Hat sanatı nedir? Hat sanatı Resimleri – Arapça Hat Yazı images

Hat Sanatı Nedir Hat sanatı, Arap harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatıdır. Bu sanat Arap harflerinin 6. yüzyıl ve 10. yüzyıl arasında geçirdiği bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır. Hat, Arapça çizgi demektir.

Türkler, Müslüman olduktan ve Arap alfabesini benimsedikten sonra uzun bir süre hat sanatına herhangi bir katkıda bulunmamışlardır, bu dönemde Hat sanatının Mükemmel örneklerine Rastlamak mümkün değildir.Bu dönemdeki biçim ve üslup var olan gelişmiş Türk Hat Sanat’ına benzememektedir. Türkler hat sanatıyla Anadolu’ya geldikten sonra ilgilenmeye başladığı tahmin edilmektedir. Bu alanda en parlak dönemlerini de Osmanlılar zamanında yaşadılar. Yakut-ı Mustasımi’nin Anadolu’daki etkisi 13. yüzyıl ortalarından başlayıp 15. yüzyıl ortalarına kadar sürdü. Bu yüzyılda yetişen Şeyh Hamdullah (1429-1520) Yakut-ı Mustasımi’nin koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak Arap yazısına daha sıcak, daha yumuşak bir görünüm kazandırdı. Türk hat sanatının kurucusu sayılan Şeyh Hamdullah’ın üslup ve anlayışı 17. yüzyıla kadar sürdü. Hafız Osman (1642-98) Arap yazısına estetik bakımdan en olgun biçimini kazandırdı. Bu tarihten sonra yetişen hattatların hepsi Hafız Osman’ı izlemişlerdir.

Türkler altı tür yazı (aklâm-ı sitte) dışında, İranlılar’ın bulduğu tâlik yazıda da yeni bir üslup yarattılar. Önceleri İran etkisinde olan tâlik yazı 18. yüzyılda Mehmed Esad Yesari (ölümü 1798) ile oğlu Yesarizade Mustafa İzzet’in (ölümü 1849) elinde yepyeni bir görünüm kazandı. Türk hat sanatı 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında da parlaklığını sürdürdü, ama 1928’de Arap alfabesinden Latin alfabesine geçilince yaygın bir sanat olmaktan çıkıp yalnızca belirli eğitim kurumlarında öğretilen geleneksel bir sanat durumuna geldi.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Abdulbasit Abdussamed – Fatiha Suresi Dinle

Abdulbasit Abdussamed Fatiha Suresi Dinle

müthiş sesiyle abdussamed den fatiha suresi buyrun dinleyin izleyin.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=Lb3TUtpPByw[/youtube]

Abdulbasit Abdussamed – Fatiha Suresi ve Meali

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

sigaranın zararları resimli anlatım

resimlerle sigaranın zararları

işte sigaradaki bilinmeyenler, bunlar doğrumu gerçekmi bilmiyorum ama resme bakınca bile bu içilirmi diye düşünmük gerekiyor,

işte sigara içenlerin birkez daha gözden geçirmesi gereken bir örnek 🙂

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Dutun Faydaları Dut

Dutun Faydaları Dut, dutgiller (Moraceae) familyasından Morus cinsini oluşturan ağaç türlerine verilen ad.

Vatanı Çin’dir. 15 m’ye kadar boylanır. Gövde silindirik, dik ve kalın; kabuk çatlaklı ve gri-kahve renklidir. Yaprakları saplı, iki sıra üzerine dizilmiş, tabanı yuvarlak veya kalp şeklinde, üst yüzü koyu, alt yüzü ise daha açık yeşil renklidir. Kenarları dişlidir. Çiçekler, bir evcikli olup yaprakların koltuğunda ve saplı durumlar halinde bulunur.

Dut ağacının yaprağı ipek böceğinin çok sevdiği yiyeceklerdendir

Dutun Faydaları: Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelir. Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı faydalıdır. Ateş düşürür. Karaciğeri kuvvetlendirir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenirse kabızlığı giderir ve hatta ishal yapabilir, bağırsak kurtlarını düşürmeye de yardımcı olur.

DUT PEKMEZİ ( Sütçüler yöresi)

Anadolumuzun çeşitli bölgelerinde geleneksel usullerde çok çeşitli pekmez ler üretilmektedir.

Dut Pekmezi yapılışı: Dutlar temiz örtülere silkelenerek toplanır ve bir çuvalla üzerine ağırlık koyarak veya preslenerek sıkılır ve cibresinden ayrılır.(Cibresi atılmaz gübre olarak kullanılabilir) dutun şırası ak toprakla bir gece çökeltilir.Çökeltilen bu şıra geniş ve alçak kazanlarda savrula savrula kaynatılır. Kaynamaya başlayınca kazanlardan alınarak soğumaya bırakılır. Afiyet olsun.
Önemli not:
Dut pekmezi alçak kazanlarda mutlaka odun ateşi ile kaynatılmalı ve bunun içinde isi az olan odunlar kullanılmalıdır.(Ardıç yada meşe odunu)
Kaynatılırken temiz bir bezle mutlaka kazanın kenarları sık sık silinmelidir buradan bulaşacak is pekmezin renginin kararmasına sebep olur.

Son öneri dut pekmezi ni yerken bir dal taze fesleğen atın rayihası muhteşem olacaktır. Tekrar afiyet olsun.

Meraklısına not : Her yıl temmuzun 2.haftasında Sütçülerde Dut Pekmezi festivali düzenlenmektedir. Bu festivalde Pekmez yarışmaları kültürel etkinlikler yapılmaktadır.

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Nar Çekirdeğinin Faydaları

Nar Çekirdeğinin Faydaları Nar Çekirdeğinin bazı Özellikleri Nar Çakirdeği Yağının Yağ Asit Birleşimi

Muharrem GÖLÜKCÜ, Haluk TOKGÖZ, Mehmet Ali ÇELİKYURT

Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü, 07100 /Antalya

ÖZET

Bu çalışmada ülkemizde üretimi en fazla yapılan çeşit olan Hicaznar çeşidi nar çekirdeğinin kuru madde, protein, yağ, kül ve külü oluşturan mineral maddelerden fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, bakır, çinko ve mangan miktarları belirlenmiştir. Ayrıca nar çekirdeği yağının kırılma indisi ve yağ asitleri dağılımı analiz edilmiştir. Nar çekirdeği yağının yağ asidi bileşimini palmitik (%4.62), stearik (%2.77), oleik (%6.83), linoleik (%5.81), araşidik (%1.14) ve punikik asit (%78.83) olmak üzere toplam altı yağ asidinin oluşturduğu tespit edilmiştir.

Organik Nar Çekirdeği Ekstraktı

Nar Çekirdeğinin içerdiği antioksidantlar: Zarar görmüş insan hücrelerinin yenilenmesini sağlayarak kanserojen hücrelerle savaşır, yaşlanmayı geciktirici ( anti-aging) özelliklere sahiptir, kalp krizi riskini azaltır, kolesterolü düzenler. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Menopoz sıkıntılarının aza indirilmesine yardımcı olur. Selülit oluşumunu engeller.Doğanın insanlığa hediyesi organik nar çekirdeğinin bilimsel araştırmalar neticesinde ortaya konulan faydalarından bazıları;
Nar Çekirdeğinin Faydaları:
Güçlü Antioksidandır
Kalp krizi riskini azaltır
Selülit gibi cilt problemlerini çözer
Östrojen takviyesi ile menopoz dönemi sıkıntılarını giderir.
Yaşlanmayı geciktirir (anti-aging)
Doğum kontrol hapının yan etkilerini azaltır.
Kötü kolesterolü ve hipertansiyonu düşürür
Organik Nar Çekirdeği Ekstraktının bilimsel referanslara dayanan faydalarından bazıları:
KÖTÜ KOLESTEROLÜ ve HİPERTANSİYONU DÜŞÜRÜCÜ GÜÇ
Organik Nar Çekirdeği Ekstraktı, Polyhenol gibi önemli bir antioksidant içerir. Bu özelliğiyle, kötü kolesterolün (LDL) azalmasına yardımcı olur, hipertansiyonlu insanlarda kan basıncının düşürülmesini sağlar. Bunun yanında Lipide Peroksidasyon ve ACE enzim aktivitesini de düşürür. Yapılan klinik çalışmalarda iki hafta boyunca günlük 120 mg. nar çekirdeği ekstraktı tüketen yüksek tansiyon hastalarında bu süreç sonunda sistolik kan basınçlarında % 5’lik düşüş tespit edilmiştir.
(The American Journel of Clinic Nutrition 2000)
SELİLÜT GİBİ CİLT PROBLEMLERİNE DOĞAL ÇÖZÜM
İçerdiği yüksek polyhenol (% 80) sayesinde ve ellajik asit (% 40) sayesinde cilde parlaklık verir, ciltte yağ oluşumunu engeller. İçerdiği yararlı asitler selilüt oluşumuna engel olur.
MENOPOZ DÖNEMİ ve DOĞUM KONTROL HAPI SIKINTILARINA KARŞI
Nar östrojen yönünden bilinen en zengin meyvelerden biridir. Yapılan laboratuar çalışmalarında Nar Çekirdeği’nin %25’inin östrojenik etki gösterdiği bulunmuştur. Bu etki menopoza girilmesini geciktirir, menopoz dönemi sıkıntılarına yardımcı olur. Özellikle birçok kadının korkusu olan, menopozun neden olduğu kemik erimesini, içerdiği elajik asit sayesinde engeller ve bedene destek, güç sağlar. Doğum kontrol hapı kullanımı sırasındaki yan etkileri hafifletir.
(E. Shui Heftman, D.B. Raymond, Identification of Estrone in Pomegranate Seeds, Phytochemistry, 5,1337-39.)
CİNSEL SOĞUKLUĞU GİDERİCİ
Yapılan bilimsel araştırmalar Nar Çekirdeği Ekstraktının afrodizyak etkiye sahip olduğunu saptamıştır. Yüksek ölçüde östrojen içermesi nedeniyle, kandaki östrojen miktarını çoğaltarak, sağlıklı bir cinsel yaşamın kapılarını açar.
STRES AZALTICI
Vücudumuzdaki her hücre günlük ortalama 10.000 serbest radikalin hücumuna maruz kalır. Bu saldırılar hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımızı tehdit eder. Bu saldırılara karşı antioksidan oranı yüksek besinler tüketilmelidir. Organik nar çekirdeği Ekstraktı, Portakal, greyfurt, elma, armut ve yeşil çaydan katlarca fazla antioksidan içerir. Zihinsel sağlığımızı korur, rahatlatıcı etkisi vardır.
(Michael Aviramjournel of agriculture and food chemisty, 2000

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ev sahibi Polonya, Rusya ile 1-1 berabere kaldı

2012 Avrupa Futbol Şampiyonası
2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ev sahibi Polonya, Rusya ile 1-1 berabere kaldı.

Avrupa Futbol Şampiyonası A Grubu’nda ev sahibi ekiplerden Polonya, Rusya ile karşı karşıya geldi. Varşova Ulusal Stadyumu’nda oynanan maç 1-1 berabere bitti. Karşılaşmanın 37. dakikasında Rusya, Alan Dzagoev’un attığı golle 1-0 öne geçerken, 57. dakikada Kuba Blaszczykowski’nin attığı golle Polonya beraberliği sağladı ve karşılaşma 1-1 beraberlikle sona erdi. Bu sonuçla Rusya, 4 puanla grupta liderliğini sürdürürken, Polonya 2 puanla 2. sırada yer aldı.

Polonya’nın Trabzonsporlu futbolcularından Adrian Mierzejewski, 73. dakikada oyuna girerken, Pawel Brozek ise 90. dakikada oyuna dahil oldu.

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

2013 Kandil Günleri – Tarihleri – Ne zaman – Kandiller

2013 Mevlid Kandili Ne Zaman, Mevlid Kandili 2013 Tarihi
2013 Regaib Kandili Ne Zaman, Regaip Kandili 2013 Tarihi
2013 Miraç Kandili Ne Zaman, Mirac Kandili 2013 Tarihi
2013 Berat Kandili Ne Zaman, Beraat Kandili 2013 Tarihi
2013 Kadir Gecesi Ne Zaman, Kadir Gecesi 2013 Tarihi
2013 Ramazan BayramıNe Zaman, Raamzan Bayramı 2013 Tarihi
2013 Kurban Bayramı Ne Zaman, Kurban Bayramı 2013 Tarihi
2013 Aşure Ne Zaman, Aşure 2013 Tarihi

 

2013 Yılı Dinİ Günler Takvimi Listesi

HİCRİ TARİHLER

          MİLADİ TARİHLER

GÜN

AY

YIL

GÜN

AY-YIL

HAF.GÜN

DİNİ GÜNLER

1

R.EVVEL

1434

13

OCAK-2013

PAZAR

—–

11 / 12

 R.EVVEL

1434

23/24

OCAK-2013

ÇARŞAMBA/PERŞEMBE

MEVLİD KANDİLİ

1

R.AHIR

1434

11

ŞUBAT-2013

PAZARTESİ

 

1

C.EVVEL

1434

13

MART-2013

ÇARŞAMBA

 

1

C.AHIR

1434

11

NİSAN-2013

PERŞEMBE

 

1

RECEB

1434

11

MAYIS-2013

CUMARTESİ

ÜÇ AYLAR’ın BAŞLANGICI

6 / 7

RECEB

1434

16/17

MAYIS-2013

PERŞEMBE/CUMA

REGAİB KANDİLİ

26/27

RECEB

1434

05/06

HAZİRAN-2013

ÇARŞAMBA/PERŞEMBE

MİRAC KANDİLİ

1

SABAN

1434

10

HAZİRAN-2013

PAZARTESİ

—–

14/15

SABAN

1434

23/24

HAZİRAN-2013

PAZAR/PAZARTESİ

BERAT KANDİLİ

RAMAZAN 

1434

09

TEMMUZ-2013

SALI

RAMAZAN’IN BAŞLANGICI 

26/27

RAMAZAN

1434

03/04

AĞUSTOS-2013

CUMARTESİ/PAZAR

KADİR GECESİ

30

RAMAZAN

1434

07

AĞUSTOS-2013

ÇARŞAMBA

AREFE

ŞEVVAL 

1434

08

AĞUSTOS-2013

PERŞEMBE

RAMAZAN BAYRAMI 1.Gun 

ŞEVVAL 

1434

09

AĞUSTOS-2013

CUMA

RAMAZAN BAYRAMI 2.Gun 

ŞEVVAL 

1434

10

AĞUSTOS-2013

CUMARTESİ

RAMAZAN BAYRAMI 3.Gun 

1

ZİLKADE

1434

07

EYLÜL-2013 

CUMARTESİ

 

1

ZİLHİCCE

1434

06

EKİM-2013

PAZAR

 

9

ZİLHİCCE

1434

14

EKİM-2013

PAZARTESİ

AREFE

10 

ZİLHİCCE 

1434

15

EKİM-2013

SALI

KURBAN BAYRAMI 1.Gun 

11 

ZİLHİCCE 

1434

16

EKİM-2013

ÇARŞAMBA

KURBAN BAYRAMI 2.Gun 

12 

ZİLHİCCE 

1434

17

EKİM-2013

PERŞEMBE

KURBAN BAYRAMI 3.Gun 

13 

ZİLHİCCE 

1434

18

EKİM-2013

CUMA

KURBAN BAYRAMI 4.Gun 

1

MUHARREM

1435

04

KASIM-2013

PAZARTESİ

HİCRİ YILBAŞI

10

MUHARREM

1435

13

KASIM-2013

ÇARŞAMBA

AŞURE GÜNÜ

1

SAFER

1435

04

ARALIK-2013

ÇARŞAMBA

—–

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

2012 Ramazan Bayramı – Tarihi – Ne Zaman Ramazan Bayramı 2012 Tarihi

2012 Ramazan Bayramı – Tarihi – Ne Zaman Ramazan Bayramı 2012 Tarihi, 2012 Ramazan Bayramı Ne Zaman

2012 Yılı Ramazan Bayramı Ne zaman dır diye sorarsak , Cevabı

Miladi Takvim ; 19 AĞUSTOS 2012 Bu yıl Pazar Günü Mübarek Ramazan Bayramı 2012 ‘dir.
Hicri Takvim ; 1 Şevval 1433 Hicri Yılı .

1 ŞEVVAL 1433 19AĞUSTOS-2012 PAZAR RAMAZAN BAYRAMI 1.Gu

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Teşrik tekbirleri ne zaman söylenir? Söylemek farz mıdır

Teşrik tekbirleri ne zaman söylenir? Söylemek farz mıdır Sual: Teşrik tekbiri nasıldır?
CEVAP
Allahü ekber, Allahü ekber. La ilahe illallahü vallahü ekber. Allahü ekber ve lillahil-hamd

Sual: Teşrik tekbirleri ne zaman söylenir? Söylemek farz mıdır?
CEVAP
Kurban Bayramının arefesi günü, sabah namazından, dördüncü günü ikindi namazına kadar, hacıların ve hacca gitmeyenlerin, erkek, kadın herkesin, cemaat ile kılsın, yalnız kılsın, farz namazından sonra selam verir vermez, bir kere “Teşrik tekbir”ini okuması vaciptir. Camiden çıktıktan sonra veya konuştuktan sonra, okumak lazım değildir. İmam tekbiri unutursa, cemaat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. (Halebi-yi kebir)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

cennette kadın ve erkeklerin durumu

Gerek cennet ve gerekse cehennem, hem erkek ve hem de kadın kullar için açıktır, yaratılış bakımından bu iki cinsin cennet ve cehenneme girmeyi hak etmede fırsat eşitlikleri vardır. Fiilen hak ediş ise serbest irade ile gerçekleştirilen iyi veya kötü davranışlara bağlıdır.

Kitap ve sünnet kaynaklarında yapılan açıklamaları, uslübü ve islamı tam bilmeyenler yanlış anlamışlar, yanlış yorumlamışlar bunlardan, ilahi sıfatlar, mantık ve vicdan ile bağdaşmayan sonuçlar çıkarmışlardır. “Cennetin adeta erkek sultanların sarayı olması, kadınların orada da ikinci sınıf kullar durumunda oldukları, cehennemi dolduranların çoğunun kadınlar olması…” bu cümledendir. Bu yanlış anlayışları düzeltmek gerekirse;

-Ayetlerde ve sayılan çok az sayıda mütevatir (1) hadislerde, cennete veya cehenneme girme ve ebedi mutluluğa erme bakımından kadının aleyhinde olan bir bilgi mevcut değildir. Bu kaynaklarda, “nimette-külfette, cezada mükafatta eşitlik” bulunduğu bildirilmektedir.

-Cennet yalnızca erkeklerin sarayları değildir; orada kadın da, erkek de saraylarının sultanlarıdır.

-Cennette kadına da erkeğe de dilediği, arzu ettiği, canının çektiği, elde edince mutlu olacağı her şey verilecektir.

-Cennet sonsuz bir mutluluk yeridir; ancak insanoğlu bu mutluluğu daha önce ne tanımış, ne tatmıştır. Bu sebeple insanların, dünyadaki zevkleri, alışkanlıkları, kadın-erkek ilişkisindeki cinselliği olduğu gibi ahirete taşımaları, nasları buna göre yorumlamaları gerçeğe uygun değildir.

-Mütevatir olmayan hadislerde “cennette erkeklere ikişer adet dünya hatunu verileceği” bildirilmiştir. Bundan kadınların aleyhine ve erkeklerin lehine bir sonuç çıkarmak mümkün değildir; çünkü bu da erkeklerin dünyada tattıkları ve arzuladıkları şeylerin kelimeleri kullanılarak- imrendirmek üzere- söylenmiş bir sözdür. Ayrıca kadın tek olmayı istiyorsa veya başka erke istiyorsa ona da bunlar verilecektir. Burada önmelki olan dünyadaki isteklerimiz ve yapımız ile cennetteki isteklerimiz, isteme kabiliyetimiz ve yapımızı birbirine karıştırmamaktır. Problem varsa işte bu karıştırma sebebiyle vardır.

-Vakı’a suresinde huriler kastedilerek “..onları bambaşka bir yapıda yeniden yarattım…” (56/22,37) buyurulmuştur. Müfessirler bu hurilerin dünyada yaşlanmış ve buruşmuş olarak vefat eden kadınlar oldukların ifade etmişlerdir. Buna göre huriler de melek değil, insandır, dünyada yaşamış kadınlardır ve cennette sayılan erkeklerden daha fazladır.

Erkek ve kadın olarak Allah Tealanı has ve arif kulları cenne, köşk, kadın, yiyecek, içecek, bağ ve bahçe için istamezler, cenneti aşık oldukları Cemal-i İlahi için, özledikleri Habibiullah (s.a.) için isterler.

Kaynak: Prof.Dr.Hayrettin Karaman’ın “İslam’da Kadın ve Aile” isimli eserinin “Cennette Kadın” adlı yazısından özetle alınmıştır.

(1) Mütevatir Hadis: Peygamberimiz’den bize kadar, haberin ve bilginin doğruluğundan şüphe etmeyeceğimiz ölçüde ve sayıda kimsenin naklede geldikleri hadisler.

kaynak; alıntı bir yazıdır, bilgilerde eksiklik ve yanlışlık varsa lütfen yorumla bildiriniz.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ilk bahar resimleri, baharın başlangıcı resmi

ilkbahar Başlangıcı Resmi, ilkbahar başlangıcı manzaraları,i lkbahar başlangıcı görselleri yeni , ilkbahar fotoları en güzel , bahar resimleri resim galerisi

ilkbahar makyaj koleksiyonu, bahar geldi, google ilkbahar başlangıcı logosu, ilkbahar, ilkbahar başlangıcı resimleri, ilkbahar şiirleri, ilkbaharbaşlangıcı resimleri, İlkbaharın Başlangıcı, İlkbaharın Başlangıcı ne zaman, İlkbaharın gelmesi

 


İlkbahar mevsimi – ilkbahar nasıldır – bahar nasıl geçer

İLKBAHAR İlkbaharda havalar ısınmaya başlar. Bahar yağmurları yağar. Kırlar yeşillenir. Ağaçlar çiçek açar.Ağaçlar tohum verir.Çiçek açmaya başlar.
* Güneş ışınları Ekvator’a dik gelir.
* Güneş ışınları her iki yarımküreye aynı açılarla gelir.
* Dünya’daki durgun sularda gel-git genliği artar.
* 21 Mart tarihinden 23 Eylül tarihine kadar ışınlar Ekvator’un kuzeyindeki noktalara dik geldiğinden Kuzey Yarımküre’de gündüzler, Güney Yarımküre’den daha uzundur. 23 Eylül’den 21 Mart’a kadar ise Güney Yarımküre’deki gündüzler Kuzey Yarımküre’den daha uzundur.
* 21 Mart Kuzey Kutup Noktası’nda, 23 Eylül ise Güney Kutup Noktası’nda 6 aylık gündüzün başlangıç tarihleridir. Güneş, ekinokslarda tam doğudan doğup tam batıdan batar.

EKONOMİ HABERLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Miraç kandili duası

MİRAÇ KANDİLİ DUASI, MİRAÇ GECESİNDE NASIL DUA ETMELİYİZ.

Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racîm
Bismillahi’r-rahmani’r-rahîm

Ey Bizleri varlığa erdiren
Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran
Güzeller Güzeli Rabbimiz!
Sana sonsuz hamd ü senalar olsun.

Kainatın İftihar Tablosu peygamber efendimize Sonsuz salât ü selam olsun.

Gufranla ufkumuzda tüllenen şu mübarek gecede bir kere daha dergâh-ı ilahînin önünde el açıp yalvarıyoruz:

1. YA İLAHE’L-ALEMİN!

Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla rahmetinin vüs’ati genişliğindeki kapına dayanıyor, şu mübarek gecede bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. Hâlimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. icabet buyur ey Rahîm ü Rahmân!

2. EY ÇARESİZLER ÇARESİ!

Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. Bütün dileklerimizi kabul buyur ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç ve yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur.

Ciddi bir yol almış sayılmasak da yıllar var hep yollardayız. Ufkumuz gam ve kederle tülleniyor. Önümüzdeki engebeler beşer takatini aşkın görünüyor. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü ve’t-teslîmât) perişan, derbeder ve ızdırap içinde.. müslümanlık gelenek ve göreneklerin darlığına mahkum.. ibadet ü tâat kültür televvünlü.. duygular, düşünceler fantezilere emanet.. mücadelelerin esası da çıkarlar, menfaatler, ırkî mülahazalara dayalı. Sen bizlere çıkar yol lutfeyle ya rabbi!

3. YA RAB!

Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma; akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle. Kapının kullarını; ilimde kibir u gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru. Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden uzaklaşmak, kurbet atmosferinde içiçe firkat yaşamak, hep rızadan söz edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.

4. EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN!

Şu mübarek gece hürmetine Bizleri bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir alemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!

5. EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN!

Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp Sana gelenleri kovmayacağını vadediyorsun. Sana yönelenlere hep “Gelin, gelin” diyorsun. Ey Rab! Böyle emekleye emekleye sürünmeyi de gelme kabul edeceksen, müsaade buyur “Biz de geldik” diyelim. Geldik ve Sana, yolların amansızlığını, nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını, bizim de dermansızlığımızı şikayet ediyoruz. Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, mâsiyetlere meyyal bulunan ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, serkeş nefsimizi Sana şikayet ediyoruz. Sen bizleri nefsin ve şeytanın şerrinden muhafaza buyur ya rabbi!

Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan kokan tavır ve davranışlardan arındır.. ya Rabbi
lisanlarımızı yalandan, gıybetten, Senin sevmediğin,
hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden temizle..
kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya Rabbi!
Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle..
niyetlerimizi ihlaslı kıl ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!

6. EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI, EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ!

Şu anda duygularımız derbeder, davranışlarımız ahenksiz, ruhlarımız kirli, ayaklarımız titrek, ellerimiz mefluç, çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz sarsık, havalar boz-bulanık, mağripler hicranla tül tül, maşrıklar lütfuna kalmış… İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana geldik. Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı, bizler de bu kapının önündeki liyakatsiz dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı Senin kapın, onun başkalarından farkı da her gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de varlığını duyur.

7. EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI!
Şu mübarek gecede binler, yüz binler Senin karşında divan durarak ellerimizi Sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla, kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve “Biz geldik” diyoruz. Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine, her sese ve herkese merhamet ettiğine gönülden inanarak kaçkınlığımızı muvakkat dahi olsa görmüyor, günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, karıştırdığımız haltlara değil, Senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona bağlıyoruz; Enîsimiz Sen isen, çevrenin vahşetinden bize ne! Her yanda şeytan ve avenesi içten içe homurdanıp duruyorlarmış, Sen bizimle olduktan sonra ne ifade eder ki! Sen her şeyin biricik hâkimisin ve hükmünü engelleyecek bir güç de yoktur. Sen saltanat dairen içinde en küçük şeyleri görür, en cılız sesleri işitir, hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi cevapsız bırakmazsın.

8. EY YÜCELER YÜCESİ!

Sen biliyorsun, biz de bunun farkındayız; ömrümüzün hasenât kefesi bomboş, pek çoğumuz itibarıyla bir ihlâs bezginliği içindeyiz. Çoğumuz gafil, bedbin, dünsüz-yarınsız sefil birer hâlzede gibi aktüalite ile iç içeyiz. Her hâlimizde âlâyiş, gösteriş, köpük köpük hevâ ve heves; sürekli zevk u sefâya, makama, mansıba, şöhrete, şana ve dünyevî hülyalara oynuyoruz. Yığınların rüya ve hülyaları ekonomi ve refah; taptıkları da dolar, dinar ve euro. Ruhlar meflûç, kalbler kötürüm, basîret âmâ, düşünceler kirli, davranışlar da tam buna göre… Gece ve gündüz gibi iki yüzlü yaşıyoruz, ak görünüyor kapkara davranıyoruz; idare ve siyaset deyip hem ışık türküleri söylüyor hem de karanlık ağıtları mırıldanıyoruz. Devirlere, dönemlere göre renkten renge giriyor, bukalemunları şaşırtacak mârifetler (!) sergiliyor ve aldatmayı beceri kabul ediyoruz.

9. EY RAB!

Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli; eller memnû meyvelerde, ağızlar harama açık duruyor; gözler başkalarının kusur müfettişi.. yalan revaçta, hıyanet âdiyattan bir şey, hakkın ismi var sadece; adalet “sayyâd-ı bîinsaf”ların hazırladığı kapanların önüne saçılmış birkaç dane gibi bir şey; vefa Kafdağı’nın arkasında, ahde hürmet unutulup da bir köşede kalmış; buna karşılık haksızlık firavunları utandıracak dorukta. Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme düşüncesi, tenperverlik duygusu boyunlarımızda âdeta çelikten bir kement; her biri birer gayya olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor ve mahiyet-i nefsü’l-emriyemize göre kendimiz olamıyoruz. Dünya ve ukbâ kazancı adına ne ciddî bir hesap ne de tutarlı bir plâna sahibiz. Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; kaybederken de muhtemel daha kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. Zamanı suçlama, şartlara lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu.
Bütün bunlara rağmen ya Rab! , bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz. Kendimiz edip kendimiz bulsak da, rahmetin, istihkaklarımıza lütuf televvünlü haklar bahşedecek vüs’atte. Sen bizlere lütfunla muamelede bulun ya Rabbi!
Dua edenlere cevap veren Sen, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren Sen, devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Senden ayrı kalışımız ruhumuza renk attırdı; nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere sermek üzere.. Var eden Sensin, yok eden de Sen; uzak tutan Sensin, yaklaştıran da Sen; Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın neş’esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi mırıldanamazdık. Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma heyecanları uyar.

10. EY RAB!

Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun.. iç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma. Senden kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.

11. EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI!

Bu mukaddes miraç gecesinde bizleri de bağışla, öyle bir dünyada hayata gözlerimizi açtık ve öyle bir âlemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak, arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her hâlimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını göstermeni diliyoruz.

Ey yüceler yücesi!

Efendimiz Hazreti Muhammed’e,Muallâ aile efradına ve bütün ashab-ı güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı kabul buyur ya rabbi!.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın