ABDESTİN SÜNNETLERİ NELERDİR?

Abdesti olan kimsenin aşağıdaki hallerde abdesti bozulur.

1- Büyük ve küçük abdest bozmak ve yellenmek,
2- Vücudun bir yerinden kan ve irin çıkmak,
3- Ağız dolusu kusmak,
4- Ağızdaki kanamaların fazla olması,
5- Uyumak,
6- Bayılmak,
7- Namaz kılarken yandaki işitecek kadar gülmek,
8- Bir anlık çıldırmak, delirmek abdesti bozar,
9- Sarhoş olmak,
10- Eşlerin birbiri ile aşırı derecede oynaşması,
11- Erkeklerin ve kadınların idrar kaçırmamak için önlerine koydukları pamuk fitilin dısarda kalan kısmı ıslanınca abdest bozulur,
12- Teyemmümlü kimsenin suyu bulması abdesti bozar.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ABDESTİN EDEPLERİ NELERDİR?

Edeb, yapılması sevap olup, yapılmazsa günah olmayan şeyler demektir. Abdestin edebleri şunlardır:

1- Abdesti, namaz vakti girmeden önce almak,
2- Halâda tahâretlenirken, kıbleyi sağ veya sol tarafa almak. Abdest bozarken kıbleye önünü ve arkasını dönmek tahrimen mekruhdur,
3- Necaset bulaşmamış ise, su ile taharetlenmek,
4- Taharetlendikden sonra, bez ile kurulanmak,
5- Taharetlendikden sonra, avret mahallini hemen örtmek,
6- Baskasından yardım istemeyip, abdesti kendisi almak,
7- Kıbleye karşı abdest almak,
8- Her uzvu yıkarken, kelime-i şehâdet okumak,
9- Abdest dualarını okumak,
10- Ağzına sağ el ile su vermek,
11- Burnuna sağ el ile su vermek,
12- Burnu sol el ile temizlemek,
13- Ağzı yıkarken, disleri (Misvak) ile temizlemek. Misvâkbulunmazsa, fırça da kullanılabilir,
14- Ağzı yıkarken, oruçlu değilse ağzı çalkalamak. Boğazında hafîf gargara yapmak, abdestde de, guslde de sünnetdir. Oruçlu iken mekrûhdur,
15- Burnu yıkarken, suyu kemiğe yakın çekmek,
16- Kulağı mesh ederken bir parmağı, kulak deliğine sokmak,
17- Ayak parmaklarını tahlîl ederken, sol elin küçük parmağı ile tahlîl etmek,
18- Elleri yıkarken, geniş yüzüğü oynatmak. Dar, sıkı yüzüğü oynatmak ise lazım olup, farzdır,
19- Su bol ise de isrâf etmemek,
20- Suyu, yağ sürer gibi az kullanmamak (üç def’ada da, yıkanan yerden, en az iki damla su damlamalıdır.),
21- Bir kabdan abdest alınca o kabı dolu bırakmak,
22- Abdest bitince veya ortasında (Allahümmec-alnî minettevvâbîn…) duâsını okumak,
23- Abdestden sonra (Sübhâ), ya’nî iki rekat namaz kılmak,
24- Abdestli iken, abdest almak, yanî namaz kıldıkdan sonra abdestli iken, yeni namaz için bir daha abdest almak,
25- Yüzü yıkarken, göz pınarını, çapakları temizlemek,
26- Yüzü, kolları, ayakları yıkarken, farz olan yerlerden biraz fazlasını yıkamak. (Kolları yıkarken, avuca su doldurmalı, bunu dirsege dogru akıtmalı.),
27- Abdest alırken, kullanılan sudan, elbiseye, üste, basa sıçratmamak,
28- Kendi mezhebinde mekrûh olmayan birsey, baska mezhebde farz ise, bunu yapmak müstehabdır.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ABDESTİ BOZAN ŞEYLER NELERDİR?

Abdesti olan kimsenin aşağıdaki hallerde abdesti bozulur.

1- Büyük ve küçük abdest bozmak ve yellenmek,
2- Vücudun bir yerinden kan ve irin çıkmak,
3- Ağız dolusu kusmak,
4- Ağızdaki kanamaların fazla olması,
5- Uyumak,
6- Bayılmak,
7- Namaz kılarken yandaki işitecek kadar gülmek,
8- Bir anlık çıldırmak, delirmek abdesti bozar,
9- Sarhoş olmak,
10- Eşlerin birbiri ile aşırı derecede oynaşması,
11- Erkeklerin ve kadınların idrar kaçırmamak için önlerine koydukları pamuk fitilin dısarda kalan kısmı ıslanınca abdest bozulur,
12- Teyemmümlü kimsenin suyu bulması abdesti bozar.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ABDESTİ BOZMAYAN ŞEYLER NELERDİR?

Abdesti olan kimsenin aşağıdaki hallerde abdesti bozulmaz.

1- Ağrı olmadan, herhangi bir sebeble, ağlamakla ve soğan, duman, gazlar tesiri ile göz yaşı akınca,
2- Balgam kusmak,
3- Kan kusunca, bastan gelen sıvı kan, tükürükten az ise,
4- Disten akan kan, tükrükden az ise,
5- Bastan gelen katı kan, çok olsa dahi,
6- Mideden, ciğerden gelen katı kan, ağız dolusu değil ise,
7- Kulağa damlatılan yağ, kulaktan veya burundan çıkarsa,
8- Buruna çekilen sey, burundan günlerce sonra da geri gelirse,
9- Birşeyi ısırınca, o sey üzerinde kan görürse,
10- Ağızdan, kulaktan ve derideki yaradan çıkan kurtlar,
11- Kadın çocuğunu emzirince,
12- Çok da olsa terlemekle,
13- Sinek, sivrisinek, pire, tahta biti gibi haşereler çok emseler de,
14- Az olup, yayılmayan kan ve agız dolusu olmayan kay yani kusmak,
15- Uyurken dayanılan şey çekildiğinde düşmezse,
16- Namazda uyumak,
17- Dizlerini dikip, basını dizlerinin üstüne koyup uyursa,
18- Ayaklarını bir yanına çıkarıp, yere oturarak uyursa,
19- Çıplak hayvan üstünde uyursa, hayvan yokuş çıkıyor veya düz yerde gidiyorsa,
20- Namazda tebessüm etmek,
21- Namazda iken güldüğünü yalnız kendi isitirse,
22- Saç, sakal, bıyık ve tırnak kesmek,
23- Yara kabuğunun düşmesi ile, abdesti bozulmaz.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

HAYIRLI CUMALAR – CUMA MESAJLARI RESİMLİ TEBRİK KARTLARI SMS GÜZEL SÖZLER FACEBOOK TWİTTER PAYLAŞ

YENİ CUMA MESAJLARI – EN GÜZEL CUMA SMS SÖZLERİ KUTLAMA TEBRİK KARTLARI – www.cumamesajlari.com -RESİMLİ CUMA GÜNÜ MESAJLARI 2014

en seçkin cuma mesajları sitemiz www.cumamesajlari.com hayırlı cumalar dileriz.
Rabbim Allah, fikrim zikrullah, kalbimin nuru Resullullah, evvelim Allah, ahirim Allah, La ilahe illallah Muhammedün Resullullah.
  Sırrım sübhanım Allah, derdim dermanım Allah, gafil kuluna gam düşmüş, yetiş imdadımıza ya Muhammed.

Bugün Cuma günüdür. Dinim İslam dinidir. Dinimin İslam dini olduğuna, yetmiş binin nısfına, mühürledim üstüne.

Lailahe illallah üç muradım var, biri cennet, bir ırmak diyarını görmek. Aç cemalini göster diyarını.

Ya Resullullah! Aman yarabbi ya rabbena her halimiz malumdur sana, gece gündüz yalvarırım sana. Her zaman sana muhtacım, cemalini göster bana.

Cennetine davet et Allahım kabrimizde rahatlık, sıratta selamet, tatlı canımız sana emanet, son nefesimizde selametler ihsan eyle.

Kabir suallerimiz ahsan eyle, cennetinle cemalini cümleyle beraber bana da nasip eyle.

Elif Allah, Nur Muhammed tez selamet.

Ya Celil, etme zelil, gönder delil. İlahi Yarabbi hacetimi rahmet deryasını ulaştır, duaya açılan elleri icabete eriştir.

Allahım senden başka kimsemiz yoktur. Lailahe illallah arşı alaya Muhammedün Resullullah şükür Mevlaya.

Yarabbi yarabbena her halim malumdur sana, cenneti alada cemalini göster bana.

Lailahe illallah günahlarımız af eyle, Muhammedün Resullullah makamımı nur eyle.

İlahi Yarabbi son nefesimde kendime malik olmadığım zaman bu duamı sana emanet ederim.

Selatü selaya yolladım Mevlaya, sen cümlemizin muradını ver gelecek Cuma’ya.

Lailahe illallah ve cellehü edası ile, Rabbim muradımızı ver melekler duası ile.

Lailahe illallah kalbimizi karartma, rızkımızı azaltma, kabrimizi, daraltma, senden başka kapı aratma, muhannete muhtaç etme.

Lailahe illallah imanla sabır, Muhammedün Resullullah azapsız kabir.

Allahım beni af eyle, her derdimi def eyle, rızkımızı bol eyle, kabrimizi nur eyle, sual meleklerinin cevabını muktedir eyle.

Allahım şeytanın şerrinden, kabirdeki yılanlardan, çıyanlardan, ölümün dehşetinden, kabirin azabından, sıratın zulmetinden muhafaza eyle Allahım.

Ölümün hayırlısını, üç ayların birisini, Yasinin yarısını okurken ölmeyi nasip eyle Yarabbi.

kaynak; www.cumamesajlari.com

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

MÜBAREK CUMA DUASI – CUMA GÜNÜ YAPILACAK DUA – CUMA DUASI

HAYIRLI CUMALAR – CUMA GÜNÜ NASIL DUA ETMELİYİZ – CUMA DUASI – CUMA GÜNÜ YAPILACAK DUA TÜRKÇE

cuma gecesu duası - resimleri (4)

Lailahe illallah Cuma’nın sebebiyle, Muhammedün Resullullah gerek yüzün gölgesiyle dünya ve ahiret muradımı ver.
Melekler duasıyla, Ya vedüdüm, entel maksudum, Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, cennet kapılarını aç, benim günahımdan geç.

Benim günahım varsada senin gibi halikim var. Muhammed Aleyhisselam dostum var.

İlahi kabre vardığım gece lütfeyle, yalnız kaldığım gece bilmediğimi bildir. Kabrimi nur ile doldur. Kevser şarabına daldır, ulu cemalini göster.

Gece gündüz yalvarırım sana dünya ve ahiret muradımı ver bana.

Rabbim Allah, fikrim zikrullah, kalbimin nuru Resullullah, evvelim Allah, ahirim Allah, La ilahe illallah Muhammedün Resullullah.

Cuma gibi günümüz var. İslam gibi dinimiz var. Muhammed gibi şahımız var. Allah dedim, dostum dedim, 99 ismine mühür vurdum, üstüne.

Sırrım sübhanım Allah, derdim dermanım Allah, gafil kuluna gam düşmüş, yetiş imdadımıza ya Muhammed.

Kulhüvellahü ehad, bin bir kere ya samed, ya Allah, ya Muhammed umarız senden şefaat.

Lailahe illallahtır özüm, Muhammed Mustafadır sözüm, ihlas-ı şerif ile yıkadım yüzüm. Ayetele kürsü için sen kabul eyle sözüm.

Bugün Cuma günüdür. Dinim İslam dinidir. Dinimin İslam dini olduğuna, yetmiş binin nısfına, mühürledim üstüne.

Lailahe illallah üç muradım var, biri cennet, bir ırmak diyarını görmek. Aç cemalini göster diyarını.

Ya Resullullah! Aman yarabbi ya rabbena her halimiz malumdur sana, gece gündüz yalvarırım sana. Her zaman sana muhtacım, cemalini göster bana.

Cennetine davet et Allahım kabrimizde rahatlık, sıratta selamet, tatlı canımız sana emanet, son nefesimizde selametler ihsan eyle.

Kabir suallerimiz ahsan eyle, cennetinle cemalini cümleyle beraber bana da nasip eyle.

Lailahe illallah selalar duası için, Muhammedün Resullullah arşı ala gölgesi için hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara edalar ihsan eyle Ya Rabbim.

Elif Allah, Nur Muhammed tez selamet.

Ya Celil, etme zelil, gönder delil. İlahi Yarabbi hacetimi rahmet deryasını ulaştır, duaya açılan elleri icabete eriştir.

Allahım senden başka kimsemiz yoktur. Lailahe illallah arşı alaya Muhammedün Resullullah şükür Mevlaya.

Yarabbi yarabbena her halim malumdur sana, cenneti alada cemalini göster bana.

Lailahe illallah günahlarımız af eyle, Muhammedün Resullullah makamımı nur eyle.

İlahi Yarabbi son nefesimde kendime malik olmadığım zaman bu duamı sana emanet ederim.

Selatü selaya yolladım Mevlaya, sen cümlemizin muradını ver gelecek Cuma’ya.

Lailahe illallah ve cellehü edası ile, Rabbim muradımızı ver melekler duası ile.

Lailahe illallah kalbimizi karartma, rızkımızı azaltma, kabrimizi, daraltma, senden başka kapı aratma, muhannete muhtaç etme.

Lailahe illallah imanla sabır, Muhammedün Resullullah azapsız kabir.

Allahım beni af eyle, her derdimi def eyle, rızkımızı bol eyle, kabrimizi nur eyle, sual meleklerinin cevabını muktedir eyle.

Evvelim Allah, ahirim Allah, kalbimde beytullah Lailahe illallah Muhammedün Resullullah. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühü” diyerek çene kapatmak nasip eyle Yarabbi.

Allahım şeytanın şerrinden, kabirdeki yılanlardan, çıyanlardan, ölümün dehşetinden, kabirin azabından, sıratın zulmetinden muhafaza eyle Allahım.

Ölümün hayırlısını, üç ayların birisini, Yasinin yarısını okurken ölmeyi nasip eyle Yarabbi.

Amin.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Roman Özetleri (Kitap Özetleri) – SİMYACI

Roman Özetleri (Kitap Özetleri) – SİMYACI ROMAN ÖZETİ

Simyacı
KİTABIN ADI :SİMYACI
KİTABIN YAZARI :Paulo COELHO
YAYIN EVİ VE ADRESİ :CAN YAYINLARI Ltd.sti.
Hayriye cad.no:2 80060
GALATASARAY-İSTANBUL
BASIM YILI :1988
1.KiTABIN KONUSU :
Simyacı, İspanyadan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü genç bir çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsü.
2.KİTABIN ÖZETİ :
İspanya’da yaşamakta olan Santiago gezmeye yeni yerler görmeye meraklı olduğu için okuma-yazmayı çok iyi bildiği halde çoban olmayı tercih eder. Bu sayede yeni yerler görür. Aynı zamanda kitap okur. Sürüsüyle birlikte gittiği terkedilmiş bir zamanlar ayin eşyalarını konduğu yerde kocaman bir firavuninciri büyümüş olan kiliseye gelir. Burada uykuya dalar ve haftalardir gördüğü düşün aynısını burda görür. Bir zamanlar yün satmak üzere bir tüccara gitmiş orda tüccarın kıızyla muhabbet etmiş çok hoşlanmıştır. Şimdi yeniden o tüccara gitmek ister. Tarifa’ya geldiğinde düş yorumcusu bir yaşlı kadının olduğunu anımsar ve yaşlı kadını yanına gider. Falcı kadın Santiago’yu çok şaşırtır. Santiago’nun Mısır piramitlerine gideceğini orada bir hazine bulup zengin olacağını söyler. Falcının yanıdan ayrıldıktan sonra kasabada bir sırada oturuken Salem Kralı olduuğunu söyleyen yaşlı bir adamın yanına oturur. Falcı kadının söylediklerinin aynısını söyler. Bunun için gençten koyunlarını satmasını kendisine de altı koyununu vermesini ister. Bir gün sonra tekrar yaşlı adamın yanına giderek altı koyununu verir. Karşılğında ise Urin ile Tummini adında iki taş alır. Artık Santiago hazine peşine düşmüş bir serüvendedir. Tarifa’dan Afrika’ya geçtiğinde ilk gördüğü kahvaneye girerek Mısır piramitlerine gitmek için yardım ister. Tüm parasını vererek bir rehber bulmuştur. Piramitlere gitmek üzere çıktıklarında adam kalabalık pazar yerinde kendini kaybettirmiştir. Artık beş parasız kalmıştır. Şimdi tek isteği bir iş bulup para kazanmaktır. Bir billuriye dükanında kristal satmak üzere işe başlar. İşe başlamasıyla billuriye dükkanı daha çok satmaya başlar.Tam bir yıl geçtikten sonra mısır piramitlerine gidecek parayı biriktirir.Mısıra gitmek üzere kervancılyla anlaşır.Aynı şekilde piramitlere gitmek isteyen birçok ülkeden insan vardır.İlk olarak AL-FAYOUM’a gider.Daha fazla ilerleyemezler çünkü kabileler arası savaş vardır.AL-FOYOUMda kabile reisi tarafından karşılanıp misafir edildiler.yolculuk esnasında tanıştığı bir ingiliz Mısıra simyacıyı bulmak için gelmiştir.Fakat büyük hayal kırıklığına uğramıştır. Çünkü Simyacı’yı kimse tanımıyordur. Sonra rastladıkları bir ihtiyara sorarlar. Öyle bir kişinin vahada yaşadığını kabile reislerinin bile çok zor ulaştığı güçlü biri olduğunu söyleyerek savaşın bitmesini beklayip kervanlarla gitmelerinin daha iyi olacağını söyler. Sonra siyah peçeli omuzunda testi taşıyan kızı görür ve aşık olur Santiago. İsminin Fatima olduğunu öğrenip hergün bekleyeceğini söyleyerek yanından ayrılır. İkinci gün Fatima’ya aşkını itiraf ederek kendisiyle evlenmesini ister. Artık Santiago Fatima’dan başkasını düşünemez. Bu arada İngiliz’den Simyacların kurşunu altına dönüştürdüklerini öğrenip İngiliz’in neden bu kadar yolu teptiğini anlayabiliyordu.
Bir sabah AL-fayoum’a baskın düzenlenir. Bunu üzereine Santiago güney yönünde yürümeye başlamıştır. Vahanın ortasında tek bir çadır vardır. Artık Simyacı’yı bulmuştur. Hazineye ulaşmak için Santiago’ya klavuzluk edecektir. Yola çıkmadan Fatima ile vedalaşır. Mutlaka geri döneceğini söyler.
Sonunda bir manastıra varırlar. Burada Simyacı’nın kurşunu altına çevirdiğine şahit olur. Simyacı’dan aldığı bir parça altınla yoluna yalnız devam eder. Artık yarım saatlik yolu kalmıştır. Hazineni yerini ona yüreğinin söyleyeceğine inanıyordur. Bir kumulun tepesine vardığında ağlamaya başlar. Gözyaşlarının düştüğü yerde hazinenin olduğunu tahmin ederek kazmaya başlar. Tüm gece boyunca kazmasına rağmen ulaşamaz. Bu sırada savaş mültecileri olduğunu söyleyen birkaç adam gelir. Hazine aradığını anladıktan sonra aynı yri kazmaya başlarlar. Onlarda ulaşamayınca Santiago’ya işkence yapıp üzerinde altını alırlar. Mültecilerin reisi tam ayrılırken kendisinin de düş gördüğünü İspanya’da çobanların koyunlarıyla birlikte içinde uyudukları ayin eşyanın konulduğu yerde büyümüşbir firavuninciri ve altında hazine olduğunu gördüğünü ancak bir düş için tüm çölü geçecek kadar budala olmadığını söyler ve gider.
Santiago’nun yüreği neşeyle dolar artık bulmuştur hazinenin yerini. Tekrar aynı kiliseye gider fakat bu sefer yanında sadece küreği vardır. Eski İspanyol altın parasıyla dolu hazineyi bulmuştur. Şimi tek isteği tekrar Fatima’nın yanına gitmektir.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Bir insanın kendi istelerine ulaşabilmesinin en güzel yolu ,bu istekleri doğrultusunda kendisinin verdiği kararlardır.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Olaylar ardarda ,birbiriyle bağlantılı ve akıcı biçimde okuyuculara sunulmuştur.
Santiago kendi istekleri doğrultusunda hareket eden ve verdiği kararlarla yazgısını elde etmeye çalışan maceraperest bir gençtir.
İngiliz de Santiago gibi bir amaç uğrunda herşeyini bırakıp onu elde etmeye çalışan maceraperest bir kişidir.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl yakalayacaksın? Sorularına cevap veren ,mistik peri masalına benzeyen okumaya değer güzel bir roman.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Paulo Coelho ,Rio de Janerio’da doğdu. Roman yazarlığına başlamadan önce tiyatro yönetmeni ,oyun yazarı ve sevilen bir şarkı sözü yazarıydı. Batı Avrupa’dan başlayıp İspanya’da Santiago de Compostela kentinde sona eren geleneksel hac yolculuğunu yaptı. Bu deneyimini The Pilgrimiage adlı kitabında anlattı. Diğer kitapları: Brida ,Valkürler ve son yazdığı Piedra Irmağını Kıyısında Oturdum ,Ağladım’dır.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Roman Özetleri (Kitap Özetleri) – ATEŞTEN GÖMLEK

Roman Özetleri (Kitap Özetleri) – ATEŞTEN GÖMLEK ROMAN ÖZETİ

Ateşten Gömlek
KİTABIN ADI ATEŞTEN GÖMLEK
KİTABIN YAZARI HALİDE EDİP ADIVAR
YAYIN EVİ VE ADRESİ ATLAS KİTABEVİ
BASIM YILI Mayıs-1995

1. KİTABIN KONUSU:Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanan aşk,memleket,vatan ve millet sevgisi.
2.KİTABIN ÖZETİ: Peyami,Kurtuluş Savaşı’nda bacaklarını kaybetmiş,başına saplı kalan kurşun yüzünden sık sık hayallere dalan,eski bir hariciye nazırıdır.Başından geçen olayları kaldığı Cebeci Hastahanesi’nde yazmaktadır.olayları anlatmaya mütareke yıllarından başlar.Annesi onu amcasının kızı Ayşe ile evlendirmek istemiş fakat,o yurt dışına kaçmıştır.Geri döndüğünde Ayşe’nin ağabeyi Cemal görevi nedeniyle İstanbul’a atanmıştır.Onunla arası hiç iyi olmamasına rağmen kısa sürede iyi bir dost oluverirler.Düşman uçaklarının İstanbul’u bombaladıkları bir günde Cemal’in İhsan adında bir arkadaşıyla tanışır.Ogünden sonra her şeyi birlikte yaparlar.O sıralarda Bulgar Mütarekesi yapılır.Bununla birlikte dünyaya Türklerin barbar,ilkel insanlar olmadıklarını göstermek için toplumdan her kesimin katıldığı büyük mitngler yapılır.Bunların en büyüğü olan Sultan Ahmet Mitingi’ne İzmir’den yeni gelen Ayşe-kocası ve çocuğu Yunanlılarca öldürülmüştür- de katılmıştır.Bir kesim de Ayşe’yi kullanarak İngilizlerin dostluğunu kazanmak ister ama,Ayşe’nin İngilizlere olan tutumu etrafındakilerde büyük bir savaş azmi doğurur.Düşmanlar tarafından da bu olay çok ciddi karşılanır ve Ayşe,Peyami ve Cemeli’in öldürüleceği söylentileri yayılır.Bu arada Peyami ve İhsan arasında tatlı aşk rekebeti başlar.İşte Peyami bu aşk ve memleket mücadelesine ATEŞTEN GÖMLEK adını verir. Peyami uzun süreli hastalığından sonra Ayşe ile bilikte Adapazarı’na ,İhsan’ın yanına giderler.Burada bulunan Kezban Ayşe’yi çok kıskanır çünkü o da İhsan’I sevmektedir.İhsan Ayşe’yi Eskişehir’e,Cemal’in yanına gönderir.Peyamiye de askerlik eğitimi verdirir.Tam o sıralarda Kezban olayı patlak verir.Mehmet Çavuş uyarılmasına rağmen herşeyi göze alarak onu kaçırır.Konya’da çıkan isyanın ardında da o çıkar. İsyan bastırılır ve Mehet Çavuş asılır ama Kezban’a ne olduğu asla öğrenilemez.Ardından Peyami Milli Savunma Bakanlığı’na atanır ve hepsinden uzakta kalır.Olan biten her şeyi Ayşe’nin mektuplarından öğrenir.Fakat Rumca bildiği ve fotoğraf çekebildiği için Batı Cephesi’ne atanır.Gittiği birlikte İhsan da vardır.İhsan,Ayşe ile arsında geçen tüm aşk hikayesini anlatır ve Peyami de bir daha bu iki kutsal aşığın arasına girmez.Artık ordu Sakarya’nın doğusunda mevzi almış,savaş başlamak üzeredir.Hepsi aynı kolordudadırlar. Nihayet savaş ,bir sabah düşman uçaklarının bombardımanıyla başlar ve birlikler taarruza geçer.İhsan alması gereken Karadağ’a tırmanırken alnına gelen bir kurşrnla şehit düşer.Buhaberi alan Ayşe de yolda canını verir.Arkasından Cemal’in de ölüm haberi gelir.Artık Peyami tek başınadır.Nihayet o da bu yolda bacaklarını kaybeder ve başına bir kurşun saplanır.Fakat Peyami’nin bu tanımladığı tiplerin hiç biri gerçek değildir.Buna kafasında bulunan kurşun sebep olmaktadır.O da ameliyat masasında hayata gözlerini yumar.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
İnsanoğlu için;vatan,millet,memleket sevgisi,yeri geldiğinde aşktan daha üstündür.
4.KİTABTAKİ OLAYLARIN VE SAHIŞLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Olaylar genel olarak Kurtuluş Savaşı yıllarında geçiyor.Ama dar mekan olarak da İstanbul,Ankara,İzmir,Eskişehir,Adapazarı ve Konya’yı gösterebiliriz.
ŞAHISLAR:
PEYAMİ: Kurtuluş Savaşı’nda bacaklarını kaybetmiş,başına saplı kalan kurşun yüzünden sık sık hayallere dalan,eski bir hariciye nazırıdır.Başından geçen olayları kaldığı Cebeci Hastahanesi’nde yazar.O daihsan gibi Ayşe’yi çok sever.
AYŞE: Kocası ve çocuğu Yunanlılarca öldürülmüştür.Oldukça alımlı,etrafındakilere hayranlık uyandıran,zeki bir kadın.İçi savaş azmi ile doludur.Cemal’in kardeşidir.
İHSAN:Nazik,her zaman etrafındakilerin yatdımına koşan,yiğit bir Türk subayıdır.Ayşe’yi uğrunda ölebilecek kadar çok sevmektedir.
CEMAL:Ayşe’nin ağabeyidir.Bir çok muhrebeye katılmış,cengâver bir Türk subayıdır.
KEZBAN:Babası Balkan Harbi’nde şehit düşmüş,İhsan tarafından yetiştirilen,İhsan’a tutkun,genç bir anadolu kızı.
MEHMET ÇAVUŞ:Büyük bir vatan sever olmakla birlikte Kezban meselesi yüzünden hilafet ordusuna katılmış,yiğit bir askerdir.
5. KİTAB HAKKINDA SAHŞİ GÖRÜŞLER:
Kitap hem bizim milli tarihimizi yansıttığı;hem de vatan,memleket ve millet sevgisi ile aşkı bir arada işlediği için okunması gereken bir kitaptır.Ayrıca Kurtuluş Savaşı’ndan ilginç,çarpıcı örnekler vermektedir.
6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

HALİDE EDİP ADIVAR (1884 – 1964 )
Türk romancı. Siyasal alanda da etkinlik göstermiştir.İstanbul’da doğdu. Kimi kaynaklara göre doğum yılı 1884’tür. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji’nde okuttu. Orada Rıza Tevfik’den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve Doğu’nun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiği Salih Zeki’den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901’de bitirdi. 1908’de gazetelere yazmaya başladığı kadın haklarıyla ilgili yazılardan ötürü gericilerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması’nda bir süre için Mısır’a kaçmak zorunda kaldı.1909’dan sonra eğitim alanında görev alarak öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettişliği sırasında İstanbul semtlerini dolaşması, ona çeşitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. 1919’da Sultanahmet Meydanı’nda, İzmir’in işgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuşma ünlüdür. 1920’de Anadolu’ya kaçarak Kurtuluş Savaşı’na katıldı. Kendisine önce onbaşı, sonra da üstçavuş rütbesi verildi. Savaşı izleyen yıllarda Adıvar’ın ilk yapıtlarında Türk okuruna sunduğu bir yenilik yarattığı bu kadın imgesidir. Bu imge toplumda birbirine karşıt olarak algılanan değerleri uzlaştırdığı için önemliydi. Osmanlı -İslam geleneklerine göre ev kadını olarakCumhuriyet Halk Fırkası ve Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştü. 1917’de evlenmiş olduğu ikinci kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı. 1939’a kadar dış ülkelerde ya şadı. O yıllarda konferanslar vermek üzere Amerika’ya ve Mohandas Gandi tarafından Hindistan’a çağrıldı. 1939’da İstanbul’a dönen Adıvar 1940’ta İstanbul Üniversitesi’nde İngiliz Filolojisi Kürsüsü başkanı oldu, 1950’de Demokrat Parti listesinden bağımsız milletvekili seçildi. 1954’te istifa ederek evine çekilmiş ve 1964’te ölmüştür.
Adıvar’ın Seviye Talip (1910), Handan (1912) ve Son Eseri (1913) gibi ilk romanları aşk öyküleri anlatan yapıtlardır. Yazar kahramanlarını yakıp yıkan bir sevgiyi dile getirmek istediği için kişilerin iç dünyasına yönelir ve bu sevginin zamanla bir tutkuya dönüşmesini sergiler. Bu yapıtların önemli özelliğini, birbirine benzeyen ve ondan önceki Türk romanlarında bulunmayan kadın kahramanlarda aramak doğru olur. Yazarın asıl amacı kadın kahramanların kişiliklerini erkeklerin gözüyle değerlendirmek olduğu için, romanlarının anlatıcısı olarak bu kadınlara âşık erkekleri seçer ve fırtınalı bir aşk öyküsünü onların anı defterlerinden ya da mektuplarından anlatır. Erkek (bazen kadın da) evli olduğu için, kaçınılması olanaksız bir iç çatışma, romanların moral sorununu oluşturur ve roman ya kadının ya da erkeğin ölümüyle biter. Adıvar’ın, biraz kendi olduğunu iddia edilen bu kadın kahramanları, yazarın o dönemde ideal saydığı Türk kadınını temsil ederler. Seviye Talipler, Handanlar, Kâmuranlar her şeyden önce güçlü kişiliği olan, haklarını savunan, Batı terbiyesi almış, ama Batılılaşmayı giyim kuşamda aramayan, resim ya da müzik gibi bir sanat alanında yetenek sahibi, yabancı dil bilir, kültürlü ve çekici kadınlardır. Adıvar 1910 yıllarında Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Ahmet Ağaoğlu ile birlikte Türk Ocağı’nda çalışmaya başladıktan sonra yazdığı Yeni Turan adlı romanında (1912) yurt sorunlarına eğilir. II. Meşrutiyet döneminde geçen bu ütopik romanda, Yeni Turan adlı idealist bir partinin program ve çalışmalarını anlatırken yeni bir Türkiye’nin hangi sağlam temellere oturtulması gerektiği hakkında o zamanki görüşlerini açıklamak fırsatını bulur. Ateşten Gömlek (1922) ve Vurun Kahpeye (1923) romanlarında Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’da tanık olduğu olayları, direnişleri, kahramanlıkları, ihanetleri anlatırken kendi gözlemlerinden yararlandığı için daha gerçekçidir. Bununla birlikte, bir aşk sorununun aşıldığı bu yapıtlarda da yüceltilmiş kadın kahraman yerini korur. Ancak şimdi, yine olağan dışı bu kadın, öncekiler gibi bireysel sorunlarla sarsılan kültürlü bir sanatçı olarak değil, milli dava peşinde erdemlerini kanıtlayan ya da Anadolu’da düşmana karşı savaşan bir yurtsever olarak çıkar karşımıza. yetiştirilmiş basit ve cahil kadın, o dönemin aydın kesiminin gözünde geri kalmış bir uygarlığın simgesi gibiydi. Öte yandan Batılılaşmış “asrî” kadın da köklerinden kopmuş, değerlerini şaşırmış, namus anlayışı kuşku uyandıran bir kadındı. Adıvar’ın kahramanları işte bu çelişkiyi kendilerinde uzlaştırmakla bir özleme cevap veriyorlardı. Çünkü bunlar hem Batılılaşmış hem de milli değerlerine bağlı kalmış, hem serbest hem de namus konusunda çok titiz, ahlakı sağlam kadınlardı. Gerektiğinde bir erkek gibi spor yapan, ata binen bu kadınlar üstelik dişiliklerini de korumayı başarmışlardır.
Adıvar’ın en ünlü romanı Sinekli Bakkal’da (1936) ileri bir adım attığını, yeni bir aşamaya vardığını görürüz. İlk romanlarının olay örgüsü bir iki kişi arasındaki bireysel ilişkilere bağlı olarak gelişirken, II. Abdülhamid dönemindeki Türk toplumunun panoramik bir tablosunu sergileyen Sinekli Bakkal’ın olay örgüsü siyasal, düşsel, toplumsal sorunlarla örülmüş olarak gelişir. Romanın okuru en çok çeken yönü de fakir kenar mahallesi,zengin konakları ve saray çevresiyle II. Abdülhamid zamanının İstanbul’u anlatmasıdır. Ne var ki yazarın amacı bir dönemin Türk toplumunu yansıtmak değildir yalnızca. Bu felsefi romanda çevrelerin bir işlevi de belli değerlerin temsilcisi olmaktır. Sinekli Bakkal mahallesi gelenekleri ve insancıl değerleri sürdüren halk kesimini; Genç Türkler’den Hilmi ve a rkadaşları devrimci aydınları; saray çevresi ise, yozlaşmış yönetici kesimi temsil eder. Roman iki kısma ayrılmıştır. Birinci kısmın ana teması Abdülhamid’in istibdat idaresi karşısında şiddete başvurarak devrim yapmanın geçerliliği sorunudur. Gerçi Adıvar içtenlikle ezilen halktan yanadır, ama gelenekçiliği ve savunduğu mistik dünya görüşü şiddete başvurarak devrim yapmayı onaylamasına izin vermez. Romanda II. Meşrutiyet’in ilanı “asırların kurduğu müesseselerin köklerini” söken, “içtimaî ve siyasî nizam ve intizamı” altüst eden bir devrim olarak nitelenir. Doğru tutum Mevlevî tarikatından Vehbi Dede’nin yaptığı gibi “herhangi bir hayat fırtınasını sükûnetle seyretmek”tir. Yazar devrimden değil evrimden yanadır. Romanın ikinci kısmında yozlaşmış saray çevresi sergilenirken ana tema olarak Rabia ile Peregrini ilişkisi gelişir ve evlilikle son bulur. Bu evliliğin simgesel anlamı Batı ile Doğu’nun bileşimi olarak yorumlanmıştır. Ama Peregrini’nin “öyle basit ve insanî ananeler” dediği geleneklere bağlı Sinekli Bakkal mahallesindeki cemaat yaşamına hayran olması, Müslümanlık’ı kabul ederek Rabia ile evlenmesi ve mahalleye yerleşmesi, daha çok Doğu değerlerinin üstünlüğüne işaret sayılmaktadır. Ne var ki yazar, Rabia ile Peregrini’nin sevişip evlenmelerine inandırıcı bir hava verememiştir. Farkedilir ki, olaylar yazarın kafasındaki bir görüşü dile getirmek için tertiplenmekte ve Doğulu kadın ile Batılı erkek yazarın tezi gereği seviştirilip evlendirilmektedirler. Birinci kısımda olay örgüsünün doğal gelişimi, farklı dünya görüşlerine sahip kişiler arasındaki çatışmadan doğan gerilim ve dramatik sahneler, ikinci kısımda yerlerini, zorlama izlenimi veren bir ilişkiye ve saray çevresinin tanıtılmasına bırakınca romanın sanatsal düzeyi düşer.
1943’te CHP Ödülü’nü alan Sinekli Bakkal Türkiye’de en çok baskı yapan roman olmuştur. Sinekli Bakkal’ı izleyen romanların ise yazarın ününe katkıda bulunacak nitelikte oldukları söylenemez.
Adıvar çeşitli alanlarda etkinlik göstermiş, siyasal ve toplumsal konularda da hem Türkçe, hem İngilizce kitaplar yazmış, İngilizce’den Türkçe’ye çeviriler yapmıştır. Zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. Yapıtlarından kimileri İngiliz, Fransız, Alman, Rus, Macar, Fin, Urdu, Sırp, Portekiz dillerine çevrilmiştir.

ESERLERİ:

ROMAN: Heyula, 1909; Raik’in Annesi, 1909; Seviye Talip, 1910; Handan, 1912; Yeni Turan, 1912; Son Eseri, 1913; Mev’ud Hüküm, 1918; Ateşten Gömlek, 1923; Vurun Kahpeye, 1923; Kalb Ağrısı, 1924; Zeyno’nun Oğlu, 1928; Sinekli Bakkal, 1936; Yolpalas Cinayeti, 1937; Tatarcık, 1939; Sonsuz Panayır, 1946; Döner Ayna, 1954; Akile Hanım Sokağı, 1958; Kerim Ustanın Oğlu, 1958; Sevda Sokağı Komedyası, 1959; Çaresaz, 1961; Hayat Parçaları, 1963;

ÖYKÜ: Harap Mabetler, 1911; Dağa Çıkan Kurt, 1922; Kubbede Kalan Hoş Seda, (ö.s) 1974; Oyun: Kenan Çobanları, 1916; Maske ve Ruh, 1945;

ANI: Türkün Ateşle İmtihanı, 1962; Mor Salkımlı Ev, 1963; Diğer Yapıtlar: Talim ve Terbiye, 1911; Turkey Faces West, 1930; Conflict of East and West in Turkey, 1935; Inside India, 1937; Türkiye’de Şark-Garp ve Amerikan Tesisleri, 1955; İngiliz Edebiyat Tarihi, 3 cilt, 1940-1949; Doktor Abdülhak Adnan Adıvar, 1956.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Roman Özetleri (Kitap Özetleri) – BEYAZ GEMİ

Roman Özetleri (Kitap Özetleri) – BEYAZ GEMİ ROMAZ ÖZETİ

Beyaz Gemi
KİTABIN ADI :BEYAZ GEMİ
KİTABIN YAZARI :CENGİZ AYTMATOV
YAYIN EVİ :ÖTÜKEN
BASIM YILI :1970
SAYFA SAYISI :174

1.KİTABIN KONUSU

Annesi ve babasını tarafından küçük yaşta dedesinin yanına bırakılmış bir çocuğun hayal dünyası ve babasına ulaşma isteği anlatılmaktadır.

2.KİTABIN ÖZETİ

Kırgısiztan(SSCB)
San Taş Vadisi ,boğazların,yamaçların arasında ormana doğru uzanan bir bölgedir.Hemen yakınında Isık Gölü vardır.Vadide, orman koruculuğu yapan üç aile oturmaktadır.Orozkul ve karısı Bekey,Gülcemal ve kocası Seydahmet ,Mümin Dede ,nene ve onlarla beraber henüz yedi yaşına yeni girmiş küçük bir erkek çocuğu.Mümin Dede’nin her işe koşan ,kimseye itiraz etmeyen bir kişiliği vardır.Çok iyi huylu olmasından dolayı çevresindekiler tarafından pek sayılmamaktadır.İlk karısı ölmüş ve tekrar evlenmiştir.Kendisi Buğu aşiretindendir,bununla övünmektedir.Torununa anlattığı bir efsane vardır:
Efsaneye göre, çok eskilerden Yenisey kıyılarında yaşamakta olan kabileler varmış.Bunlar birbirleriyle savaşırlarmış.Bunlardan birisi olan Kırgızlar çok iyi savaşçı olmalarına rağmen birgün haince katledilmişler.Sadece küçük bir kız ve erkek çocuk canlı olarak kurtulmuş.Daha sonra çocuklar ölmek üzere iken bir buğu(maral,geyik) onları kurtarmış ve çok uzak diyarlara (Işık Gölü civarı) götürmüş.Bu iki çocuktan yeni bir kabile oluşmuş ve kendilerini buğu olarak adlandırmışlardır.
Bu nedenle, Maral Ana’nın dede ve çocuk için kutsal bir değeri vardır.
Çocuğun okul çağı geldiği için dedesi ona güzel bir okul çantası almıştır.Okul çok uzak olduğu için dedsi onu hergün atıyla okula götürüp getirmektedir.Çocuğun annesi ve babası ayrılmışlar ayrıca vadiden şehre gitmişlerdir.Annesi Mümin’in küçük kızıdır.Büyük kızı Bekey’dir.
Seydahmet söz dinler bir adamdır.Hiçbir şeye karışmayan,kimseyle tartışmayan bir kişiliği vardır.Güçlü kuvvetli olsada tembel bir insandır.Orozkul korucularının amiridir ve maaşlarını O’ndan almaktadırlar.Bu nedenle üç ailenin ipleri de Orozkul’un elindedir.Orozkul bunu çok iyi bilmekte ve çoğu zaman bunu kötüye kullanmaktadır.Yaylaya çıkmış olan koyun ve yılkıların çobanları ona sık sık ziyafet vermektedir.Bu nedenle bir çok kişiyi tanımaktadır ama bunlar çıkara dayalı dostluklardır.Çünkü, ovada ev kurmak isteyenlerden ağaca ihtiyacı olan gider ve ondan almaktadırlar.
Orozkul iyi bir insan değildir.İçki içtiği zaman çocuğu olmadığı için karısı Bekey’i çok ağır döver, dengesiz bir insana dönüşmektedir.Ailede, çocuk ,dedesi hariç pek fazla sevilmemektedir.O’nun varlığından, yokluğundan çoğu zaman haberleri bile yoktur.Çocuk da onlara aldırış etmemektedir zaten.Sadece dedesine üzülmektedir.Çünkü ,diğerleri O’na saygı göstermemektedir.Özellikle Orozkul O yokmuş gibi davranmakta, çoğu zaman da azarlamaktadır.
Çocuğun içinde kendine ait bir dünyası vardır. O’na göre nehir kenarındaki büyük kayaların kimisi tak kimisi kurttur .Dedesi yüzebilmesi için küçük bir gölet yapmıştır.Fırsat bulduğunda oraya gitmektedir.İki arkadaşı,can dostu vardır.
Birisi dedesinin ona aldığı çanta ve diğeride dürbünüdür.Onlarla konuşup,onlarla sohbet etmektedir.Dürbünüyle dağları,ovaları,ormanı,gölü gözetlemeyi sevmektedir.Ama en çok beyaz gemiye ilgi duymaktadır.Hani şu gölde dolaşan, babasının çalıştığı gemiye.O öyle düşünür ve buna inanmaktadır..Birgün balık olup o gemiye gideceğini hayal etmektedir.Dedesi Maral efsanesini O’na da anlatmıştır.Ama dede ve çocuk haricinde diğerleri bu efsaneye aldırış etmemektedirler.
Günler geçip gitmektedir.Orozkul içince kudurur ortalığı darmadağın eder,herkesin huzurunu kaçırırdı.Gene birisine ağaç sözü vermiştir.Ağacı kesmişlerdi ama onu ormandan getirmek hiçte kolay değildir.Mümin dede arkada, Orozkul önde ilerlemektedir.Ağaç bir an için kontrolden çıkar ve biraz yuvarlanır. O sırada Mümin yıllardır bölgede görülmeyen Maralları görür.Geri döndüklerine inanır.Hava soğuktur ve ağacın yola indirilmesi gerekmektedir.Çünkü,sahipleri akşama almaya gelecektir.Ama ağacı nehirden geçirirken ağaç sıkışır ve onu oradan çıkaramazlar.Ağacı alacak adamalar akşam olunca gelmişlerdir.Orozkul onları kendi evinde misafir eder.Sabaha hep birlikteağacı çıkarmaya giderler.Bu işi yaparlarken Maralları görürler.Yabancılardan biri avlanmayı teklif edince,Orozkul bunu kabul eder.Mümin dede ava engel olmak istemesine rağmen kimseye söz geçiremez.
Maralları,bir kaç gün önce çocuk da görmüş ve bir sürü de hayal kurmuştur.
Hava bu zamanlarda biraz kötüdür ve çocuğu da etkilemiştir.Çocuk evde yatmaktadır.Bir süre sonra dışarıdan gelen ayak sesleriyle uyanır.Bunun üzerine ayağa kalkar ve dışarıya çıkar.Evin önünde büyük bir ateş yakılmıştır.Avladıkları hayvanı parçalamaktadırlar.Çocuk hariç hepsi sarhoştur.Çocuk gördüklerine çok şaşırır.Aklından,’Yerde boylu boyunca uzanan Maral Ana değil mi?’ diye geçirir.Cevabı evettir.
Dışarıdaki işleri bittikten sonra ziyafet için Orozkul’un evine giderler.Kimsenin çocuğa aldırış ettiği yoktur.O usulca nehire doğru yürümeye başlamıştır bile.Artık karar vermişti bu böyle olmayacaktı,babasının yanına gidecekti.Kendini bir balık edasıyla nehirin azgın sularına bırakır,Beyaz Gemiye ulaşacağını umarak,’Merhaba Beyaz Gemi ben geldim!’.

3.KİTABIN ANAFİKRİ

İnsanoğlu iyi için kendisiyle dahi olsa her zaman savaşa hazır olmalıdır.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Öyküde kötüyü ve iyiyi temsil eden karakterler vardır.Orozkul kötüyü,çocuk iyiyi temsil etmektedir.Öykünün sonunda ,bildiğimiz sıradan sonlara zıt olarak kötü galip gelmektedir.Bu da öyküye ayrı bir boyut kazandırmaktadır.Ama bu gibi yazılarda önemli olan kötü veya iyinin galip gelmesinden öte okuyucuya iyi olma bilincinin kazandırılmasıdır.
Bana göre,öyküde bir efsanenin yer alması olaylara farklı bir taraf kazandırıyor.Efsanede , Geyik Ananın bütün varolanların anası olduğu kabul ediliyor.İnsanoğlu zulümden nefret ettirilmeye çalışılıyor.İyiliğe kötülükle değil,iyilikle karşılık vermemiz isteniyor.
Mümin Dede’nin pasif kişiliği yetersiz kalıyor.Ama buna zıt olarak çocuğun kötülüğü kabul etmeyişi , onu ayrı bir varlık olarak kılıyor.

Yazar Cengiz Aytmatov ‘adsız oğlan’ ve serüveninden Da Yayınlarının yayınladığı son baskıya yazdığı önsözde genişçe bahsediyor ;
“Beyaz Gemi ‘deki ‘adsız oğlan’ , sadece benim yetiştiğim döneme mahsus bir tip değildir. Geleneğinden ve köklerinden kopartılmış nesillerin, dünyanın her tarafında yaşadıkları ve yaşayacakları büyük trajedinin kahramanlarından biridir. Dünyada her zaman vardı ve var olacaktır’adsız oğlan’lar. Ben Beyaz Gemi ‘de bu kayıp nesillerin dramına işaret etmek istemiştim.Devir değişti artık; Soğuk Savaş’ın sıcak günlerinde değiliz. Kaybolan adsız oğlanları aramak ve bulmak için bugün daha fazla şansa sahip olduğumuzu düşünüyorum. Tıpkı , Orta Asya başta olmak üzere dünyanın her tarafına yayılmış olan bir okul ağının yaktığı ilim ve irfan ışığıyla bu kayıp nesillerin şahsında benim adsız oğlanımın izini takip etmeleri gibi örnekler dünya üzerinde giderek çoğalmakta. Vatanlarından binlerce kilometre uzaklara gitmekten çekinmeyen ve oralarda pek çok fedakarlığa katlanmayı göze alan genç insanların varlığına şahit olmak, beni günün birinde ‘adsız oğlan’ ların olmayacağı ve tek tek bulunacakları bir dünya konusunda iyimserliğe sevkediyor. Yarım asır önce yazılmış bulunan Beyaz Gemi’nin bu arayışa tutulan bir ışık olması, en büyük temennimdir.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER

Öykü içinde , yaşanabilecek olayların bir çocuğun gözüyle nasıl algılanıp yorumlanabileceğine tanık oluyoruz.Kitapta kötülüğün ve hayatın çocuğa karşı acımasızlığı söz konusudur.Bu nedenle olayların iyi anlaşılması ve çözümlenmesi gerekmektedir.
Yazar güzel bir üslupla yazmıştır.Anlaşılması zor olmayan fakat insanı düşünmeye itici olaylardöngüsü söz konusudur.
Cengiz Aytmatov’un insanı ve insanın duygu ve düşüncelerini dede-torun,masal-gerçek arasında kurduğu dramatik çerçevede ele alan ve tahlil eden şaheser bir hikayesidir.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ

CENGİZ AYTMATOV(1928)
Kırgız edebiyatının en tanınmış,belki de en çok sevilen yazarlarından biridir.
İlk öykülerini Kırgızistan Tarım Enstitüsü’nde okuduğu yıllarda yazıp yayımlamaya başlamıştır.1957’de Sovyet Yazarlar Birliği’ne kabul edilmiştir.
Yapıtlarını Kırgızca ve Rusça yazan Aytmatov konularını genellikle yakın çevresinden seçer.Kırgız halkının 2.Dünya Savaşı yıllarında yaaşdığı acılı ve kederli olayları,sıradan kişileri,memurları,yaşlı köylüleri duyarlı,sevecen,içten,sevgi dolu bir yaklaşımla anlatmıştır.
1958’de ilk uzun öyküsü ‘Cemile’ yayımlandıktan kısa bir süre sonra ,yapıtının yabancı dillere çevrilmesiyledünyaca tanınan bir yazar olmuştur.Dilimize ‘Öğretmen Duyşen’ adıyla da çevrilmiş olan ‘İlk Öğretmenim(1961)’ Aytmatov’un ülkemizde tanınıp sevilmesini sağlamıştır.
1963’te Lenin Edebiyat Ödülü’nü alan yazarın toplumsal sorunları ele aldığı yapıtların başında ‘Hasat Yolu(1963)’ ve ‘Kopar Zincirlerini Gülsarı(1966)’ gelir.
Aytmatov,çağdaş sorunların anlatımında , Kırgız destanlarının dilinden başarıyla yararlanmıştır.Aytmatov’un başyapıtı olarak değerlendirilen ‘Beyaz Gemi(1970)’,uzaklardaki babasını getirecek beyaz bir gemiyi bekleyen çocuğun öyküsüdür.
Yapıtlarının çoğu Türkçe’ye çevrilmiş olan Aytmatov’un bir öyküsünü ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ adıyla yönetmen Atıf Yılmaz sinemaya uyarlamıştır.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

2014 YILI RESMİ VE DİNİ TATİL GÜNLERİ 2014 YILINDA NE KADAR TATİL VAR? TARİHLERİ

2014 YILI RESMİ TATİL GÜNLERİNE İLİŞKİN VERİLER, 2014 YILINDA TARİHLER VE TATİL GÜNLERİ HAKKINDA BİLGİLER.

2014 resmi tatiller, 2014 resmi tatiller, zargan 2014 takvimi, tatil sepeti, skyscanner, 2014 resmi tatil günleri, 2014 yılı resmi tatil günleri

2014 resmi tatil günleri

2014 YILI RESMİ TATİL GÜNLERİ

TATİL GÜNÜNÜN İSMİ SÜRE AY GÜN
YILBAŞI 1 GÜN 1 OCAK ÇARŞAMBA
ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 1 GÜN 23 NİSAN ÇARŞAMBA
EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ 1 GÜN 1 MAYIS PERŞEMBE
ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI 1 GÜN 19 MAYIS PAZARTESİ
RAMAZAN BAYRAMI ARİFESİ 1/2 GÜN 27 TEMMUZ PAZAR
RAMAZAN BAYRAMI 1. GÜN 28 TEMMUZ PAZARTESİ
RAMAZAN BAYRAMI 2. GÜN 29 TEMMUZ SALI
RAMAZAN BAYRAMI 3. GÜN 30 TEMMUZ ÇARŞAMBA
ZAFER BAYRAMI 1 GÜN 30 AĞUSTOS CUMARTESİ
KURBAN BAYRAMI ARİFESİ 1/2 GÜN 03 EKİM CUMA
KURBAN BAYRAMI 1. GÜN 04 EKİM CUMARTESİ
KURBAN BAYRAMI 2. GÜN 05 EKİM PAZAR
KURBAN BAYRAMI 3. GÜN 06 EKİM PAZARTESİ
KURBAN BAYRAMI 4. GÜN 07 EKİM SALI
CUMHURİYET BAYRAMI 1,5 GÜN 28 EKİM 29 EKİM SALI ÇARŞAMBA
GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

YENİ YIL MESAJLARI YILBAŞI SMS GÜZEL SÖZLER MESAJLAR

YILINI GERİDE BIRAKTIK YENİ BİR YIL DAHA GELİYOR YILI YENİ YIL MESAJLARI SMS GÜZEL SÖZLER YILBAŞI MESAJLARI SEVDİKLERİNİZ İÇİN EN SEÇKİN VE GÜZEL YENİ YILBAŞI SÖZLERİ MESAJI

2014 yeni yıl başı mesajları

♥ Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını… Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç… Yeni yılınız kutlu olsun…

♥ Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.

♥ Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine

♥ 2011 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler!

♥ Yeni yıl bizlere kutlu olsun.. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun.. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun..

♥ Yeni yıl bizlere kutlu olsun.. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun.. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun..

♥ Daha iyi yıllara, hep birlikte, elele.. MUTLU YILLAR !!!

♥ Yaşamın kaynağı .Sevgi ise sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız! Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice mutlu yıllara!

♥ Yine yeni bir yıl var kapımızda. yılına gireceğimiz şu günlerde istediğiniz her şeyin gerçekleşmesi dileğiyle. Geleceğinizi oluşturacak her yeni gün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi mutlu edecek şekilde olsun! İyi Seneler!

♥ Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!

♥ Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılı kutlu olsun.

♥ Bir yıl daha geçti. Mutluluğunun ömür boyu devam etmesini,yaşantında hiçbirşeyin seni üzmemesini diler ve yeni yılını candan kutlarım.

♥ Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.

♥ Sevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, barış dolu bir yıl dileğiyle…

♥ Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar!

♥ Geleceği oluşturacak her yeni günün bir önceki günden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle. Mutlu Yıllar!

♥ Yaşamınca güzel yıllar, mutlu yarınlar, dostça dostluklar hep senin olsun. MUTLU YILLAR!

♥ Yeni yılda tüm dargınlıkların bitmesi ve barış içinde yaşanması dileğimle…

♥ Baharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzelliklerin sizinle olması dileğiyle? Nice mutlu yıllara!

♥ 2015 yılının sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu yıllar!

♥ Sevgi bestesinin tınılarını yüreğinizde hissedeceğiniz, ümitlerinizin dostluklarla pekişeceği, gülücüklerinizin hiç bitmeyeceği, sevgi, huzur ve barış dolu bir yıl dileğiyle…

♥ Baharda gelinciklerin en güzel başlangıçları müjdelemesi gibi yeni yılda da tüm güzellikler sizinle olsun? Mutlu ve sağlıklı yıllar!

♥ Yeni Yıl; Türkiye için umutlu, bereketli, da yaşanan tüm olumsuzlukların tersinin yaşanacağı bir yıl olmasını dileriz… Nice Yıllara…

♥ Sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin! Neşe dolu bir yıl geçirin!

♥ Şeker gibi tatlı, masal gibi güzel bir yıl diliyorum..

♥ Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını… Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç… Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle yeni yılınızı kutlarım. Her şey gönlünüzce olsun!

♥ YENİ YILDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez… Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine… MUTLU YILLAR!!

♥ Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar!

♥ Her Yeni Yıl, yeni tazelenen umutların, çoğalan sevgilerin habercisidir. 2015 yılı da böyle olsun ama hep güzel olsun.. Nice Yıllara..

yeni yıl mesajları

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

DİN NEDİR? – DİNİMİZ İSLAM HAKKINDA KISA BİLGİLER

DİN NEDİR? – DİNİMİZ İSLAM HAKKINDA KISA BİLGİLER

Din, ilk insanla birlikte doğal olarak var olmuştur. İnsan var olduğu sürece de devam edecektir. Çünkü insanın yaratılışında, kendisini yoktan var edeni bilme, O’na inanma, bağlanma, kulluk yapma duygusu ve ihtiyacı vardır. Fıtratı bozulmamış bir insanda bu ihtiyaç mutlaka kendisini gösterir ve tıpkı fiziki varlığın yeme, içme bilmeye, o’na inanmaya ve bağlanmaya ihtiyaç duyar. İnsan, fıtratındaki bu duyguyla aklını kullanarak, yaratanının varlığını ve birliğini kavrayabilir. Ancak, yaratıcısının, kendisinin mutluluğu için ondan neler istediğini, hangi davranışlarından razı olup hangilerinden hoşlanmayacağını, kısacası o’nun hoşnutluğunu nasıl elde edeceğini, bunun yanında, sinirli olarak yaratılmış bulunan insan aklının, mücerred düşünmekle ulaşamayacağı birtakım soyut meseleleri bilemez. İşte sınırlı olarak yaratılmış bulunan insan aklının, tek başına çözemeyeceği bu tür meselelerin cevabini ancak hak din verebilir.

Bunun için Allah, insanlar içinden peygamber görevlendirerek onlar aracılığıyla insanları dünya ve ahirette mutluluğa ulaştıracak esasları insanlara bildirmiştir. İşte Allah’ın Peygamberleri aracılığıyla akıl sahiplerine gönderdiği, onları kendi irade ve seçimleriyle doğruya ve mutluluğa ulaştıran bu hayat düzenine din denir.

Dini kuralların koyucusu Yüce Allah’tır. Peygamberler dahil hiç bir kimsenin din koyma yetkisi yoktur. Peygamberler, dini hükümleri tebliğ etmekle yükümlüdürler. Tarih boyunca insanların din olarak ortaya koydukları birtakım ilke ve kurallar hiçbir zaman hak din niteliği taşımaz. Vahye dayanmayan yani bir peygamber tarafından tebliğ edilmemiş olan bu gibi sistemler, insanlığı maddi ve manevi bütün yönleriyle kuşatıcı özelliğe sahip olamaz. Bunun yanında asılları vahye dayanmakla birlikte, temel ilkeleri korunmamış ve zaman içinde asliyetini yitirip bambaşka şekiller alarak bozulmuş dinler de vardır.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın