Receb Ayının Birinci Gününün Orucu ve Gecesinin Önemi

Receb Ayının Birinci Gününün Orucu ve Gecesinin Önemi

Ebû Zerr -radıyallâhu anh-‘ın rivayet ettiği bir hadîs-i şerîfte, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“Bir kimse, Receb’in birinci gününü oruçlu geçirse, bir aylık oruç tutmuş gibi sevâb verilir. Yedi gün oruç tutsa, yedi Cehennemin kapıları kapanır. Sekiz gün oruç tutsa, sekiz Cennetin kapıları onun için açılır. On gün oruç tutsa, Allah Teâlâ günahlarını hasenata çevirir. On sekiz gün oruç tutsa, semâdan bir seslenici:
«-Geçmiş günahların bağışlandı. İyi amellerine devam et!..» diye seslenir.” buyurmuştur. (Gunye, 1 /179)
Selame bin Kays, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-‘in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Bir kimse, Receb’in ilk günü oruç tutsa, Allah Teâlâ, onun o orucunu altmış yıllık günahlarına keffâret kılar. Onbeş gün oruç tutan kimsenin Allah Teâlâ kıyamet günü hesabını kolaylaştırır. Receb ayını otuz gün oruçlu geçiren kimse için, Allah Teâlâ kendisinden razı olduğunu ve onun cezalandırılmayacağını yazar.” (Gunye, 1/179)
Ömer bin Abdilazîz’in -radıyallâhu anh-, Basra valisi olan Haccâc bin Ertad’a yazdığı mektupta ;
“Senede dört geceye dikkat edip, ibâdetle geçirmen lâzımdır. Allah Teâlâ o gecelerde rahmetini bol bol saçar. Bu geceler: Receb’in birinci gecesi, Şaban’m on beşinci gecesi, Ramazan’in yirmi yedinci gecesi ve Ramazan bayramı gecesidir.”
diye yazdığı bildirilmiştir. (Gunye, 1/179)
Receb Ayının İlk Üç Günü Tutulacak Orucun Fazîleti
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyuruyorlar:
“Receb-i şerîf’in birinci gününde oruç tutmak, üç senelik; ikinci günü sâim (oruçlu) olmak iki senelik, yine şehr-i mezkûrun (bu ayın) üçüncü günü oruçlu bulunmak, bir senelik günâh-ı sağîreye (küçük günahlara) keffâret olur. Bunlardan sonra beher günü bir aylık sagîyr (küçük) günahın afv ve mağfiretine (bağışlanmasına) medar olur.” (Kenzö’l-İrfan s: 27 Süyûtî’nin Câmiü’s-Sağîr’inden)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Receb Ayında Oruç

Receb Ayında Oruç

Ali bin Ebî Tâlib -kerremallâhu vecheh- Rasûlullâh -sallâllâ-hu aleyhi ve seli em-‘in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Receb ayı büyük bir aydır. O ayda bir gün oruç tutan kimse için, Allah Teâlâ bin sene oruç tutmuş gibi sevap yazar. İki gün oruç tutana, iki bin sene oruç tutma sevabı yazar. Üç gün oruç tutan kimse için Allah Teâlâ üç bin sene oruç tutmuş gibi sevap yazar. Yedi gün oruç tutan kimseye Cehennem kapıları kapanır. Sekiz gün oruç tutan kimseye, Cennetin sekiz kapısı açılır, istediği kapıdan içeriye girer. Onbeş gün oruç tutan kimsenin günahları hasenata çevrilir. Semâdan bir münâdî, «Geçmiş günahların afv olunmuştur. Amelini yenile. Kalan ömrün için ibâdetlerine devam et!» diye seslenir. Her kim Recep ayında oruç tutmayı arttırır ise, Allah Teâlâ da ona ihsanını arttırır. (Gunye 1/176) Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurmuşlardır:
“Receb’den bir gün oruç tutan kimse, otuz sene oruç tutmuş gibi sevaba nail olur.” (Gunye, 1 /’ne)
Mûsâ bin imrân, Enes bin Mâlik -radıyallâhu anh-‘dan şöyle dinlediğini rivayet ediyor:
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurmuşlardır ki:
“Cennette Recep isminde bir nehir vardır. Sütten beyaz, baldan daha tatlı.. Bir kimse, Receb ayında bir gün oruç tutsa, Allah Teâlâ bu nehirden ona içirir.” (Gunye 1/178)
“Receb Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayıdır.” (Gunye 1/178)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Receb Ayının Fazîieti

Receb Ayının Fazîieti

Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallâhu anh-, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin şöyle buyurduğunu söylemiştir:
“Allah Teâlâ katında ayların sayısı on ikidir. Bu, Allah’ın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günden beri böyledir. Bu aylardan dört tanesi haram (hürmetli) aylardır. Biri Allah’ın esam ayı denilen Receb’tir… Diğer üç tanesi peşpeşe olup, şunlardır: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem… ”
“Recep Allah’ın ayıdır, Şaban benim ayırtıdır ve Ramazan da ümmetimin ayıdır. Kim Recep ayında inanarak ve sevabını Allâh’dan bekleyerek, bir gün oruç tutarsa, Allah’ın büyük rızâsına hak kazanır. Firdevs Cenneti’nin en üst katına yerleşir. İki gün oruç tutarsa, iki kat mükâfat verilir ve her katın ağırlığı dünya dağları gibidir. Üç gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ onunla Cehennem arasına bir hendek açar ki, uzunluğu bir senelik yoldur. Dört gün oruç tutarsa, delirmek, cüzzam ve baras hastalıkları belâlarından ve Mesîhü’d-deccâl fitnesinden de kurtulur. Beş gün oruç tutan kimse, kabir azabından emîn olur, korunur. Altı gün oruç tutarsa, kıyamet günü kabrinden kalkarken yüzü, on-dördüncü gecedeki aydan daha parlak (nurlu) olarak kalkar. Yedi gün oruç tutarsa -Cehennemin yedi kapısı vardır- Allah Teâlâ, Recebin günlerinden her birinin orucu sebebiyle Cehennemin kapılarından birini kapar. Bütün kapılar kapanmış olur. Sekiz gün oruç tutarsa -Cennet’in sekiz kapısı vardır- her günü için Ailâh Teâlâ, Cennet kapılarından birini açar. Dokuz gün oruç tutan kimse, kabrinden kalkarken “Eşhedü enlâ ilahe illallah!” diyerek kalkar ve yüzü Cennet’ten başka bir tarafa döndürülmez. On gün oruç tutarsa, Allah onun için Sırat köprüsünde her gece üzerinde istirahat edeceği bir yatak serer. Onbir gün oruç tutarsa, kıyamet günü ondan daha faziletli biri görülmez. Meğer ki, onun kadar veya daha fazla oruç tutmuş ola!.. Oniki gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ ona kıyamet günü iki hülle giydirir. Bir hulle(nin kıymeti), dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Onüç gün oruç tutarsa, Kıyamet günü insanlar çok sıkıntıda iken Arşın gölgesinde ona bir sofra kurulur ve o, o sofradan yer. Ondört gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ ona hiçbir gözün görmediği, kulağın duymadığı, bir beşerin kalbinden geçmeyen ihsanlarda bulunur. Bir kimse bu ayda, onbeş gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ kıyamet gününde onu güvende olan kimselerin durduğu yerde bulundurur. Onun yanından geçen mukarreb melek veya Nebiyy-i mürsel ona şöyle der:
«-Ne mutlu sana!.. Sen emîn kimselerdensin!..»
(Bir başka rivayette, onbeş günden fazla tutan için denilmiştir ki:)
“Bir kimse Receb’den onaltı gün oruç tutsa, Allah Teâlâ’yı ilk ziyaret edenlerden olur. O’na nazır ve O’nun kelâmını ilk işitenlerden olur. Onyedi gün oruç tutarsa, Allah Teâlâ, Sırat’ın her mil mesafesinde istirahat edeceği bir yeri o kimse için hazırlatır ve o kimse orada istirahat eder. Onsekiz gün oruç tutsa, İbrahim -aleyhisselâm-‘ın köşküne yakın bir köşke alınır. Keza bu ayda ondokuz gün oruç tutan kimse için Hak Teâlâ Cennette İbrahim ve Âdem -aieyhimüsselâm-‘ın sarayları karşısına bir saray bina eder. O, o iki zâta selâm verir, onlar da kendisine selam verir, alırlar. Receb ayından yirmi gün oruç tutan kimseye semâdan bir seslenici:
«-Ey Allah’ın kulu, Allah Teâlâ senin geçmiş günahlarını bağışladı. Kalan ömrün için iyi ameller işlemeye bak.» diye seslenir.” (Gunye 1/175-176)

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

üç ayların isimleri

ÜÇAYLAR

(RECEP-ŞABAN-RAMAZAN)
“Allâhümme bârik lenâ fî Recebe ve Şaban ve belliğnâ Ramazan”
“Yâ Rabbi, bize Recep ve Şaban’ı mübarek eyle ve bizi Ramazan’a ulaştır.”
* Her gün bu duâya devam edilir,
* Lâ ilahe illAllâh, kelime-i tevhidi her gün biner defa söylenir.
* Bu aylar feyiz ve bereketi nâmütenâhî olan aylardır.
* Receb hürmet, Şaban hizmet, Ramazan ise nimet ayıdır.
* Recep tevbe ve inâbet ayı, Şaban muhabbet, Ramazan ise karabet (yakınlık) ayıdır.
* Receb, cefâyı terk içindir. Şaban amel ve vefa içindir. Ramazan sıdk ve safa içindir.
* Receb öyle bir aydır ki, Allâh Teâlâ onda kat kat sevâb verir.
* Şaban öyle bir aydır ki, onda keramet beklenir.
* Receb sabıkların, Şaban muktesiderin, Ramazan ise âsîlerin ayıdır.
* Receb tohum ekme, Şaban sulama, Ramazan ise hasad ayıdır.
* Yıl ağaç gibidir. Receb ayı ağacın yapraklı, Şaban meyva-
* Ramazan ise meyvasının toplanacağı zaman gibidir.
* Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve se em- buyuruyorlar:
“Receb, Allâh Teâlâ’mn, Şaban benim ve Ramazan ümmetimin ayıdır.”

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

3 aylar 2013 üç aylar 11 mayıs 2013 cumartesi başlıyor

2013 Üç Aylar Ne Zaman Başlıyor , Üç Aylar Ne Zaman 2013 Başlıyacak bilgi yazı ,, Bu seneki üç aylar ne zamadır ggulu, Üç Aylar Başlangıç Tarihi , Üç ( 3 ) ayların başlangıcı tarihi hakkında bilgiler

Bu yıl Üç Aylar Tarihi : 11 Mayıs 2013 Bu yıl CUMARTESİ Günü Mübarek 2013 Üç Aylar Başlangıcı’dır.

ÜÇ AYLAR’ın BAŞLANGICI
Üç Aylar Ne Demektir Kısaca : Üç (3) Aylar sonu Mübarek ramazan ayı ile biten rahmeti, bereketi ve mağfireti bol,
feyizli ve bereketli bir zaman dilimidir. Bu aylar, kameri takvime göre Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır.

Bu aylar; Dini duyguların yoğunluk kazandığı merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma hislerinin doruk noktaya ulaştığı aylardır.

Bu aylar, töve etmenin affın, manevi arınamnın ve kendini yenilenmenin habercisi olan Regaib, Mirac, Berat Kandili, Kadir Gecesi ve Ramazan Bayramı gibi mübarek gün ve geceleriyle bereketli bir maneviyat mevsimidir.

Sevgili Peygamberimizi (S.A.V) bu aylarda her zamankinde daha çok ibadet eder ve şöyle dua ederlerdi: “Allah’ım! Recep ve Şaban ayını hakkımızda hayırlı kıl, bizi Ramazan ayına kavuştur.” (Ahmed b. Hanbel, “Müsned” , 1,259 )

Bu aylarda yapılacak dualar, tevbe istiğfarlar, kalıcı iyilik ve hayırlar, sevinç kederlerin gönülden paylaşılması rabbimizin Katında fazlasıyla bulacaktır .
Şimdiden Tüm İslam Aleminin Üç Ayları Mübarek Olsun

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

2013 üç ayların başlangıcı, üç aylar ne zaman, üç ayların fazileti

2013 üç ayların başlangıcı, üç aylar ne zaman, Regaip kandili ne zaman, üç ayların fazileti, Beraat kandili, Kadir gecesi ne zaman

Üç aylar Recep ayının 1. günü ile başlar (11 Mayıs 2013)

RECEP AYI (11 MAYIS 2013 CUMARTESİ)

Üç ayların faziletleri

RECEB AYI: Dört kıymetli aydan biridir. Bir âyet-i kerime meali:
(Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram [hürmetli] olan aylardır.) [Tevbe 36]

Resulullah efendimiz, Receb ayına çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Haram aylar, Receb, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem’dir.) [İbni Cerir]

(Haram aylarda Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri oruç tutana iki yıllık ibadet sevabı yazılır.) [Taberani]

(Haram aylarda bir gün oruç tutup bir gün yemek çok faziletlidir.) [Ebu Davud]

(Receb ayında Allahü teâlâya çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın, Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkler vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Cennette öyle köşkler vardır ki, onlara ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]

(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]

(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Receb’in hepsinde tutmuş gibi sevab verilir.) [Miftah-ül-cennet] (Başında demek, ayın ilk günleri demektir. Ortası, ortadaki günlere yakın olan günler, sonu da, ayın son günleri demektir.)

(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Şabanın 15. gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]

(Allahü teâlâ, Receb ayında hasenatı kat kat eder. Bu ayda bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün tutana Cennetin 8 kapısı açılır. 10 gün tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münâdi, “Geçmiş günahların affoldu” der. Allahü teâlâ, Nuh aleyhisselamı Receb’de gemiye bindirdi. O da, Receb ayını oruçlu geçirip oradakilere oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]

(Receb’de, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip, “Yâ Rabbi, onu mağfiret et” derler.) [Ebu Muhammed]

Recebin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her Cuma gecesi kıymetlidir. Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ, bu gecede, müminlere, ragibetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Regaib, ihsanlar, ikramlar demektir. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Regaib gecesi yapılan dua kabul olur, namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevaplar verilir.

ŞABAN AYI: Resulullah efendimiz, Şaban ayına da çok değer verir ve “Ya Rabbi, Receb ve Şabanı bizler için mübarek kıl ve bizi Ramazana eriştir” diye dua ederdi.

Âişe validemiz buyuruyor ki:
(Resulullahın, hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şabanın tamamını oruçla geçirirdi.) [Buhari]

Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesai]

Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:
(Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi]

(Şaban’da üç gün oruç tutana, Allahü teâlâ Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali]

Bünyesi zayıf olanın, Şabanın 15 inden sonra oruç tutmayıp, farz olan Ramazan-ı şerif orucuna hazırlanması iyi olur. Sağlığı yerinde olan ise, Şaban ayının çoğunu, hatta tamamını oruçlu geçirebilir.

Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Yani 14 Şabanın bittiği günün gecesidir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ buyurur ki: “Af isteyen yok mu, affedeyim. Rızk isteyen yok mu, rızk vereyim. Dertli yok mu, sıhhat, afiyet vereyim. Ne isteyen varsa, istesin vereyim” Bu hâl, sabaha kadar devam eder.) [İbni Mace]

(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban bayramı gecesi.) [İ. Asakir]

Bu geceyi ganimet bilmeli, tevbe istiğfar etmeli, kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı kerim okumalı, Bilhassa ilim öğrenmelidir. En kıymetli ilim, doğru yazılan ilmihal bilgileridir.

RAMAZAN AYI: Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Ramazan ayı gelince, “Hayır ehli, hayra koş, şer ehli, kötülüklerden el çek” denir.) [Nesai]

(Ramazan gelince, Allahü teâlâ meleklere, müminlere istiğfar etmelerini emreder.) [Deylemi]

(Farz namaz, sonraki namaza kadar; Cuma, sonraki Cumaya kadar; Ramazan ayı, sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani]

(Peş peşe üç gün oruç tutabilenin, Ramazan orucunu tutması gerekir.) [Ebu Nuaym]

(Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ.Mansur]

(Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise, Cehennemden kurtuluştur.) [İ.Ebiddünya]

(İslam, kelime-i şahadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve haccetmektir.) [Müslim]

(Allahü teâlânın, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve hiç kimsenin hayaline bile gelmeyen nimet dolu sofrası, ancak oruçlular içindir.) [Taberani]

İmam-ı Rabbani hazretleri de buyuruyor ki:
Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevap, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevap verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz.

Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin bütün senesi, günah işlemekle geçer.

Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir.

Kur’an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.

İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir.

Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama’ vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.

Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce Müslüman affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda Onun şanına yakışacak, kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin!

Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır.

Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai]

(Ramazan orucunu farz bilip, sevap bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari]

(Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani]

(Ramazan ayında ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevaptır.) [İbni Ebiddünya]

(Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevaptır.) [Deylemi]

(Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Biri size sataşırsa, “Ben oruçluyum” deyin!) [Buhari]

Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevaptır. Özürsüz oruç tutmamak büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi)

Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

6 mayıs 2013 günlük ezan vakitleri namaz saatleri, bugün sabah öğle ikindi akşam yatsı ezanı kaçta okunacak?

türkiye geneli il il  imsakiye bilgileri  6 mayıs 2013 ezan vakitleri namaz saatlerine ilişkin bilgiler

 

Namaz Vakitleri – 06.05.2013

İl İmsak Güneş Öğlen İkindi Akşam Yatsı
Adana 03:58 05:32 12:42 16:27 19:40 21:06
Adıyaman 03:43 05:19 12:31 16:17 19:30 20:57
Afyon 04:10 05:48 13:02 16:49 20:03 21:32
Ağrı 03:16 04:56 12:12 16:00 19:15 20:46
Aksaray 03:58 05:35 12:48 16:35 19:48 21:17
Amasya 03:40 05:23 12:40 16:30 19:46 21:19
Ankara 03:56 05:36 12:52 16:41 19:56 21:28
Antalya 04:17 05:51 13:01 16:46 19:59 21:24
Ardahan 03:11 04:54 12:13 16:04 19:19 20:54
Artvin 03:14 04:57 12:16 16:07 19:23 20:58
Aydın 04:25 06:00 13:12 16:59 20:12 21:39
Balıkesir 04:17 05:57 13:12 17:01 20:16 21:47
Bartın 03:49 05:34 12:54 16:46 20:02 21:38
Batman 03:32 05:07 12:19 16:06 19:19 20:46
Bayburt 03:25 05:06 12:23 16:12 19:27 21:00
Bilecik 04:06 05:47 13:04 16:53 20:08 21:40
Bingöl 03:30 05:08 12:22 16:09 19:24 20:53
Bitlis 03:25 05:02 12:15 16:02 19:16 20:45
Bolu 03:57 05:39 12:57 16:48 20:03 21:37
Burdur 04:16 05:51 13:03 16:49 20:02 21:29
Bursa 04:10 05:51 13:07 16:57 20:12 21:44
Çanakkale 04:20 06:01 13:18 17:07 20:23 21:55
Çankırı 03:49 05:32 12:49 16:39 19:55 21:28
Çorum 03:44 05:26 12:44 16:34 19:49 21:22
Denizli 04:20 05:56 13:07 16:53 20:07 21:34
Diyarbakır 03:35 05:11 12:23 16:09 19:23 20:50
Düzce 03:58 05:41 12:59 16:49 20:05 21:39
Edirne 04:12 05:57 13:18 17:09 20:25 22:01
Elazığ 03:36 05:13 12:27 16:14 19:28 20:57
Erzincan 03:30 05:10 12:26 16:15 19:29 21:01
Erzurum 03:22 05:02 12:19 16:08 19:23 20:54
Eskişehir 04:06 05:46 13:02 16:51 20:05 21:37
Gaziantep 03:50 05:24 12:34 16:19 19:32 20:58
Giresun 03:29 05:12 12:30 16:21 19:36 21:10
Gümüşhane 03:27 05:08 12:26 16:16 19:31 21:04
Hakkari 03:22 04:57 12:09 15:55 19:08 20:35
Hatay 03:58 05:30 12:39 16:23 19:35 21:00
İçel 04:02 05:35 12:45 16:30 19:43 21:08
Iğdır 03:11 04:51 12:08 15:57 19:11 20:43
Isparta 04:14 05:50 13:01 16:48 20:01 21:28
İstanbul 04:06 05:49 13:08 16:58 20:14 21:48
İzmir 04:25 06:02 13:15 17:02 20:16 21:45
Karabük 03:51 05:34 12:53 16:44 20:00 21:35
Karaman 04:06 05:40 12:51 16:36 19:49 21:15
Kars 03:12 04:54 12:11 16:01 19:17 20:50
Kastamonu 03:45 05:29 12:49 16:40 19:56 21:31
Kayseri 03:50 05:28 12:42 16:29 19:43 21:12
Kilis 03:52 05:26 12:35 16:20 19:33 20:58
Kırıkkale 03:53 05:34 12:50 16:39 19:53 21:25
Kırklareli 04:09 05:55 13:15 17:06 20:23 21:59
Kırşehir 03:54 05:33 12:47 16:35 19:49 21:19
Kmaraş 03:49 05:25 12:36 16:22 19:35 21:02
Kocaeli 04:03 05:46 13:04 16:54 20:10 21:43
Konya 04:06 05:42 12:54 16:40 19:53 21:21
Kütahya 04:09 05:49 13:04 16:52 20:07 21:37
Malatya 03:41 05:18 12:30 16:17 19:31 20:59
Manisa 04:23 06:01 13:14 17:01 20:15 21:44
Mardin 03:35 05:10 12:21 16:06 19:19 20:46
Muğla 04:25 06:00 13:10 16:56 20:09 21:35
Muş 03:26 05:04 12:18 16:05 19:19 20:48
Nevşehir 03:54 05:31 12:45 16:32 19:46 21:15
Niğde 03:57 05:33 12:45 16:31 19:45 21:13
Ordu 03:31 05:14 12:32 16:23 19:39 21:13
Osmaniye 03:54 05:28 12:39 16:24 19:37 21:03
Rize 03:20 05:03 12:22 16:12 19:28 21:02
Sakarya 04:01 05:44 13:02 16:52 20:08 21:42
Samsun 03:35 05:19 12:38 16:29 19:45 21:20
Şanlıurfa 03:44 05:18 12:29 16:14 19:27 20:53
Siirt 03:28 05:04 12:16 16:02 19:16 20:43
Sinop 03:36 05:22 12:43 16:35 19:52 21:29
Şırnak 03:28 05:03 12:14 16:00 19:13 20:40
Sivas 03:40 05:20 12:36 16:24 19:39 21:11
Tekirdağ 04:12 05:55 13:14 17:04 20:20 21:54
Tokat 03:39 05:20 12:37 16:27 19:42 21:15
Trabzon 03:23 05:06 12:25 16:15 19:31 21:05
Tunceli 03:33 05:11 12:26 16:13 19:28 20:58
Uşak 04:15 05:53 13:06 16:53 20:07 21:36
Van 03:20 04:57 12:10 15:57 19:11 20:40
Yalova 04:07 05:49 13:07 16:57 20:12 21:46
Yozgat 03:48 05:29 12:44 16:33 19:48 21:20
Zonguldak 03:53—– 05:37—– 12:57—– 16:48—– 20:04—– 21:39—-
NAMAZ VAKİTLERİ - EZAN SAATLERİ kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Doğru makyaj yapmanın sırrı

Doğru makyajın sırrı…
Makyaj yapmanın sırları Makyaj yapmayan kadın var mı? Kimi ara sıra, kimi her gün; kimi bolca, kimi belli belirsiz ama illaki makyaj yapar. Elbette, makyajın vazgeçilmez beşlisi de yakından tanınır; fondöten, pudra, allık, rimel ve ruj. Fondöten, pudra, allık, rimel ve ruju doğru uygulama teknikleri nelerdir? Renk seçiminde nelere dikkat etmek gerekir? İşte size profesyonellerden makyaj sırları.

FONDÖTEN
Fondöten, yüzünüze pürüzsüzlük sağlar ve onu makyaja hazırlar. Düzgün görünümlü bir ten ve makyajda başarılı bir sonuç için fondöten seçimi çok önem taşır. Kullandığınız fondötenin yapısı ve rengi cildinizin tipine ve rengine uygun olmalı; cilt renginizden daha açık bir rengi seçmek daha doğru olur. Fondötenin her zaman temiz ve nemlendirilmiş cilde uygulanması gerekir.
Uygulama
Kompakt fondöten dışında tüm fondötenleri sürerken parmak uçlarınızı kullanın. Elin ısısı fondötenin akıcılığını artırdığı için hem cilde yedirmek daha kolay olur hem de dayanıklılığı artar. En önemlisi daha doğal bir görünüm sağlar.

Fondöteni alnınıza, burnunuza, yanaklarınıza ve çenenize benek benek sürün. Az miktar ile başlayın, gerekirse ilave edersiniz. Çok fazla miktar, sürülmeyi zorlaştıracağı gibi maske etkisi de yaratır.

Cildinize parmaklarınızla basınç uygulayarak ortadan kenarlara doğru tüm yüzünüze yayın. Boyun ve kulaklara doğru rengi iyice yedirin.

Yüzde renk bütünlüğü sağlamak için göz kapaklarınızın üzerine ve gözün alt kısmına da ( kirpiklere değmeden ) sürün.

Profesyonel bir sonuç istiyorsanız, nemli bir sünger ile yüzün dışına doğru fondötenin üzerinden geçin.

Diğer uygulamalara geçmeden önce fondötenin cildinize iyice oturması için bir süre bekleyin.

Fondöteni yeni sürmenize rağmen sivilce veya göz altı halkaları tam kapanmamış olabilir. Bir kapatıcı ( concealer ) ile bu hataları düzeltmek gerekir.

PUDRA
Pudra, makyajın vazgeçilmezidir. Teni matlaştırır, bütünlüğü sağlar ve fondöteni sabitler. İki türü vardır: Toz pudralar, çok ince ve hafif bir yapıya sahiptir; fondöteni matlaştırır ve şeffaf bir görünüm sağlar. Kompakt pudralar ise, taşınma ve kullanım kolaylığından dolayı daha çok tercih edilir. Makyajı sabitlemek ve gün boyu rötuş yapmak için idealdirler; toz pudralara göre daha pudralı bir sonuç verirler.
Uygulama
Toz pudra kullanıyorsanız uygulama için pudra ponponu tercih edin. ( Ponpon yoksa, bir pamuk pedin arasını açıp biraz toz pudra koyarak geçici bir ponpon yapabilirsiniz. )

Pudrayı hafif vuruşlarla, tüm yüzünüze uygulayın. Daha sonra, büyük bir fırçayla fazlalıkları alın.

Kompakt pudra için fırça kullanmak en uygunudur. Pudrayı uygularken fırçayı yüzünüzde hızlı hareketlerle sağdan sola ve yukarıdan aşağıya dolaştırın. Böylece pudra yüzünüze eşit olarak dağılacaktır.

ALLIK
Allık, yüze mutlu bir görünüm verir ve cilde canlılık kazandırır.
Göz ve dudaklar arasındaki renk dengesini koruduğu için seçtiğiniz rengin ruj renginizle uyumuna özen gösterin.
Uygulama
Gülümseyin ve allığı yanağınızın en yüksek noktasına sürün.
Yoğun görünmemesi, ayrı bir bölüm gibi durmaması için rengi azar azar ve fırçadaki fazlalıkları üfleyerek uygulayın.

Yüzün dışına doğru, dairesel ve hafif hareketlerle uygulamayı sürdürün.
Görünümde bütünlük sağlamak için, fırçanızı burun ucu, çene ve alnınıza da hafifçe dokundurun.

Renginiz çok koyu veya yoğun kaçtıysa ten renginizden daha açık bir pudra ile yoğunluğu azaltın.

RİMEL
Rimel, bakışlarınıza yoğunluk, anlam ve güç kazandırır. Yorgun görünümü bir anda yok eder, canlılık verir. Seçtiğiniz rimelin özelliğine göre, kirpiklerinizi uzatabilir, kıvırabilir ya da onlara hacim kazandırabilirsiniz. Seçim sizin!
Rimelinizin fırçasını düzenli olarak temizleyin. Böylelikle daha önceki kullanımlarınızdan kalmış olan artıklar kirpiklerinizin üzerinde topçuklar oluşturmaz.
Uygulama
Rimelin iyi tutması için kirpikleriniz temiz ve kuru olmalı. Eğer lens kullanıyorsanız, rimeli sürmeden önce lenslerinizi takmayı unutmayın.
Uygulamaya üst kirpiklerden başlayın. Aşağıdan yukarı yani köklerden uçlara doğru fırçayı sürekli döndürerek ilk katı sürün.

Kirpiklerinizin kurumasını bekleyin, daha sonra ikinci katı uygulayın.
Alt kirpiklerinize hacim kazandırmak istiyorsanız, fırçayı kirpik diplerinde yatay olarak gezdirin. Eğer uzun görünsünler istiyorsanız, fırçayı dik olarak tutup kirpikleri tek tek boyayın.

Kirpik fırçası ile fazlalıkları alın ve kirpikleri birbirlerinden ayırın.
Uygulama sırasında göz çevrenize rimel bulaştırdıysanız bir kaç saniye bekleyin ve bir pamuklu çubuk yardımıyla temizleyin.

RUJ
Makyajı tamamlayan son dokunuştur. İyi uygulanmış bir ruj yüzünüzü anında canlandıracak hatta gözlerinizin parlaklığını bile vurgulayacak güçtedir. Renk seçiminiz zevkinize, kıyafetinizin rengine ya da moda renklere göre değişse de dudaklarınızın biçimini de göz önünde bulundurmalısınız.Dudaklarınız dolgunsa, yumuşak tonlarda mat rujları tercih edin. İnce ise, koyu renkli parlak rujlar kullanın.
Uygulama
Rujunuza uygun renkte bir dudak kalemi ile ortadan uçlara doğru dudaklarınızı çevreleyin. Dudak kaleminizin ucu iyice açık olmalı.

Dudağınızın her tarafını kalemle doldurun. Böylece hem rujunuzun ömrü uzayacak hem de silinmeye başladığında dudaklarınız cansız görünmeyecektir.
Artık rujunuzu sürebilirsiniz. Uygulamayı fırçayla yaparsanız daha iyi sonuç alırsınız.

Kalıcılığını artırmak için ilk katı sürdükten sonra fazlasını kağıt mendille alın ve ikinci katı sürün.

Işıltılı görünüm için, dudaklarınızın tam ortasına renksiz bir parlatıcı dokundurun.

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yağlı Ciltler İçin tavsiyeler

Yağlı Ciltler İçin tavsiyeler: Özellikle sigara, alkol ve yağlı yiyeceklerden kaçınmalısınız Türkiye de hava kirliliği, sigara, alkol ve yanlış beslenmeden kaynaklanan yağlı ciltlere sık sık rastlanıyor. Yağlı cilt, yağ salgısı fazla olduğundan devamlı parlayan cilttir. Sivilce, akne, siyah nokta ve yağ butonları sık görülür. Cilt kaba ve kalındır. Gözenekler geniş, içleri doludur. Daha çok ergenlik döneminde rastlanır. Yaş ilerledikçe bu problem azalır. Kan dolaşımı kötüdür. Nem oranı normaldir. çabuk kırışmaz, ama erken sarkar.

Yağlı cilt üçe ayrılır:

– Problemsiz yağlı, – Sivilceli akneli yağlı, – Yağlı ve hassas cilt…

Cildi yağlı olanların temizliğe ve yediklerine dikkat etmesi gereklidir. Fast-food, kola, baharat, yağlı gıdalar, sigara, kafein, kuruyemiş, çikolata ve hayvani yağlardan uzak durulmalı; bunların yerine bol bol taze sebze ve meyve tüketilmelidir.

Aşırı ışık, sıcak ve stresten mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Akne prepartları kullanılmalı, gece yatmadan önce cilt temizlenmelidir. Bütün gün boyunca cilt, dış etkilerden yeterince kirlenmiş olduğundan yağlı cildi jelle temizlemek şarttır. Temizleyiciden sonra, alkol oranı yüksek tonik uygulanmalı, haftada bir defa peeling yaparak ve arkasından onarıcı yağ dengeliyici maskeler kullanılmalıdır. Nem bazlı hidrolu nem veren nemlendiriciler ile cilt yağı dengede tutulur.

Cildin sağlığı için sivilce ve aknelerle oynanmamalı ve asla tırnakla sıkılmamalıdır. Yanlış işlemden dolayı, akneler kistleşebilir. Bu da ağır sonuçları beraberinde getirir. Sabun cildin kendi ürettiği yağı ve nemi kurutacağından ayrıca cildin kendine ait pH değerini bozacağından her cilt için uygun değildir. Cildinizin sağlığı ve güzelliği için bu tür problemleriniz varsa, mutlaka uzman bir estetisyenden yardım isteyiniz. Ayrıca leke ve izler kalacağından, açık gözenekler oluşacağından, cildinize yanlış müdahalelerde bulunmaktan kaçınınız.

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Saç dökülmesinin nedenleri ve önlemleri hakkında

Saç dökülmesinin nedenleri
Uygunsuz saç bakımı ve kozmetik ürün kullanımı: Uzmanlara göre; boya, renk açma, düzleştirme veya perma gibi yöntemler, uygun koşullarda yapılmazsa saça zarar verebiliyor. Bu yöntemlerin sık sık veya aynı anda uygulanması da saçı zayıflatıp kırılmasına neden olabiliyor. Saçı çeken atkuyruğu, örgü, sıkı lastiklerle toplama gibi saç şekillerinin de sıklıkla uygulanmaması gerekiyor. Çünkü saç diplerine etki eden sabit çekme kuvveti saç kaybına neden olabiliyor. Sık sık yıkamak, taramak ve fırçalamak ise saçı kırabiliyor.

“FIRÇA YERİNE GENİŞ A?IZLI VE DÜZ UÇLU TARAKLAR KULLANILMALI”
Şampuandan sonra krem kullanmak saç taranmasını kolaylaştırıyor. Islakken daha kırılgan olduğu için, saçı havlu ile ovalayarak kurutmaya çalışmaktan kaçınmak gerekiyor. Uzmanlar, fırça yerine geniş ağızlı ve düz uçlu tarakların tercih edilmesi gerektiğini bildiriyor.

Ailesel saç kaybı: Saç dökülmelerinin en sık rastlanan sebebinin kalıtsal özellik olduğunu bildiren uzmanlar, bu kalıtıma sahip olan kadınlarda saçlarda azalma görüldüğünü, ancak kellik oluşmadığını belirtiyor. Bu duruma ‘erkek tipi kellik’ deniyor ve 10-20-30′lu yaşlarda başlayabiliyor. Son zamanlarda yeni tıbbi tedavi seçenekleri sunulmasına rağmen kalıcı bir düzelme sağlamanın saç transplantasyonu dışında henüz mümkün olmadığını ifade eden uzmanlar, hasta için uygun olacak yöntemin doktor tarafından seçilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Alopesi areata: Bu tip saç kayıplarında düzgün yüzeyli, para büyüklüğünde veya daha geniş yuvarlak yama tarzı alanlar oluşuyor. Nadiren tüm saç ve vücut kıllarında kayıp oluşabiliyor. Her yaşta görülebilen bu tip saç dökülmesini yapan neden bilinmemekle birlikte, birçok hastada saçlar daha sonra kendiliğinden büyüyor.

Doğum sonrası: Gebe bayanlarda saçların büyük bir kısmının büyüme halinde olduğunu ifade eden uzmanlar, doğum sonrasında saçların, saç büyüme döngüsünün dinlenme fazına geçtiklerini, 2-3 ay içerisinde aşırı miktarda döküldüklerini, bu sürecin 1-6 ay kadar sürebildiğini ve çoğunlukla yeniden büyüyerek eski miktarlarına ulaştıklarını bildiriyor.

Yüksek ateş, ağır enfeksiyon ve soğuk algınlığı: Hastalıkların, saçların dinlenme evresine girmesine neden olabildiğini belirten uzmanlar, yüksek ateş ve ağır bir hastalıktan 4 hafta ila 3 ay sonra yoğun bir saç kaybı gelişebileceğini, ancak zamanla saçların eski halini alacağını bildiriyor.

Tiroid hastalıkları: Fazla veya az çalışan tiroid bezinin saç kaybına neden olabildiğini belirten uzmanlar, hastalığın tedavisiyle saç kayıplarının da giderilebileceğini bildiriyor.

Eksik protein içerikli beslenme: Proteinden fakir diyetler yapan veya anormal beslenme alışkanlığına sahip kimselerde protein eksikliği oluşuyor ve vücut proteini muhafaza etmek için saçları dinlenme evresine sokuyor. Bundan 2-3 ay sonra da yoğun bir saç kaybı oluşuyor. Uzmanlar, bu durumun yeterli miktarda protein alınımıyla düzelebileceğini belirtiyor.

MANTAR HASTALIĞI? ÇOCUKLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR
İlaçlar: Uzmanlara göre, bazı ilaçlar geçici bir süre saç dökülmesine neden olabiliyor.

Kanser tedavileri: Bazı kanser tedavilerinin saç hücrelerinin bölünmesini durdurabildiğini belirten uzmanlar, hastaların saçlarının yüzde 90′ını kaybedebileceklerini, ancak terapi sona erdikten sonra saçların tekrar büyüme göstereceklerini ve eski hallerine döneceklerini bildiriyor.

Doğum kontrol hapları: Doğum kontrol hapı kullanan bir bayanda saç dökülmesinin ancak kalıtsal yatkınlıkla oluşabileceğine işaret eden uzmanlar, dökülme gerçekleşirse hapların doktor kontrolünde değiştirilmeleri gerektiğini belirtiyor.

Demir eksikliği: Demir eksikliğinin de saç dökülmesine neden olduğuna işaret eden uzmanlar, bazı kişilerin demiri besinsel olarak eksik aldıklarını, bazılarında ise demirin bağırsaklardan emiliminin yetersiz olduğunu belirtiyor. Bayanlarda adet kanamaları nedeniyle demir eksikliğinin daha sık görüldüğünü bildiren uzmanlar, bu durumun mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Büyük cerrahi girişimler ve kronik hastalıklar: Büyük cerrahi operasyon geçiren hastaların 1-3 ay içinde aşırı bir saç dökülmesi fark edebileceklerini belirten uzmanlar, bu durumun birkaç ay içinde geçebileceğini, ağır kronik hastalığı olan kişilerde ise saç kaybının ömür boyu devam edeceğini bildiriyor.

Mantar hastalıkları: Küçük yamalar halinde kabuklanmalarla başlayıp yayılabilen, saçlarda kırılma, saçlı deride kızarıklık ve şişlik, hatta sızıntıya neden olabilen mantar hastalığının çocuklarda daha sık görüldüğünü belirten uzmanlar, hastalığın mutlaka ilaçla tedavi edilmesi gerektiğini bildiriyor.

Saç koparma hastalığı (Trikotilomani): Çocuklar ve bazen erişkinler, saç, kaş veya kirpiklerini koparıncaya kadar çekebiliyor ve bunu bir alışkanlık haline getiriyor. Uzmanlar, böyle durumlarda psikolojik yardım alınmasını öneriyor.

KADIN TİPİ SAÇ DÖKÜLMESİ

Kadın tipi saç dökülmesinin nedenleri içinden biri Alopesi areta denilen çok uzun yıllardır bilinen bir çeşit saç dökme hastalığıdır. Özellikle kafa derisinde bozuk para büyüklüğünde yama şeklinde görülür ve yerlerde saç dökülmeleri ve saç kayıpları yaşanır. Her yaşta görülen bu hastalık, çoğunlukla 20 yaşın altındaki kişilerde görülür. Kişide sosyal ve psikolojik rahatsızlıklar, stres, sıkıntı ve üzülme durumu yapar. Kişinin kendine olan güvenini azaltır ve ruh sağlığını bozacak fiziki bir görünüme yol açar. Aşırı stres de hastalığı tetikleyerek farklı boyutlara ulaşır ve ne olduğu kolay kolay bilinemez. Tekrarlayan şikayetler artar ve yaşanan bu durum kişinin yaşam kalitesini fazlasıyla düşürür.

Kadın Tipi Saç Dökülmesi Nedir

Alopesi areata eski zamanlardan beri bilinen aromaterapi yöntemi ile uygulanan tedavi şekli, klinik açıdan bakıldığında düzelme görülmesi ilgi çekicidir. Bu tedavinin temelinde çeşitli bitkisel yağların ve yağ asitlerinin tropikal uygulaması bulunur. Özellikle, kekik yağı, lavanta yağı, biberiye yağı, limon yağı, badem yağı, soya yağı, jojoba yağı, E vitamini ve üzüm çekirdeği yağı ile yapılan bu aromaterapi hiçbir şekilde yan etkisi olmadığından, başarılı sonuçlar vermiştir.

Kadın tipi saç dökülmesinin sebebi arasında olan genetik faktörler, yani kromozomlarda saç dökülmesine dair genetik bir kodun olmasıdır. Bu gen genellikle anne ve ya babadan geçen özelliktir. Eğer sülale kavramında saçları dökülmüş bir bayan varsa bu da yine kadınların saç dökülmesine büyük derecede etki eder. Kadınlardaki bu genetik faktörlere dayanan saç dökülmesi yaş, stres, hormonlar gibi etkenlere de fazlasıyla dayanır. Genetik faktörlere dayan bu saç dökülmesinin tedavisi mümkün olmamakla birlikte sadece strese bağlı olan dökülmeler gerekli tedaviyle kontrol altına alınabilir.

Kadınların doğum sonrası dönemlerinde de yine kadın tipi saç dökülmesi görülür. Hamilelik döneminde saç gürleşmesinde, büyümesinde, uzamasında ve dolgunlaşmasında çok fazla artış gösteren saçlar, doğumdan sonra dinlenme evresine geçerek bir altı ay kadar falan durma gözlenir. 6 ay sonrasında aşırı bir saç dökülmesi ile karşılaşan kadın bu durumun bilincinde olması gerekir. Birkaç ay sonra dökülen saçların yerine gelen saçlar yine eski halini alıp yenden döngü içerisine girer.

Kadın Tipi Saç Dökülmesine Ne Neden Olur

50 yaşların üstündeki kadınlarda ortaya çıkan menopoz dönemi de yine kadın tipi saç dökülmesine neden olur. Bu dönemde östrojen hormonu salgılayamayan kadın vücudu, saç dökülmeleriyle sonuçlanır. Bu dönem hayli sıkıntılı ve stresli geçtiği için saç dökülmelerinin yaşanması da zaten olasıdır. Bu dönemlerde kadınlar olduğundan daha fazla rahatlatılmalı gerekirse psikolojik tedavi bile almalıdır. Stresli ortamlardan uzak durmalı ve hep olumlu şeyler için uğraşmalıdır.

Hormonal etkilerde yine kadın tipi saç dökülmesi nedenidir. Bazı vücutta bulunan hormonların saç köklerinde zararlı etkileşim yapması sonucu kafa derisini kaplayan saçlarda değişime neden olur ve saçların büyüme evrelerini kısaltır. Dinlenme evresine giren saçları da artış gözlenir ve saç büyümesi durur. Fazla saç dinlenme evresine girdiğinden dolayı da bu evredeki saçlar dökülür ve o yüzden fazla bir saç dökülmesi görülür. Bu durumdan etkilenen saç kökleri kısalır, incelir ve zayıflar. bundan sonraki saçlarda bu şekilde çıkmaya devam eder.

Kadınların saçları onlar için bir görsel faktör olmasından dolayı saçlarına çok sık boya, röfle, saç açıcı, perma gibi kimyasal madde içerikli ürünler kullandıkları için saçlarına bilmeden zarar verirler. Bu ürünler saça zarar verdiği gibi onları döker ve zayıflamasına ve yıpranmasına neden olur. Bu kadın tipi saç dökülmesi ancak bu işlemlerin ardı ardına yapılmaması ve ya bitkisel içerikli ürünler kullanılması ile aşılabilir.

Saçların çok sıkı toplanarak topuz, atkuyruğu, örgü gibi işlemlerin yapılması da yine saçların çekilme kuvvetini artırdığı ve gerilme gücünden dolayı sürekli bu şekilde yapılan saçlar, belli bir süre sonra, artık dökülmeye yüz tutar. Çünkü saç kökü zayıflamaya başlar ve saçı tutamaz hale gelir, doğal olarak da saç dökülür.

Saçların çok sık yıkanması, sürekli taranması ve ya fırçalanması da saçı döker, özellikle bayanların yaptığı bu hareket onların kadın tipi saç dökülmesi problemine maruz kalması ile açıklanabilir.

Ayrıca saçlara, saç jölesi, spreyi, köpük, şekillendirici ve saç jeli gibi yine kimyasal madde içerikli ürünler kullanması ve bunu sık şekilde yapması saç dökülmelerine neden olur. Bu ürünler kullanıldığı gün yıkanmalı ve saçtan arındırılmalıdır, çünkü bu ürünlerle hava alamayan saç zayıflamaya yüz tutar ve devamında saç dökülmesini getirir.

Saç için kullanılan şampuan ya da sabun gibi ürünler de yine saçın tipine uygun olarak seçilmeli ve özellikle kadın tipi saç dökülmesi yaşayanlar dikkatle kullanılmalıdır. Uygunsuz ve kalitesiz ürünlerin kullanımı saçı dökeceği için buna fazlasıyla dikkat edilmelidir.

Saçı yıkadıktan sonra ıslak saçla taramamalı ve havlu ile nemi alındıktan sonra taramalıyız. Çünkü saçların en kırılgan olduğu zamanlar ıslak olduğu zamanlardır ve kırılan saç zayıflamaya ve yıpranmaya başladığı gibi dökülmelere de sebebiyet verir. Havlu ile kurularken yine dikkatli olmalı saçı hırpalanmadan kurulamalıyız, sadece nemini almak ve saçı kendi haline kurumaya bırakmak en doğru hareket olacaktır.

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Saçın Yapısı hakkında bilgiler

Saçın Yapısı:

Saçla ilgili ve özellikle saç dökülme problemi yaşayan kişilerin saçın yapısını bilmeleri, problemin çözümünde doğru sonuca gitmelerinde oldukça faydalı olacaktır.

Saç dökülmesi yaşayan kişilerin saçlarını kaliteli beslemeleri gerekmektedir. Saçın kimyasal yapısının %95 i proteinden oluştuğuna göre; saçların bu besine ihtiyacı kaçınılmaz olacaktır. Bu besini saçlarımıza garlex besleyici şampuan gibi ürünlerle dıştan verdiğimiz gibi, beslenme yoluylada içten almamız saçla ilgili problemlerin çözümünde oldukça faydalı sonuçlar verecektir.

Saçın yapısı keratin denen proteinden oluşmuştur. Keratin kopmaya ve aşınmaya dayanıklı bir proteindir. Tırnaklar da keratin yapısındadır. Tek bir saç teli kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte 0.05 ile 0.09 mm arasındadır. Saç teli derinin en dış tabakası olan epidermisten çıkar.

Saç Yapısı:
Saç şekli, renkleri hatta cinsi ne olursa olsun temelde saçın yapısı herkeste aynıdır.

Saçın yapısı ve rengi ırklara göre farklılık gösterebilmektedir. Beyez ırktaki insanlarda saç yapısı ovaldir. Afrikalılarda saç kesiti yassıyken Asyalılarsa yuvarlaktır.

Saçın kıvırcık,düz,dalgalı olması saç köknün yapısıyla ilgilidir. Saç kökü düzgün yapıda olanların saçları düz çıkarken, çarpık yapıda olanların kıvırcık ya da dalgalı çıkmaktadır.

Saçın iki bölümü vardır:

1) Saç kökü: Saç teli saç kökünden çıkar. Saç kökü kafa derisinin yağ tabakasına gömülmüştür ve en uçta kalan kısmına “saç soğanı” denir. Saç soğanında ayrıca saça rengini veren melanin pigmentini oluşturan melanosit hücreleri de bulunur. Androjenlerin (erkeklik hormonlarının) reseptörleri de bu bölümdeki hücreler üzerindedir. Saç soğanının en alt kısmında dermal papilla denen damar yumağıbulunur. Bu yapı saçların büyümesi ve beslenmesi için çok önemlidir. Her bir saç kökü iç ve dış olmak üzere iki kılıf tarafından çevrelenmiştir. Saç kökünün çevresinde ayrıca saçı kayganlaştıran sebum salgılayan sebase bezleri de bulunur.

2) Saç gövdesi: Saçın derinin dışında kalan kısmına “saç gövdesi” denir. Saç gövdesi keratine dönüşmüş ölü hücreler, bunları bir arada tutan maddeler ve sudan oluşmuştur.
Saç kökünün etrafında salgı bezleri bulunmakta ve bunların en önemlisi sebum olarak adlandırılan ve saçların kayganlaşmasını dengeleyen salgı bezidir.Sebum çok çalışırsa saçlar çok yağlanırken az çalışır ise saçlar kurulaşacak saç teli zayıflayacaktır.

Saç gövdesi 3 tabakadan oluşmuştur.

Medulla Tabakası: En içte bulunur. Sadece uzun ve kalın saçlarda bulunur.

Korteks Tabakası: Ortada bulunur. Keratin liflerden oluşmuştur. Saç teline esneklik, sağlamlık ve renk veren katmandır.

Kütikül Tabakası: En dışta bulunur. Renksiz ve incedir. Ölü hücre kalıntılarının 89 kat halinde bir araya gelmesinden oluşmuştur. Saç korteksini korur.

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Tırnaklara Oje nasıl sürülür?

Oje nasıl sürülür?
Tırnaklar tıpkı bir kıyafetin aksesuarı gibi yapılan makyajın vazgeçilmezidir. French ya da oje, biraz renk daha şık ve bakımlı görünmemizde etkilidir.

Tırnaklarınıza oje sürmeden önce dezenfekte etmeliyiz. Bunun en kolay yolu kolonya ile tırnakları ovmaktır. İçindeki alkol tırnaklardaki bakterilerin yok olmasını sağlar.

Tırnaklarınıza oje sürmeden önce kuru olduğundan emin olun.

İlk aşama olarak tırnaklarımıza besleyici tırnak koruyucularından bir kat süreriz. Bu koruyucular hem tırnağımıza sürdüğümüz ojenin ömrünü uzatmış, hem de ojeyi çıkarma esnasında asetonun tırnağımıza vereceği hasardan korumuş olur.

Tırnağımıza süreceğimiz ojenin rengini tırnak biçimimize göre seçmek tırnağımızın daha güzel görünmesini sağlar. Uzun tırnaklar, koyu renk ojeyi rahatlıkla ve daha güzel taşıyacak formda tırnaklardır. Koyu kırmızının yanı sıra vişne ve şarap tonları da tercih edilebilir. Kısa tırnaklar için renksiz ya da açık pembe; kısa ve enli tırnaklar içinde açık renkli oje tonlarının kullanılması tırnakların daha zarif görünmesini sağlar.

Ojeyi sürerken ilk olarak tırnağınızın orta kısmına, sonra sağ ve sol kenarlarına uygulayın. bunu yaparken fırçanıza çok fazla oje almaktan kaçının. Çünkü bu ojenin tırnağınız üzerinde düzensiz yayılmasına neden olur. Tırnak boyanması üç seferde tamamlanmış olmalıdır. Sağlık açısından tırnak diplerine oje sürmekten kaçının. Bunun sebebi tırnak diplerinin hava almasını sağlamak ve tırnak kırılmaları için bir nevi önlemdir. Tırnağınızdaki renk tonuna göre gerek görüyorsanız ikinci bir katı ilk kat kuruduktan sonra sürebilirsiniz.

İkinci kat ojede kuruduktan sonra son olarak tırnak koruyucu cilaları uygularız. Bu ojenin daha kalıcı olmasını sağlar.

Ojeler hakkında birkaç püf noktası:
Ojenin formunun bozulmamasını istiyorsanız buzdolabında saklamanızı öneririz. Bu yöntem ojeler için en dayanıklı olanıdır.
Oje kabınızın kapağına yapışmasını önlemek için ağız kısmına az miktarda vazelin sürebilirsiniz.

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın