İman Eden Bilim Adamları

Günümüzde ve yakın geçmişimizdeki İman Eden Bilim Adamları

Prof. Andro Cinovayivi Dünyanın ünlü fizyoloji bilginlerinden olan Cinovayivi, 1925-1946 yılları arasında North Western Üniversitesi fizyoloji ve farmakoloji bölümü başkanlığı yapmıştır. 1946-1953 yılları arasında da Jenvi Üniversitesi’nde tıp fakültesi profesörlüğü ve dekanlık yapan Cinovayivi, daha sonra Chicago Üniversitesi’nde fizyoloji profesörlüğü görevi almıştır. “Kainatı yaratan bir Yaratıcı var mıdır?” sorusunu “Evet, ben O’nun varlığına inanıyorum” sözleriyle cevaplayan Cinovayivi, Allah inancını şu sözleriyle açıklamayı sürdürmüştür:

Ben Allah’ın varlığına kendi varlığım gibi ve elimle dokunduğum eşyanın varlığı gibi inanıyorum. Şüphesiz ki Allah’ın varlığına inanmam varlıklar alemine bir anlam kazandıran en üstün ve biricik düşünce yoludur. Allah’a iman, insan denilen varlığa madde ve enerji yığını olmaktan çok daha büyük bir anlam katar. Allah’ın varlığına iman, sevgi konusunda en yüce ve insancıl düşüncelerin kaynağıdır.

Dr. Raymond Jones Avustralya Devlet Araştırma Organizasyonu (CSIRO)’nda yıllarca hizmet vermiş olan araştırmacı bilim adamı Jones, tarımda Leucaena adı verilen bir problemi çözerek Avustralya çiftçilik endüstrisine milyonlarca dolar kazandırmasıyla tanınmaktadır. Jones yaratılışa inanan bir bilim adamıdır.

Jules H. Poirier Elektronik alanında tasarım mühendisi olan Poirier, Amerikan Devleti için yüksek güçte savunma ve uzay projeleri tasarımında çalışmaktadır. California Üniversitesi’nde elektronik mühendisliği, fizik ve matematik alanlarında çalışan Poirier’nin tasarımları Amerika’nın pek çok uzay ve savunma programında kullanılmıştır. Poirier canlılarda gördüğü üstün akıl örnekleri karşısında, bunların bir Yaratıcı tarafından yaratıldıklarını fark etmiştir. Poirier bu konuda, monark kelebeklerindeki inanılmaz tasarım örneklerini ele aldığı From Darkness to Light to Flight: Monarch-the Miracle Butterfly yazmıştır.

Michael J.Behe Evrenin ve tüm canlıların akıllı bir tasarımın ürünü olduklarını savunan en ünlü bilim adamlarından bir diğeri de Michael J.Behe’dir. Behe, Pennsylvania’da Lehigh Üniversitesi’nde biyoloji profesörüdür. The New York Times ve Boston Review gibi ünlü gazetelerde pek çok makalesi yayımlanan Behe “Darwin’s Black Box” (Darwin’in Kara Kutusu) isimli kitabın da yazarıdır. Evrim teorisinin biyoloji açısından kabul edilmesi imkansız bir teori olduğunu kanıtlayan bu kitap, uluslararası alanda 80’den fazla baskı yapmıştır.

Behe “indirgenemez komplekslik” adını verdiği bir kavramla evrim teorisinin imkansızlığını kanıtlamaktadır. Bu fikre göre, canlı bedenlerindeki pek çok organ, pek çok farklı parçanın bir arada ve uyum içinde çalışmasıyla işlev görmektedir. Eğer bir parça işlevini kaybederse bu bütün organizmaya yansıyacak ve canlı fonksiyonlarını yitirecektir. Bu yüzden tesadüfi ya da aşamalı bir varoluşun söz konusu olması mümkün değildir.

Michael Behe, “Darwin’in Kara Kutusu” isimli kitabında şöyle demektedir:

Bunlar doğanın kanunları tarafından, tesadüfler sonucu veya bir ihtiyaçtan dolayı tasarlanmamıştır; aslında bunlar önceden planlanmıştır. Tasarımı yapan ise, sistemlerin en son halinin nasıl olacağını en iyi şekilde bilmektedir; bu nedenle sistemlerin oluşacağı her adım da planlanmıştır. Yeryüzündeki hayat da en basit örneğinden en kritik parçalarına kadar, bu akıllı dizaynın sonucudur. Akıllı dizaynın sonucu aslında tüm gerçekliğini kendi içinde barındırmaktadır. Biyokimyasal sistemlerin akıllı bir tasarımcının eseri olduğunu anlamak için, yeni bir prensibe dayalı mantık veya bilim de gerekmemektedir. Son kırk yıl içinde biyokimya dalında yapılan çalışmalar zaten bu gerçeği görmeye yeterlidir ve ortaya konanlar da günlük hayatımızda rasladığımız unsurlardır.

Philip Johnson Chicago Üniversitesi’nde hukuk profesörü olan Johnson, evrim teorisinin ideolojik yanını içeren pek çok araştırmanın da sahibidir. Johnson bu konuda “Darwin on Trial”, “Reason in the Balance”, “Objection Sustained” isimli üç kitabın ve ayrıca kriminal hukuk üzerine 3 kitap ve pek çok makalenin yazarıdır. Evrim teorisine karşı verdiği büyük mücadele ile tanınan Johnson, aynı zamanda Allah’a iman eden bir bilim adamıdır. Johnson’ın Allah inancını ifade ettiği sözlerinden bazıları şöyledir:

Dindar biri olarak Allah’ın varlığına ve yaratıcılığına inanıyorum.

…Materyalist evrime meydan okumayı ilerletmek istiyorum. Gelin Yaratanın etrafında birleşelim.

Charles Birch Avustralya Sydney Üniversitesi profesörlerinden olan Birch, yaratılışa olan inancıyla tanınan bir bilim adamıdır. 1990 yılında, dine çeşitli hizmetlerde bulunan bilim adamlarına verilen “Dinde İlerleme için Templeton Ödülü”nü almıştır. Birch, Allah inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:

…Bütün değerlerin kaynağı olan Allah, ‘insana ellerinden ve nefes almaktan da yakındır.’ Allah’ın varlığı gerçektir.

Allah hem dünyayı yaratan, hem de dünyayı yaşatandır.

S.Jocelyn Bell Burnell İngiltere Açık Üniversitesi’nde fizik profesörü ve Fizik Bölümü’nün başkanı olan Burnell, aynı zamanda Atarca yıldızını keşfeden astronotlardan biridir. Allah inancına sahip olan Burnell, bu inancını şu sözlerle dile getirmiştir:

…Güçlü, herşeyden haberdar olan, aynı zamanda da koruyan ve bağışlayan Allah’a inanıyorum…

…Tek bir Allah’ın var olduğundan eminim…

Prof. Owen Gingerich Harvard Üniversitesi’nde astronomi ve bilim tarihi profesörü olan Gingerich, Allah inancına sahip olan bir bilim adamıdır. Gingerich dini duygularını şu sözleriyle ifade etmiştir:

…Evrenin yaratılışını planlayan ve yöneten, Üstün bir Akıl Sahibi olan Allah’a inanıyorum…. İnsanlığın yaratılışının evrenin ana prensibi olduğuna ve insanlığın özellikle bilinç, vicdan ve ahlaken doğruyla yanlışı ayırt etme özgürlüğüyle Allah’ın tecellisi olarak yaratıldığına inanıyorum.

Prof. Carl Friedrich von Weizsacker Almanya’da Max-Planck-Gesellschaft Üniversitesi’nde fizik profesörü olan Weizsacker, Allah inancını şu sözleriyle ifade etmiştir:

…Kesin olarak emin olduğum konulardan biri Allah’ın varlığıdır.

Prof. David Berlinsky Princeton Üniversitesi’nde matematik profesörü olan Berlinsky, canlıların evrimleşmediklerini, tam tersine akıllı bir tasarımın ürünü olduklarını savunmuştur. Berlinsky bu tasarımın sahibinin Allah olduğunu pek çok sözünde de ifade etmiştir. Berlinsky’nin bu düşüncelerini dile getiren sözlerine aşağıdaki örnekleri verebiliriz:

…Yaşamın yapısı komplekstir ve kompleks yapılar dikkatli bir dizaynla yapılır. Tek bir yüksüğü yapmak için bile akla ihtiyaç vardır: O zaman yaşamda meydana gelmiş olan şeyler niçin farklı şekilde oluşsun?

Moleküler biyoloji, yaşayan bütün canlıları Allah’ın yarattığını göstermektedir.

Prof. William Lane Craig Birmingham Üniversitesi’nde felsefe ve Münih Üniversitesi’nde ilahiyat profesörü olan Craig, evrenin Allah tarafından, belirli bir amaçla yoktan var edildiğine inanmaktadır. Craig’in bu konudaki görüşlerini şu sözleri yansıtmaktadır:

Evrenin varlığının bir sebebi vardır. Evrenin sebebinin tek bir Yaratıcı olduğuna inanıyorum. Yoksa geçici bir etki sonsuz bir etkiden nasıl oluşabilir?.. Hem felsefi alanda hem de bilimsel alanda evrenin başlangıcı olduğu anlaşılıyor. Var olan bir şey, varlığının sebebine sahiptir. Bu sebep, sebepsiz, sonsuz, değişmeyen, zamansız ve maddesizdir. Ve bağımsız bir irade vardır. Sonuç olarak Allah’ın varlığına inanmanın mantıklı olduğuna inanıyorum.

Gerçekte, “hiçlikten sadece hiçlik çıkar” kuralına uygun olarak, Big Bang’in doğaüstü bir sebebi olmalıdır. Patlama öncesindeki tekillik, her türlü zaman-mekan kavramlarının sona erdiği sınır olduğuna göre, Big Bang’in fiziksel bir sebebi olması imkansızdır. Aksine, Big Bang’in nedeninin, fiziksel uzay ve zamanı tümüyle aşmış, evrenden tamamen bağımsız ve akıl almayacak derecede kudretli olması gerekmektedir. Dahası, bu sebep, kendi bağımsız iradesine sahip olan bilinçli bir varlık olmalıdır… Dolayısıyla evrenin kökeninin sebebi, evreni sırf kendi iradesi ile belirli bir zaman önce var eden bir Yaratıcı dır.

Dr. Kurt Wise Byan College’da Matematik ve Doğal Bilim Bölümü’nde yardımcı profesör olan paleontolog Kurt Wise, evrim teorisine karşı olması ve güçlü Allah inancı ile tanınmaktadır. Dr. Wise, Allah’a olan inancını şu sözleriyle dile getirmiştir: “Yaratılış bir teori değildir. Allah’ın evreni yaratmış olması bir teori değil, gerçeğin kendisidir….”

Siegfrid Hartwig-Scherer Zürih Üniversitesi’nde Antropoloji profesörü olan Scherer “Ramapithecus-Progenitor of Humans?” isimli kitabın yazarıdır. Çalışmalarında, fosil kayıtlarının evrim teorisini çürüttüğünü, maymunların insanların atası olmadığını ortaya koyan Scherer, canlıların bir Yaratıcı’nın eseri olduklarını savunmaktadır.

J.P. Moreland Güney California Üniversitesi’nde Felsefe profesörü olan Moreland, “Hıristiyanlık ve Bilimin Doğası” ile “Yaratılış Hipotezi” isimli kitapların yazarı, inançlı bir bilim adamıdır.

Paul A. Nelson Chicago Üniversitesi’nde Biyoloji Felsefesi profesörü olan Nelson, canlıların bir akıllı tasarımın ürünü olduğunu savunan bilim adamlarındandır.

Prof. Jonathan Wells Yale Üniversitesi’nde Din İşleri Profesörü ve Berkeley Üniversitesi’nde Moleküler ve Hücre Biyolojisi Profesörü olan Wells, “Charles Hodge’s Critique of Darwinism”(Charles Hodge’ın Darwinizm Kritiği) isimli kitabın yazarıdır. Wells, bilimdeki son gelişmelerin canlıların bir tasarımın ürünü olduklarını gösterdiğini savunmaktadır.

Dr. Don Batten Bitki fizyolojisiyle ilgili birçok araştırması olan ve bu araştırmalarıyla pek çok akademik ödüle layık görülen Dr. Batten, Allah’ın varlığına inanan dindar bir bilim adamıdır. Kendi alanı olan bitki fizyolojisinin yanında, yeryüzündeki yaratılış delillerini ele aldığı pek çok kitap ve makalesi yayınlanmıştır. Ayrıca dünya çapında yaptığı turlarda “Yaratılış Konusunda Cevaplar” başlığı ile konferanslar vererek, bilim adamı olmayanların da anlayabilecekleri bir dilde insanlara Allah’ın yaratış delillerini anlatmaktadır. Avustralyalı bilim adamı ilk turunu 1995 yılında İngiltere’de düzenlemiştir.

Dr. John Baumgardner California Üniversitesi’nde Jeofizik ve Uzay Fiziği bilim dallarında yardımcı profesör olan Dr. Baumgardner evrim teorisi üzerine kurulu bir eğitim almasına rağmen, teorinin çıkmazda bulunduğu noktalar üzerine yaptığı araştırmalar kendisinin bu teoriyi reddetmesine ve Yaratılışı kabul etmesine neden olmuştur.

Prof. Dr. Donald Chittick

Oregon State Üniversitesi’nde kimya profesörüdür ve ayrıca yaptığı çalışmalar nedeniyle birçok ödüle layık görülmüştür. Yaratılışa inanan Chittick “Yaratılışın Delilleri”, “Yaratılış ve İlkel Dünya” gibi pek çok konuda yaratılış seminerlerine konuşmacı olarak katılmaktadır.118

Dr. Werner Gitt

Alman Federal Fizik Enstitüsü’nde profesör ve direktör olan Dr. Gitt, enformasyon, matematik ve kontrol mühendisliği konularında pek çok bilimsel makale yazmıştır. Aynı zamanda Yaratılışa inanan Dr. Gitt’in evrim teorisini eleştirdiği pek çok kitabı vardır: “Did God Use Evolution” (Allah Evrimi Kullandı mı?), “In the Beginning was Information” (Başlangıçta Bilgi Vardı), “Stars and their Purpose: Signposts in Space” (Yıldızlar ve Amaçları: Uzaydaki Kılavuzlar) ve “If Animals Could Talk” (Eğer Hayvanlar Konuşabilselerdi) bu kitaplara örnek verilebilir.119

Dr. Gary E. Parker

Ball State Üniversitesi’nde biyoloji, fizyoloji ve jeoloji bilim dallarında profesör olan Parker, kariyerine başladığında bir evrimciydi. Yaratılışın güçlü bilimsel delilleri karşısında evrim teorisini terk eden Parker, Yaratıcı’nın varlığını kabul etmiştir. Biyoloji ve Yaratılış bilimi konusunda yayınlanmış birçok kitabı olan Parker, şu anda Yaratılış bilimi ile ilgili seminerlere konuşmacı olarak katılmaktadır.120

Dr. Margaret Helder

Alberta Yaratılış Bilimleri Derneği’nin başkanı olan, önemli bilim adamı, botanikçi Dr. Helder, yaratılışa inanan kadın bilim adamları arasında belki de en aktif olanıdır. Çevremizde gördüğümüz yaratılış delillerini içeren pek çok makale yazmıştır.121

Prof. Dr. Jonathan D. Sarfati

Wellington Victoria Üniversitesi’nde kimya profesörü olan Sarfati, yaptığı pek çok araştırmayla akademik ödüller kazanmıştır. Sarfati de evrim teorisini savunmayı terk ederek Yaratılışa inanmaya yönelen bilim adamlarındandır. 122

Prof. Robert Matthews

Oxford Üniversitesi fizik profesörlerinden Robert Matthews, 1992’de yazdığı kitabında Allah’ın yaratış mucizesini şöyle ifade etmişti:

Bütün bu işlemler mükemmel bir harmoniyle önce tek bir hücreden, canlı bir bebeğe; daha sonra küçük bir çocuğa, nihayet yetişkin bir insana kadar süregelir. Bütün bu olaylar, biyolojinin bütün safhalarında görüldüğü gibi ancak bir mucize ile açıklanabilir. Nasıl olur da böylesine mükemmel ve kompleks bir organizma, bu kadar basit ve küçük bir hücreden ortaya çıkabilir? Küçücük bir (i) harfinin üstündeki noktadan da küçük bir hücreden, muhteşem bir İNSAN yaratılır? Bu mucizeden başka bir şey değildir.123

Dr. Claude Tresmontent

Paris Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Dr. Claude Tresmontent, Realities adlı dergide yayınladığı açıklamasında yaratılışa olan inancını ve Dünya’nın varoluşunun tesadüflerle gerçekleşemeyeceğini şöyle belirtmiştir:

Dünyamızın yaratılışını hiçbir şans teorisi açıklayamaz. Şansla canlı varlıkların yaratıldığını iddia etmenin hiçbir anlamı yoktur.

Dr. Don Page Don Page, 1976 yılında California Teknik Enstitüsü’nde fizik ve astronomi konusunda doktora yapmış, ünlü bilim adamları ile birlikte çalışmıştır. Page, evreni anlamanın Allah’ın aklını ve gücünü anlamada yardımcı olacağına, ancak Allah’ın aklının ve gücünün anlaşılmasının, evren ile sınırlı kalamayacağına inanıyordu.

Dr. Andrew Snelling Yardımcı Jeoloji profesörü olan Dr. Snelling, CSIRO, ANSTO gibi ünlü araştırma grupları ve Amerikalı-İngiliz-Japon-İsviçreli birçok bilim adamı ile birlikte araştırma projelerine katılmıştır. Bu araştırmaları bilimsel makalelerle birçok uluslararası bilimsel dergide yayınlamıştır.

Yaratılış bilimine olan katkılarından ötürü birçok kez ödüllendirilen Snelling’in, canlılardaki yaratılış örneklerini ele alan pek çok makalesi vardır.

Dr. Carl Wieland Dr. Wieland, Yaratılışın bilimsel delilleri hakkında aranan bir konuşmacıdır. Yaratılışın delillerini ele aldığı sayısız makalesi çeşitli uluslararası dergilerde yayınlanmıştır.

Aşağıda, isimlerini verdiğimiz, günümüz başarılı bilim adamlarının tümü canlıların tesadüflerle oluştuklarını reddetmekte ve tüm evrenin bilinçli bir tasarım ile Allah tarafından yaratıldığına inanmaktadırlar.

Prof. Robert Horton Kameron

Matematik

Dr. Jerry Bergman

Psikoloji

Dr. Kimberly Berrine

Mikrobiyoloji ve Immünoloji

Prof. V. Betina

Biyokimya ve Biyoloji

Dr. Andrew Bosanquet

Biyoloji ve Mikrobiyoloji

Dr. David R. Boylan

Kimya

Dr. Clifford Burdick

Jeoloji

Robert Kaita

Nükleer fizik

Prof. Don A. Berkowitz

Fizik ve Kimya

Prof. Dr. Steve Austin

Jeoloji

Prof. Robert Newman

Astrofizik

Prof. Siegfried Scherer

Biyoloji

Dr. Russell Humphreys

Fizikçi

Dr. Geoff Downes

Bitki fizyolojisi

Dr. Larry Butler

Biyokimya

Prof. Linn E. Carothers

İstatistik

Prof. Sung-Do Cha

Fizik

Prof. Dr. Eugene F. Chaffin

Fizik

Dr. Choong-Kuk Chang

Genetik

Prof. Chung-Il Cho

Biyoloji

Dr. Harold Coffin

Paleontoloji

Dr. John W. Cuozzo

Tıp

Dr. Malcolm Cutchins

Uzay Mühendisi

Dr. Lionel Dahmer

Organik Kimya

Dr. Raymond V. Damadian

Fizik

Dr. Chris Darnbrough

Biyokimya

Dr. S. E. Aw

Biyokimya

Dr. Thomas Barnes

Fizik

Dr. Clifford Wilson

Arkeoloji

Prof. Verna Wright

Tıp

Prof. Seoung-Hoon Yang

Fizik

Dr. Ick-Dong Yoo

Genetik

Dr. Sung-Hee Yoon

Biyoloji

Dr. Jung-Goo Roe

Biyoloji

Dr. David Rosevear

Kimya

Dr. Ian Scott

Dr. Young-Gi Shim

Kimya

Dr. Mikhail Shulgin

Fizik

Dr. Roger Simpson

Mühendislik

Dr. Harold Slusher

Jeofizik

Prof. Man-Suk Song

Bilgisayar

Prof. James Stark

Prof. Brian Stone

Mühendislik

Dr. Luydmila Tonkonog

Kimya/Biyokimya

Dr. Larry Vardiman

Atmosfer bilimi

Dr. Joachim Vetter

Biyoloji

Dr. Noel Weeks

Tarihçi

Dr. John C. Whitcomb

Dr. Charles Pallaghy

Botanik

Prof. J. Rendle-Short

Pediyatri

Dr. Paul Ackerman

Psikoloji

John Mark Reynolds

Rochester Üniversitesi’nde Felsefe profesörü

Dr. Douglas Dean

Biyoloji Kimyası

Dr. Don DeYoung

Astronomi, atmosferik fizik

Prof. Danny R. Faulkner

Astronomi

Prof.Dennis L.Englin

Jeofizik

Prof. Robert H. Franks

Biyoloji

Dr. Steve Gustafson

Hukuk

Dr. Donald Hamann

Gıda bilimci

Dr. Barry Harker

Felsefe

Dr. Charles W. Harrison

Fizik

Dr. Harold R. Henry

Mühendislik

Dr. Joseph Henson

Entomoloji

Robert A. Herrmann

Matematik

Dr. Russell Humphreys

Fizik

Dr. Jonathan W. Jones

Tıp

Prof. Leonid Korochkin

Moleküler biyoloji

Dr. Valery Karpounin

Matematik

Dr. Dean Kenyon

Biyoloji

Dr. John W. Klotz

Biyoloji

Dr. Vladimir F. Kondalenko

Sitoloji / Hücre Patolojisi

Dr. Leonid Korochkin

Genetik, Moleküler biyoloji, Nörobiyoloji

Prof. Jin-Hyouk Kwon

Fizik

Prof. Myung-Sang Kwon

Immünoloji

Prof. John Lennox

Matematik

Dr. John Leslie

Biyokimya

Prof. Lane P. Lester

Biyoloji, Genetik

Prof. George D. Lindsey

Dr. Alan Love

Kimya

Prof. Marvin L. Lubenow

Antropoloji

Dr. Andrew McIntosh

Aerodinamik

Dr. John Mann

Entomoloji

Dr. Frank Marsh

Biyoloji

Dr. Ralph Matthews

Radyasyon kimyası

Dr. John Meyer

Fizyoloji

Dr. Henry M. Morris

Hidroloji

Dr. Len Morris

Fizyoloji

Dr. Graeme Mortimer

Jeoloji

Prof. Hee-Choon No

Nükleer mühendislik

Dr. David Oderberg

Felsefe

Prof. John Oller

Dil bilimi

Dr. A. J. Monty White

Kimya / Petrol kinetiği

Prof. A. E. Wilder-Smith

Organik kimya ve Farmakoloji

Prof. Chris D. Osborne

Biyoloji

Dr. John Osgood

Tıp
—————–
yukarıdaki bilgiler alıntı yapılmış olup içeriklerinin doğru kaynaklardan incelenmesi tavsiye edilir? konu bilgilendirme amaçlı olup, resmi kaynaklarda kaynak olarak kullanılmaması rica olunur.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

namaz vakitleri 28.02.2013 bugün sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı namazı saat kaçta okunacak? iftar sahur imsak vakti saati 28 şubat 2013

28 şubat 2013 günlük ezan vakitleri namaz saatleri 2013 iftar sahur imsak vakti saati

 –

Namaz Vakitleri – 28.02.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 04:43 06:04 11:58 15:07 17:40 18:54
Adıyaman 04:31 05:53 11:47 14:54 17:28 18:43
Afyon 05:02 06:25 12:17 15:24 17:58 19:14
Ağrı 04:11 05:36 11:27 14:33 17:07 18:24
Aksaray 04:48 06:11 12:04 15:11 17:44 19:00
Amasya 04:40 06:05 11:56 15:01 17:35 18:53
Ankara 04:52 06:17 12:08 15:13 17:47 19:05
Antalya 05:02 06:23 12:17 15:26 17:59 19:13
Ardahan 04:12 05:38 11:29 14:33 17:07 18:26
Artvin 04:16 05:42 11:32 14:36 17:10 18:30
Aydın 05:13 06:35 12:28 15:36 18:09 19:24
Balıkesir 05:12 06:36 12:28 15:34 18:08 19:25
Bartın 04:53 06:20 12:10 15:13 17:48 19:08
Batman 04:20 05:42 11:35 14:43 17:16 18:31
Bayburt 04:22 05:48 11:39 14:44 17:18 18:36
Bilecik 05:03 06:28 12:20 15:25 17:59 19:17
Bingöl 04:22 05:45 11:38 14:44 17:18 18:34
Bitlis 04:16 05:38 11:31 14:38 17:12 18:28
Bolu 04:57 06:22 12:13 15:17 17:52 19:10
Burdur 05:03 06:25 12:19 15:26 18:00 19:15
Bursa 05:07 06:32 12:23 15:28 18:02 19:20
Çanakkale 05:18 06:43 12:34 15:39 18:13 19:31
Çankırı 04:49 06:14 12:05 15:10 17:44 19:02
Çorum 04:43 06:09 12:00 15:04 17:39 18:57
Denizli 05:08 06:30 12:23 15:31 18:04 19:20
Diyarbakır 04:23 05:46 11:39 14:46 17:20 18:35
Düzce 04:58 06:24 12:15 15:19 17:53 19:12
Edirne 05:16 06:44 12:33 15:36 18:11 19:31
Elazığ 04:27 05:50 11:43 14:49 17:23 18:39
Erzincan 04:26 05:50 11:42 14:47 17:21 18:38
Erzurum 04:18 05:43 11:35 14:40 17:14 18:31
Eskişehir 05:01 06:26 12:18 15:23 17:57 19:14
Gaziantep 04:35 05:56 11:50 14:59 17:32 18:46
Giresun 04:30 05:56 11:46 14:50 17:24 18:43
Gümüşhane 04:25 05:51 11:42 14:46 17:21 18:39
Hakkari 04:09 05:31 11:25 14:33 17:06 18:21
Hatay 04:40 06:00 11:55 15:04 17:37 18:51
İçel 04:46 06:07 12:01 15:10 17:43 18:57
Iğdır 04:07 05:32 11:23 14:29 17:03 18:20
Isparta 05:02 06:24 12:17 15:25 17:59 19:14
İstanbul 05:07 06:33 12:24 15:28 18:02 19:21
İzmir 05:16 06:38 12:31 15:38 18:12 19:27
Karabük 04:52 06:19 12:09 15:13 17:47 19:07
Karaman 04:52 06:13 12:07 15:15 17:48 19:03
Kars 04:11 05:36 11:27 14:32 17:06 18:24
Kastamonu 04:48 06:14 12:05 15:08 17:42 19:02
Kayseri 04:42 06:05 11:58 15:04 17:38 18:54
Kilis 04:36 05:57 11:51 15:00 17:33 18:47
Kırıkkale 04:50 06:14 12:06 15:11 17:45 19:02
Kırklareli 05:14 06:41 12:31 15:34 18:08 19:28
Kırşehir 04:47 06:11 12:03 15:09 17:43 19:00
Kmaraş 04:37 05:58 11:52 15:00 17:33 18:48
Kocaeli 05:03 06:29 12:20 15:24 17:58 19:17
Konya 04:54 06:16 12:10 15:17 17:51 19:06
Kütahya 05:04 06:28 12:20 15:26 17:59 19:16
Malatya 04:31 05:53 11:46 14:53 17:27 18:43
Manisa 05:14 06:37 12:30 15:37 18:10 19:26
Mardin 04:22 05:43 11:37 14:45 17:18 18:33
Muğla 05:11 06:32 12:26 15:35 18:08 19:22
Muş 04:18 05:41 11:34 14:40 17:14 18:30
Nevşehir 04:45 06:08 12:01 15:08 17:41 18:57
Niğde 04:46 06:08 12:01 15:08 17:42 18:57
Ordu 04:32 05:58 11:48 14:52 17:26 18:45
Osmaniye 04:40 06:01 11:55 15:03 17:36 18:51
Rize 04:21 05:47 11:38 14:41 17:16 18:35
Sakarya 05:01 06:27 12:18 15:22 17:56 19:15
Samsun 04:38 06:04 11:54 14:58 17:32 18:52
Şanlıurfa 04:29 05:51 11:44 14:53 17:26 18:41
Siirt 04:17 05:39 11:32 14:39 17:13 18:28
Sinop 04:42 06:09 11:59 15:02 17:36 18:57
Şırnak 04:15 05:36 11:30 14:38 17:11 18:26
Sivas 04:35 06:00 11:52 14:57 17:31 18:48
Tekirdağ 05:13 06:39 12:30 15:33 18:08 19:27
Tokat 04:37 06:02 11:53 14:58 17:32 18:50
Trabzon 04:24 05:50 11:41 14:45 17:19 18:38
Tunceli 04:26 05:49 11:41 14:48 17:21 18:38
Uşak 05:06 06:29 12:22 15:29 18:02 19:18
Van 04:11 05:33 11:26 14:33 17:07 18:23
Yalova 05:06 06:32 12:23 15:27 18:01 19:20
Yozgat 04:44 06:09 12:00 15:06 17:40 18:57
Zonguldak 04:56—– 06:22—– 12:13—– 15:16—– 17:50—– 19:10—–
NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

adsense yattımı – google adsense ocak 2013 ödemeleri yapıldımı

ADSENSE PARALARI YATTIMI

web masterların ilgiyle her ay takip ettikleri bir konudur bu , google adsense reklamı ile para kazanan site sahipleri her ayın 20 i ile 25 i arasında birçok sitede takip ettikleri araştırdıkları bu konu üzerine bu yazıyı yazıyorum,

google adsense ödemeleri kur tl olayına geçtikten sonra 21-22-23 tarihlerinde genelde işleme girmekte ve bir sonraki gün ödemeler yapılmakta, yani hesaplara geçmektedir, haftasonlarına denk geldiğinde öbür haftaya sarkmaktadır.

google adsense ödemeleri ortalama her ayın 21-25 . ci günleri tarihleri arasında yapılmaktadır, bu vesile ile ocak 2014 ödemeleri 22. şubat 2014 tarihi itibariyle işleme girmiş olup, 23.02.2014 tarihinde ortalama sabah saat 09:00 ile 12:00 saatleri arasında veya öyleden sonar ödeme alacakları banka hesap numaralarına yatmaktadır.
şimdiden tüm webmaster arkadaşlara hayırlı ve bol kazançlar diliyoruz, bir sonraki ay aynı konuda görüşmek üzere diyoruz.

GOOGLE ADSENSE TARAFINDAN TARAFIMIZA GELEN MAİL

 

Google AdSense’ten tarafınıza bir ödeme yapıldı

Sayın Kullanıcımız,

AdSense kazançlarınız için kısa bir süre önce size bir ödeme yaptık. Ödemeniz, kesinleşmiş ve geçen ayın sonuna kadar birikmiş kazançlarınızın toplamını gösterir.

Daha fazla bilgi için lütfen adresinden hesabınıza giriş yapın ve adresindeki Ödemeler sayfasına gidin. Bu sayfada, ödeme şeklinize bağlı olarak, ödemeyi izlemek veya almak için kullanabileceğiniz bir referans numarası bulunabilir.

Önerdiğimiz ödeme şeklinin banka havalesi olduğunu aklınızda bulundurun. Daha fazla bilgi için şu adresi ziyaret edebilirsiniz: Elektronik Fon Transferi nedir?

Tebrikler! Ödemenizi kısa süre içinde alacağınızı umuyoruz.

Saygılarımızla,
Google AdSense Ekibi

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

2013 Okullar Ne Zaman Kapanacak, yaz tatili tarihi

Okullar 14 Haziran 2013 de kapanacak

Okullar Ne Zaman Kapanacak 2013
17 Eylül 2012 Pazartesi günü açılan 2012-2013 Eğitim Öğretim yılının sömestr tatili 25 Ocak 2013 tarihinde başlayacak ve 11 Şubat 2013 Pazartesi günü 2. Dönem başlayacaktır. Yaz tatili ise 14 Haziran 2013 Cuma günü sona erecek.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

2013 saatler ne zaman ileri alınacak?

Saatler ne zaman ileri alınacak 2013

Saatlerin ileri alınma tarihi – Saatlerin Geri alınma tarihi – Saatler neden ileri ve geri alınır

Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla uygulanan yaz saatinin geri ve ileri alınma tarihleri belli oldu.

Saatlerin ileri alınma tarihi 2013 yılında saatler mart ayının son haftası 31 Mart 2013 pazar günü saat 03:00 da itibaren bir saat ileri alınacaktır.

Saatlerin Geri alınma tarihi 2013 yılında saatler Ekim ayının son haftası 27 Ekim 2013 pazar günü saat 04.00′den itibaren bir saat geri alınacaktır.

GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

bilim adamları – Bill Gates kimdir hayatı eserleri buluşları icatları

Bill Gates

William Henry Gates III, ya da daha çok bilinen adıyla Bill Gates, 28 Ekim 1955 doğumlu ABD’li işadamı.

Gates, MICROGUZU şirketinin kurucularındandır ve şirketin başkanlığını ve baş yazılım mimarlığını yapmaktadır. Forbes dergisine göre 2006’da Gates dünyanın en zengin kişisiydi.

Amerikalı girişimci Gates iki kişilik şirketini (Microsoft) başta gelen bir yazılım şirketine dönüştürdü. Gates 20. yüzyılın son döneminde en başarılı şirket patronlarından biri oldu. Seattle/Washington’da avukat bir babayla öğretmen bir annenin oğlu olarak dünyaya gelen Gates, henüz on iki yaşındayken özel bir okulda ilk informatik (bilişim) kurslarına gitti. Okul arkadaşı Paul Allen ile birlikte boş zamanlarını çoğunlukla bilgisayar programları üzerinde çalışarak geçiriyordu.

Yakınlarındaki bir şirketin büyük bilgisayarını para ödemeden kullanabilmek için, iki arkadaş kullanıcılar için yazılım hatalarını arayıp buluyorlardı. Bu şekilde bilgisayar konusunda uzmanlaşan öğrenciler, 1972’de ilk şirketlerini (Traf-O-Data) kurdular. Bu şirket bir trafik sayım ve kontrol sistemi için programlar üreterek hemen 20.000 dolarlık satış yaptı. Gates bundan bir yıl sonra TRW adlı silah işletmesinde staj gördü, ardından da babasının önerisi üzerine Harvard Üniversitesi’nde hukuk eğitimi almaya başladı.

Kişisel bilgisayarlar 70’li yılların ortasında henüz gelişimlerinin ilk aşamasında bulunuyorlardı. MITS şirketinin Altair adını verdikleri en önemli modeli henüz standart bir kullanma programına sahip olmayıp ancak tamamlanmamış bir işletme sistemine sahipti. Gates ve Allen’ın, Altair için 1974’te geliştirdikleri program dili BASIC sayesinde bilgisayar kullanıcıları aletlerini kendileri programlayabiliyorlardı. MITS firması genç araştırmacılardan pazarlama lisansını satın alarak kendilerine sistemi daha da geliştirmeleri için sipariş verdi. Gates bunun üzerine tahsilini bırakarak Allen ile birlikte Albuquerque/New Mexico’da Microsoft adlı şirketi kurdu.

Microsoft, kendini sebatla mikro bilgisayarlar için yazılımı geliştirmeye adayan ilk işletmelerden biridir. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra General Electric gibi şirketler, devamlı müşterileri arasında bulunmaktaydı. Gates 1977’de, aletlerini BASIC ile donatabilmek amacıyla, Apple, Tandy ve Commodore gibi PC (Personal Computer – Kişisel Bilgisayar) üreticileriyle lisans sözleşmeleri imzaladı. Ayrıca FORTRAN, COBOL ve Pascal gibi program dillerini geliştirmekle, Microsoft’a bir üstünlük ve uluslararası pazar yolunun kendilerine açılmasını (1978’den sonra ilkin Japonya olmak üzere) sağladı. Gates 1979’da yalnızca 13 çalışanıyla yaklaşık 3 milyon dolarlık bir satış gerçekleştirebildi.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim adamları – Battani kimdir hayatı eserleri buluşları

Battani (859-929)

Devrinin en önemli astronomlarından ve matematikçilerinden olan Battâni (858-929), Sâbit ibn Kurrâ gibi, Urfa’nın Harran Bölgesi’ndendir.

Rakka’da özel bir gözlemevi kurmuş ve burada 887-918 tarihleri arasında son derece önemli gözlemler yapmıştır. Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketlerini gözlemlemiş, yörüngelerini doğru bir biçimde belirlemeye çalışmıştır. Güneş ve Ay tutulmaları ile ilgilenmiş, mevsimlerin süresini büyük bir doğrulukla hesaplamıştır. Ayrıca, ekliptiğin eğimini de dakik olarak belirlemeyi başarmıştır.

Aynı zamanda matematikçi de olan Battâni, bu alanda da son derece önemli çalışmalar yapmıştır. Sinüs, kosinüs, tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı gerçek anlamda ilk defa kullanan bilim adamının Battâni olduğu söylenmektedir. Battâni, çalışmaları sırasında bazı temel trigonometrik bağıntılara ulaşmış ve bunları astronomik hesaplamalarda kullanmıştır.

SINÜS VE KOSINÜS TABIRLERINI ILK KULLANAN BILGIN

M.Charles, “Geometrinde Metodlarin Tarihî Görünümü” adli eserinde, Battânî´den söz ederken, onun sinüs ve kosinüs tabirlerini ilk kullanan kisi oldugunu ifade eder ve bu tabirleri günes saati hesaplamasinda buldugunu, ona uzayan gölge adini verdigini, buna modern geometride “tanjant” dendigini belirtir. Battânî´nin senelerce önce ileri atip kullandigi buluslari Bati asirlarca sonra kullanabilmis ve onlara sâhip çıkmıştır. Islâm Tarihi Arastiricilarindan Prof. Philip K. Hitti “Muhtasar Arap Tarihi” eserinde sunlari kaydeder: “Süphesiz matematik bilginleri tanjant hakkinda Battânî´den ancak bes asir sonra bilgi sâhibi olabildiler.(Alman astronom ve matematikcisi) Regiomantanus (1436-1476)bununla müserref oldugu halde ondan bir asir sonra yasayan Kopernik (Copernicus,1473-1543) bunu tanimiyordu.”

ESERLERI
1. Kitâbü Mârifet-il Metâli-il Bürûc fî mâ beyne erbe-il felek: On iki burcun gök küresinin dörtte birindeki dogus yerlerinin bilinmesi:
Ay´in tutulmasi, ay ve yildizlarin dogus yerlerinden bahseder. Dunthorn 1794´te ayin asirlik hizini hesaplarken Battânî´nin ay ve günes tutulmalariyla ilgili rasatlarindan oldukca faydalanmistir. Boylamlari 0° den 36° ye kadar kiymetlerine tekabül eden yildizlarin dohus
yerlerini gösteren bir katalogdur. Böylece bir cetveli ilk defa ilim dünyasina kazandiran Battânî olmustur. Daha önce yapilan Habas el-Hasîb adli ziycde (yildiz katalogu) böyle bir cetvel bulunmamaktadir. 2. Risâletünfî tahkîk-i akdâr-il ittisâlât: Yildizlarin Yanyana gelme ölcülerinin arastirilmasi hakkindaki kitapcik: Yildizlarin enlemlerinden faydalanarak isiklarini göndermelerini küresel trigonometriden faydalanarak izâh etmektedir. 3. Serh-ul Makâlât-il erbai li-Batlamyus: Batlamyus´un “Dört Kitap” adli eserinin aciklamasi.

4. Ez-Zîyc:
Astronomiden bahsetmektedir.. Battânî´nin en önemli ve günümüze kadar gelebilen tek kitabidir. Eser Battânî´nin rasatlarindan elde ettigi neticeleri de icine
almaktadir. Bu eser yalniz Islâm dünyasinda degil Ortacagda ve Rönesansin ilk devrelerinde Avrupa küresel trigonometri üzerinde derin tesirler icra etmistir.
Kitap Kral X.Alfons(öl.1284) tarafindan Arapcadan Ispanyolca´ya tercüme ettirilmistir. 1143 yilinda Ispanya´da Robertus Retinensis tarafindantercüme
edilmis ise de günümüze kadar gelemeden kaybolmustur. Ayrica kitap 12.yüzyilin ilk yarisinda Tivoli´li Piato Tiburtinus tarafindan Latinceye cevrilmistir.
Ayrica Regiomantanus(1436-1476), Sabiî Cetvelleri adiyla söhret bulan bu ziycleri astronomiye ait önsözüyle bir serhini Latince´ye cevirmistir. Önsöz
1537´de Fergânî(?-860) nin eseriyle birlikte Nürnberg´de basilarak Avrupa ilim dünyasina sunulmustur. 1645´te de Bolonya´da tek eser hâlinde “Johannes
Regiomontanus”´un bir kac ilavesiyle “Albategnius (Battânî)´un Astronomi ilmine dair Eseri” adi altinda latince bir baslikla yayinlanmistir.
Kopernik(1473-1543)de bu İslâm âliminin eserleriyle etraflica ilgilenmis ve cok istifadeler etmistir. Onun eserleri 1800 yilinda bile Kahire´li Ibni Yunus
(?-1009)´un eserleriyle birlikte Fransiz Laplace(1749-1827)´in incelemelerinde yardimci olmustur. Bu Ziyc Dogu´da Ilhânî Ziyc cikincaya kadar kullanilmistir.
Battânî´nin astronomideki hizmetlerini yadetmek isteyen Bati, Ay´a onun da ismini verdi. Ay haritalarinda ,Bati´da Albategnius olarak söhret buldugundan,
Albategnius olarak kaydedilmistir.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bilim adamları – Ali Kuşçu hayatı eserleri kimdir buluşları icatları

Ali Kuşçu

Onbeşinci yüzyılda yaşamış olan önemli bir astronomi ve matematik bilginidir. Babası Timur’un (1369-1405) torunu olan Uluğ Bey’in (1394-1449) doğancıbaşısı idi. “Kuşçu” lâkabı buradan gelmektedir.

Ali Kuşçu, Semerkand’da doğmuş ve burada yetişmiştir. Burada bulunduğu sıralarda, Uluğ Bey de dahil olmak üzere, Kadızâde-i Rûmî (1337-1420) ve Gıyâsüddin Cemşid el-Kâşî (?-1429) gibi dönemin önemli bilim adamlarından matematik ve astronomi dersleri almıştır. Ali Kuşçu bir aralık, öğrenimini tamamlamak amacı ile, Uluğ Bey’den habersiz Kirman’a gitmiş ve orada yazdığı Hall el-Eşkâl el-Kamer adlı risalesi ile geri dönmüştür. Dönüşünde risaleyi Uluğ Bey’e armağan etmiş ve Ali Kuşçu’nun kendisinden izin almadan Kirman’a gitmesine kızan Uluğ Bey, risaleyi okuduktan sonra onu takdir etmiştir.

Ali Kuşçu, Semerkand’a dönüşünden sonra, Semerkand Gözlemevi’nin müdürü olan Kadızâde-i Rûmî’nin ölümü üzerine gözlemevinin başına geçmiş ve Uluğ Bey Zîci’nin tamamlanmasına yardımcı olmuştur. Ancak, Uluğ Bey’in ölümü üzerine Ali Kuşçu Semerkand’dan ayrılmış ve Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın yanına gitmiştir. Daha sonra Uzun Hasan tarafından, Osmanlılar ile Akkoyunlular arasında barışı sağlamak amacı ile Fatih’e elçi olarak gönderilmiştir.

Bir kültür merkezi oluşturmanın şartlarından birinin de bilim adamlarını biraraya toplamak olduğunu bilen Fatih, Ali Kuşçu’ya İstanbul’da kalmasını ve medresede ders vermesini teklif eder. Ali Kuşçu, bunun üzerine, Tebriz’e dönerek elçilik görevini tamamlar ve tekrar İstanbul’a geri döner. İstanbul’a dönüşünde Ali Kuşçu, Fatih tarafından görevlendirilen bir heyet tarafından sınırda karşılanır. Kendisi için ayrıca karşılama töreni yapılır. Ali Kuşçu’yu karşılayanlar arasında, zamanın ulemâsı İstanbul kadısı Hocazâde Müslihü’d-Din Mustafa ve diğer bilim adamları da vardır. İstanbul’a gelen Ali Kuşçu’ya 200 altın maaş bağlanır ve Ayasofya’ya müderris olarak atanır. Ali Kuşçu, burada Fatih Külliyesi’nin programlarını hazırlamış, astronomi ve matematik dersleri vermiştir. Ayrıca İstanbul’un enlem ve boylamını ölçmüş ve çeşitli Güneş saatleri de yapmıştır. Ali Kuşçu’nun medreselerde matematik derslerinin okutulmasında önemli rolü olmuştur. Verdiği dersler olağanüstü rağbet görmüş ve önemli bilim adamları tarafında da izlenmiştir. Ayrıca dönemin matematikçilerinden Sinan Paşa da öğrencilerinden Molla Lütfi aracılığı ile Ali Kuşçu’nun derslerini takip etmiştir. Nitekim etkisi onaltıncı yüzyılda ürünlerini verecektir.

Ali Kuşçu’nun astronomi ve matematik alanında yazmış olduğu iki önemli eseri vardır. Bunlardan birisi, Otlukbeli Savaşı sırasında bitirilip zaferden sonra Fatih’e sunulduğu için Fethiye adı verilen astronomi kitabıdır. Eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde gezegenlerin küreleri ele alınmakta ve gezegenlerin hareketlerinden bahsedilmektedir. İkinci bölüm Yer’in şekli ve yedi iklim üzerinedir. Son bölümde ise Ali Kuşçu, Yer’e ilişkin ölçüleri ve gezegenlerin uzaklıklarını vermektedir. Döneminde hayli etkin olmuş olan bu astronomi eseri küçük bir elkitabı niteliğindedir ve yeni bulgular ortaya koymaktan çok, medreselerde astronomi öğretimi için yazılmıştır. Ali Kuşçu’nun diğer önemli eseri ise, Fatih’in adına atfen Muhammediye adını verdiği matematik kitabıdır.

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

bilim adamları – ALFRED NOBEL kimdir hayatı eserleri buluşları

ALFRED NOBEL (1833-1896)

Büyük bir İsveçli mucit ve sanayici olan Alfred Nobel, birçok zıt yönleri olan bir insandı. İflas etmiş bir kişinin oğluydu; fakat kendisi bir milyoner oldu. Edebiyat aşığı bir fenciydi, ardından bir ideal bırakan sanayici oldu. Bir servet sahibi oldu; fakat son derece basit yaşadı. Toplum içinde neşeli olmasına rağmen, yalnız olduğu zaman yüzünde tasa ve elem vardı. Bir insanlık aşığı idi; fakat hiç eşi ya da O’nu sevecek bir ailesi olmadı. Vatanına aşık bir kişi idi; fakat yabancı topraklarda yapayalnız öldü. Barış zamanında maden sanayinde ve yol inşaatında kullanılsın diye yeni bir patlayıcı madde olan dinamiti keşfetti; fakat dinamiti bir silah olarak savaşta vatandaşlarını yaralamak ve öldürmek için kullanıldığını gördü. Çok faydalı yaşamı boyunca sık sık, faydasız bir insan olduğu duygusuna kapıldı.

Alfred Nobel’in gerçekten askeri önem taşıyan tek buluşu dumansız baruttu (Balistit) ve mirasın tümü içindeki payı % 10’ dur.

Kendisini çok övenlere, bu övgülerden hoşlanmadığını söylerdi; fakat ölümünden sonra, adı birçok şan ve şeref getirdi.

Alfred Nobel, 21 Ekim 1833’te Stockholm’de doğdu. 1842 yılında ailesi Rusya’ya taşındı. Babası İmmanuel, Rusya’da mühendislik sanayinde çok önemli bir mevki elde etti..

Immanuel Nobel, Kırım Savaşı sonunda çok önemli bir maden yatağı buldu, savaş sırasında hükümetin siparişlerini karşılayarak milyoner oldu; fakat bir süre sonra iflas etti. 1859 yılında ailenin tamamı yeniden İsveç’e döndü. Alfred Nobel 1863 yılında yeniden ailesine katıldı ve babasının laboratuarında patlayıcı maddeler konusunda çalışmalara başladı. Özel olarak kendi kendini yetiştiren Alfred Nobel, yirmi yaşına geldiğinde zaman mükemmel bir kimyacı ve dil bilgini oldu. İsveççe, Rusça, Almanca konuşuyordu.

Babası gibi, Alfred Nobel hayalci ve yaratıcıydı. Fakat iş hayatında daha başarılıydı ve mali ve ekonomik alanda büyük bir başarı sağladı.

Bilimsel keşiflerini endüstri alanında uygulama konusunda başarı kazandı ve 20’den fazla ülkede 80’den fazla şirket kurdu. Gerçekte onun büyüklüğü, ileri görüşlü, yaratıcılık gücü olan insanları etrafına toplayabilmek yeteneğidir.

Fakat, Nobel’in asıl amacı para kazanmak, hatta keşif yapmak da değildi. O nadiren mutluydu ve daima yaşamın anlamını araştırıyordu. Gençliğinden beri edebiyata ve felsefeye karşı derin bir ilgi duyuyordu. Belki bu yüzden hiç evlenmedi.

O bütün insanlığa karşı derin bir sevgi ve şefkat duyuyordu. Fakirlere karşı daima cömertti. Bir keresinde

“ölen insanlar için muhteşem anıtlar yaptırmaktansa, fakir insanların karnını doyurmayı tercih ederim” demişti.

En büyük arzusu savaşın son bulacağı günü görmekti. 1896 yılında ölümüne dek, milletler arası barışın sağlanması

için parasını ve zamanını harcadı. O ünlü vasiyetnamesi ile fizik, kimya, fizyoloji, tıp, edebiyat ve barış konusunda

keşif yapan insanlara servet bırakıyordu. Bu öyle bir anıttı ki, ölümünden uzun süre sonra bile hatırlanacaktı.

Ödüller diploma, altın madalya ve çek olarak her yıl 10 Aralık’da ( Alfred Nobeli’in ölüm gününde) ödül kazananlara Stockholm’un

meşhur Konser Salonunda İsveç Kralı tarafından büyük bir törenle verilir. İlk ödül, 1901 yılında verilmiştir.

ALFRED NOBEL’İN VASİYETNAMESİ

Ardımdan bıraktığım gayrimenkülümün ve servetimin tamamı aşağıdaki şekilde dağıtılacak :
Kapital emniyeti bir şekilde bir fonda toplanmalıdır. Bu fonunun faizi her yıl insanlık için en büyük katkıda bulunmuş kişilere

dağıtılmalıdır. Bu faiz 5 ana bölüme ayrılmalı ve aşağıdaki şekilde tevzi edilmelidir :
Bir bölüm, FİZİK sahasında en büyük keşfi yapan fizikçiye verilmelidir.
Bir bölüm, KİMYA sahasında en büyük keşfi yapan kimyacı verilmelidir.
Bir bölüm, FİZYOLOJİ ya da TIP sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir.
Bir bölüm, EDEBİYAT sahasında en büyük keşfi yapan kişiye verilmelidir.
Bir bölüm, milletler arası BARIŞ ve KARDEŞLİK için en büyük çalışmayı yapan fizikçiye verilmelidir.

Başta beş dalda verilen ödüllere 1968 yılında İsveç Bankası Alfred Nobel anısına bir de “İktisat ödülü” eklendi..

Fizik ve kimya konusundaki keşifler İsveç Bilim Konseyi’nce değerlendirilmelidir. Edebiyat ve Barış konusunda ödüller, Norveç Parlamentosu tarafından seçilen 5 kişilik bir komite (kurul) tarafından değerlendirilmelidir.

En büyük ve kesin arzum, ödülleri adaylara dağıtılırken kesinlikle milliyet ayrımı gözetilmemesidir. En önemli ödülü alacak kişi bir İskandinavyalı da olabilir, olmayabilir de.”
Paris, kasım 27, 1895
Alfred Bernhard Nobel

Not : Nobel Ödülleri ile ülkemiz ise, 2006 yılında, Orhan PAMUK’UN edebiyat dünyasında aldığı ödülle tanışmış oldu….

“İki büyük askeri birliğin, birbirlerini bir saniye içinde yok edebileceklerini gördükleri gün, umuyorum ki, uygar milletler, savaştan vazgeçecekler ve silahlarını bırakacaklardır…

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Bilim Adamları – Albert Einstein kimdir hayatı eserleri buluşları icatları

Albert Einstein (1879 -1955)

Albert Einstein, Güney Almanya’nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi olan babası başarılı bir iş adamı değildi. Annesinin dünyası müzikti; özellikle Beethoven’in piyano parçalarını çalmak en büyük tutkusuydu. Aile Musevî kökenliydi, ama dinsel bağnazlıktan uzak, açık görüşlü, kültürel etkinliklerle zengin bir yaşam içindeydi. Ne var ki, çocuğun ilk yıllardaki gelişmesi kaygı vericiydi. Özellikle konuşmadaki gecikmesi aileyi telaşa düşürmüştü.

Albert, içine kapanıktı; çocukların arasına katılmaktan, oyun oynamaktan hoşlanmıyordu. Okulu sıkıcı buluyor, ezbere dayanan eğitim disiplinine katlanamıyordu. “Gimnazyum”da geçen orta öğrenimi mutsuz ve başarısızdı. Mühendis amcasının özel ilgisi olmasaydı, belki de öğrenimden tümüyle kopacaktı. Amca, yeğene cebir ve geometriyi sevdirdi. Geometri özellikle Albert’i bir tür büyülemişti.

Einstein, yıllar sonra amcasına borcunu şöyle dile getirir: “Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşımda iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşımda iken tanıştığım Öklit geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne girmeyen bir kimsenin ilerdi kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!”

Einstein, yüksek öğrenimini güç koşullara göğüs gererek Zürih Teknik Üniversitesi’nde yapar. Mezun olduğunda iş bulmak sorunuyla karşılaşır. Üniversitede asistanlık bir yana orta okul öğretmenliği bile bulamaz. Sonunda bir okul arkadaşının yardımıyla Bern Patent Ofisi’nde sıradan bir işe yerleşir; ama asıl dünyası olan bilimden kopmaz; çok geçmeden büyüsü bugün de süren devrimsel atılımlarıyla yaratıcı dehasını kanıtlar. 1905’te Annalen der Physik dergisinde yayımlanan üç çalışmasının her biri, fizik tarihinde bir dönüm noktası sayılabilecek nitelikteydi.

Bunlardan biri, şimdi “fotoelektrik etki” dediğimiz bir olaya ilişkindi. Newton, ışığı tanecikler akımı, kimi bilim adamları ise dalga devinimi diye nitelemişti. Aslında ışığın davranışını açıklamada iki kuramın birbirine bir üstünlüğü yoktu; ancak, Newton’un adı parçacık kuramına bir tür ağırlık sağlamaktaydı.

Ne var ki, 19. yüzyılın başlarında Young’la başlayan, Fresnel ve daha sonra Faraday ve Maxwell’in çalışmalarıyla pekişen deneyler dalga kuramına belirgin bir üstünlük sağlamıştı. Einstein’ın fotoelektrik çalışması bu gelişmeyi bir bakıma tersine çevirmekle kalmaz, Planck’ın 1900’de ortaya sürdüğü kuantum teorisini de çarpıcı bir biçimde doğrular.

Daha az bilinen ikinci çalışma “Brown devinimi” denen bir olayı açıklıyordu. 1850’lerde İngiliz botanikçisi Robert Brown, mikroskopla polenleri incelerken, taneciklerin su içinde gelişigüzel sıçramalarla devinim içinde olduğunu gözlemlemişti. Ancak bu gözlem 1905’e dek açıklamasız kalır.

Einstein’ın bugün de geçerliliğini koruyan açıklaması oldukça basittir: Son derece hafif olan polenlerin ani kımıltıları, su moleküllerinin çarpmalarıyla oluşuyordu. Gerçi molekül kavramı yeni değildi; ancak en güçlü mikroskop altında bile görülemeyecek kadar küçük olan moleküllerin varlığı ilk kez bu açıklamayla kanıtlanmış oluyordu.

Yüzyılımızın başında Ernst Mach gibi kimi seçkin fizikçilerin bile gözlemsel kanıt yokluğu gerekçesiyle atom teorisine uzak durdukları bilinmektedir. Öyle ki, bu olumsuz tutum, gazların kinetik teorisinin kurucusu Boltzman’ı intihara sürükleyecek kadar ileri gitmişti. Einstein’ın açıklaması, bu tutuma son vermekle fiziğin içine düştüğü bir tıkanıklığı giderir.

1905’in bilim dünyasına yeni bir ufuk açan üçüncü ve en önemli çalışması, Özel Görecelik (Special Relativity) kuramıdır. Bu kuram, Einstein’ın genç yaşında kendini gösteren bir merakına dayanır. Daha on dört yaşında iken Einstein, “Bir ışık ışınına binmiş olsaydım, dünya bana nasıl görünürdü, acaba?” diye sormuştu.

19. yüzyılın sonlarında ışığın hızına ilişkin Michelson-Morley deneyi, bu merakı derinleştiren bir sorun ortaya koymuştu: Ses ve başka dalga olaylarının, tersine ışık hızının referans sistemine görecel olmayışı! Saatte 100 km hızla ilerleyen bir lokomotifin, iki istasyon arasında düdük çaldığını düşünelim. Sesin ön ve arka istasyonlara değişik hızlarla ulaşacağını biliyoruz: Öndeki istasyona normal ses hızından saatte 100 km daha fazla, arkada kalan istasyona ise saatte 100 km daha yavaş bir hızla ulaşır. Oysa trendeki insanlar için sesin hızında bir değişiklik yoktur; ön ve arka uçlara normal hızıyla aynı anda ulaşır. Sesin hızı gözlemcinin hızına göreceldir.

Işığa gelince Michelson Morley deneyleri, ışığın öyle davranmadığını göstermekteydi. Işık kaynağı ile gözlemcinin birbirine görecel hareketlerine ne olursa olsun ışık hızında bir değişiklik gözlemlenmemekteydi. Bu beklenmeyen bir sonuçtu; çünkü, sesin hava aracılığıyla yayıldığı gibi, ışığın da “esir” denen gizemli bir ortam aracılığıyla yayıldığı ve gözlemcinin hareketine bağlı olduğu sanılıyordu. Esir gözlemlenebilir bir nesne değildi; ama öyle bir kavram olmaksızın optik olgular nasıl açıklanabilirdi? Kaldı ki, Maxwell’in elektromanyetik teorisi de esir türünden bir ortam varsayımına dayanıyordu.

Einstein’ın getirdiği çözüm, deney sonuçlarını yansıtan şu iki temel ilkeyi içermektedir.

1) Doğa yasaları ivmesiz hareket eden tüm sistemler için aynıdır;

2) Işığın hızı, kaynağına göre hareket halinde olsun veya olmasın, her gözlemci için aynıdır.

Özel Görecelik Kuramı’nın öncüllerini oluşturan bu iki temel ilke, yeterince anlaşılmadıkça, Einstein devrimini kavramaya olanak yoktur. Kuramın içerdiği tüm önermeler, bu öncüllerin mantıksal sonuçlarıdır. Aslında deneysel nitelikte olan bu iki ilkenin yol açtığı kuramsal devrim, ilk bakışta şaşırtıcı görünebilir. Ama sonuçlarına bakıldığında şaşkınlık, yerini büyük bir hayranlığa bırakmaktadır.

Sonuçlardan biri, bir gözlemciye bağıl olarak nesnelerin hareketleri yönünde uzunluklarının kısaldığı, kütlelerinin arttığı öndeyişidir. Örneğin, bir topu ışık hızına yakın (yakın, çünkü kurama göre ışık hızını yakalamaya ve aşmaya olanak yoktur) bir hızla uzaya fırlattığımızı varsayalım: Hareket dışındaki bir gözlemci için top bir tepsi gibi yassılaşırken, kütlesi büyük ölçüde artar. Hızı kesildiğinde top, önceki biçim ve kütlesine döner.

Kurama göre hızı ışık hızına erişen bir nesnenin oylumu sıfır, kütlesi sonsuz olur. Ancak öyle birşey düşünülemeyeceğinden, hiçbir nesnenin ışık hızıyla hareketi beklenemez. Başka bir deyişle, kütle eyleme direnç demek olduğundan, kütlenin sonsuzlaşması hareketin yok olması demektir.

Daha az şaşırtıcı olmayan bir sonuç da, zamanın görecelliği. Örneğin, birbirine tam ayarlı iki saatten birini çok hızlı bir roketle uzaya yolladığımızı düşünelim. Bu saatin yerdeki saate göre daha yavaş çalıştığı görülecektir. Roket saniyede yaklaşık 260,000 km hızla yol alıyorsa, yerdeki saatin yelkovanı iki tam dönüş yaptığında roketteki saatin yelkovanı ancak bir tam dönüş yapacaktır. Oysa rokette bulunan gözlemci için öyle bir yavaşlama söz konusu değildir; saat normal hızıyla çalışmaktadır. Ne var ki, bu kişi dünyaya döndüğünde kendisini karşılayan ikiz kardeşini daha yaşlanmış bulacaktır.

Kuramdan matematiksel olarak çıkan bu sonuçlar daha sonra deneysel olarak doğrulanmıştır.

Kuramın belki de en önemli (atom bombası nedeniyle en çok bilinen) bir sonucu da madde ve enerji eşdeğerliliğine ilişkin denklemdir:
E=mc2(Denklemde E enerji, m kütle, c ışık hızı olarak kullanılmıştır).

Başlangıçta bu ilişkinin önemi yeterince kavranmamıştı. Einstein’ın denklemi içeren yazısını yayımlamakta güçlükle karşılaştığını biliyoruz. Oysa küçük bir kütlenin büyük bir enerji demek olduğunu ortaya koyan bu denklem yıldızların (bu arada Güneş’in) ışığı nasıl ürettiğini de açıklamaktaydı.

Kuramın evren anlayışımız yönünden de kimi sonuçları olmuştur. Bunlar arasında en önemlisi, hiç kuşkusuz uzay ve zaman kavramlarını birleştiren dört boyutlu uzay zaman kavramıdır.

Özel Görecelik kuramı düzgün doğrusal (ivmesiz) hareket eden sistemlerle sınırlıydı. Einstein’ın 1915’te ortaya koyduğu Genel Görecelik kuramı ise birbirine göre hızlanan veya yavaşlayan (yani ivmeli hareket eden) sistemleri de kapsıyordu. Öyle ki, birinci kuramı, kapsamı daha geniş ikinci kuramın özel bir hali sayabiliriz.

Özel Görecelik, Newton’un mekanik yasalarını değiştirmişti. Genel Görecelik daha ileri giderek “gravitasyon” kavramına yeni ve değişik bir içerik getirmekteydi. Klasik mekanikte gravitasyon, kütlesel nesneler arasında çekim gücü olarak algılanmıştı. Buna göre, örneğin bir gezegeni yörüngesinde tutan şey, kütlesi daha büyük Güneş’in çekim gücüydü.

Oysa, Genel Görecelik kuramına göre, gezegenleri yörüngelerinde tutan şey Güneş’in çekim gücü değil, yörüngelerin yer aldığı uzay kesiminin Güneş’in kütlesel etkisinde oluşan kavisli yapısıdır. Öyle bir uzay yapısında, nesnelerin başka türlü hareketine fiziksel olanak yoktur. Genel kuram, ayrıca gravitasyon ile eylemsizlik ilkesini “gravitasyon alanı” adı altında tek kavramda birleştiriyordu.

Bu noktada Einstein’ın, Maxwell’in “elektromanyetik alan” kavramından esinlendiği söylenebilir. Nitekim tanınmış bilim tarihçisi I.B. Cohen’in bir anısı bunu doğrulamaktadır: “Ölümünden iki hafta önce Einstein’ı ziyarete gitmiştim. Sekreter beni çalışma odasına aldı. İki duvar döşemeden tavana kitaplıktı. Bir duvar geniş penceresiyle bahçeye bakıyordu; diğerinde iki tablo asılıydı: Elektromanyetik teorinin kurucuları Faraday ile Maxwell’in portreleri!

Genel Görecelik kuramının tüm mantıksal yetkinliğine karşın, hemen benimsenmesi bir yana anlaşılması bile kolay olmamıştır. Eddington’a, “kuramı yalnızca üç kişinin anlayabildiği söyleniyor, doğru mu?” diye sorulduğunda, ünlü astrofizikçi bir an duraklar, sonra “üçüncü kişinin kim olduğunu düşünüyordum.” der.

Bir kez, Özel kuramın tersine Genel kuram, fizikte çözümü istenen herhangi bir soruna yönelik bir arayışın ürünü değildi. Sonra, kuramı doğrulayan gözlemsel bir kanıt henüz ortada yoktu; üstelik, 1915’in teknolojik olanakları kuramın deneysel yoklanması için yeterli değildi. Kuramın öndeyilerinden yalnızca biri yoklanmaya elveriyordu; ancak içinde bulunulan savaş koşulları bunu da güçleştirmekteydi.

Einstein, kuramından öylesine emindi ki, deneysel yoklamada ortaya çıkacak olumsuz herhangi bir sonucu kuramın yanlışlığı için yeterli sayacağını bildirmekten kaçınmıyordu.

Olgusal yoklanmaya elveren öndeyi şuydu: kuram doğruysa, Güneş’in gravitasyon alanından geçen bir ışık ışınının, eğrilmesi gerekirdi. Bu etkiyi gündüz aydınlığında belirlemeğe olanak olmadığı için, Güneş’in tutulmasını beklemekten başka çare yoktu.

Astronomlar Güneş’in 1919 Mayıs’ında tutulacağını, gözlem bakımından en uygun yerin Afrika’nın batısında Prens Adası olabileceğini bildirmişlerdi. Eddington’un önderliğinde bir grup bilim adamının gerçekleştirdiği gözlem ve ölçmeler öndeyiyi doğrulamaktaydı. Sonuç İngiliz Kraliyet Bilim Akademisi tarafından açıklanır açıklanmaz bilim dünyası bir tür büyülenir; Einstein, Newton düzeyinde bir yücelik simgesine dönüşür.

Kuram daha sonra başka gözlemlerle de doğrulanmıştır. Bunlardan biri açıklanmasında klasik mekaniğin yetersiz kaldığı bir olaya (Merkür gezegeninin perihelisinin kaymasına), bir diğeri, Güneş (ve diğer yıldız) atomlarının saçtığı ışığın frekans düşüklüğü nedeniyle spektral çizgilerin spektrumun kırmızı ucuna doğru kayması olayına ilişkindir.

Özel Görecelik kuramı gibi Genel Görecelik kuramının da ilk bakışta çelişik görünen ilginç sonuçları vardır. Örneğin, kurama göre, evren büyüklük bakımından sonlu ama sınırsızdır. Gene kuram evrenin giderek ya büyümekte ya da küçülmekte olduğunu içermektedir (Nitekim yıldız kümeleri üzerindeki gözlemler evrenin büyümekte olduğunu göstermiştir).

Einstein, bu kuramıyla da yetinmez; yaşamının son otuz yılını daha da kapsamlı bir kuram oluşturma çabasıyla geçirdi. Evrende olup bitenleri bir tek ilke altında açıklamak, insanoğlunun, kökü klasik çağa inen değişmez bir arayışıdır. Thales tüm varlığı suya, Pythogoras sayıya indirgeyerek açıklamaya çalışmıştı.

Modern çağda Oersted, Faraday ve Maxwell’in elektrik ve manyetik güçleri özdeşleştirme yoluna gittiklerini görüyoruz. Einstein’ın da ömür boyu süren düşü buna yönelikti: Doğanın tüm güçlerini (gravitasyon, elektrik, manyetizma, vb.) “birleşik alanlar” dediği temel bir ilkeye bağlamak. Bu düşün gerçekleştiği söylenemez belki; ama Einstein, çağdaş fiziğin egemen akımı dışında kalma pahasına, umudundan hiçbir zaman vazgeçmez. Evrenin nedensel düzenliliği onda bir tür dinsel inançtı. “Seçeneğim kalmasa, doğa yasalarına bağlı olmayan bir evren düşünebilirim belki; ama doğa yasalarının istatistiksel olduğu görüşüne asla katılamam. Tanrı, zar atarak iş görmez!” diyordu.

Kuantum mekaniğini yetersiz ve geçici sayan çağımızın (belki de tüm çağların) en büyük bilim dehası, kendi yolunda “yalnız” bir yolcuydu; çocukluğa özgü saf ve yalın merakı, evren karşısında derin hayret ve tükenmez coşkusuyla ilerleyen bir yolcu!
diğeri on iki yaşındayken tanıştığım Öklit geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne kapılmayan bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemelidir!” sözleri ile açıklamıştır

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

26 şubat 2013 namaz vakitleri ezan saatleri bugün sabah öğle ikindi akşam yatsı namazı ezanı saat kaçta okunacak?

iftar vakitleri imsak saati 26 şubat 2013 günlük ezan vakitleri namaz saatleri

 –

Namaz Vakitleri – 26.02.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 04:46 06:07 11:59 15:06 17:38 18:52
Adıyaman 04:34 05:56 11:47 14:53 17:26 18:41
Afyon 05:05 06:28 12:18 15:23 17:56 19:12
Ağrı 04:14 05:39 11:28 14:31 17:05 18:22
Aksaray 04:51 06:13 12:04 15:09 17:42 18:58
Amasya 04:43 06:08 11:57 14:59 17:33 18:51
Ankara 04:55 06:20 12:09 15:12 17:45 19:03
Antalya 05:04 06:25 12:17 15:24 17:57 19:11
Ardahan 04:15 05:41 11:29 14:31 17:05 18:24
Artvin 04:19 05:45 11:33 14:34 17:08 18:27
Aydın 05:16 06:38 12:29 15:35 18:07 19:23
Balıkesir 05:15 06:39 12:28 15:32 18:05 19:23
Bartın 04:56 06:23 12:11 15:12 17:46 19:06
Batman 04:23 05:45 11:36 14:41 17:14 18:29
Bayburt 04:25 05:50 11:39 14:42 17:15 18:34
Bilecik 05:06 06:31 12:20 15:23 17:57 19:14
Bingöl 04:25 05:48 11:38 14:43 17:16 18:32
Bitlis 04:18 05:41 11:32 14:37 17:10 18:26
Bolu 05:00 06:25 12:14 15:16 17:49 19:08
Burdur 05:06 06:28 12:19 15:25 17:58 19:13
Bursa 05:10 06:35 12:24 15:27 18:00 19:18
Çanakkale 05:21 06:46 12:34 15:37 18:11 19:29
Çankırı 04:52 06:17 12:06 15:08 17:42 19:00
Çorum 04:46 06:12 12:00 15:03 17:36 18:55
Denizli 05:11 06:33 12:24 15:30 18:02 19:18
Diyarbakır 04:26 05:48 11:39 14:45 17:18 18:33
Düzce 05:01 06:27 12:15 15:17 17:51 19:10
Edirne 05:20 06:47 12:34 15:35 18:09 19:29
Elazığ 04:30 05:53 11:43 14:48 17:21 18:37
Erzincan 04:28 05:53 11:42 14:46 17:19 18:36
Erzurum 04:21 05:46 11:35 14:38 17:12 18:29
Eskişehir 05:04 06:29 12:18 15:21 17:55 19:12
Gaziantep 04:38 05:59 11:50 14:57 17:30 18:44
Giresun 04:32 05:59 11:46 14:48 17:22 18:41
Gümüşhane 04:28 05:54 11:42 14:45 17:18 18:37
Hakkari 04:12 05:34 11:25 14:31 17:04 18:19
Hatay 04:43 06:03 11:55 15:03 17:36 18:49
İçel 04:49 06:10 12:01 15:09 17:41 18:55
Iğdır 04:10 05:35 11:24 14:27 17:00 18:18
Isparta 05:05 06:27 12:18 15:24 17:57 19:12
İstanbul 05:10 06:36 12:24 15:26 18:00 19:19
İzmir 05:18 06:41 12:31 15:37 18:10 19:25
Karabük 04:55 06:22 12:10 15:11 17:45 19:04
Karaman 04:54 06:16 12:07 15:14 17:46 19:01
Kars 04:14 05:39 11:28 14:30 17:04 18:22
Kastamonu 04:51 06:17 12:05 15:06 17:40 19:00
Kayseri 04:45 06:08 11:58 15:03 17:36 18:52
Kilis 04:39 06:00 11:52 14:59 17:31 18:45
Kırıkkale 04:52 06:17 12:06 15:09 17:43 19:00
Kırklareli 05:17 06:44 12:31 15:32 18:06 19:26
Kırşehir 04:50 06:14 12:03 15:08 17:41 18:58
Kmaraş 04:39 06:01 11:52 14:59 17:31 18:46
Kocaeli 05:06 06:32 12:20 15:23 17:56 19:15
Konya 04:57 06:19 12:10 15:16 17:49 19:04
Kütahya 05:07 06:31 12:20 15:24 17:57 19:14
Malatya 04:34 05:56 11:47 14:52 17:25 18:41
Manisa 05:17 06:40 12:30 15:35 18:08 19:24
Mardin 04:24 05:46 11:37 14:44 17:16 18:31
Muğla 05:14 06:35 12:27 15:33 18:06 19:20
Muş 04:21 05:44 11:34 14:39 17:12 18:28
Nevşehir 04:48 06:11 12:01 15:06 17:39 18:55
Niğde 04:48 06:10 12:01 15:07 17:40 18:55
Ordu 04:34 06:01 11:48 14:50 17:24 18:43
Osmaniye 04:42 06:03 11:55 15:02 17:34 18:49
Rize 04:24 05:50 11:38 14:40 17:14 18:33
Sakarya 05:04 06:30 12:18 15:21 17:54 19:13
Samsun 04:41 06:07 11:55 14:56 17:30 18:49
Şanlıurfa 04:32 05:53 11:45 14:52 17:24 18:39
Siirt 04:19 05:41 11:32 14:38 17:11 18:26
Sinop 04:45 06:13 11:59 15:00 17:34 18:54
Şırnak 04:17 05:39 11:30 14:36 17:09 18:24
Sivas 04:38 06:03 11:52 14:55 17:29 18:46
Tekirdağ 05:16 06:42 12:30 15:32 18:06 19:25
Tokat 04:40 06:05 11:54 14:57 17:30 18:48
Trabzon 04:27 05:53 11:41 14:43 17:17 18:36
Tunceli 04:28 05:52 11:42 14:46 17:19 18:36
Uşak 05:09 06:32 12:22 15:27 18:00 19:16
Van 04:13 05:36 11:26 14:32 17:05 18:20
Yalova 05:09 06:35 12:23 15:25 17:59 19:18
Yozgat 04:47 06:12 12:01 15:04 17:38 18:55
Zonguldak 04:59—– 06:25—– 12:13—– 15:14—– 17:48—– 19:08—–
NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Sürüngenler, Sürüngenler Hakkında Bilgi, Sürüngenler Hakkında Bilgiler, Sürüngenler Hakkında yazı

SÜRÜNGENLER HAKKINDA BİLGİLER;

Süngerler dünyada bir çok ülkelerde 5 bin ye yakın çeşiti bulunmaktadır. Sürüngenler genelikle ormanlarda ve bitki ve yeşilli,gin oldugu yerlerde yaşarlar.sürüngenler bazı türleri çok tehlikeli oluyorlar ve bazı çeşitleri ise uysal ve zararsız sürüngenlerdir.yapı ve özellikleri ilk yıllarında 1755’te çıkarılmıştır.

Süngerlerin sadece 20 ile 30 kadar türü (Spongilla cinsi) tatlı sularda yaşarlar, geriye kalan büyük bölümü denizlerde ve tuzlu suda yaşar. çok derin denizlerde bile görülebilen süngerler ve türleri, en çok denizlerin tropik ve astropik tarafında yaygındır. Birçok türün bazı bazı sürüngenler uzunluğu birkaç santimetreyi aşamazken, bazılarının boyu 2m’ yi geçmektedir.

Süngerlerin belirli organları, dokuları, özgül biçimi, belli bir bakışımı yoktur. Ortadaki sindirim boşluğunu saran iki katlı bir çeperden (dış deri ve iç deri) oluşan (diploblastik hayvanlar) çok hücreli canlılardır;iç deri (endorm) yakalı kamçılı hücrelilerden (koanosit) oluşur. Bu hayvanlarda sinir sistemi yoktur. Hayvanın içinden geçen ve onun mikrofaj beslenmesini sağlayan su akımı, çok sayıda delikten girer; delikler titreyen sepetçiklere, onlarda birmerkezi girişe açılır. Su oradan, anusa benzetilebilecek büyükçe bir delikten (oskulum) dışarı çıkar. Dış ve iç hücre katmanları arasında mesoglea denen ve içinde serbestçe hareket eden amipsi hücrelerin (amibosit) bulunduğu jölemsi bir katman yer alır.

Süngerler 3 sınıf altıda toplanır: Calcispongiae (Calcarea), Hyalospongiae (Hexactinellida) ve Demonspongiae. Calcispongiae yada kalkerli süngerlerin üyeleri, kalsiyum karbonat iğneciklerinden kurulu iskeletleriyle ayırt edilen deniz süngerleridir.

Sürüngenler bazı isimleri ve adları özellikleri makalemizde yer alan sürüngenlerin hayatı ile dogru kaynaklardan ve bir çok araştırmacı tarafından kalema alınan sürüngenler bir çok araştırma sonucu sürüngenlerin özellikleri ve nasıl yaşadıklarını anlatan makalemizde sizlere aşagıda bulunan sürüngenlerin adları ve özelliklerini sayalım.

1- BUKALEMUN : Uzunluğu 11 ila 80 cm. dir. Bukalemun özellikle Afrika’ da yaşayan bir kertenkeledir. Hareketli gözleri, uzaktan sineklere fırlattığı dili ve renk değişmesi ile ünlüdür. Yurdumuzun güney kıyısında kurak yerlerdede değişik türleri yaşamaktadır.

2- BABAKÖŞ : Uzunluğu 30 ila 45 cm. civarındadır. Avrupa ve Yakın Doğu’ da yaşayan ayaksız bir kertenkeledir. Genellikle rengi esmerdir. Ovovivipar olarak ürer ve çoğalır.

3- GEKO : Uzunluğu 11 ila 60 cm dir. Ayaklarında yapışkan çekmenler bulunan bir kertengeledir. Gözleri iridir. Genellikle esmerdir. Ovovivipar olarak ürer ve çoğalır.

4- DUVAR KERTENKELESİ : Uzunluğu 12 ila 17 cm dir. Avrupa’ da yaşayan bu kertenkele duvar yarıklarına saklanarak yaşar.

5- MOLOK : Uzunluğu 15 – 16 cm. civarında olan bu sürüngen Avusturalya çöllerinde yaşayan sırtı dikenli bir kertekeledir. Dolaşarak böcek arar ‘’ Bonuzlu Şeytan ‘’ olarakta bilinir.

6- BENEKLİ KERTENKELE : Uzunluğu 40 ila 90 cm arasında değişen Avrupa ve Anadolu’ da yaşayan bu sürüngen, makilerde kurak yerlerde yaşarlar.

7- İGUANA : Uzunluğu 80 ila 150 cm arasında değişen bir sürüngendir. Güney Amerikadayaşayan ve birçok türü bulunan bir kertenkeledir. Bazı türleri ağaç üzerlerinde yaşar. Renkleri göz alıcıdır. Sırtında bir çıkıntı bulunur.

8- VARAN : Uzunluğu 20 ila 40 cm arasında değişen bu sürüngen Afrika ve Asya’ da genel olarak yaygın bir şekilde yaşayan büyük bir kertenkeledir. En iyi bilinenleri nil ve Komodo varanıdır.

9- SFENODON veya TUATARA : Uzunluğu 60 cm civarındadır. Yeni Zellanda’ da yaşayan sürüngen bir hayvandır. Üzerinde üçüncü bir gözün kalıntıları mevcuttur. Deniz kuşları ile aynı barınakta yaşarlar.

10- YEŞİL KERTENKELE : Uzunluğu 20 ila 30 cm civarında olan bu sürüngen Avrupa’ da yaşayan bir kertenkeledir. AynızamandaAnadolu’ da çok görülür. Kertenkele deyince akla gelen ilk sürüngendir.

11- GALAPAGOS KAPLUMBAĞASI : Uzunluğu 1.20 metre civarında olan bu hayvan karada yaşayan en büyük kaplunbağadır. Hint Okyanusu adalarındada buna benzer kaplunbağalar mevcuttur. 200 yıl yaşadıkları bilinmektedir.

12- BATAKLIK KAPLUNBAĞASI : Uzunluğu 16 ila 20 cm Avrupa ve Anadolu’ da tatlı suda yaşayan bir hayvandır. Güneşlenmeyi çok sever, su kıyılarına çıkarak koloni halinde güneşlenirler.

13- HERMANN KAPLUNBAĞASI : Uzunluğu 13 ila 20 cm civarında olan bu kara kaplunbağası Avrupa’ da koruma altına alınmıştır. Bu kaplunbağa orman yangınlarından çok etkilenmişlerdir.

14- LAVTA KAPLUNBAĞASI : Uzunluğu 1.35 ila 1.90 metredir. Kaplunbağaların en irisidir. Okyanus kıyısındaki kumsallarda ürer. Medüz yiyerek beslenir.

15- KARETTA KAPLUNBAĞASI : Uzunluğu 1 metre civarında olan bu kaplunbağa sıcak deniz hayvanıdır. Akdeniz de bulunur Yurdumuzun güney sahillerindeki kumsalara yumurtalarını bırakarak ürer. Uzun göç etme özelliğine sahip bu kaplunbağa etçil beslenir.

16- NİL TİMSAHI : Uzunluğu kuyruk dahil 5 ila 8 metre civarındadır. Afrika’ da Nil Nehri kıyısındaki bataklıklarda yaşar. Su kenarlarında yakaladığı kuşları ve memelileri yakalayarak beslenir. Ağırlaşmak için taşları yutabilir.

17- GAVİAL : Uzunluğu 5 – 6 metre civarındadır. Hindistan’daki ırmaklarda yaşar. Gaga biçimindeki ağzında dişler beş sıra dizilidir. Balık yiyerek beslenirler.

18- KAYMAN : Uzunluğu 1.5 ila 4.5 metre civarındadır. Güney Amerika’ da yaşayan ve birçok türü bulunan bir timsahtır. Ağız kısmı küt ve yuvarlaktır. Derisi çok aranan bir hayvandır. Onun için çok öldürülmüştür. Başka yerlerde yaşamaz.

19- ALİGATÖR : Uzunluğu 4 ila 6 metre civarında olan bu timsah, Amerika’ da yaşar. Zamanımızda sayıca bir artış söz konusudur. Dişi timsah yuva yapar. Bir türüde Çin’ de yaşamaktadır.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın