hayvanlar alemi – çekirge

Çekirge

Çekirgeler çok gürültücü böceklerdir. Yakın akrabaları cırcırböcekleriyle birlikte tür sayıları 1O bini aşar. Renkleri genellikle yeşil ya da kahverengimsidir. Çekirgelerin üç çift bacağı vardır. Arka bacakları sıçramaya çok elverişlidir. Bazıları bir kerede 1 metre sıçrayabilir. Çoğu arka bacaklarını kanatlarına sürterek ses çıkarır. Cırcırböcekleri ise ses çıkarmak için kanatlarını birbirine sürter. Genellikle erkeklerin çıkardığı bu sesler dişilerin dikkatini çekmeye yarar. Göçmen çekirgeler bazen büyük sürüler oluşturur ve tarım ürünlerine zarar verir.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

hayvanlar alemi – Armadillo

Armadillo

Armadillo İspanyolca’ da zırh giymiş adam anlamına gelir. Bununla birlikte Armadillo bir kaplumbağaya benzer. Karıncayiyen ile yakın akrabadırlar. Armadillo inanılmaz bir kazıcıdır. Öndeki inanılmaz kuvvetli pençeleri kullanarak toprağı kazar ve arka ayaklarını kepçe gibi kullanarak toprağı atar.

Armadillo bir defada nefesini dakikalarca tutabilir. Bu onu toz ve toprakla boğulmaktan kurtarır ve inanılmaz bir dalış yeteneği verir.
Bütün bu sinir bozucu ağır zırhlı gövdelerine rağmen armadillolar çok iyi yüzücüdürler.Bu zorlayıcı hareketliliğin sonucu olarak çok fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar ve bir armadillo yılda 100 kg. nun un üzerinde böcek, larva ve solucan yer.
Armadillonun 8 farklı türü vardır ve Arjantin’ den merkezi Amerika ve Florida’ ya kadar olan bölgelerde yaşarlar.

Son 150 yıldan fazla bir zamandır sekiz renkli armadillo Birleşik Devletler’ in güneydoğusunda çok büyük bir hızla yayılmıştır. Başıboş bir şekilde yerleşim yerlerinde dolaşırlarken sık sık arabalar onlara çarpar.
Bir armadillonun diğerlerinden çizgileriyle ayrılacağını söyleyebiliriz. Üç renk armadillonun fazladan bir özelliği vardır. Kendini düşmandan korumak için top gibi yuvarlanabilir. Sekiz renkli armadillo yuvasının güvenli olduğuna inanır. Güçlü pençeleriyle kendini içeri hapseder ve oradan kımıldatmak hemen hemen imkansızdır. Bu farklı ve tuhaf yaratık bir sıçrayışta 1 metreye kadar sıçrayabilir. Dişi armadillolar zırhlarıyla birlikte birbirininin aynı dört bebek dünyaya getirirler. Tabakalar başlangıçta yumuşak ve derimsidir ve armadillo büyüdükçe yavaş yavaş sertleşirler.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

hayvanlar alemi – Antilop

Antilop

Antiloplar sığırlar gibi toynaklı ve boynuzlu hayvanlardır. Görünüşleri geyiği andırır,ama sığırlarla daha yakın akrabadırlar. Sığırlar gibi geviş getirirler. Yani önce yiyeceklerini pek çiğnemeden yutarlar. Sonra bunları yeniden ağızlarına getirir, iyice çiğnerler.
Antiloplar Afrika ve Asya’ da yaşar. Çoğu gruplar halinde savanlarda yada ormanlarda dolaşır. Büyüklükleri çok değişir. Kral antilobun boyu omuzuna kadar ancak 25 santimetredir. Boğa antilobun boyu 1,8 metreyi aşabilir.
Bazı anlitopların boynuzları burgu gibi uzar. Kudu denen antilobun boynuzları 1,5 metre olabilir. Geyiklerin boynuzları her yıl kökünden koparak düşer. Antiloplarınki ise sığır ve koyunlardaki gibi hiç değişmez.Ceylan bir antilop çeşididir. Çevikliği,hızı ve güzelliğiyle ünlüdür. Antiloplar uysal ve ürkektir. Sürü halide dolaşır, tehlikeye karşı birbirlerini uyarırlar. Bazıları saatte 65km hızla koşabilir. Üstelik hızlarını uzun süre koruyabilirler. İmpala adlı antilop bir sıçrayışta 2 metre kadar yükselir ve 9 metre kadar yükselir ve 9 metre uzağa atlar.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

hayvanlar alemi – Anakonda

Anakonda

anakonda - hayvanlar alemi - yılanlar (2)

Anakonda 250 kiloluk ağırlığıyla dünyanın en ağır yılanıdır. Yaklaşık 9 metre uzunluğundadır ve genellikle dişileri erkeklerinden daha büyüktür. Güney Amerika’daki yağmur ormanlarında ve nehir düzlüklerinde yaşar. Ilık sularda uzanmayı sever ve dalınca su altında 10 dakika kalabilir. Su içmeye gelen kuşları ve hayvanları tuzağa düşürmek için sabırla bekler. Bu yüzen gözleri ve burun delikleri kafasının en üstündedir.
Arada güneşin tadını çıkartmak ve avlanmak amacıyla ufak ağaçlara ve çalılara tırmanır. Anakonda, boa yılanının yakın akrabasıdır ve onlar gibi avlarını ezerek öldürür ve bütünüyle yutar.

anakonda - hayvanlar alemi - yılanlar (3)

Yemek yemeden aylarca yaşayabilir, fakat yediği zaman iyi bir ziyafet çeker. Bütün bir domuzu silip süpürebilir ve bir oturuşta bir geyiği yiyebilir. Jaguarlara ve zaman zaman insanlara da saldırdığı bilinir.
Peki bu şekilde yemeyi nasıl başarıyorlar? Çeneleri, genişçe esneyebilmelerini sağlayan özel bağlarla birleştirilmiştir. Kurbanlarını kafalarından başlayarak yutarlar böylece bacakları takılmaz. Bir yılan, büyük bir hayvanı yuttuğu andan itibaren hemen sindirmeye başlar. Aksi halde avlanan hayvan yılanın midesinde çürümeye başlar ve besin zehirlenmesinden ölümüne yada hastalanmasına yol açar.

anakonda - hayvanlar alemi - yılanlar (4)

Anakonda’ nın dişleri vardır fakat diğer pek çok yılan gibi zehirli değildir. Bir anakonda tarafından ısırılmak mümkündür fakat ısırık tek başına ölümcül değildir. Anakondalar genellikle olabildiğince sessizdirler fakat bu sessizlik çiftleşme zamanı geldiğinde bozulur. Bu dönemlerde erkek anakondalar dişinin dikkatini çekmek için yüksek bir gürültü çıkartırlar. Dişiler bir batında 40’ ın üzerinde yavru doğurur.

anakonda - hayvanlar alemi - yılanlar (1)
Bazı Güney Afrika yerlileri, 25 metrenin üzerinde anakondalar gördüklerini bildirmişlerdir. Hiç kimse bu ölçülere yakın bir anakonda yakalayıp, ölçmemiştir.

anakonda yılanlar ile ilgili aramalar;
anakonda yılanı video,anakonda belgesel,anakonda belgeseli,anakonda yılanı videoları,anakonda yılanı resimleri,anakonda yılanı izle,anakonda görüntüleri

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

hayvanlar alemi

Hayvanlar Alemi, hayvan isimleri, hayvan çeşitleri
Aslanlar
Atlar
Ayı
Babunlar
Balıklar
Baykuş
Böcekler
Bufalo
Çiftleşen ve Doğuran Hayvanlar
Çita
Deniz Canlıları
Discovery Channel
Doğa
Domuzlar
Filler
Genel
Gergedanlar
Hayvanlar Alemi
Jaguar
Kanguru
Kaplan
Kartal
Katil Balina
Köpekbalığı
Köpekler
Kurbağa
Kurtlar
Leopar
Maymun
National Geopraphic
Porsuk
Samurlar
Sırtlan
Su Aygırı
Timsah
Türkçe Belgeseller
Uzun Metraj
Yaban Köpekleri
Yarasalar
Yılanlar
Yırtıcı Kuşlar
Zebra
Zehirliler Alemi
Zürafalar

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

geçmiş ve gelecek bilim adamlarına örnekler – Ömer Hayyam kimdir hayatı eserleri icatları buluşları

Ömer Hayyam (1048- 1131)

Daha çok dörtlük biçiminde yazmış olduğu felsefî şiirlerle tanınan Ömer el-Hayyâm (1048-1131), aynı zamanda matematik ve astronomi alanlarındaki çalışmalarıyla bilimin gelişimini etkilemiş seçkin bir bilim adamıdır.

Matematiğe ilişkin araştırmaları özellikle sayılar kuramı ile cebir alanında yoğunlaşmıştır. Eukleides’in Elementler’i üzerine yapmış olduğu bir yorumda, işlemler sırasında irrasyonel sayıların da rasyonel sayılar gibi kullanılabileceğini ilk defa kanıtlamıştır.

En değerli cebir yapıtlarından birisi olan Risâle fî’l-Berâhîn alâ Mesâili’l-Cebr ve’l-Mukâbele’de (Cebir Sorunlarına İlişkin Kanıtlar) denklemlerin birden fazla kökü olabileceğini göstermiş ve bunları, kök sayılarına göre sınıflandırmıştır.

Bunun dışında, Ömer el-Hayyâm’ın üçüncü dereceden denklemleri de, terim sayılarına göre tasnif ettiği ve her grubun çözüm yöntemlerini belirlediği görülmektedir. Buna göre, üçüncü dereceden denklemler, üç terimliler ve dört terimliler olarak ikiye ayrılır ve üç terimliler,

x3 + cx2 = bx
x3 + bx = cx2
cx2 + bx = x3
olarak ve dört terimliler ise,
x3 + cx2 + bx = a
x3 + cx2 + a = bx
x3 + bx + a =cx2
cx2 + bx + a = x3 ve
x3 + cx2 = bx + a
x3 + bx = cx2 + a
x3 + a = cx2 + bx

olarak sıralanır. El-Hayyâm üçüncü derece denklemlerinin aritmetiksel olarak çözülemeyeceğine inandığı için, bu denklemleri koni kesitleri yardımıyla geometrik olarak çözmüş, negatif kökleri, daha önceki cebirciler gibi, çözüm olarak kabul etmemiştir.

Şimdi, x3 + cx2 = a denklemini nasıl çözdüğünü görelim: Yandaki şekilde, AB = c ve H3 = a olsun. AB’nin uzantısı üzerinde BT = H alınsın ve AB’ye B noktasından bir dikme çıkılsın. BC = H olsun ve BCDT k****i tamamlansın. BCDT k****i üzerine H yüksekliğine sahip bir küp çizilsin. D köşesinden, asimptotları BC ve BT olan EDN hiperbolü ve A köşesinden, AT eksenli ve BC parametreli AK parabolü çizildiğinde, bu hiperbol ile parabol kesişmek zorundadırlar. Kesişme noktaları E olsun. E’den AT ve BC doğrularına iki dikme inilsin ve bunlar EZ ve EL olsun. Bu durumda x = BZ olacaktır.

Kanıt : EZ2 = AZ . BC (parabolün özelliğinden) *

(AZ/EZ)=(EZ/BC)

EZ . BZ = BC . BT = BC2 (hiperbolün özelliğinden)

(BZ/BC) = (BC/EZ) olur ve ikinci ifadenin k****i alınırsa,

((BZ)2 /(BC)2) = ((BC)2 / (EZ)2) elde edilir.

AZ = BZ + AB olduğuna göre, BC3 = BZ2 (BZ + AB) = (BZ3 + BZ2). AB) elde edilir. BC = H, H³ = a, AB = c olarak verildiğinden, a = (BZ3 + c . BZ2 ) bulunur. BZ yerine x konursa, orijinal denklem elde edilecektir; öyleyse BZ = x olmalıdır.

Ömer el-Hayyâm’ın astronomi alanındaki çalışmaları da çok önemlidir. Eskiden beri kullanılmakta olan takvimlerin düzeltilmesi için Selçuklu Sultanı Celâleddin Melikşâh (1052-1092), 1074-1075 yılları civârında İsfahan’da bir gözlemevi kurdurmuş ve başına da dönemin en ünlü astronomlarından biri olan Ömer el-Hayyâm’ı getirmişti. Ömer el-Hayyâm ile arkadaşlarının yapmış olduğu araştırmalar sonucunda, daha önce kullanılmış olan takvimleri düzeltmek yerine, mevsimlere tam olarak uyum gösterecek yeni bir takvim düzenlemenin daha doğru olacağına karar verilmiş ve bu maksatla gözlemler yapılmaya başlanmıştır. Gözlemler tamamlandığında, hem Zîc-i Melikşâhî (Melikşâh Zîci) adlı zîc ve hem de et-Târîhu’l-Celâlî denilen Celâleddin Takvimi düzenlenmiştir (1079). Celâleddin Takvimi, bugün kullanmakta olduğumuz Gregorius Takvimi’nden çok daha dakiktir; Gregorius Takvimi, her 3330 yılda bir günlük bir hata yaptığı halde, Celâleddin Takvimi 5000 yılda yalnızca bir günlük hata yapmaktadır.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

türk bilim adamları – Hulusi Behçet kimdir hayatı eserleri buluşları icatları

Hulusi Behçet (1776 – 1856)

Hulusi Behçet, (20 Şubat 1889 İstanbul), Türk dermatoloji uzmanı ve bilim insanı.
1937 yılında, bir kan damarı enflamasyonu (vaskülit) hastalığı olan ve bugün kendi adıyla anılan Behçet hastalığını (veya Behçet Sendromu) tarif eden ilk bilim adamı olmuştur.

Matematiksel − ifadeyi − girin==Erken yıllar== Zor bir çocukluk geçiren Behçet çok genç yaşta annesini kaybetmiş ve büyükannesi tarafından büyütülmüştür. Babasının Şam’daki işleri sebebiyle ilk eğitimini o dönemler Osmanlı Devleti’nde bulunan Şam’da tamamlamıştır. Fransızca, Almanca ve Latince öğrenmiştir. Tıp eğitimini Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde almıştır zira o dönemlerde Osmanlı Devleti’nde sivil tıp eğitimi almak mümkün değildir. 1910’daki mezuniyetinden sonra dört yıl boyunca dermatoloji ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarda ihtisas yapmıştır.ya çok kötü ve zor bir küçüklüğü vardı ne yaptıysa birşeyi başaramadı
Uzman olarak çalışmaları
Birinci Dünya Savaşı (1914-1918) sırasında Edirne’deki askerî hastanede dermatoloji ve zührevi hastalıklar uzmanı olarak çalışmıştır. Savaştan sonra (1918-1919 arası) tıbbi bilgisini geliştirmek amacı ile önce Budapeşte’ye sonra da Berlin’e gitmiştir. Bir çok ünlü meslektaşı ile tanışma fırsatı bulmuştur.

Türkiye’ye döndükten sonra serbest çalışmaya başlamış; önce Hasköy Cinsel Hastalıkları Hastane’sinde (Haliç) başhekim olmuş, sonra Guraba Hastanesi’ne geçmiştir. O dönemde İstanbul Tıp Fakültesi’nin bir parçası olan hastanede profesörlük de yapmıştır.

1923’te, meşhur bir diplomatın kızı olan Refika Davaz ile evlenmiştir. Evliliklerinden bir kızı vardır.

Bilimsel çalışmaları
1933’de İstanbul Üniversitesi’nde dermatoloji o zamanki adıyla Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniğini kurmuş ve profesör seçilmiştir. Hulusi Behçet, Türk akademisinde profesör unvanını alan ilk kişidir. Mesleğinin ilk yıllarından beri dermatoloji konusunda üretken bir bilim adamı olarak, bir çok ulusal ve uluslararası kongreye orijinal makalelerle katılmış ve bir çok bilimsel dergide makalesi yayınlanmıştır.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim insanı – Nicolaus Otto biyografisi, hayatı bilim dalları

Nicolaus Otto (1832 – 1891)

Nikolaus August Otto, (14 Haziran 1832 – 28 Ocak 1891), içten yanmalı motoru bulan Alman tüccar. Bu icat yapılana dek, tüm motorlar dıştan yanmalı motorlar yani yakıtın ayrı bir bölmede yandığı motorlardı. Otto 1864’te iki arkadaşı ile kurduğu kendi şirketinde, benzin motorları ile ilgili denemelere başlamıştı. Şirket ilk içten yanmalı motoru üreten N. A. Otto & Cie. şirketiydi. Şirket bugünde Deutz AG. ismi ile varlığını sürdürmektedir.

Otto’nun ilk atmosferik motoru, 1867 yılının mayıs ayında tamamlandı. 5 yıl sonra Gottlieb Daimler ve Wilhelm Maybach ile Otto çevrimi veya 4 zamanlı çevrim fikrini ürettiler.

1876’da ilk kez tanımlandığında, strok bir silindir içinde pistonun aşağı veya yukarı hareketiydi. Otomobil motoruna adapte edildiğinde, 4 yukarı–aşağı strok gerekti.

Aşağı Emme stroku – yakıt ve hava silindir içine girer.
Yukarı Sıkıştırma stroku – piston karışımı sıkıştırır.
Aşağı Güç stroku – elektrik kıvılcımı ile yakıt karışımı alev alır.
Yukarı Egsoz stroku – atık gazlar silindir dışına atılır.
Otto’nun patenti 1886’da geçersiz kılındı, çünkü Alphonse Beau de Rochas adlı başka bir mucit tarafından 4 zamanlı çevrim prensibi pek bilinmeyen bir kitapçık olarak yayınlanmıştı.

En son tarihi araştırmalara göre, İtalyan mucitler Eugenio Barsanti ve Felice Matteucci 1854 yılında Londra’da içten yanmalı bir motorun düzgün olarak çalışan ilk versiyonunun patentini aldılar. (Patent no: 1072) Otto motoru bazı parçalarında bu emsalden az miktarda esinlenmiştir. 1879’da Almanya’nın başka bir yerinde bu çalışmalardan bağımsız olarak, Karl Benz kendi içten yanmalı motoru için patent almış ve 1885’te 3 tekerlekli bir otomobili hareket ettirmek üzere kullanmış ve patentini onaylatmıştır.

Otto motorunu henüz harekete geçirmeden sattı. 1926’da Karl Benz ve Gottlieb Daimler şirketlerini birleştirdi.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim adamları – Amadeo Avogadro kimdir hayatı eserleri icatları

Amadeo Avogadro (1776 – 1856)

Lise yıllarında fizik ve kimya okumuş olan herkes Amedeo Avogadro’nun adını bilir. Zira o, “aynı basınç ve sıcaklıkta, eşit hacimdeki gazlar eşit sayıda molekül içerir” şeklinde özetlenebilecek olan “Avogadro Yasası”nı keşfeden ve bir gramda bulunan molekül sayısını ifade eden 6.0248 X10^23 rakamını yani “Avogadro Sayısı”nı bulan kişidir.

1776 yılında, İtalya’nın Torino Kenti’nde doğan ünlü fizik ve kimya bilim adamı Amedeo Avogadro, aile geleneğini sürdürerek önce hukuk ve felsefe öğrenimi yaptı; 1789’da felsefe, 1792’de hukuk felsefesi diplomasını, birkaç yıl sonra da din hukukundan doktarasını aldı. Fakat çok geçmeden doğa bilimlerine ve fen bilimlerine duyduğu ilgi onu yoğun bir kendi kendine eğitim faaliyeti yapmaya yöneltti.

1800-1805 yılları arasında matematik ve fizik okudu. Bu sayede 1809’da Vercelli Kraliyet Koleji’nde matematik ve fizik eğitmenliği yapan Amedeo Avogadro, 1821’de Torino Üniversitesi’nde yüksek fizik profesörü oldu. Donna Felicita Mezzi ile evliliğinden altı çocuğu oldu.

Amedeo Avogadro, kendinden iki yıl önce gazların bileşimi hakkında bazı önemli kanunları bulan Gay Lussac’ın çalışmalarından yararlandı ve Lussac Kanunları’nı molekül teorisine uyguladı. Atom ile molekül arasındaki ayrımı da ilk kez farkeden ve buna işaret eden Avogadro, 1856’da öldüğünde fizik ve kimya bilimlerine ve özellikle de Molekül Teorisi’ne yaşamsal önemde katkılarda bulunmuştu.

Ünlü İtalyan bilim adamı Avogadro, 80 yaşında dünyaya gözlerini yumduğunda bilim dünyası, onun bilimsel katkılarının büyük öneminin farkına henüz varmamıştı. Onun bilimsel katkılarının büyüklüğünü ortaya çıkarmak bir başka İtalyan kimyacısı olan Cannizzaro’ya düştü.

1860 yılında yapılan bir bilimsel toplantının ardından, Avogadro’nun kimya alanında oynadığı büyük rol, tüm bilim dünyası tarafından kabul edildi. Avogadro’nun kendi adıyla anılan yasa ve sayı olmasaydı, kimya ve fiziğin bugünkü gelişkinlik düzeyine ulaşması düşünelemezdi. En önemli yapıtı; “Cisimlerin Temel Moleküllerinin Bağıl Kütlelerini ve Bileşimlere Katılma Oranlarını Belirleme Yöntemi Üzerine Bir Deneme”dir.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

geçmiş ünlü bilimciler – Arşimet kimdir hayatı eserleri buluşları icatları bilim dalları

Arşimet

Eski Yunan matematikçi ve fizikçisidir. (Syrakusai M.Ö. 287-ay.y. 212) Genç yaşta öğrenimini tamamlamak ve ünlü bilim adamı Eukleides’ in derslerini izlemek üzere Antik çağın kültür merkezi olan İskenderi‘ ye gitti. Yer kürenin çevresini zamanına göre çok iyi bir yaklaşımla veren Eratusthenes ile tanıştı. Yurduna döndükten sonra kendini tamamıyla ilmi çalışmalara adadı. Matematik, fizik ve astronomi üzerinde çalıştı.

İlk olarak Arşimet daire çevresinin çapına oran olan pi sayısını,daire içine ve dışına çizilmiş düzgün çokgenler yardımıyla yaklaşıklıkla veren bir metot ortaya koydu. Çok büyük sayıları kolaylıkla belirtmeye yarayan bir yöntem bularak Yunan sayı sistemini geliştirdi. Yayların toplama ve çıkarma formüllerini buldu. Koniklerin (elips, parobol,hiperbol) kendi çevresinde dönmesiyle oluşan geometrik şekilleri inceledi. Arşimet ‘in mekanik alanda da başarıları vardır. Sonsuz vidanın hareketli makaranın, palanganın ve dişli çarkın bulucusu olarak tanınır. “Bana bir dayanak noktası gösterin dünyayı yerinden oynatayım” sözü Arşimet’e aittir.

Kurumsal çalışmaları yanında söylenceleşmiş pratik çalışmalarıda vardır. Bunlardan en ünlüsü Syracusa kralı ve dostu Hieron ‘un kendisi için yaptırdığı altın taca başka bir maden karıştırıldığından kuşkulanarak Arşimet ‘ten taç bozulmadan bunu ortaya çıkarmasını istemesiyle ilgilidir. Arşimet bu sorun üstüme düşünür, ancak birşey bulamaz. Bir gün hamamda yıkanırken suyun vücudunun batan bölümünün hacmiyle orantılı bir kuvvetle yukarı doğru ittiğini bulur. Bu yolla tacın saf altından yapılıp yapılmadığını düşünen Arşimet büyük bir sevinçle çırlçıplak olarak sokağa fırlamış ve bağırmıştır: Eureka, Eureka (buldum, buldum )…

Ayrıca Arşimet M.Ö. 215’te Konsal Marcellus komutasındaki Roma ordusuna karşı Syracua kentinin savunmasında yer aldı. Bu savunmada çok uzak mesafelere ok ve taş atan mekanik aletler yaptığı ve kurduğu ayna sistemiyle güneş ışınlarını Roma donanması üzerinde odaklayarak gemileri yaktığı söylenir. Herşeye rağmen Romalılar bir şans eseri Syracusa’ ya girdiler. Marcellus, askerlerine bu büyük adama iyi davranılmasını emretmiştir. Ancak Arşimet ‘I tanımayan bir asker bir problemin çözümüne iyice dalmış olan bilginin kendisine cevap vermemesi üzerine kızarak öldürdü.
Arşimet Prensibi : cisimlerin sıvı ya da gaz ortamlar içerisindeki denge koşullarını açıklayan, fiziğin temel ilkelerinden biridir.

Arşimet’in ortaya koyduğu bu ilkeye göre sıvı ya da gaz ortam içeresinde bulunan bir cismin ağırlığı, kendi hacmine eşit hacimdeki sıvının (gazın) ağırlığı kadar azalır. Eğer cismin yalnız bir bölümü sıvı (gaz) ortam içerisinde bulunursa ağırlığı kadar azalır. Buna göre hacmi V,ağırlığı G, ve yoğunluğu Q olan bir cismin sıvı (gaz)ortam içerisine kalan bölümün hacmi V, sıvının (gazın) yoğunluğuda Q ise cismin sıvı (gaz) ortam içerisindeki ağırlığı G=G-F’ dir. Böylece cismin ağırlığındaki azalmaya neden olan ve sıvı (gaz) tarafından yukarıya doğru etki ettirilen F kuvvetine kaldırma kuvveti denir. Bu kuvvet cismin, sıvı(gaz) içinde kalan bölümün hacmi kadar hacimdeki sıvının ağırlığına eşit olduğundan Arşimet ilkesi matematiksel olarak :
F=VQ-V’Q’=(V-V’ )Q=V’Q’ Bağıntılarıyla gösterilir.
Arşimet ilkesinin ilginç sonuçlarından birisi, cismin sıvı ya da gaz ortam içerisinde bulunan bölümün hacmine eşit hacimdeki sıvı ya da gazı, bulundukları kaptan taşırmasıdır. Bu bakımdan kaldırma kuvveti, taşan sıvı ya da gazın ağırlığına eşittir. Bu olay, içinde su bulunan ölçekli bir kaba uygun bir cisim atılarak kolayca gözlenebilir.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

yabancı bilim adamları – Johann Gregor Mendel kimdir hayarı eserleri

Johann Gregor Mendel (1822 – 1884)

Genetik biliminin kurucusu Gregor Mendel, Avusturya imparatorluğuna dahil Çekoslavakya’da yoksul bir köylü çocuğu olarak dünyaya gelir. O zaman kırsal kesimde hala bir tür derebeylik egemendi. Topraksız köylüler için boğaz tokluğuna ırgatlık dışında fazla bir seçenek yoktu; tek kurtuluş yolu belki de eğitimdi. Ne var ki, eğitim de çoğunluk ilkokulla sınırlı kalmaktaydı; daha ilerisi için halkın parasal gücü yoktu. Herkes gibi Gregor’un da doğuştan alınyazısı babası gibi rençber olmaktı. Ama hayır, bu çocuk düzenin koyduğu engeli aşacak, kendine özgü kararlılık içinde yeteneğini ortaya koyacaktı. İlkokuldaki başarısı göz kamaştırıcıydı. Öğretmenlerinin ısrarı üzerine aile, sonunda çocuğun orta öğrenimi için izin verir. Gregor, evinden uzakta altı yıl bir yurtta yetersiz bir bakım ve beslenme koşullarına göğüs gererek okur; ama acısını uzun yıllar çekeceği yorgun, cılız ve sağlıksız bir bedenle mezun olur.

Mendel daha öğrencilik yıllarında bilimin büyüsüne kendini kaptırmış; özellikle botanik yoğun ilgi alanı olmuştu. Fakat yüksek öğrenim onun için ulaşılması güç bir hayaldi. Burs olanağı yoktu; kız kardeşinin bağışladığı çeyizi de yeterli olmaktan uzaktı. Mendel için tek bir yol vardı: bir Katolik manastırına girmek. Avusturya’da botanik müzesi, bahçe bitkileri ve zengin kitaplığıyla ünlü Brünn Manastırı Mendel için ”ideal”bir öğrenim merkeziydi. Yirmibeş yaşında papaz ünvanını alan Mendel’in asıl özlemi hiç değilse bir ortaokulda öğretmen olmak, araştırmaları için daha elverişli bir ortam bulmaktı. Bu amaçla girdiği sınavda yeterli görülmez. Genç papaz umudunu yitirmemiştir. Viyana Üniversitesi’nde dört sömestr fizik ve doğal tarih eğitimi gördükten sonra şansını yeniden dener. Ama yine başarılı görülmez. Sınav kurulu ön yargılıdır; kendine özgü değişik bir tutum sergileyen genci anlamaktan uzak kalır. Adayın özellikle evrim ve kalıtıma ilişkin görüşleri bağışlanır gibi değildi. Mendel için artık manastıra çekilip araştırmalarını bahçe bitkileri üzerinde sürdürmekten başka çare kalmamıştı.

Canlılarda özelliklerin kuşaktan kuşağa geçişi, Mendel’in sürgit ilgi odağını oluşturan konuydu. Herkes yeni doğan bir yavrunun atalarının özelliklerini taşıdığını biliyordu. Dahası, kimi yavrunun daha çok anaya, kimi yavrunun da daha çok babaya çektiği gözden kaçmıyordu. Ancak bilinen bu olayların bilimsel diyebileceğimiz bir açıklaması yoktu ortada. Mendel bezelyeler üzerindeki deneylerine öyle bir açıklama bulmak için koyulmuştu. Çalışmasını, bu amaçla seçtiği 22 bezelyenin boylu-bodur, sarı-yeşil, yuvarlak-buruşuk… gibi 7 çift karşıt özellikleri üzerinde yoğunlaştırır. Örneğin, boylu ve bodur çeşitlerini çapraz döllendiğinde ilk kuşak melez ürünün tümüyle boylu olduğunu saptar. Melez ürünü kendi içinde dölleyerek elde ettiği ikinci kuşak ürünün büyük bir bölümünün boylu, küçük bir bölümünün ise bodur olduğu görülür.Mendel iki çeşit arasındaki oranı hesaplar:1064 bitkinin yaklaşık 3/4’ü boylu,1/4’ü bodurdur.Örneklem büyüklüğünden kaynaklanan olası hatayı göz önüne alan Mendel,oranı 3:1 olarak belirler. Mendel başka bitkiler üzerinde yaptığı deneylerden de aynı sonucu almıştır. Daha sonra, biyologların böcek, balık, kuş ve memeliler üzerinde yürüttükleri deneylerde onun genetik teorisini doğrulamıştır. Mendel teorisi, evrim kuramının başlangıçta açıklamasız bıraktığı kimi önemli konulara da ışık tutmuştur. Evrimi doğal seleksiyonla açıklayan Darwin de herkes gibi ana-baba özelliklerinin yavruda bir tür kaynaştığını varsayıyordu. Oysa bu doğru olsaydı, doğal seleksiyonla üstünlük kazanan özelliklerin kuşaklar boyu zayıflama sürecine girmesi beklenirdi. Örneğin,çok hızlı koşan bireyle koşma hızı normal bireyin çiftleşmesinden doğan bireyin koşma hızı ikisi arasında olacak,sonraki kuşaklarda fark daha da azalarak kaybolmaya yüz tutacaktır.Darwin de bunun böyle olmadığının farkındaydı.Kaynaşma varsayımı ne kimi yavruların ana babadan yalnızca birine benzemesi olayıyla,ne de ara sıra görüldüğü gibi,beklenmedik bir özellikle dünyaya gelme olayıyla bağdaşmaktaydı.Özelliklerin önceki kuşak veya kuşaklardan olduğu gibi ve ayrı birimler olarak yavruya geçtiği düşüncesi,Mendel kuramının getirdiği bir açıklamadır. Mendel, kuramını 1865’te bilim çevrelerine sunmuştu. Ancak Mendel hayattayken ilgi çekmeyen kuramın önemi, otuz beş yıl sonra kavranır. Hugo de Vries ve Weismann gibi bilim adamlarının çalışmaları olmasaydı Mendel’in devrimsel atılımı belki de daha uzun süre gün ışığına çıkamayacaktı.

Genetik teorisi, evrim kuramına yeni bir boyut kazandırmakla kalmamış, günümüzde olumlu olumsuz çokça sözü edilen genetik mühendisliği denen bir çalışmaya da yol açmıştır.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

29 mart 2013 bugün cuma namazı saat kaçta? sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı saat kaçta okunacak? 29.03.2013 iftar sahur imsak vakti saati

türkiye geneli il il imsakiye bilgileri 29 mart 2013 bugün cuma namazı ne zaman olacak? cuma saat kaçta il il namaz vakitleri ezan saatleri

 

Namaz Vakitleri – 29.03.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 03:59 05:22 11:51 15:20 18:07 19:22
Adıyaman 03:46 05:10 11:39 15:08 17:55 19:12
Afyon 04:15 05:41 12:10 15:39 18:27 19:45
Ağrı 03:24 04:50 11:20 14:49 17:37 18:56
Aksaray 04:02 05:27 11:56 15:25 18:12 19:30
Amasya 03:51 05:19 11:49 15:18 18:06 19:27
Ankara 04:04 05:31 12:01 15:30 18:18 19:37
Antalya 04:18 05:41 12:09 15:38 18:25 19:41
Ardahan 03:22 04:51 11:21 14:50 17:39 19:00
Artvin 03:26 04:54 11:25 14:54 17:43 19:04
Aydın 04:28 05:52 12:21 15:50 18:37 19:54
Balıkesir 04:24 05:51 12:20 15:50 18:38 19:57
Bartın 04:03 05:32 12:03 15:32 18:21 19:43
Batman 03:35 04:59 11:27 14:57 17:44 19:01
Bayburt 03:34 05:01 11:31 15:00 17:49 19:09
Bilecik 04:15 05:42 12:12 15:41 18:29 19:49
Bingöl 03:35 05:01 11:30 14:59 17:47 19:05
Bitlis 03:30 04:55 11:23 14:53 17:40 18:58
Bolu 04:07 05:36 12:06 15:35 18:23 19:44
Burdur 04:18 05:42 12:11 15:40 18:27 19:44
Bursa 04:19 05:46 12:16 15:45 18:33 19:53
Çanakkale 04:29 05:57 12:26 15:56 18:44 20:04
Çankırı 04:00 05:27 11:57 15:27 18:15 19:36
Çorum 03:54 05:22 11:52 15:21 18:10 19:30
Denizli 04:23 05:47 12:16 15:45 18:32 19:49
Diyarbakır 03:38 05:02 11:31 15:00 17:48 19:04
Düzce 04:09 05:37 12:07 15:37 18:25 19:46
Edirne 04:26 05:55 12:26 15:55 18:44 20:06
Elazığ 03:41 05:06 11:35 15:04 17:52 19:10
Erzincan 03:38 05:04 11:34 15:03 17:51 19:11
Erzurum 03:30 04:57 11:27 14:56 17:44 19:04
Eskişehir 04:14 05:40 12:10 15:39 18:27 19:46
Gaziantep 03:51 05:14 11:42 15:12 17:59 19:14
Giresun 03:40 05:08 11:38 15:08 17:56 19:17
Gümüşhane 03:36 05:04 11:34 15:03 17:52 19:12
Hakkari 03:25 04:48 11:17 14:46 17:33 18:50
Hatay 03:57 05:19 11:47 15:16 18:03 19:18
İçel 04:03 05:25 11:53 15:23 18:09 19:25
Iğdır 03:19 04:46 11:16 14:45 17:33 18:53
Isparta 04:17 05:41 12:10 15:39 18:26 19:43
İstanbul 04:17 05:46 12:16 15:45 18:34 19:55
İzmir 04:30 05:54 12:23 15:53 18:40 19:58
Karabük 04:02 05:31 12:01 15:31 18:19 19:41
Karaman 04:08 05:31 11:59 15:28 18:15 19:31
Kars 03:22 04:50 11:20 14:49 17:37 18:58
Kastamonu 03:57 05:26 11:57 15:26 18:15 19:37
Kayseri 03:56 05:21 11:50 15:19 18:07 19:25
Kilis 03:53 05:15 11:43 15:13 17:59 19:15
Kırıkkale 04:02 05:28 11:58 15:27 18:15 19:35
Kırklareli 04:23 05:53 12:23 15:52 18:41 20:03
Kırşehir 04:00 05:26 11:55 15:25 18:12 19:31
Kmaraş 03:52 05:16 11:44 15:14 18:01 19:17
Kocaeli 04:14 05:42 12:12 15:41 18:30 19:51
Konya 04:09 05:33 12:02 15:31 18:18 19:35
Kütahya 04:17 05:43 12:12 15:41 18:29 19:48
Malatya 03:45 05:10 11:39 15:08 17:55 19:13
Manisa 04:28 05:53 12:22 15:52 18:39 19:57
Mardin 03:37 05:00 11:29 14:58 17:45 19:01
Muğla 04:27 05:50 12:18 15:48 18:35 19:51
Muş 03:32 04:57 11:26 14:55 17:43 19:01
Nevşehir 03:59 05:24 11:53 15:22 18:10 19:28
Niğde 04:00 05:24 11:53 15:23 18:10 19:27
Ordu 03:42 05:10 11:40 15:10 17:58 19:19
Osmaniye 03:56 05:19 11:47 15:16 18:03 19:19
Rize 03:31 05:00 11:30 14:59 17:48 19:09
Sakarya 04:12 05:40 12:10 15:40 18:28 19:49
Samsun 03:47 05:16 11:47 15:16 18:05 19:26
Şanlıurfa 03:45 05:08 11:37 15:06 17:53 19:09
Siirt 03:31 04:55 11:24 14:54 17:41 18:58
Sinop 03:50 05:21 11:51 15:20 18:10 19:32
Şırnak 03:30 04:54 11:22 14:51 17:38 18:55
Sivas 03:48 05:14 11:44 15:13 18:01 19:20
Tekirdağ 04:23 05:52 12:22 15:51 18:40 20:01
Tokat 03:48 05:16 11:46 15:15 18:03 19:23
Trabzon 03:34 05:03 11:33 15:02 17:51 19:12
Tunceli 03:39 05:04 11:34 15:03 17:51 19:09
Uşak 04:20 05:45 12:14 15:44 18:31 19:49
Van 03:25 04:49 11:18 14:48 17:35 18:53
Yalova 04:17 05:45 12:15 15:44 18:33 19:53
Yozgat 03:56 05:23 11:53 15:22 18:10 19:29
Zonguldak 04:05—- 05:34—- 12:05—- 15:34—- 18:23—- 19:45—-
NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın