bismillahirrahmanirrahim anlamı

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

Googlede bu konuyla ilgili birkaç arama örneği:

bismillahirrahmanirrahim, euzu billahi mineşşeytanirracim, euzu billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim, euzubillahiminesseytanirracim ne demek, euzu billahi mineşşeytanirracim ne demek, bismillahirrahmanirrahim ne demek

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

euzübillahimineşşeytanirracim anlamı

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah’ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Googlede bu konuyla ilgili birkaç arama örneği:

euzübillahimineşşeytanirracim anlamı, euzübillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim anlamı, euzu billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim anlamı, bismillahirrahmanirrahim anlamı, euzubillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim, euzubillahimineşşeytanirracim, euzu billahi mineşşeytanirracim anlamı

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ordu ilimiz büyükşehir oluyor, TBMM İçişleri Komisyonu, Ordu’nun büyükşehir olmasını öngören teklifi kabul etti

ordu ilimiz ne zaman büyükşehir olacak? ordu büyükşehir oldumu? ordu büyükşehir belediyesi ne zaman kurulacak işte ayrıntılar;

Ordu, büyükşehir belediyesi oluyor

TBMM İçişleri Komisyonu, Ordu’nun büyükşehir olmasını öngören teklifi kabul etti.
Güncelleme:12 Mart 2013 21:03

Teklif, On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da değişiklik yapılmasını içeriyor.

Ordu’nun büyükşehir kapsamına alınmasını öngören teklife göre, Ordu’da, Ordu Belediyesi’nin mahalleleri merkez olmak üzere, Ordu Merkez ilçe sınırları içerisindeki köyler ile belediyelerden oluşan Altınordu ilçesi ve aynı adla belediye kurulacak.

Teklifin gerekçesinde; geçen yıl yapılan düzenlemeyle, nüfusu 750 bini geçen illerde il belediyesinin büyükşehir belediyesine dönüştürüldüğüne işaret edilerek, “Bugün itibariyle Ordu ilinin toplam nüfusu 750 binin üzerine çıkmış bulunmaktadır. Ordu il sınırları içindeki belde belediyeler ve köyler ile il özel idaresinin tüzel kişilikleri kaldırılmakta, Ordu merkezde Altınordu ilçesi ve aynı adla belediye kurulmaktadır” denildi.
Teklifle, İçişleri Bakanlığı’na 156, Maliye Bakanlığı’na 9, Milli Eğitim Bakanlığı’na 16, Sağlık Bakanlığı’na 21, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na 9, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na 11, Spor Genel Müdürlüğü’ne 81, Diyanet İşleri Başkanlığı’na 5, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’ne 6 ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne 1 kadro ihdas edilecek.

“Saat 15.47 itibariyle Ordu’nun nüfusu 771 bin 960”

Ak Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, teklif üzerinde yaptığı konuşmada, saat 15.47 itibariyle Ordu’nun nüfusunun 771 bin 960 olduğunu belirterek, büyükşehir olması için geçerli olan 750 bin nüfus kriterini geçtiğini söyledi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Enver Yılmaz, Ordu’nun çok fazla göç veren il olduğunu ifade ederek, Avrupa’da çok sayıda Ordulu yaşadığını belirtti. Japonya ve Avustralya en çok Ordu ilinden Türk’ün bulunduğunu ifade eden Yılmaz, 600 bin Ordulu’nun da İstanbul’da yaşadığını kaydetti. Yılmaz, “Yani Ordu’nun nüfusu 1,5 milyondur, bu sayı ile zaten büyükşehir olma hakkını elde etmiştir” dedi.

kaynak;mynet

ORDU İLİ GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

türk bilim adamları – Hezarfen Ahmet Çelebi kimdir? hayatı eserleri buluşları icatları hakkında bilgiler

Hezarfen Ahmet Çelebi
XVII.yüzyılda yaşamış Hezarfen Ahmet Çelebi, 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Murat IV. zamanında uçma tasarısını gerçekleştirmiştir. Geniş bilgisinden dolayı halk arasında “binfenli” anlamına gelen “Hezarfen” lakabıyla anılmıştır.

“İlk uçan adam” Hezarfen Ahmet Çelebi, çağından yüzyıllarca önce aynı düşünceyi gerçekleştirmeye çalışmış İmam Cevheri adlı bir başka Türk bilginini örnek alarak, bugünkü hava taşıtlarının ilkel şeklini gerçekleştirmiştir.

Hezarfen Ahmet Çelebi ,Cevheri’nin başarısızlıkla sonuçlanan deneyi üzerinde uzun süre düşünmüş, özellikle hava akımları ve kuşların uçuşunu inceleyerek kendi çalışmalarını onun bıraktığı yerden alıp geliştirmiştir.

Lodos bir havada Galata Kulesi’nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakan ve uçarak Usküdar’da Doğancılar’a inen Hezarfen Ahmed Çelebi, Türk havacılık tarihinin en kayda değer simalarından birisidir. Bu uçuş hakkındaki belgeler maalesef şimdiye kadar sadece Evliya Çelebi’nin büyük Seyahatname’sindeki ifadesinden ibarettir.

Tarihi uçuştan önce kanatlarının dayanıklılık derecesini saptamak üzere Okmeydanı’nda deneyler yapmış ve bir sabah kıyılarda biriken İstanbul halkının gözleri önünde, Galata kulesinden kendisini boşluğa bırakmış, rüzgardan faydalanarak yani uçarak Boğazı aşmış ve Üsküdar semtinde Doğancılar Meydanı’na inmiştir.

Sarayburnu’nda Sinanpaşa köşkünde bu durumu seyreden ve deneyin başarıyla sonuçlandığını gören Murat IV., Ahmet Çelebi’yle önce yakından ilgilenip, hatta Evliya Çelebi’ye göre “bir kese de altınla” sevindirdikten sonra, “Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelür, böyle kimselerin bakaası caiz değil” diyerek, bu derece bilgili ve becerikli bir adamı Cezayir’e sürgün etmiştir. Hezarfen Ahmet Çelebi Cezayir’de ölmüştür…

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim adamları – Henry Ford hayatı eserleri buluşları icatları kimdir?

Henry Ford (1863 – 1947)

Amerikalı otomobil üreticisi Ford, çoğunlukla yalnız tek bir modeli satışa çıkardığı halde, 20. yüzyılın ilk yarısında Amerikan piyasasına egemendi. Kendisi tarafından ilk kez uygulanan seri üretimle Ford, sürümü ve kazancı artırdı. Ayrıca daha yüksek ücretler ve daha kısa çalışma saatleriyle işçilerin koşullarını daha çekici bir hale getirdi.

30 Temmuz 1863’de Dearborn/Michigan’da İrlanda kökenli bir çiftçinin altı çocuğunun en büyüğü olarak dünyaya geldi. Oniki yaşındayken annesini kaybeden Henry, boş zamanlarını kendisine kurduğu bir mekanik atölyesinde geçiriyordu. Burada 15 yaşında ilk buharlı makinesini yaptı. Detroit’te bir şirketin atölyesinde çıraklığa başladı ve önceleri cep saatleri onarımı konusunda uzmanlaştı. Cep saatlerini büyük çapta uygun fiyata üretme planından kısa bir süre sonra vazgeçti. 1882’de Michigan’ın güneyinde buharlı makine montörü olarak ilk kez sürekli bir işe girmiş oldu.

Altı yıl sonra bir çiftçinin kızı olan Clara J.Bryant ile evlenerek ondan bir çocuk sahibi oldu. 1891’den sonra Detroit’te Edison Illuminating Company’de (Işıklandırma Şirketi) mühendisliğe başladı (1893’te başmühendis oldu). Boş zamanlarında otomobil üretimi üzerinde çalışıyordu. İlk tek silindirli benzin motorunu 1893’te kendi evinin mutfağında üretti. Üç yıl sonra ilk otomobilini yaptı. 33 yaşındaki Ford, bisiklet tekerlekleri monte ettiği bir şasiye bir motor taktı. İlk şirketi olan Detroit Automobile Company, kuruluşundan birbuçuk yıl sonra, 1890’da iflas edince, Ford 16 Haziran 1903’te hisselerine % 25,5 oranında ortak olduğu Ford Motor Company’yi kurdu. Aynı yıl içinde ürettikleri ilk otomobil ABD’de satıldı. 1904’ten sonra otomobillerini başka kıtalara da ihraç etti.

Amerikalı Ford aynı yıl içinde kendi üretimi “999” markalı yarış arabasıyla yeni bir dünya rekoru kırdı. T Modeli 1906’dan beri şirketinin en büyük hisse sahibi ve başkanı olan Ford, 1908’de yaptığı T Modeli arabasıyla şirketinin dünya çapında tanınmasını sağlayan bir satış rekoru kırdı. Yalnız tek bir modeli satışa sunma düşüncesi önceleri kuşkuyla karşılanan Ford, bu uygulamayla turnayı gözünden vurdu. 1906’da İngiltere’de ilk Avrupa şubesini açan Ford, 1927’de A modelinin üretimine geçinceye kadar, yaklaşık olarak 15 milyon araba sattı. İşletmesi 1917’de üretimine tarımsal taşıt araçları (özellikle traktör) ekleyerek üretim yelpazesini genişletti.

1925’te kısa bir süre yolcu ve kargo uçakları üretimine de geçti. 1919’dan beri oğlu Edsel ilebirlikte şirketi yöneten Ford, bu tarihte şirketinin bütün hisselerini satın almıştı. Şirketinin ekonomik başarıları, yalnız satışa sunulan taşıt araçlarına dayanmakla kalmayıp, Ford’un planlama, örgütlenme ve üretim alanlarında uyguladığı yeniliklerle de yakından ilişkiliydi. 1913’te otomobil endüstrisine seri üretim bandını getiren Ford’dur. Ford’un, iş bölümü ve rasyonelleştirme yoluyla daha düşük maliyetli bir üretime ve daha yüksek satış sayılarına ulaşılacağına ilişkin düşüncesi tutundu. Aynı zamanda daha kısa çalışma saatlerini ve daha yüksek işçi ücretlerini savunmakla birlikte şirketinde sendikal eylemleri kabul etmedi.

“Fordizm” izleyen zamanlarda çok sayıda işletme tarafından benimsendi. Ford, Belçika (1922), İtalya (1923) ve Almanya’da (1925) fabrikalar kurduktan sonra Avrupa’daki Ford işleri 1928’den sonra İngiltere’de kurulan yeni bir fabrikadan merkezi olarak yönetildi. 1932’de piyasaya sürdüğü Y Modeli özellikle Avrupa pazarı için tasarlanmıştı. Bu model 1933’te geliştirilen V8 motoruyla birlikte, işletmenin izleyen yıllardaki gelişimi üzerinde, belirleyici bir rol oynadı. Ford, İkinci Dünya Savaşı’nda, tıpkı daha önce Birinci Dünya Savaşı’nda yaptığı gibi, işletmesini tamamen savaş üretimine göre uyarladı. Ford Motor Company savaş malzemesi teslimatında en büyük şirketlerden biri oldu ve çok da iyi para kazandı. Buna rağmen Ford, her iki dünya savaşından önce barışın korunması için çaba harcamış ve 1936’da barışın güvence altına alınmasını hedefleyen bir vakıf olan Ford Foundation’ı kurmuştu.

Şirket Başkanlığına Oğlu Edsel 1943’te ölünce Henry Ford yeniden şirketinin yönetimini üstlendi. 1945’te savaşın sona ermesiyle silahlanmaya yönelik siparişlerin çoğu iptal edilince, Ford rekor sayılacak bir süre içinde barışsal üretime geçti. Temmuz 1945’te ilk binek otomobili üretim bandından çıktı. Bu, ABD’de üç buçuk yıldır üretilen ilk arabaydı. Bundan iki ay sonra Ford, şirket yönetimini torunu Henry Ford II’ye devretti. Şirketin kurucusu Ford, 7 Nisan 1947’de, 83 yaşında, Dearborn/Michigan’daki evinde bir beyin sektesinden öldü.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bilim adamları – Henkel hayatı biyografisi eserleri buluşları

Henkel (1848 – 1930)

Alman girişimci Henkel ürettiği Persil’le “kendi kendine” çamaşırı yıkayan ilk deterjanı piyasaya sürerek, Henkel firmasının dünyanın en büyük kimya şirketlerinden biri haline gelmesi için temel taşı koymuş oldu.

Henkel bir ilkokul öğretmeninin oğlu olarak Vöhl/Hessen’de dünyaya geldi. Okula devam ettiği yıllarda bile ilgisini en çok çeken ders kimya idi. 17 yaşına geldiğinde, Batı Almanya’nın gelişmekte olan endüstri bölgesi sayılan Elberfeld’e gitti. Gessert Kardeşlerin Boya ve Lake Fabrikasında çıraklık eğitimini tamamladıktan sonra, burada asli eleman olarak işe alındı ve aradan kısa bir zaman geçtikten sonra şirketin imza yetkili müdürlüğüne yükselmeyi başardı. 1873’te evlendiği Edith Steinen ile dört çocuk sahibi oldu (karısı 1904’te öldü).

Henkel, 1874’te işinden istifa etti ve Aachen’de bir kimyasal madde ve boya toptancısına ortak oldu. İki yıl sonra potas silikatı ile soda karışımından geliştirdiği çamaşır tozunu piyasaya sürmeyi düşündü. Gerekli parasal olanaklara sahip olmadığı için iki ortak buldu ve 1876’da Henkel & Cie adlı çamaşır tozu fabrikasını kurdu. Aachen’de bir evde kurulan bu işletmeye alınan üç eleman hemen bu “Universal-Waschmittels”in üretimine başladılar. Henkel, piyasaya atılır atılmaz, gazete ve dergilerde ürününün reklamını yapmaya başladı. Önceki adı, kendi düşüncesine göre bir kişiliğe sahip bulunduğundan, çamaşır tozuna kısa bir süre sonra “Henkel’in Ağartıcı Sodası” adını verdi.

Henkel firmasını 1878’de daha iyi trafik bağlantısı bulunan Düsseldorf’a taşıdı. Ağartıcı Soda ile yaptığı işler hızla ilerleyince, durmak dinlenmek bilmeyen girişimci Henkel, yeni ürünlere eğilebildi. 1880’li yıllarda hammadde ve kimyasal madde ticareti ile uğraştı ve çay işine girdi. Öncelikle sömürge ürünleri satıcılarından oluşan rakip şirketlere karşı, reklam ve yeni ambalajlama biçimiyle savaşmaya çalıştı. “Henkel Thee” çayını, yalnız aromayı korumakla kalmayıp, ayrıca reklam alanı olarak da kullanabildiği, bir teneke kutu içinde satışa sundu. Henkel’in yıllık cirosu 1899’da ilk kez milyonu aştı. Aynı yıl içinde Düsseldorf-Holthausen’de 55.000 metre karelik devasa bir fabrika arazisi satın aldı. Önceleri bu alanın onda birini bile kullanamadı. 1905’te sayıları 100’ü aşan çalışanlarına aralarında şirketin sağladığı yaşlılık sigortası da bulunmak üzere, Henkel örnek olacak sosyal avantajlar sağladı.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim adamları – Harezmi hakkında bilgiler kimdir hayatı eserleri buluşları

Harezmi (MS 770-840)

Harezmi 770 yılında Özbekistan’ın Karizmi kendinde dünyaya gelmiştir. Tam olarak ismi Ebu Abdullah Muhammed bin Musa El-Harezmi’dir. Kendisini matematik tarihinin en büyük bilim adımı olarak tanımlayabiliriz. Çünkü cebirin ve algoritmanın kurucusudur. El Harezmi sadece matematikle değil aynı zamanda astronomi ve coğrafyayla da ilgilenmiştir. Batı dünyasında en çok etkide bulunan bilim adamı diyebiliriz. Çalışmalarına Abbasi halifesi Mem’un tarafından Bağdat Saray Kütüphanesine getirilmesiyle başlamıştır. Daha sonra burada yabancı eserlerin tercümesini yapmak amacıyla kurulan bir tercüme akademisi olan Beyt’ül Hikme’de göreve başlar. Harezminin bu kadar önemli bir bilim adamı olmasının sebebi sadece cebirin kurucusu olması degildir aynı zamanda geliştiriciside olmasıdır. Hayatındaki bir çok büyük eserini Bağdat Saray Kütüphanesinde yapmıştır.

Harezminin ilk eserlerinden biri aritmetik alanındadır. Ancak bu alanda bıraktığı yapıtın orjinali kayıptır. Bu kitabın bu güne kadar gelmesinin sebebi Bathlı Adelard’an tarafından Lâtinciye çevrilmesinden kaynaklanır. Bu kitabın ismi De Numero Indorum (Hint Rakamları Hakkında)’dur. Bu kitabında on rakamlı konumsal Hint rakamlama ve hesaplama sistemini anlatmıştır. Batıdaki matematikçiler Romalılardan bu yana kullanılan harf rakam ve hesap sistemi yerine Hint rakam ve hesap sistemini kullanmayı bu yapıttan öğrenmişlerdir. Bu yapıtı batı dünyasındaki matematikçileri çok etkilemiştir. Daha sonra bu hesaplama sistemine Harezminin isminden türetilen algoritma (algorism) denmiştir. On rakamdan oluşan rakamlama sistemi ise, Harezmi tarafından tanıtıldığı için Arap Rakamları veya kökeni Hindistan olduğu için Hint-Arap Rakamları denmiştir.

Harezminin eserleri: Harezminin en büyük eseri cebirdir. Kendisi cebirin kurucusu ve geliştiricisidir. Bu konuda yazılan ilk ve yaygınlaştırılan kitap El Kitabü’l Muhtasar fi Hisabi’l Cebr ve’l Mukabele ‘dir. Harezminin bu eseri kendisine İslam ve batı bilim dünyasında çok ün kazandırmıştır. Batı dünyası ilk kez bu kitap sayesinde cebiri kullanmış ve öğrenmiştir. Bu yapıtta ana konular birinci ve ikinci dereceden denklemlerin çözümleri, binom çarpımları, çeşitli cebir problemleri ve miras hesabıdır. Harezmi cebirle ilgili çalışmalarında ikinci dereceden denklemler konu üzerinde çok durmuştur. Birinci dereceden denklemleri incelerken Yanlış Yolu İle Çözme Yöntemi’ni kullanmıştır. Bu yöntemi kullanırken şu anda ax2 + bx + c = 0 biçiminde gösterdiğimiz ve çözümünü x = – b + b2 – 4ac / 2a eşitliği ile bulduğumuz ikinci dereceden denklemlerin çözümünü negatif nicelikleri bilmediği için üç grupta toplamış ve her grup için Kareye Tamamlama İşlemi’ne dayanan ayrı bir çözüm yöntemi kullanmıştır. Bu üç ayrı yöntem aşağıdaki gibidir;

Birinci tip denklemin çözümü için ilk önce bir kenarı x olan bir kare çizeriz. Bu karenin üst sağ köşesinden her iki yöne de b:2 kadar bir uzunluk eklenir ve bu uzunlukların ucundan şekil kareye tamamlanır. Bundan sonra ortaya çıkan ikinci karede bir kenarı x büyüklüğünde olan bir kare (x²), bir kenarı x ve diğer kenarı b:2 uzunluğunda olan iki dikdörtgen (x.b:2) ve bir de bir kenarı b:2 uzunluğunda olan bir kare (b:2)² bulunmuştur. Bunu formülüze edersek [x + (b:2)]² = x² + 2 (b:2 x) + (b:2)² olur. [x + (b:2)]² = x² + bx + (b:2)², x² + bx =c [x + (b:2)]² = c + (b:2)² [x + (b:2)]² = c + (b:2)² x + b:2 = (b:2)² + c.x = ((b:2)² + c – b:2.2) x + c = bx.x = b:2 + (b:2)² – c şeklinde gösterilir.

İkinci tip denklemin iki ayrı çözüm yöntemi vardır. Birinci çözümde ilk önce bir kenarı x büyüklüğünde olan bir kare alınır (x²) sonra bu kareye bir c alanı eklenir ve bir kenarı x diğer kenarı b uzunluğunda olan bir dikdörtgen elde edilir. Daha sonra b kenarının yarısından karşıya bir dikme uzatılır. Bu durumda c alanı ile x² alanı arasında (b:2 – x ) kadar bir mesafe ortaya çıkar. Sonra c alanının sağ alt köşesinden bu mesafe kadar dışa çıkıp bir (b:2 – x)² oluşturulduğunda (b:2 – x)² = (b:2)² – [ x (b:2 – x) + x . b:2] olur. (b:2 – x)² = (b:2)² – c (b:2 – x)² = (b:2)² – c.b:2 – x = (b:2)² – c.x = b:2 – (b:2)² – c şekilde çözüme ulaşılır. İkinci çözüm yönteminde ise (x – b:2)² = (b:2)² – c (x – b:2)² = (b:2)² – c.x – b:2 = (b:2)² – c.x = b:2 + (b:2)² – c fomülü kullanılarak bulunur.

Üçüncü tip denklemin çözümü için ise ilk önce bir kenarı x uzunluğunda olan bir kare çizeriz daha sonra bu karenin bir kenarından bir b uzunluğu alırız. Ulaşılan noktadan karşı kenara çizilecek doğrunun altında bir dikdörtgen oluşur (bx). Daha sonra b kenarının yarısı alınarak üstteki dikdörtgene bitişik olmak üzere bir kare çizilir [(b:2)²]. Şimdi bu küçük karenin ucundan (x-b) kadar uzatılır ve buradan yukarıya karenin üst kenarına bir dikme çıkıldığında birbirlerine eşit ve bir kenarları (x-b) ve diğer kenarları ise (b:2) uzunluğunda olan iki dörtgen buluruz. Daha sonra (x – b:2)² = (b:2)² + c olur. Sonra (x – b:2)² = (b:2)² + c.x – b:2 = (b:2)² + c.x = (b:2)² + c + b:2 sonucuna ulaşılır.

Harezminin bu büyük yapıtı 12. yüzyılda Chesterlı Robert ve Cremonalı Gerard tarafından Latinceye çevrilmiştir. Batı dünyası bu yapıttan çok fazla etkilenmiş ve cebiri bu sayede öğrenmiştir. Cebir batı dünyasında el-cebr isminden algebra’ya dönüştürülmüştür. Daha sonra batı dillerinde cebir algebra olarak tanımlanmıştır. Aynı zaman Harezminin bu yapıtı batı dünyasında cebirin kullanımının yaygınlaşmasında da büyük rol oynamıştır.

Harezmi Muhammed ibn İbrahim el-Fizari’nin Sanskrit dilinden Arapça’ya tercüme ettiği el-Sindhind (Siddhanta) adlı yapıtını Batlamyus’un Almagest’inden de yararlanarak düzeltmiştir. Muhtamelen bu yapıt iki ayrı şekilde çoğaltılmıştır. Bu yapıt kuramsal bilgilerde içeriyordu. Daha sonra bu yapıt Endülüslü astronom Meslemetü’l Mecriti tarafından güncelleştirilmiştir. Yapıtın bu versiyonu Bathlı Adelard’ın ve daha sonra muhtemelen Dalmaçyalı Hermann’ın gayretleriyle Latince’ye çevrilmiştir. Yapıtdaki en büyük gariplik Harezmi’nin açıları sinüs gibi trigonometrik fonksiyonlarla ifade ettiğini gösteren tablolar olmasıdır. Tabi bu tablolar bir çok soru işaretini ortaya çıkarmıştır çünkü Harezmi trigonometrik fonksiyonları biliyormuydu yoksa daha sonra Meslemetü’l Mecriti tarafındanmı eklenmiştir bilinmiyor. Ancak çoğu bilim tarihçisi sinüs ve kosinüsü ilk kez Harezminin kullandığını söylüyor. Tanjant ve kotanjantı ise Meslemetü’l Mecriti’nin eklediği iddia ediliyor. Ama ne olursa olsun trigonometri İslam bilim dünyasına aittir. Trigonometrinin İslam dünyasının eseri olması bu konuda yeterli bilgiye sahip olamamalarına rağmen islamın bilimi gerilettigini idda edenlere güzel bir cevaptır. Tabi sadece trigonometri değil matematik, astronomi, coğrafya, fizik, tıp gibi bilim dallarında da İslam bilim dünyası çok ilerlemiştir.

Harezminin önemli eserlerinden olan usturlabın yapımı ve kullanımını anlatan eseri kayıptır. Harezmi sadece matematikle değil coğrafyayla da ilgilenmiştir. Batlamyus’un Coğrafya adlı yapıtını Kitabu Sureti’l Ard (Yer’in Biçimi Hakkında) olarak tercüme etmiştir. Bu sayede yunanlıların matematiksel coğrafya hakkındaki bilgilerin İslam bilim dünyasına girmesinde büyük rol oynamıştır. Bu yapıt tercüme edilirken üzerinde eklemeler yapıldığından orijinalliğini biraz kaybetmiştir. Harezminin bu yapıtı önemli yerlerin enlem ve boylamlarını bildiren çok sayıda tablo içermektedir. Harezminin en ilgi çekici eserlerinden biride Nil’in kaynağını gösteren haritasının bulunmasıdır. Bu yapıt daha sonra Batlamyus-Harizmi Kuramı diye tanınmıştır. Harezmi 70 tane bilim adamıyla çalışarak 830 yılında dünya haritası çizmiştir. Dünyanın çevresini ve hacmini hesaplama çalışmalarında da yer almıştır. Güneş saatleri, usturlaplar ve saatler üzerine yazılmış eserleri de vardır. Coğrafyanın yanı sıra astronomi biliminde de eserler bırakmıştır. Astronomik cetvellerle ilgili kitaplar yazmış ve bu eserler 12. y.y. da Latince’ ye çevrilmiştir.

Muhtemelen Türk olan Harezmi İslam bilim dünyasındaki yerini almıştır. Özellikle matematik alanında eserler bırakmış olan Harezminin eserleri Batı bilim dünyasında hala kullanılmakta ve öğretilmektedir. Bu büyük İslam alimi 840 yılında vefat etmiştir.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim adamları – GALİLEO GALİLEİ kimdir hayatı eserleri buluşları icatları hakkında bilgiler

GALİLEO GALİLEİ

Adı 17. yüzyıl bilimsel devrimi ile birlikte anılan en önemli bilim adamlarından birisi olan Galileo (1564-1642), fizik, matematik ve astronomi gibi konularda çığır açan çalışmalar yapmış ve ilgisi daha çok hareket üzerinde yoğunlaşmıştı.

Bu alandaki çalışmalarının sonucunda klasik mekaniğin temellerini kurmuş, Güneş merkezli astronomi sisteminin fiziğini geliştirmiştir. Aristoteles’e göre, her hareket onu hareket ettiren bir kuvvet sonucu meydana gelirdi; cisim bu kuvvet kendisini hareket ettirdiği sürece hareket ederdi.

Galilei, günlük gözlemlere uyan bu Aristotelesçi yaklaşımı eylemsizlik prensibi ile yıkmıştır. Eylemsizlik prensibine göre, kendi haline bırakılan cisim, herhangi bir kuvvet etkisinde kalmadığı sürece, durumunu korur, yani hareket halinde ise hareketine, sükunet halinde ise sükunetine devam eder.

Galilei’nin üstü kapalı olarak ifade ettiği, Newton’un ise formüle ettiği bu prensip ile yeni bir hareket kavramı ileri sürülmüş oldu. Buna göre, hareket cisimde bir değişiklik yapmaz; hareket bir durumdur, bir noktadan başka bir noktaya geometrik bir geçiştir; durma da harekete karşıt başka bir durumdur. Durma için kuvvet uygulanması gerekmiyorsa, hareket için de kuvvet uygulanması gerekmez; hareketin hızının değişmesi için ise kuvvet gerekir. Eylemsizlik, içinde bulunduğumuz Dünya’da gözlemlenemez; ancak ideal koşullar altında böyle bir durum meydana getirilebilir. Zaten Galilei’nin deneyleri de düşünce deneyleri idi.

Galilei için gerçek dünya, matematik bağıntıların dünyası, Platon’un deyimi ile idealar dünyası idi. İçinde yaşadığımız dünyayı anlamak için, idealar dünyasından bakmak gerekliydi.

Mükemmel yuvarlaklıktaki toplar, sürtünmesiz düzlemler üzerindeki hareketlerini, yalnızca idealar dünyasında sonsuza dek sürdürürlerdi. Doğa, geometrik harflerle (eğrilerle, dairelerle, üçgenlerle) yazılmış bir kitap gibiydi; doğayı anlamak için bu dili bilmek gerekiyordu.

Hareket, cisimde bir değişiklik meydana getirmediğine göre, cisim aynı anda birden fazla harekete sahip olabilir. Bu hareketler birbirini engellemez ve birleşerek tek bir yörünge izler. Buradan, fırlatılan bir merminin, düzgün doğrusal hareket ile serbest düşme hareketinin bileşkesi olan parabol biçiminde bir yörünge izlediğini göstermiştir.

Galileo’nun hareket konusunda çözüm getirdiği bir diğer konu da serbest düşme hareketi ile ilgilidir. Düşen bütün cisimlerin aynı ivmeye sahip olduğunu göstererek, serbest düşmenin sabit ivmeli bir hareket olduğunu saptamış ve serbest düşmede alınan yolun zamanın karesiyle orantılı olduğunu (S=1/2 gt2) göstermiştir.

Sonuç olarak, Galilei’nin mekanik konusunu matematikselleştir-meyi başardığı söylenebilir. Düzgün ve sabit ivmeli hareketleri tanımlamış ve matematiksel formüllerini vermiştir. Modern hareket kavramını Galilei’ye borçluyuz.

Galilei teleskopu astronomik amaçla kullanan ilk bilim adamıdır. 1609 yılında yaptığı bir teleskopla önemli gözlemler yapmış ve bu gözlemleri Yıldız Habercisi (Siderius Nuntius) adlı kitabında vermiştir.

Onun astronomide yaptığı gözlemler, Güneş merkezli sistemi desteklediği, Aristoteles fiziğinin geçerli olmadığını kanıtladığı için oldukça önemlidir. En önemli gözlemleri Ay ve Güneş gözlemleridir. Ay’da kraterlerin, dağların ve vadilerin olduğunu görmüş ve bunun Ay ile Yer’in aynı maddelerden yapıldığının kanıtı olduğunu söylemiştir.

Güneş’i gözlemlemiş ve Güneş üzerinde bulunan gölgelerin Güneş’in üzerinde yer alan lekeler olduğunu kanıtlamıştır. O zamanlarda, Güneş üzerinde görünen lekelere ilişkin iki açıklama bulunmaktaydı. Bunlardan birincisine göre, bu leke, Merkür’ün Güneş’in önünden geçerken oluşan gölgesiydi. Ancak Galilei bunun olanaksız olduğunu söyler.

Çünkü Merkür’ün Güneş’in önünden geçişi yaklaşık yedi saat sürmektedir, ancak bu lekeler yedi saatten çok daha fazla Güneş’in üzerinde yer almaktaydılar. İkinci açıklamaya göre, bu lekeler, Güneş ve Yer arasında bulunan küçük gökcisimlerine aittir. Oysa, bu lekelerin Güneş üzerinde hep aynı yerde bulunduklarını tespit etmiştir. Eğer bu lekeler, küçük cisimlerin gölgeleri olsalardı, gözlem yerine bağlı olarak, Güneş üzerinde farklı konumlarda olmalıydılar.

Galilei, Orion kümesini gözlemlemiş ve daha önce bulut olduğu varsayılan bu kümenin gerçekte yıldızlardan oluştuğunu bulmuştur. Yine Samanyolu’nun yıldızlardan oluştuğunu tespit etmiştir. Jüpiter’i gözlemlemiş ve Jüpiter’in çevresinde dolanan dört yıldız belirlemiştir.

Bunların Jüpiter’in etrafında dönen uydular olduklarını bulmuş ve Jüpiter’le birlikte uydularını, “adeta minyatür bir Güneş sistemi” olarak tasvir etmiştir. Satürn’ün halkasını gözlemlemiş ancak teleskopu güçlü olmadığı için gezegenin halkasını iki yapışık parça olarak görmüş ve bunları uydu zannetmiştir.

Gezegenin periyodik özelliğinden dolayı halka bir müddet sonra kaybolmuş ve bu parçaları göremeyen Galilei bu olaya çok şaşırmıştır. Onun bu şaşkınlığı sonrasında yazdığı cümleler ilginçtir: “Galiba Satürn onları yedi.” Galilei ayrıca Venüs’ü gözlemlemiş ve Venüs’ün safhaları olduğunu tespit etmiştir. Bu gözlem, Copernicus’un ne kadar haklı olduğunun bir göstergesiydi.

Batlamyus sisteminde Venüs, sürekli belli bir uzaklıkta olmalıydı ve sadece hilâl şeklinde görülmeliydi. Oysa gözlemler, Venüs’ün bazen çok yakın bazen de çok uzakta olduğunu göstermekteydi. Ayrıca Venüs, sadece hilâl olarak değil, değişik hallerde de görünmekteydi. Bu ise ancak Copernicus sistemi ile açıklanabilirdi. Bu da Güneş merkezli sistemi doğruluyordu

Teleskop Nedir? Çıplak gözle görülemeyecek kadar uzakta olan cisimlere bakmak için kullanılan bir aygıttır. Optik teleskoplar, uzaktaki cisimden gelen ışık ışınlarının toplanması ve bu ışınların cismin büyültülmüş bir görüntüsünü elde edecek biçimde odaklanması ilkesine dayalı olarak çalışır. Ama radyo dalgaları gibi başka ışınım türlerini toplayan teleskoplar da vardır. Örneğin, radyoastronomi alanında kullanılan radyoteleskoplar çok önemli aygıtlardır. Optik teleskopların en önemli kullanım alanı astronomidir; bunlardan ayrıca, karada ve denizde uzak cisimlerin görüntülerini büyütmekte, yerölçümü aygıtlarında ve seks-tantlarda da yararlanılır. Dürbünler aslında, yan yana getirilmiş iki teleskoptan başka bir şey değildir. Teleskopu kimin bulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bir söylentiye göre, 1608’de Hollanda’da Hans Lippershey adındaki Mid-delburglu bir gözlük yapımcısı, bir gün rastlantı sonucu, art arda duran iki mercekten (bak. Mercek) bakmış ve yakındaki kilisenin rüzgâr gülünü çok büyük olarak görmüş, böylece de teleskopu keşfetmiştir. Ama bazılarına göre, teleskop 1608’den önce de bilinmekteydi. Teleskop bulunduktan sonra hızla başka ülkelere de yayıldı. İtalyan bilim adamı Galileo Galilei teleskopun astronomi için çok yararlı olabileceğini fark etti. Galileo 1610’dan başlayarak kendisi için çeşitli teleskoplar yaptı ve bunlarla pek çok önemli astronomi keşfinde bulundu. Ay’daki dağları, Jüpiter’in en büyük dört uydusunu, Venüs’ün evrelerini, Samanyolu Gökadası’ndaki yıldız alanlarını ve Güneş lekelerini de içine alan bu keşifler astronomi tarihinde bir dönüm noktası oluşturur. Önceleri bütün teleskoplar bir içbükey mercek (ortası uçlarına göre daha ince olan ıraksak mercek) ile bir dışbükey mercekten (ortası uçlarına göre daha kalın olan yakınsak mercek) yapılırdı. Bunlara Galileo teleskopu denirdi. Alman astronom Johannes Kepler (bak. Kepler, Johannes), bir içbükey ve bir dışbükey mercek yerine iki dışbükey mercek kullanılarak daha iyi bir teleskop yapılabileceğini ileri sürdü ve bu türden ilk teleskop 1630 dolaylarında gerçekleştirildi. Kepler teleskopu denen bu tür bir teleskopun astronomi için Galileo teleskoplarından daha uygun olduğu ortaya çıktı ve Kepler teleskopu kısa sürede yaygınlaştı.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim adamları – Feza Gürsey kimdir? hayatı eserleri hakkında bilgiler

Feza Gürsey

Feza Gürsey, (7 Nisan 1921 – 13 Nisan 1992) Türk fizikçi ve matematikçi.
7 Nisan 1921’de İstanbul’da doğdu. Babası askeri doktor Ahmet Reşit Gürsey, annesi ise Türkiye Cumhuriyeti’nin öncü bilim kadınlarından kimyager Remziye Hisar’dır. Anne-babasının çocuklarının eğitimi üzerine titizlikle eğilmesi ve küçük yaşta İstanbul aydın çevresinin içinde yer almak onun çok yönlü ve sanata düşkün kişiliğininin oluşmasını sağladı.

Feza Gürsey Galatasaray Lisesi’ndeki eğitimini 1940 yılında tamamladı. 1944 yılında da İstanbul Fen Fakültesi Matematik–Fizik Dalı’ndan mezun oldu. İstanbul Üniversitesi’ndeki fizik asistanlığı sırasında M.E.B. tarafından yapılan sınavı kazanarak İngiltere’de Imperial College’de doktora yapma imkanını elde etti. Kuaterniyonların alan teorisine uygulanmaları konusunda yaptığı ve 1950’de tamamladığı çalışması, bilim dünyasında uyandırdığı yankıların yanısıra, onun için de yaşam boyu sürecek bir araştırma ilgisinin odak noktası oldu.

Feza Gürsey 1950-51 yılları arasında Cambridge Üniversitesi’nde doktora sonrası çalışmalar yaptıktan sonra 1951’de İstanbul Üniversitesi’ne fizik asistanı olarak tayin edildi. 1952’de kendisiyle birlikte fizik asistanlığı yapmakta olan Suha Pamir ile evlendi.

1953’de İstanbul Üniversitesi’nden doçent ünvanını aldı. 1954-61 yılları arasında süre öğretim üyeliği boyunca Türk bilim tarihinin ilk ve son Teorik Fizik Kürsüsü’nün temelini oluşturan iki öğretim üyesinden biri olarak kürsünün geleceğini hazırlamıştı. Bu arada 1957-61 yılları arasında Brookhaven Ulusal Laboratuvarı’nda, Princeton Üniversitesi’nde İleri Araştırma Enstitüsü’nde ve Columbia Üniversitesi’nde araştırmalar yapmış olan Feza Gürsey’in bu dönemi onun bilimsel açıdan en verimli dönemlerinden biri olmuş, bu sırada ona hayatının sonuna kadar hayranlık duyan ve onu destekleyen Nobel Fizik Ödülü sahibi Wolfgang Pauli ile, atom bombasının babası olarak bilinen J.R. Oppenheimer ile, yine Nobel Ödüllü fizikçiler olan E. Wigner, T.D. Lee ve C.N. Yang ile tanışmış, onlarla dostluklar kurmuştu.

Feza Gürsey, 1961’de sağladığı uluslararası üne ve önünde açılan yurtdışı prestijli iş olanaklarına rağmen yurda döndü ve ODTÜ’nün sunduğu profesörlük ünvanını kabul ederek ODTÜ ‘Teorik Fizik Bölümü’nün kurulmasında önemli bir rol üstlendi.

1960’lı yıllarda Kiral Bakışım Kuralı’nı ortaya koyarak uzay-zaman bakışımı çalışmalarının genişletilmesine ön ayak olan Gürsey, kuantum renk dinamiği kuramı çevçevesinde çalışmalara imza atmıştır.

1974 yılına kadar ODTÜ’de öğretim üyeliği görevine devam eden Feza Gürsey, sayısız öğrenci yetiştirdi ve etkin bir araştırma grubu kurdu. 1974’de Yale Üniversitesi’nde kürsü başkanlığına getirildi. Feza Gürsey, 1992 yılında A.B.D.’nin New Haven kentinde ölmüştür.

Eserleri
Itzhak Bars; Alan Chodos; Chia-Hsiung Tze; Feza Gürsey, Symmetries in particle physics, New York 1984, ISBN 0306418010

Ödülleri
1969 Tübitak Bilim Ödülü
1977 S. Glashow ile birlikte J.R. Oppenheimer Ödülü ; R. Griffiths ile Doğa Bilimlerinde A. Cressey Morrison Ödülü
1979 Einstein Madalyası
1981 College de France’da konuk profesör ve College de France Madalyası
1984 İtalya Cumhuriyeti’nce verilen Commendatore unvanı
1986 Roma’da Konuk Profesörlük ödülü

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Hotmail Kaydol Msn Hesap Aç

HOTMAİL KAYDOL – MSN KAYDOL – MSN AÇ – HOTMAİL MSN HESAP OLUŞTURMA – HOTMAİL MSN KAYIT NASIL YAPILIR.
Msn kaydolma işlemi hakkında yardım isteyen pek çok kişi bulunmaktadır. Bizlerde bu gibi kişiler için böyle bir makale hazırlamayı uygun gördük. Web dünyasında milyonlarca kişi internet üzerinde zaman geçirir iken Msn yazılımı da milyonlarca kişi tarafından kullanılmaktadır. İnsanlar sürekli dostlarıyla muhabbet etmek, iletişim kurmak ve görüşmek için Windows Live Messenger (MSN) programını kullanır iken aldığınız sorunların çözümlerini de sizlere bizler sunacağız.Msn kaydolma prosedürlerinin yanı sıra Windows Live Messenger prosedürleri sırasında karşı karşıya kaldığınız tüm problemleri ilgili makalemizin altından yorum olarak bizlere iletebilir, cevaplarına en kısa zaman içerisinde ulaşabilirsiniz. Makalemizin son kısmındaki Msn kaydolma bağlantısına tıklayarak alakalı sayfaya erişebilirsiniz. Alakalı sayfa açıldığında ileri diyerek devam edin ve doldurmanız istenen bütün alanları doldurun.

Msn Kaydolmak İçin Buraya Tıklayın!

Msn Kaydol

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

namaz vakitleri 11.03.2013 bugün sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı saat kaçta okunacak? iftar sahur imsak zamanı

11 mart 2013 günlük ezan vakitleri namaz saatleri. bugün ankara istanbul izmir konya mersin koca eli ve tüm türkiye geneli iftar sahur imsak vakitleri namaz saatleri

 

 

Namaz Vakitleri – 11.03.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 04:28 05:49 11:56 15:13 17:51 19:05
Adıyaman 04:15 05:37 11:44 15:01 17:38 18:53
Afyon 04:46 06:09 12:15 15:31 18:09 19:25
Ağrı 03:55 05:19 11:25 14:40 17:19 18:36
Aksaray 04:32 05:55 12:01 15:17 17:55 19:11
Amasya 04:23 05:48 11:54 15:08 17:47 19:06
Ankara 04:35 06:00 12:06 15:21 17:59 19:17
Antalya 04:47 06:07 12:14 15:32 18:09 19:23
Ardahan 03:55 05:21 11:26 14:40 17:20 18:39
Artvin 03:58 05:24 11:30 14:44 17:23 18:42
Aydın 04:57 06:19 12:26 15:42 18:20 19:35
Balıkesir 04:55 06:20 12:26 15:41 18:19 19:37
Bartın 04:36 06:03 12:08 15:21 18:01 19:21
Batman 04:04 05:26 11:33 14:49 17:27 18:42
Bayburt 04:05 05:30 11:36 14:51 17:30 18:48
Bilecik 04:46 06:11 12:17 15:32 18:11 19:29
Bingöl 04:06 05:29 11:35 14:51 17:29 18:46
Bitlis 04:00 05:22 11:29 14:45 17:23 18:39
Bolu 04:39 06:05 12:11 15:25 18:04 19:23
Burdur 04:47 06:09 12:16 15:33 18:10 19:25
Bursa 04:50 06:15 12:21 15:36 18:14 19:32
Çanakkale 05:01 06:26 12:32 15:46 18:25 19:43
Çankırı 04:31 05:57 12:03 15:17 17:56 19:15
Çorum 04:26 05:52 11:57 15:12 17:51 19:09
Denizli 04:52 06:14 12:21 15:37 18:15 19:30
Diyarbakır 04:08 05:30 11:36 14:53 17:31 18:46
Düzce 04:41 06:07 12:12 15:27 18:06 19:25
Edirne 04:59 06:26 12:31 15:45 18:24 19:44
Elazığ 04:11 05:34 11:40 14:56 17:34 18:50
Erzincan 04:09 05:33 11:39 14:54 17:33 18:50
Erzurum 04:02 05:26 11:32 14:47 17:26 18:43
Eskişehir 04:45 06:09 12:15 15:30 18:09 19:26
Gaziantep 04:20 05:41 11:48 15:05 17:42 18:57
Giresun 04:12 05:38 11:44 14:58 17:37 18:56
Gümüşhane 04:08 05:34 11:39 14:54 17:33 18:51
Hakkari 03:54 05:15 11:22 14:39 17:17 18:32
Hatay 04:25 05:45 11:53 15:10 17:48 19:01
İçel 04:31 05:52 11:59 15:16 17:53 19:07
Iğdır 03:50 05:15 11:21 14:36 17:15 18:32
Isparta 04:46 06:08 12:15 15:32 18:09 19:24
İstanbul 04:50 06:16 12:21 15:35 18:14 19:33
İzmir 04:59 06:22 12:29 15:45 18:23 19:39
Karabük 04:35 06:01 12:07 15:21 18:00 19:19
Karaman 04:36 05:57 12:04 15:21 17:59 19:13
Kars 03:54 05:19 11:25 14:39 17:18 18:37
Kastamonu 04:30 05:57 12:02 15:16 17:55 19:15
Kayseri 04:26 05:49 11:55 15:11 17:49 19:05
Kilis 04:21 05:42 11:49 15:06 17:44 18:57
Kırıkkale 04:33 05:57 12:03 15:18 17:57 19:14
Kırklareli 04:56 06:23 12:28 15:42 18:21 19:41
Kırşehir 04:31 05:54 12:01 15:16 17:54 19:11
Kmaraş 04:21 05:43 11:49 15:06 17:44 18:59
Kocaeli 04:46 06:12 12:17 15:32 18:11 19:29
Konya 04:38 06:01 12:07 15:24 18:02 19:17
Kütahya 04:47 06:11 12:17 15:33 18:11 19:28
Malatya 04:15 05:37 11:44 15:00 17:38 18:54
Manisa 04:58 06:21 12:27 15:43 18:22 19:38
Mardin 04:06 05:27 11:34 14:51 17:29 18:43
Muğla 04:56 06:17 12:24 15:41 18:18 19:33
Muş 04:02 05:25 11:31 14:47 17:25 18:41
Nevşehir 04:29 05:52 11:58 15:14 17:52 19:08
Niğde 04:30 05:52 11:58 15:15 17:53 19:08
Ordu 04:14 05:40 11:46 15:00 17:39 18:58
Osmaniye 04:24 05:45 11:52 15:09 17:47 19:01
Rize 04:03 05:30 11:35 14:49 17:28 18:47
Sakarya 04:44 06:10 12:15 15:30 18:09 19:27
Samsun 04:20 05:46 11:52 15:06 17:45 19:04
Şanlıurfa 04:14 05:35 11:42 14:59 17:37 18:51
Siirt 04:01 05:23 11:29 14:46 17:24 18:39
Sinop 04:24 05:51 11:57 15:10 17:49 19:10
Şırnak 03:59 05:21 11:27 14:44 17:22 18:37
Sivas 04:19 05:43 11:49 15:04 17:43 19:00
Tekirdağ 04:55 06:22 12:27 15:41 18:20 19:39
Tokat 04:20 05:45 11:51 15:06 17:44 19:03
Trabzon 04:07 05:33 11:38 14:53 17:32 18:51
Tunceli 04:09 05:33 11:39 14:55 17:33 18:49
Uşak 04:50 06:13 12:20 15:36 18:14 19:30
Van 03:54 05:17 11:24 14:40 17:18 18:34
Yalova 04:49 06:14 12:20 15:35 18:13 19:32
Yozgat 04:27 05:52 11:58 15:13 17:52 19:09
Zonguldak 04:38—– 06:05—– 12:10—– 15:24—– 18:03—– 19:23—–
NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

karaciğer yağlanması belirtileri

Karaciğer Yağlanması Nedir ve Tedavisi Belirtileri Nelerdir

Karaciğer yağlanması; karaciğer hücrelerinde normalden fazla, hatta bazen aşırı derecede yağ toplanması nedeniyle meydana gelen tıbbi bir durumdur. Toplumdaki her 4-5 kişiden birinde karaciğer yağlanması görülmektedir. Kadın ve erkekte aynı sıklıkta görülür. Normal sağlıklı bir insanda karaciğer hücrelerinde az miktarda yağ bulunabilir ve bu herhangi bir hastalığa neden olmaz. Ancak karaciğerde yağlanma aşırı miktarda olduğunda, birtakım yapısal ve fonksiyonel değişikliklere yol açar.

Karaciğerde aşırı yağ birikmesi sonucu 2 durum meydana gelir:

1) Karaciğerde yağlanmanın bir sonucu olarak karaciğerde iltihap/yangı meydana gelir ve tıp dilinde buna steatoheapatit adı verilir.

2) Karaciğerde sadece yağlanma olması ve herhangi bir iltihap/yangının olmaması Steatohepatit geliştiğinde bu zamanla karaciğer hücrelerinin harap olmasına (nekroz) yol açar ve fibroz denilen, aynı zamanda karaciğer sirozunun başlangıcı sayılan duruma neden olur. Nekroz ilerledikçe olay siroza doğru ilerler. Bu konuda yapılan çalışmalarda steatohepatiti olan hastalarınında karaciğerde fibroz, -15′inde ise karaciğer sirozu gelişebileceği saptanmıştır. Ayrıca steatohepatite bağlı gelişen karaciğer sirozu zemininde karaciğer kanserinin de gelişebildiği gösterilmiştir. Bu nedenle karaciğer yağlanması tanısı konan hastalar ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmeli ve sıkı takip edilmelidir.

Karaciğer yağlanmasının nedenleri
•En başlıca nedeni alkol kullanımıdır.
•Karaciğer yağlanmasının nedenleri temel olarak;
•alkole bağlı (alkolik karaciğer yağlanması=alkolik steatohepatit) veya alkol dışı diğer nedenler (non-alkolik steatohepatit=NASH) olarak ikiye ayrılır.
•NASH, Amerika’da erişkinlerde en sık görülen karaciğer hastalığıdır.
•Muhtemelen bizim ülkemizde de benzer bir durum mevcuttur.

Alkol dışı karaciğer yağlanması nedenleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

1. Obezite (aşırı kilo)

2. Şeker hastalığı

3. Açlık veya hızlı kilo kaybı

4. Wilson hastalığı

5. Uzun süreli damar yolu ile (parenteral) beslenme

6. Aşırı A vitamini kullanma

7. Hipobetalipoproteinemi / abetalipoproteinemi

8. Bazı ilaçlar: Kortizon içeren ilaçlar, amiodaron, tamoksifen, diltiazem, tetrasiklin, talium, östrojenler

9. Bazı zehirler: karbontetraklorür (CCl4), fosfor, kurşun (Pb), kloroform (CHCl3), arsenik (As).

10. Gebelik

11. Bazı ameliyatlardan sonra (jejunoileal bypass, gastrik bypass)

Karaciğer Yağlanmasının Mekanizması

Karaciğer yağlanması (steatosis) hepatositlerde trigliseridl ve diğer lipidlerin toplanması sonucu meydana gelir. Bu yağlanma sonucu inflamasyon (iltihap/yangı) geliştiğinde steatohepatit olarak adlandırılır. Bunun olası mekanizmaları aşağıdaki nedenler olduğu düşünülmektedir:

Karaciğer hücrelerinden perifere gönderilen trigliserid miktarının azalması

Hepatoselüler inflamasyon ve fibroza yol açan ikincil uyaranlara (oksidatif stres, adipositokinler, barsaktan salınan endotoksinler) hassasiyet.

Yağ asitlerinin mitokondriyal oksidasyonunun azalması.

Yağ asidi sentezinin artması veya karaciğer hücrelerine gelen yağ asidi miktarının artması

Belirti ve Bulgular

Karaciğer yağlanmasının özel bir belirtisi veya bulgusu yoktur. Genellikle herhangi bir belirti vermez. Ancak karaciğerinde yağlanması olan insanlarda; bazen karnın sağ üst tarafında dolgunluk hissi, halsizlik, çabuk yorulma gibi belirtiler görülebilir. Çok nadir olarak karaciğer yağlanmasına bağlı ileri karaciğer hastalığı olan insanlarda kaşıntı, iştahsızlık, sarılık ve bulantı görülebilir. Bu gibi şikâyetleri olmayan insanlarda normal bir fizik muayene ile (eğer karaciğerde yağlanmaya bağlı büyüme meydana gelmemişse) karaciğer yağlanması tespit edilemeyebilir.

Teşhis

Karaciğer yağlanması daha çok başka nedenlerle yapılan kan tahlilleri veya ultrason ile teşhis edilir. Kan tahlillerinde karaciğer enzimleri yüksek saptandığı zaman yine başka birtakım hastalıklarla beraber karaciğer yağlanması da akla gelmelidir. Ultrasonda ise karaciğerin büyümüş olduğu görülür.

Kesin teşhis karaciğer biyopsisi (lokal anestezi altında ince bir iğne ile karaciğerden çok küçük bir parçanın alınıp patoloji uzmanı tarafından mikroskopik olarak incelenmesi) ile konulsa da, rutin klinik pratikte genelde biyopsi yapılmamaktadır.

Tedavi

Alkol alımına bağlı karaciğer yağlanmasında tek tedavi yöntemi alkol alımının kesilmesidir.

Asıl konumuz olan alkol dışı karaciğer yağlanmasında ise bugüne kadar 10′dan fazla ilaç kullanılmıştır ancak kesin bir fayda elde edilememiştir. Sadece bir tane ilaç ile hastalardaki yağlanmanın gerilediği ortaya konulmuş olsa da bu ilacın karaciğer yağlanmasında kullanımı için T.C. Sağlık Bakanlığı (veya başka bir ülkenin ) bu konuda ruhsatı bulunmamaktadır.

Tedavinin esasları; yaşam tarzı değişikliği, egzersiz, diyetteki yağ miktarının azaltılmasıdır.

Hızlı kilo vermek de karaciğer yağlanmasına yol açar

Aşırı kilolu olan (obezite: Vücut kitle indeksinin 30 kg/m2 olduğu zaman obezite tanısı konulur. Vücut kitle indeksi (VKİ); vücut kilosu/metre cinsinden boyun karesi olarak hesaplanır. Ör; 70 kilo ağırlığında ve 1,70 m boyunda olan bir kişinin VKİ=70/1.70×1.70= 24,22 kg/m2 olarak hesaplanır) insanlar  oranında kilo verdiğinde karaciğerdeki iltihaplanma/yangı ve büyüme geriler. Ancak kilo verme konusunda en önemli konulardan birisi de hızlı kilo vermekten kaçınılmasıdır. Haftada 1 kg verecek şekilde plan yapılmalıdır. Daha hızlı kilo vermek de kendi başına karaciğer yağlanması yapabilir. Bu nedenle şok diyetlerden, aşırı açlık öneren diyetlerden mutlaka uzak durulmalıdır.

Ayrıca hayvansal yağlardan, sakatat, yağlı et, tavuk derisi gibi gıdalardan kaçınılmalı, sebze, meyve, beyaz et ve lifli gıdalar tüketilmelidir.

Yürüyüş yapın

Egzersiz de kilo vermede, karaciğer yağlanmasında önemli bir mekanizma olan insülin direncini düşürmede ve ayrıca uzun vadeli olarak kalp ve damar hastalıklarından korunmada faydalı olduğu kesin olarak gösterilmiştir. Bu yararın ortaya çıkması için en az, günde 30-45 dk olmak üzere haftada 4 gün tempolu yürüyüş gereklidir.

Karaciğer hastalıklarının birçok nedeni var. Enfeksiyonlar, alkol, bağışıklık bozuklukları, damar hastalıkları, safra yolu hastalıkları, toksinler ve ilaçlar bunların en önemlileri arasında yer alır. İç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanlarının en sık karşılaştıkları karaciğer sorunlarından biri de karaciğerin yağlanarak büyümesidir.

alıntı bir bilgidir,

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın