı.
O gidecek. Onlar beğenildi.

Cümlelerinde altı çizili sözcükler işaret zamirleridir. Burada üçüncü tekil şahıs için kullanılan “o” zamiriyle, işaret zamiri olan “o” zamirini karıştırmayalım. Şahıs zamirleri sadece şahıslarda kullanılır.

“O, ders çalışıyor.” cümlesinde şahıs zamiri olan “o” sözü “O, demirden yapılmış.” cümlesinde insan olamayacağından işaret zamiri olmuştur.

Ancak işaret zamirleri insanlar için de kullanılabilir.

“Bu benim kardeşim, şu da onun arkadaşı.”

Cümlesinde altı çizili zamirler işaret zamiri oldukları halde şahıs isimlerinin yerlerine geçmiş. Bu durumda “o” işaret zamirinin de insanı karşılayacağı düşünülebilir. Örneğin sınıfta işaret ederek,

“Bu, tembel; şu, biraz çalışkan; o, sınıfın en iyisi.”
dersek “o” işaret zamiridir. Çünkü “o” şahıs zamiri sözü edilen kişinin yanımızda olmadığı yani bizim onu görmediğimiz durumlarda kullanılır.

Bunların dışında işaret bildiren başka zamirler de vardır. Ancak bunların yapısı biraz farklıdır.

Burası eskiden boştu.
Şurası sizin ev miydi?
Orası pek hoşuma gitmedi.
Buraları bize aitti.
Şuraları temizleyin.
Oraları unuttum bile ben.

Cümlelerinde altı çizili sözcükler de işaret zamirleridir. Bunların dışında,

“Bu kitap benim, öteki senin.”

Cümlesindeki altı çizili zamir gibi daha birkaç işaret zamiri de vardır.

4. Belgisiz Zamirler

İsimleri, tam olarak belli olmayan bir nicelik yönünden belirten belgisiz sıfatlar, isimler düşünce onları karşılar ve belgisiz zamir olur.

“Bazı insanlar çalışkandır.” cümlesinde altı çizili sıfat;
“Bazıları çalışkandır.” cümlesinde zamir olur. Çünkü “insanlar” isminin yerine geçer. Bunu birkaç örnekte daha gösterelim.

Birçok öğrenci bu konuyu bilmez.
sıfat

Birçoğu bu konuyu bilmez.
zamir

Hiçbir kalemi beğenmedim.
sıfat

Hiçbirini beğenmedim.
zamir

Birkaç yaşlı parkta oturuyordu.
sıfat

Birkaçı parkta oturuyordu.
zamir

Sıfat olarak kullanılmayan belgisiz zamirler de vardır:
Herkes senin burada olduğunu sanıyordu.
Kimse ben haber vermeden içeri girmesin.
Hepsi de çok ucuz fiyata satılmış.

Bu cümlelerdeki altı çizili sözcükler sadece zamir olarak kullanılabilir.

5. Soru Zamirleri

İsimlerin yerlerine soru yoluyla geçen sözcüklerdir. Bu sözcüklerin yerine, sorduğu isimler getirilebilir.

“Bu çiçeği sana arkadaşından başka kim getirir?”

Cümlesinde altı çizili söz, çiçeği getiren kişinin isminin yerine kullanılmıştır. Bu kişinin ismini “kim” zamirinin yerine koyabiliriz.

Çarşıdan ne aldın?
Nerede oturuyorsunuz?
Hangisi önce geldi?
Kaçı bizimle gelecek?

Zamirler, kendileri gibi ismin yerine geçen adlaşmış sıfatlarla karıştırılmamalıdır. Bunların ikisi de ismin yerine geçiyor. Ancak zamirler isimlerin herhangi bir niteliğini bildirmediği halde adlaşmış sıfatlar ismi niteliğiyle beraber karşılar.

Bu kadın dün de gelmişti.
Yaşlı kadın dün de gelmişti.

Bu cümlelerde altı çizili sözlerin ikisi de sıfattır. Birincisi işaret sıfatı, ikincisi ise niteleme sıfatıdır. Bu sıfatların belirttiği “kadın” isimleri cümleden çıkarılırsa,

“Bu dün de gelmişti.”
“Yaşlı dün de gelmişti.”

şekline gelen cümlelerde altı çizili sözler ismin yerine geçmişlerdir. Bu sözcüklerin anlamlarına baktığımızda “bu” sözcüğünün, yerine geçtiği ismin niteliğini bildirmediğini, “yaşlı” sözcüğünün ise bildirdiğini görüyoruz. Öyleyse birincisi zamir, ikincisi adlaşmış sıfattır.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Güzel Sanatlar nedir ?

Güzel Sanatlar nedir ?
Güzel Sanatlar
İnsanda heyecan ve hayranlik uyandiran sanatlar. Bu sanatlar marangozluk, demircilik, dülgerlik gibi, el işinden çok, ruh ve duyguyu ilgilendiren sanatlardir.

Güzel sanatlar içine, ortaçağ bilginleri tarafindan on sanat sokulmuştur. Bunlar da: sarf (dilbilgisi), nahiv (sözdizimi), ilmi beyan (güzel konuşma bilimi), belagat (güzel konuşma bilimi), hesap felsefe, musiki, hendese geometri), ilmi heyet (astronomi) idi. Fakat bunlardan çoğu, bilimler arasina girmiş ve güzel sanat olmaktan çikmiştir.

Güzel Sanatlarin Çeşitleri:

1 – Edebiyat: Kelimelerle yapilan bir güzel sanattir. Nazim ve nesir yolundaki bütün eserler bu kola girer.
2 – Resim: Yağli, sulu ya da kuru boyalarla bir zemin üzerine çizgiler çizme ve boyama suretiyle yapilan güzel sanattir. Resim yapan sanatçiya ressam adi verilir.
3 – Heykel: Ya tabiatta var olan ya da hayalde canlandirilan varliklari, taş, çamur, tahta, maden gibi maddeler kullanmak suretiyle üç boyutlu olarak yapma işidir. Heykel yapanlara heykeltiraş adi verilir.
4 – Mimarlik: İnsanlarin estetik zevklerine hitap edecek şekilde yapilar yapmaktir. Tarihî olmak özelliğini kazanmiş yapitlar, tapmaklar. Camiler, saraylar, bir medeniyetin en güzel eserlerini meydana getirirler. Sanatçilarina mimar adi verilir.
5 – Musiki: Sesleri melodi haline getirme sanatidir. Musiki, pek çok bölümlere, ayrilir. Musiki bestecilerine musikişinas denir.
6 – Tiyatro: Bir hikâyenin, sahnede, oyuncular tarafindan canlandirilarak, temsil edilmesi sanatidir. Bugün tiyatro eserleri, sinemalarda, radyolarda, televizyonlarda yer almaktadir. Eseri oynayan sanatçilara aktör, aktris adi verilir.
7 – Dans: Musikiye uyularak yapilan ritmik hareketlerdir. Pek çok çeşitleri vardir.

Bunlarin dişinda olarak, bugün, sinema ve fotoğrafçiliği da güzel sanatlar arasinda sayanlar vardir.

——————————————————————————–

Güzel sanatlar ile ilgili başka bir yazı:

——————————————————————————–

Sanat genel olarak önce iki gruba ayrılır:
a) Pratik sanatlar / endüstriyel sanatlar (zanaat),
b) Güzel sanatlar.

Güzel sanatlar deyince aklımıza, insan yaratıcılığı, insanın ilk çağlardan bu yana kendini ifade ettiği, tam yetkinleşemediği dönemlerde, çizgi, boya, kil yoluyla içini döktüğü biçimler, desenler, çeşitli oluşumlar geliyor. Yetkinleştiği dönemlerde ise, örnekler çok çeşitli. Sözgelimi, ünlü Rönesans sanatçıları, yapılar, anıtlar, köprüler, müzeleri dolduran resimler, sonra şiirler ya da Mimar Sinan’ın camileri, çeşmeleri, köprüleri .. Derken günümüzün sanat eserleri, insan aklıyla duygularının estetik beğenisiyle yaratıcı gücünün ortaya koyduğu, bilim ve teknolojinin de en üst seviyelerindeki çağımız sanatçılarının sanat ürünleri : Çağdaş resim, heykel, roman, tiyatro, sinema, çelik ve cam yapılar, incecik kullanım eşyaları, sesin, ışığın, rengin, oyun gücünün birleştiği büyük sahne olayları, türlü tasarımlar.

Acaba güzel sanatları nasıl sınıflandırabiliriz

Geleneksel ve çağdaş olmak üzere iki biçimde sınıflamak, bize bazı kolaylıklar getirebilir.
Geleneksel sınıflama, güzel sanatları, hitap ettiği duyu organlarına göre sınıflar. Sözgelimi “görsel sanatlar” (plâstik sanatlar), göze ve görmeye dayanan sanatları, resim, heykel, mimari gibi dalları bir grupta topluyor. Fonetik sanatlar, müzik ve türleri ile edebiyatı; ritmik sanatlar ise, hem görme ve hem de hareketle ilgili olan sinema, opera gibi sanatları kapsamaktadır.
Ancak, bu sınıflandırmanın ister istemez dışında kalabilen bazı türler de olabiliyordu. Sözgelimi, karikatür veya seramik gibi. Bu sebeple, daha çağdaş bir sınıflandırmaya gerek duyulmuştur. Bu sınıflama, söz konusu edilen sanat dalının niteliği ve tekniği gözönünde bulundurulmaktadır. Buna göre, şöyle bir sınıflandırma yapılabilir :

Yüzey Sanatları : Tüm iki boyutlu sanat çalışmaları, yani bir eni ve bir boyu olan kâğıt veya tuval üzerine, bir duvar ya da kumaş üzerine uygulanan sanatlardır: Resim ve türleri ( yağlı boya, sulu boya, baskı sanatları, afiş, grafik çizimler ), duvar resmi, minyatür, karikatür, fotoğraf, batik, süsleme vb.
Hacim Sanatları : Üç boyutlu sanat çalışmalarıdır. Sözgelimi heykel, seramik, anıtlar gibi.
Mekân Sanatları : İç ya da dış mekânı içine alan ya da düzenleyen sanat dallarıdır. En başta mimarî olmak üzere (bahçe mimarîsi, peyzaj mimarîsi), çevre düzenlemesi gibi mekâna ilişkin tüm tasarım çalışmaları.
Dil Sanatları : Edebiyat ve yazı türlerini kapsayan sanatlardır: Roman, hikâye, şiir, deneme, tiyatro metni, film senaryosu vb. gibi.
Ses Sanatları : Müzik ve bütün türlerini kapsayan sanatlardır : Halk müzikleri, klâsik müzikler gibi.
Hareket Sanatları : İnsanın, bedeniyle anlatım gücü kazandırdığı sanatlardır: Bale, dans türleri, halk dansları, pandomim vb.
Dramatik Sanatlar : İnsanın, eyleme dönüşmüş ifadelerle kendini veya bir olayı, bir olguyu anlattığı sanatlardır: Tiyatro, opera, müzikal oyun, kukla gibi sahne sanatları, sinema, gölge oyunu gibi türleri buna örnek olarak gösterebiliriz.
Böylece, bütün sanat dallarını içine alan bir sınıflandırma yapmış olduğumuzu söyleyebiliriz.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Masal nedir ?

Masal nedir ?
Masal Nedir? (Tanımları)
1. Genellikle halkın yarattığı, ağızdan ağıza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen, çoğunlukla olağanüstü durum ve olayları yine olağanüstü kahramanlara bağlayarak anlatan halk hikâyelerine masal denir.

2. Kahramanlarından bazıları hayvanlar ve tabiatüstü varlıklar olan, olayları masal ülkesinde cereyan eden, hayal mahsulü olduğu halde, dinleyicileri inandırabilen bir sözlü anlatım türüdür.

3. Genellikle özel kişiler tarafından, kendisine mahsus (olağanüstü) zaman, mekan ve şahıs kadrosu içinde, yaşanılan hayatla hayal edilen hayatın sistemli bir şekilde ifade edildiği, klişe sözlerle başlayıp, yine klişe sözlerle biten hayal ürünü sözlü anlatım türüdür.

4. Günlük hayattan sıyrılarak, insanların muhayyilelerinde tabiat ve gerçek dışı âlemde yaşattığı kahramanların hikâyesi, sözlü nesir türüdür. diyebiliriz.

Masal Nedir (Detay)
Masal halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilmiştir.

Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallarda eğiticilik esastır. Çoğu kez evrensel konular işlenir. Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür. Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır. Eflatun Cem Güney masallarımız derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır.

Doğaüstü güçlere yer veren veya gerçekçi, destansı veya alaylı bir anlatı olan masal, sözlü halk edebiyatının en eski biçimlerinden biridir. Yerli, yabancı veya mahallî folklor masallarından yapılan sayısız derlemeler masalın günümüzde de büyük bir ilgiyle karşılandığını gösterir.

Masalların kaynağı oldukça tartışmalıdır; fakat gerçek olan bir şey varsa o da bazı masallarda işlenen ana konulara dünyanın çok değişik bölgelerinde rastlandığıdır; öyle ki bu masalların tek bir masal ailesine dahil oldukları ispat edilebilmiştir. Yazılı edebiyatın başlangıcından beri, masal bir edebî çeşit haline gelmek eğilimi göstermiştir.

Başlangıçta bu edebî çeşidin kendine has unsurlarından biri, olağanüstülük niteliğiydi. Ama bundan, masalın özünün olağanüstü niteliğe dayandığı sonucunu çıkarmamak gerekir. Masala kendine has niteliğini veren, daha çok, onu hayal gücüyle işleyen bir anlatıcının varlığıdır. Bu bakımdan türe örnek olarak Binbir Gece Masalları’nı göstermek mümkündür; ama Odysseia’da anlatılan Odysseus’un serüvenleri; Chaucer’in Cantorbery Masalları ve Boccacio’nun Decameron’u da masalın bu tanımına uygun düşer.

Nitekim, Maupassant’ın bazı hikâyelerini de, yine aynı sebeple, yani yazar hikâyesini kahramanının ağzından ve onun hatıraları biçiminde anlattığı için masal çeşidinden saymak yanlış olmaz. Yazar hikâyesini bir kahramanın ağzından anlatmadığı zaman hikâyenin ardında yazarın kendisinin varlığı sezilir ve hikâyenin anlatılışı da ona göre değişir; meselâ La Fontaine’in masallarının ayrıcalığı, zaten pek çoğu İtalyan masalcılarından alınmış olması dolayısıyla, konularından çok yazarın anlatım sanatıdır.

Kısaca söylemek gerekirse, masalın tarihî evrimini belirlemek öteki edebî türlerin evrimini belirlemekten daha zordur. Gerçekten de masalın değişmez özelliği sadece bir anlatı olması ve içinde uzun tasvirlere de, psikolojik tehlikelere de yer verilmemesidir; ayrıca tek bir olaydan veya bazı masallarda görüldüğü gibi birbirinden ayrı olarak ele alınabilecek bir olaylar dizisinden meydana geldiği için öteki edebiyat türlerine göre kısa da sayılabilir.

Öte yandan masalda ilk özelliği alan sözlü anlatı tarzının tabiiliği ve serbestliği vardır, ifadenin çocuksu olmasını ilk masallara has bir nitelik saymamak gerekir; çünkü çocuksu olmasına rağmen hiç de sunî kaçmayan aynı söyleyişi Perrault’nun, Grimm’in ve Andersen’in masallarında ve bir yüzyıldan beri bütün ülkelerin edebiyatlarında rastlanan çocuk masallarında da bulmak mümkündür.

Masalın bu temel özellikleri, meselâ romanın geçiregelmiş olduğu evrimlere oranla, masal türüne nispî bir değişmezlik kazandırmıştır. Hiç şüphesiz masalların malzemesi yüzyıllar boyunca zenginleşmiş ve özellikle konuları edebiyatın evrimiyle birlikte gelişmiştir. Meselâ Voltaire, masalı felsefî propagandaya uyarlar. Zadig ve Candide yazarı, masal türünün geleneksel metotlarını kendi amacı için kullanırken, hikâyenin okur üstündeki etkisini sağlayan çekicilik unsurunu da kaybetmemeğe dikkat eder. Romantik akım da, fantastik hikâyelerinde masalın en eski süslemelerinden biri olan tabiatüstü unsurunu yeniden değerlendirdi.

Fransa’da bu yeniden değerlendirmenin öncülerinden biri Ch. Nodier olmuştur. Flaubert ise romanlarında pekiştirdiği nesir sanatını Üç Masal’ında uyguladı. Türk edebiyatında Tanzimat’tan sonra yazılan ilk roman ve hikâyelerde masal unsurları geniş ölçüde kullanıldı. Ahmed Midhat Efendi, Sabahattin Ali (Sırça Köşk), Aziz Nesin (Büyükler İçin Masallar) gibi yazarlar yeni Türk edebiyatında çağdaş meseleleri ele alırken masal unsurlarını kullandılar.

Biçimi ve evrimi bakımından masalı romandan ayırmak kolay olduğu halde, masal ile hikâye arasında kesin bir sınır çizmek hayli zordur. Başlangıçta hikâye diye, masallara göre daha gerçekçi konuları işleyen anlatılara denirdi; fakat zamanla bir anlatının, masal mı hikâye mi olduğunu ayırt etmek yazarlarının bile içinden kolay kolay çıkamadıkları bir mesele halini aldı. Bu karışıklığa rağmen denilebilir ki hikâye, tabiatüstü unsurlara yer vermediği oranda ve ölçüde masaldan farklıdır; öte yandan tekniği de masalınkine benzemez; hikâye aslında romanın kısasıdır ve özellikle günümüzde anlatanın damgasını taşıyan masalın esnekliğine karşı bir dereceye kadar nesnellik ölçüleri içinde gelişir.

Milletlerarası Masal Kataloğu’nda masallar şu ana çeşitlere ayrılmıştır:
1. Hayvan Masalları:
bu çeşit masallarda hayvanlar genellikle kılık değiştirmiş insan niteliğindedir. Bir düşünceye güç kazandırmak, ibret dersi vermek, örnek göstermek amacıyla anlatılır. Asıl masallardan daha kısa olur, başlangıç tekerlemeleri yoktur. Türk hayvan masalları da genellikle başka ülkelerdeki benzerleriyle aynı kaynaklara dayanır. (Bey ile Horoz, Keloğlan ile Eşeği masalları v.b.). Bunların bazıları eski dinî inançların kalıntılarıdır. (Hayvanlarla Süleyman peygamber veya Nuh peygamber arasında cereyan eden olayları konu edinmiş masallar);

2. Asıl Masallar:
a) olağanüstü masallar: Asıl masalların, yani masal denince ilk akla gelen masalların yer aldığı bu bölümdeki masallarda peri, cin, dev anası gibi tabiatüstü varlıklara rastlanır. Hayvanlar, hayvan masallarında olduğu gibi, insan rolünde değil, tabiat dışı varlıklar seklindedir. Olaylar da, kişiler gibi olağanüstüdür (Rüzgâr Dev, Tık Tık Kabacık masallarında olduğu gibi);
b) gerçekçi masallar: Kişiler, hayvanlar, olağanüstü masallarınkinden çok farklı değildir. Şehzadeler, sultanlar, padişahlar, bezirganlar, hocalar, kadılar, yoksul ailelerin genellikle en küçük kız veya oğulları Türk masallarının bu çeşidinin ana kişileridir. Bamsı Beyrek Masalı, Akıllı Terzi Kızı v.b.);

3. güldürücü fıkralar:
Nükteli hikâyeler, yalanlamalar (Bekri Mustafa, İncili Çavuş, bektaşi, yörük, uşak-efendi, asker-subay, ana-baba, karıkoca fıkraları ve hikâyeleri);

4. zincirlemeli masallar:
Çoğunun kişileri insan ve hayvanlardır. Küçük çocukların severek dinledikleri ve kendi aralarında en çok anlattıklarıdır (Keloğlan, Sırça Köşk masalları v.b.).

Türk geleneği en masalımsı anlatıları bile gerçeğe yaklaştırma eğilimindedir, masalda olağanüstü unsurlar, akıl dışı nitelikte değildir. Masalların başında yer alan tekerlemeler, masalın konusunun gerçekten ayrılan yanlarına dikkati çekecek niteliktedir. Masallar sözlü halk edebiyatı türleri içinde ülkeden ülkeye, çağdan çağa en çok yayılan yaratmalardır. Türkiye masalları hem Anadolu’nun eski kültür geleneklerini, hem de eski Türk masal geleneğini devam ettirmektedir.

Türkiye masalları, Pertev Naili Boratav, Eflâtun, Cem Güney gibi yazarlar tarafından derlenip incelendi.

Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir. Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallarda eğiticilik esastır. Çoğu kez evrensel konular işlenir. Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür. Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır. Eflatun Cem Güney masallarımız derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır. Ek bilgiGünlük hayattan sıyrılarak, insanların muhayyilelerinde tabiat ve gerçek dışı âlemde yaşattığı kahramanların hikâyesi. Sözlü nesir türüdür. Yazarları yoktur. Halk masallarına benzeterek ve aynı zamanda içlerine özel bir dünyâ görüşü konarak, belli yazarlar tarafından meydana getirilen masallara sun’î, yâni “yapma masal” denir. İngiliz yazar Oscar Wilde, Danimarkalı Andersan ile Fransız Lafontaine bu tür masallarıyla tanınırlar. Türk edebiyâtında on sekizinci yüzyıl yazarlarından Giritli Aziz Efendi, türlü kaynaklardan derlediği bu türden olan Muhayyelât’ını yazmıştır.

Masallar rüyâya benzer ve insanlardaki arzuları sembolleştirir. Çünkü hayatta mümkün olmayan ve çok istenen her şey masallarda gerçekleşiyor. Adâlet, eşitlik, mutluluk, istenilen şekilde masal dünyâsında bulunur. Meselâ hor görülen bir keloğlan, kurnazlığı sâyesinde şehzâdeleri küçük düşürür. Fakir, öksüz bir kızcağız bir târih cilvesiyle sultan oluverir. Yoksul birinin başına devlet kuşu konar. Masal dünyâsında, gam, kasvet, çirkinlik, âdilik yoktur. İyiler dâimâ mükâfâta kavuşur, kötülereyse en adâletli cezâlar verilir. Masalların bütün dünyâya yayılma gücü ve alanı çok geniştir. Ancak masalların ilk defâ dünyânın hangi bölgesinde söylenildiğine dâir elde kesin bilgi yoktur. Böyle olmasına rağmen masalların kaynağı, yâni menşei ile ilgili bâzı görüşler vardır. Bu görüşlere ilk yer verenler Alman masallarını toplayan Girimm Kardeşler olmuştur. Daha sonraki araştırmacılar Hindoloji, Antropoloji ve Mitolojiye dayanan görüşler ileri sürmüşler, her görüşün temsilcileri diğerlerini tenkit etmişlerdir. Gerçekte masallar rüyâlardan çıkmış ve buna paralel olarak gelişmiştir. Yapı bakımından incelendiğinde rüyâ ve masal arasında sıkı bir bağlılık vardır. Ancak rüyâ kendiliğinden, masallar ise sun’î düşünce mahsülü olarak ortaya çıkar.

Masallar girdikleri toplumun rengine az çok bürünürler. Masallardaki konular, temelde birbirine benzerse de, onu her milletin kendi örf ve âdetlerine, kültürüne uydurduğu bilinmektedir. Hindistan, Arabistan, Anadolu, Akdeniz devletleri masal söyleme bakımından batıya nazaran daha zengindir.

Masallarda gerçek veya gerçeğe yakın bâzı olaylar bulunabilir. Fakat bunlarda gerçek dışı olaylar esas teşkil edip, gerçekçilik bir süs gibi kalmaktadır. Masallarda belki târihî olaylara bile yer verirler. Fakat bunlar masal havasında erimiştir.

İnsanlar, cin (peri), hayvanlar gibi hakîkî veya dev, şahmerân gibi hayâlî varlıklar masallarda içiçe yaşar ve masalların kahramanlarıdır. Bunlar insanlara mahsus ölçüler, huylar içinde ele alınırlar. Yâni insanlar gibi sever, hırslanır, öç alır veya yardım ederler. Masallarda yaşayan balık, kuş, ceylan, at gibi hayvanlar da olağanüstü vasıflar taşırlar. onlar da insan gibi düşünür, konuşur, üzülür, sever, acıma veya kin duyarlar. Hattâ bu katagoriye cansız varlıklar bile katılır.

Masalda insanlar, gerçek veya gerçekdışı vasıflarda görünürler. Bu gerçek olmayan kuvvetlerini büyülü bir araçtan, var olmayan bir mahluktan veya evliyâdan alır. Masalın kahramanları, belli bir toplumun bilinen bir zamanda yaşamış kişileri değildir. Her ülke ve zamanda olabilecek pâdişah, vezir, köylü, kadı, derviş, ırgat, harâmî gibi sembol tiplerdir.

Ancak masallarda her şey tatlıya bağlandığı için, bu tiplerin kötülükleri üstünde fazla durulmaz. Kötüler, korkunç olmaktan gülünç duruma getirilir ve yaptıklarının cezâlarını görürler. İyiler ise uzun yaşayıp mutlu olurlar.

Masallarda çevre büsbütün hayâlî ve gerçek dışı ülkelerdir. Kafdağı, Yedi Derya Adası, Yedi Yerin Altı ve Üstü gibi haritalarda bulunmayan ülkeler gösterilir. Masallarda tasvirler gözlere değil hayâle dayanmaktadır. Dünyâda rastlanması imkansız olan bahçeler, saraylar, ırmaklar, şehirler yer alır. Ne zaman, hangi yerde bulundukları asla bilinmez.

Masallarda aynı kahraman bir ceylan, bir kuş veya bir gül fidanı oluverir. Kısaca şekilden şekle girer. Kötüler biçim değiştirerek sevimsiz varlıklar hâline gelirler. Bir anda kıtalar ötesi mesâfe alındığı gibi, yine bir anda korku, yerini sevince ve mutluluğa bırakır.

Masalı destanlardan ayıran fark, masallarda millî ve dinî inançların zayıf olması, diğer taraftan masalların geniş ve alabildiğine hayâle yer vermesi, her dala konma ve hiçbir şeyde uzun uzadıya durmayış göze çarpar.

Masalın eğitici değeri vardır. Keloğlan masalları dışında, masala müstehcen, çirkin ve ayıp sayılacak hiçbir söz katılmaz. Aşk sahneleri, çabuk ve rümuzla geçiştirilir. Masalın çocuk muhayyilesine geniş ufuklar açtığı gerçektir. Masalın yerini tutmaya çalışan sinema, televizyon gibi şeylerin çocuk muhayyilesini darlaştırdığı ve kalıplaştırdığı son yıllarda eğitimcilerin üzerinde durdukları ve karşı çıktıkları bir durumdur.

Çeşitli milletlerin masallarında, mevzular temelde birbirine benzerse de, her milletin, masallarını kendi örf ve âdetlerine, hislerine, kültürüne uydurduğu, ona kendisinden pekçok şey kattığı şüphesizdir. Ancak memleketi Hindistan sayılan masalların zamanla Avrupa’ya göçtükleri de kuvvetli iddialardandır. Umûmiyetle çocukların sevip okuduğu masallar seçilirken, bu yabancılık unsuru gözden uzak tutulmamalıdır. Bir masalı dinleyen çocuk, masalın vermek istediği dersten çok, oradaki kişilerden ve hâdiselerden etkilenecektir. Bu sebeple, yabancı masallar alınacaksa, bunlardaki yabancı unsurların selâhiyetli kişiler tarafından çıkarılması lâzımdır. Yoksa, millî kültüre yabancılaşma, daha çocuk yaşta dinlenen ve körpe dimağlarda, kuvvetli izler bırakan masallarla başlayabilir.

Halkımız arasında Dede Korkut Hikâyeleri, Binbir Gece Masalları, Keloğlan Masalları sık rastlanan masallarımızdandır. Hele Keloğlan’ın içinden çıkamadığı iş yoktur. Cemiyetimizde, eskiden “Masalcı Nine”ler vardı. Bunlar, tatlı üsluplarıyla, uzun kış gecelerinde, ramazan gecelerinde, evlerde, konaklarda, çıtır çıtır yanan sobaların başında, çocuklara masallarımızı anlatırlardı. Masallar ve bilhassa Türk masalları ekseriyetle, şu üç kısımdan meydana gelir: Giriş veya tekerleme kısmı, mevzuyla pek alâkası olmayan sözlerden meydana gelir: “Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, deve tellâl iken, pire berber iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, ben fırladım eşikten, babam kaptı küreği, annem aldı maşayı, gösterdiler kapının ardındaki köşeyi…” Bu kısımla, masalı anlatan şahıs dinleyicilerin dikkatini tamâmen kendine çekmeye çalışır. İkinci bölüm asıl vakaların geçtiği kısımdır. Son kısımda yine, bir tekerleme olabilir, ama bunlar, baştakiler kadar uzun olmaz. Pek çoğunda, “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine” diye sona erer.

Türk masal geleneği, en hayalî anlatış tarzlarını bile gerçeğe yakın bir şekle getirir. Vakalar, olağanüstü unsurlar, fazla akla aykırı bir nitelik taşımaz. Türk masalları, birçok ilmin, sanatın faydalandığı birer hazine değerindedir. Milletimizin, birçok eski örf ve âdetleri, inançları, huyları, masallarımızda bulunabilir. Özellikle dilciler, târihçiler, roman, hikâye, tiyatro, film senaryosu yazanlar için masallar birer hazine değerindedirler.

Folklorcuların masallarla ilgilenmeleri pek eski târihlere uzanmaz. Bu alanda ilk ilmî araştırma 1807’de Elai Johanneaus’nun Halk Masalları Üstüne Görüşler kitabıdır. 1813’te Alman Grimm Kardeşler, Alman masallarını derleyerek bu yolda hizmet vermiştir. Türk masalları ilk önce Billur Köşk adlı bir eserle görülmüştür. George Jakob’un 1898’de yayınladığı bu eser, Menzel tarafından 1923’te yayınlanmıştır. Macar İ. Kunoş’un çalışmaları tâkib etmiştir. İgnace Kunoş Türk masallarını araştırıp incelemiş ve tasnif etmiştir. Ayrıca Türk Halk Edebiyatı eserini 1925 yılında İstanbul’da neşretmiştir. İstanbul Halk Masalları (1905), Adakale Masalları ise 1907’de neşredilmiştir.

Daha sonra bu çalışmalar Erzurum A.Ü. Edebiyat Fakültesinde geniş yer tutmuştur. Gümüşhane Masalları, Elazığ Masalları, Erzurum Masalları, Taşeli Bölgesi Masalları ve Türk-İskoç Masalları Mukayesesi gibi çalışmalar görülmüştür. Tâhir Alangu, Eflatun Cem Güney, Şükrü Elçin, A. Edip Uysal gibi araştırıcı ve yazarlar da bu sâhada çalışmalar yapmışlardır.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Mecaz Anlam nedir ?

Mecaz Anlam nedir ?
Mecaz Nedir ? (Özet) :
Bir ilgi veya benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söze mecaz, oluşan anlama da mecaz anlam denir.

Mecaz Anlam Nedir ? (Detay) :
Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.

Kullanım Amacı:
Anlatımı daha etkili kılmak ve söze canlılık kazandırmak amacıyla yapılır. Mecaz, söze güzellik, güçlülük, canlılık, zarafet, derinlik ve genişlik vermek için kullanılır.

Mecaz Anlam Örnekleri:
Bu konuyu bir daha açmayacağım.
İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.
Derdim çoktur, hangisine yanayım.
Doktora boş gözlerle bakıyordu.
Bu şarkıya bayılıyorum.
Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.
Yakında savaş patlayacak.
Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.
İnce işlere aklım pek ermiyor.
Kitapları taşırken kolum koptu.
İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.
Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.
Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.
Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.

Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.

“Kurban olam, kurban olam
Beşikte yatan kuzuya” (açık istiare)

“Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor.” (kapalı istiare)

İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl
Saçını kestir demedim mi?
Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.
Ayağını çıkarmadan girebilirsin.
Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.
Orhan Veli’yi okur musun?

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kurgu Kuşağı nedir ?

Kurgu Kuşağı nedir ?
Çeşitli düşüncelerin, çeşitli kurallara ve yollara uygun olarak arka arkaya belli bir anlayışa uygun olarak sıralanmasına kurgu denir. Etkinliğin çıkış noktası öğrencilerin merak ve hayalleridir. Öğrencilere sorgulamalarla merak ve hayallerinin temelindeki sorun fark ettirilmelidir. Kurgu kuşağı etkinliklerine sorun ve ihtiyaçtan yola çıkılmamalıdır.

Ortaya çıkan çözüm önerileri günümüz teknolojisiyle nasıl yapılacağı endişesi taşımamalıdır.

Sosyal olayların çözümüne yönelik istekte bulunan öğrencilere Nasıl…? soruları yöneltilerek sorunun kapsamını bireysel olarak çözebilecekleri noktaya taşıması sağlanır.

Çözüm önerilerinin çizilerek ifade edilmesinde teknik resim kaygısı taşınmaz. Öğrencilerin çözüm önerilerini başkalarının anlayabileceği şekilde yazarak ve çizerek açıklamaları yeterli olarak kabul edilecektir.

Çözüm önerilerinin sınıf içinde paylaşılmasında demokratik bir ortam oluşturulmalıdır.
——————————————————————————–

Kurgu Kuşağının Özellikleri

——————————————————————————–

“Kurgu” kuşağında öğrenciler;
1- Yaratıcı düşüncelerini yaratıcı düşünmenin ilk basamağı olan düşünmeyi öğrenme yönünde adımlar atılan “düzen” kuşağındaki temel üzerine yapılandırırlar.
2- Merak ve hayal ettikleri ile değiştirmeyi, geliştirmeyi ve kolaylaştırmayı düşündüklerinden çözüme yönelik fikir ve hayal güçlerini yazarak, çizerek somutlaştırırlar.
3- Çözüme yönelik düşüncelerini başkaları tarafından doğru anlaşılmasını sağlayacak nitelikte çizer ve çevresiyle paylaşırlar.
4- Düşüncelerini yasal koruma altına alma süreçlerini fark ederler.
——————————————————————————–

Kurgu Kuşağında Neler Yapılır

——————————————————————————–
*Düşünce öğrenciye özgün olmalı..
*Merak, hayal ettiği ve geliştirmek istediğin ne varsa onu ele almalı
*Hayal, düşünce ve tasarım kapılarını sonsuza kadar açmalı, hiçbir sınırlandırma olmamalı.
*Çözüm önerileri günümüz teknolojisiyle nasıl yapılacağı endişesi taşımamalıdır.
*Etkinlik sürecinde yapılan tüm çalışmalar kayıt altına alınır. Yani tasarım günlüğü yazılır..
*Bireysel çalışmalarda yazılanlar ürün dosyasına konur.
*Grup çalışmaları sergi düzenine uygun yapılır. Büyük boy bir fon kağıdına tüm tasarım günlüğü, grup adi, grup üyeleri, düşünülen çözüm tasarısının resmi, grup çalışmasını değerlendirme formu vb. çalışmalar yapıştırılır.
*Çözüm önerilerinin çizilerek ifade edilmesinde teknik resim kaygısı taşınmaz.
*Çözüm önerilerini yazarak ve çizerek ifade ederler.
*Öz değerlendirme formu doldurulur.
*En sonda isteyen öğrenci etkinlik sürecini anlatır.
——————————————————————————–

Kurgu Kuşağında Ne Yapılmaz

——————————————————————————–
*Çıkış noktası var olan bir sorunu bulma yada sorunu çözme değildir. Daha çok merak ve hayal etmedir.
*Düşünme sınırlandırılamaz.
*Başkasından kopya edilemez.
*Fikir düşünce olarak, yaratıcılık açısından size özgü olmalı
*Günümüzde var olan ve çözümü bulunmuş bir düşünce ele alınamaz.
*Tasarım günlüğünü zamanında yazın. Diğer bir güne yada haftaya bırakılamaz. Kurgu Kuşağı Nedir

——————————————————————————–
Düzen kuşağındaki istenen hedefler doğrultusunda yeni tasarımının oluşması,çizimini yapması,araç ve gereçlerin belirtilmesi amaçlanır. Burada öğrenci kendini ve çevresindeki tüm olayların farkına varır. Yaşamdaki oluşumların birer düşünce ürünü olduğunun farkına varır. Geleceğe ait kurgular kurarak neyi merak etti ve neyi geliştirmek istediğini listeler. Bunlar arasında bir tanesine çözüm bulmaya çalışır.
——————————————————————————–

6. Sınıf Teknoloji ve Tasarım Kurgu Kuşağı

——————————————————————————–
DÜŞÜNELİM ÇÖZELİM:.Burada öğrenci beyninde oluşan merak ve hayal ettiklerini, değiştirmeyi,kolaylaştırmayı düşündüklerini ifade eder. Bence burada öğrencinin kafasında bir tasarım varsa masaya yatırılır yoksa günlük yaşantıda kullanılan bir meta ya da nesneyi ele alması ve bunu nasıl daha kullanışlı ,verimli,ekonomik,estetik,verimli hale getirmek için düşünmeye yönlendirilir. Yaptığı çalışma eksik ve önemsiz de olsa onore edilir. Düşüncen güzel ama gerçekçi ol,insanlar hoşlansın,yapımı güç,üzerinde çalış gibi ifadelerle yaptığının yeterli olmadığı ve üzerinde çalışması istenir.Sonuçta öğretmence ÖZGÜN ÜRÜN tasarladığı anlaşılırsa bu çalışmalar öğrenciler tarafından tahtaya yazılarak değerlendirilir. Çözüm önerileri dikkate alınır ve tasarım düşünsel olarak gerçekleştirilir. Bu çalışma GRUP çalışması olarak da verilir..

HAYALLERİM ÇİZGİDE SAKLI:Bu konuda öğrenciye neyi hayal ettiği,merak ettiği,neleri değiştirmeyi,kolaylaştırmayı düşündüğü sorulur ve listelenir. Düşündüğü tasarım önerisi seçilir ve yeni tasarıma yaklaşım uygulaması idi.Öğrenci düşlediği tasarımını çizer öğretmeninin de desteğiyle geliştirir. Etkinlik sürecini günü gününe gelişmeleri tasarım günlüğüne yazar. Etkinlik sonunda öz değerlendirme formunu doldurarak kendini değerlendirir.
——————————————————————————–

7. Sınıf Teknoloji ve Tasarım Kurgu Kuşağı

——————————————————————————–
DÜŞÜNCELERİMİZDEKİ DEĞİŞİM VE GELİŞİM:6.sınıfta bir yıl önceki yaptığı “hayallerim çizgilerde saklı “kurgu kuşağında yaptığı çalışmaları değerlendirir ve değişimler yapmaya çalışır çünkü tasarım anlayışı zenginleşmiştir.Yazılı olarak görüş yapar ve sunar tartışılır. Bundan sonra neleri değiştirmeyi hayal ettiği ve değiştirmeyi istediği sorulur ve istekleri resimle ifade eder.Çizimlerin doğru olması önemli değil önemli olan tasarımın özgünlüğü.Yaşadığı süreç günlüğüne yazılır ve öz değerlendirme formuna işlenir öğretmene teslim eder. Burada geçen yıldan yaptığını geliştirme yeteneği olduğunu ve yeni tasarımının şekillenmesi,çizilmesi amaçlanır.
——————————————————————————–

8. Sınıf Teknoloji ve Tasarım Kurgu Kuşağı

——————————————————————————–
DÜŞÜNCELERİMİZİ NASIL KORUYALIM : 7.sınıfta yaptığı tasarım çalışmalarını sınıfa getirir.Arkadaşlarına gösterir ne anladıklarını sorar,görüşlerini yazar ve değerlendirir bu yorumlar sonucunda değişikler yapar.Öğretmen bu gelişme ve olay ışığında neyi yapmayı veya DEĞİŞTİRMEYİ “İnovasyon” istediğini sorar ve tasarımını belirlerler,çizimine başlar,öğretmene teslim eder, çalışmaları günlüğüne yazar ayrıca iyi tasarım okul panosuna asılır ve ONORE edilir.
——————————————————————————–

Kurgu Kuşağında Grup Çalışması Nasıl Yapılır

——————————————————————————–
Kurgu kuşağı düşünelim çözelim etkinliğinde grup çalışması yapılır. Grup çalışması etkinliği yapılırken aşağıdaki yönergeden faydalanılacaktır.

Grup çalışması örnekleri
Grup çalışması nedir? Birkaç öğrencinin (sayıca 3-5 kişi) bir çalışmayı belirlenen hedef doğrultusunda amaca ulaştırmak için, beraberce yaptıkları tüm bildirimlere grup çalışması denir.

Grup çalışması nasıl yapılır
Grup üyeleri, süreç içerisinde birbirlerine öneriler ve geribildirimler vererek yardımcı olur. Grup sürecindeki bu paylaşımlarla bireyler iç dünyasını, yaşam biçimini ve kurduğu ilişkileri daha iyi anlama olanağı bulur, kazanmak istediği beceri ve davranışları grup ortamı içerisinde deneme şansı yakalar. Kendini ifade eder, süreci yaşayarak öğrenir.

Teknoloji ve Tasarım dersinde grup çalışması yapılırken aşağıdaki tabloya göre çalışmalar yapılır.
——————————————————————————–

Kurgu Kuşağında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

——————————————————————————–
1- Merak ettiğimiz hayal ettiğimiz değiştirmeyi ve geliştirmeyi düşündüğümüz konular listelenir.
2- Listelenen konular hakkında 5n1k soruları sorularak çözümler üretilmeye çalışılır
3- Çözüm önerileri yazılarak ve çizilerek ifade edilir. (Sağ beyin soldaki görselleri çabuk gördüğünden çizim sol tarafa; Sol beyin sağdaki sembolleri çabuk gördüğünden yazılar sağ tarafa yazılır)
4- Problemler üzerinde araştırma geliştirme çalışmaları yapılarak teknoloji ve tasarım günlüğüne kaydedilir.
5- Çözümlerin daha bilimsel olması için problem çözme yöntemi ile hazırlanmış Proje-Tasarım Hazırlama Veritabanı Programı kullanılabilir.
6- Arkadaşlarımızın fikirleri hakkında olumlu eleştiriler yapılılır.
7- Projeyi yaparken hayal gücümüzü hiçbir şekilde sınırlamamalıyız. Yaratıcılığımızı serbest bırakmalıyız. Örneğin;
a) Proje üretirken sadece araçlara odaklanmamalıyız. Gereçlerle ilgili projelerde yapabiliriz.
Araba Benzin—> Kalitelisi yada Alternatifi (Gaz, Hidrojen, Bor)
Yazıcı Mürekkep —>Kalitelisi yada Alternatifi (Lazer)
Kalem Uç, Mürekkep —>Kalitelisi yada Alternatifi (Hareket Algılayıcı)
Paspas Deterjan —>Kalitelisi yada Alternatifi (Oksijen, Gümüş)
Masaj Mak. Krem —>Kalitelisi yada Alternatifi ( Salyangoz, Lazer )

b) Beynimizi en çok sınırlandıran geçmişte yapılanların aynısını yapma eğilimimizdir. Örneğin Yeni bir araba yapacağımızı düşünelim; arabanın parçalarını düşünürken arabanın mutlaka direksiyonu, lastikleri, egzozu olacak diye kendimizi sınırlamamalıyız. Nitekim elektrikli arabalarda egzoz yoktur.

Geçmiş Gelecek
Masa Altıgen Masa, Kendini Temizleyen Masa
Yazıcı Nokta Vuruşlu, Kartuşlu, Lazer, Üç Boyutlu Plastik Çıktı.
Ütü Ütü + Saç kurutma makinesi
Kılıç Lazer Kılıç
Bilgisayar Cep Bilgisayarı

c) Proje üretirken hizmet ve pazarlama inovasyonu projeleri de geliştirilebilir. örneğin; Çevre Temizlik Vergisinin gereği gibi toplamadığında bu verginin su ücretlerine yansıtılarak alınması veya zamanı çok değerli olan kişiler için alışveriş yapan buzdolabı geliştirilmesi. vb.

8- Projelerimizi kurgu kuşağında yaparken gerçekleştirme kaygısı taşımadan yapmalıyız.
9- Proje miktarının fazla olması kaliteyi, özgünlüğü artıracağından bir öğrenci en az 10 proje üretir. Kurgu kuşağında tamamen hayali projeler üretilebileceği gibi 2. dönem yapım kuşağında üretilebilecek gerçek projelerinde çıkabileceği göz ardı edilmemelidir.
10- Proje üretmede en önemli nokta önce problem alanının en geniş şekilde tutulması sonra problem alanının daraltılmasıdır. Örnek: Tarım —> Suda Tarım —> Aerophonic Sistem

googlede aranan kelimeler;
Kurgu Kuşağının Özellikleri,Kurgu Kuşağında Neler Yapılır,Kurgu Kuşağında Ne Yapılmaz,6. Sınıf Teknoloji ve Tasarım Kurgu Kuşağı
,7. Sınıf Teknoloji ve Tasarım Kurgu Kuşağı,8. Sınıf Teknoloji ve Tasarım Kurgu Kuşağı
,Kurgu Kuşağında Grup Çalışması Nasıl Yapılır,Grup çalışması örnekleri,Grup çalışması nasıl yapılır,Kurgu Kuşağında Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | 1 yorum

muhteşem yüzyıl en son yeni 78-79. bölüm hürrem sultan ibrahim paşayı öldürtüyormu? pargalı ibrahim paşaya suikast te ölecek mi? 19.12.2012

19 aralık 2012 çarşamba Muhteşem Yüzyıl Dizisi 78. bölüm nefes kesen bir anda sona erdi, hürrem sultan ibrahim paşaya suikast düzenletti? peki ibrahim paşa ölecekmi? muhteşem yüzyıl 79. bölüm 26 aralık 2012 çarşamba günü devam edecek, hep birlikte ne olacağını görecez,

19.12.2012 muhteşem yüzyıl 78. en son oynayan bölümde pargalı ibrahim paşa saldırıdan nasıl kurtulacak? ölecek mi? herkes bu soruyu merak ediyor. şimdiden önümüzdeki haftayı iple çeker olduk.

hürrem sultan

ne diyelim hayırlısı diyerek hep birlikte 79. bölüm fragmanını ve önümüzdeki haftaki bölümü sabırsızlıkla bekleyecez.

muhteşem yüzyıl film afişi

 

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ELAZIĞ ALTIN FİYATLARI

Elazığ Altın Fiyatları, Elazığ Altın fiyatı, Elazığ altın ne kadar, Elazığ altının fiyatı nedir

2012-2013 tam yarım çeyrek cumhuriyet altın bilezik fiyatları gram altın ons

ordu altın fiyatları

Elazığ Altın Fiyatları, Eğer Elazığ iline ait altın fiyatları güncel ve anlık şekilde merak ediyorsanız buradan takip edebilirsiniz. Elazığ altın ve para piyasasına dair tüm bilgileri sayfamızda bulabilirsiniz. Elazığ çeyrek altın, Elazığ yarım altın, tam altın, Elazığ cumhuriyet altını, Elazığ 22 ayar, 14 ayar altın fiyatları
Elazığ Altın Fiyatları, Elazığ Altın Fiyatı, Elazığ, Günlük

ALTIN FİYATLARI kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ERZİNCAN ALTIN FİYATLARI

Erzincan Altın Fiyatları, Erzincan Altın fiyatı, Erzincan altın ne kadar, Erzincan altının fiyatı nedir

2012-2013 tam yarım çeyrek cumhuriyet altın bilezik fiyatları gram altın ons

ordu altın fiyatları

Erzincan Altın Fiyatları, Eğer Erzincan iline ait altın fiyatları güncel ve anlık şekilde merak ediyorsanız buradan takip edebilirsiniz. Erzincan altın ve para piyasasına dair tüm bilgileri sayfamızda bulabilirsiniz. Erzincan çeyrek altın, Erzincan yarım altın, tam altın, Erzincan cumhuriyet altını, Erzincan 22 ayar, 14 ayar altın fiyatları
Erzincan Altın Fiyatları, Erzincan Altın Fiyatı, Erzincan, Günlük

ALTIN FİYATLARI, EKONOMİ HABERLERİ kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

yurt genelinde soğuk hava dalgası devam ediyor 18 aralık 2012 bugün okul varmı, hangi il ve ilçede okullar tatil? van erciş, ankara istanbul elazığ gaziantep 18.12.2012

karakış geldi çattı, yurdumuzun birçok bölümünde kar tipi ve soğuk hava dalgası etkilemeye devam ediyor 18 aralık 2012 bugün hangi okullar tatil? kar yağışı devam eden il ve ilçelerde okullar tatilmi olurmu gibi sorular sorulmaya devam ederken şuan için sadece van ercişte tatil yani 18.12.2012 bugün
Van’ın Erciş ilçesinde, olumsuz hava koşulları nedeniyle eğitime bir gün süre ile ara verildi. 18 aralık 2012 salı

Alınan bilgiye göre, ilçe merkezi ve köylerde sabah saatlerinden itibaren başlayan ve akşam saatlerine kadar aralıklarla süren kar yağışı, yaşamı olumsuz etkiledi.

Kar yağışının ardından akşam saatlerinde toplanan İlçe Hıfzıssıhha Kurulu, olumsuz hava koşulları nedeniyle ilçe merkezi ve köylerdeki okullarda eğitime bir gün süre ile ara verilmesini kararlaştırdı.

İlçede eğitime çarşamba gününden itibaren devam edilecek.
kaynak: AA

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

bugün 5 safer günlük ezan vakitleri namaz saatleri 18 aralık 2012 iftar sahur imsak vakti saati 18.12.2012 sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı namazı saat kaçta okunacak?

türkiye ve dünya geneli 18 aralık 2012 günlük ezan vakitleri namaz saatleri, sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı namazı saati ankara istanbul izmir konya mersin adana antalya 18.12.2012
 

5 SAFER 1434

18.12.2012

Şehir Adı imsak güneş öğle ikindi akşam yatsı kıble Saati
Adana 05:12 06:40 11:42 14:11 16:33 17:54 10:36
Adıyaman 05:01 06:30 11:31 13:57 16:19 17:41 11:04
Afyon 05:33 07:04 12:01 14:25 16:47 18:10 10:04
Ağrı 04:45 06:17 11:11 13:32 15:54 17:19 11:41
Aksaray 05:19 06:49 11:47 14:12 16:34 17:57 10:30
Amasya 05:15 06:48 11:40 13:58 16:20 17:46 10:49
Ankara 05:26 06:58 11:52 14:12 16:34 17:59 10:26
Antalya 05:30 06:58 12:01 14:29 16:52 18:13 09:55
Ardahan 04:48 06:22 11:13 13:29 15:51 17:18 11:37
Artvin 04:52 06:26 11:16 13:32 15:54 17:21 11:31
Aydın 05:43 07:12 12:12 14:38 17:00 18:22 09:39
Balıkesir 05:45 07:17 12:12 14:33 16:55 18:20 09:50
Bartın 05:30 07:05 11:54 14:09 16:31 17:59 10:28
Batman 04:50 06:19 11:19 13:45 16:07 17:29 11:28
Bayburt 04:57 06:30 11:23 13:41 16:04 17:29 11:20
Bilecik 05:37 07:10 12:04 14:23 16:45 18:10 10:07
Bingöl 04:54 06:24 11:22 13:45 16:07 17:30 11:23
Bitlis 04:46 06:16 11:15 13:39 16:02 17:25 11:36
Bolu 05:32 07:06 11:57 14:15 16:37 18:03 10:20
Burdur 05:33 07:02 12:02 14:29 16:51 18:13 09:57
Bursa 05:41 07:14 12:07 14:26 16:49 18:14 10:01
Çanakkale 05:52 07:24 12:18 14:37 16:59 18:25 09:43
Çankırı 05:24 06:57 11:49 14:07 16:29 17:55 10:34
Çorum 05:18 06:52 11:44 14:02 16:24 17:50 10:43
Denizli 05:38 07:07 12:07 14:33 16:56 18:18 09:48
Diyarbakır 04:53 06:23 11:23 13:48 16:11 17:33 11:21
Düzce 05:34 07:08 11:59 14:16 16:38 18:05 10:18
Edirne 05:54 07:29 12:17 14:32 16:54 18:22 09:53
Elazığ 04:58 06:29 11:27 13:50 16:13 17:36 11:12
Erzincan 04:59 06:31 11:26 13:46 16:08 17:33 11:15
Erzurum 04:52 06:24 11:19 13:38 16:01 17:26 11:28
Eskişehir 05:35 07:07 12:02 14:22 16:44 18:09 10:09
Gaziantep 05:03 06:32 11:34 14:02 16:24 17:46 10:55
Giresun 05:05 06:39 11:30 13:47 16:09 17:36 11:07
Gümüşhane 05:00 06:33 11:26 13:44 16:06 17:32 11:15
Hakkari 04:39 06:08 11:09 13:35 15:58 17:19 11:51
Hatay 05:07 06:34 11:39 14:09 16:32 17:52 10:42
Iğdır 04:41 06:13 11:07 13:27 15:49 17:14 11:48
Isparta 05:32 07:01 12:01 14:27 16:50 18:12 09:59
İstanbul 05:43 07:17 12:08 14:24 16:46 18:13 10:04
İzmir 05:46 07:16 12:15 14:39 17:02 18:24 09:37
Kahramanmaraş 05:06 06:35 11:36 14:02 16:25 17:47 10:52
Karabük 05:29 07:03 11:53 14:09 16:31 17:58 10:29
Karaman 05:20 06:49 11:51 14:18 16:41 18:02 10:19
Kars 04:46 06:19 11:11 13:29 15:51 17:17 11:40
Kastamonu 05:24 06:59 11:48 14:04 16:26 17:53 10:37
Kayseri 05:13 06:44 11:42 14:05 16:27 17:51 10:42
Kilis 05:04 06:32 11:35 14:04 16:26 17:47 10:52
Kırıkkale 05:23 06:55 11:50 14:10 16:32 17:57 10:31
Kırklareli 05:51 07:26 12:15 14:29 16:51 18:19 09:57
Kırşehir 05:19 06:50 11:47 14:09 16:31 17:55 10:33
Kocaeli 05:39 07:12 12:04 14:21 16:43 18:10 10:09
Konya 05:24 06:53 11:54 14:19 16:42 18:04 10:15
Kütahya 05:36 07:08 12:04 14:25 16:47 18:12 10:04
Malatya 05:02 06:31 11:30 13:55 16:17 17:40 11:05
Manisa 05:45 07:16 12:14 14:38 17:00 18:23 09:41
Mardin 04:50 06:19 11:21 13:48 16:10 17:32 11:25
Muğla 05:40 07:08 12:10 14:38 17:00 18:21 09:38
Muş 04:49 06:20 11:18 13:41 16:03 17:27 11:31
Nevşehir 05:16 06:47 11:45 14:08 16:31 17:54 10:36
Niğde 05:16 06:45 11:45 14:10 16:33 17:55 10:34
Ordu 05:07 06:41 11:32 13:49 16:11 17:38 11:04
Osmaniye 05:08 06:36 11:39 14:07 16:29 17:50 10:45
Rize 04:57 06:31 11:22 13:38 16:00 17:27 11:22
Sakarya 05:37 07:10 12:02 14:19 16:41 18:08 10:13
Samsun 05:14 06:48 11:38 13:54 16:16 17:43 10:54
Şanlıurfa 04:58 06:26 11:28 13:56 16:19 17:40 11:08
Siirt 04:46 06:16 11:16 13:41 16:04 17:26 11:35
Sinop 05:20 06:55 11:43 13:56 16:18 17:47 10:47
Şırnak 04:44 06:12 11:14 13:41 16:03 17:25 11:40
Sivas 05:09 06:41 11:36 13:56 16:18 17:43 10:56
Tekirdağ 05:49 07:23 12:14 14:30 16:52 18:19 09:55
Tokat 05:11 06:44 11:37 13:56 16:18 17:44 10:54
Trabzon 05:00 06:34 11:25 13:41 16:03 17:30 11:16
Tunceli 04:58 06:29 11:25 13:48 16:10 17:34 11:15
Uşak 05:38 07:08 12:06 14:29 16:52 18:15 09:55
Van 04:41 06:12 11:10 13:34 15:56 17:19 11:46
Yalova 05:41 07:15 12:07 14:24 16:46 18:12 10:05
Yozgat 05:18 06:50 11:44 14:04 16:27 17:52 10:40
Zonguldak 05:32 07:07 11:56 14:12 16:34 18:01 10:24
İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın