taşeron firma çalışanlarıyla ilgili en son haberler nisan 2013 şirket çalışanları taşeron yasası ne zaman meclise geliyor? yeni tasarıda neler var?

2013 yılı çeşitli kurum ve kuruluşlarda taşeron firma çalışanı olarak adlandırılan temizlik işçisi, güvenlik elemanı, hastanelerde, postanelerde ve birçok birimde çalışan taşeron firma çalışanlarıyla ilgili yasal düzenlemeler yapıldığı bir hayli konuşulmaya ve tartışılmaya devam ediyor, konuyla ilgili en son yapılan haberler ise aşağıdaki şekildedir nisan 2013.

taşeron çalışanlarıyla ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi aşağıdan yorumlarınızla yazabilirsiniz.

Yaklaşık 1.7 milyon taşeron işçisinin merakla beklediği alt işverenlere ilişkin yasa tasarı taslağı Bakanlar Kurulu’nda görüşülerek kabul edildi. Başbakan Erdoğan’ın talimatı ile sosyal taraflarla tartışılarak taslağa son şekli verilecek.

Bununla ilgili çalışmaların ise nisan ayı içinde tamamlanması öngörülüyor. yeni hazırlanan taslak ile taşeron işçilerin de asıl işçilerin sahip olduğu tüm haklardan yararlanması imkanı getiriliyor.

‘Asıl işçi’ hakkı geliyor

Buna göre, taşeronluk sisteminde en büyük sorunlardan birisi olarak görülen işçilerin maaşlarının zamanında ödenmesi ve kıdem tazminatı haklarının korunması konusunda iki ayrı düzenleme yapılacak. Düzenleme ile maaşların düzenli olarak ödenmesinden, üst işveren sorumlu olacak.

Üst işveren, taşeron işçilerin maaşlarını gerekirse, şirketlerin hak edişlerinden keserek doğrudan ödeme yapacak. Kıdem tazminatlarının ödenmesinde de üst işveren sorumlu olacak. Kamu kurumlarında ise kıdem tazminatları taşeron işçilerinin çalıştığı en son kurum tarafından ödenecek.

Ayrıca yıllık, hastalık, doğum ölüm izinlerinin tamamı da taşeron işçiler için geçerli olacak. Bunun yanında, taşeron işçiler de diğer işçilerin zamlarından yararlanacak. Taşeron işçiler de toplu sözleşmelerde elde edilen özlük hakkı düzenlemelerinden faydalanacaklar.

kaynak;stargazetesi

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

5 tl’ nin rengi nasıl olacak? yeni beş lira resimleri yeni 5 tl ne zaman piyasaya çıkacak

5 TL’nin rengi değişti! İşte yeni 5 TL yeni beş liralar ne zaman piyasaya çıkacak? eski 5 tl ler piyasadan ne zaman kalkıyor? ne zaman geçmez olacak?

Merkez Bankası, 5 liralık banknotların hakim rengini mor olarak değiştirdi. Yeni banknotlar 8 Nisan’da tedavüle çıkarılacak.

Merkez Bankası’nın konuya ilişkin duyurusu, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlandı.

Duyuruya göre, 5 liralık banknotun hakim rengi “mor” olarak belirlendi.

Söz konusu banknotlar, imzalar ve 5 liralık banknottaki renk değişimi dışında, boyutları, ön ve arka yüz kompozisyonlarıyla genel nitelik ve görünümleri bakımından tedavüldeki banknotlarla aynı olacak. 1. ve 2. tertip banknotlar birlikte tedavülde bulunacak.

Bu arada, E-9 emisyon grubu 2. tertip 200, 50 ve 5 liralık banknotlar 8 Nisan’da tedavüle verilecek.

yeni 5 tl resimleri

EKONOMİ HABERLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

dünya genelinde ünlü bilimciler – El Kindi kimdir hayatı eserleri

El Kindi (801- 866)

Ebu Yusuf Yakup İshak El-Kindi MS.801 civarında Küfe’de doğdu. Babası Harun el-Reşit’in bir memuru idi. El-Kindi; el-Memun, el-Mutasım ve el-Mütevekkil’in bir çağdaşı idi ve büyük ölçüde Bağdat’ta yetişti. Mütevekkil tarafından resmi olarak bir hattat olarak görevlendirildi. Onun felsefi görüşlerinden dolayı, Mütevekkil ona sinirlendi ve bütün kitaplarına el koydu. Ancak, bunlar sonradan iade edildi. El-Mutamid’in hükümdarlığı esnasında 866’te öldü.

El-Kindi, bir filozof, matematikçi, fizikçi, astronom, hekim, coğrafyacı ve hatta müzikte bir uzman idi. Onun bu alanların tamamına özgün katkılar yapmış olması şaşırtıcıdır. Eserlerinden dolayı, Arapların Filozofu olarak bilinir.

Matematikte, sayı sistemi üzerine dört kitap yazmıştır ve modern aritmetiğin büyük bir bölümünün kuruluşunu hazırlamıştır. Arap sayılar sisteminin büyük ölçüde el-Harizmi tarafından geliştirilmiş olduğundan şüphe yoktur, ancak El-Kindi de bu konu üzerine zengin katkılarda bulunmuştur. Aynı zamanda, astronomi ile ilgili çalışmalarında yardım etmesi için küresel geometriye de katkıda bulunmuştur.

Kimyada, baz metallerin değerli metallere dönüştürülebileceği fikrine karşı gelmiştir. Hüküm süren simya ile ilgili görüşlerin aksine, kimyasal reaksiyonların elementlerin transformasyonunu meydana getiremeyeceğinde ısrarlı olmuştu. Fizikte, geometrik optiğe zengin katkılarda bulunmuş ve bunun üzerine bir kitap yazmıştır. Bu kitap daha sonra Roger Bacon gibi ünlü bilim adamlarına rehberlik ve ilham sağlamıştır.

Tıpta, başlıca katkısı, sistematik olarak o zaman bilinen tüm ilaçlara uygulanabilecek dozları belirleyen ilk kişi olması gerçeğini kapsamaktaydı. Bu, hekimler arasında reçete yazmada zorluklara neden olan dozaj üzerine hüküm süren çelişkili görüşleri çözmüştür.

Onun zamanında müziğin bilimsel yönlerine ilişkin çok az şey bilinmektedir. Armoni üretmek için bir araya getirilen çeşitli notaların her birinin belirli bir perdeye sahip olduğuna dikkat çekmiştir. Bu yüzden, perdesi çok düşük veya çok yüksek olan notalar hoş değildir. Armoninin derecesi notaların frekansına bağlıdır, vb. Aynı zamanda bir ses çıkarıldığında, bunun havada kulak zarına çarpan dalgalar oluşturduğu gerçeğini ileri sürmüştür. Eseri perdenin belirlenmesi üzerine bir terkim usulünü içermekteydi.

O, üretken bir yazardı: onun tarafından yazılan kitapların toplam sayısı 241 idi. Göze çarpanları, aşağıdaki gibi bölünmüştü: Astronomi 16, Aritmetik 11, Geometri 32, Tıp 22, Fizik 12, Felsefe 22, Mantık 9, Psikoloji 5, ve Müzik 7.

Buna ilaveten, onun tarafından yazılmış çeşitli biyografiler, gelgitler, astronomi ile ilgili cihazlar, kayalar, değerli taşlar vb. ile ilgilidir. Aynı zamanda, Yunanca eserleri Arapça’ya çeviren ilk tercümanlardan biriydi, fakat bu gerçek onun sayısız özgün eserleri tarafından büyük ölçüde gölgelenmişti. Kitaplarının çoğunun artık mevcut olmaması büyük bir talihsizliktir, fakat mevcut olanlar onun oldukça yüksek alimlik standardını ve katkılarını ortaya koymaktadır. Latince’de Alkindus olarak bilinir ve çok sayıdaki kitabı Cremonalı Gherard tarafından Latince’ye çevrilmiştir. Orta çağ boyunca Latince’ye çevrilen kitapları Risale der Tanzim, İhtiyarat’ül-Ayyam, İlahiyat-e-Aristu, el-Mosika, Met-o-Cezr, ve Edviyeh Murakkaba idi. El-Kindi’nin bilim ve felsefenin gelişimine etkisi, dönemdeki bilimlerin uyanışında önemlidir. Orta Çağda, Cardano onu en büyük on iki dahiden biri olarak düşünmekteydi. Eserleri, gerçekten, yüzyıllar boyunca, başta fizik, matematik, tıp ve müzik olmak üzere çeşitli konuların ilerideki gelişimine öndelik etmiştir.

Ek Bilgiler

Kindi veya tam adıyla Ebū-Yūsuf Ya’kūb ibn Ishāk el-Kindī. (801?-866?). Ortaçağ Avrupası’nda “Alchindus” adıyla tanınan, ilk İslam filozofudur. Felsefesinde, Platon, Aristoteles ve Plotinus’un görüşlerinin bir sentezini yapmıştır. Felsefenin yönteminin kanıtlama, kanıtlamanın hedefinin maddeye biçim kazandıran özleri bilmek, felsefenin amacının ise Tanrı’ya erişmek olduğunu öne süren El-Kindi’ye göre, felsefi bilginin ilk basamağı akıl yürütmedir. İnsanın akıl yürütme yoluyla adım adım basitten bileşiğe ve en yetkin olana doğru yükseldiğini öne süren filozof, varlığa akılcı bir açıdan yaklaştığı için, Tanrı’nın özüne ait sıfatları inkar etmiştir. Tanrı’nın sıfatlarının ancak olumsuz bir biçimde bilinebileceğini savunan El-Kindi’ye göre, Tanrı mutlak Bir’dir. Mutlak varlık olması nedeniyle, Mutlak Bir’in şekli, niteliği, niceliği, maddesi yoktur ve O göreli bir varlık değildir.

Hayatı

Soylu bir ailenin çocuğu olarak Kûfe’de doğdu. Dedesi Eş’as, Güney Arabistan’ın en büyük kabilelerinden biri olan Kinde’nin hükümdarıydı. Müslüman olduktan sonra kabilesinin ileri gelenleriyle Kûfe’ye yerleşmişti. Babası İshak b. es-Sabbah yıllarca Kûfe valiliği yaptı.

Küçük yaşta babasını yitirdi. Çocukluk ve ilk gençlik yılları Kûfe ve Basra’da geçen Kindî, geleneksel temel eğitimden sonra dil ve edebiyat alanında eğitim gördü. Halife Me’mun’un 830’da kurduğu Beytü’l-hikme’deki bilginler topluluğu arasında yer aldı. Mutezili devlet yöneticilerinden destek gören Kindi Ehl-i Sünnet yanlısı Mütevekkil-Alellah’ın iktidarında saraydan uzak kaldı.

Kindi felesfeden tıbba, matematikten astronomiye, ilahiyattan siyasete, psikolojiden diyalektiğe, astrolojiden kehanete ve optikten kimyaya kadar yirmi ayrı dalda eser vererek sayıları 277’yi bulan bir külliyat oluşturmuştur.

Akla büyük bir yer veren Meşşai felsefe akımını ilk başlatan kişi de olan Kindi’nin 17 eseri Latince’ye, 4’ü İbraniceye tercüme edilmiştir.Ayrıca izafiyet teorisini bulan ilk kişidir.

El Kindi’nin Eserleri
– Risale fil Akl
– Risale fi Mahiyyetin Nevmi ver Rüya.
– Risale fil Cevahiril Hamse.
– Risale fil illetis Selci vel Berdi vel Berki ves Savaiki ver Radi vez Zemherir.
– Risale fiş Şuaat.
– Risale fi İhtiyaratil Eyyam.
– De İntellecto Secondum Aristoteles et Platonem.
– Risale fi İhtilafil Manazır.
– Fi Marifeti Kuval Edviyetil Murekkebe.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

türk matematikçi bilim adamları – Uluğ Bey hayatı biyografisi hakkında bilgiler

Uluğ Bey (1393 – 1449)

Türk matematikçilerinden birisi olan Uluğ Bey, Timur’un erkek torunlarından hükümdar olanlardan birinin oğludur. Asıl adı Mehmet’tir. Fakat o, daha çok Uluğ Bey adı ile ünlü olmuştur. 1393 yılında Sultaniye kentinde doğmuştur. Timur’un öldüğü sıralarda Uluğ Bey Semerkant’ta bulunuyordu. Semerkant ve Maveraünnehir, Mirza Halil Sultan’ın saldırısı ve işgali üzerine babasının yanına gitmek zorunda kalmıştır. Babası buraları yeniden yönetimine alarak on altı yaşında olan Uluğ Bey’e yönetimini bırakmıştır. Uluğ Bey, bu tarihten sonra, hem hükümeti yönetmiş ve hem de öğrenimine devam etmiştir.

Uluğ Bey, bilgin ve olgun bir padişahtı. Boş zamanını kitap okumak ve bilginlerle ilmi konular üzerinde konuşmakla geçirirdi. Tüm bilginleri yöresinde toplamıştı. Uluğ Bey, dikkatlice okuduğu kitabı kelimesi kelimesine hatırında tutacak kadar belleği vardı. Matematik ve astronomi bilgileri oldukça ileri düzeydeydi. Bir söylentiye göre, kendi falına bakarak, oğlu Abdüllatif tarafından öldürüleceğini görmüş ve bunun üzerine oğlunu kendisinden uzak tutmayı uygun görmüştür. Baba ile oğlu arasındaki bu soğukluk, Uluğ Bey’in küçük oğluna karşı olan yakınlığı ile daha da şiddetlenmiş ve sonunda Uluğ Bey’in korktuğu başına gelmiştir.

Uluğ Bey, Semerkant’ta bir medrese ve bir de rasathane yaptırmıştır. Kadı Zade bu medreseye başkanlık etmiştir. Rasathane için yörede bulunan tüm mühendis, alim ve ustaları Semerkant’a çağırmıştır. Kendisi için de bu rasathanede bir oda yaptırarak tüm duvar ve tavanları gök cisimlerinin manzaralarıyla ve resimleriyle süsletmişti. Rasathanenin yapım ve rasat aletleri için hiç bir harcamadan kaçınmamıştır. Bu gözlemevinde yapılan gözlemler, ancak on iki yılda bitirilebilmiştir.

Gözlemevinin yönetimini Kadı Zade ile Cemşid’e vermiştir. Cemşid, gözlemlere başlandığı sırada ve Kadı Zade de gözlemler bitmeden ölmüştür. Gözlemevinin tüm işleri o zaman genç olan Ali Kuşçu’ya kalmıştır. Bu gözlem üzerine Uluğ Bey, ünlü Zeycini düzenlemiş ve bitirmiştir. Zeyç Kürkani veya Zeyç Cedit Sultani adı verilen bu eser, birkaç yüzyıl doğuda ve batıda faydalanılacak bir eser olmuştur. Zeyç Kürkani bazı kimseler tarafından açıklanmış ve Zeyç’in iki makalesi 1650 yılında Londra’da ilk olarak basılmıştır. Avrupa dillerinin birçoğuna, çevrilmiştir. 1839 yılında cetvelleri Fransızca tercümeleriyle birlikte, asıl eser de 1846 yılında aynen basılmıştır.

Zeyç Kürkani’nin asıl kopyalarından biri Irak ve İran savaşlarından sonra Türkiye’ye getirilmiş ve halen Ayasofya kütüphanesindedir. Bir hile ile oğlu Abdüllatif tarafından 1449 yılında öldürülmüştür.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

türk müslüman bilim adamları – Molla Lütfi kimdir? hayatı eserleri buluşları bilim dalları

Molla Lütfi (? – 1495)

15. yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet ve II. Beyazıd dönemlerinde yaşamış meşhur matematikçilerdendir. Sinan Paşa’nın ve Ali Kuşçu’nun talebesi olmuş, Ali Kuşçu’dan öğrendiği matematik bilgilerini Sinan Paşa’ya aktarmıştır. Böylece Sinan Paşa, onun vasıtasıyla matematik öğrenmiştir. Sinan Paşa’nın tavsiyesiyle, Fatih, Molla Lütfi’yi, özel kütüphanesinin müdürlüğüne getirmiştir. Molla Lütfi, bu sayede pek çok değerli kitaptan değişik bilimleri öğrenme fırsatına sahip olmuştur. Sinan Paşa, Fatih tarafından Sivrihisar’a sürülünce, Molla Lütfi de hocası ile birlikte gitmiş, Sultan II. Beyazıd’ın tahta çıkmasının ardından hocasıyla birlikte İstanbul’a dönmüştür. Önce Bursa’daki Yıldırım Beyazıd Medresesi’nde, sonra Filibe’de ve Edirne’de medrese hocalığı yapmıştır.

Molla Lütfi, çevresindeki devlet erkânına ve bilginlere latife yaparak onları eleştirdiğinden, çoğu kimse tarafından sevilmezdi. Fatih Sultan Mehmet’le bile iki arkadaş gibi şakalaşırdı. Kendisini çekemeyen bazı kimselerin, dinsizlik suçlamaları nedeniyle kovuşturmaya uğradı ve Sultan Beyazıd döneminde idam edildi. Ölümü üzerine pek çok kimse yas tutmuş, tarihler düşmüş ve şehit sayılmıştı.

Molla Lütfi’nin, çoğu Arapça olan eserleri 17. yüzyıla kadar elden düşmemiştir. Taz’ifü’l-Mezbah (Sunak Taşının İki Katının Bulunması Hakkında) adlı kitabı iki bölümden oluşur. Birinci bölümde kare ve küp tarifleri, çizgilerin ve yüzeylerin çarpımı ve iki kat yapılması gibi geometri konuları ele alınmıştır.İkinci bölümde ise meşhur Delos problemi incelenmiştir. Molla Lütfi’nin, bu problemi, İzmir’li Theon’un eserinden öğrendiği anlaşılmaktadır. İzmir’li Theon, İskenderiye kütüphanesinin müdürü Eratosthenes’e atıfla, Delos adasında büyük bir veba salgını çıkınca, ahalinin, Apollon rahibine müracaat ederek bu salgının geçmesi için ne yapmak gerektiğini sorduklarında, rahibin tapınaktaki sunak taşını iki katına çıkarmalarını tavsiye ettiğini, böylece kolaylıkla çözülemeyecek bir matematik problemi ortaya çıkmış olduğunu yazar. Mimarlar bu işi başaramayınca, Platon’un yardımını isterler. Platon, rahibin sunak taşına ihtiyacı olduğundan değil, Yunanlılara matematiği ihmal ettiklerini ve küçümsediklerini söyleme maksadında olduğunu bildirdikten sonra, problemlerin orta orantı ile çözüleceğini ifade etmiştir. Molla Lütfi, işte bu hikâyeye dayanarak eserini yazmıştır. Kitabında, küpün iki kat yapılmasının, yanına başka bir küp ilave etmek demek olmayıp, onu sekiz defa büyütmek demek olduğunu açıklar. Molla Lütfi Mevzuatü’l Ulüm (Bilimlerin Konuları) adlı eserinde de yüz kadar bilimi tasnif etmiştir.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

geçmiş dünyaca ünlü bilimciler – Luigi Galvani kimdir hayatı hakkında açıklamalar

Luigi Galvani (1737 – 1798)

Luigi Galvani, (d. 9 Eylül 1737 – ö. 4 Aralık 1798). Kas ve sinir hücrelerinin elektrik ürettiğini keşfeden İtalyan fizikçi.

Luigi Galvani Bologna – İtalya’da doğdu. Kimyasal yolla elektrik elde edilebileceğini keşfettiğinden bu işleme soyadından türetilen “galvanism” denmektedir. Galvani’nin yaptığı diğer araştırmalar onun kurbağa bacaklarının belirli bazı metallere temas etmesi sonucu refleks olarak hızla harekete geçmesinin bu hayvandaki iç elektrik sonucunda ortaya çıktığı sonucuna varmasına yol açmıştır.

Bu bağlamda İngilizcede “galvanize” kelimesi günlük hayatta birisini harekete geçirmek, şok etmek anlamlarında kullanılmaktadır. Daha sonra Galvani’nin arkadaşı Volta onun elektrik alanındaki çalışmalarını değerlendirerek önemli buluşlar yapmıştır.

Ayrıca elektrik akımını ölçmekte kullandığımız galvanometre de Galvani’den sonra onun adıyla anılmaya başlanmıştır. Galvani Bologna’da anatomi profesörlüğü yaparken 1797 yılında yeni cumhuriyete bağlılık yemini etmediği için üniversitedeki görevinden alındı, bir yıl sonra da öldü. Hayatı boyunca hep bilim ve ilim için çalışmalar yürüttü…

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ünlü türk bilimciler – Akşemsettin kimdir hayatı buluşları icatları biyografisi eserleri

Akşemsettin (1389- 1459)

Akşemsettin, (1389/1390 Şam – 1459 Göynük) asıl adı ile Şeyh Muhammed Şemsettin Bin Hamza, 15. yüzyılın en büyük sufilerinden biri ve çok yönlü Türk Bilim adamıdır.
1389 yılında Şam’da doğmuştur. Daha sonra 7 yaşında babası Şerafeddin-i Hamza Şâmî ile çağımızda Samsun’a bağlı olan Kavak’a yerleşmişlerdir[1]. Haci Bayram Veli’nin müridi ve Fatih Sultan Mehmet’in hocalarındandır. İstanbul’un manevi fatihi olarak da anılır. Saçının ve sakalının ak olması ve beyaz elbiseler giymesinden dolayı ‘Akşeyh’ veya ‘Akşemseddin’ adlarıyla meşhur olmuştur. Bazı el yazmalarında soyu, Ebu Bekir’e kadar ulaşır. İskilip’te çocuklarından Nurulhuda’nın türbesi ile diğer yakınlarının mezarları vardır. Evlik köyünde yer alan tek bir çivi çakılmadan yapılan camiyi onun yaptırdığı yazılıdır. Akşemsettin Amasya’da medreselerden eğitim aldıkatn sonra büyük üne kavuşmuştu.
Akşemsettin, küçük yaşlardan itibaren bilime ve sanata karşı ilgi duydu. İlim tahsilini tamamladıktan sonra, Osmancık’da müderris oldu. Medrese öğrenimini zamanın büyük velisi Hacı Bayram-ı Veli’nin yanında tamamladıktan sonra seçkin bilginler arasında yerini aldı. Üstün zekası ve anlayışı, yılmak bilmeyen çalışma gücüyle kendini kitaplara adadı. Başta İslami tıp, astronomi, biyoloji ve matematikte zamanın ünlülerinden oldu. Uzun yıllar Osmanlı medreselerinde çalışarak yüzlerce öğrenci yetiştirdi.

Tıp alanında bulaşıcı hastalıklar üzerinde de önemli çalışmalar yaptı. Araştırmaları sonunda tıp ile ilgili Türkçe Maddet-ül Hayat ve Arapça yazdığı Hall-i Müşkilât ve Risalet-ün nuriyye adlı Tasavvuf Türkçe yazdığı Maddet-ül Hayat’ta geçen Hastalıkların insanlarda teker teker peyda olduğunu zannetmek yanlıştır.Hastalıklar insandan insana gözle görülmeyecek kadar küçük tohumlar vasıtasıyla geçer cümle ile ilk mikrop teorilerinden birini ortaya atmıştır. Tarihte mikroorganizmalardan bahseden ilk kişidir. Ve Mikrobiyolojinin babası sayılmaktadır. Bilimler olmak üzere yazdığı kitapları, bilinen eserleridir.Tıp ile ilgili Akşemsettin’in asıl ünü, büyük veli, Hacı Bayram Veli ile tanışmasından sonra başlamıştı.

İlmi konulardaki önemli başarılardan sonra tasavvuf konusunda da ağırlığını göstermiş, daha sonra da II. Murat’ın emir ve isteğiyle Fatih Sultan Mehmet’in hocalığına tayin edilmişti. İstanbul’un fethi sırasında büyük yararlılıklar göstermiş, genç sultanı teşvik ederek zaferin kazanılmasında önemli katkılarda bulunmuştu. Fethin en önemli günlerinde Ebu Eyyub’el Ensari’nin kabrini bularak ordunun maneviyatını yükseltmişti. Dünya malına önem vermeyen Akşemsettin, Fatih Sultan Mehmet’in büyük saygı ve sevgisini kazanmıştı. Fatih Sultan Mehmet ile İstanbul’a girişleri daha sonra ünlü olacak bir hikâyeye dönüştü.

İstanbul’a giriş
Beyaz atına binmiş, ordusunun önünde giden Fatih Sultan Mehmet, yanında onu yetiştiren Akşemsettin, Molla Hüsrev ve Molla Gürani ile İstanbul’a giriyor. Türk Ordusunu karşılayan şehir halkı yol boyunca dizilmiş, ellerindeki çiçek demetlerini padişaha sunmak için yaklaşıyor.
Şehir ahalisi, beyaz sakalıyla, ağır duruşuyla Akşemsettin’i padişah sanıp çiçekleri ona sunmaya çalışıyorlar. Akşemsettin atını geri çekip göz ucuyla Fatih’i göstererek:
“Sultan Mehmet odur, çiçekleri ona veriniz”, demek istiyor. Fatih Sultan Mehmet, çiçeklerle kendisine doğru yürüyenlere hocası Akşemsettin’i göstererek:
“Gidiniz, çiçekleri gene ona veriniz. Sultan Mehmet benim, ama o, benim hocamdır”, diyor ve ilk İstanbul’a Akşemseddin giriyor. Fatih Sultan Mehmet tarafından(1464) yılında yaptırılmış olan türbesi Bolu ilinin, Göynük ilçesindedir. İstanbul’un fetih günü olan 29 Mayıs (mayısın son pazarı) tarihinde anma günleri düzenlenmektedir.

Eserleri
• Risalet-ün Nuriyye
• Risale-i Zikrullah:200000000
• Risale-i Şerh-i Ahval-i Hacı Bayram-ı Veli
• Def’ü Metain
• Makamat-ı Evliya (Velilerin Makamları)
• Maddet-ül-Hayat (Hayat Maddesi)
• Nasihatname-i Akşemsettin (Akşemsettin Nasihatnamesi)
• Kitab-ül-Tıp (Tıp Kitabı)
• Hall-i Müşkülat (Güçlüklerin Halli)

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

ünlü bilim insanları – Ferdinand Porsche kimdir hayatı eserleri buluşları icatları hakkında bilgi

Ferdinand Porsche (1875- 1951)

Alman otomobil tasarımcısı sonraları “böcek” adı altında dünya çapında satış rekorları kıran KdF- Wagen’i (otomobil) 1935’ten itibaren üretmeye başladı. Porsche, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilk spor otomobili geliştirdi.

Porsche, Maffersdorf/Bohemia’da musluk tamircisi bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. Boş zamanlarında teknik ve elektrikle uğraştı. Liseyi bitirdikten sonra Viyana’ya giderek Teknik Üniversiteye dinleyici öğrenci olarak yazıldı. İlk işini elektrik motorları üreten bir işletmede buldu.

Otomobil tutkusunun farkına burada vardı. Lohner-Porsche Porsche 1900’daki Paris Fuarı’nda, kendi buluşu olan ve dingillerindeki elektrik motorlarıyla çalışan otomobili sergiledi.

Taşıt aracını Viyana saray arabaları yapımcısı Lohner şirketinin elemanı olarak yaptığı için, bu yeni otomobil Lohner-Porsche olarak tanındı. Bunun hemen ardından düşüncesini daha da geliştirerek elektrik motorlarını bir benzin motoru aracılığıyla besledi. Bu yeni tahrik biçimiyle şanzıman dişlisine gerek kalmıyordu.

Porsche teknik müdür olarak Viyana Neustadt’taki Austro-Daimler şirketine geçti. Burada tanınmış bir uzun mesafe yarışı olan Prinz-Heinrich-Fahrt için yaptığı otomobille yarışı bizzat kazandı.

Porsche ayrıca uçak motorları ve Birinci Dünya Savaşı’nda topları taşıyan çekici araç tasarımcısı olarak kendisine bir isim yaptıktan sonra, savaşın ardından tasarladığı iki binek otomobiliyle Austro-Daimler’deki son başarılarına imza attı. 1923’te firmanın Stuttgart’taki merkezine teknik müdür ve tasarımcı olarak geçti. Avusturya’daki Steyr şirketinde kısa bir süre (1928-30) çalıştıktan sonra, 55 yaşında bağımsızlığı seçti.

Kendi Şirketi Uluslararası bir şöhrete sahip olan Porsche, yorulmak bilmeksizin daha başka teknik yenilikler de geliştirdi ve çeşitli firmalar için komple yeni otomobiller tasarladı.

Esnekliği dolayısıyla yüklenme halinde dönebilen bir amortisör elemanı olan döner çubuk yaylanıcısını (süspansiyonunu) buldu. Sıkışık parasal durumunu, ardından gelen yıllarda Nasyonal Sosyalist rejimin önemli bir taşıt aracı danışmanı olarak düzeltti. İyi kişisel ilişkilerinin ve ortak çıkarlarının bulunduğu Hitler’in buyruğuyla Porsche, geniş halk kitlelerinin satın alabilecekleri sağlam bir otomobil tasarımına başladı.

Hitler’in diğer koşulları şunlardı: Saatte 100 kilometrelik hız, 4-5 kişilik yer,100 kilometrede en fazla 8 litrelik benzin tüketimi, 1.000 RM’nin (Reichsmark) altında satış fiyatı. 1936’da 4 silindirli Boxer motorlu, 22 beygir güçlü ve 984 cc hacimli ilk 3 test otomobili hazırdı.

Sonradan “Volkswagen” (böcek) olarak adlandırılan hava soğutmalı otomobil, önce Alman İşçi Birliği çerçevesindeki Nasyonal Sosyalist Yardım Kuruluşu “Kraft durch Freude”den (Neşeden güç doğar) esinlenerek “KdF-Wagen” olarak piyasaya çıktı. Porsche genelde bu otomobilin mucidi olarak kabul edildiği halde asıl konstrüksiyon planları, tasarımını 1925’ten itibaren geliştiren ve Porsche’ye 1932’de bunları boş yere öneren Çekoslavakya’lı Bela Barenyi’ye aitti.

Savaş İçin Tasarımlar 1937’de NSDAP’ye (Alman Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi) giren Porsche bir yıl sonra SS’e de katıldı. Buna karşın, yalnız işini düşünen ve politikayla ilgisi olmayan bir insan olarak tanındı. Basit bir tasarımcıyken Wolfsburg’daki Volkswagen AG’nin kurucusu ve yöneticisi oldu. Porsche burada “böcek”in seri üretimine başladı.

Yeni teknik gelişmelere tutkun olan Porsche, İkinci Dünya Savaşı’nda askeri araç üretimine ağırlık verdi. Alman Devleti’nin en büyük ulusal onur madalyasını aldıktan sonra “profesör” ünvanını kullanabilen zırhlı araç tasarımcısı olarak ön plana geçti. Ayrıca Volkswagen’i askeri amaçla cip ve yüzer araç haline getirdi. Porsche’nin işletmesi savaşın bitmesine bir yıl kala Gmünd/ Karnten’e nakledildi.

Almanya’nın teslim oluşundan sonra tutuklanan Porsche bir Fransız cezaevinde kaldı. 1947’de kefaletle serbest bırakıldı. Bundan böyle, oğlu Ferry’nin yönetimi altında onarım işleri ve yedek parça üretimiyle ayakta kalmaya çalışan Karnten’deki fabrikasına kendini adadı.

1948’de kendi adı altında tanınan, 40 beygir gücündeki bir VW motoruyla donatılmış olan ilk spor arabasını piyasaya çıkarttı. İşletmesi 1950’de tekrar Stuttgart’a nakledildi ve Porsche burada 75 yaşında öldü.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim adamları – Nicolaus Copernicus kimdir hayatı biyografisi hakkında bilgiler

Nicolaus Copernicus (1473 – 1543)

Copernik modern astronominin kurucusu olarak bilinir. Polonya’da doğdu. Cracow üniversitesine gönderildi. Burada matematik ve optik üzerine çalıştı. İtalya’ da amcasının zorlamasıyla akademik yaşamının geri kalan günlerini geçireceği Frauenburg katedraline rahip olarak atandı. Bu pozisyonundan dolayı gücünün doruğuna erişti. Fakat sürekli öğrenci olarak kaldı. Boş zamanlarında resim yaptı ve yunan şiirlerini Latinceye çevirdi. Onun astronomiye zaten var olan merakı giderek bir numaralı ilgi alanı oldu. O araştırmalarını kendi başına ve yardım almadan yaptı.

Gökyüzünü katedralin duvarları içindeki bir kuleden gözlemledi ve bu gözlemleri teleskop’un icadına yüzlerce yıl kala çıplak gözle gerçekleştirdi. 1530’da dünyanın kendi ekseni etrafında günde bir kere , güneşin etrafında yılda bir kere döndüğünü iddia ettiği büyük çalışması De Revolutionibus’u bitirdi. Bu o zamanlar inanılmaz birşeydi. Copernik’e kadar, batı dünyası evrenin gerisinde hiçbir şey olmayan kapalı ve küresel bir yapıda olduğunu iddia ettiği Ptolemiac teorisine inanıyordu. O zamana kadar düşünürlerin hemfikir olduğu Claudius Ptolemy Alexandra’da yaşayan bir Mısırlı’ydı. Potelmy’e göre dünya; sabit, hareketsiz ve evrenin merkezine konumlandırılmış güneş dahil her şey onun etrafında dönmekte idi. Dünya düz bir tepsi gibidir inancıhakimdi. Bu insan doğasına çekici gelen bir teoriydi. İnsanın günlük gözlemlerine ve egosuna uygun düşen bir şeydi. Copernik teorisini yayımlamakta acele etmedi.

Teorinin birkaç astronom arasında incelenerek, kendisine fikir verebileceğini düşündü. Copernik’ in çalışmaları, eğer genç bir adam bu çalışmaları 1939’da incelememiş olsaydı hiçbir zaman basılacak duruma gelemeyebilirdi. 66 yaşındaki bir rahibin yazısını okuyup ilgilenen 25 yaşındaki Alman Profesör George Rheticus ‘du. Copernik’in çalışmalarıyla birkaç hafta ilgilenmeyi tasarladı ama,iki yıl boyunca teori üzerine çalıştı ve teoriden çok fazla etkilendi. O zamana kadar Copernik teoriyi yayımlamakta isteksizdi. Kilisenin teorisi hakkında ne söyleyeceği ile çok ilgilenmese de o her şeyin mükemmel olmasını isteyen ve 30 yıl teori hakkında çalışmasına rağmen hiçbir zaman tamamlanmadığını düşünen biriydi. Copernik için gözlemler sürekli tekrar edilmeliydi(İlginç olan dünyanın 300 yılının kaybına yol açan elyazmaları 19. yüzyıl ortalarında Prag’da bulundu. Bu yazmalar gösterdi ki Copernik teorisini sürekli gözden geçiriyordu. Bu yazmaların hepsi o zamanlar için bilgili kişilerin kullandığı Latince ile yazılmıştı.) Copernik 1543’de öldü ve hiçbir zaman çalışmalarının nasıl bir sansasyon yarattığını göremedi. Ortaçağdan kalma filozofik ve dinsel inanışlara karşı geldi. Copernik teorisi insanın, evrenin kendisi için yaratılmadığını, yalnızca onun bir parçası olduğunu düşünmeye zorladı.Onun çalışmalarının en önemli yanı insanın Cosmos’ a bakışını değiştirmiş olmasıdır.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

namaz vakitleri 1 nisan 2013, günlük ezan vakitleri namaz saatleri 01.04.2013 bugün sabah öğle ikindi akşam ezanı namazı saat kaçta? iftar sahur

türkiye geneli il il imsakiye bilgileri 1 nisan 2013 ezan vakitleri namaz saatleri ankara istanbul izmir konya ve tüm şehirler

  

Namaz Vakitleri – 01.04.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 04:55 06:18 12:50 16:21 19:09 20:26
Adıyaman 04:41 06:06 12:38 16:09 18:58 20:15
Afyon 05:10 06:36 13:09 16:40 19:30 20:48
Ağrı 04:18 05:45 12:19 15:50 18:40 20:00
Aksaray 04:57 06:22 12:55 16:26 19:15 20:33
Amasya 04:45 06:14 12:48 16:19 19:09 20:31
Ankara 04:59 06:26 13:00 16:31 19:21 20:41
Antalya 05:13 06:36 13:08 16:39 19:28 20:44
Ardahan 04:17 05:46 12:20 15:52 18:42 20:04
Artvin 04:20 05:49 12:24 15:55 18:46 20:08
Aydın 05:23 06:47 13:20 16:51 19:40 20:57
Balıkesir 05:19 06:46 13:20 16:51 19:41 21:00
Bartın 04:57 06:27 13:02 16:33 19:24 20:47
Batman 04:30 05:54 12:27 15:58 18:47 20:04
Bayburt 04:28 05:56 12:30 16:02 18:52 20:12
Bilecik 05:10 06:37 13:11 16:43 19:33 20:53
Bingöl 04:30 05:56 12:29 16:00 18:50 20:08
Bitlis 04:25 05:50 12:23 15:54 18:43 20:01
Bolu 05:02 06:31 13:05 16:36 19:26 20:48
Burdur 05:13 06:38 13:10 16:41 19:30 20:47
Bursa 05:13 06:41 13:15 16:46 19:36 20:57
Çanakkale 05:24 06:52 13:25 16:57 19:47 21:07
Çankırı 04:54 06:23 12:57 16:28 19:18 20:39
Çorum 04:49 06:17 12:51 16:23 19:13 20:34
Denizli 05:18 06:42 13:15 16:46 19:35 20:52
Diyarbakır 04:33 05:58 12:30 16:01 18:50 20:08
Düzce 05:03 06:32 13:06 16:38 19:28 20:50
Edirne 05:20 06:50 13:25 16:56 19:47 21:10
Elazığ 04:36 06:01 12:34 16:05 18:55 20:13
Erzincan 04:32 06:00 12:33 16:04 18:54 20:14
Erzurum 04:25 05:52 12:26 15:57 18:47 20:07
Eskişehir 05:08 06:35 13:09 16:40 19:30 20:50
Gaziantep 04:46 06:10 12:42 16:13 19:01 20:17
Giresun 04:34 06:03 12:37 16:09 18:59 20:21
Gümüşhane 04:31 05:59 12:33 16:05 18:55 20:16
Hakkari 04:20 05:44 12:16 15:47 18:36 19:53
Hatay 04:53 06:15 12:46 16:17 19:06 20:21
İçel 04:58 06:21 12:53 16:24 19:12 20:28
Iğdır 04:14 05:41 12:15 15:46 18:36 19:56
Isparta 05:12 06:36 13:09 16:40 19:29 20:46
İstanbul 05:12 06:41 13:15 16:47 19:37 20:59
İzmir 05:24 06:50 13:22 16:54 19:43 21:01
Karabük 04:57 06:26 13:01 16:32 19:23 20:45
Karaman 05:03 06:26 12:58 16:29 19:18 20:34
Kars 04:16 05:45 12:19 15:50 18:40 20:01
Kastamonu 04:52 06:21 12:56 16:27 19:18 20:40
Kayseri 04:51 06:16 12:49 16:20 19:10 20:28
Kilis 04:48 06:11 12:43 16:14 19:02 20:18
Kırıkkale 04:56 06:23 12:57 16:28 19:18 20:38
Kırklareli 05:17 06:47 13:22 16:54 19:45 21:07
Kırşehir 04:55 06:21 12:54 16:26 19:15 20:34
Kmaraş 04:47 06:11 12:43 16:14 19:03 20:20
Kocaeli 05:08 06:37 13:11 16:43 19:33 20:54
Konya 05:04 06:29 13:01 16:32 19:21 20:38
Kütahya 05:11 06:38 13:11 16:43 19:32 20:51
Malatya 04:40 06:05 12:38 16:09 18:58 20:16
Manisa 05:23 06:48 13:21 16:53 19:42 21:00
Mardin 04:32 05:56 12:28 15:59 18:48 20:04
Muğla 05:22 06:46 13:18 16:49 19:37 20:54
Muş 04:26 05:52 12:25 15:56 18:46 20:04
Nevşehir 04:54 06:19 12:52 16:23 19:13 20:31
Niğde 04:55 06:20 12:52 16:24 19:13 20:30
Ordu 04:36 06:05 12:40 16:11 19:02 20:23
Osmaniye 04:51 06:14 12:46 16:17 19:06 20:22
Rize 04:25 05:55 12:29 16:00 18:51 20:13
Sakarya 05:06 06:35 13:09 16:41 19:31 20:53
Samsun 04:42 06:11 12:46 16:17 19:08 20:30
Şanlıurfa 04:40 06:04 12:36 16:07 18:56 20:12
Siirt 04:26 05:51 12:23 15:54 18:43 20:01
Sinop 04:45 06:16 12:50 16:22 19:13 20:36
Şırnak 04:25 05:49 12:21 15:52 18:41 19:58
Sivas 04:42 06:09 12:43 16:14 19:04 20:24
Tekirdağ 05:18 06:47 13:21 16:52 19:43 21:05
Tokat 04:43 06:11 12:45 16:16 19:06 20:27
Trabzon 04:29 05:58 12:32 16:04 18:54 20:16
Tunceli 04:34 06:00 12:33 16:04 18:54 20:13
Uşak 05:15 06:41 13:13 16:45 19:34 20:52
Van 04:19 05:45 12:17 15:49 18:38 19:56
Yalova 05:11 06:40 13:14 16:45 19:36 20:57
Yozgat 04:51 06:18 12:52 16:23 19:13 20:33
Zonguldak 04:59— 06:29—- 13:04—- 16:35—- 19:26—- 20:49—-
NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

nisan 1 şaka günü hakkında bilgiler

1 Nisan Şaka Günü, her yılın 1 Nisan günü kutlanır. Genelde şaka gününde insanların birbirine şaka yapması gelenek haline gelmiştir.

Nisan 1 şakası hakkında farklı kültür , inanç ve dillerde efsaneler bulunmaktadır.
Fransa (Poisson d’avril – Nisan Balığı) : 1564 yılında Fransa kralı IX. Charles yılbaşını 1 Nisan’dan 1 Ocağa aldırır. Bu arada 1 Nisan’ı sene başı olarak kabul etmeye devam edenlerle alay etmek amacı ile yapılan şakalar, bir süre sonra gelenek haline gelir. 1 Nisan’ı yılbaşı kabul edenlere ise “Nisan Balığı” adı verilir
İngiltere – April Fools’ Day – Nisan Kaçıklar Günü
İskoçya – Gowk veya Cuckoo günü

Nisan 1 veya Nisan Balığı, Hollanda, Belçika, Kanada, ABD, İsviçre, Japonya dahil dünyanın pek çok yerinde tanınmaktadır. Nisan 1 ile ilgili başka bir efsane de Pagan kültüründe 1 Nisan’da kutlanan Fous bayramıdır. Antik Roma’da Hilarya adıyla benzer bir bayram da kutlanmaktadır. Hindistan’da ise bu bayram 31 Mart’ta Holi adıyla kutlanmaktadır.

kökeni nerden gelir;
1564 yılında Fransa kralı IX. Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının 1. gününe aldı. Daha önce Avrupa’da yaygın olan yıl başlangıcı 25 Mart’tı. O zamandaki iletişim şartlarıyla Charles’in bu kararı fazla yayılmadı. Duyanlar ise protesto amaçlı eski adetlerine devam ettiler. 1 Nisan’da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler. 1 Nisan’a “aptallar günü” adını verdiler. Bu günde herkese süpriz hediyeler verdiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kültürlerinin bir parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya bir şaka günü olarak yayıldı.
**
1 Nisan Şakaları – en iyi 1 Nisan şakaları öğren – en komik 1 nisan şakaları neler? – Arkadaşa, Sevgiliye, öğretmene, evde anne babaya yapılacak şahane şakalar…

KARTON KUTU VE SU DOLU BALON: Karton bir kutu bulunur içine son raddeye kadar sisirilmis su dolu balon konur.Yüksekçe bir yerden gözümüze kestirdiğimiz kurbana su kutuyu tutar mısın denir. Sonra seyreyleyin gümbürtüyü. Balon patlar kutunun deliklerinden sular boşalır. Olay hos bir kovalamacayla son bulur.

DİŞ MACUNLU BİSKÜVİ: Bir paket kremali bisküvi alinir. Bir kac biskuvi ortadan bolunur ve kremalari alinir yerine dis macunu sikilir.Sirasi ile pakete bir dis macunlu bir normal biskuvu ust uste dizilir. Saka yapilacak arkadasin yanina gelindiginde bir tane agzimiza atariz sonra arkadasa ikram ederiz. Dogal olarak bööööoo bu ne bicim buskivi diyecektir. Siz durumu caktirmadan ne olmus gayet güzel deyip siradaki normal bisküviyide aziniza atarsiniz. Bir daha dene deyip siradaki öbür bisküviyi de tekrar ikram edersiniz.
KLASİK KALABALIK ORTAM ŞAKALARI: Kalabalikta yapilan sakalar vardir. Bunlar klasiklesmis sakalar olsa da bir bahsedelim. üç dört kisi bir araya gelinir, kalabalik bir sokakta yürümeye baslanir tam birileriyle karsilasildigi zaman sanki önünde ip varmis da sanki üzerinden geçiliyormus gibi bacaklar kaldirilir. Cok kisi olmasi inandiriciligi arttirir.Ya da ip yerine sanki bir sey varmis gibi bir yerde bir noktaya odaklanarak ayni anda bakilir. Bu arada saka yapilan kisilerin tepkisini gözlemlemek için bir kisi görevlendirilir. Hep birlikte yukari bir yere bakmak da olabilir ancak çok bilinen bir sakadir
BOYALI DÜRBÜN: Bu sakayi bilmeyen birini bulursaniz uygulayabilirsiniz. Bir borunun agiz kismi siyaha boyanir.Uygulama alaninda kendiniz gözünüze degdirmeden bakarsiniz. Aaa! ne enteresan bir de sen baksana sundan dersiniz. O kisi alir bakar “ee ne olmus bir sey yok ki” der fakat gözünün etrafindaki halkadan habersizdir. Bu sakayi birde recel sürerek deneyin isterseniz o da cok hos olur.
SICAK ÇAY BARDAĞI: Az bilinen bir sakadir bu. Masada oturuyorsunuzdur. Bir bardak cay ya da su gelmistir. Yoksa gidip alin gelmesini beklemeyin. Kurbana denir ki iki basparmağını masanin kenarina koyacaksin ben de bardagi iki parmaginin üstüne koyacagim hadi bakalim devirmeden alabilecekmisin. Tamam demesi için degisik gaz vermeler de yapilabilir. Bardagi koyun o biraz ugrasacak ve alamayacak hadi çek sunu diyecek. Siz ise tabiki çekmeyeceksiniz, çekip gideceksiniz o ise çirpinip duracak.
KİBRİT KUTUSUNDA TÜYLÜ CİSİM: Kirbit kutusunun içerisine siyah tüylü küçük bir iplik yumagi koyacaksiniz. Buna ince görünmez bir sicim baglayip alttan cevirerek kirbit kutusunun en uzak kosesine bantla yapistiracaksiniz. Kirbit kutusunu açarken ip siyah yumagi çekecektir. Ve böylece yumak kutudan firlayan acaip bir böcek hissi verecektir. Uygulamasi size kalmis. Not: yumak içerden kutuya takilmasin diye köseye ucgen bir rampa kurulmasi faydali olur 1 nisan şakaları
PÖRTLEYEN MANDALİN: Mandalina altindan para büyüklügünde kucuk bir kapak açilir. Kapak daha sonra yerine yerlestirilecegi için dikkatli kesilmelidir. Bu delikten içerideki etli meyva kismi çay kasigi yada baska bir sey yardimiyla itinayla çikarilir. Içerideki bosluga mayonez, reçel ya da un gibi seyler doldurulur. Kapak uygun bir sekilde yapistirilir.(Belli olmayacak sekilde turuncu bir iplikle bir kaç yerden dikilebilir). Kurban mandalinayi soymak için eliyle bir basinç uygular bu basinç meyvayi portlatip içini disina çikarir.
FOTOMONTAJ:Tanidigimiz birini fotografi varsa bundan iyi bir fotokopi alip gazetenin orta sayfalarindaki haberlere fotomontaj yapariz. Sonra gazeteyi onun okumasini saglariz bir yandan da kenarda durup ne yapacagina bakariz. Iyi uygulandigi taktirde çok eglendirici olur bu saka. Bir keresinde “viagra kullanan yasli adam natasalarla yakalandi” konulu bir haberde basariyla uygulandigina tanik olduk bu sakanin.
KUSMA:Önce güzel bir melemen yaparsınız soğuduktan sonra şeker poşetine koyarsınız. Bunu ceketin içine saklayıp kalabalık bir ortama gidersiniz. Etrafa midesi bulanıyor imajı verip çaktırmadan poşetin içine kusma numarası yaparsınız. Etrafınızdaki insanların ilgisi size yönelince poşetin içine elinizi sokup melemeni elinizle yemeye başlarsınız. Dikkat edin çevredeki insanlar üzerinize kusmasın 🙂 Bu çok mu iğrenç oldu 🙂
Patates Lokum Şakası : Patatesi lokum boyutunda küp küp kesiyoruz sonra onu una buluyoruz lokum oluyor. Birbirine çok benziyor, sonra onu anne babanıza ya da diğer arkadaşlarınıza yedirin.
Sprey Kutusu : Elinize bir sprey kutusu alın içini suyla doldurun ve hocanızın yanına gidin yanında hapşururmuş gibi yapın ve aynı anda spreyi sıkın görün bakın ne oluyor ? Biz hocaya spreyi gösterdiğimiz halde 15 dk kendine gelemedi…
Kayıp Aranıyor Şakası : Yine sela şakasında olduğu gibi bu da düşman başına diyebileceğimiz arkadaşlar tarafından yapılmış bir şaka. Arkadaşlarının vesikalık fotoğrafının altına “kayıp aranıyor,akli dengesi yerinde olmamakla beraber tehlikelidir, ısırabilir, bulanların insanlık namına aşağıdaki adrese getirmeleri rica olunur” yazıp bunu broşür olarak bastırdıktan sonra tüm apartmanlara yapıştırırlar..
Arızalı Asansör : Arızalı bir asansör bulun ve arızalı uyarısını kaldırın. Tam eşek şakası olur 🙂 Ya da tam tersini sağlam asansöre arızalıdır yazın.
Kaynanaya Şaka: Kaynananızın evine tüp siparişi verin.
kaynananızın evine damacana su ısmarlayın.
Kaynananızın evine kanser dolayısıyla acil satılık kağıdı yazın mahalleye rezil olsun.
Kayınpeder: Bir imama gidip hocam bir cenaze var yıkar mısın deyin, kayınpederin adresini verin.
İlan Telefonu : Komşularınızın pencerelerine ve dükkanlara BURASI KİRALIK yazısı yapıştırıp, müracaat için sevmediğiniz birinin telefonunu verin.
Kedim Kayboldu: Sokağa van kedinizin kaybolduğunu bulana 5 milyar vereceğinizi yazın. Kedi getirenlere bu benim kedim değil deyip almayın.
Akşama kuzu var : Eşe dosta telefon edip kuzu kestiğinizi akşam 6 da yemeğe beklediğinizi söyleyin, sonra işkembe çorbası içirin.
Misafirlikten Cayma: Eşe dosta telefon edip akşam oturmaya geleceğinizi söyleyin. Hazırlık yaptırın ama son anda cayın.
Öğrenciler İçin : Sınıf defterinin arasına siyah ipliği topak yapıp koymak. öğretmen açınca da örümcek deyip çığlık atmak. öğretmeni korkutmak.
Ayrılık Şakası: Arkadaşın sevgilisinin cep telefonu çaktırmadan alınır ve arkadaşa ayrılık mesajı çekilir. Akşam meyhaneye gidip şaka açıklanır.
Kolay Bilgisayar Ekranı Şakası: Basit fakat etkili bir numara: tüm masaüstünün bir ekran resmini (screenshot) alın ve kurbanınızın bilgisayarında bu resmi arka plan yapın. Daha sonra araç çubuğunu ve kısa yol simgelerini gizleyin ve zavallı kurbanınızın tekrar kontrolü sağlamak için yaptığı çabaları kahkahalarla izlemeye hazır olun. Diğer bir masaüstü şakası ise bu masaüstü resmini duvar kâğıdı yaparak, kurbanlarınızı en azından bir saniyeliğine de olsa monitörlerinin bozulduğuna inandırmak olabilir.

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

1 nisan şakaları

iz bırakan bir (1) nisan şakaları, bir nisan şakası, denenmiş bir nisan şakaları, bir nisan şakası nasıl yapılır, yapılmış 1 nisan şakaları, örnek bir nisan şakası.

1 NİSAN’DA ARKADAŞININ SELASINI OKUTTU Böyle şaka mı olur demeyin, yapan yapmış. Anadolu’da bir camide sela verilir, Ölen kişi çarşıda alışveriş için dolaşırken kendi selasını duyar ve neye uğradığını şaşırır. Koşarak camiye gidip, bu şakayı kimlerin yaptığını öğrenir. Şakayı planlayanlar hayırlı arkadaşlarıdır.
**
YİNE BİR SANDALYE ŞAKASI Hastanenin acil servisine getirilen adam, arkadaşlarının yaptığı sandalye çekme şakası sonucu kalça kemiğini kırmış ve acı içinde kıvranarak acile kaldırılmıştır
**
YURDUMDAN ŞAKALAR Bisküvi arasına diş macunu Sivri zekalı bir öğrenci arkadaşlarına öyle bir şaka hazırlamışlardır ki örnek türden. Kremalı bisküvi paketini büyük bir incelikle açıp, bisküvilerin arasındaki kremayı çıkardıktan sonra, bir tüp diş macununu bisküvilerin arasına sıkar. Macunlu bisküvi elde edip bunu tekrar paketler. Ertesi gün 1 nisan’dır, sınıfa elinde bisküvi paketi ile giren çocuk tüm arkadaşlarına bisküvi ikram eder. Aradan 30 saniye geçtikden sonra arkadaşlarından dayak yememek için kaçmaya çalışr ama gene de kurtulamaz…
**
KAYIP ARANIYOR Bu saka, yine sela şakasında olduğu gibi bu da düşman başına diyebileceğimiz arkadaşlar tarafından yapılmıuş bir şaka. Arkadaşlarının vesikalık fotoğrafının altına “kayıp aranıyor,akli dengesi yerinde olmamakla beraber tehlikelidir, ısırabilir, bulanların insanlık namına aşağıdaki adrese getirmeleri rica olunur” yazıp bunu broşür olarak bastırdıktan sonra tüm apartmanlara yapıştırırlar…
**
BU ŞAKA UNUTULMAZ Televizyon kanalında şaka programı yapan Mustafa Karadeniz en bomba şakasını 1 Nisana saklamıştı. Şakalanacak kişinin arkadaşları ile birlikte organize edilen şakada; genç mağdur uyandığında bir de ne görsün; kendisi ölmüş, yattığı odada yanı başında oturmuş imam dualar okuyor. Arkadaşları ise ağıtlar yakıyor. Neye uğradığını şaşıran genç, ağlayarak arkadaşlarına bağırıp ölmediğini göstermeye çalışsa da nafile. Herkes rolünü o kadar güzel yapıyorki mağdur genç bile gerçekten öldüğünü zannediyor…
**
ŞAKAYA 15 AY HAPİS Dikkatsiz davranarak “şaka sınırlarını” aşan bazı vatandaşlar için, Nisan 1 Şaka Günü pek de eğlenceli bitmemişti. Saruhanlı’da yaşayan Murat Alas, 2006 yılında çalışmak için gittiği İstanbul’da Moda vapuruyla Kadıköy’den Beşiktaş’a giderken alt güverteye geçerek, 1 Nisan şakası yapmak amacıyla “Üzerimde bomba var” diye bağırmış

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın