Kerbelada şehit edilen 72 şehidin isimleri adları kimlerdir?

72 Şehidin İsim Listesi – RABBİM CÜMLESİNE RAHMET EYLESİN İNŞ.

kerbela olayı şehitleri isimleri haritası
Kerbela olayı çerçevesinde Kerbela çölüne gelinmeden önce ve Kerbela çölünde İmam Hüseyin’in (a) yanı başında şehit düşen 72 büyük mücahidin isim listesi:

Hz Hüseyin, Kerbela’ya varmadan önce Müslim bin Akil ile birlikte Şehid olanlar :

1. Müslim bin Akil
2. Muhammed bin Müslim Akil
3. İbrahim bin Müslim Akil
4. Meşkur ( Akil oğullarını zindandan kurtaran zindancı)
5. Hani ( Müslim bin Akil´i evinde saklayan)
6. Muhammet bin Kesiyr
7. Mahdum Bin Muhammet Kesiyr
8. Kays bin Arabi
9. Gülam Selam (Basra´da Şehit oldu)

Kerbelâda İmam Hüseyin’le birlikte şehid olanlar :

1. Hür bin Riyah
2. Ali bin Hur
3. Urve bin Gulam Hur
4. Mis´ab bin Riyah Hur
5. Abdullah Arm bin Kelbi Ebu Talip
6. Berir bin Hasini Hamadani
7. Veheb bin Kelbi
8. Ömer bin Halil
9. Halil bin Ömer
10. Said bin Hanzala
11. Ömer Abdullah Muhyi
12. Vekkas bin Malik
13. Serih bin Ubeyd
14. Müslim bin Avsece
15. Mahdum bin Müslim
16. Hilal bin Raf´i
17. Abdurrahman bin Abdullah
18. Yahya bin Müslim Mazeni
19. Abdurrahman bin Ürve
20. Maik bin Enes
21. Ömer bin Muta
22. Hasim bin Utbe Vakkas
23. Fazl bin Ali Mürteza
24. Habib bin Mezahir
25. Hamza bin Harir
26. Zeyd bin Muhacir Cafi
27. Enes bin Ma´kel
28. Zehir bin Hassan
29. Cafer bin Müezzin
30. Yusuf bin Haris
31. Maik bin Utbe
32. Faris
33. Hanzala bin Sa´d
34. Zeyd bin Ziyad Saabi
35. Sa´d bin Abdullah
36. Cebave bin Haris
37. Ömer bin Cebave
38. Muhammed bin Mikdad
39. Abdullah bin Deccane
40. Saad bin Gulam Mevley-i
41. Kays bin Rebia
42. Sit bin Seyyid
43. Ömer bin Ferrat
44. Müslim bin Hammad
45 Abdullah bin Müslim
46. Cafer bin Akil
47. Abdurrahman bin Meczub Ilahi Sarib
48. Muhammed bin Abdullah Cafer
49. Muhammed bin Avf Abdullah
50. Avn bin Avf
51. Abdullah bin İmam Hasan
52. Muhammed bin Enes
53. Sa´d bin Deccane
54. Firuzan
55. Kasım bin İmam Hasan
56. Ebubekir bin İmam Hasan
57. Osman bin Ali
58. Avn bin İmam Ali
59. Abdullah bin İmam Ali
60. Abbas bin İmam Ali
61. Ali Ekber bin İmam Hüseyin
62. Ali Asgar bin İmam Hüseyin
63. İmam Hüseyin bin İmam Ali

kaynak; islamivahdet com sitesinden alıntı yapılmıştır.

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

sırat köprüsü nasıldır, nasıl geçilir, neler yapılır

Sırat köprüsü


Sırat köprüsü Nass ile sabittir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Onları Cehennem Sıratına götürüp hapsedin! Çünkü onlar mesuldür.) [Saffat 23, 24]

Nuhbet-ül-Leali kitabında diyor ki:
Sırat, Cehennem üzerinde bir köprüdür. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(İçinizden oraya [Cehenneme] uğramayacak hiç kimse yoktur.) [Meryem 71]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber benim.) [Buhari]

(Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, “Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır” buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana “Ümmetinden ihlâsla bir defa “La ilahe illallah” diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy” buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]

(Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet sürüne sürüne kurtulur.)[Taberani]

(Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok sevenin, Sırat köprüsünden geçerken ayağı kaymaz.) [Deylemi]

(Hiçbir bid’at ehli Sırattan geçemeyecek, Cehenneme düşecektir.) [İbni Asakir]

(Cehennem ateşi müminlere der ki: Ey mümin, üzerimden çabuk geç, senin nurun ateşimi söndürüyor.) [Taberani]

(Nice kimseler Sırattan geçtiğini bilmeyip, meleklere derler ki: Sırat ve Cehennem nerede kaldı, biz onlardan geçtik mi?
Melekler de şöyle cevap verirler: “Siz Cehennem üstündeki Sırattan geçtiniz; fakat Cehennem ateşi sizin nurunuzdan çekilip, örtülmüştü.”) [Camius-sagir]

Peygamber efendimizin ümmetinden olan bazı kişiler, mezardan kalkınca doğruca Cennete giderler. Melekler bunlara derler ki:
– Hesap gördünüz mü?
– Hayır, biz hesap falan görmedik.
– Sırat köprüsünü geçtiniz mi?
– Hayır, Sırat falan görmedik.
– Cehennemi gördünüz mü?
– Hayır, Cehennemi de görmedik.
– Siz ne amel işlediniz de böyle hesap görmeden, Sırata uğramadan doğruca Cennete geldiniz?
– Bizim iki hasletimiz var idi. Onun sayesinde bu nimete kavuştuk. Allah’tan utanır, yalnızken de günah işlemezdik. Bir de Allah’ın verdiği az rızka razı olurduk.
Melekler derler ki: Bu nimetler sizin hakkınızdır. (İbni Hibban)

Köprü denilince, bilinen köprüler zannedilmemelidir! (Sınıf geçmek için imtihan köprüsünden geçilir) diyoruz. Hâlbuki imtihanın köprüye benzer tarafı yoktur. Sırat köprüsü de, bilinen köprülere veya imtihan köprüsüne hiç benzemez.(S.Ebediyye)

Sorulacak sualler

Sual: Sırat köprüsünde sorulacak sualler nelerdir?
CEVAP
Sırat köprüsü üzerinde yedi yerde, yedi şeyden sual edilecektir.
Önce imandan sorulacaktır. İmanı doğru ise birinci duraktan geçecek, doğru değilse Cehenneme düşecektir.

2. durakta namazdan sorulacaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir.) [M.Cenne]

(Kıyamette ilk önce namazdan sorulacaktır. Namazı düzgün olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]
[Onun için her Müslüman mutlaka namazı kılmalıdır! Namaz dinin direğidir. Direksiz bina olmaz. Namaza önem vermeyenlerin kâfir olacağını bildiren birçok hadis-i şerif vardır.]

3. durakta zekâttan,
4. durakta oruçtan,
5. durakta hacdan,
6. durakta kul hakkından, ana-baba hakkından, akrabayı gözetip gözetmediğinden,
7. durakta gusledip etmediğinden sorulacaktır.

Hangisinde kusuru varsa, o nispette Cehennemde yanacak, kusuru olmadığı yerden kolayca geçecektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İnsanlar Cehennem üzerindeki köprüden geçerler. Köprüde dikenli demirler, çengeller ve kancalar vardır. İnsanları sağdan soldan yakalar. Köprüdeki melekler, “Allah’ım selamet ver” diye dua ederler. Halkın bir kısmı köprüyü şimşek gibi, bir kısmı rüzgâr gibi, bir kısmı koşan at gibi, bir kısmı koşarak, bir kısmı yürüyerek, bir kısmı emekleyerek ve bir kısmı da sürünerek geçer. Asıl Cehennemliklere gelince, bunlar ne ölür, ne de yeni bir hayata kavuşur. Günahkârlar, günahı nispetinde Cehennemde yandıktan sonra onlara şefaat edilmeye izin verilir.) [Buhari]

(Sırat kıldan ince, kılıçtan keskindir. Melekler, müminleri kurtarmaya çalışır. Cebrail aleyhisselam beni belimden tutar. Ben de, “Ya Rabbi ümmetime selamet ver, onları kurtar” diye dua ederim. O gün ayağı sürçüp düşen çok olur.) [Beyheki]

(Servetiyle Allahü teâlâya itaat eden ve malının hakkını ödeyen kimse, Kıyamette Sırata gelince, malı “Haydi geç, çünkü sen, bende olan Allah’ın hakkını ödedin” der. Daha sonra malındaki Allah hakkını ödemeyen kimse gelir, malı, “Neden bende olan Allah hakkını ödemedin?” der. O da “Yazık bana, ne yaptım?” diye söylenir.) [Beyheki]

(Cennete girene kadar, Sıratta göz kırpması kadar bekletilmemeyi isteyen Allah’ın dini hakkında kendi görüşüyle hiçbir söz söylemesin!) [Kurtubi]

Sıratı geçen müminler iki pınarla karşılaşırlar. Bu pınarın birisinde yıkanır, diğerinden de içerler. Böylece maddi ve manevi temizliğe kavuştuktan sonra Cennetin kapısına gelirler. Melekler, Zümer suresinde bildirildiği gibi, (Sizlere selam olsun, hoş geldiniz. Ebedi olarak buraya girin!) derler. Sonra Cennet elbiseleri giydirilir. Hepsi Cennete girer. (S. Ebediyye)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

abdest ve teyemmüm ile ilgili bilgiler açıklamalar abdest nasıl alınır?

Abdestin önemi ve farzları

Konuyla ilgili Sesli Dosyayı dinlemek için lütfen tıklayınız!

Dört mezhebe göre abdestin farzları

Hanefi mezhebinde:
1- Yüzü, bir kere yıkamak. Yüz, iki kulak memesi ve saç kesimi ile çene arasıdır.
2- İki kolu, dirsekleri ile birlikte, bir kere yıkamak.
3- Başın dörtte bir kısmını mesh etmek, yani yaş eli başa sürmek.
4- İki ayağı, iki yandaki topuk kemikleri ile birlikte, bir kere yıkamaktır.

Maliki mezhebinde:
1- Niyet,
2- Yüzü yıkamak,
3- İki kolu yıkamak,
4- Başın tamamını mesh etmek,
5- İki ayağı yıkamak,
6- Muvalat [ara vermeden, uzuvları peş peşe yıkamak],
7- Delk [yıkanan yerleri ovmak.]

Şafii mezhebinde:
1- Niyet,
2- Yüzü yıkamak,
3- İki kolu ellerle birlikte yıkamak,
4- Başın, az bir kısmını mesh etmek,
5- İki ayağı yıkamak,
6- Tertip [Sırayla yıkamak.]

Hanbeli mezhebinde:
Abdestin farzı altıdır. Abdestin şartları da farzdır. Bu farzlar da dahil edilince, abdestin farzları on oluyor:
1- Niyet,
2- Besmele çekmek,
3- Yüzü yıkamak,
4- Ağzı yıkamak,
5- Burnu yıkamak,
6- İki kolu ellerle birlikte yıkamak,
7- Başın tamamını mesh etmek, [Kulaklar başa dahildir.]
8- İki ayağı yıkamak,
9- Tertip,
10- Muvalat.

Abdestte dört mezhebe uymak

Sual: Abdest alırken dört mezhebe uymaya da, niyet etmek uygun olur mu?
CEVAP
İyi olur. Zaten Hanefi mezhebine uygun, yani farz, sünnet ve müstehablarına uyarak abdest alan kimse, diğer üç mezhebe de uymuş olur. Mesela abdest alırken:
1- Niyet Hanefi’de sünnet, diğer üç mezhepte farzdır.
2- Besmele çekmek, Hanefi’de sünnet, Hanbeli’de farzdır.
3- Ağza, burna su vermek, Hanefi’de sünnet, Hanbeli’de farzdır.
4- Başın tamamını meshetmek, Hanefi’de sünnet, Maliki ve Hanbeli’de farzdır.
5- Tertip yani sıra ile yıkamak, Hanefi’de sünnet, Şafii ve Hanbeli’de farzdır.
6- Muvalat, yani ara vermeden yıkamak Hanefi’de sünnet, Maliki’de ve Hanbeli’de farzdır.
7- Delk, yani uzuvları ovmak, Hanefi’de sünnet, Maliki’de farzdır.

Görüldüğü gibi, Hanefi’ye uygun abdest alan, yani farz, sünnet ve müstehablarına da riayet eden diğer mezheplere göre de abdest almış olur.

Dört mezhepte abdesti bozan şeyler

Sual: Diğer hak mezheplerimize göre abdesti bozan şeyler nelerdir?
CEVAP
Deriden kan çıkınca, Hanefi’de abdest bozulur. Diğer üç mezhepte bozulmaz.

Deve eti yemek ve ölü yıkamak Hanbeli’de abdesti bozar, diğer üç mezhepte bozmaz.

Mahrem olmayan kadının eline veya derisine çıplak olarak dokununca Şafii’de abdest bozulur. Hanbeli ve Maliki’de şehvetli dokunursa bozar. Hanefi’de şehvetli de olsa bozmaz.

Yüz, kollar ve ayaklar

Sual: Abdestte, yüz, kollar ve ayakların neresi yıkanır?
CEVAP
Yüz, iki kulak memesi ve saç kesimiyle çene arasıdır. İki kol, dirsekleriyle birlikte; iki ayaksa, iki yandaki topuk kemikleriyle birlikte yıkanır. Bu uzuvların farz olan yerden biraz fazlasını yıkamak müstehab, daha fazla yıkamak mekruh olur. (S. Ebediyye)

Çene altı

Sual: Abdestte çene altını yıkamak gerekir mi? Çene altı avret midir?
CEVAP
Hanefi’de çene altını yıkamak gerekmez. Şafii’de gerekir. Kadınlar çene altını da kapatmalıdır.

Elleri yıkamak farzdır

Sual: Abdestin farzları içinde elleri yıkamak bildirilmeyip sünnetleri arasında bildirildiğine göre, elleri yıkamak sünnet mi oluyor?
CEVAP
El kola dâhil olduğu için, elleri kollarla beraber yıkamak farzdır. Abdeste başlarken elleri yıkamak ise, sünnettir.

Başı mesh ederken

Sual: Abdestte elimizdeki ıslaklığın saçımızın dibine yani başımıza temas etmesi gerekiyor mu?
CEVAP
Hayır, sadece saçların üstüne değmesi gerekir.

Saçın arkasını mesh etmek

Sual: Abdestte başın dörtte birini mesh etmek farzdır. Saçımız bozulmasın diye saçımızın arkasını mesh etsek caiz olur mu?
CEVAP
Farz yerine gelir. Ancak sünnete uygun mesh etmek için başın tamamını mesh etmek gerekir.

Eşarba mesh etmek

Sual: Kadın olarak dışarıda abdest alırken, saçımızın görünmemesi için, eşarbın üstüne mesh etmek caiz olur mu?
CEVAP
Hayır, caiz olmaz. Hanefi’de başın tamamını mesh etmek sünnet, dörtte birini mesh etmek ise farzdır. Bunun için, eşarbı çözmeden, hiç değilse, dörtte birini, mesela başın arka kısmını mesh etmek şarttır. Maliki’yi taklit edenin başının tamamını mesh etmesi farzdır.

Takke üstüne mesh

Sual: Takke veya sarık üzerine mesh caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Uzun saçı mesh ederken

Sual: Kadının çok saçını mesh etmesi nasıl olur? Saçın üst yüzüne ıslak eli değdirmek mi yoksa hem üstünü hem altını iyice elini gezdirip ıslatmak mı?
CEVAP
Saçı uzunsa tutup aşağıya doğru çeker, yani saçın sonuna kadar. Altını falan ıslatmak gerekmez, yaş elin değmesi yeter.

Eldeki yaşlıkla mesh

Sual: Kolları yıkadıktan sonra, eldeki yaşlıkla başı mesh caiz mi?
CEVAP
Hayır.

Başörtü üstünden mesh

Sual: (Kolaylık olması için kadınlar, başörtülerinin üstünden mesh edebilirler) deniyor. Başörtü üstünden mesh caiz olur mu?
CEVAP
Hayır, başörtü üstünden mesh edilmez. Mesh etmiş olmak için, ıslak eli saçlara sürmek gerekir. Bunun gibi, bazı mezhepsizler de, çoraba mesh edilebilir diyorlar. Bunlar dinde kolaylık değil, birer bid’attir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İbadetleri bizim gibi yapmayan bizden değildir.) [Mizan-ül kübra]

Kolaylık olsun diye dinin emirlerini değiştirmeye, kimsenin hakkı yoktur. Biri de çıkar, kolaylık olsun diye hiç abdeste lüzum yok, haftada bir abdest alsanız yeter diyebilir. Akılla din olur mu?

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

güzel ahlak ile ilgili dini bilgiler açıklamalar hakkında bilgi

Güzel Ahlak

Konuyla ilgili Sesli Dosyayı dinlemek için lütfen tıklayınız!

Sual: İyi müslüman olmak için güzel ahlaklı olmak gerektiğini bildirdiniz. Güzel ahlaka nasıl sahip olunur?
CEVAP
Evet iyi bir müslüman olmak için güzel ahlaka sahip olmak, kötü ahlaktan uzak durmak gerekir. Ancak bununla dünya ve ahiret saadeti elde edilir.

Güzel ahlak, ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edilir. Kötü ahlak da bunun tersidir. Yani cahil kalmak, edepsiz olmak, kötü insanlarla arkadaşlık etmekten hasıl olur. Cenab-ı Hak, Peygamber efendimizi överken (Gerçekte sen büyük bir ahlak üzeresin) buyuruyor. (Kalem 4)

İyi insan, iyi ahlaklı insan demektir. Dinimiz iyi huylar edinmemizi, kötü huylardan kaçınmamızı emretmektedir.

Güzel ahlaka sahip kimselere gıpta etmek, onlar gibi olmaya gayret etmek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Nimete kavuşmuş olanlardan, tevazu gösterene ve kendini hep kusurlu bilene, helalden kazanıp, hayırlı yerde sarf edene, fıkıh bilgileri ile hikmeti [tasavvufu] birleştirene, helale harama dikkat edene, fakirlere acıyana, işlerini Allah rızası için yapana, huyu güzel olana, kimseye kötülük yapmayana, ilmi ile amel edene ve malının fazlasını dağıtıp, lafının fazlasını saklayana müjdeler olsun.) [Taberani]

Güzel sözler

Ahlak hakkında İslam âlimleri buyuruyor ki:

“Kötü ahlaklı, parçalanmış testiye benzer. Ne yamanır, ne de eskisi gibi çamur olur.”
“Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlaktır.”

“Kötü ahlak, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez. Güzel ahlak, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar bile affa uğrar.”

“Yükselen bütün insanlar ancak güzel ahlakları sayesinde yükselmişlerdir.”
“Güzel ahlak güler yüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir.”

“Güzel ahlak, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir.”
“Güzel ahlak, eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır.”
“Güzel ahlak, genişlikte ve darlıkta insanları razı etmeye çalışmak demektir.”

“Güzel ahlak, Allah’tan razı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allah’tan bilmek, nimetlere şükür, belalara sabretmektir.”

“Güzel ahlakın en azı, meşakkatlere göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır.”

“Güzel ahlak, haramlardan kaçıp helali aramak, diğer insanlarla olduğu gibi aile efradıyla da iyi geçinip onların maişetlerini temin etmektir.”

“Güzel ahlak, Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmek, onların eziyetlerine sabretmektir.”

Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güler yüzlü olmayan kimse mümin sıfatlı değildir. Herkese karşı güler yüzlü olmalıdır.

Hadis-i şerifte, Allah’a ve ahiret gününe iman edenin, misafirine ve komşusuna ikram etmesi, ya hayır söylemesi veya susması emredilmiştir. (Buhari)

Başkasının kötü ahlakından şikayet eden kimsenin kendisi kötü ahlaklıdır. Başkalarının kötülüklerinden bahsediyorsak, bu kendimizin kötü olduğunun alametidir. Güzel ahlak, eziyetleri sineye çekmektir.

Güzel ahlaklı olmanın alameti şunlardır

İnsaflı olmak, arkadaşlarının hatasını görmemek, hüsnü zan etmek, suizandan [kötü zandan] kaçınmak, arkadaşlarının eziyetlerine göğüs germek, onlardan şikayetçi olmamak, hep kendi ayıp ve kusurlarıyla meşgul olmak, kendi nefsini kınamak, güler yüzlü olup, herkesle yumuşak konuşmaktır.
Güzel ahlaklı kimse, edeplidir az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Bütün hasletlerin başı ise hayadır.

Hazret-i Hızır buyurdu ki:
(Güler yüzlü ol, hiddetlenme! Hep faydalı iş yap, az da olsa zararlı iş yapma! Lüzumsuz dolaşma, boş yere gülme, hiç kimseyi kusurundan dolayı ayıplama, günahların için ağla!)

Büyüklerden Ebu Osman El-Hayri’yi ziyafete davet ettiler. Davet yerine vardığı zaman kendine (Kusura bakma, çok insan geldi seni kabul edemeyeceğiz) dediler. Az gidince tekrar çağırdılar. Gelince tekrar, kabul edemeyeceklerini bildirdiler. Böyle birkaç defa çağırıp geri döndürdükten sonra (Biz seni denemek için bunu yaptık. Gerçekten güzel ahlaklıymışsın) dediler. Cevabında buyurdu ki: (Bu ahlak o kadar güzel midir? Bir köpeği de çağırsanız gelir, kovsanız gider.)

Ahlakı güzelleştirmek

Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ahlakınızı güzelleştiriniz) [İbni Lal]

(Sizin imanca en güzeliniz, ahlakça en güzel olanınızdır.) [Hakim]

(Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak dilerim.) [Harâiti]

(Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.) [Beyheki]

(Güzel ahlak, büyük günahları, suyun kirleri temizlemesi gibi temizler. Kötü ahlak ise, salih amelleri, sirkenin balı bozduğu gibi bozar.) [İ. Hibban]

(Allahü teâlâ indinde kötü ahlaktan büyük günah yoktur. Çünkü, kötü ahlaklı bir günahtan tevbe edip kurtulursa, bir başka günaha düşer. Hiçbir vakit günahtan kurtulamaz.) [İsfehani]

(Bir kimse tevbe ederse, tevbesini Allahü teâlâ kabul eder. Kötü ahlaklı kimsenin tevbesi makbul olmaz. Zira bir günahtan tevbe ederse kötü ahlakı sebebiyle, daha büyük günah işler.) [Taberani]

(Güzel ahlak, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) [Beyheki]

(Din, güzel ahlaktır.) [Deylemi]

(Müminlerin iman yönünden en faziletlisi ahlakça en iyi olanıdır.) [Tirmizi]

(Şüphesiz güzel ahlak, güneşin buzu erittiği gibi günahları eritir.) [Harâiti]

(Bir müslüman güzel ahlakı sayesinde, gündüzleri oruç tutan, geceleri ibadet eden kimselerin derecesine kavuşur.) [İ. Ahmed]

(Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.) [Taberani]

(Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) [Müslim]

(Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur.) [Müslim]

(En çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır.) [Buhari]

(Yumuşak olan kimseye, dünya ve ahiret iyilikleri verilmiştir.) [Tirmizi]

(Cehenneme girmesi haram olan ve Cehennemin de onu yakması haram olan kimseyi bildiriyorum. Dikkat ediniz! Bu kimse insanlara kolaylık, yumuşaklık gösterendir.) [İ. Ahmed]

(Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse hayvan ona uyar. Taşın üzerine sürmek isterse hayvan oraya koşar.) [Ebu Davud]

(Müminlerin iman yönünden en faziletlisi, ahlakça en iyi olanıdır.) [Tirmizi]

(Cennete götüren sebeplerin başlıcası, Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır. Cehenneme götüren sebeplerin başlıcası da, dünya nimetlerinden ayrılınca üzülmek, bu nimetlere kavuşunca sevinmek, azgınlık yapmaktır.) [Tirmizi]

(İmanı en kuvvetli kişi, ahlakı en güzel ve hanımına en yumuşak olandır.) [Tirmizi]

(İnsan, güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nafile] İbadetlerle bu derecelere kavuşamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler.) [Taberani]

(İbadetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) [İbni Ebiddünya]

(Şu üç şey bulunan kimsenin imanı kâmildir: Herkesle iyi geçinen güzel ahlak, kendini haramlardan alıkoyan vera, cehlini örten hilm.) [Nesai]

(Dünyada veya ahirette özür dilemek zorunda kalacağın söz ve hareketten uzak durmaya çalış!) [Hakim]

(Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmeyen, şaka ile veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan müslüman Cennete girecektir.) [Tirmizi]

(Şu altı şeyi yapanın Cennete girmesine kefilim: Konuşunca doğru söyleyen, verdiği sözü yerine getiren, emanete riayet eden, namusunu koruyan, gözlerini haramdan sakınan, ellerini kötülükten çeken.) [İ.Ahmed]

(Allahü teâlâ buyuruyor ki: “Size gönderdiğim İslam dininden razıyım, [bu dini kabul edip, bu dinin emir ve yasaklarına riayet edenlerden razı olur, onları severim.] Bu dinin tamam olması, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla olur. Dininizin tamam olduğunu her gün, bu ikisi ile belli ediniz!) [Taberani]

(Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, günahları eritir, yok eder. Sirke balı bozup yenilmez hâle soktuğu gibi, kötü huylu olmak, ibadetleri bozup yok eder.) [Taberani]

(Hak teâlâ yumuşak huyluya yardım eder, sert ve öfkeliye yardım etmez.) [Taberani]

(Yumuşak olan, kızmayan müslümanın Cehenneme girmesi haramdır.) [Tirmizi]

(Yavaş, yumuşak davranmak, Allahü teâlânın kuluna verdiği büyük bir ihsandır. Aceleci olmak, şeytanın yoludur. Allahü teâlânın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.) [E.Ya’la]

(Kişi, yumuşaklığı, tatlı dili ile, gündüzleri oruç tutanın ve geceleri namaz kılanın derecesine kavuşur.) [İ. Hibban]

(Kızınca, öfkesini yenerek yumuşak davrananı Allahü teâlâ sever.) [İsfehani]

(Güler yüzle selam veren, sadaka verenin sevabına kavuşur.) [İ.E.dünya]

Bir kimse Resulullah efendimizden nasihat istedi, (Kızma, sinirlenme) buyurdu. Birkaç kere sordu, hepsine de (Kızma, sinirlenme) buyurdu. (Buhari)

Sual: İyi insan olmak için ne yapmak gerekir?
CEVAP
İyi insan olmak için kâmil yani olgun müslüman olmak gerekir. Zaten müslüman, iyi insan demektir.
Allah indinde mümin çok kıymetlidir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Müminler, öyle kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalbleri titrer, Allah’ın âyetleri okununca, imanları kuvvetlenir ve yalnız Rablerine dayanıp güvenirler, namazı doğru kılar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden [Allah’ın razı olduğu yerlere] harcarlar.) [Enfal 2-3]

(Müminler, muhakkak kurtuluşa ermiştir. Namazlarını huşu içinde kılar, boş ve lüzumsuz şeylerden yüz çevirir, zekatlarını verir, iffetlerini korur, emanet ve ahidlerine riayet ederler.) [Müminun 1-8]

(Onlar, Allah’ın ahdini yerine getirir, verdikleri sözü bozmaz, Rablerinin rızasını isteyip sabreder ve kötülüğü iyilikle savarlar.) [Rad 20-22]

(Büyük günahlardan ve hayasızlıktan sakınır, öfkelendikleri zaman da kusurları bağışlar ve işlerini aralarında istişare ederler.) [Şura 37,38]

(İnanıp hayırlı iş işleyen [mümin]lerin kötülüklerini, and olsun, örteriz, onları yaptıklarının en güzeli ile mükafatlandırırız.) [Ankebut 7]

(Allah onların [müminlerin] kötülüklerini örter, onlara işledikleri şeylerin en güzellerinin karşılığını verir.) [Zümer 35]

(Allah, inanıp emirlerini yapan müminlere mağfiret ve büyük ecir vaad etmiştir.) [Feth 29]

(Elbette müminler kardeştir.) [Hucurat 10]

Müminlerle ilgili hadis-i şeriflerden bazıları da şöyle:
(Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların emin olduğu kimsedir.) [Buhari]

(Mümin akıllı, basiretli, uyanıktır. Her işte Allah’ın rızasını gözetir. Acele etmez, ilim sahibidir, haramlardan kaçar.) [Deylemi]

(Mümin, koku satan kimse gibidir. Yanında otursan için açılır. Onunla gezsen veya ortak iş yapsan faydasını görürsün. Onun her işi faydalıdır.) [Taberani]

(Müminler, birbirine karşı sevgi ve merhamette, bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut huzursuz olup onun tedavisi ile meşgul olunduğu gibi, müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşmalıdır.) [Buhari]

(Mümin ülfet eder [iyi geçinir], ülfet etmeyen ve ülfet edilmeyende hayır yoktur.) [Beyheki]

(Müminin yanına giren, güzel bir bahçeye girmiş gibi ferahlık duyar.) [Deylemi]

(Mümin lanet etmez, kötülemez, müstehcen konuşmaz ve hayasız olmaz.) [Hakim]

(Mümin arıya benzer; konduğu dalı kırmaz, oraya zarar vermez. Toplayıp bıraktığı eseri de güzeldir.) [Beyheki]

(Mümin, yumuşaktır, hafiftir. Munis bir deve gibi boyun eğer, “Ih” denince, yer sert olsa da çöker.) [Beyheki]

(Mümin sert değildir. Yumuşaklığından dolayı ahmak zannedilir.) [Deylemi]

(Mümin geçim ehlidir. Arkadaşına rahatlık verir. Münafık ise geçimsizdir, arkadaşına sıkıntı verir.) [Dare Kutni]

(Halkın elindekine göz dikmemek, müminin alametlerindendir.) [Dare Kutni]

(Komşusu kötülüğünden emin olmayan, mümin olamaz.) [Buhari]

(Çevrendekilerle güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki müslüman olasın.) [Harâiti]

Kime dinin emirlerini yapmak kolay gelirse, onun salih biri olduğu anlaşılır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ahirete ait istediğine kolayca kavuşur, dünyaya ait olana kavuşman zorlaşırsa, bil ki sen iyi bir hâl üzerindesin. Bunun tersi olursa kötü haldesin!) [Beyheki]

Müslümanın vasıfları nelerdir

Sual: Allah’tan korkan müslümanın vasıfları nelerdir?
CEVAP
Allah’tan korkan bir kimse, Onun emirlerini yapmaya, yasaklarından sakınmaya titizlikle çalışır. Hiç kimseye kötülük yapmaz. Kendine kötülük yapanlara sabreder. Yaptığı kusurlara tevbe eder. Sözünün eri olur. Her iyiliği Allah için yapar.

Kimsenin malına, canına, namusuna göz dikmez. Çalışırken, alış veriş ederken, kimsenin hakkını yemez. Herkese iyilik eder. Şüpheli şeylerden kaçınır. Makam sahiplerine, zalimlere yaltaklanmaz. İlim ve ahlak sahiplerine saygı gösterir.

Arkadaşlarını sever ve kendini sevdirir. Kötü kimselere nasihat verir. Onlara uymaz. Küçüklerine merhametli ve şefkatli olur. Misafirlerine ikram eder. Kimseyi çekiştirmez. Keyfi peşinde koşmaz. Zararlı ve hatta faydasız bir şey söylemez. Kimseye sert davranmaz. Cömert olur. Malı ve mevkii herkese iyilik etmek için ister.

Riyakârlık, iki yüzlülük yapmaz. Kendini beğenmez. Allahü teâlânın her an gördüğünü ve bildiğini düşünerek hiç kötülük yapmaz. Onun emirlerine sarılır. Yasaklarından kaçar. İşte, Allah’tan korkanlar milletine, ülkesine faydalı olur.

Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde, inananları şöyle tarif etmektedir:
(Rahim olan Allahü teâlânın kulları, yeryüzünde gönül alçaklığı ile vakar ve tevazu ile yürürler. Cahiller, onlara sataşacak olursa, bunlara [sağlık ve selamet sizin üzerinize olsun gibi] güzel söz söyler, [büyük bir yumuşaklık gösterirler.] Onlar geceleri secde yapar ve kıyâmda dururlar [namaz kılarlar.] Onlar, “yâ Rabbi, Cehennem azabını bizden uzaklaştır. Cehennem azabı devamlıdır ve çok şiddetlidir. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır” derler. Bir şey verdikleri zaman, israf etmez, cimrilik de yapmazlar, ikisi ortası bir yol tutarlar. Kimsenin hakkını yemez, Allah’a şerik koşmaz, Ondan başkasına yalvarmazlar. Allah’ın dokunulmasını haram ettiği cana kıyıp, haksız olarak kimseyi öldürmez, zina etmezler. Bunlardan birini yapanın Kıyamette azabı kat kat olur, orada zelil ve hakir olarak ebedi bırakılır. Ancak, Allah, tevbe eden ve doğru iman eden ve ibadet ve faydalı iş yapanların kötülüklerini iyiliğe çevirir. Allah, af ve merhamet sahibidir. Tevbe edip, amel-i salih işleyen, Allahü teâlâya [tevbesi makbul ve Onun rızasına kavuşmuş olarak] döner. Onlar yalan yere şahitlik yapmaz, faydasız ve zararlı işlerden kaçınırlar. Kendilerine âyetler okunduğu zaman, kör ve sağır davranmazlar, [dikkat ile dinleyip bu âyetlerle kendilerine yapılması emredilen şeyleri yaparlar.]) [Furkan 63-73]

İyi huylu olmanın ve bunu muhafazanın yolu

Sual: İyi huylu olmak ve bunu muhafaza edebilmek için ne yapmalı?
CEVAP
İyi huylu olmak için ve iyi ahlakını muhafaza edebilmek için, salih kimselerle, iyi huylularla arkadaşlık etmelidir. İnsanın ahlakı, arkadaşının huyu gibi olur. Hadis-i şerifte, (İnsanın dini, arkadaşının dini gibi olur) buyuruldu. Ahlakı bozan, şehveti harekete getiren kitapları okumamalı, böyle radyo ve TVden sakınmalıdır.

İyi huyların faydaları ve haramların zararları ve Cehennemdeki azapları, hep hatırlanmalıdır. Mal, mevki arkasında koşanlardan hiçbiri muradına kavuşamamıştır. Malı, mevkii hayır için arayan ve hayır işlerde kullanan, rahata, huzura kavuşmuştur.

Allahü teâlâdan korkmak, bu deryanın gemisidir. Hadis-i şerifte, (Dünyada, kalıcı değil, yolcu gibi yaşa! Öleceğini hiç unutma) buyuruldu.

Faydasız şeylerden, oyunlardan, zararlı şakalaşmak ve münakaşa etmekten sakınmalıdır. İlim öğrenmeli ve faydalı işler yapmalıdır. Vaktin kıymetini bilip gece-gündüz ilim öğrenmelidir! İlim, ibadet içindir. Kıyamette işten, ibadetten sorulur, çok ilim öğrendin mi diye sorulmaz. İş ve ibadet de ihlas elde etmek içindir. (İslam Ahlakı)

Sert mizaçlı olmak

Sual: Haksızlık olunca dayanamıyorum. Çok sert mizaçlıyım. Sert mizaçlı olmak dinen kusur mudur?
CEVAP
Sert mizaçlı olmak kusur değildir. Ancak dine aykırı olarak sertlik yapmak kusurdur. Hazret-i Ömer’in sert mizacı övülmüş, takdir edilmiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(İki melek var, biri sert, biri yumuşak mizaçlıdır. Bunlar, Cebrail ile Mikail’dir. Peygamberlerden biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar İbrahim ile Musa’dır. Benim de iki arkadaşımdan biri yumuşak, diğeri sert mizaçlıdır. Bunlar, Ebu Bekir ile Ömer’dir.) [Taberani]

Kâfirlere karşı da iyi huylu olmalı

Sual: İslamiyet’in güzel ahlakını göstermek için, kâfirlere karşı da iyi huylu olmak ve onları incitmemek gerekmez mi?
CEVAP
Müslümanların kâfirlere karşı da iyi huylu olmaları, onları incitmemeleri gerekir. Böylece İslam dininin, iyi huylu olmayı, kardeşçe yaşamayı, çalışmayı emrettiği onlara da gösterilmiş olur. Böylece iyiliği seven insanlar, seve seve müslüman olurlar. Cihad etmek farzdır. Cihadı devlet topla, silahla yapacağı gibi, soğuk harp ile, propaganda, neşriyat ile de yapar. Her müslüman da, iyi huyları ile, iyilik yapmakla cihad yapar. Çünkü cihad etmek, insanları müslüman yapmaya davet etmek demektir. Görülüyor ki, kâfirlere karşı da, iyi huylu olmak, onları incitmemek, cihad etmek oluyor. Cihad ise her müslümana gücü nispetinde farzdır.

Sevilmenin kısa yolu

Sual: Sevilmenin kısa yolu nedir?
CEVAP
Sevilmenin yolu sevmesini bilmektir. Başka bir tabirle, iyi insan, herkes tarafından sevilir. Dinimizin bildirdiği esaslara uyan müslüman iyi insan demektir.

Hemen herkes, kendisiyle ilgilenilmesini, kendisinden, işlerinden bahsedilmesini ister. Çok kimsenin bir dakikalık telefon konuşmasında 5-10 defa (Ben) dediği tespit edilmiştir. Çok kimseyi, hükümet kurulmasından çok, kendi meselesi ilgilendirir. Başkasına yaklaşabilmek için onun sevdiği, ilgilendiği konuları bilmek gerekir.

Hemen her insan, en az bir bakımdan kendini çok insandan üstün görür. (Ben bakan olsam, ben başbakan olsam şöyle yaparım) dediği görülür. Belki böyle konuşan kimselerin çoğunun müdür olacak kabiliyeti bile yoktur. Çünkü insanın nefsi, daima yükselmeyi, şef olmayı, başkalarının kendisine tâbi olmasını ister. Bu, nefsin arzusudur. Herkeste de nefs olduğunu düşünerek, ona göre hareket edilirse, çetin meseleleri çözmek zor olmaz.

Bir kimsenin sevdikleri, kendini beğenip takdir edenlerdir. O halde sevilmek için başkalarını takdir edip sevmek gerekir. İnsanın nefsi takdirden hoşlanır, tenkitten hoşlanmaz. Tenkit, düşmanlığa yol açar.

Başkalarının bize nasıl muamele etmelerini istiyorsak, biz de onlara aynı şekilde davranmalıyız! Mesela gülerek karşılanmayı, bir çay, bir kahve ikram etmelerini istiyorsak, biz de başkalarını güler yüzle karşılamalıyız, onlara gerekli ikramda bulunmalıyız!

Sevilmek, takdir kazanmak için, herkese samimi bir alaka göstermek, gülümseyerek selam vermek, hâl ve hatır sormak gerekir. Yapmacık hareketlerden de kaçınmalıdır! Yapmacık hareketler, fayda yerine çok zaman zarar verir. Kendimize “Samimiyetsiz” dedirtmemeliyiz. Samimi olmaya kendimizi alıştırmalıyız! Mesela birisi bizi telefonla aramış ve kendinin kim olduğunu bildirmemişse, (İnsan önce kendini tanıtır) diyerek tenkitle söze başlamamalıdır! (Buyurun efendim, kiminle müşerref oluyorum) diyerek karşımızdakinin kendisini takdim etmesine fırsat vermelidir! Daha sonra, (Efendim, size yardımcı olmak benim için bir şereftir) dersek, karşımızdakinin kalbini fethetmeye giden yolu keşfetmişiz demektir.

Kendini sevdirmenin yolu, iyi insan olmaktır. İyi insan da güzel ahlaklı olandır. Güzel ahlak nedir? Güzel ahlakla ilgili hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere [Kendine bir şey vermeyenlere] ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Süyuti]

(İyi huyları tamamlamak, yerleştirmek için gönderildim.) [Hakim]

(Sureti ve huyu güzel olanı Cehennem ateşi yakmaz.) [Taberani]

(İyi huylu olan, dünya ve ahiret saadetine kavuşur.) [Taberani]

(İnsana verilen en hayırlı şey, güzel ahlaktır.) [İbni Hibban]

(Güzel ahlaklı olmak, kişinin saadetindendir.) [Beyheki]

(Güzelin güzeli, güzel ahlaktır.) [İbni Asakir]

(En iyiniz, ahlakı en güzel olanınızdır.) [Buhari]

(Kıyamette, terazide güzel ahlaktan daha ağır gelen başka şey yoktur.) [Tirmizi]

Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak

Sual: İyi bir müslüman olmak için Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmak gerekiyormuş. Bu nasıl olur?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
(Bir kimse, bir zat ile konuşunca, eğer kalbinde, dünya sevgisi azalıp, Allahü teâlâya bağlılığı artarsa, onun keramet sahibi, evliyadan bir zat olduğu anlaşılır. Eğer böyle olmazsa, o zatın istidrac gösteren bir yalancı olduğu meydana çıkar. (Evliya olmak için Allahü teâlânın ahlakı ile ahlaklanmak gerek) buyurulmuştur. Yani Allahü teâlânın sıfatlarına uygun sıfatlar, evliyada hasıl olur. Fakat bu benzerlik sadece isimdedir. Yoksa sıfatların özelliğinde beraberlik olmaz. (Allahü teâlânın ahlakı ile ahlaklanın) emrini anlatırken Hace M. Parisa hazretleri, Tahkikat kitabında buyuruyor ki:

“Allahü teâlânın bir sıfatı Basirdir. Yani Allahü teâlâ her şeyi görür. Bir kimsenin kalb gözü açılır, firaset ışığı ile, kendi ayıplarını ve başkalarının iyi huylarını görürse, yani başkalarını kendinden üstün görürse ve Allahü teâlânın her an gördüğünü göz önünde bulundurarak hep Onun beğendiği şeyleri yaparsa, bu sıfatla huylanmış olur.

Allahü teâlânın bir sıfatı da Mümittir. Yani öldürücü demektir. Bir kimse, sünnetler yerine yerleşmiş olan bid’atleri yok ederse, bu sıfatla sıfatlanmış olur. Bütün sıfatlar, bunlar gibidir.”

Cahiller, bu ahlaklanmayı başka türlü anlamış ve yoldan çıkmıştır. Evliyanın ölüleri dirilteceğini, kaybolan şeyleri bileceğini sanmışlar, günaha girmişlerdir.) [Müj. Mekt. 107]

Allahü teâlânın sıfatlarından biri Settardır. Yani günahları örtücüdür. Müslüman da, din kardeşinin kusurunu örtmelidir.

Allahü teâlâ Kerimdir. Rahimdir. Yani lütfu, ihsanı bol ve merhameti çoktur. Müslüman da, cömert ve merhametli olmalıdır!

Allahü teâlâ, Gaffardır, yani kullarının günahlarını affedicidir. Müslümanlar da birbirlerinin kusurlarını affetmelidir!

Af, hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışlamak demektir. Allahü teâlâ affedicidir, affedenleri sever. Kur’an-ı kerimde mealen, (Affet, marufu emret ve cahillerden yüz çevir!) buyuruluyor. (Araf 199)

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Affedin ki, Allahü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani]

(Allah için affedeni Allahü teâlâ yükseltir, aziz eder.) [Berika]

(Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Ebiddünya]

(Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) [Ruzeyn]

(Musa aleyhisselam, “Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?” diye sordu. Allahü teâlâ da, “İntikam almaya gücü yeterken affedendir” buyurdu.) [Harâiti]

(Allahü teâlâ, merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) [İ.Ahmed]

(Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed]

Sual: En makbul amel nedir?
CEVAP
Peygamber efendimiz, en makbul amelin güzel ahlak olduğunu bildirmiş, (İman yönünden müminlerin en faziletlisi, ahlakı güzel olanlardır) buyurmuştur. (Hakim)
Bir kimse Peygamber efendimizden nasihat istedi. Dedi ki:
– Ya Resulallah bana öğüt ver!
– Nerede olursa olsun Allah’tan kork!
– Yine buyur ya Resulallah!
– Her kötülüğün akabinde bir iyilik yap! İyilikler günahları giderir.
– Yine buyur!
– Herkesle güzel geçin! (Tirmizi)

Oğlu, Lokman aleyhisselama sorar:
– En iyi haslet nedir?
– Dindar olmaktır.
– Peki babacığım, bu haslet iki olursa?
– Dindarlık ve mal sahibi olmak.
– Üç olursa?
– Dindarlık, mal ve haya.
– Dört olursa?
– Dindarlık, mal, haya ve güzel ahlak.
– Beş olursa?
– Dindarlık, mal, haya, güzel ahlak ve cömertliktir.
– Altı olursa?
– Oğlum bu beş haslet kimde olursa, o kimse takva ehli, temiz bir kimsedir, Allahü teâlânın dostudur, şeytandan uzaktır.

Kur’an-ı kerimde ise mealen buyuruluyor ki:
(Allah indinde en şerefliniz, takva ehli olanınızdır.) [Hücurat 13]

Bir kimse, asil bir aileye mensup olmasa da, güzel huylu ise, onun için güzel huyu, iyi bir asalettir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Güzel huy gibi asalet, tedbirli olmak gibi akıllılık olmaz.) [İbni Mace]

Güzel huylu kimse, insanların takdirini kazanır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mallarınızla herkesi memnun edemezsiniz. Güler yüz ve tatlı dil ile, güzel ahlakla memnun etmeye çalışınız!) [Hakim]

Sual: Güzel ahlaka sahip olmak için ne yapmak gerekir?
CEVAP
Güzel ahlaka sahip olmak için iyi ve kötü huyları bilmek gerekir. Ayrıca kendi kötü huylarını teşhis etmek gerekir. Bu teşhisi kendi yapar. Yahut bir âlimin, rehberin bildirmesi ile anlar. İnsan kendi kusurlarını zor anlar. Güvendiği arkadaşına sorarak da, kusurunu öğrenir. Sadık olan dost onu tehlikelerden, korkulardan koruyan kimsedir. Düşmanlarının kendisine karşı kullandıkları kelimeler de, insana ayıplarını tanıtmaya yarar. Çünkü düşman, insanın ayıplarını arayıp, yüzüne çarpar. Arkadaş ise, insanın ayıplarını pek görmez.

Birisi İbrahim Ethem hazretlerine, aybını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, (Seni dost edindim. Her halin bana güzel görünüyor. Aybını başkasına sor) dedi.

Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa, bundan kurtulmaya çalışmak gerekir. (Mümin müminin aynasıdır) hadis-i şerifinin manası budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. İsa aleyhisselama, bu güzel ahlakını kimden öğrendin, dediklerinde, (Birinden öğrenmedim. İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) buyurdu. Hazret-i Lokman’a, (Edebi kimden öğrendin) denince, (Edepsizden) dedi.

Selef-i salihinin, Eshab-ı kiramın, evliyanın menkıbelerini okumak da, iyi huylu olmaya sebep olur. Kendinde kötü huy bulunan kimse, buna yakalanmanın sebebini araştırmalı, bu sebebi yok etmeye, bunun zıddını yapmaya çalışmalıdır. Kötü huydan kurtulmak, bunun zıddını yapmak için çok uğraşmak gerekir. Çünkü, insanın alıştığı şeyden kurtulması güçtür. Kötü şeyler nefse tatlı gelir.

Çocukları ihmal etmeyelim

Bugün, bütün hıristiyan ülkelerinde, bir çocuk dünyaya gelir gelmez, buna bozuk dinlerinin icaplarını yapıyorlar. Her yaştaki insanlara, yahudiliği ve hıristiyanlığı titizlikle aşılıyorlar. Müslümanların imanlarını, dinlerini çalmak ve yok etmek ve onları da, hıristiyan yapmak için, İslam ülkelerine paket paket kitap, broşür ve sinema filmleri gönderiyorlar.

O halde müslümanlar, din cahillerinin hilelerine, yalanlarına aldanmamalı, bize emanet edilen çocuklarımıza sahip olmalıyız. Onlara sahip olmak da, dinimizin emirlerine uygun olarak yetiştirmekle olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ahlakınızı güzelleştirin!) [İbni Lal]

En vahşi hayvan bile terbiye ile ehlileştiriliyor. Hiçbir zaman elma çekirdeğinden portakal olmaz. Fakat elma fidanını büyüterek, lüzumlu aşı ve kültürel tedbirlerle kaliteli elma veren bir ağaç olarak yetiştirmek mümkündür. Bunun gibi insan tabiatında bulunan bazı arzular yok edilemez, fakat terbiye edilebilir.

Her şeyi, zıddı kırar. Kötü huyları, iyi huylar yok eder. Bu bakımdan kendini zorla da olsa iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları âdet haline getirmelidir. Çocuk, işleri ve ahlakı iyi olan insanlarla arkadaşlık ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur. Bu esaslar dahilinde çocuklar yetiştirilirse dünya ve ahiret saadeti elde edilir. Kıyamet günü, ana-baba, çocuğuna öğretmesi gereken ilimlerden mesul olacak, vazifesini yapmamış ise, yahut kusur etmiş ise cezaya çaptırılacaktır. Çocuklarını İslam terbiyesi üzerine yetiştirmeyenler, dünya ve ahiret felaketine maruz kalacaklardır.

Ne mutlu çocuğunu İslam ahlakı ile yetiştirenlere.

Güzel ahlaklı olmak

Sual: Güzel ahlaklı olmak için, özet halinde birkaç prensip bildirmek mümkün müdür?
CEVAP
İyi ve kötü huyları bilmek ve tatbik etmek gerekir. İslam Ahlakı kitabını okuyup, oradaki bilgilerle amel eden, güzel ahlaklı olur. Şu iki prensibi esas alan da güzel ahlaklı olur:
1- Düşmanlarımız, muhaliflerimiz, bizi çekemeyenler, hep ayıplarımızı araştırır. Onlardan kusurlarımızı öğrenip güzel ahlaka sahip olabiliriz. Birisi, ahlakını düzeltmek için İbrahim Ethem hazretlerine, ayıbını, kusurunu bildirmesi için yalvarınca, (Seni dost edindim. Her halin bana güzel görünüyor. Ayıbını başkasına sor) dedi.

2- Başkasında bir ayıp görünce, bunu kendinde aramak, kendinde bulursa bundan kurtulmaya çalışmak gerekir. (Mümin müminin aynasıdır) hadis-i şerifinin manası budur. Yani, başkasının ayıplarında, kendi ayıplarını görür. İsa aleyhisselama, bu güzel ahlakını kimden öğrendin dediklerinde, (İnsanlara baktım. Hoşuma gitmeyen şeylerinden sakındım. Beğendiğimi ben de yaptım) buyurdu. Hazret-i Lokman’a, (Edebi kimden öğrendin) denince, (Edepsizden) buyurdu. Yani birisinin yaptığı hareket bizim hoşumuza gitmiyorsa, edepsizlik olarak görüyorsak, onu biz de yapmamalıyız. Birisi bizim bir kusurumuzu söyleyince sevinmiyorsak, başkalarının da kusurlarını söylememeliyiz. Birisi bizi tenkit edince hoşlanmıyorsak, biz de başkalarını tenkit etmemeliyiz.

İnsan, bu prensipleri uygularsa, güzel ahlaklı olur. O halde, bir söz söylerken, kendimizi karşımızdakinin yerine koymalıyız. Böyle bir söze tepkimiz ne olur diye düşünmeliyiz. Bunun da istisnaları çıkarsa da, azdır. Zaten istisna genel kaideyi bozmaz.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ezan vakitleri 31.10.2014 bugün cuma namazı saat kaçta? günlük ezan vakti saati

31 ekim 2014 günlük ezan vakitleri namaz saatleri, türkiye geneli il il imsakiye bilgileri bugün cuma namazı ezanı saat kaçta okunacak, sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı namazı kılınış saatleri

ezan vakitleri - namaz saatlericuma gecesu duası - resimleri (4)

Namaz Vakitleri – 31.10.2014

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 04:32 05:54 11:29 14:24 16:52 18:08
Adıyaman 04:20 05:44 11:18 14:11 16:39 17:56
Afyon 04:52 06:16 11:49 14:40 17:09 18:26
Ağrı 04:02 05:28 10:59 13:48 16:17 17:36
Aksaray 04:38 06:02 11:35 14:27 16:55 18:12
Amasya 04:31 05:58 11:27 14:15 16:44 18:04
Ankara 04:43 06:09 11:39 14:29 16:57 18:17
Antalya 04:50 06:13 11:48 14:43 17:11 18:26
Ardahan 04:04 05:31 11:00 13:47 16:16 17:37
Artvin 04:07 05:35 11:03 13:50 16:19 17:40
Aydın 05:02 06:26 11:59 14:52 17:21 18:37
Balıkesir 05:03 06:28 11:59 14:49 17:18 18:37
Bartın 04:45 06:14 11:41 14:27 16:57 18:18
Batman 04:09 05:33 11:06 13:59 16:28 17:44
Bayburt 04:13 05:40 11:10 13:59 16:27 17:47
Bilecik 04:54 06:21 11:51 14:40 17:09 18:28
Bingöl 04:12 05:37 11:09 14:00 16:29 17:46
Bitlis 04:05 05:29 11:02 13:54 16:23 17:40
Bolu 04:48 06:15 11:44 14:32 17:01 18:21
Burdur 04:52 06:16 11:50 14:43 17:11 18:28
Bursa 04:58 06:24 11:54 14:43 17:12 18:32
Çanakkale 05:09 06:35 12:05 14:54 17:23 18:42
Çankırı 04:40 06:07 11:36 14:24 16:53 18:13
Çorum 04:35 06:02 11:31 14:19 16:48 18:08
Denizli 04:57 06:21 11:54 14:48 17:16 18:32
Diyarbakır 04:13 05:36 11:10 14:03 16:31 17:48
Düzce 04:50 06:17 11:46 14:34 17:03 18:23
Edirne 05:09 06:37 12:05 14:50 17:20 18:41
Elazığ 04:17 05:41 11:14 14:06 16:34 17:52
Erzincan 04:16 05:42 11:13 14:02 16:31 17:50
Erzurum 04:09 05:35 11:06 13:55 16:24 17:43
Eskişehir 04:52 06:18 11:49 14:38 17:07 18:26
Gaziantep 04:24 05:46 11:21 14:16 16:44 18:00
Giresun 04:21 05:48 11:17 14:05 16:34 17:54
Gümüşhane 04:16 05:43 11:13 14:01 16:30 17:50
Hakkari 03:58 05:22 10:56 13:49 16:18 17:34
Hatay 04:28 05:50 11:26 14:22 16:50 18:05
İçel 04:35 05:57 11:32 14:27 16:55 18:11
Iğdır 03:58 05:24 10:55 13:44 16:13 17:32
Isparta 04:51 06:15 11:48 14:42 17:10 18:27
İstanbul 04:59 06:26 11:55 14:42 17:11 18:32
İzmir 05:05 06:29 12:02 14:54 17:23 18:40
Karabük 04:44 06:12 11:40 14:27 16:56 18:17
Karaman 04:40 06:03 11:38 14:32 17:00 18:16
Kars 04:02 05:29 10:58 13:46 16:15 17:35
Kastamonu 04:40 06:08 11:36 14:22 16:51 18:12
Kayseri 04:32 05:56 11:29 14:20 16:49 18:06
Kilis 04:25 05:47 11:22 14:17 16:46 18:01
Kırıkkale 04:40 06:06 11:37 14:26 16:55 18:14
Kırklareli 05:06 06:35 12:02 14:48 17:17 18:38
Kırşehir 04:37 06:02 11:34 14:25 16:54 18:12
Kmaraş 04:26 05:49 11:23 14:17 16:45 18:01
Kocaeli 04:55 06:22 11:51 14:39 17:08 18:28
Konya 04:44 06:07 11:41 14:34 17:02 18:19
Kütahya 04:54 06:20 11:51 14:41 17:10 18:28
Malatya 04:20 05:44 11:17 14:10 16:38 17:55
Manisa 05:04 06:28 12:01 14:53 17:21 18:39
Mardin 04:10 05:33 11:08 14:02 16:30 17:46
Muğla 05:00 06:23 11:57 14:52 17:20 18:36
Muş 04:08 05:32 11:05 13:56 16:25 17:42
Nevşehir 04:35 05:59 11:32 14:24 16:52 18:10
Niğde 04:35 05:58 11:32 14:25 16:53 18:10
Ordu 04:23 05:51 11:19 14:07 16:36 17:56
Osmaniye 04:28 05:51 11:26 14:20 16:48 18:04
Rize 04:12 05:40 11:09 13:56 16:25 17:45
Sakarya 04:53 06:20 11:49 14:37 17:06 18:26
Samsun 04:29 05:57 11:25 14:12 16:41 18:02
Şanlıurfa 04:18 05:41 11:16 14:10 16:38 17:54
Siirt 04:06 05:29 11:03 13:56 16:24 17:41
Sinop 04:34 06:03 11:30 14:15 16:45 18:07
Şırnak 04:04 05:27 11:01 13:55 16:23 17:39
Sivas 04:26 05:52 11:23 14:12 16:41 18:00
Tekirdağ 05:04 06:32 12:01 14:48 17:17 18:37
Tokat 04:28 05:55 11:24 14:13 16:42 18:02
Trabzon 04:16 05:43 11:12 13:59 16:28 17:49
Tunceli 04:16 05:41 11:13 14:03 16:32 17:50
Uşak 04:56 06:21 11:53 14:45 17:13 18:31
Van 04:00 05:24 10:57 13:49 16:18 17:35
Yalova 04:57 06:24 11:54 14:42 17:11 18:31
Yozgat 04:35 06:01 11:31 14:21 16:50 18:09
Zonguldak— 04:48—- 06:16—- 11:44—- 14:30—- 16:59—- 18:20

Kaynak: diyanet.gov.tr

NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

sırat köprüsü nedir? nasıl geçiler? islam dini ve müslümanlıkta sırat köprüsünün önemi hakkında bilgi

Sırat köprüsü

Konuyla ilgili Sesli Dosyayı dinlemek için lütfen tıklayınız!
Sırat köprüsü Nass ile sabittir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Onları Cehennem Sıratına götürüp hapsedin! Çünkü onlar mesuldür.) [Saffat 23, 24]

Nuhbet-ül-Leali kitabında diyor ki:
Sırat, Cehennem üzerinde bir köprüdür. Âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki:
(İçinizden oraya [Cehenneme] uğramayacak hiç kimse yoktur.) [Meryem 71]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Cehennem üzerine Sırat köprüsü kurulur. Buradan ümmetiyle ilk geçecek Peygamber benim.) [Buhari]

(Kıyamette Sırat köprüsünün başında durur, ümmetimin geçmesini beklerim. Allahü teâlâ, “Dilediğini iste, istediklerine şefaat et, şefaatin kabul olunacaktır” buyurur. Ümmetime şefaatten sonra, yalvarmaya devam ederim. Rabbim bana “Ümmetinden ihlâsla bir defa “La ilahe illallah” diyen ve imanla ölen herkesi Cennete koy” buyuruncaya kadar yerimden kalkmam.) [İ. Ahmed]

(Sırat köprüsünü geçmek herkesin nuruna bağlıdır. Kimi göz açıp yumuncaya kadar, kimi şimşek gibi, kimi yıldız akması gibi, kimi koşan at gibi sıratı geçerler. Nuru çok az olan da yüzüstü sürünür. Elleri ve ayakları kayar, tekrar yapışır. Nihayet sürüne sürüne kurtulur.)[Taberani]

(Ehl-i beytimi ve Eshabımı çok sevenin, Sırat köprüsünden geçerken ayağı kaymaz.) [Deylemi]

(Hiçbir bid’at ehli Sırattan geçemeyecek, Cehenneme düşecektir.) [İbni Asakir]

(Cehennem ateşi müminlere der ki: Ey mümin, üzerimden çabuk geç, senin nurun ateşimi söndürüyor.) [Taberani]

(Nice kimseler Sırattan geçtiğini bilmeyip, meleklere derler ki: Sırat ve Cehennem nerede kaldı, biz onlardan geçtik mi?
Melekler de şöyle cevap verirler: “Siz Cehennem üstündeki Sırattan geçtiniz; fakat Cehennem ateşi sizin nurunuzdan çekilip, örtülmüştü.”) [Camius-sagir]

Peygamber efendimizin ümmetinden olan bazı kişiler, mezardan kalkınca doğruca Cennete giderler. Melekler bunlara derler ki:
– Hesap gördünüz mü?
– Hayır, biz hesap falan görmedik.
– Sırat köprüsünü geçtiniz mi?
– Hayır, Sırat falan görmedik.
– Cehennemi gördünüz mü?
– Hayır, Cehennemi de görmedik.
– Siz ne amel işlediniz de böyle hesap görmeden, Sırata uğramadan doğruca Cennete geldiniz?
– Bizim iki hasletimiz var idi. Onun sayesinde bu nimete kavuştuk. Allah’tan utanır, yalnızken de günah işlemezdik. Bir de Allah’ın verdiği az rızka razı olurduk.
Melekler derler ki: Bu nimetler sizin hakkınızdır. (İbni Hibban)

Köprü denilince, bilinen köprüler zannedilmemelidir! (Sınıf geçmek için imtihan köprüsünden geçilir) diyoruz. Hâlbuki imtihanın köprüye benzer tarafı yoktur. Sırat köprüsü de, bilinen köprülere veya imtihan köprüsüne hiç benzemez.(S.Ebediyye)

Sorulacak sualler

Sual: Sırat köprüsünde sorulacak sualler nelerdir?
CEVAP
Sırat köprüsü üzerinde yedi yerde, yedi şeyden sual edilecektir.
Önce imandan sorulacaktır. İmanı doğru ise birinci duraktan geçecek, doğru değilse Cehenneme düşecektir.

2. durakta namazdan sorulacaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Kabirde ışık, Sırat köprüsünü yıldırım gibi geçiricidir.) [M.Cenne]

(Kıyamette ilk önce namazdan sorulacaktır. Namazı düzgün olanın, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün olmayanın, hiçbir ameli kabul edilmez.) [Taberani]
[Onun için her Müslüman mutlaka namazı kılmalıdır! Namaz dinin direğidir. Direksiz bina olmaz. Namaza önem vermeyenlerin kâfir olacağını bildiren birçok hadis-i şerif vardır.]

3. durakta zekâttan,
4. durakta oruçtan,
5. durakta hacdan,
6. durakta kul hakkından, ana-baba hakkından, akrabayı gözetip gözetmediğinden,
7. durakta gusledip etmediğinden sorulacaktır.

Hangisinde kusuru varsa, o nispette Cehennemde yanacak, kusuru olmadığı yerden kolayca geçecektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(İnsanlar Cehennem üzerindeki köprüden geçerler. Köprüde dikenli demirler, çengeller ve kancalar vardır. İnsanları sağdan soldan yakalar. Köprüdeki melekler, “Allah’ım selamet ver” diye dua ederler. Halkın bir kısmı köprüyü şimşek gibi, bir kısmı rüzgâr gibi, bir kısmı koşan at gibi, bir kısmı koşarak, bir kısmı yürüyerek, bir kısmı emekleyerek ve bir kısmı da sürünerek geçer. Asıl Cehennemliklere gelince, bunlar ne ölür, ne de yeni bir hayata kavuşur. Günahkârlar, günahı nispetinde Cehennemde yandıktan sonra onlara şefaat edilmeye izin verilir.) [Buhari]

(Sırat kıldan ince, kılıçtan keskindir. Melekler, müminleri kurtarmaya çalışır. Cebrail aleyhisselam beni belimden tutar. Ben de, “Ya Rabbi ümmetime selamet ver, onları kurtar” diye dua ederim. O gün ayağı sürçüp düşen çok olur.) [Beyheki]

(Servetiyle Allahü teâlâya itaat eden ve malının hakkını ödeyen kimse, Kıyamette Sırata gelince, malı “Haydi geç, çünkü sen, bende olan Allah’ın hakkını ödedin” der. Daha sonra malındaki Allah hakkını ödemeyen kimse gelir, malı, “Neden bende olan Allah hakkını ödemedin?” der. O da “Yazık bana, ne yaptım?” diye söylenir.) [Beyheki]

(Cennete girene kadar, Sıratta göz kırpması kadar bekletilmemeyi isteyen Allah’ın dini hakkında kendi görüşüyle hiçbir söz söylemesin!) [Kurtubi]

Sıratı geçen müminler iki pınarla karşılaşırlar. Bu pınarın birisinde yıkanır, diğerinden de içerler. Böylece maddi ve manevi temizliğe kavuştuktan sonra Cennetin kapısına gelirler. Melekler, Zümer suresinde bildirildiği gibi, (Sizlere selam olsun, hoş geldiniz. Ebedi olarak buraya girin!) derler. Sonra Cennet elbiseleri giydirilir. Hepsi Cennete girer. (S. Ebediyye)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Dinimizde deviz ve iskat önemi nedir? hakkında bilgi

Ölü İçin Devir ve İskât

Konuyla ilgili Sesli Dosyayı dinlemek için lütfen tıklayınız!

Devir Ve İskat Programını bilgisayarınıza indirmek için lütfen tıklayınız!

Sual: İskata bid’at, hurafe diyenler var. Dinimizde iskatın yeri nedir?
CEVAP
Gelenek diye her gün İslam’ın bir hükmünü kaldırmaya çalışıyorlar. İskata bid’at diyen sapıklar vardır. Halbuki İskât, Kitap ve Sünnet ile, kıyas-ı fukaha ile sabittir. Kur’an-ı kerimde namazların nasıl kılınacağını açıkça anlamamıza imkan yoktur. Kur’an-ı kerimde namazın nasıl kılınacağı bildirilmemiş diye, namaz kılma şekli inkâr edilebilir mi? Her husus Kur’an-ı kerimde açıkça anlatılmamıştır. Bunlar, diğer delillerle bildirilmiştir. Dinimizde dört delil vardır: Kitap, Sünnet, İcma ve Kıyas. Bu dört delile Edille-i şeriyye denir.

Âlimler, Kitap ve Sünnete dayanarak iskâtın hükmünü bildirmişlerdir. Mesela Nur-ül-izah, Haşiye-i Tahtavi, Halebi, Dürr-ül-muhtar, Mülteka, Dürr-ül münteka, Vikaye, Dürer, Cevhere ve Birgivi Vasiyetnamesi Şerhi gibi kıymetli kitaplarda, ölü için iskât ve devrin gerektiği bildirilmektedir.

Tahtavi haşiyesinde buyuruluyor ki:
(Bir kimsenin, kaza edemediği namazlarının iskâtının yapılması için bütün âlimlerin sözbirliği (icma) vardır. Namazın iskâtı olmaz demek çok yanlıştır. Çünkü bu hususta mezheplerin sözbirliği vardır. [Nesai’deki] hadis-i şerifte (Bir kimse, başkası yerine oruç tutamaz ve namaz kılamaz. Ama onun orucu ve namazı için fakir doyurur) buyuruldu.) [s.356] Nimet-i İslam’daki bu hadis-i şerif, Dürer’de de mevcuttur.

Görüldüğü gibi, iskât Kitap ve Sünnette vardır. Ancak, iskâtın hükmü Kur’an-ı kerimden açıkça anlaşılmadığı için, âlimler, istinbat yolu ile çıkarmışlardır. Âlimlerin bu yol ile çıkardığı hükümlere Kıyas-ı fukaha denir. Kıyas-ı fukahayı inkâr edene mezhepsiz denir.

Mecmaul-enhür’da diyor ki:
(Nefsine ve şeytana uyarak namazlarını kılmamış, ömrünün sonuna doğru buna pişman olup kılmaya ve kaza etmeye başlayan kimsenin, kaza edemediği namazlarının iskâtının yapılması için vasiyet etmesi caizdir.) (Müstasfa)

Oruç, namaz, zekat borcundan başka, kul hakları, ödenecek borçlar, emanet, hırsızlık, dövmek, sövmek, alay, iftira, gıybet gibi hakların da iskâtı yapılır. (Cila-ül-kulub)

Bazıları, iskâtı kabul ediyorlar, fakat iskât devri için, (Parayı, bir başka fakire hediye etmekle iskât nasıl yapılır, kim kandırılıyor?) diyorlar. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: (Bir kimse, zekatını fakire verse, fakir de zekatı aldıktan sonra, getirip zengine hediye etse, zekat verilmiş olur.) [Zekat bahsi]

İskât işinde de, fakirin parayı, gönlü ile hediye etmesi gerekir. Gönlü ile hediye ederse, (Kimi kandırıyor?) denilemez. Herkes mülkünü dilediğine hediye edebilir. (Hidaye)

Bugün çok yerde iskât işleri dine uygun yapılmadığı gibi, zekat da ekseriya dine uygun verilmemektedir. Dine uygun verilmediği için “zekat kaldırılmalı” denilemeyeceği gibi, uygun yapılmadığı için de “iskât kaldırılmalı” denilemez. Dine uygun olarak nasıl yapılacağı bildirilir.

Bazı mezhepsizler “Orucun iskâtına dair âyet vardır. Bekara suresinin (Hasta veya yolcular, tutamadığı günler kadar, diğer günler oruç tutar. [Yaşlılık veya şifa ümidi kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da] oruç tutmaya güçleri yetmeyenlerin bir fakir doyumu fidye vermeleri gerekir) mealindeki 184. âyeti, oruç iskâtının gerektiğini emrediyor. Ancak namaz için böyle bir âyet yok” dedikleri halde, samimiyetsiz oldukları için, hiçbir mezhepsizin oruç için fidye verip iskât yaptığı ve oruç iskâtını dahi tavsiye ettiği görülmemiştir.

Sual: Devir ve iskat nasıl yapılır?
CEVAP
Ölü için yapılan iskatta, bir fakire nisaptan fazla verilebilir. Hatta, altınların hepsi, bir fakire verilebilir. Diyelim ki bir ölünün iskatı 25 kilo altın tuttu hepsi bir fakire verilse iskat yapılmış olur. Bu kadar altını bulmak zor olacağı için âlimlerimiz devir yolunu bildirmişlerdir. Bir yerden bir kilo altın ödünç alınır. Bir fakirle 25 kere devir yapılır veya 25 fakir bulunur, bir kere vermekle tamam olur.

Bütün namazlarının iskatı için vasiyet eden ölünün hiç malı yoksa veya üçte biri, vasiyete yetişmiyorsa veya hiç vasiyet etmemiş olup, veli kendi malı ile iskat yapmak isterse devir yapar. Fakat veli devir yapmaya mecbur değildir.

Bir aylık namaz iskatı için, beş altın lira veya 36 gram bilezik verilir. Bir senelik iskat için 36 x 12 = 432 gram bilezik gerekir.

Namaz kılmadığı yıllar x bir yıllık altın sayısı = fakir sayısı x bir fakire verilen altın sayısı x devir sayısıdır. Mesela, ölü 69 yaşında bir kadın ise, 60 senelik namaz iskatı için, 60 x 432 = 25920 gram altın, yani 25 kg ve 920 gram altın bilezik vermek gerekir. Bu kadar altını bulmak zor, hatta imkansız olacağı için devir yapmak gerekiyor. Elimizde 100 gram altın var ise, bir fakire 259 defa verip geri almak gerekir. Elimizde 1 kg altın var ise, 26 defa verip geri almak gerekir. Devire oturan fakir sayısı 26 ise, bir devirde namaz iskatı verilmiş olur. Fakir sayısı 13 ise iki devir yapmak gerekir.

Ölünün velisi veya vârislerinden biri veya bunlardan birinin vekil ettiği kimse, (Merhum ……………… nin namaz iskatı için, bedel olarak, bu beş altını sana verdim) diyerek, beş altını birinci fakire sadaka niyet ederek verir. Sadakayı fakire verirken (hediye ediyorum) denmez. Sonra fakir, (Aldım, kabul ettim. Sana hediye ediyorum) diyerek bunu vârise veya vârisin vekiline hediye eder. O da teslim alır. Sonra, yine buna veya ikinci ve diğer fakirlere verir ve hediye olarak ondan geri teslim alır.

Bir aylık Ramazan orucu iskatı yaklaşık 1 altındır. 60 yıllık iskatı ise 60 x 7.2 = 432 gr bilezik eder.

Veli, altınları fakirlere her verişte, namaz veya oruç iskatı diye niyet etmelidir. Fakir de, veliye geri verirken, hediye ediyorum demeli ve veli teslim aldım demelidir. Veli, fakire verirken, (Falancanın şu kadar namazının iskatı için, şu altınları sana verdim) demesi lazımdır. Fakir de, (Kabul ettim) demelidir ve altınları alınca, kendinin mülkü olduğunu bilmesi lazımdır. Bilmiyorsa önceden öğretilmelidir. Bu fakir de lutfedip, kendi isteği ile (Falancanın namazının iskatı için, bedel olarak şunu sana verdim) diyerek başka fakire verir. O fakir de, eline alıp, (Kabul ettim) demelidir. Alınca, kendi mülkü olduğunu bilmelidir. Emanet, ödünç gibi alırsa devir kabul olmaz. Bu ikinci fakir de, (Aldım, kabul ettim) dedikten sonra, (Aynı şekilde sana verdim) diyerek üçüncü fakire verir. Böylece namaz, oruç, zekat, kurban, sadaka-i fıtr, adak ve kul hakları, hayvan hakları için devir yapmalıdır. Yemin ve oruç kefaretleri için devir yapılmaz.

Ondan sonra, altınlar hangi fakirde kalırsa, lutfedip, arzusu ve rızası ile, veliye hediye eder. Veli alıp, kabul ettim der. Eğer fakir hediye etmezse, kendi malıdır, zor ile alınmaz. Veli bir miktar altını veya kâğıt para veya ölünün eşyasından bu fakirlere verip, bu sadaka sevabını da ölünün ruhuna hediye eder.

Sual: Devir iskatta, kadın ve erkek için, yükümlülük yaşı farklı mıdır? Bir de, yaşta hicri yıl mı, yoksa miladi yıl mı esas alınır?
CEVAP
Hicri yıl esas alınır. Akıl baliğ olduktan sonra, mükellef [yükümlü] olur. Akıl baliğ yaşı bilinmiyorsa, kadın için 9, erkek için 12 yaş esas alınır. Diyelim bir kimse, miladi olarak 69 [hicri 71] yaşında ölmüş ise, kadın ise 71 – 9 = 62, erkek ise 71-12 = 59 yaş esas alınarak devir iskat hesabı yapılır.

Sual: Hiç namaz kılmamış bir insanın devir ve iskatı yapılır mı?
CEVAP
Müslümansa yapılır

Sual: Devir ve iskat Şafiilerce de muteber mi?
CEVAP
Şafii mezhebinde Hanefi taklit edilerek devir iskat yapılır. Buğday yerine, kıymetini vermek hususunda Hanefi mezhebi taklit edilebilir. Zekat, kefaret, fıtra gibi şeyler, doğrudan doğruya camiye verilmez. Camiye bağış yapılabilir. Yani bir fakire verilir, o da camiye bağış yapabilir.

Sual: Fakirin borcu az olsa da devre katılamaz mı?
CEVAP
Katılamaz. Çünkü hediye etmesi caiz olmaz. Önce borcunu ödemesi lazımdır. Taksitli borçlar dikkate alınmaz. Nisaba ulaşmayan, [96 gram altını veya bu kadar zekât malı olmayan] kimse devre oturabilir.

Sual: Fakir vekili olan zengin, iskat devrine oturabilir mi?
CEVAP
Evet.

Sual: Fakir ile vekili zengin, iskat için aynı devre oturabilir mi?
CEVAP
Asıl varken, vekil muteber olmaz. Yani oturamaz.

Sual: Fakir, borcunu zengine havale edip devre oturabilir mi?
CEVAP
Evet.

Sual: Ağır hasta iskat için ne yapması lazım?
CEVAP
Namazları kaza etmeden ölüm hâli gelen kimseye, bu namazların iskatı için, bırakacağı maldan fidye verilmesini vasiyet etmek vacip olur. Vasiyet etmezse, velisinin, hatta yabancının kendi malından iskat yapması caiz olur. Hacca gidemeyen zenginin, hac parasını bırakarak, başkasının gönderilmesi için vasiyet etmesi vaciptir. Malı olmayan meyyit [ölü], ölmeden önce, devir yapılmasını vasiyet ederse, velinin devir yapması gerekmez. Meyyitin kefaretlerini iskat edecek kadar malının hepsini, mirasın üçte birini aşmamak üzere vasiyet etmesi vacip olur. Böylece, devre lüzum kalınmadan, iskat yapılır. 1/3’ü iskata yetiştiği halde, 1/3’den az malın devir yapılmasını vasiyet etmek günahtır. Vasiyet etmeyip, vârisi kendi parası ile hacca gidebilir veya birini gönderebilir. Vasiyet edilmeyen zekat iskatının yapılması gerekmez. Ancak vâris, zekat iskatı için de, kendiliğinden devir yapabilir. Günah olan bir şeyi yapmak için vasiyet edilmez ve böyle vasiyetler yerine getirilmez.

Sual: Hayatta iken devir iskat yapılsa olur mu?
CEVAP
Olmaz.

Sual: İskat yapmak farz mıdır?
CEVAP
Farz değildir. İskat yapmak, ölünün namaz oruç gibi borçlarının affolması için Allahü teâlâya yalvarmak demektir. Yapılması çok iyi olur.

Sual: Devir ve iskat yapan birisinin borcu olmadığını söylediği halde, borcu varsa, devir ve iskat geçerli olur mu?
CEVAP
Devir iskat geçerli olur fakat kendisine günah olur.

Sual: Devir ve iskata oturacak fakirlerden namaz kılmayan varsa, çocuk veya kadın olsa mahzuru olur mu?
CEVAP
Evet mahzuru vardır. Çünkü İslam Ahlakı kitabının Ey oğul ilmihali kısmında, (Meyyit için namaz iskatı) bölümünde deniyor ki:
(Devire oturacak fakirin akıl baliğ salih erkek olması lazımdır.)

Demek ki devire oturacak kimselerin, akıl baliğ olması, çocuk ve kadın olmaması, bir de fasık olmaması gerekir. Namaz kılmayan kimse dinen fasıktır.

Sual: Devir ve iskatta ölü için yemin kefareti verilemez mi?
CEVAP
Devir ve iskatta fakir sayısı ondan aşağı olursa yemin kefareti için devir yapılamaz. Çünkü bir yemin kefareti için 10 fakirin her birine bir fıtra tutarında altın vermek gerekir. Ölenin üç yemin kefareti varsa, 30 fakir gerekir. Yahut 10 fakire her gün bir yemin kefaretini ödeyecek altın vermek gerekir. Bu zor olduğu için devir ve iskat yapılırken yemin kefareti genelde yapılmaz.

Yemin, oruç kefareti

Sual: Ölünün yemin ve oruç kefaretleri için devir yapılmıyor. Bunun bir çaresi yok mu?
CEVAP
Çaresi vardır. Birkaç yemin kefareti, bir günde on fakire verilemediğinden dolayı, yemin kefareti için bir günde devir yapılamaz. Oruç kefaretinde de, bir fakiri 60 gün doyurmak gerektiği için, bir günde devir yapılamaz. On yemin kefareti verilecekse, yüz fakir bulmak gerekir. Fakirlerin hepsini bir araya getirmek zor olacağı için, hepsinden vekâlet alınır. Vekil olan kimse, onlar adına yemin kefaretlerini alır. Mesela vekil olan kimseye 100 tane namaz kitabı verilse yemin kefareti ödenmiş olur. Yahut güvenilen on fakire para verip, (Seni vekil ediyorum. Bu parayla her gün, sabah ve akşam olmak üzere, on gün karnını doyuracaksın) demelidir. Bu şekilde de on yemin kefareti verilmiş olur.

Ölüyü borçtan kurtarmak

Sual: Borcu olan fakir, önce borcunu ödemesi gerektiği için, elindeki parayı, altını hediye edemediğinden, devir ve iskata oturamıyor. Bunun bir çaresi yok mu, mesela borcunu bir başkası üstlenebilir mi?
CEVAP
Ölünün ihtiyacından dolayı buna izin verilmiştir.
Havale, verenin, alanın ve kabul edenin üçünün de sözleşmesi ile olabileceği gibi, yalnız veren ile alanın veya veren ile kabul edenin yahut alan ile kabul edenin arasındaki sözleşme [anlaşma] ile de olur. Ölünün borçlarını, bir an önce ödemek gerekir.

Kabre konmadan, borçları ödenemezse, ölünün yakın bir akrabası, borcu havale yoluyla üstlenir. Böylece, hak sahiplerinin kabul etmesiyle ölü, borçtan kurtulmuş olur. Bu yol, havale metoduna tam uymuyorsa da, ölünün ihtiyacı çok olduğu için, İslamiyet izin vermiştir.

Peygamber efendimiz, borçlu olan birinin namazını kılmak istemedi. Ebu Katade ismindeki bir Sahabi, borcunu, bu yolla üstlenince, cenaze namazını kılmayı kabul buyurdu. Resulullah, Ebu Katade’ye, (Bu iki altın borcu üstlendin mi ve ölü borçtan kurtuldu mu?) buyurdu. Ebu Katade hazretleri evet deyince, Resulullah efendimiz cenazenin namazını kıldı. (S. Ebediyye)

Sual: Devir iskat yaparken nelere dikkat etmek gerekir?
CEVAP
Devir yaparken, altını verdiğimiz borçsuz fakir, paranın kendisinin olduğunu bilmeli. Ancak iskat yapılmadan önce, ölmüş bir Müslümanın namaz ve oruç gibi hak borçlarından kurtulması niyetiyle, Allahü teâlâya yalvarmak demek olduğu anlatmalı. İskata oturan fakir, altını kendi rızasıyla hediye etmelidir. İskatın sonunda, bir miktar para verilerek fakirlerin sevindirilmesi iyi olur.

Sual: Vasiyet etmeden ölen yakınlarımızın devir ve iskatını yapabilir miyiz? Öleli yıllar olmuşsa bir mahzuru olur mu?
CEVAP
Vasiyet etmeden de ölse de, aradan yıllar geçse de, yine devir ve iskatını yapmak iyi olur.

Devir ve iskat

Sual: Devir ve iskat yoluyla kılınmayan namazlar affediliyorsa, namaz kılmaya ve başka ibadete ne gerek var? O zaman bir kâfir veya hiç ibadet etmeyen bir Müslüman da, iskatla Cennete gider.
CEVAP
Devir ve iskat, kâfirler ve hiç namaz kılmayanlar için değildir. Namaz kılmayan kimsenin zaten imanını muhafaza etmesi çok zordur. Devir ve iskat, namaz kılan ve diğer ibadetleri yapan Müslümanlar için yapılır. Mesela bir kimse tevbe etmiş, namaza başlamıştır; fakat kaza namazları bitmeden ölmüşse, bunların affı için devir ve iskat yapılır, Allahü teâlâya yalvarılır. Yine de affedileceği kesin değildir. Bunun gibi bir kimse, bütün namazlarını kılmıştır; ama bazı şartlarını bilmediği için, namazlarında eksiklikler olabilir, sahih olmamış olan namazları olabilir. İşte bunların affı için de, devir ve iskat yapılır. Kıldığımız namazların, tuttuğumuz oruçların kesin olarak kabul olduğunu bilmediğimiz gibi, devir ve iskatla da, bunların affedilip affedilmediği bilinemez. Allahü teâlâ ile pazarlığa girişemeyiz. Bizim vazifemiz, dinin bildirdiğini yapmaktır.

İskat yaparken

Sual: Ölünün yapmamış olduğu secde-i tilavetler olabilir. Bunlar için fidye vermek gerekir mi?
CEVAP
Hayır. (S. Ebediyye)

İskatta üzüm

Sual: Sadaka-i fıtırda olduğu gibi, iskatta da, hurma veya kuru üzümden hesap etmek daha iyi midir?
CEVAP
Evet, iyidir. S. Ebediyye’de deniyor ki: Kefaret iskatı, buğday yerine un veya bir sa’ arpa, hurma, üzümle de hesap edilerek, bunlar da verilebilir. Çünkü bunlar buğdaydan daha kıymetli oldukları için, fakire daha faydalıdır. Hepsi yerine kıymetleri olan altın veya gümüş de verilebilir. (Meyyit için iskat bahsi)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

atatürk ve dünya liderlerinden 29 ekim cumhuriyet bayramı ile ilgili özlü sözler

29 ekim cumhuriyet bayramı ile ilgili özlü sözler, güzel sözlü cumhuriyet ve atatürk sözleri, dünya liderlerinin cumhuriyet ve atatürke söylediği sözler örnekler

29 ekim cumhuriyet bayramı mesajları tebrik kartları güzel sözler resimli mesaj (6)

  •  Gençler! Cumhuriyeti biz kurduk, onu siz yasatacaksiniz.

  •  Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.

•  Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet sekli demektir.

•  Cumhuriyet, yüksek ahlâkî deger ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir.

•  Cumhuriyetimize verecegimiz en büyük armagan, gençlerin egitilmesi olacaktir.

  •  Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktir. Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yasayacaktir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

29 ekim cumhuriyet bayramı mesajları tebrik kartları güzel sözler resimli mesaj (5)

•  Demokrasi, halkin halk tarafindan, halk için yönetimidir.

Lincoln

•  En iyi hükümet, bize kendi kendimizi yönetmesini ögreten hükümettir.

Goethe

 •  Cumhuriyet, erdemli insanlarin yönetimidir.

Montesquieu

•  Cunhuriyet ile cehalet, ikisi ayni yerde barinamaz.

Lamartine

•  Halk yöneticilere, yöneticiler de yasalara saygi duyduklari zaman, toplum iyi yönetiliyor demektir.

Aristipper

•  Özgürlügü sevenlere ve koruyanlara ancak Cumhuriyet yarasir.

George Washington

29 ekim cumhuriyet bayramı mesajları tebrik kartları güzel sözler resimli mesaj (11)

Atatürk’ün Cumhuriyet İle İlgili Sözleri

• “Türkiye devletinin şekl-i hükûmeti cumhuriyettir.”

• Türk milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924)

• Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemiyle devlet şekli demektir. (1933)

• Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. (1925)

• Bugünkü hükümetimizin, devlet teşkilatımızın doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet ve hükümet teşkilatıdır ki onun adı Cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millet ve millet hükümettir. (1925)

• Türk Milletinin tabiatına ve geleneklerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir

• Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslariyle, Türk milletini emin ve sağlam bir istikbal yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik itibariyle, büsbütün yeni bir hayatın müjdecisi olmuştur. 1936 (Atatürk’ün S.D. I, S. 372)

• Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır. 29 Ekim 1923 (Nutuk II, S. 814-15)

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | 1 yorum

29 ekim cumhuriyet bayramı ile ilgili atatürk şiirleri

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ilgili şiir, 29 EKİM ŞİİRLERİ29ekim şiiri, Cumhuriyet Bayramı ile ilgili şiircumhuriyet bayramı şiiri, CUMHURİYET BAYRAMI ŞİİRLERİ, Cumhuriyet Bayramını anlatan Cumhuriyet Bayramı şiiri

29 ekim cumhuriyet bayramı mesajları tebrik kartları güzel sözler resimli mesaj (8)

ATATÜRK VE CUMHURİYET

Baş eğmişken önünde altı asır her zorluk,
Göçtü bir çınar gibi koca imparatorluk!..
Çatırdattı bu göçüş göklerini vatanın,
Duyunca silkindi Türk narasını “Ata”nın!…

Haykırdı kadın, erkek: “İhtilâl var, ihtilâl”!
Çiğnenemez yerlerde mübarek, şanlı hilâl…
Alev alev bayrağım kızıllıklarda yandı,
Bütün millet “Kemal”in etrafında toplandı!..

Dönünce yurt ananın gözleri bir pınara
Can verdi ulu tanrım bu devrilen çınara!..
Saldı o yeniden kök, filiz, gövde, dal budak:
Irkının şahlanışı ısırttı “Garb”a dudak!..

Çekince Mehmetçik’ler kılıçları kınından,
Göl göl oldu her taraf korkak düşman kanından!
Birleşti siperlerde gazilerle, şehitler,
Yeni bir düzen verdi dünyaya koç yiğitler!..

Dile gelince otuz asırlık şanlı mazi,
Türk’ün kara bahtını ağarttı “Büyük Gazi”!..
Son verip bu cenkte biz binbir kötü niyete,
Kavuştuk sevgilimiz: İstiklâl, hürriyetle!..

Değildir zindan artık bize Anadolu’muz,
Cumhuriyet nuruyla aydınlandı yolumuz!..
Onun kutsal sevgisi taşıyor içimizden,
Gökler dolusu selâm, ölmez “Ata”ya bizden!..

Cemal Oğuz ÖCAL

29 ekim cumhuriyet bayramı mesajları tebrik kartları güzel sözler resimli mesaj (3)

ON BEŞ YILI KARŞILARKEN

Kim derdi yarılsın da nihayet yerin altı,
Bir anda dirilsin de şu milyonla karaltı.

Topraklaşan ellerde birer meşale yansın.
Kim der ki şu milyonla adam birden uyansın.

Kim derdi seher yıldızı doğsun da bir evden,
Kaçsın da cehennemler o bir dalma alevden,

Canlansın ışık selleri olsun da o damla
Beş devletin öldürdüğü devlet bir adamla.

Kim der ki en son rakamlar da delirsin.
On beş asır on beş yılın eb’adına girsin.

Dünyaları bir fert evet oynattı yerinden,
Sarsıldı demirler evet azmin demirinden.

Mazi yıkılıp gitti evet fesli, kafesli:
Lâkin bugünün ey granit bünyeli nesli,

Bir şey ele geçmez şerefin sade adından.
Sen arşı bırak, varsa haber ver kanadından.

Gökten ne çıkar? Gök ha büyükmüş ha değilmiş,
Sen alnını göster ne kadar yükselebilmiş.

Gökler çıkabildin, uçabildinse derindir,
Tarihi kendin yazıyorsan, eserindir.

Bahsetme bugün sade dünün mucizesinden,
İnsan utanır sonra yarın kendi sesinden.

Asrın yaşamak hakkını vermez sana kimse;
Sen asrını üstünde izin varsa benimse;

BAYRAKLARI BAYRAK YAPAN ÜSTÜNDEKİ KANDIR
TOPRAK EĞER UĞRUNDA ÖLEN VARSA VATANDIR.

Mithat Cemal KUNTAY

29 ekim cumhuriyet bayramı mesajları tebrik kartları güzel sözler resimli mesaj (7)

CUMHURİYET

Al yıldızlı al bayraklar,
Her yanda dalgalanıyor.
Süslendi evler, sokaklar
Renk renk ışıklar yanıyor.

Yirmi üç yıl önce bugün.
Cumhuriyet kurdu millet,
Bize büyük Atatürk’ün,
Armağanı Cumhuriyet.

En birinci vazifemiz,
Onun yolunda yürümek.
Canımız gibi koruruz,
Cumhuriyet Türklük demek.

Sevinçle, sağlıkla geçsin.
Sabahımız, akşamımız.
Kutlu olsun hepimize,
Cumhuriyet Bayramımız.

Vasfi Mahir KOCATÜRK

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | 1 yorum

Eş Anlamlı Kelimeler Sözlüğü

Eş Anlamlı Kelimeler Sözlüğü – anlamdaş kelime bul

A

ab – su
aba – üstlük
abartı – mübalağa
abece – alfabe
abecesel – alfabetik
abes – boş – gereksiz
abıhayat – bengi su
abide – anıt
abluka – kuşatma
abuk sabuk – anlamsız
abullabut – hantal, kaba
abus – somurtkan
acar – cesur, becerikli
acaba -acep
acayip – garip
acele – çabuk – ivedi
aceleci – ivecen
Acemce – Farsça
acemi – toy, bilgisiz
acı – üzüntü – ıstırap
acıma – merhamet
acımasız – gaddar
açıkgöz – kurnaz
ad – isim
adale – kas
adalet – hak
adet – tane
âdet – gelenek  –  töre
adıl – zamir
adi – bayağı – aşağılık
aferin – bravo
affetmek – bağışlamak
ahenk – uyum
aka – büyük
akıl – us
aksi – ters
al – kırmızı
alaka – ilgi
alaz – alev
alelade – sıradan
aleni – açık
Allah – tanrı
ama – fakat
âmâ – kör
amaç – erek
amade – hazır
amale – işçi
amel – iş
ana – anne
anı – hatıra
anıt – abide
aniden – birden – ansızın
anlam – mana
anlamdaş – eş anlamlı
anlatım – ifade
ant – yemin
apse – iltihap
ara – fasıla
araç – vasıta
arıza – bozukluk
arka – geri
armağan – hediye
art – arka
arzu – istek
asır – yüzyıl
asil – soylu
aş – yemek
aşırmak – çalmak
ata – cet
atak – girişken
atamak – tayin etmek
atölye – işlik
avare – serseri
ayakkabı – pabuç
ayakyolu – hela
aylak – serseri
ayraç – parantez
ayrıcalık – imtiyaz
aza – üye

B

bacı – kız kardeş
bağışlamak –affetmek
bağnaz – yobaz
bakış – nazar
barış – sulh
basımevi – matbaa
basit – yalın
baş – kafa
başkaldırı – isyan
başkan – reis
başkent – başşehir
başvuru – müracaat
batı – garp
bayağı – adi – aşağılık
bayındır – mamur
bayındırlık – imar
baytar – veteriner
bazen – kimi
bedava – parasız
beden – gövde
beğeni – zevk
belde – şehir
belge – vesika
bellek – hafıza
bencil – egoist
benlik – kişilik
beraber – birlikte
bereket – bolluk
berrak – duru
besin – gıda
beyanat – demeç
beyaz – ak
beygir – at
beyhude – boşuna
biçare – zavallı
biçim – şekil
bilakis – tersine
bilgin – alim
bilgisiz – cahil
bilhassa – özellikle
bilim – ilim
bilgisiz – cahil
bilinç – şuur
bina – yapı
birden – ani
birdenbire – aniden
birey – fert
biricik – tek
bitki – nebat
boylam – meridyen
bozkır – step
bucak – nahiye
buğu – buhar
buhran – bunalım
buyruk – emir
büro – ofis – yazıhane

C

cahil – bilgisiz
caka – gösteriş
camekan – vitrin
canlı – diri
cazibe – çekim
cehalet – bilgisizlik
celse – oturum
cenk – savaş
cenup – güney
cerahat – irin
cerrah – operatör
cesur – yürekli
cet – ata
cevap – yanıt
ceviz – koz
cılız – sıska
ciddi – ağırbaşlı
cihaz – aygıt
cihet – yön
cilt – ten
cimri – pinti
cimri – hasis
cin – tür
civar – yöre
cömert – eli açık
cümle – tümce
cılız – sıska
ciddi – ağırbaşlı
cihaz – aygıt
cihet – yön
cilt – ten
cimri – pinti
cimri – hasis
cins – tür
civar – yöre
cömert – eli açık
cümle – tümce

Ç

çabuk – acele
çağ – devir
çağdaş – modern – uygar
çağrı – davet
çamur – balçık
çare – deva
çehre – yüz
çeşit – tür
çeviri – tercüme
çığlık – feryat
çılgın – deli
çizelge – cetvel
çoğunluk – ekseriyet
çok – fazla

D

dahil – iç
daimi – sürekli
darbe – vuruş
dargın – küs
darılmak – küsmek
davet – çağrı
defa – kez
değer – kıymet
değerli – kıymetli
değnek – sopa
deli – çılgın
delil – kanıt
deneme – tecrübe
denetim – kontrol
deney – tecrübe
deprem – zerzele
dergi – mecmua
derhal – hemen
deri – ten
derslik – sınıf
devamlı – sürekli
devinim – hareket
devir – çağ
devir – tur
devre – dönem
dışalım – ithalat
dışsatım – ihracat
diğer – başka
dil – lisan
dilek – istek
diri – canlı
dize – mısra
dizi – sıra
doğa – tabiat
doğal – tabii
doğu – şark
doktor – hekim
donuk – mat
doruk – zirve
dost – arkadaş
dönemeç – viraj
döşek – yatak
duru – berrak
durum – vaziyet
duygu – his
düş – rüya
düşünce – fikir
düzen – seviye
düzmece – sahte
düzyazı – nesir

E

ebat – boyut
ebedi – sonsuz
ebeveyn – anne-baba
eda – naz
edat – ilgeç
edebiyat – yazın
efe – zeybek
egoist – bencil
ehemmiyet – önem
ek – ilave
eklem – mafsal
ekonomi – iktisat
elbise – giysi
emir – buyruk
emniyet – güvenlik
ender – nadir
endişe – kaygı
endüstri – sanayi
enkaz – yıkıntı
enlem – paralel
entari – giysi
enteresan – ilginç
erek – amaç
esas – temel
eser – yapıt
esir – tutsak
etki – tesir
etraf – çevre

F

faaliyet – etkinlik
faiz – nema
fakat – ama – lakin
fakir – yoksul – fukara
faktör – unsur
fare – sıçan
fark – ayrım
fasıla – ara
fayda – yarar
fazla – çok
felç – nüzul
fena – kötü
fer – ışık
fert – birey
feza – uzay
fiil – eylem
fikir – düşünce
file – ağ
füze – roket

G

garip – acayip
garp – batı
gaye – amaç
gayret – çaba
gebe – hamile
gelecek – istikbal – ati
gelenek – anane
gene – yine
genel – umumi
geri – art
gezmek – dolaşmak
gıda – besin
giysi – elbise
giz – sır
gizli – saklı
gökyüzü – sema
görev – vazife
gövde – beden
gözlem – rasat
güç – kuvvet – zor
güçlü – kuvvetli
güldürü – komedi
gülünç – komik
güney – cenup
güven – itimat
güz – sonbahar

H

hadise – olay
hal – durum
halbuki – oysa
ham – olmamış
hane – ev
hareket – devinim
hariç – dış
harp – savaş
hasım – düşman
hasis – cimri – pinti
hasret – özlem
hassas – duygulu
hatıra – anı
hayal – düş
hayat – yaşam
haysiyet – onur
hediye – armağan
hekim – doktor
hela – tuvalet
hemen – derhal
hısım – akraba
hiddet – öfke
hikaye – öykü
hisse – pay
hudut – sınır
hususi – özel
hür – özgür

I

ılıca – kaplıca
ırak – uzak
ırgat – rençber
ırk – soy
ıra – karakter
ırmak – nehir

İ

icat – buluş
iç – dahil
içten – samimi
idadi – lise
idare – yönetim
ihracat – dışsatım
ihtiyar – yaşlı
ihtiyaç – gereksinim
ikaz – uyarı
iktisat – ekonomi
ilan – duyuru
ilave – ek
ilgeç – edat
ilgi – alaka
ilginç – enteresan
ilim – bilim
ilişki – münasebet
imar – bayındır
imkan – olanak
imtihan – sınav
isim – ad
iskemle – sandalye
ithalat – dışalım
itibar – saygınlık
itimat – güven
itina – özen
izah – açıklama

J

jeoloji – yer bilimi
jön – genç

K

kabiliyet – yetenek
kabus – karabasan
kafa – baş
kafi – yeter
kafiye – uyak
kalite – nitelik
kalp – yürek
kamu – halk
kanıt – delil
kapital – sermaye
kanun – yasa
kara – siyah
karşın – rağmen
karşıt – zıt
kas – adale
katı – sert
kati – kesin
kayıp – yitik
keder – acı
kelime –sözcük
kenar – kıyı
kent – şehir
kere – defa – kez
kesin – kati
kılavuz – rehber
kırmızı – al
kıyı – sahil
kir – pislik
kirli – pis
kişi – şahıs
kocaman – iri
kolay – basit
komedi – güldürü
komik – gülünç
kontrol – denetim
konuk – misafir
konut – ev
koşul – şart
kural – kaide
kuruluş – müessese
kurum – kuruluş
kuşku – şüphe
kutsal – mukaddes
kuvvet – güç
kuzey – şimal
küme – grup
küs – dargın

L

laf – söz
lafazan – geveze
lahza – an
lal – dilsiz
lama – deve
lider – önder
lisan – dil
lüzumlu – gerekli
lüzumsuz – gereksiz

M

mabet – tapınak
macera – serüven
mafsal – eklem
mağlup – yenik
mahalli – yerel
mahcup – utangaç
mahluk – yaratık
mahpushane – cezaevi
mahsul – ürün
mana – anlam
mani – engel
manzara – görünüm
matbaa – basımevi
matem – yas
mebus – milletvekili
mecbur – zorunlu
mecmua – dergi
medeni – uygar
medeniyet – uygarlık
mektep – okul
mektup – name
melodi – ezgi
menfaat – çıkar
menfi – olumsuz
menkul – taşınır
meridyen – boylam
merkep – eşek
mesafe – ara
mesela – örneğin
mesele – sorun
mesken – konuk
meslek – iş
mesul – sorumlu
mesut – mutlu
meşhur – ünlü
meşrubat – içecek
merasim – tören
mevcut – var
meydan – alan
millet – ulus
milletvekili – mebus
milli – ulusal
misafir – konuk
misal – örnek
misli – katı
muallim – öğretmen
muavin – yardımcı
muharebe – savaş
muhtelif – çeşitli
muştu – müjde
mübarek – kutsal
müessese – kuruluş
mühim – önemli
mükafat – ödül
müsabaka – yarışma
müsait – uygun
müspet – olumlu
müstahsil – üretici
müstakil – bağımsız
müşteri – alıcı

N

nadir – ender
nakil – atama – taşıma
nakit – para – akça
nakliyeci – taşımacı
namzet – aday
nasihat – öğüt
nebat – bitki
neden – sebep
nefes – soluk
nehir – ırmak
nem – rutubet
nesil – kuşak
nesir – düzyazı
neşe – sevinç
netice – sonuç
nispet – oran
nitelik – kalite
noksan – eksik
numune – örnek
nutuk – söylev]

O

okul – mektep
olanak – imkan
olası – mümkün
olay – vaka
olumlu – müspet
olumsuz – menfi
onarım – tamir
onay – tasdik
onur – şeref
oran – nispet
otlak – mera
oy – rey
ozan – şair.

Ö

öbek – grup
öbür – diğer
ödenti – aidat
ödlek – korkak
ödül – mükafat
ödün – taviz
öfke – hiddet
öge – unsur
öğrenci – talebe
öğrenim – tahsil
öğüt – nasihat
ömür – hayat – yaşam
önce – evvel
önder – lider
önemli – mühim
öneri – teklif
önlem – tedbir
örgüt – teşkilat
örneğin – mesele
örnek – misal
öteki – diğeri
ötürü – dolayı
öykü – hikaye
özel – hususi
özen – itina
özgün – orijinal
özgür – hür
özlem – hasret

P

pabuç – ayakkabı
pasif – edilgen
pinti – cimri
pis – kirli
politika – siyaset
problem – sorun.

R

rağmen – karşın
rastlantı – tesadüf
rey – oy
rutubet – nem
rüya – düş
rüzgar – yel

S

sade – yalın
sağlık – sıhhat
saha – alan
sahil – kıyı – kumsal
saldırı – hücum
samimi – içten
sanayi – endüstri
sandalye – iskemle
savaş – harp
saz – çalgı
sebep – neden
sene – yıl
sermaye – kapital
serüven – macera
sevinç – mutluluk
sıçan – fare
sıhhat – sağlık
sınav – imtihan
sınıf – derslik
sır – giz
sima – yüz
siyah – kara
siyaset – politika
son – nihayet
sonbahar – güz
sonuç – netice
sorumluluk – mesuliyet
sorun – mesele
soylu – asil
sömestir – yarıyıl
söylev – nutuk
sözcük – kelime
sözlük – lügat
sulh – barış
suni – yapay
surat – yüz
sürat – hız
sürekli – devamlı

Ş

şafak – tan
şahıs – kişi
şahit – tanık
şair – ozan
şaka – latife
şans – talih
şark – doğu
şart – koşul
şayet – eğer
şef – lider – önder
şehir – kent
şekil – biçim
şen – neşeli
şeref – onur
şöhret – ün
şuur – bilinç
şüphe – kuşku

T

tabiat – doğa
tabii – doğal
tabip – hekim – doktor
talebe – öğrenci
talih – şans
tamir – onarım
tane – adet
tanık – şahit
tanım – tarif
tapınak – mabet
taraf – yan
tarım – ziraat
tarif – tanım
tartışma – münakaşa
tasdik – onay
taviz – ödün
tebrik – kutlama
tecrübe – deney
tedbir – önlem
teklif – öneri
tekrar – yine
temel – esas
tercüme – çeviri
tertip – düzen
tesadüf – rastlantı
tesir – etki
toplum – cemiyet
tören –merasim
tren – şimendifer
tuhaf – garip
tutsak – esir
tuvalet – hela – wc
tüm – bütün
tümör – ur
tümce – cümle

U

uçak – tayyare
uçurum – yar
ufak – küçük
uğraş – iş
ulu – yüce
ulus – millet
umumi – genel
umut – ümit
unsur – öğe
us – akıl
usta – ehil
uyarı – ikaz
uygar – medeni
uyum – ahenk
uzak – ırak
uzay – feza

Ü

ülke – diyar – memleket
ülkü – ideal
üleş – pay
ümit – umut
ünlü – meşhur
ürem – faiz
ürün – mahsul
üye – aza

V

vaka – olay
vakit – zaman
varlıklı – zengin
varsıl – zengin
vasıta – araç
vatan – yurt
vazife – görev
vaziyet – durum
vesika – belge
veteriner – baytar
vilayet – il
viraj – dönemeç
vücut – gövde

Y

yalın – sade
yan – taraf
yanıt – cevap
yapay – suni
yapıt – eser
yar – uçurum
yaratık – mahluk
yardımcı – muavin
yargıç – hakim
yarıyıl – sömestri
yas – matem
yasa – kanun
yaş – ıslak
yaşam – hayat – ömür
yaşlı – ihtiyar
yazı – ova
yazım – imla
yekün – toplam
yel – rüzgar
yemek – aş
yerel – mahalli
yetenek – kabiliyet
yıl – sene
yine – tekrar
yitik – kayıp
yoksul – fakir – fukara
yöntem – metot
yurt – vatan
yüce – ulu
yürek – kalp
yüz – surat – sima – çehre
yüzyıl – asır

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Zıt Anlamlı Kelimeler Sözlüğü

Zıt Anlamlı Kelimeler Sözlüğü – Karşıt anlamlı kelime bul

A

abartmak ↔ küçültmek
abes ↔ anlamlı, mantıklı
abullabut ↔ zarif, nazik
abus ↔ güleç
acar ↔ güçsüz, beceriksiz
acayip ↔ normal, doğal
acele ↔ yavaş, ağır
acemi ↔ usta
acı ↔ tatlı
acı ↔ sevinç, neşe
acıklı ↔ neşeli
acımasız ↔ merhametli
acıtmak ↔ hoşnut etmek
aç ↔ tok
açık ↔ kapalı
açık ↔ koyu
açıkça ↔ gizlice
açıkgöz ↔ saf, aptal
açılış ↔ kapanış
adi ↔ kaliteli
adil ↔ adaletsiz
afacan ↔ uslu
affetmek ↔ cezalandırmak
afiyet ↔ hastalık
agâh ↔ bilgisiz
ağaçlık ↔ çorak
ağdalı ↔ yalın
ağır ↔ hafif
ağlamak ↔ gülmek
ahbap ↔ düşman
ahenk ↔ uyumsuzluk
aheste ↔ çabuk, hızlı
ahir ↔ evvel
ahlaksız ↔ iffetli
ahmak ↔ zeki, kurnaz
ak ↔ kara
akıbet ↔ evveliyat
akıl dışı ↔ akılcı
akıllı ↔ aptal
akıllı ↔ deli
aktif ↔ pasif
aksi ↔ uysal
akşam ↔ sabah
âlâ ↔ çok kötü
alacaklı ↔ borçlu
alakasız ↔ ilgili
alafranga ↔ alaturka
albeni ↔ iticilik
alçak ↔ yüksek
alçak gönüllü ↔ kibirli
aldanmak ↔ aldatmak
alelade ↔ fevkalade
alenen ↔ gizlice
aleni ↔ gizli
aleyh ↔ leh
alıcı ↔ satıcı
alıcı ↔ verici
alık ↔ açıkgöz, kurnaz
alış ↔ veriş
alicenap ↔ gaddar
âlim ↔ bilgisiz, cahil
allak bullak – düzenli
almak ↔ vermek
alt ↔ üst
amade ↔ hazırlıksız
amatör ↔ profesyonel
amir ↔ memur, ast
anaerkil ↔ ataerkil
analiz ↔ sentez
anlamdaş ↔ zıt anlamlı
anormal ↔ normal
antik ↔ yeni
antipati ↔ sempati
aptal ↔ zeki
ara bulucu ↔ ara bozucu
ara sıra ↔ sık sık
aralıklı ↔ sık
ardıl ↔ öncül
arı ↔ kirli
arınmak ↔ kirlenmek
arızalı ↔ sağlam
arif ↔ bilgisiz
arka ↔ ön
arkaüstü ↔ yüzüstü
arsız ↔ utangaç
art ↔ ön
artçı ↔ öncü
artı ↔ eksi
arz ↔ saklama
asayiş ↔ düzensizlik
asgari ↔ azami
asıl ↔ taklit, sahte
asılsız – gerçek
asil ↔ soysuz
asla ↔ daima
ast ↔ üst
aş ↔ yemek
aşağı ↔ yukarı
aşağılamak ↔ yüceltmek
aşağılık ↔ değerli
aşırı ↔ ölçülü
aşikâr ↔ gizli
aşina ↔ yabancı
aşk ↔ nefret
ataerkil ↔ anaerkil
ateist – dindar
atılgan ↔ çekingen
ati ↔ mazi, geçmiş
atik ↔ hantal, uyuşuk
avantaj ↔ dezavantaj
ayak takımı ↔ soylular
ayık ↔ sarhoş
ayırmak ↔ birleştirmek
aydınlık ↔ karanlık
aymaz ↔ uyanık
aynı ↔ farklı
aynı ↔ ayrı
ayrı ↔ aynı
ayrı ↔ yakın, birlikte
ayrılık ↔ birliktelik
az ↔ çok
azalmak ↔ çoğalmak
azamet ↔ küçüklük
azami ↔ asgari
azınlık ↔ çoğunluk
azmak ↔ uslanmak
azman ↔ ufak tefek

B

babacan ↔ sevimsiz
babayiğit ↔ namert
bacaksız ↔ uzun boylu
bağımlı ↔ özgür
bağımsızlık ↔ tutsaklık
bağışlamak ↔ cezalandırmak
bağlamak ↔ çözmek
bağnaz ↔ çağdaş, aydın
bahadır ↔ korkak
bahtiyar ↔ mutsuz
bakımlı ↔ harap
baki ↔ fani, ölümlü
bakir ↔ bozulmuş, işlenmiş
balaban ↔ bücür
baliğ ↔ toy
baltalamak ↔ kolaylaştırmak
barbar ↔ medeni
barış ↔ savaş
barışmak ↔ savaşmak
barışmak ↔ küsmek
bariz ↔ gizli
basılı ↔ el yazmalı
basit ↔ zor
baş ↔ son
başarı ↔ başarısızlık
baş eğmek ↔ isyan etmek
başıboş ↔ kayıtlı, bağlı
başlamak ↔ bitirmek
başlangıç ↔ bitiş
baş örtülü ↔ başı açık
başsız ↔ liderli, amirli
batı ↔ doğu
batıl ↔ doğru, hakiki
batmak ↔ çıkmak
batmak ↔ kalkınmak
battal ↔ zarif, kibar
bayağı ↔ bayar
bayat ↔ taze
bayılmak ↔ ayılmak
baygın ↔ diri, canlı
baysal ↔ huzursuzluk
bazen ↔ her zaman
bebe ↔ yaşlı
bed ↔ güzel, iyi
bedava ↔ ücretli
bedbaht ↔ talihli, mutlu
bedbin ↔ iyimser
beddua ↔ dua
bedelli ↔ bedava
bedelsiz ↔ paralı
beka ↔ geçicilik, fanilik
bekâr ↔ evli
beleş ↔ paralı
belgin ↔ kapalı, namsız
belgisiz ↔ belli
belki ↔ kesinlikle
bembeyaz ↔ simsiyah
bencil ↔ fedakar
benzer ↔ ayrı, farklı
beraat ↔ suçlanma
beraber ↔ ayrı
berbat ↔ iyi, temiz, güzel
bereket ↔ kıtlık, azlık
berk ↔ çürük, yumuşak
beşerî ↔ hayvanî, hayvansal
beter ↔ çok iyi, âlâ
beyan ↔ gizleme, saklı tutma
beyaz ↔ siyah, kara
bezgin ↔ istekli
bıkmak ↔ doyamamak
biçare ↔ mutlu, talihli
bihaber ↔ haberli
bilahare ↔ önce
bildik ↔ yabancı
bileşik ↔ yalın, basit
bilge ↔ cahil
bilimsel ↔ bilim dışı
bilinen ↔ meçhul
binici ↔ yaya, piyade
biniş ↔ iniş
bir ↔ ayrı
biraz ↔ çok
birey ↔ topluluk
birikmek ↔ eksilmek
birinci ↔ sonuncu
bitap ↔ dinç, kuvvetli
bitaraf ↔ taraflı, yanlı
bitkin ↔ diri, canlı
bivefa ↔ vefalı
bol ↔ dar
bol ↔ az, kıt
bolluk ↔ kıtlık
bonkör ↔ cimri
borç ↔ alacak
boş ↔ dolu
boş ↔ anlamlı
boşanmak ↔ evlenmek
boşboğaz ↔ ağzı sıkı
boşlamak ↔ ilgilenmek
boylam ↔ enlem
boyunduruk ↔ serbestlik
bozgun ↔ zafer
bozmak ↔ yapmak
bozuk ↔ sağlam
böke ↔ korkak
bölme ↔ çarpma
bölük ↔ bütün
bön ↔ uyanık
buçuk ↔ tam
budala ↔ zeki
buhran ↔ ferahlık
bulanık ↔ duru, berrak
bulmak ↔ kaybetmek
bunak ↔ aklı başında
bunalım ↔ ferahlık, rahatlık
buyruk ↔ rica, istirham
bütün ↔ eksik, parçalı
büyük ↔ küçük

C

cafcaflı ↔ sade, gösterişsiz
cahil ↔ bilgli, okumuş
cakalı ↔ gösterişsiz
camit ↔ canlı
cana yakın ↔ sevimsiz
canlı ↔ ölü, hareketsiz
can sıkıcı ↔ ferah, iç açıcı
cansız ↔ diri, parlak
cari ↔ hareketsiz
cari ↔ yürürlükten çıkmış
cavlak ↔ tüylü, örtülü
caymak ↔ vazgeçmemek
cazibe ↔ gösterişsiz
cazibeli ↔ itici, çirkin
cazip ↔ elverişsiz
cebanet ↔ cesaret
cebren ↔ güzellikle, iyilikle
cedit ↔ eski
cefa ↔ sefa
cehalet ↔ bilgelik, ariflik
cehennem ↔ cennet
cellat ↔ kurban
cemal ↔ çirkinlik
cemil ↔ çirkin
cenk ↔ sulh, barış
cennet ↔ cehennem
centilmen ↔ kaba, görgüsüz
cenup ↔ kuzey, şimal
cereme ↔ kâr, yarar
cesaret ↔ korkaklık
cesur ↔ korkak
cevap ↔ soru, sual
cevval ↔ pısırık
ceza ↔ ödül
cezir ↔ med, yükselme
cıbıl ↔ giyinik
cılız ↔ gürbüz
cıvık ↔ terbiyeli
cıvık ↔ katı
cibilliyetsiz ↔ soylu
cici ↔ çirkin
cidden ↔ yalancıktan
ciddi ↔ şakacı
ciddi ↔ hafif, önemsiz
ciddi ↔ yalan, uydurma
cihat ↔ barış, sulh
cilalı ↔ mat ,donuk
cimri ↔ cömert, eli açık
cingöz ↔ avanak
cismani ↔ ruhani
civar ↔ taşra
civelek ↔ çekingen, somurtkan
coşkun ↔ sakin, durgun
cömert ↔ cimri, pinti, eli sıkı
curcuna ↔ sessizlik
cühela ↔ çok bilgili
cüsseli ↔ çelimsiz
cüzi ↔ çok

Ç

çabuk ↔ yavaş;
çaçaron ↔ suskun
çağdaş ↔ çağdışı
çağırmak ↔ kovmak
çakırkeyif ↔ ayık
çaktırmadan ↔ açıkça
çalık ↔ düzelmiş
çalık ↔ doğru, akıllı
çalışkan ↔ tembel
çapkın ↔ ciddi, uslu
çapraşık ↔ düzenli
çarçur etmek ↔ tutumluluk
çare ↔ dert
çarpık ↔ düzgün
çarpma ↔ bölme
çarpraz ↔ düz
çatak ↔ düz, kolay, yalın
çatık ↔ neşeli, güler yüzlü
çatışma ↔ iyi geçinme
çavaş ↔ gölgelik
çekici ↔ itici
çekidüzen ↔ düzensizlik
çekimser ↔ kararlı
çekingen ↔ girişken
çelebi ↔ terbiyesiz, kaba
çelişik ↔ uyumlu
çelişki ↔ tutarlılık
çelişmek ↔ örtüşmek
çekmek ↔ itmek
çetin ↔ kolay
çetrefil ↔ açık
çevik ↔ hantal
çıkarma ↔ toplama
çıkış ↔ giriş
çıktı ↔ girdi
çılgın ↔ uslu, akıllı
çıplak ↔ giyinik, örtülü
çıtı pıtı ↔ etli butlu
çift ↔ tek
çiğ ↔ pişmiş
çile ↔ esenlik
çilekeş ↔ huzurlu, dertsiz
çirkin ↔ güzel
çizmek ↔ silmek
çoğul ↔ tekil
çoğunluk ↔ azınlık
çok ↔ az
çok eşlilik ↔ tek eşlilik
çolak ↔ sağlam, sağlıklı
çorak ↔ verimli
çömez ↔ usta
çözelti ↔ bileşim
çözmek ↔ başlamak
çözmek ↔ çıkmaza sokmak
çözüm ↔ sorun
çukur ↔ tümsek
çürük ↔ sağlam

D

dağılmak ↔ taplanmak
dağınık ↔ toplu, düzenli
dahil ↔ hariç
dahili ↔ harici
daim ↔ fani, bazen
daima ↔ zaman zaman
daimi ↔ geçici
dalaşmak ↔ iyi geçinmek
dalgalı ↔ durgun, sakin
damgalı ↔ temize çıkmış
dar ↔ geniş
dargın ↔ barışık
darılmak ↔ barışmak
darmadağın ↔ derli toplu
davacı ↔ davalı
dayanıklı ↔ çürük
değerli ↔ kıymetsiz, adi
değersiz ↔ kıymetli, erdemli
değişik ↔ alışılmış
değişken ↔ durağan
dejenere ↔ soylu
dekolte ↔kapalı
deli ↔ akıllı
deliksiz ↔ aralıklı
delirmek ↔ akıllanmak
deniz ↔ kara
densiz ↔ terbiyeli, saygılı
derin ↔ sığ
derlemek ↔ dağıtmak
dert ↔ derman
despot ↔ demokrat
devrim ↔ evrim
dezavantaj ↔ avantaj
dış ↔ iç
dışarı ↔ içeri
dik ↔ eğik
dikey ↔ yatay
dikit ↔ sarkıt
dikkafalı ↔ geçimli
dikkatli ↔ dalgın
dilaver ↔ korkak
dilbaz ↔ suskun, sessiz
dilber ↔ çirkin
dinamik ↔ hareketsiz, sabit
dinç ↔ bitkin
dingin ↔ hareketli
dinibütün ↔ dinsiz, ateist
dinsiz ↔ dindar, dinibütün
dip ↔ baş, en üst
direnmek ↔ boyun eğmek
diri ↔ ölü
diri ↔ solmuş
disiplin ↔ düzensizlik
dişi ↔ erkek
dişli ↔ güçsüz
doğal ↔ yapay
doğmak ↔ ölmek
doğmak ↔ batmak
doğru ↔ yanlış
doğru ↔ eğri
doğrulamak ↔ yalanlamak
doğu ↔ batı, garp
doğum ↔ ölüm
doğurgan ↔ kısır
dolaylı ↔ doğrudan, aracısız
dolu ↔ boş
donuk ↔ parlak
doruk ↔ dip
dost ↔ düşman
doymak ↔ acıkmak
dönek ↔ kararlı, güvenilir
dönüş ↔ gidiş
dövmek ↔ sevmek
dövüş ↔ barış
dua ↔ beddua
dul ↔ evli
dur ↔ git
durağan ↔ dinamik
durgun ↔ hareketli, dalgalı
duru ↔ bulanık
duygulu ↔ hissiz, gamsız
duygusuz ↔ içli, hassas
düğüm ↔ çözüm
dünya ↔ ahiret
dünyevi ↔ uhrevi
dürüst ↔ hileci
düş ↔ gerçek
düşman ↔ dost
düşmek ↔ kalkmak
düz ↔ eğri
düzenbaz ↔ doğru, dürüst
düzmece ↔ gerçek

E

ebedi ↔ fani, geçici
ecnebi ↔ yerli
edep ↔ terbiyesizlik
edepsiz ↔ terbiyeli, zarif
edilgen ↔ etken
edinmek ↔ kaybetmek
efendi ↔ kaba, şımarık
efendi ↔ köle
efkarlı ↔ sevinçli
egemen ↔ köle
eğik ↔ dik
eğilmek ↔ doğrulmak
eğlenmek ↔ sıkılmak
eğreti ↔ esas, sağlam
eğri ↔ doğru
ehemmiyetli ↔ önemsiz
ehemmiyetsiz ↔ önemli
ehil ↔ cahil, acemi
ehil ↔ yabancı
ehliyet ↔ yetersizlik
ekim ↔ biçim
ekseriyet ↔ azınlık
eksi ↔ artı
eksik ↔ tam
eksilmek ↔ çoğalmak
el (yabancı) ↔ tanıdık
elem ↔ sevinç
eli açık ↔ cimri, pinti
eli sıkı ↔ cömert , eli açık
elim ↔ sevindirici
eloğlu ↔ tanıdık, dost
elveda ↔ merhaba
elverişli ↔ uygunsuz
elverişiz ↔ uygun, müsait
elzem ↔ gereksiz
emin ↔ güvenilmez
emretmek ↔ emir almak
en ↔ boy
enayi ↔ açıkgöz
ender ↔ bol, sık, çokça
enfes ↔ çok kötü, çok çirkin
engebe ↔ düzlük
engel ↔ destek
enlem ↔ boylam
enteresan ↔ sıradan
epey ↔ az
er ↔ geç
erbap ↔ acemi, toy
eril ↔ dişil
erimek ↔ donmak
eritmek ↔ dondurmak
erkek ↔ kadın, dişi
erkek adam ↔ namert
erken ↔ geç
ertesi ↔geçen, geçmiş
esaret ↔ özgürlük
esas ↔ yedek
esas ↔ yalan, yanlış
esen ↔ hasta, güçsüz
esir ↔ özgür
eski ↔ yeni
esnek ↔ katı
esrarengiz ↔ açık seçik
essah ↔ yalan, yanlış
eş ↔ zıt, karşıt
etken ↔ edilgen
etki ↔ tepki
etkin ↔ pasif
evcil ↔ yabani
evet ↔ hayır
evlenmek ↔ boşanmak
evli ↔ bekar
evrim ↔ devrem
evvel ↔ ahir, sonra
ezel ↔ ebed
ezeli ↔ ebedi
eziyet ↔ sefa

F

faal ↔ tembel, durgun
faaliyet ↔ durgunluk, hareketsizlik
fahiş ↔ ucuz
fakir ↔ zengin
fani ↔ baki
farklı ↔ aynı, benzer
fasıla ↔ sürekli, devamlı
fayda ↔ zarar
faydalı ↔ yararsız
faydasız ↔ yararlı
fazla ↔ az
felaket ↔ mutluluk, refah
fena ↔ iyi
fenalaşmak ↔ iyileşmek
fenalık ↔ iyilik
fer ↔ cansız, donuk
fersiz ↔ canlı, parlak
fert ↔ toplum
fesat ↔ ara bulucu
fevklade ↔ olağan, sıradan
feyizli ↔ bereketsiz
fitneci ↔ ara bulucu
fiyasko ↔ başarı
fos ↔ sağlam, dolu
fukara ↔ varlıklı
fukaralık ↔ zenginlik
fuzuli ↔ gerekli, önemli

G

gaddar ↔ merhametli
gafil ↔ uyanık
gaflet ↔ uyanıklık
gaip ↔ ortada, meydanda
galeyan ↔ durgunluk, dinginlik
galibiyet ↔ mağlubiyet
galip ↔ mağlup
gam ↔ sevinç, neşe
gamlanmak ↔ sevinmek
gammaz ↔ ara bulucu
gani ↔ fakir
gani gani ↔ az
garaz ↔ dostluk
garp ↔ doğu, şark
gavur ↔ dindar
gavur ↔ merhametli
gayet ↔ pek az
gayri ↔ bundan önce
gebermek ↔ yaşamak
gece ↔ gündüz
gecikmek ↔ erken gelmek
geç ↔ erken
geçici ↔ kalıcı
geçimsiz ↔ uysal
geçinmek ↔ aç kalmak
geçinmek ↔ kavga etmek
geçmiş ↔ gelecek
gelecek ↔ geçmiş, mazi
gelir ↔ gider
gelişigüzel ↔ özenli
gelişmek ↔ gerilemek
genç ↔ yaşlı
gençlik ↔ ihtiyarlık
genel ↔ özel
geniş ↔ dar
genişlemek ↔ daralmak
genleşme ↔ büzüşme
gerçek ↔ sahte, yalan
gerçek ↔ hayal
gerdirmek ↔ gevşetmek
gerekli ↔ lüzumsuz
gereksiz ↔ lüzumlu, yararlı
geri ↔ ileri
geri ↔ gelişmiş, medeni
gerici ↔ aydın
geveze ↔ suskun, ketum
gevşek ↔ sıkı, gergin
gezmek ↔ durmak
gıpta etmek ↔ iğrenmek
gıyaben ↔ yüz yüze, şahsen
gider ↔ gelir
gidiş ↔ geliş, dönüş
girinti ↔ çıkıntı
giriş ↔ çıkış
girişken ↔ pısırık, çekingen
girmek ↔ çıkmak
gitmek ↔ gelmek, dönmek
giyinmek ↔ soyunmak
gizlemek ↔ açıklamak
gizlemek ↔ göstermek
gizli ↔ görünür, belli
gizlice ↔ alenen, açıkça
göçebe ↔ yerleşik
göçmek ↔ yerleşmek
göğüs ↔ sırt
gök ↔ yer
gömmek ↔ çıkarmak
görgülü ↔ kaba
görgüsüz ↔ nazik, kibar
görkem ↔ sadelik, basitlik
görkemli ↔ sade, gösterişsiz
görmüş geçirmiş ↔ deneyimsiz
görünmek ↔ kaybolmak
göstermek ↔ gizlemek
gösterişli ↔ sade
götürmek ↔ getirmek
gözü pek ↔ korkak, çekingen
gözü tok ↔ aç gözlü
grev ↔ iş başı
gurbet ↔ sıla, yurt
güç ↔ kolay
güçlü ↔ kuvvetsiz, zayıf
güdümlü ↔ bağımsız
gül ↔ ağla
güleç ↔ somurtkan
gülmek ↔ ağlamak
günah ↔ sevap
gündüz ↔ gece
güney ↔ kuzey
gür ↔ seyrek
gürbüz ↔ sıska, cılız
gürültü ↔ sessizlik
güzel ↔ çirkin
güzide ↔ sıradan, rastgele

H

haberdar ↔ habersiz
haberleşmek ↔ ilgiyi kesmek
haberli ↔ bihaber
hadsiz ↔ sınırlı
hafi ↔ açık, belli
hafif ↔ ağır
hafiflik ↔ ağırlık
hafifmeşrep ↔ ağırbaşlı
hakaret ↔ iltifat
hakikat ↔ yalan
hakikat ↔ hayal
hakiki ↔ yalan
hakkaniyet ↔ adaletsizlik
hakkıyla ↔ gelişigüzel
hakir ↔ değerli, üstün
halef ↔ selef, öncül
halis ↔ katışık, kirli
halsiz ↔ dinç
haluk ↔ terbiyesiz
ham ↔ olgun, yetişmiş
ham ↔ idmanlı
hamarat ↔ tembel
hanım ↔ bey, erkek
haram ↔ helal
harcamak ↔ biriktirmek
hareketli ↔ durgun
harici ↔ dahili
hariç ↔ dahil
harp ↔ sulh, barış
has ↔ katışık
hasım ↔ dost
hassas ↔ vurdumduymaz
hasta ↔ sağlıklı, dinç
hastalık ↔ sağlık
haşarı ↔ uslu
haşin ↔ yumuşak, uysal
haşlamak ↔ okşamak, sevmek
hatırlamak ↔ unutmak
havadar ↔ havasız, izbe
haya ↔ utanmazlık
hayal ↔ gerçek
hayasız ↔ terbiyeli
hayat ↔ ölüm
hayati ↔önemsiz
hayır ↔ şer, kötülük
hayır ↔ evet
hayırlı ↔ yararsız
hayırsız ↔ yararlı
haylaz ↔ uslu
haylaz ↔ çalışkan
hayli ↔ az
haysiyetli ↔ onursuz
haysiyetsiz ↔ onurlu
haz ↔ acı
hazır ↔ ısmarlama
hazırlıksız ↔ amade
helal ↔ haram
hep ↔ hiç
herkes ↔ hiç kimse
hesaplı ↔ pahalı
hezimet ↔ zafer, galibiyet
hıncahınç ↔ bomboş
hırçın ↔ uysal
hırgür ↔ geçim
hızlı ↔ yavaş
hiciv ↔ övgü
hicvetmek ↔ övmek
hicviye ↔ methiye
hisli ↔ duygusuz
hissiz ↔ duygulu, içli
hoppa ↔ ağır başlı
hor ↔ değerli
hoş ↔ nahoş, sevimsiz
hoşlanmak ↔ beğenmemek
hususi ↔ genel, umumi
hücum ↔ geri çekilme
hükümsüz ↔ geçerli
hür ↔ esir
hürriyet ↔ tutsaklık
hüzün ↔ sevinç
hüzünlü ↔ sevinçli, şen

I

ırak – yakın
ısıtıcı – soğutucu
ıslak – kuru
ısmarlama – hazır
ıssız – kalabalık

İ

iç – dış
içeri – dışarı
ihtimam – baştan savma
ihtiyar – genç
ileri – geri
iletken – yalıtkan
ilk – son
ilkel – çağdaş
ince – kalın, kaba
inmek – çıkmak
ince – kalın
indirim – zam
indirmek – kaldırmak
iniş – çıkış
istikbal – mazi
isyan – itaat
ithalat – ihracat
itici – çekici
iyi – kötü
iyilik – kötülük
iyimser – kötümser

K

kaba – terbiyeli, ince
kahrolsun – yaşasın
kalabalık – tenha
kalıcı – geçici
kalın – ince
kâmil – cahil
kapalı – açık
kâr – zarar
kara – ak
karışık – düzenli
karşı – beri
karşıt – eş
kart – körpe
katı – sıvı
katı – yumuşak
kavuşmak – ayrılmak
kaybetmek – bulmak
kazanç – zarar
keder – neşe
kısa – uzun
kısır – üretken, doğurgan
kış – yaz
kıtlık – bolluk
kıvanç – utanç
kıyrak – ırak
kirli – temiz
kolay – zor
konmak – uçmak
konuşkan – suskun
korkak – cesur
koyu – açık
körpe – kart
kötü – iyi
kurnaz – saf
kuru – yaş, nemli
kuvvetli – zayıf, güçsüz
kuytu – uğrak
kuzey – güney
küçük – büyük
küsmek – barışmak
küt – sivri

L

legal – illegal, yasadışı
leh – aleyh
leyli – nehari, gündüzcü

M

maddi – manevi
mağlubiyet – galibiyet
mağlup – galip
masum – suçlu
mat – parlak
mazi – gelecek
mazlum – zalim
meçhul – belirli, belli
medeni – ilkel
mektepli – alaylı
memnu – meşru
mert – namert
methiye – hicviye
minimum – maksimum
muntazam – düzensiz
müsrif – cimri
mütemadiyen – aralıklarla
mütereddit – kararlı
mutluluk – üzüntü, hüzün

 

N

nahoş – hoş
namert – mert
nazik – kaba
nefret – sevgi
negatif – pozitif
nemli – kuru
nesnel – öznel
neşeli – üzgün
netice – neden
nezaket – kabalık
nikbin – bedbin

O

onarmak – bozmak
onat – özensiz
oturmak – kalkmak

Ö

ödül – ceza
ölü – diri, canlı
ölüm – yaşam
ön – arka
öncü – artçı
örtmek – açmak
övgü – yergi
övmek – yermek
övünç – utanç
öz – üvey
özel – resmî
özenmek – baştan savmak
özgür – tutsak
öznel – nesnel

P

pahalı – ucuz
parlak – mat
pasif – aktif
perakende – toptan
peşin – veresiye
pinti – cömert
pozitif – eksi, negatif
profesyonel – amatör

R

rasyonel – irrasyonel
reddetmek – kabul etmek
resmi – samimi
ret – kabul

S

sabah – akşam
sade – gösterişli
sağ – sol
sağlam – çürük
saldırı – savunma
sarkıt – dikit
satış – alış
savaş – barış
saydam – opak
sert – yumuşak
sevap – günah
sevinmek – üzülmek
sevinç – üzüntü
sevinçli – üzgün
seyrek – sık
sıcak – soğuk
sığ – derin
sık – seyrek
sıkıcı – iç açıcı
sırt – göğüs
siyah – beyaz
soğuk – sıcak
somurtkan – güleç
son – ilk
sonra – önce
soru – cevap, yanıt
sorun – çözüm
soyut – somut
sözel – sayısal
sözlü – yazılı
suçlu – masum
sulak – kurak
susmak – konuşmak
süratli – yavaş

Ş

şer – hayır
şirin – sevimsiz
şişman – zayıf

T

tamam – eksik
tatlı – acı
tavan – taban
taze – bayat
tekil – çoğul
tembel – çalışkan
temiz – kirli, pis
tenha – kalabalık
tepe – dip
ters – düz
tertipli – dağınık
tok – aç
toplama – çıkarma
toyluk – olgunluk
tutsak – özgür
tutucu – ilerici
tutumlu – savurgan
tümsek – çukur
tün – gün

U

ucuz – pahalı
uçmak – konmak
unutmak – hatırlamak
uslu – yaramaz
usta – acemi
uygun – elverişsiz
uygun – yakışıksız
uysal – dik başlı
uyumak – uyanmak
uzak – yakın
uzun – kısa

Ü

ümmi – okuryazar
üretim – tüketim
üst – alt
üstünkörü – özenli
üvey – öz
üzgün – sevinçli
üzüntü – sevinç

V

vahşi – evcil
var – yok
varsıl – yoksul
vebal – sevap
verecek – alacak
verimli – kısır
vicahen – gıyaben

Y

yabancı ↔ tanıdık, yerli
yabani ↔ evcil, medeni
yad ↔ tanıdık
yadsımak – kabul etmek
yahşi ↔ çirkin, kötü
yakalamak ↔ kaçırmak
yakın ↔ uzak (ırak)
yakışıklı ↔ çirkin, biçimsiz
yaklaşık ↔ tam olarak
yalan ↔ gerçek, hakikat
yalandan ↔ sahiden, gerçekten
yalın ↔ süslü, gösterişli
yalıtkan ↔ iletken
yandaş ↔ karşıt
yanılmak ↔ bilmek
yanıt ↔ soru
yanlı ↔ tarafsız, bitaraf
yanlış ↔ doğru
yanmak ↔ sönmek
yansız ↔ yandaş, taraflı
yapay ↔ doğal
yapıcı ↔ yıkıcı, kırıcı
yapım ↔ yıkım
yaramaz ↔ uslu
yarar ↔ zarar
yâren ↔ yabancı, el
yas ↔ neşe, sevinç
yaslı ↔ şen
yaş ↔ kuru
yaşlı ↔ genç
yatılı ↔ gündüzlü
yavaş ↔ hızlı
yaya ↔ atlı, süvari
yayılmak ↔ toplanmak
yaz ↔ kış
yazılı ↔ sözlü
yazmak ↔ silmek
yedek ↔ asil
yegâne ↔ fazla, çok
yeğ ↔ kötü, fena
yekta ↔ çok
yeni ↔ eski
yenik ↔ galip
yenilgi ↔ galibiyet
yerli ↔ yabancı
yermek ↔ beğenmek, övmek
yeterli ↔ kifayetsiz
yetişkin ↔ 1.küçük, ufak. 2.ham
yetkin ↔ eksik, kusurlu
yıkıcı ↔ yapıcı
yıkık ↔ sağlam
yıkım ↔ yapım, onarım, imar
yılışık ↔ ciddi, ağırbaşlı
yırtıcı ↔ evcil
yiğit ↔ korkak, cesaretsiz
yiğitlik ↔ korkaklık
yoğun ↔ seyrek
yok ↔ var, mevcut
yokluk ↔ varlık, bolluk
yoksul ↔ varsıl
yokuş ↔ iniş
yüksek ↔ alçak
yolsuz ↔ uygun, yasal
yorgun ↔ dinç, zinde
yukarı ↔ aşağı
yumuşak ↔ katı, sert
yurtsever ↔ vatan haini
yüce ↔ alçak
yüksek ↔ alçak
yürekli ↔ korkak, ödlek
yüreksiz ↔ cesur
yüz akı ↔ yüz karası
yüzsüz ↔ mahcup, çekingen
yüzükoyun ↔ sırtüstü

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

yaşanılan rüyalar, gerçek rüyalar, yalan veya sahte rüyalar hangileridir, hangi rüyalar gerçek doğrudur

YAŞANILAN RÜYALAR

Gün içerisinde yaşadıklarımız etkisiyle gördüğümüz rüyalar:
Bizi çok etkileyen , üzerinde çok düşündüğümüz, o konu ile gündüz haşır-neşir olduğumuz, çok merak ettiğimiz konular hakkında gece gördüğümüz rüyalar. Bunların bir kısmı yorumlanmaya değer olsada bir kısmı sadece ehvam ve kuruntudan ibarettir.

rüyalar - rüya tabirleri - rüyalar hakkında bilgiler

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın