şeytani rüyalar, rüyaların özellikleri, hangi rüyalar gerçek hangi rüyalar şeytani rüyalardır

ŞEYTANİ RÜYALAR

Net olmayan, karma karışık ve seçilmesi zor olan,
bir konudan diğer konuya geçen, sadece korku yüklü olan, sarhoşken ve kendini bilmeden görülen rüyalar gibi.
Şeytan tarafından insanı korkutmak için görülen rüyadır. Şeytani rüyalar yalan rüyalardır.

rüyalar - rüya tabirleri - rüyalar hakkında bilgiler

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilinçaltı rüyaları, rüyalar ne zaman ve nerede nasıl ne kazar süre uzunlukta görülür

BİLİNÇALTI RÜYALAR

Kişi gündüzleri kendi kafasında kurduğu olayları, yaşadığı olayları gece rüyasında görebilir, buda şahısın kendisi tarafından farkında olmadan gördüğü rüyalardır.

rüyalar - rüya tabirleri - rüyalar hakkında bilgiler

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

doğru rüyalar hakkında bilgi, rüyaların doğru olup olmadığını nasıl ve nereden öğreniriz?

DOĞRU RÜYALAR

İnsanlara bir mesaj vermek için doğruca gösterilmiş, yorumu yapılması gereken, ibret ve ders alınması, iyi algılanması gereken rüyalar.

rüyalar - rüya tabirleri - rüyalar hakkında bilgiler

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bekir Sami Kimdir? hakkında bilgiler, öz geçmişi, biyografisi hayatı

BEKİR SAMİ HAKKINDA GENİŞ BİLGİLER, KİMDİR, ESERLERİ HAYATI ÖZ GEÇMİŞİ BİYOGRAFİSİ

Türk siyaset adamı (Tsambay «Kafkasya» 1865-İstanbul 1933).

Türk siyaset adamı (Tsambay «Kafkasya» 1865-İstanbul 1933). Rus ordusunda generalliğe kadar yükselen, Şeyh Şamil’in esaretinden sonra osmanlı devleti hizmetine giren Musa Kunduh Paşanın oğlu. Galatasaray lisesi ile Paris Siyasal Bilgiler okulunda okudu. Petersburg sefaretinde kâtiplik, çeşitli yerlerde konsolosluk yaptıktan sonra Trablusgarp mektupçuluğu ile içişleri görevlerine geçti. Amasya mutasarrıflığında, Van, Trabzon, Bursa, Beyrut ve Halep valiliklerinde bulundu.

Mütarekede osmanlı mebusan meclisine Amasya’dan milletvekili seçildi. İstanbul’un işgali ve meclisin çalışmalarına son vermesi üzerine Anadolu’ya geçerek T.B.M.M.’ye katıldı. İlk icra vekilleri heyetinde Dışişleri bakanlığı yaptı (3 mayıs 1920-8 mayıs 1921). Bu tutumundan dolayı İstanbul sıkıyönetim harp divanı tarafından gıyaben idama mahkûm edildi. Sovyet Rusya ile dostluk ilişkilerinin kurulması için Moskova’ya gitti, Londra’da ortadoğu işlerini görüşmek üzere toplanan konferansta (12 şubat-12 mart 1921) T.B.M.M. hükümetini temsil etti.

Bu arada Ankara’ya danışmadan İngiltere, Fransa ve İtalya ile imzaladığı antlaşmalar milli çıkarlarımıza aykırı görüldüğünden T.B.M.M.’ce onaylanmadı, Bekir Sami Bey Dışişleri bakanlığından çekilmek zorunda kaldı. İkinci dönemde Tokat milletvekilliğine seçildi; Terakkiperver Cumhuriyet fırkasına girdi. İzmir’de Atatürk’e yapılmak istenen suikast ile ilgili görülerek tevkif edildi ise de İstiklâl mahkemesinde beraet etti. Bu olaydan sonra siyasetten çekildi.

türkiye haritası, türkiye geneli il ve ilçeler listesi

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Zevil Erham ne demek

ZEVİL ERHAM – ZEVİL ERHAM NE DEMEKTİR? HAKKINDA BİLGİ KAYNAK AÇIKLAMALAR
Zevil Erham, mirasta belirli pay sahibi olmayan hısımlar

zevil erham ne demektir

Zevil-erhâm Zü’r-rahîm’in çoğulu zevil-erham’dır. Sözlükte, aynı rahimden gelen kimse, yakın, hısım demektir. Miras hukukunda Ashabûl-Feraiz veya asabeden olmayan kan hısımlarını ifade eder. Bunlardan miras bırakana yakın olan mirasçı olur ve bir kişi olunca bütün mirası alır. Zevil-erhâm sınıfına giren mirasçılar şunlardır: Miras bırakanın kızının çocukları veya oğul kızının çocukları; annesinin babası veya bunun babası ile annesinin babasının annesi; kız kardeşlerinin çocukları; ana baba bir veya baba bir erkek kardeşlerin kızları veya bunların oğullarının kızları; ana bir kardeşlerin çocukları; halalar; ana bir amcalar; mutlak dayı ve teyzelerle bunların çocukları (bk. “Zevil-Erhâm” maddesi).
***
Hanefilere göre zevil-erhamın miras hisseleri asabe’nin (bk. “Asabe” mad.) miras alma usul ve sırası esas alınarak belirlenir. Buna “hısımlık usûlü” denir. Hanbelilere, sonraki Şâfiîlere ve Mâlikîlere göre ise, zevil-erhâmı miras bırakana bağlayan Ashabûl-ferâiz veya asabenin miras hisseleri esas alınarak belirlenir (el-Mevsılî, el-İhtiyar, Kahire t.y., V, 105; Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm Hukuku, İstanbul 1983, s. 529 vd.).

Zevil Erham, mirasta belirli pay sahibi olmayan hısımlar

Zevil-erham, asabe mirasçılardan değildir. Dört sınıfa ayrılır: 1. kızların oğulları ve kızlarıyla oğlun kızının kızları ve oğulları; 2. nesebi gayrı sahih dedeler, nineler; 3. kızkardeşlerin kız ve erkek çocukları, oğlan kardeşlerin kızlarıyla bunların oğul ve kızları ve bunların çocuklan v.d. ve ana bir kardeşlerinin erkek ve kız çocuklarıyla bunların çocukları v.b.; 4. hala, ana bir amca, dayı, teyze, asabeden olmayan dede ve nine çocukları ve bunların kardeşleriyle onların kız ve erkek çocuklan v.b. Zevil-erham mirasçılık, Malikilerde mirasçı olarak kabul edilmediği halde Hanefîler, bunların beytülmalden önde yer aldığını kabul ederler.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

türkiyede bulunan camiler, hangi ilimizde kaç camii var, il il cami listesi sayıları isimleri

Türkiye genelinde kaç tane camii bulunmaktadır? ocak 2014 itibari ile hangi şehirde kaç cami var, il il cami listesi.

diyanet camii - türkiyede bulunan camiler -  hangi ilimizde kaç cami var

Diyanet İşleri Başkanlığı istatistiklerine göre, Türkiye’de 84 bin 684 cami bulunurken, İstanbul 3 bin 190 cami sayısıyla en çok caminin bulunduğu il oldu. Diğer illerde ise durum şöyle:

İLLERE GÖRE CAMİ SAYISI (ÇOKTAN AZA DOĞRU)

İstanbul 3 bin 190,
Konya 3 bin 87,
Ankara 2 bin 875,
Samsun 2 bin 639,
Kastamonu 2 bin 577,
Antalya 2 bin 130,
Ordu 2 bin 45,
Trabzon bin 952,
Diyarbakır bin 945,
İzmir bin 823,
Şanlıurfa bin 755,
Manisa bin 686,
Bursa bin 660,
Balıkesir bin 654,
Erzurum bin 547,
Giresun bin 490,
Mersin bin 486,
Zonguldak bin 464,
Adana bin 362,
Van bin 350,
Sivas bin 327,
Çorum bin 306,
Kahramanmaraş bin 301,
Kayseri bin 289,
Sakarya bin 278,
Bolu bin 232,
Kütahya bin 190,
Denizli bin 187,
Tokat bin 151,
Kocaeli bin 142,
Afyonkarahisar bin 124,
Aydın bin 114,
Sinop bin 83,
Muğla bin 82,
Mardin bin 79,
Rize bin 50,
Hatay 982,
Elazığ 965,
Yozgat 961,
Karabük 935,
Gaziantep 935,
Malatya 934,
Ağrı 871,
Çanakkale 808,
Bartın 775,
Eskişehir 769,
Adıyaman 730,
Çankırı 716,
Isparta 711,
Amasya 682,
Artvin 681,
Düzce 664,
Bitlis 656,
Siirt 624,
Batman 619,
Muş 602,
Aksaray 581,
Erzincan 565,
Bingöl 564,
Osmaniye 551,
Uşak 544,
Burdur 522,
Gümüşhane 521,
Kars 503,
Şırnak 503,
Hakkari 498,
Karaman 497,
Tekirdağ 495,
Nevşehir 486,
Kırşehir 485,
Niğde 411,
Bilecik 408,
Edirne 392,
Kırıkkale 353,
Kırklareli 288,
Ardahan 273,
Bayburt 244,
Iğdır 240,
Kilis 213,
Yalova 155,
Tunceli 120.

KAYNAK (İHA)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

cuma mesajları – cuma gecesi duası – mübarek cuma günü güzel sözler resimli tebrik kartları

CUMA MESAJLARI – CUMA GÜNÜ GÜZEL SÖZLER SMS TEBRİK KARTLARI

cuma gecesu duası - resimleri (8)

-Rabbim sen unutan kullarindan etme bizi,dara dusunce hatirlayan kullardan etmi bizi yuce rabbim seni her vakit anan kullardan eyle bizi Cumaniz Mubarek Olsun

-Rabbim sen kalbi kırıkların sığınağı, yolda kalmışların yoldaşı, sen yalnızlığıma arkadaş olan ve tüm gönüllerin dert ortağısın. beni benden uzağa at, senden uzağa atma. Cumanız Mübarek Olsun.

-Kimi zamanlar vardır en muhabbetli en uhuvvetli ve en güzel, en içten müminin bayramıdır böyle zamanlar. En güzel günün Cuma olsun Cumanız Mübarek Olsun

-Önce yollar uzanır hakka yürümek için, tomurcuklar güller açar onu görmek için, dua eden biri var senin için. sende dua et Allaj için. Cumanız Mübarek Olsun.

-Güneşin pembeliğiyle doğan, saflığıyla süzülen, herkese nasip olmayan mutluluk denen o en güzel duygu sizle olsun. Hayırlı Cumalar Dilerim.

-Günler bize dostların güzelliğiyle, geceler onların dualarıyla mübarek oluyor.Umudumuz dostların hediyesi, duamızsa sizlerin sevgisi. Cumanız Mübarek Olsun

-Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek dinimizin seçtiği haftanın özel günü olan cumanızı kutlarım

-Ruhu öldürmek bedeni öldürmekten daha büyük bir cinayettir. Hayırlı Cumalar.

-Yüksek makamlar yüksek tepeler gibidir koşarak çıkanlar nefes darlığı hisseder Hayırlı Cumalar

-Her derde bir deva bulunur ancak ahlaksızlık illetini iyi edecek bir deva yoktur Hayırlı Cumalar

-Bildirdiğin ve gizlediğin tüm isimlerini ve Kur’an-ı Kerim’i, kalbimizin baharı, gönlümüzün nuru, sıkıntımızın ilacı yap Hayırlı Cumalar

-Cuma günü geldiği için sevinen bir mümine,kıyamete kadar hergün,o kadar sevap verilir ki,adedini Allah’u Teala bilir.’ Cumamız Mubarek olsun inşallah.

-Bugün Cuma günüdür. Dinim Islam dinidir. Dinimin Islam dini olduguna, yetmis binin nisfina, mühürledim üstüne.Allah.c.c cumamızı ve ettiğimiz duaları kabul etsin inşallah .

-Cuma günü tırnağını kesen kimse,bir hafta,belalardan emin olur inş.’ Allah Cumanızı Kabul ve Mübarek Eylesin..

cuma gecesu duası - resimleri (2)

Cuma Duası – CUMA GECESİ RESİMLERİ DUALARI

Lailahe illallah Cuma’nın sebebiyle, Muhammedün Resullullah gerek yüzün gölgesiyle dünya ve ahiret muradımı ver.

Melekler duasıyla, Ya vedüdüm, entel maksudum, Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, cennet kapılarını aç, benim günahımdan geç.

Benim günahım varsada senin gibi halikim var. Muhammed Aleyhisselam dostum var.

İlahi kabre vardığım gece lütfeyle, yalnız kaldığım gece bilmediğimi bildir. Kabrimi nur ile doldur. Kevser şarabına daldır, ulu cemalini göster.

Gece gündüz yalvarırım sana dünya ve ahiret muradımı ver bana.

Rabbim Allah, fikrim zikrullah, kalbimin nuru Resullullah, evvelim Allah, ahirim Allah, La ilahe illallah Muhammedün Resullullah.

Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi şahımız var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne.

Sırrım sübhanım Allah, derdim dermanım Allah, gafil kuluna gam düşmüş, yetiş imdadımıza ya Muhammed.

Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, ya Allah, ya Muhammed umarız senden şefaat.

Lailahe illallahtır özüm, Muhammed Mustafadır sözüm, ihlas-ı şerif ile yıkadım yüzüm. Ayetele kürsü için sen kabul eyle sözüm.

Bugün Cuma günüdür. Dinim İslam dinidir. Dinimin İslam dini olduğuna, yetmiş binin nısfına, mühürledim üstüne.

Lailahe illallah üç muradım var, biri cennet, bir ırmak diyarını görmek. Aç cemalini göster diyarını.

Ya Resullullah! Aman yarabbi ya rabbena her halimiz malumdur sana, gece gündüz yalvarırım sana. Her zaman sana muhtacım, cemalini göster bana.

Cennetine davet et Allahım kabrimizde rahatlık, sıratta selamet, tatlı canımız sana emanet, son nefesimizde selametler ihsan eyle.

Kabir suallerimiz ahsan eyle, cennetinle cemalini cümleyle beraber bana da nasip eyle.

Lailahe illallah selalar duası için, Muhammedün Resullullah arşı ala gölgesi için hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara edalar ihsan eyle Ya Rabbim.

Elif Allah, Nur Muhammed tez selamet.

Ya Celil, etme zelil, gönder delil. İlahi Yarabbi hacetimi rahmet deryasını ulaştır, duaya açılan elleri icabete eriştir.

Allahım senden başka kimsemiz yoktur. Lailahe illallah arşı alaya Muhammedün Resullullah şükür Mevlaya.

Yarabbi yarabbena her halim malumdur sana, cenneti alada cemalini göster bana.

Lailahe illallah günahlarımız af eyle, Muhammedün Resullullah makamımı nur eyle.

İlahi Yarabbi son nefesimde kendime malik olmadığım zaman bu duamı sana emanet ederim.

Selatü selaya yolladım Mevlaya, sen cümlemizin muradını ver gelecek Cuma’ya.

Lailahe illallah ve cellehü edası ile, Rabbim muradımızı ver melekler duası ile.

Lailahe illallah kalbimizi karartma, rızkımızı azaltma, kabrimizi, daraltma, senden başka kapı aratma, muhannete muhtaç etme.

Lailahe illallah imanla sabır, Muhammedün Resullullah azapsız kabir.

Allahım beni af eyle, her derdimi def eyle, rızkımızı bol eyle, kabrimizi nur eyle, sual meleklerinin cevabını muktedir eyle.

Evvelim Allah, ahirim Allah, kalbimde beytullah Lailahe illallah Muhammedün Resullullah. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” diyerek çene kapatmak nasip eyle Yarabbi.

Allahım şeytanın şerrinden, kabirdeki yılanlardan, çıyanlardan, ölümün dehşetinden, kabirin azabından, sıratın zulmetinden muhafaza eyle Allahım.

Ölümün hayırlısını, üç ayların birisini, Yasinin yarısını okurken ölmeyi nasip eyle Yarabbi.

Amin.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Leonarda Fibonacci (1170 – 1250), Leonarda Fibonacci Hayatı, Leonarda Fibonacci Kimdir?

Leonarda Fibonacci (1170 – 1250), Leonarda Fibonacci Hayatı, Leonarda Fibonacci Kimdir?

Fibonacci Adı orta çağın en büyük matematikçileri arasında geçen Fibonacci’nin hayatı ile ilgili pek fazla bilgi bulunmamaktadır. İtalya’nın Pisa şehrinde 1170’li yıllarda doğduğu sanılmakta, babasının işi nedeniyle Kuzey Afrika’ya ve Cezayir’e gittiği ve burada Arap hocalardan matematik dersleri aldığı bilinmektedir. Hint-Arap sayılarını (1, 2, 3…) öğrenerek, bunları Avrupa’ya tanıtmıştır. Bu bakımdan Fibonacci, matematiği Araplardan alıp Avrupa’ya tanıtan kişi olarak anılır.
“Fibonacci sayıları” ve özellikle “Altın Oran”, matematikçilerin oldukça ilgisini çekmiş ve birçok araştırmaya konu olmuş bulgulardır. Bunun sebepleri; Fibonacci dizisindeki sayıların oranı olan 0,61803… sayısının -ki buna “Altın Oran” denilmektedir- tarihte oyun kartlarından piramitlerin yapımına kadar birçok alanda kullanılmış olması, sayı teorilerinde ortaya çıkması ve doğada birçok varlıkta gözlemlenmesidir.

İlk olarak 1202’de yazdığı Liber Abaci “The Book of Calculation” kitabının yeni versiyonunu 1228’de tamamlayan Fibonacci’nin, Practica Geometria “The Practice of Geometry” (1220) , Flos “The flower” (1225) ve Liber Quadratorum “The Book of Square Numbers” (1225) kitapları ise matematik alanında ele almış olduğu diğer eserlerdir. Bu kitapların içinde en ünlü olanı, Fibonacci sayılarıyla Altın Oran’ın anlatıldığı “Liber Abaci”dir. Kitapta karşılaşılan bir problemin çözümünde Fibonacci dizisi anlatılmaktadır.
Bu problem aşağıdaki gibidir:
Tavşan Problemi
“Dört yanı duvarlarla çevrili bir yere bir çift tavşan konmuştur. Her çift tavşanın bir ay içinde yeni bir çift tavşan yavruladığı, her yeni çiftin de erginleşmesi için bir ay gerektiği ve tavşanların ölmediği varsayılırsa, 100 ay sonunda dört duvarın arasında kaç çift tavşan olur?” Bu şekilde düşünüldüğü takdirde tavşan çiftleri aylara göre şu sıralamayı ortaya koymaktadır: 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89,… Görüldüğü gibi ilk iki sayı hariç, her sayı kendisinden önce gelen iki sayının toplamına eşittir. Bu sayıların arasındaki oran ise bize altın oranı vermektedir.
Fibonacci Dizisinin Görüldüğü ve Kullanıldığı Yerler
1) Ayçiçeği: Ayçiçeği’nin merkezinden dışarıya doğru sağdan sola ve soldan sağa doğru taneler sayıldığında çıkan sayılar Fibonacci Dizisinin ardışık terimleridir.
2) Papatya Çiçeği: Papatya Çiçeğinde de ayçiçeğinde olduğu gibi bir Fibonacci Dizisi mevcuttur.
3) Fibonacci Dizisinin Fark Dizisi: Fibonacci Dizisindeki ardışık terimlerin farkıyla oluşan dizi de Fibonacci Dizisidir.
4) Ömer Hayyam veya Pascal veya Binom Üçgeni: Ömer Hayyam üçgenindeki tüm katsayılar veya terimler yazılıp çapraz toplamları alındığında Fibonacci Dizisi ortaya çıkar.
5) Tavşan: Zaten sorumuz tavşanla alakalı…
6) Çam Kozalağı: Çam kozalağındaki taneler kozalağın altındaki sabit bir noktadan kozalağın tepesindeki başka bir sabit noktaya doğru spiraller (eğriler) oluşturarak çıkarlar. İşte bu taneler soldan sağa ve sağdan sola sayıldığında çıkan sayılar, Fibonacci Dizisi’nin ardışık terimleridir.
7) Tütün Bitkisi: Tütün Bitkisinin yapraklarının dizilişinde bir Fibonacci Dizisi söz konusudur; yani yaprakların diziliminde bu dizi mevcuttur. Bundan dolayı tütün bitkisi Güneş’ten en iyi şekilde güneş ışığı ve havadan en iyi şekilde Karbondioksit alarak Fotosentez’i mükemmel bir şekilde gerçekleştirir.
8 ) Eğrelti Otu: Tütün Bitkisindeki aynı özellik Eğrelti Otu’nda da vardır.
9) Mimar Sinan: Mimar Sinan’ın da bir çok eserinde Fibonacci Dizisi görülmektedir. Mesela Süleymaniye ve Selimiye Camileri’nin minarelerinde bu dizi mevcuttur. Matematikçi Bilim Adamları

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Takiyüddin (1521 – 1585), Takiyüddin Hayatı, Takiyüddin Kimdir?

Takiyüddin (1521 – 1585), Takiyüddin Hayatı, Takiyüddin Kimdir?
Adının yazılışından dolayı batılı kaynaklarda Arap kökenli olduğu ifade edilen Takiyüddin, 1521’de Şam’da dünyaya gelmiştir. VIII. Yüzyıla Suriye’ye yerleşmiş bir Türk ailesine mensup olduğunu, 1567-1568 yıllarında Nablus’ta yazdığı Reyhanetü’r Ruh adlı eserin sonunda verdiği seceresinde açıkça belirtmektedir.

Takîyüddîn, döneminin en büyük astronom ve matematikçilerindendir. Özellikle Trigonometride birçok çalışması vardır, 16. yüzyılın ünlü astronomu Copernicus, sinüs fonksiyonunu kullanmamış, sinüs, kosinüs, tanjant ve kotanjanttan söz etmemiştir ama Takîyüddîn bunların tanımlarını vermiş, kanıtlamalarını yapmış ve cetvellerini hazırlamıştır. Takîyüddîn, trigonometrik fonksiyonların kesirlerini, ilk defa ondalık kesirlerle göstermiş ve birer derecelik fasılalarla 1 dereceden 90 dereceye kadar hesaplanmış sinüs ve tanjant tabloları hazırlayarak ne kadar büyük bir bilim adamı olduğunu kanıtlamıştır. Takîyüddîn trigonometrik hesaplamalarda cetveller ya da rub, yani “trigonometrik çeyreklik” denilen basit bir alet kullanmıştır.

Sokullu Mehmed Paşa ve Hoca Sadettin Efendi’nin desteklerini alıp, zamanın sultanı III. Murat’a başvurarak bir rasathane (gözlemevi) kurmak için gerekli izni almıştır.Tophane sırtlarında yer alan İstanbul Rasathanesi 1575-1580 yılları arasında faaliyet göstermiştir. Buradan 1577 yılı ramazan ayında bir kuyruklu yıldızın gözlemlendiği, bu astrolojik olayın İstanbul’da çok ilgi çektiği bilinmektedir.

Şehinşahnâme’de yer alan bir minyatür, rasathane odasını göstermektedir. Rasathane odasında baş râsıt Takiyüddin ve diğer râsıtlar aletleri kullanırken görülmektedir. Bu minyatürde görülen yer küresinin Takiyüddin tarafından yapıldığı söylenebilir.

Yer küresinde; Akdeniz’in boyunun aslından uzun oluşu, Brezilya’nın doğuya doğru çok fazla çıkıntı yaparak Afrika’ya yanaşması, Güney Kutbu’nun Ümit Burnu’na fazlaca yakınlığı dikkat çekicidir. Yine de yer küresinde yeni keşfedilen bölgelerin, Pirî Reis haritalarına göre aslına daha yakın çizildiği görülmektedir.

Haritacılığı destekleyen en önemli bilim dallarının astronomi ve matematik olduğu gerçeğinden hareket edildiğinde, Takiyüddin’in bu konulardaki üstün bilgisi nedeniyle, kürenin yapılışında fazla güçlük çekmediği kolayca söylenebilir.

Takiyüddin’in Rasathanesi (Dar-ü’r Rasad-ül Cedid), 1575 yılında Osmanlı bilgini Takiyüddin tarafından İstanbul’da Tophane sırtlarında kurulan gözlemevidir.
1571 yılında Osmanlı Sarayı’na müneccimbaşı olarak atanan Takiyüddin’in padişah III. Murat’a, ünlü astronom Uluğ Bey’in Semerkant’da hazırlattığì “Zic-i İlhani” adlı astronomi gözlem ve hesaplarının eskidiğini belirten raporunu sunmasından sonra kurulmuştur.

1580 yılında, Şeyhülislam Kadızade’nin onaylayan fetvası ve padişah III. Murat’ın emriyle rasathane denizden topa tutularak yıkılmıştır.[

İslam dünyasının son, Osmanlıların ilk ve tek rasathanesi, Şeyhülislam Kadızade Ahmed Şemsettin Efendi’nin kışkırtmaları sonucu 1580 yılında, Padişah III. Murat’ın Kılıç Ali Paşa’ya verdiği emir gereği, top ateşine tutularak yıktırılmıştır. Bu olayın, aynı yıllarda Danimarkalı astronom Tycho Brahe’nın (1546-1601) gözlem yaptığı döneme rastlaması ve bu gözlemler sonucunda Kopernik’in (1473-1543) ünlü teorisini kanıtlaması, Türk astronomisi adına şanssızlık sayılır.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Kerim Erim (1894 – 1952), Kerim Erim Hayatı, Kerim Erim Kimdir?

Kerim Erim (1894 – 1952), Kerim Erim Hayatı, Kerim Erim Kimdir?

İlk doktoralı Türk matematikçidir. Doktora derecesini 1919’da Almanya’nın Erlangen kentindeki Frederich-Alexanders Üniversitesi’nden aldı. Türkiye’de yüksek matematik öğretiminin yaygınlaşmasında ve çağdaş matematiğin yerleşmesinde etkin rol oynadı; mekaniğin matematik esaslara dayandırılmasına öncülük etti. Ülkemizde bir matematik doktorası yöneten ilk bilim adamı oldu. Devlet sanatçısı piyanist Gülsin Onay’ın dedesidir.

İstanbul Yüksek Mühendis mektebi’ni bitirdikten (1914) sonra Berlin Üniversitesi’nde Albert Einstein’in yanında doktorasını yaptı (1919)
Kerim Erim Cumhuriyet Türkiyesi matematiğinin en büyük kurucularındandır. Diferansiyel ve integral hesabın ve matematiksel analiz metotlarının eğitiminin ülkemizde en kapsamlı biçimde verilmesinde en büyük rol onundur. Ülkemizin ilk matematik doktoru olan Kerim Erim bu alanlarda sadece eğitim çalışmalarıyla yetinmemiş, matematik araştırmalarını da başlatmıştır
Ülkemizde bir matematik doktorası yöneten ilk bilim adamımız da odur. Bilimin uluslararası niteliğine ve uluslararası bilimsel yayın yapma gereğine önem veren, enstitü çalışmaları ve bilimsel yayınlar aracılığıyla bunu ilk defa kurumsallaştırarak pratiğe dönüştüren bir bilim insanıdır.
Kerim Erim, Cumhuriyet döneminde matematiği uluslararası bir niteliğe kavuşturmuştur. Bu anlamda erken dönem Cumhuriyet matematiğinin uluslararası yüzüdür. Hem uluslararası bilimsel gelişmeleri yakından izlemiş, hem de uluslararası bilim topluluğuna bir araştırmacı olarak doğrudan katılmıştır.

Kitapları
Nazari Hesap (1931), Mihanik (1934), Sümer Riyaziyesinin Esas ve Mahiyetine Ait Rapor (1937), Dış Alem Meselesi (Matematik Bakımından) (1940), Tanzimat ve Müspet İlimler: Riyaziye (1940), Matematik ve Realite (1942-1965), Analiz Dersleri, Diferansiyel ve İntegral Hesap (1945) Matematikçi Bilim Adamları

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Buzcani, Buzcani Hayatı, Buzcani Kimdir? (940-998)

Buzcani, Buzcani Hayatı, Buzcani Kimdir? (940-998)

Yazmış olduğu eserlerle astronomiye büyük hizmetlerde bulunan Ebu’l-Vefâ el-Buzcâni (940-998), küresel astronomide karşılaşılan sorunların çözülebilmesi için, yeni trigonometrik bağıntıların keşfedilmesi suretiyle trigonometrinin geliştirilmesi gerektiğini anlamış ve araştırmalarını daha ziyade bu alana yöneltmiştir.

Habeş el-Hâsib ve el-Mervezi gibi önemli matematikçileri izleyerek, tanjant ve sekant fonksiyonlarını tanımlamış ve trigonometrik fonksiyonların yayların büyüklüğüne göre değişen değerlerini 15 dakikalık aralıklarla hesaplayarak tablolar halinde sunmuştur. El-Mervezi’nin tabloları, tanjant ve kotanjantı yayın fonksiyonu olarak vermediği gibi, Ebu’l-Vefâ’nınkiler kadar sağlıklı da değildir.

Ebu’l-Vefâ, * ve * toplam ve farkları 90 dereceden küçük iki yay ve * * * olmak şartıyla, sin (* + *) – sin * * sin * – sin (*-*) eşitsizliğini bulmuş ve sonradan kendi adıyla anılan bu teoremi kullanarak sin 30 dakikanın değerini sekiz ondalığa kadar doğru bir biçimde hesaplamıştır.

Aynı zamanda birim dairenin yarıçapını 1 olarak kabul eden Ebu’l-Vefâ’nın bu alandaki uğraşları, trigonometrik fonksiyonların yaya bağlı değerlerinin daha doğru hesaplanabilmesi yolundaki çabalara güzel bir örnek teşkil etmiştir. Ayrıca, sin * ve sin * bilindiğinde, sin (* * *)’dan hareketle, 2 sin² */2 * 1 – cos * ve sin * * 2 sin */2 . cos */2 bağıntılarını bularak, yarım açının sinüs ve kosinüsünün hesaplanmasını sağlamıştır.

Ebu’l-Vefâ el-Buzcâni, küresel üçgenlerin çözümünde kullanılan çeşitli bağlantıları bulmak suretiyle bu konunun gelişmesine de büyük hizmetlerde bulunmuştur. Müslüman matematikçiler tarafından Şeklü’l-Katta, yani Kesenler Teoremi diye adlandırılan Menelaus Teoremi’ni kullanarak bir dik açılı küresel üçgende, sin a / sin c * sin A ve tg a / tg A * sin b eşitliklerinin geçerli olduğunu göstermiş ve bu eşitliklerden cos c * cos a . cos b eşitliğini çıkarmıştır.

Dik açılı olmayan küresel üçgenler için sinüs teoremini ilk defa onun bulmuş olması pek muhtemeldir. Ebu’l-Vefâ, matematiğin diğer bazı dallarına da önemli katkılarda bulunmuştur. Bağdat’ta yaptığı gözlemlerle ekliptiğin eğimini ölçmüş, mevsim farklarını bulmak için ekinoksları gözlemlemiş, ayrıca Bağdat’ın enlemini ölçmüştür.

El-Zic el-Vâzıh adlı bir de zic hazırlamıştır. Astronomide ilk müşterek çalışma örneğini vermiştir. Beyrûni ile ilişki içinde olan Ebu’l-Vefa Bağdat’ta, Beyrûni ise Harezm’de 997 yılındaki Ay tutulmasını gözlemlemişler ve her iki kentteki tutulma farkını bir saat olarak bulmuşlardır. Buradan iki kent arasındaki boylam farkını doğru olarak saptama olanağını elde etmişlerdir. Ayrıca her iki bilim adamı da tutulma düzlemini 23 derece 37 dakika olarak belirlemişlerdir.

Ebu’l-Vefâ, çalışmalarını iki farklı gözlem evinde yürütmüştür. Bunlardan birisi Şemsüddevle ve diğeri ise kendi gözlemevidir. Bu ikincisinde onun büyük boyutlu aletler yaparak dakik gözlemlerde bulunduğu söylenmektedir.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

İbni Rüşd, İbn-i Rüşd Hayatı, İbni Rüşd Kimdir? (1126-1198)

İbni Rüşd, İbn-i Rüşd Hayatı, İbni Rüşd Kimdir? (1126-1198)

İbn Rüşt, Maliki mezhebinden fakihler yetiştirmiş bir aileden gelir; dedesi Ebu El-Velid Muhammed (ö. 1126) Murabıtlar hanedanının Kurtuba’daki en yüksek dereceli hakimiydi.

Endülüslü-Arap felsefeci, hekim, fıkıhçı, matematikçi ve tıpçı. Kurtuba’da doğdu ve Marakeş, Fas’ta öldü. İbn-i Rüşd’e göre biricik filozof Aristo’ydu.

İbn Rüşt, Maliki mezhebinden fakihler yetiştirmiş bir aileden gelir; dedesi Ebu El-Velid Muhammed (ö. 1126) Murabıtlar hanedanının Kurtuba’daki en yüksek dereceli hakimiydi. Babası Ebu El-Kasım Ahmed, aynı makamı Muvahhidler’in 1146’daki hakimiyetine kadar işgal etti. Yusuf el-Mansur’un veziri İbn Tufeyl (Batı’da bilinen adıyla Abubacer) tarafından sarayla ve büyük İslam hekimlerinden, sonradan arkadaşı olacak İbn Zuhr (Avenzoar) ile tanıştırıldı. 1160’ta Sevilla kadısı oldu ve hizmeti boyunca Sevilla, Kurtuba ve Fas’ta bir çok davaya baktı. Aristo’nun eserlerine şerhler ve bir tıp ansiklopedisi yazdı . Eserlerini 1200lerde, Yakob Anatoli Arapça’dan İbranice’ye tercüme etti. Endülüs’ü 12. yüzyılın sonralarında yayılan fanatiklik dalgasıyla, sahip olduğu bağlantılar kendisini siyasî problemlerden uzak tutamamış ve Kurtuba yakınlarında bir yerde tecrit edilmiş ve ölümünden kısa süre önce Fas’a gidinceye dek gözetim altında tutulmuştur. Mantık ve Metafizik alanında verdiği eserlerin çoğu müteakip sansür döneminde kaybolmuştur.
İbn-i Rüşd en çok Aristo’nun eserlerinden yaptığı, bugün Batı’da pek çoğu unutulmuş, tercüme ve şerhleriyle ünlüdür. 1150’den önce Avrupa’da Aristo’nun eserlerinin birkaç tercümesinden başkası yoktu ve bunlar da din adamlarınca rağbet görüp, incelenmiyorlardı. Batı’da Aristo’nun mirasının yeniden keşfedilmesi, İbn-i Rüşd’ün eserlerinin 12. yüzyıl başlarında Latince’ye tercümesiyle başlamıştır.
İbn Rüşd’ün Aristo üzerine çalışmaları otuz yıllık bir dönemi kapsar ve bu dönem içinde, erişemediği “Politika” dışında bütün eserlerine şerhler yazmıştır. Eserlerinin İbranice tercümeleri de, İbrani Felsefesi üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. İbn Rüşd’ün düşünceleri, Hıristiyan skolastik gelenekten, Aristo’nun mantık çalışmalarına değer veren [Brabant’lı Siger], Thomas Aquinas ve bilhassa Paris Üniversitesi’ndeki diğerleri tarafından özümsenmiştir. Thomas Aquinas gibi meşhur skolastik filozoflar, ona ismi yerine “Şârih” (Yorumcu) ve Aristo’ya da “Filozof” diyerek yüksek derecede önem veriyorlardı. İslam dünyasında bir okul bırakmamış ve ölümü Endülüs’teki serbest düşünce hayatının sonunu işaret etmiştir.
Ayrıca Büyük ve Küçük Dolaşımı’nı keşfeden ilk bilim adamıdır.
Bilimsel Eserleri
•Tehafütü’t Tehafüt (Çelişkilerin Çelişkileri / İnsicamsızlığın İnsicamsızlığı), •Makela fı’l Mizac

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın