safranbolu nun bağlı olduğu il

Karabük, Safranbolu, Safranbolu Hakkında Bilgi, Safranbolu ile ilgili bilgi, Karabük İlçeleri

Safranbolu Hakkında Bilgi

Karabül iline bağlı en büyük ilçedir. Tarihi evleriyle Turislerin uğrak noktasında yer almaktadır.

A) TARİHİ VE COĞRAFİ YAPI:
1998 Tarihinde İngiliz Arkeolog Dr.Royer MATHEWS başkanlığındaki bir ekip tarafından Ovacık ve Eskipazar yerleşimlerinde yapılan, arkeolojik yüzey araştırma sonuçlarına göre: bu yörede ki en eski yerleşik hayat, erken bronz (Tunç) devrinde başlamaktadır.

Bölge, (Antik devirde) tarihçi Homeros’un İlyada Destanında Paplagonya olarak geçmektedir. Yörede sırası ile Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler, Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar, Selçuklular, Çobanogullari, Candaroğulları ve Osmanlılar egemenlik kurmuşlardır.

Safranbolu Kalesinin (Bugün eski Hükümet Konağının bulunduğu tepe) Selçuklu Sultanı II.Kılıç Arslan’ın oğlu Ankara Meliki Muhittin Mesut tarafından 1196 yılında Türklerin kesin egemenliğine alındığı bilinmektedir.

Candaroğlu Süleyman Paşa Safranbolu’yu 1326 yılında kendi egemenlik sahasına katmıştır. 1332 Yılında Safranbolu’yu ziyaret eden İbn Batuta şehrin o günkü durumu ile ilgili ayrıntılı bilgiler vermektedir.

Safranbolu’nun Osmanlılar tarafından ilk olarak alınışı muhtemelen 1354 yılında Osmanlı Sultanı Orhan Bey’in oğlu Rumeli Fatihi olarak bilinen Şehzade Gazi Süleyman Paşa tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu tarihten sonra Safranbolu yine Osmanlılar ile Candaroğulları arasında yer değişmiştir.

1.Mehmet’in (Çelebi Sultan Mehmet) Osmanlı birliğini yeniden sağlamasının ardından, 1416 yılında Osmanlı Ordusu Candaroğulları Beyliği’nin üzerine yürümüş ve bu seferde Safranbolu yeniden Osmanlı ülkesine katılmıştır.
Osmanlı döneminde Safranbolu iki kazadan meydana gelmektedir. Birincisi merkezde bulunan “Medine-i Taraklı Borlu” diğeri bugünkü Yörük Köyünde bulunan “Yörükan-i Taraklı Borlu’dur”. Önceleri Bolu Sancağına bağlı bu iki kaza sancağın lağvedilmesiyle 1694’de Bolu Sancağı biri Bolu, diğeride bağımsız Viranşehir Sancağı olarak yeni bir idari yapıya kavuşturuldu. 1811 de bu iki sancak kaldırılarak (2.Mahmut Döneminde) Viranşehir Sancağı kuruldu. Bu sancağın merkezi Safranbolu idi.

1870 Yılında Osmanlı’da idari yapı yeniden düzenlenmiş, Safranbolu kaza yapılarak Kastamonu Sancağına bağlanmıştır. Aynı yıl İlçede belediye kurulmuş ve ilk Belediye Başkanı Hacı Muhammet Ağa olmuştur.

1927 yılında İlçe Zonguldak’a bağlanmış, 1945 yılında Ulus Bucağı, 1953 yılında Eflani ve Karabük Bucakları ilçe haline getirilerek Safranbolu’dan ayrılmışlardır. 1995 yılında Karabük’ün İl olması ile birlikte Safranbolu Karabük’e bağlanmıştır.

Türklerden önce Safranbolu’nun THEDORAPOLİS ve DADYBRA olarak adlandırıldığı, Türklerle birlikte yöreye ZALİFRE adının verildiği, bu adın zamanla TARAKLIBORLU ve ZAĞFİRANBORLU olarak değiştiği bilinmektedir. Bu adlardaki “borlu” eki kaleli şehir anlamına gelen BORGLU sözcüğünün değişmiş hali olup, latin kökenli şehir anlamındaki “polis”ten farklıdır. İlçenin adı 1940’lara kadar ZAFRANBOLU, bu tarihten sonra da son şekli ile SAFRANBOLU haline gelmiştir.
İlçede Osmanlı dönemine ilişkin çeşitli eserler bulunmaktadır. Bunlar arasında Gazi Süleyman Paşa tarafından kiliseden camiye dönüştürüldüğü sanılan ESKİ CAMİİ, Köprülü Mehmet Paşa tarafından 1662 yılında ibadete açılan KÖPRÜLÜ CAMİİ, 1779 yılında yeniden yapıldığı bilinen KAZDAĞLI CAMİİ, 1769’da Sadrazam İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılan İZZETPAŞA CAMİİ, 1640-1648 yıllarında Cinci Hoca tarafından yaptırılan CİNCİ HANI, eski ve yeni hamamlar ile daha yakın zamanların eseri olan Hükümet Konağı, Frengi Hastanesi, Tokatlı Su Kemeri ve birçok çesme sayılabilir. İlçede ayrıca en eskisi 200 yıllık olduğu tahmin edilen ahşap Türk Evleri bulunmaktadır. Bugün için ilçe’de 1457 eser koruma altındadır.

Safranbolu ilçe merkezi Batı Karadeniz Bölgesinin denizden kuş uçumu 65 km. iç kısmında yer almaktadır. İlçe kuzeyden başlayarak Ulus (BARTIN), Eflani (KARABÜK), Araç (KASTAMONU), Ovacık (KARABÜK) ve Karabük merkez ilçeleriyle çevrilidir.

İlçenin toplam yüzölçümü 1013 km2’dir.

İlçe coğrafi yapı bakımından engebelidir. İlçe merkezinin en alçak noktası 400 metre, en yüksek noktası 600 metre, bütün ilçenin ise en alçak noktası 300 metre en yüksek noktası 1750 metredir.

İlçenin akarsuları ARAÇ ÇAYI, SOĞANLI ÇAYI, OVACUMA DERESİ ve muhtelif derelerdir.
İlçenin iklimi İç Anadolu’nun karasal ikliminden de etkilenen ılıman Karadeniz iklimidir. Yazlar ılık, kısmen sıcak ve yağmurlu, kışlar serin, kısmen soğuk ve kar yağışlı geçer. En yüksek sıcaklık ortalaması 38 derece, en düşük sıcaklık ortalaması -10 derece, yıllık ortalama yağmur 500 mm. ve yıllık ortalama karlı gün sayısı 35’dir. Bitki örtüsü genel olarak ormandır. Ormanlar dışında parça parça tarım alanları yer almaktadır.

B- NÜFUS DURUMU :
2009 yılı TUİK’in sonuçlarına göre ilçe merkezinin nüfusu 39.669, köyler nüfusu 11.419 ve ilçenin toplam nüfusu 51.088’dir.

İlçe merkezinde yaklaşık 17200 hane, köylerde yaklaşık 5.743 hane ve İlçede topam yaklaşık 22.943 hane bulunmaktadır. Buna göre bir haneye düşen ortalama nüfus 3’ dür.

Okuma yazma çağındaki nüfusun % 93’ye yakın kısmı okur yazardır.

Halkın tümü müslümandır ve Türkçe konuşur. Etnik yapıda farklılıklar yoktur.

C) İDARİ DURUM :
İlçe 2 Belediye, 53 köy ve 27 mahalleden meydana gelmektedir. Merkez, ilçenin güney batısında bulunmakta, köyler ise merkezin doğusunda ve kuzeyinde yer almaktadır.

İlçe merkezini oluşturan Belediye dağınık bir yerleşim olup 1700 hektar alan üzerindeki 20 mahalleden meydana gelmiştir. Bu mahalleler “Çarşı” diye anılan eski Safranbolu’da, Kıranköy mevkiinde ve Bağlar Mevkiinde olmak üzere şehrin üç kesimde toplanmışlardır.

D) SOSYAL DURUM :
İlçe halkının sosyal yaşantısını en iyi yansıtan özellik bölgedeki evlerdir. Geniş, iki-üç katlı, 6-8 odalı, ahşap ve kerpiçten yapma evlerin mimarisi ülke içinde ve dışında SAFRANBOLU EVLERİ olarak ün yapmıştır

Safranbolu Evleri geleneksel özelliğini büyük ölçüde sürdürmüş ayrıca ilçe merkezinde ÇARŞI diye anılan ESKİ SAFRANBOLU bölümü orjinal dokusunu aynen korumuştur. Burada Osmanlı döneminin canlı ticaretini yansıtan hanlar, hamamlar, Yemeniciler Arastası, Demirciler Çarşısı ve Semerciler Çarşısı bulunmaktadır. İlçe merkezinin Kıranköy mevkiinde hızlı bir yeni yapılaşma yaşanmış olup buradaki evlerin çoğu kooperatiflerce yapılmış apartmanlardır. Şehrin daha yüksekteki Bağlar bölümünde de çoğu eski olan iki-üç katlı bahçeli evler bulunmaktadır.

İlçenin iş ve çalışma hayatı tarımsal faaliyetler, işçilik-memurluk, sanayicilik, ticaret ve turizm üzerine kurulmuştur. Karabük Demir-Çelik Fabrikasının kurulması yöre insanının büyük ölçüde burada işçiliğe yönelmesine neden olmuştur. İlçede ticaret ve sanayi fazlaca gelişmemiş olmakla birlikte yoğun nüfusun ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak halkın bir bölümü de ticaret ve turizmle uğraşmaktadır.

İlçede ülke genelinde olduğu gibi köyden kente göç yaşanmaktadır. Bu göçün bir bölümü köylerden ilçe merkezine yönelik bir bölümü de ilçe dışına yöneliktir.

İlçede 7 spor kulübü bulunmaktadır. Spor faaliyetleri için en önemli tesis, 500 kişi kapasiteli Kapalı Spor Salonu’dur. Salon tüm müsabakaların yapılmasına uygundur. Ayrıca Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne ait seyirci tribünleri bulunan çim yüzeyli ve toprak yüzeyli futbol sahası ile sentetik çim futbol sahası bulunmaktadır.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

aynştayn

Albert Einstein (Aynştayn) kimdir? hayatı öz geçmişi biyografisi eserleri icatları buluşları hakkınad bilgiler.

(14 Mart 1879 – 18 Nisan 1955) , Alman asıllı fizikçi
20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenebilir. Görelilik kuramını geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. (Nobel Ödülü’nün ve Nobel Komitesi’nin o zamanki ilkeleri doğrultusunda, bugün en önemli katkısı olarak nitelendirilen görecelik kuramı fazla kuramsal bulunmuş ve ödülde açıkça söz konusu edilmemiştir.)

Ulm’da doğdu. Çocukluğunu Münih’de geçirdi ve ilk öğrenimini burada yaptı. Lise öğrenimini 1894’te İsviçre’de tamamladı ve 1896’da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne (ETH) girdi. Albert Einstein sonradan İsviçre vatandaşı oldu ve Sırp asıllı bir kız öğrenci ile evlendi. Sonra Bern’de federal patent dairesinde görev aldı. Bu görevden arta kalan zamanlarda çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan problemler üzerinde düşünmek fırsatını buldu. Önce atomun yapısı ve Max Planck’ın kuvantum teorisi ile ilgilendi. Brown hareketine ihtimaller hesabını uygulayarak bunun teorisini kurdu ve Avogadro sayısının değerini hesaplayarak teorisini test etti. Kuvantum teorisinin önemini ilk anlayan fizikçilerden birisi oldu ve bunu ışıma enerjisine uyguladı. Bu da onun, ışık tanecikleri veya fotonlar hipotezini kurmasını sağladı. Bu yoldan fotoelektrik olayını açıklayabildi. Bu çalışmalarını açıklayan ve 1905 yılında “Annalen der Physik” dergisinde yayımlanan iki yazısından başka, üçüncü bir yazısı daha çıktı ve bu yazıda görecelik teorisinin temelini attı. Teorileri sert tartışmalara yol açtı. 1909’da Zürih Üniversitesi’nde öğretim görevlisi oldu. Prag’da bir yıl kaldıktan sonra, Zürih Politeknik Enstitüsü’nde profesör oldu. 1913’de Berlin Kaiser-Wilhelm Enstitüsünde ders verdi ve Prusya Bilimler akademisine üye seçildi. İsviçre vatandaşı olarak 1. Dünya Savaşı’nda tarafsız kaldı.

İkinci defa, bu kez akrabası olan bir kadınla, evlendi; bu yirmi yıl içinde birçok özlü inceleme yazısı yayımladı ve bunlarda teorilerini geliştirdi. 1921’de Fizik Nobel Ödülü’nü kazandı.

Albert Einstein, yabancı ülkelere bir çok gezi yapmakla birlikte 1933’e kadar Berlin’de yaşadı. Almanya’da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya’dan ayrıldı. Paris’te College de France’ta ders verdi; burdan Belçika’ya oradan da İngiltere’ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study’de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti. 1955’de Princeton’da öldü.

Fizik alanındaki çalışmaları modern bilimi büyük ölçüde etkiledi. Kendisi özellikle zaman ve uzay için düzenlenmiş bağlılık (izafiyet) teorisiyle tanındı. Bu teori üç bölüme ayrılır: Newton mekaniğinin yasalarını değiştiren ve kütle ile enerjinin eşdeğerli olduğunu öne süren sınırlı bağlılık (1905); eğrisel ve sonlu olarak düşünülen dört boyutlu bir evrene ait çekim teorisini veren genel bağlılık (1916); elektro-manyetizma ve yerçekimini aynı alanda birleştiren daha geniş kapsamlı teori denemeleri. Albert Einstein, ilk iki teorinin geçerliliği atom fiziği ve astronomi alanında yapılan deneylerle çok başarılı bir biçimde sınanmıştır; çağdaş fiziğin temel taşları arasında yer alırlar.Söylediği güzel bir söz vardır “Ben atomu iyi bir şey için keşfettim,insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar”

BİLİM ADAMLARI kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

radyoyu kim icat etti

radyoyu kim icat etti – radyonun icadı hakkında bilgiler

Radyonun İcadı

İtalyan Mucit Guglielmo Marconi radyoyu icat eden kişi olarak kayıtlara geçmiştir. Ancak radyonun kendi icadı olduğunu iddia eden birçok kişi ortaya çıkmıştır. Telsiz telegrafpatentine sahip olan Nikolai Tesla, Olive Lodge bu iddiayı ortaya atanların başında gelir. Rus mucit Alexander Stepanovitch Popov ise anlaşılabilen ilk radyo dalgalarını iletmeyi başarmış ancak bu icadı için patent almamıştır. Daha pek çok insan vardır fakat ticari başarıyı yakalayan kişinin Marconi olduğu herkesçe kabul edilir.

Popov, Lodge ve Marconi, Edward Branly’nin bulduğu Branly Tüpü adı verilen ve radyo dalgalarını saptamak için kullanılan bir aracı geliştirmeye çalışıyorlardı. 1890 yılında başlayan bu geliştirme çabaları 1895 yılında Marconi ve Popov’un birbirlerinden habersiz bir şekilde geliştirmeleri ile sonlanacaktı. 1896 yılında ise ilk defa Popov tarafından “Heinrich Hertz” ismi Mors alfabesi kullanılarak anlaşılır bir şekilde iletildi.

İtalya’da aradığı desteği bir türlü alamayan Marconi sonunda İngiltere’ye gitti ve burada ilk radyonun patentini aldı. Bu patent alımının ardından birçok farklı versiyonu üretildi. Lee De Forest ve Edwin Howard Armstrong Amerika’da radyo teknolojisinde çok büyük değişiklikler yaptılar.Tüpler ve devreler kullanarak bambaşka bir hal kazanırdılar. 1947 yılında transistorun icadı ise radyo teknolojisi için bir devrim olmuştur.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

nar ekşisi nasıl yapılır? tarifi yapılışı hakkında bilgi

Nar Ekşisi Nasıl Yapılır, Evde Nar Ekşisi Nasıl Yapılır, Nardan Nar ekşisi Yapılırmı, evde Nar Ekşisi Yapılırmı, Kendim Nar Ekşisi Yapmak İstiyorum, Resimli Nar ekşisi Tarifi, Nar ekşisi Nasıl Yapılır Resimli Anlatımı, Resimlerle Nar Ekşisi Tarifi

Kendiniz evde Nar Ekşisi Yapmak İstiyorsanız Size Tarifini Yapıyorum, Gerçi Ben Bahçede Yaptım ama siz evdede yapabilirsiniz,

En Az on kilo ekşi Nar alın, narın suyunu çıkartın, bu iki yolda olur biri tek tek tanelerini ayırıp sıkmak diğeri narenciye sıkacağıyla sıkmak, biz tek tek taneleri çıkartıp elimizle sıktık,

Narların Tanelerini çıkartık yukarıda görüldüğü gibi, sonra bunları elinizle ezin,

Daha sonra narin suyunu ince bir tülbentle tencereye süzün,

Suzme işi bittimi tencereyi ocağa oturtup kaynatmaya başlayın, orta bir ateste tahminen üç saat kadar kaynatacaksınız, kıvamı rengi koyulasınca indirin soğuyunca şişeleyip kullanın afiyet olsun,


Not: Otuz kilo kadar nardan bir kilo nar ekşisi çıktı ve çok zahmetli sağlıklı olduğu için zahmete değer ama hazır almak sanki daha cazip gibi geliyor.

BİR DİĞER TARİF İSE ŞU ŞEKİLDEDİR.

5 kg ekşi narı Robolio’da sıkın. Arada tam suyunu bırakmayan nar taneleri olacaktır, bunları da biriktirip, kol kuvvetiniz veya bir kaşık yardımıyla süzgeçten ezerek geçirin. Elde ettiğiniz tüm nar suyunu tülbentten süzün. Yaklaşık 1,5 ile 2,5 litre arası nar suyu çıkıyor. Bunu geniş bir çelik tencereye dökün ve kaynatmaya başlayın. Orta ateşte 3-4 saat kaynatın. Ara ara üzerindeki köpükleri almak için kontrol edin. Karıştırırken muhakkak tahta kaşık kullanmaya özen gösterin. Su kendini çekip, kıvamlanmaya başlayacaktır. Nar suyu tencerenin dibinde yoğun akışkan bir hal aldığında nar ekşinizin gereken kıvama geldiğini anlayabilirsiniz.. 5 kg’ lık nardan yaklaşık 350-400 ml. nar ekşiniz olacak ve içiniz rahat, kendi yaptığınız bu nar ekşisini keyifle kullanacaksınız.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

futbol kaç kişiyle oynanır ve kuralları nelerdir

Futbol Nedir, Futbolun Kuralları Nelerdir, Futbol Kaç Kişiyle Oynanır, Futbol Sahasının Kuralları Nelerdir, Futbol Sahası Nasıl Olmalıdır

Futbol herkesin rahatlıkla anlayabileceği basit kurallara sahiptir. Bu nedenle her yaş, cins ve seviyede kişiler tarafından rahatlıkla oynanabilir. Bu özellikleri nedeniyle dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan tarafından hem oynanan hem de seyirci olarak takip edilen en popüler spor dallarından biri olmuştur. Oyunun temel kuralı; kaleciler dahil hertakım onbir sporcudan oluşur ve kaleciler dışındaki oyuncuların elleri hariç, belirlenmiş kurallar dahilinde vücudunun herhangi bir yerini kullanarak, rakip kaleye gol atabilmektir. En fazla gol atan galip sayılır.

Aynı takım oyuncuları aynı renk ve desen forma, şort, tozluk, tekmelik ve özel futbol ayakkabısı (krampon) giyerler. Genellikle deri malzemeden yapılma top kullanılır. Oyuna orta saha çizgisinden bir takımın başlama vuruşuyla başlanır. Oyun, topun oyun alanı dışına çıkması, kural ihlali, faul veya gol olması dışında devam eder. Oyun süresi özel turnuvalar dışında 45 dakikadan iki devre halinde 90 dakikadan oluşur. Oyunun duraksama zamanları hakem takdiriyle her devre sonuna eklenir. 15 dakikalık devre arası molası vardır.

Oyun bir orta ve yardımcı iki hakem olmak üzere üç hakem tarafından yönetilir. Oyun sırasında dördüncü hakemde yedek olarak bulunur.

Ceza alanı içinde yapılan fauller ve ihlaller penaltı olarak değerlendirilip, penaltı noktasından kaleye direk vuruş olarak kullanılır. Ceza alanı dışında yapılan kural ihlalleri ve fauller indirek vuruş olarak olarak kullanılır; yani topun oyuna sokulabilmesi veya gol olabilmesi için pası yapan oyuncu dışında bir başka oyuncuya da değmesi gerekir.

Top yan çizgilerden oyun alanını terk ederse, top, diğer takım oyuncuları tarafından iki elle atılan TAÇ atışıyla oyuna sokulur. Taç atışı sırasında ayaklar yerden kesilmemeli, eğer kesilirse, bu kural ihlaline girer ve taç atışıyla topu oyuna sokma diğer takıma geçer. Taç atışı, hiçkimseye değmeden kaleye girerse gol olarak değer bulmaz. Oyun karşı takımın indirek vuruşuyla başlar.

Top, savunma oyuncuları veya kalecinin müdahalesiyle kale yan çizgilerinden çıkarsa, bu karşı takıma KORNER atma hakkını kazandırır. Korner, köşe bayrakları noktasından ayakla kullanarak yapılır. Eğer top, atak yapan takım oyuncuları müdahalesiyle kale yan çizgilerinden geçerse, bu OUT olarak değerlendirilir. Top, ceza alanı içinden kaleci veya savunma oyuncusu tarafından ayakla out atışı kullanılarak oyuna sokulur.

“Kaynak: Futbol Haberleri

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

ORDU İLİ KORGAN İLÇESİ Büyük Birlik Partisi (BBP)Korgan Belediye Başkan adayı Halil İbrahim Aha

ORDU İLİ KORGAN İLÇESİ Büyük Birlik Partisi Korgan Belediye Başkan adayı Halil İbrahim Aha

 

halil ibrahim aha - ordu ili korgan ilçesi bbp belediye başkan adayı 2014 (1)

Halil İbrahim AHA | BBP Korgan Belediye Başkan Adayı (PROJELERİ)

Büyük Birlik Partisi Korgan Belediye Başkan Adayı Halil İbrahim AHA (PROJELERİ)
— Büyük Birlik Partisi Korgan Belediye Başkan Adayı Sayın Halil İbrahim AHA yerel seçime sayılı günler kala Korgan Tepealan Konferans Salonu’nda Korgan’a yakışır asırlık projelerini Tv 52 ve Altaş Tv ortak yayını ile kamuoyuna açıkladı. —

halil ibrahim aha - ordu ili korgan ilçesi bbp belediye başkan adayı 2014 (4)

“Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır, sloganıyla yola çıktım. Çayırkent’te neler yaptığımı Korgan’ın tamamı bilmektedir. Türkiye’nin en temiz siyasi hareketi olan Büyük Birlik Partisi’nden aday oldum ve bugüne kadar hiçbir kirliliğe bulaşmayan partim ve şahsım bu projeleri hayata geçirmenin teminatıdır” dedi.

halil ibrahim aha - ordu ili korgan ilçesi bbp belediye başkan adayı 2014 (2)

halil ibrahim aha - ordu ili korgan ilçesi bbp belediye başkan adayı 2014 (3)

Büyük Birlik Partisinden Korgan belediye başkan adayı olan Halil İbrahim AHA, 1955 Çayırkent doğumlu olup, ilköğrenimini Çayıralan ilköğretim okulunda bitirdi. Orta öğrenimini Korgan da, Lise yi ise daha sonra Ankara da dışarıdan girdiği sınavlarla tamamladı. 1989- 1994 yılları arasında Niksar belediye meclis üyeliği yapan Halil İbrahim AHA, 1994 seçimlerinde, kurulmasında büyük emeği bulunan Çayırkent belde belediye başkanı olarak göreve seçildi. Çayırkent beldesinin kurucu belediye başkanı olarak üç dönem üst üste görev yapan Halil İbrahim AHA, 2009 hizmet görevini mevcut belediye başkanına devrettikten sonra, 30 Mart 2014’te yapılacak olan mahalli idareler seçimlerinde Korgan belediye başkanlığı için Büyük Birlik Partisinden aday oldu. Evli ve 8 çocuk babasıdır.

halil ibrahim aha - ordu ili korgan ilçesi bbp belediye başkan adayı 2014

GÜNCEL HABERLER, KORGAN İLÇESİ GÜNCEL HABERLER, ORDU İLİ GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

iç anadolu bölgesinin geçim kaynakları hakkında bilgi

İç Anadolu Bölgesi Tarım ve Hayvancılık

Tarım ürünleri

• Buğday : İklim buğdaya elverişlidir. Sulanan toprak oranının azlığı alanları arttırmıştır .
• Arpa : Bira yapımı için sulanan verimli topraklara ekilir . Bu yönüyle endüstri bitkisidir.
• Şeker Pancarı : AnkaraEskişehirKayseriKonya ve Niğde illerinde üretilen pancar 1 tarlaya genelde 2 yılda bir ekilir . Çünkü fabrikalar her yıl değişik yörelerin pancarlarını alır.

Hayvancılık

Büyükbaş Hayvancılık bölgenin kuzey ve doğusunda gelişmiştir .Çünkü bu bölümler daha soğuk ve nemlidir . Selüloz oranı yüksek olan uzun boylu otlar büyükbaş hayvanların beslenmesini kolaylaştırır. Besicilik şeker fabrikalarının yakınında yaygındır . Çünkü fabrikadan ucuza sağlanan pancar küspesi besicilik için önemlidir . Küçükbaş Hayvancılık bölgenin güney ve batısında yaygındır . Kurak iklimin cılız ve selüloz oranı düşük stepleri küçükbaş hayvancılığa elverişli olduğu halde büyükbaş hayvancılık için pek ekonomik değildir.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Doğu Anadolu Bölgesinin Geçim Kaynakları Nelerdir?

Doğu Anadolu Bölgesinin Geçim Kaynakları,

Doğu Anadolu Bölgesinin Geçim Kaynağı Nedir,

Doğu Anadolu Bölgesi Geçim Kaynakları,

Doğu Anadolunun Geçim Kaynakları
Doğu anadolu bölgesi karasal iklim koşullarını taşıyan kış aylarının çok soğuk ve yaz aylarının çok sıcak olduğu bölgemizdir.

Bu iklim koşulundan dolayı kış aylarında tarım mümkün değildir.

Kış aylarında sadece buğday tohumu toprağa atılır ve baharın çimlenmesi beklenir.

Yaz aylarında ise sebze gibi hane ihtiyacını karşılayacak tarım yapılır.

Doğu Anadolu Bölgesininin geçim kaynakları

Tarım, hayvancılık, mevsimsel işcilik, taşıma ve sanayidir.

Sanayi kuruluşlarının yetersiz olması nedeniyle Doğu Anadolu Bölgesi halkı geçimini başta hayvancılık olmak üzere tarımdan sağlamaktadır.

Bölgenin hayvancılığa çok elverişli olan Erzurum Kars Bölümü’nde yüksek nitelikli sığırlar yetiştirilir. Çok sayıda küçükbaş hayvan besleyen göçer aşiretler yazın sürülerini bölgenin öteki kesimlerindeki yüksek yaylalarda otlatır.

Bitkisel üretime elverişli alanlar bölge yüzölçümünün ancak %10’unu kaplar. Bu alanın büyük bölümünde tahıl ekimi yapılır. Tahıldan başka baklagiller şeker pancarı meyve sebze pamuk ve az miktarda da tütün yetiştirilir. Pamuk yetiştirilen kuytu Iğdır Malatya ve Elazığ ovalarını yanı sıra Erzincan Ovası ile Van Gölü çevresinde meyve bahçeleri çok yer tutar.

Yalnızca büyük kentler çevresinde kurulan sanayilerin başlıcaları pamuklu dokuma iplik şeker süttozu un peynir yem sigara ve çimento fabrikaları ile et kombinalarıdır.

Yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin sayılan Doğu Anadolu Bölgesi’nde Afşin ve Elbistan’da linyit Hekimhan ve Divriği yörelerinde bakır Guleman yöresinde krom Maden yöresinde bakır Keban ve Baskil yöresinde de gümüşlü kurşun yatakları vardır. Keban ve Karakaya hidroelektrik Afşin Elbistan termik santralları bölgenin başlıca enerji üretim kuruluşlarıdır.

Tarımsal alanları kısıtlı sanayi işyerleri yetersiz olan bölge halkının artan nüfusu içinde işsiz kalan kesimi ülkenin ekonomikolanakları daha gelişmiş olan yörelerine göç etmek zorunda kalmaktadır.

Bölgenin elektrik enerjisi üretimindeki payı büyüktür. Sadece Keban santrali tüm Türkiye üretiminin %25’ini gerçekleştirmektedir. Yapımı devam eden yeni hidroelektrik santralleri bittiğinde bölge bu yönüyle çok daha büyük bir önem kazanacaktır. Türkiye’de hidroelektrik üretimine elverişli akarsu potansiyelinin üçte biri bu bölgede bulunmaktadır.

alıntı

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Karadeniz Bölgesinin Geçim Kaynakları Nelerdir?

Karadeniz Bölgesinin Başlıca Geçim Kaynakları
Karadeniz Bölgesinin Başlıca Geçim Kaynakları Nelerdir
Tarım

Her mevsim yağış görülmesi, yaz kuraklığı isteyen (buğday, arpa, yulaf, çavdar, mercimek, pamuk) ürünlerin yetişmesini önlemiştir. Kıyı kesimde tahılın yerini mısır almıştır.
Kış mevsiminde Doğu Karadeniz’de kış ılıklığı fındık, çay, turunçgil, zeytin gibi ürünlerin yetişmesini kolaylaştırmıştır. İç bölgelerde yağış azlığı orman örtüsünün azlığına, tahıl ve şekerpancarı gibi ürünlerin öne çıkmasına yol açar. Bölgede çalışan nüfusun %70’i geçimini tarımdan sağlamaktadır. En verimli tarım arazileri kuzeye bakan yamaçlarda görülür.

Bölgede Yetişen Başlıca Tarım Ürünleri
Fındık : Trabzon, Giresun ve Ordu başlıca üretim alanlarıdır. Türkiye toplam üretiminin % 83’ü bölgeden karşılanır.

Çay : Giresun’dan Gürcistan’a kadar olan kıyı şeridinde yetiştirilir. Rize çevresinde yoğunlaşır. Türkiye toplam çay üretiminin %100’ü bu bölgeden karşılanır. Tabii ekim alanı en dar olan ürünlerimizdendir.
Tütün : Daha çok Orta Karadeniz Bölümü’nde (Samsun, Amasya ve Tokat çevresi) yetiştirilir. Ayrıca Batı Karadeniz’de Düzce dolaylarında da üretimi yapılır. Türkiye toplam tütün üretiminin %15’i bölgeden karşılanır.
Mısır : Bütün kıyı boyunca yetiştirilir. Halkın temel besin maddesi olduğu için bölge ticaretinde önemi yoktur.
Elma : Bölgede Amasya başta olmak üzere Kastamonu ve Tokat çevresinde yetiştirilir.
Şekerpancarı: Amasya, Tokat, Kastamonu çevresinde tarımı yapılmaktadır.
Keten-kenevir: Kastamonu başta olmak üzere Sinop, Zonguldak çevresinde tarımı gelişmiştir.
Soya Fasulyesi: Ordu- Giresun çevresinde tarımı yapılmaktadır.
Zeytin: Soğuktan korunmuş Çoruh vadi oluğunda ( Artvin -Yusufeli) tarımı yapılır.
Turunçgiller: Kış ılıklığı sebebiyle Rize çevresinde tarımı yapılır.
Kivi: Son yıllarda Rize ve Trabzon çevresinde tarımı yapılmaya başlamıştır.

Hayvancılık
Bölgede hayvancılık faaliyeti önemli bir ekonomik etkinliktir. Kıyı kesiminde bitki örtüsünün gür olması, yüksek dağ çayırlarının bulunması ve arazinin engebeli olması ve nemli iklim nedeniyle büyükbaş hayvancılık yapılır.
Bölgenin kuzeyindeki Karadeniz, balık potansiyeli bakımından zengindir. Türkiye balık üretiminin yaklaşık % 80’i Karadeniz’den karşılanır. Son yıllarda aşırı avlanma ve denizin kirlenmesi nedeniyle balık üretiminde düşme görülmüştür. Karadeniz’de 200 m den daha derinlerde zehirli gazlar sebebiyle canlı hayatı yoktur.
Küçükbaş hayvancılık bölgenin iç kesimlerindeki ovaların kenarlarında yaygındır.
Arıcılık faaliyetleri de bölgede gelişmiştir. Özellikle Rize-Anzer yöresinin balları çok ünlüdür.
SANAYİ
Demir – çelik : Divriği (Sivas)’den çıkarılan demir cevheri, Samsun limanı vasıtasıyla taşınarak Karabük ve Ereğli’deki fabrikalarda işlenir.
Bakır : Murgul (Artvin)’daki bakır cevheri, bu yörede kurulan bakır fabrikasında işlenir. Küre (Kastamonu)’de çıkarılan bakırlar ise Samsun bakır işletmelerinde işlenir ( Sebebi Samsun’un iç kesimlere olan bağlantısının kolay sağlanmasıdır).
Şeker : Karadeniz Bölgesi’nde üretilen şekerpancarı Turhal (Tokat), Suluova (Amasya) ve Kastamonu şeker fabrikalarında işlenir.
Tütün : Karadeniz’in, özellikle Orta Karadeniz Bölümü’nün tütünleri, Samsun ve Tokat’taki sigara fabrikalarında işlenir.
Fındık İşleme : Giresun çevresinde gelişmiştir.
Çay : Rize ve yöresinde toplanmıştır.
Kağıt : Aksu ( Giresun), Çaycuma (Zonguldak) ve Taşköprü (Kastamonu) da bulunmaktadır.
Kereste-tomruk : En fazla Batı Karadeniz Bölümünde gelişmiştir ( Sinop, Bartın, Zonguldak, Bolu, Düzce ve Kastamonu çevresinde).

Bölge, maden kömürü, bakır, orman ve deniz ürünleri, çay, fındık, tütün, demir – çelik, keten – kenevir, pirinç, soya fasulyesi bakımından ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlar.
Yer şekillerinin ulaşımı engellemesi, doğal limanlardan yoksun olması, ana ulaşım yollarına sapa kalması. Karadeniz Bölgesi’nin gelişimini yavaşlatmıştır.

YERALTI ZENGİNLİKLERİ
Taşkömürü : Ereğli – Zonguldak havzasından çıkarılır. Önemli bir kısmı demir-çelik üretiminde enerji kaynağı olarak kullanılır. Ayrıca Çatalağzı Termik Santralinde de taşkömürü kullanılmaktadır.
Bakır : Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu)’de çıkarılmaktadır.
Linyit : Merzifon (Amasya) ve Havza (Samsun) çevresinden çıkarılmaktadır.
Manganez: Demirin sertleştirilmesinde kullanılır. Zonguldak-Ereğli ve Artvin-Borçka çevresinde çıkarılır.
TURİZM
Karadeniz Bölgesi’nin turizm potansiyellerinin başında tabii güzellikler gelir. Karadeniz kıyıları çok çeşitli bitki ve ağaçlar ile bunların oluşturduğu manzaralara sahiptir. Yaylacılık faaliyetleri son yıllarda gelişen turizm faaliyetlerinden biridir. Bolu Kartalkaya’da ve Ilgaz Dağları’nda kış turizmi yaygındır. Abant gölü ile Yedigöller çevresindeki sayfiye yerleri, Bolu, Düzce, Kızılcahamam kaplıcaları, Amasra, Cide, Sinop Trabzon (Sümela Manastırı) ve Amasya’da (Kral mezarları) yer alan tarihi eserler Karadeniz Bölgesi’nin turizm potansiyellerini oluşturur.
Çoruh nehrinde rafting yapılmaktadır.
Her mevsim yağışlı olmasından dolayı deniz turizmi gelişmemiştir.
BÖLÜMLERİ
DOĞU KARADENİZ BÖLÜMÜ
Gürcistan sınırından başlayarak Ordu’nun doğusundaki Melet çayına kadar uzanır. Karadeniz’in en dağlık ve yükseltisinin en fazla olduğu bölümüdür.
En fazla yağış alan, kıyı ile iç kesim arasında farklılığın en fazla olduğu bölümdür.
Heyelan olayının en fazla olduğu bölümdür.
Tarımda makinalaşmanın en az geliştiği bölümdür.
Kırsal nüfusun ve dağınık yerleşme şeklinin en fazla olduğu bölümdür.
Bölümün en gelişmiş kentleri Rize ve Trabzon’dur. Doğu Karadeniz’in Türkiye ekonomisine en önemli katkıları tarım alanındadır.
ORTA KARADENİZ BÖLÜMÜ
Melet çayından Sinop’un doğusuna kadar uzanır. Doğu Karadeniz Bölümü’ne göre güneye daha fazla sokularak Tokat ve Çorum illerinin büyük bölümleri ile Amasya ilinin tamamını içine alır.
Yer şekilleri Doğu ve Batı Karadeniz’e oranla daha sadedir. Dağların yükseltisi azalmış ve dağlar içeriye çekilmiş durumdadır. Bunun sonucunda tarım alanları ve ulaşım çok gelişmiştir. En gelişmiş şehri Samsun’dur.
Bölgenin en az yağış alan, kıyı ile iç kesim arasında farklılığın en az olduğu bölümdür.
Türkiye ekonomisine katkısı daha çok tarım alanındadır.
BATI KARADENİZ BÖLÜMÜ
Kızılırmak deltasının batı kenarından başlayıp Adapazarı ve Bilecik’in doğusuna kadar uzanır. Bölüm genel olarak dağlıktır.
En gelişmiş şehri Zonguldak’tır. Orman ürünleri ve ormancılık önemli gelir kaynağıdır. Bolu ve Düzce çevresinde çok sayıda kereste fabrikası bulunmaktadır. Zonguldak çevresi maden çıkarımı, Ereğli -Karabük çevresi maden işletmeleri ile Türkiye ekonomisine önemli katkıda bulunur.
Batı Karadeniz’in en önemli katkısı ise maden çıkarma ve işleme alanındadır.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

fibonacci sayıları

fibonacci sayıları hakkında bilgiler

 

Fibonacci dizisi, her sayının kendinden öncekiyle toplanması sonucu oluşan bir sayı dizisidir. Bu şekilde devam eden bu dizide sayılar birbirleriyle oranlandığında altın oran ortaya çıkar, yani bir sayı kendisinden önceki sayıya bölündüğünde altın orana gittikçe yaklaşan bir dizi elde edilir. Bu durumda genel olarak n’inci fibonacci sayısı F(n) şu şekilde ifade edilir:

 
  F_n = F(n)=
  \begin{cases}
    0             & \mbox{ } n = 0; \\
    1             & \mbox{ } n = 1; \\
    F(n-1)+F(n-2) & \mbox{ } n > 1. \\
   \end{cases}=\frac{\left(\frac{1+\sqrt{5}}{2}\right)^n-\left(\frac{1-\sqrt{5}}{2}\right)^n}{\sqrt{5}}=\frac{\varphi^n-\left(\varphi-\sqrt{5}\right)^n}{\sqrt{5}}

Bu da bir Fibonacci dizisidir:4, 4, 8, 12, 20, 32, 52, … Çünkü Fibonacci dizisi herhangi iki sayıdan başlayabilir.

Fibonacci sayı dizisindeki sayıların birbirleriyle oranı olan ve altın oran denilen 1,618 sayısı ise doğada, sanatta ve hayatın her alanında görülen ve estetik ile bağdaştırılan bir sayıdır.

kaynak; vikipedia

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Zeka Soruları

buyrun arkadaşlar sizler için birkaç zeka soruları ve cevaplarını bir araya getirdik

Soru:
80 soruluk bir sınav düşünün.
Sorular beş şıklıdır.
4 yanlış bir doğruyu götürmektedir.
Bu sınava giren herhangi bir öğrencinin 60,75 net bırakması mümkün müdür?

Cevap:

1 yanlış, 61 doğru, 18 boş bırakırsa

9 yanlış ve 8 boş; ve 13 yanlış 3 boş ilede bu sonuca ulaşılabilir.

—-
1-) İşte, size eğlenceli bir soru. Bakalım bilebilecek misiniz?
Bir adam, gökdelende 25.katta oturuyormuş. Bu adam her gün evine çıkarken önce 13. kata kadar asansörle, sonra da 25. kata kadar yürüyerek çıkıyormuş. Acaba neden?

2-) Eğer bir çitte, bir metrede bir direk varsa ve çit 25 metre uzunluğundaysa, toplam kaç direk vardır? Hiç düşünmeden bir çırpıda cevaplayabilir misiniz?

3-) Salih’in babasının 5 çocuğu var: Birincisinin adı Çaça, ikincisinin Çeçe, üçüncüsünün Çiçi, dördüncüsünün Çoço, beşincisinin adı nedir?

4-) Öyle iki doğal sayı bulun ki çarpımları tek basamaklı, toplamları ise iki basamaklı olsun.

Soru:

Telefon çalınca dedektif X yerde iki kol saati gördü…
Saatler durmuştu…dedektif X hemen her 2 saati de kurup doğru zaamana getirdi,
birini sol, diğerinde sağ koluna taktı…
1 saat sonra sol saat 1 dk ileri gitmiş, sağ saat ise2 dk geri kalmıştı…
Ertesi sabah sol saat 7’yi gösterirken sağ saat 6’yı gösteriyordu…

telefon saat kaçta çalmıştı?

Cevap:

telefon 6.40 ta
1. saat 20 dakika ileri
2. saat 40 dakika geri gelmiş
20 dakika ilermiş o zaman telefon 20 saat önce çalmıştır.
yani saat 10.40 ta çalmıştır.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

pusula ile kıble nasıl bulunur? pusula ile kıble tayini il il hesaplama

PUSULA İLE KIBLE TAYİNİ NASIL YAPILIR? İL İL ŞEHİR ŞEHİR HESAPLAMA BİLGİLERİ

Pusula ile kuzey istikameti bulunduktan sonra “kuzeyden itibaren saat yönünde” bulunduğunuz ilin açı derecesi ile kıble istikametini bulmak mümkündür. Bazı pusulalarda mesela istanbul için gösterilen 29 derece güneyden itibaren ölçülen değerdir. (180-151= 29) Ve kuzeyden 151 derece ile aynı değeri ifade etmektedir.
– BU BİLGİLER FAZİLET TAKVİMİNDEN İSTİFADE EDİLMİŞTİR – TEŞEKKÜR EDERİZ.
Not: Pusula ile kıble açısının tayini uzmanlık gerektirir. Ayrıca binalardaki demirler, elektrik kabloları v.b. şeylerden manyetik sapmalar meydana geldiğinden uzman olmayan okuyucularımızın kıble tayininde pusula yerine kıble saatini kullanmalarını tavsiye ederiz.

Vilâyet Kıble Derecesi
Adana: 161
Adıyaman: 171
Afyon: 150
Ağrı: 185
Aksaray: 158
Amasya: 165
Ankara: 156
Antalya: 147
Ardahan: 183
Artvin: 180
Aydın: 141
Balıkesir: 144
Bartın: 156
Batman: 179
Bayburt: 176
Bilecik: 150
Bingöl: 177
Bitlis: 182
Bolu: 154
Burdur: 147
Bursa: 148
Çanakkale: 142
Çankırı: 159
Çorum: 162
Denizli: 144
Diyarbakır: 177
Düzce: 157
Edirne: 144
Elazığ: 174
Erzincan: 174
Erzurum: 179
Eskişehir: 151
Gaziantep: 167
Giresun: 171
Gümüşhane: 174
Hakkari: 188
Hatay: 163
Iğdır: 187
İsparta: 148
İçel: 158
İstanbul: 151
İzmir: 141
K.Maraş: 166
Karabük: 157
Karaman: 154
Kars: 184
Kastamonu: 160
Kayseri: 163
Kırıkkale: 158
Kırklareli: 146
Kırşehir: 159
Kilis: 166
Kocaeli: 151
Konya: 153
Kütahya: 149
Lefkoşe: 156
Malatya: 171
Manisa: 142
Mardin: 179
Muğla: 142
Muş: 180
Nevşehir: 160
Niğde: 160
Ordu: 170
Osmaniye: 164
Rize: 177
Sakarya: 151
Samsun: 167
Siirt: 182
Sinop: 164
Sivas: 168
Şanlıurfa: 172
Şırnak: 184
Tekirdağ: 145
Tokat: 167
Trabzon: 175
Tunceli: 175
Uşak: 147
Van: 186
Yalova: 149
Yozgat: 161
Zonguldak: 155

– kaynak fazilet takvimi (hazırlayanlara teşekkür ederiz.)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın