Peygamberimiz Hz. Muhammed s.a.v. Resûlullah Efendimizin (a.s) Mübârek İsimleri ve Mânâları

HZ. MUHAMMED S.A.V EFENDİMİZ – PEYGAMBERİMİZİN İSİMLERİ ADLARI NELERDİR, İŞTE BUNLARDAN 99 TANESİ

regaib-kandili-resimleri-mesajlari-tebrik-kartlari (14)

Abdullah: Allah (cc)’ ın kulu

Âbid: Kulluk eden, ibadet eden

Âdil: Adaletli

Ahmed: En çok övülmiş, sevilmiş

Ahsen: En güzel

Alî: Çok yüce

Âlim: Bilgin, bilen

Allâme: Çok bilen

Âmil: İşleyici, iş ve aksiyon sahibi

Aziz: Çok yüce, çok şerefli olan

Beşir: Müjdeleyici

Burhan: Sağlam delil

Cebbâr: Kahredici, gâlip

Cevâd: Cömert

Ecved: En iyi, en cömert

Ekrem: En şerefli

Emin: Doğru ve güvenilir kimse

Fadlullah: Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan

Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran

Fettâh: Yoldaki engelleri kaldıran

Gâlip: Hâkim ve üstün olan

Ganî: Zengin

Habib: Sevgili, çok sevilen

Hâdi: Doğru yola götüren

Hâfız: Muhafaza edici

Halîl: Dost

Halîm: Yumuşak huylu

Hâlis: saf, temiz

Hâmid: Hamd edici, övücü

Hammâd: Çok hamdeden

Hanîf: Hakikate sımsıkı sarılan

Kamer: Ay

Kayyim: Görüp, gözeten

Kerîm: Çok cömert, çok şerefli

Mâcid: Yüce ve şerefli

Mahmûd: Övülen

Mansûr: Zafere kavuşturulmuş

Mâsum: Suçsuz, günahsız

Medenî: Şehirli, bilgilive görgülü

Mehdî: Hidayet eden, doğru yola erdiren

Mekkî: Mekkeli

Merhûm: Rahmetle bezenmiş

Mes’ûd: Mutlu

Metîn: Çok sağlam ve güçlü

Muallim: Öğretici

Muktedâ: Peşinden gidilen

Mübârek: Uğurlu, hayırlı, bereketli

Müctebâ: Seçilmiş

Mükerrem: Şerefli, yüce

Müktefî: İktifâ eden, yetinen

Münîr: Nurlandıran, aydınlatan

Mürsel: Elçilikle görevlendirilmiş

Mürtezâ: Beğenilmiş, seçilmiş

Muslih: Islah edeci, düzene koyucu

Mustafa: Çok arınmış

Müstakîm: Doğru yolda olan

Mutî: Hakka itaat eden

Mu’tî: Veren ihsân eden

Muzaffer: Zafer kazanan, üstün olan

Müşâvir: Kendisine danışılan

Nakî: Çok temiz

Nakîb: Halkın iyisi, kavmin en seçkini

Nâsih: Öğüt veren

Nâtık: Konuşan, nutuk veren

Nebî: Peygamber

Neciyullah: Allah’ ın sırdaşı

Necm(i): Yıldız

Nesîb: Asil, temiz soydan gelen

Nezîr: Uyarıcı, korkutucu

Nimet: İyilik, dirlik ve mutluluk

Nûr: Işık, aydınlık

Râfi: Yükselten

Râgıb: Rağbet eden, isteyen

Rahîm: Mü’minleri çok seven

Râzî: Kabul eden, hoşnut olan

Resûl: Elçi

Reşîd: akıllı, olgun, iyi yola götürücü

Saîd: Mutlu

Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan

Sâdullah: Allah’ ın mübârek kulu

Sâdık: Doğru olan, gerçekci

Saffet: Arınmış, seçkin kişi

Sâhib: Mâlik, arkadaş, sohbet edici

Sâlih: iyi ve güzel huylu

Selâm: Noksan ve ayıptan emin olan

Seyfullah: Allah’ ın kılıcı

Seyyid: Efendi

Şâfi: Şefaat edici

Şâkir: Şükredici

Tâhâ: Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi

Tâhir: Çok temiz

Takî: Haramlardan kaçınan

Tayyib: Helal, temiz, güzel, hoş

Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri

Vâiz: Nasihat eden

Vâsıl: Kulu Rabb’ine ulaştıran

Yâsîn: Kur’ân-ı Kerîm’ deki ismi, gerçek insan, insan-ı kâmil

Zâhid: Mâsivadan yüz çeviren

Zâkir: Allah’ ı çok anan

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ordu ili korgan ilçesine bağlı mahalle muhtarları isimleri adları telefon numaraları iletişim bilgileri

ORDU İLİ KORGAN İLÇESİ MAHALLE MUHTARLARI İSİMLERİ KİMLERDİR? İLETİŞİM BİLGİLERİ HAKKINDA BİLGİ VE KAYNAK; Korgana bağlı mahalle muhtarları isim listesi.

ordu korgan resimleri foto galeri

Tepealan Mahalle Muhtarı
İsmail TEPEALAN
Tel No: 0535 324 64 73
Çayırkent Mahalle Muhtarı
Salih KAHVECİ OĞLU
Tel No: 0536 392 58 31
Çiftlik Mahalle Muhtarı
Gülefendi ATİKLİK
Tel No: 0546 210 06 57
Çamlı Mahalle Muhtarı
Ahmet GÜZEL
Tel No: 0535 518 87 35
Aşağıyaylacık Mahalle Muhtarı
Rafet ÇEÇEN
Tel No: 0534 837 49 11
Dip Mahalle Muhtarı
Halis KORGAN
Tel No: 0535 958 87 67
Karakoyunlu Mahalle Muhtarı
Habil YALMANCI
Tel No: 0537 495 13 31
Saraliç Mahalle Muhtarı
Cevat BOLAT
Tel No: 0543 256 25 48
Tepe Mahalle Muhtarı
Ali ACERBAŞ
Tel No: 0537 414 68 24
Yazıcı Mahalle Muhtarı
Abdurrahim KAYABAŞ
Tel No: 0536 546 34 99
Yazlık Mahalle Muhtarı
Nurettin ENGİN
Tel No:0536 831 74 88
Yenipınar Mahalle Muhtarı
Mustafa AÇICI
Tel No: 0535 511 45 69
Yukarıyaylacık Mahalle Muhtarı
Ferhat ÇAĞMAR
Tel No: 0533 278 45 16
Aşağıkozpınar Mahalle Muhtarı
Ahmet İRTEMEK
Tel No: 0538 410 32 15
Belalan Mahalle Muhtarı
Murat DÜZENLİ
Tel No: 0535 295 53 65
Beypınarı Mahalle Muhtarı
Ali KÖKLÜKAYA
Tel No: 0538 594 22 50
Büyükakçakese Mahalle Muhtarı
Ali POLU
Tel No: 0535 694 14 55
Çitlice Mahalle Muhtarı
Hüseyin KURU
Tel No: 0535 694 14 55
Durali Mahalle Muhtarı
Yaşar AD
Tel No: 0537 447 18 23
Karakışla Mahalle Muhtarı
Yunis ESKİ
Tel No: 0536 325 20 89
Koçcuğaz Mahalle Muhtarı
Veysel CAMGÖZ
Tel No: 0536 696 46 10
Soğukpınar Mahalle Muhtarı
Abdullah BAYRAK
Tel No: 0539 476 21 66
Tararcık Mahalle Muhtarı
Yüksel DERE
Tel No: 0536 657 13 03
Terzili Mahalle Muhtarı
Muhammer SADAN
Tel No: 0536 301 41 36
Yeniköy Mahalle Muhtarı
Mustafa MALAY
Tel No: 0535 226 25 31
Yeşilalan Mahalle Muhtarı
Osman CAN
Tel No: 0536 275 23 48
Yeşildere Mahalle Muhtarı
Mustafa BAŞLAMAK
Tel No: 0545 881 87 39
Yeşilyurt Mahalle Muhtarı
Yaşar KANAR
Tel No: 0537 899 17 37
Yukarıkozpınar Mahalle Muhtarı
Mehmet ÇERİK
Tel No: 0535 781 19 03
KORGAN İLÇESİ GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

iklim nedir? iklim çeşitleri, hakkında bilgi ve kaynak

İklim nedir?

iklim-kusakları

Yeryüzünün bir kesiminde veya tamamında, belli bir zamanda gelişen atmosfer olaylarının (hava şartlarının) istatistiki ortalaması. Alınan ortalama; günlük, aylık, mevsimlik, yıllık veya daha farklı devreleri kapsayabilmektedir. Halk dilinde iklim denilince bir yerin yıllık hava şartları ortalaması anlaşılmaktadıriklim

Günlük hava şartları ortalaması ele alınınca buna iklim değil, hava durumu denilmektedir. Hatta aylık hava şartları ortalamasına bile iklim denilmemesi uygun olmaktadır. İklim bir bölgenin hava şartlarını çok yüzeyden alır. Çünkü; bir bölgede o bölgenin iklim özelliklerine uygun olmayan, yani yazılanlara ters düşen hava şartları aylarca hatta yıllarca hüküm sürebilir. Mesela Türkiye’nin en soğuk, kışları çok uzun ve sert, yazları kısa ve serin olan ili Erzurum’da, kışın hiç kar yağmadığı, hava sıcaklığının 0°C’nin altına düşmediği seneler olmuştur.

dünya iklim çeşitleri

Bu sebeple iklim, önce de belirtildiği gibi belli bir dönemdeki hava şartlarının ancak ortalamasıdır.

Ekvator iklimi: Çok sıcaktır, bol yağış alır, yıllık sıcaklık farkı yok denecek kadar azdır. Ekvator ve çevresini etkisi altına alır, alçak basınç altındadır.

Kurak iklim: Denizden uzak bölgelerde görülür, devamlı yüksek basınç altındadır. Çok az yağış görülür. Kurak iklim, step ve çöl iklimi olmak üzere ikiye ayrılır.

turkiye-iklim-haritasi

Yazları yağışlı tropikal iklim: Ekvator iklimi ile kurak iklim arasındaki iklimdir. Sıcaklık, bazen ekvator iklimini de geçer, fakat sürekli değildir. Savan iklimi de denilmektedir.

Muson iklimi: Muson rüzgarlarının tesiriyle Güneydoğu Asya’da görülen bol yağışlı iklimdir. Yıllık sıcaklık farkı fazla değildir. Alcak basınç tesirindedir.

Kışları yağışlı alt tropikal iklim: Bir diğer adı da Akdeniz iklimidir. En beğenilen iklimdir. 30°-40° paralelleri arasında etkilidir. Yıllık sıcaklık farkı çok değildir. En çok kış aylarında yağış alır. Sıcaklık yaz aylarında daha fazladır.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

çanakkale zaferi 18 mart şehitleri anma günü resimler afişler çanakkale savaşı hakkında bilgiler

ÇANAKKALE SAVAŞI ( 18 MART 1915)
18 mart çanakkale şehitlerini anma günü resimleri (16)

18 mart çanakkale şehitlerini anma günü resimleri (6)

Çanakkale Savaşı I. Dünya Savaşı’ nda Osmanlı Devleti’nin Çanakkale Boğazı’nı geçmek
isteyen Uzlaşma Devletleri ile yaptığı savaştır.
Uzlaşma Devletlerinin bu cepheyi açmalarının nedeni boğazları ve İstanbul’u ele geçirerek
Osmanlı Devleti’ nin açtığı öteki cepheleri de yok etmek ve Rusya ile bağlantı sağlayıp araç
gereç yardımı yapmaktı.
Yapısı bakımından savunmaya elverişli olan boğaz Türkler tarafından mayınlanmıştı.
Savaşın ilanından birkaç gün sonra 3 Kasım 1914’ te İngilizler, Seddülbahir ve Kumkale
tabyalarını topa tuttular. Bu çıkarmada Türkler 19 top kaybetti.

çanakkale savaşı resimleri (1)
Yunanlılar’ ın İstanbul’ a girmelerini istemeyen Ruslar kırk bin kişilik yardımcı bir kuvvet
göndermeyi teklif ettiler. Bunun üzerine İngilizler ve Fransızlar, boğazları Ruslara vermeyi
vaat ettiler. Bunun üzerine 18 Mart 1915’ te büyük bir taarruz yapılması planlandı. Uzlaşma
Devletleri 16 harp gemisi ile boğaza girerek tabyaları ateşe tuttular. Gerek mayınlar ve
gerekse bataryaların atışları ile Uzlaşma Devletleri birçok gemi kaybederek geri çekildiler.
Uzlaşma kuvvetleri denizden geçemeyeceklerini anlayınca karadan sızmaya karar verdiler.
İlk çıkarma günü 19. Tümen kumandanı Mustafa Kemal ATATÜRK 17. piyade alayını
Conkbayırı’ na vaktinde yetiştirerek Koca Çimen tepesinin düşman eline geçmesini önledi.
Başlangıçta üç gün içinde Çanakkale Boğazı’ nı geçeceklerini sanarak giriştikleri savaşı biran
önce sonuçlandırmak isteyen Uzlaşma Devletleri yeni kuvvetler sağlamaya çalıştılarsa da bu
çabaları sonuç vermedi.
Çanakkale Savaşı tam sekiz buçuk ay sürdü. Türk ordusunun karşı koymasıyla Çanakkale,
Irak, ve Filistin cephelerinde bir milyona yakın İngiliz ve Fransız askeri, batıdaki ana
cephelerinden uzak tutulmuş oldu. Uzlaşma Devletleri önce 70 000 kişi göndermişlerdi.
Sonradan bu kuvvet 500 000 kişiye çıkarıldı.Bunun 400 000’ i İngiliz, 79 000’ i Fransız
ordusundandı.
İngilizler’ in kaybı 115 000 ölü, yaralı, esir ve memleketine gönderilen; 90 000’ i hasta olmak
üzere 205 000 askerdi. Fransızlar’ ın kaybı 47 000’ di. Türklerde ise şehit , yaralı ve hasta
sayısı, 252 300’ü buldu.

çanakkale savaşı resimleri (14)
18 mart çanakkale şehitlerini anma günü resimleri (5)
Bu savaşta İngiltere’ye bağlı Avusturalya ve Yeni Zellenda askerlerinden oluşmuş ANZAK
askerleri de bize karşı savaştılar. Savaşa katılma kararı ile kısa zamanda kampa alınıp
yetiştirilen ANZAK askerleri iki tümenlik bir kolordu ile savaşa katıldılar.Bu birliklerde Maori
ve Ranatongan adı verilen yerlilerde bulunuyordu.
25 Nisan 1915’ te yapılan bir çıkarma ile savaşa katılan Anzaklar çok kanlı ve çetin
çarpışmalar sonunda 26094’ ü Avusturyalı, 75711’ i Yeni Zelandalı olmak üzere 33665 kayıp
vermişlerdir. Anzaklar bu savaşın amacı ve nedenini bilmemelerine karşın kahramanca
savaşmışlardır. Bu savaş onlara sömürge olduklarını değil milli karakter taşıyan insanlar
oldukları duygusunu kazandırmıştır.
Dünya tarihinin akışını geçmişte Çanakkale kadar değiştiren pek az savaş olmuştur. Bu
savaş Türk Milleti için bir ışık olmuştur.

18 mart 1915 çanakkale,
çanakkale zaferi,çanakkale savaşı ile ilgili bilgiler kısa

18 mart çanakkale şehitlerini anma günü resimleri (15)

1. Dünya Savaşı içinde 3 Kasım 1914 – 9 Ocak 1916 tarihleri arasında Çanakkale Boğazı’nda cereyan eden savaşlara Çanakkale Savaşları denir.

Merkezi devletler yanında savaşa giren Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmak amacıyla İtilaf devletleri tarafından düzenlenmiş olan Çanakkale harekatı, I. Dünya Savaşı’nın en önemli askeri faaliyetidir.
Osmanlı Devleti’nin Almanya yanında savaşa girmesiyle zor durumda kalan İngiltere ve Fransa, Rusya ile temasa geçip savaş güçlerini arttırmak, Orta Avrupa’ya sızan Alman-Avusturya ordularını arkadan çevirmek için bu harekatı gerekli görmüşlerdi.

Boğazlara yönelik harekatın ilk deniz hücumu 3 Kasım 1914’te iki İngiliz harp gemisinin Ertuğrul ve Seddülbahir, iki Fransız gemisinin de Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombardımana tutmasıyla başladı. İlk etapta bu saldırılar istenilen sonucu vermedi. Daha sonra Fransız Amiral Robeck bütün gücüyle boğazı zorlayarak İstanbul’a ulaşmak için hazırlıklara başladı. 17 Mart 1915’te yapılan plana göre mayınlardan temizlenmiş olan boğazın aşağı kesimlerinden bütün savaş gemileriyle boğaz zorlanacaktı.

Fakat aynı günün akşamı Türk donanmasına mensup, Yüzbaşı Hakkı Bey kumandasındaki Nusret Mayın Gemisi’nin Karanlık Liman bölgesini tekrar mayınlaması deniz harekatının kaderini değiştirdi. 18 Mart 1915 sabahı boğaza giren İngiliz Ve Fransız filoları boğazın her iki yakasında açılan ateş ve dökülen mayınların etkisiyle mevcudunun %35’ni kaybedip geri çekilmek zorunda kaldı.

18 mart çanakkale şehitlerini anma günü resimleri (7)

18 Mart bozgunu İtilaf devletlerine karadan destek alınmaksızın yalnız deniz kuvvetleriyle boğazın geçilemeyeceğini gösterdiğinden General Hamilton’un emrinde bir çıkarma ordusu hazırlanmaya başladı. Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinden oluşan kolordu (Anzaklar) Arıburnu’na, İngiliz ve Fransız kuvvetleri de Seddülbahir’e çıkartılacaktı. 25 Nisan 1915’te sabaha karşı bu çıkarma başladı. Bu çıkarmaya karşılık Beşinci Ordu İhtiyat Tümeni kumandanı Mustafa Kemal komutasındaki 57. Alay ve Ecebat bölgesindeki 27. Alay çıkarma bölgesine sevkedildi. Böylece kıyıya çıkan İngiliz ve Fransız kuvvetleri geri püskürtülmüş oldu.

İtilaf kuvvetleri aynı şekilde Seddülbahir’e çıkarma yaparak Kirte’yi ele geçirmeye çalıştılarsa da Türk kuvvetlerinin karşı taarruzları sonucu başarısızlığa uğradılar. Daha sonra Anafartalar, Arıburnu, Merkeztepe, Sivritepe, Kanlısırt dolaylarında şiddetli çatışmalar yaşandı. Türk birlikleri savunmanın yanında karşı taarruzlarda da bulundular. Kısmi başarılar elde edilmesine rağmen, sahil şeridi üzerinde tutunmaya çalışan Anzak Kuvvetlerinin şiddetli müdafaları nedeniyle kesin bir sonuç alınamadı. Bundan sonra savaş bütün cephelerde siper savaşı haline dönüştü. Nihayet İtilaf kuvvetleri kesin bir sonuç almak için, bütün takviye kuvvetleriyle Arıburnu’nun kuzeyinden Anafartalar’a asker çıkarmaya başladı.

Dörtgün süren muharebeler sonucu İtilaf kuvvetleri Yarbay Mustafa Kemal komutasındaki kuvvetler tarafından Conkbayırı mevkiinde durduruldular. Böylece I. Anafartalar Zaferi’nden sonra İtilaf kuvvetlerinin yaptıkları bütün taarruzlar sonuçsuz kaldı.

Son olarak 21 Ağustos’ta II. Anafartalar Muharebesi’nde de İtilaf kuvvetleri yenilgiye uğradı. İtilaf Kuvvetleri 19-20 Aralık’ta Anafartalar ve Arıburnu’ndan, 8-9 Ocak’ta da Seddülbahir’den çekildiler…

18 mart çanakkale şehitlerini anma günü resimleri (12)

Çanakkale Savaşının Sonuçları
# Çanakkale Savaşları her savaş gibi ardında kan, ölüm ve gözyaşı bıraktı. En iyimser rakamlarla 213.000 Türk, 215.000 İtilaf kuvveti askeri olmak üzere toplam 428.000 kişi öldü.
# Türk ordusunun Balkan Savaşı’nda zedelenen ve hatta yok olmaya yüz tutan prestiji kurtarılmış oldu. Ordu ve millet, bu zaferin getirdiği moralle kurtuluş savaşına girebildi.
# Çanakkale Muharebeleri, Mustafa Kemal (Atatürk) gibi askeri bir dahiyi yarattı, Birinci Dünya Harbi’nin bitiminden hemen sonra başlayacak olan Milli Mücadele’nin bu eşsiz liderini Türk ulusuna kazandırdı.
# Çanakkale Savaşları sonucunda batılılar müttefikleri Rusya’ya yardım edemediler. Böylece mahsur kalan Çarlık Rusyası, içerden çöktü, kanlı bir rejim değişikliği oldu.
# Anzak asker ve komutanları, Çanakkale’de yiğitçe döğüşen Türklerin hem asker, hem de insancıl yönlerini yakından izleyerek, onların kendilerine tanıtıldığı gibi barbar bir ulusun çocukları olmadığını görüp anlamak fırsatını buldular. O günlerde oluşan bu dostluk atmosferi hala sürmekte.
# Çanakkale’de Türk ulusu, binlerce okumuş ve aydınını da kaybetti. Kesin olmayan tahmini rakamlara göre, 100.000’den fazla öğretmen, mülkiyeli, tıbbiyeli ve Türk ocaklarında yetişmiş okur-yazar yitirildi.
# Bu kayıpların olumsuz etkileri, savaş sırasında olduğu kadar, daha sonra da fazlasıyla hissedildi. Nitekim, 1923’te Cumhuriyetin ilanından sonra, Atatürk’ün başlattığı inkılaplar ve bunların paralelinde girişilen reformların kitlelere yaygınlaştırılıp mal edilmesinde, hayli sıkıntılar çekildi.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

sebzeler, sebze çeşitleri nelerdir? sebze bitkileri isimleri adları hakkında bilgi

yenilebilir sebze bitkileri hakkında bilgiler açıklamalar, hangi sebzeden ne yemeği yapılır faydaları nelerdir işte ayrıntılı bilgiler.

sebzeler

Sebzeler

Sebzeler daha çok sulak ve ılıman iklimleri seven bitki türleridir. Türkiye bu bakımdan sebze yetiştirmeye uygun topraklara sahip bir ülkedir. Bu durum ülkenin dört bir tarafında birbirinden farklı türde sebzeciliği kendiliğinden ortaya koymuştur. Yeşil yapraklı sebzelerin çoğu kez batı bölgesinde rağbet görmesine karşın son dönemde sulu tarım ve bahçecilikle ülkenin dört bir yanında yetiştirilmektedir.

Türk mutfağı sebze kullanımı bakımından olağanüstü zenginliklere sahiptir. Gerek sebze çeşitlerini kullanmak gerekse bu sebzelerden farklı türlerde yemek yapabilme becerisi Türk mutfağının zenginliğinin bir göstergesidir.

Acur

Kabakgillerden kabuğu çizgili ve nadiren tüylü, bir hıyar çeşidi gibi görünse de gerçekte bir kavun çeşididir. Hıta adıyla da bilinir. Türkiye’nin daha çok Güney Doğusunda turşu yapımında kullanılır.

Bakla

Baklagillerden kazık köklü bir bitkidir. Yemeklik olarak kullanılan baklanın Sakız baklası, Sultani bakla, Bayrampaşa baklası gibi taze yenen çeşitleri vardır. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde yetişir. Kurutulmuşundan da çeşitli yemekler yapılır. Bakla ezmesi Fava bunlardan birisidir.

Bamya

Ebegümecigillerden bir bitki. Bamya, yaş ve kuru olarak tüketilebilir. Tazeyken toplanmalı ve tüketilmelidir, çünkü olgunlaştıkça kartlaşır. Türk mutfağında tazesi ve kurusundan etli ve zeytinyağlı olarak yapılan türleri vardır.

Bezelye

Baklagillerden bir bitkidir. İlk ve orta çağlardan beri bilinen bir sebzedir. Bu sebzenin yeşil taneleri, ya da taneleri kabuğu ile yenir. Daha çok taze tüketilir. Kurutulmak yerine konserve ederek saklanır. Yemeği yapılabileceği gibi, salatalara da konulabilir.

Biber

Patlıcangiller familyasından Türkiye’de bolca yetişen ve çeşitleri olan bir bitkidir. Tazeyken yeşil kuruyunca kırmızıya dönüşen gövdesi yenir. tohumları ve damarları genellikle acı olur. Türkiye’nin hemen hemen her yerinde yetişir; şekline ve kullanım yerine göre çeşitli isimler alır: Sivri biber, çarliston biber, süs biberi, domates biberi, Ayaş biberi, dolmalık biber, kırmızı biber… Güney Anadolu’da ince kıyılarak salça halinde de kullanılır.

Börülce

Baklagillerden bir bitkidir.Türk mutfağında taze halde iken yemeği yapılabildiği gibi daha çok kuru halde olan şekliyle kullanılır. Bkz. Baklagiller

Domates

Patlıcangiller familyasından ve anavatanı Güney ve Orta Amerika olan bir yıllık bitkidir. Aslında yenen kısmı çekirdekli meyvesi olmasına rağmen, sebze olarak anılır. Türkiye’nin dört bir yanında yetişebilmektedir. Mutfak kültürüne yaklaşık yüz yıl önce girdiği söylenir. Ancak yemekler içinde ağırlıklı bir konumu vardır. Pek çok salata türüne konulabildiği gibi, yemeklere de lezzet veren özelliğinden ötürü tercih edilir. Kırmızı gövdeli olgun domatesin yanı sıra, yeşil ve sarı domatesler de Türk mutfağında kullanılır, örneğin turşu yapımında. Pek çok yörede salça yaparak da kullanıldığı görülür.

Ebe gömeci

Çiçekleri şifalı, yaprakları da sebze olarak yenilen, kendi kendine yetişen bir ottur. 20-70 cm boyundadır. Yapraklarından sade ve kıymalı yapılan yemekleri daha çok şifa niyetine yenir. Türkiye’nin hemen her yerinde yetişir, ancak daha çok batı kesimlerde yenir.

Enginar

Mavi-mor renkli çiçekler açan, yeşil sert yapraklı, 50-150 cm boyunda bir bitkidir. üst yaprakların ortasında bulunan çiçek, gövde kısmı, etli ve dokuludur. Türk mutfağının daha çok Ege ve İstanbul Mutfaklarında tanınır. Kerevizli, baklalı enginar ve enginar dolması zeytinyağlı yapıldığında meze ve çeşni yemekler sınıfında yer alırlar.

Fasulye

Orta Amerika’nın baklagiller familyasından bir bitkidir. Türkiye’nin hemen her yerinde yetişir. Pek çok çeşidi vardır. Çalı fasulyesi, Ayşekadın Fasulye, Boncuk vd.. Taze iken yeşil gövdesinden yemek yapılabildiği gibi, tazesinin turşusu veya reçeli de yapılabilir. İri taze fasulyenin çekirdekleri kurutularak elde edilen kuru fasulye Türk mutfağının en temel yemeklerindendir. Yörelere göre farklı yapılış çeşitleri vardır ve hepsi de ayrı lezzetlerdir. Kuru fasulye etli, kıymalı, pastırma veya sade yapılabilir.

Havuç

Maydanozgiller familyasından, kökü koni biçiminde olan etli ve yoğun dokulu daha çok sebze olarak yetiştirilen bir bitkidir. Türkiye’de yemeklere konulan bir tür yansebze olmakla birlikte, salatası ve turşusu yapılan bir bitkidir. Sarı, kırmızı ve mor renkleri bulunur. Turşulara renk vermek için sıkça kullanılır. Güney Anadolu mutfağında havuçtan yapılan turşu çeşitleri çoktur. Tadının tatlı olması sebebiyle çiğ olarak da yenebildiği gibi, son dönemlerde bazı tatlılara da konulmaktadır.

Hıyar(Salatalık)

Kabakgillerden olan hıyarın meyvesi daha çok yeşil, uzuncu ve çekirdeklidir. Tekten, turşularda veya salatalarda kullanılır. Türkiye’nin her yerinde yetişmesine karşın yörelere göre değişen çeşitleri ve lezzetleri vardır. İstanbul’da Çengelköy ve Langa hıyarı en meşhur olanlar arasındadır.

Hindiba

Frenk Salatası, Radika ya da Endiv olarak da bilinir. parçalı yaprakları ve açık mavi renkli çiçekleri vardir. Yapraklarından salata olarak yararlanıldığı gibi sıcak yemek de yapılır.
Türkiye’de daha çok yabani hindibanın yaprakları ilkbaharda toplanarak şifalı ot ve sebze olarak tüketilir.

Ispanak

Yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitkidir. Ana vatanının iç Asya olması ihtimali yüksektir. Türkiye’nin pek çok yerinde yetişir ve kıymalı ve sade yemeği yapılır. Bununla birlikte ıspanak kavurması, yumurtalı ıspanak, ıspanaklı börek gibi yemeklerde de kullanılır.

Kabak

Kabakgiller familyasından bir sebzedir. Bu familyanın diğer üyeleri, kavun, karpuz, hıyar (salatalık) ve acurdur. Bununla birlikte kestane kabağı, helvacı kabağı, bal kabağı, sakız kabağı, yemeklik kabak gibi birkaç çeşit kabak Türkiye’de bulunmaktadır. Sivri, açık yeşil sapına doğru ince tüyleri olan yemeklik kabaktan çok sayıda yemek çeşidine rastlanır. Kabaklama, karıncalı kabak aşı, mücver bunlardan birkaçıdır. Bal kabağından ise tatlı yapılır.

Karnabahar

Turpgillerden yaprakları lahanaya benzeyen ve gövdeyi kaplayan, çiçekleri etli ve pütürlü bir sebzedir. Salçalı ve kıymalı yemeği yapılır. Daha çok Türkiye’nin batı kesimlerinde bilinir.

Kereviz

Maydanozgillerden yaprakları daha iri ve kökü yumru biçiminde olan ve sebze olarak kullanılan bir bitkidir. Yumru gövdesi turpa benzer ve sarımsıdır. Türk mutfağının ağırlıklı sebzelerinden değildir. Batı bölgelerinde ve İstanbul’da revaçtadır. Kerevizin yemeği, etli ve zeytinyağlı yapılabilir.

Kuşkonmaz

Gövdeleri dik, yeşil düzgün yüzlü ve yaygın dallı bir bitkidir. Dalları ince olup, yeşil renkli, 3-6 tanesi bir aradadır. Yapraklar küçük ve zarımsıdır. Çiçekler teker teker veya çift olarak yaprakların koltuğunda bulunur. Yöresel mutfaklarda çorbası ve salatası yapıldığı gibi çoğu kez çiğden yenir.

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Belsoğukluğu hastalığı nedir? nasıl bulaşır? hakkında bilgi

Belsoğukluğu nasıl bulaşır
Belsoğukluğu cinsel temasla insandan insana geçen bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır.

Hastalık erkeklerde idrar yolunun ağzında yanma ve kaşıntı ile başlar. Hafif akıntı, kızarıklık ve şişkinlikten başka, akıntı sebebi ile yapışıklık vardır. Daha sonra koyu sarımtırak yeşil, kokusuz, cerahatli bir akıntı başlar. İdrar yaparken yanma da olur.

Tedavi edilmeyen vakalarda iltihap idrar yolunun, yani uretranın arkasına da bulaşır. İdrar yolu iltihabı (uretrit) kronikleştiğinde (müzmin hale geldiğinde) sabahları sıvı damlalar ve yapışmalar olur, çoğu defa da cinsel bir hastalık korkusu yerleşir.

Kadınlarda da sık idrar etme ve yanma belirtileriyle uretrit şeklinde başlayan gonore, etrafa yayılarak vulvit, vaginit gibi iltihabi hastalıklara sebep olur. Gonore mikrobu kan yoluyla yayılarak cinsel organların dışında da hastalık yapmaktadır. Bunların arasında gonore konjunktiviti, gonore artiti (gonor-troz), gonore endokarditi vb. sayılabilir. Hastalıktan korunmak için erkek ve kadın en ufak bir akıntıda doktora başvurmalı, şüpheli temaslardan kaçınmalıdır. Eşi hasta olanların prezervatif (kılıf) kullanması gerekir.

Kadınlarda ise mikrop alındıktan sonra klinik olarak hemen belirti vermeyebilir. Belirti vermeye başladıktan sonra rahim ağzı, idrar yolu ağzı ve vajinada akıntıya yol açar. Akıntının yapısı erkekteki gibidir. Ayrıca idrar yolları şikayetleri de yapabilir. Kadında yukarı cinsiyet organlarına sıçrar, onlarda iltihaba sebep olabilir. Hatta bazen karın zarına atlayarak karın zarı iltihabı dahi yapabilir.

SAĞLIK BİLGİLERİ kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

cuma gecesi akşamı resimli mesajları kutlama tebrik kartları güzel sözlü fotolar görselleri

MÜBAREK CUMA GECEMİZ HAYIRLI OLSUN, CUMA GECESİ RESİMLİ DUALAR, EN GÜZEL CUMA MESAJLARI TEBRİK KARTLARI

cuma gecesu duası - resimleri (8)
RABBİM CÜMLEMİZİN DUALARINI KABUL ETSİN İNŞ.
ALLAH’ım! BizIeri rahmetinin o engin IütfuyIa bağışIa, bize merhamet et. Bize hidayet ver ve sırat-ı müstakimden ayırma. HayırIı CumaIar.
rp_cuma-mesajlari-27.jpg
CUMA GECEMİZ MÜBAREK OLSUN TEBRİK KARTLARI
Ey Rabbimiz! Bu gün edeceğimiz duaIarımızı kabuI et ve bizi Makam-ı Mahmud’a komşu oImaya mazhar oIanIardan eyIe. HayırIı CumaIar.

cuma gecesu duası - resimleri (6)
SEVDİKLERİNİZ İÇİN EN GÜZEL RESİMLİ GÜZEL SÖZLÜ CUMA TEBRİĞİ
MeIekIer daima duacınız oIsun. Yüreğiniz ferah, iIhamınız boI oIsun. SevgiIi peygamberimiz, şefaatçimiz oIsun. Cumamız mübarek oIsun.
cuma gecesu duası - resimleri (3)
CUMA GÜNÜ VE GECESİ RESİMLİ FOTOLAR GÖRSELLER
Ey Rabbim! Dinimizden doIayı bizi ziIIete düşürmeye çaba sarf edenIere fırsat verme. BizIeri İsIamın yoIundan ayırma. Amin. HayırIı nurIu cumaIar.

cuma4

İSLAMİ DİNİ KONULAR kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Uyku Nedir? uyumak hakkında bilgi

Uyku Nedir?
rüya yorumları

Uykunun sebebi veya fonksiyonu bilinmemektedir. Chicago üniversitesi uyku araştırmalarından Allan Rechtschaffen uykunun hiç bir fonksiyonu olmadığını tespit etmiştir. Adale yorgunluklarının azalmasına rağmen vücudun dinlenmesi için uykuya ihtiyacı olmadığını söylemiştir. Çünkü vücudumuzdaki hücrelerin kendi kendilerini tamir etme yeteneği vardır. Araştırmacıların tespitlerine göre bu esnada faaliyetten uzak olmasına, ya dinlenme veya uyku durumunda bulunmasına da gerek yoktur.
Uyku sırasında alınan EEG kayıtları üzerinde yapılan incelemelerde beyinde faaliyetsizlik görülmemiştir. İngiltere Milli Fizik Laboratuarı Kompütür bilimleri bölümünde psikolog araştırmacı Dr. Evans’a göre uykunun tek maksadı rüya görmemiz için, zemin hazırlamasıdır. Stanford Tıp Merkezi Uyku Kliniği doktoru Dr.William Dument’in görüşüne göre ise; rüya görmek son derece önemlidir.
Rüyalar fiziki dengenin oluşmasını sağlamaktadır. Temple Üniversitesinden Koruyucu ilaç profesörü Dr. Fred Rofers uykunun aktif hayattan tamamıyla uzaklaşmak olmadığını,bilakis yavaşlayan kalp de dahil olmak üzere uzuvlarımızın değişik bir tip yaşayış durumuna girdiğine inanmaktadır. Fakat yine de aklımıza şu sorunun gelmemesi mümkün değil. Uyku geceye ait bir alışkanlık olabilir mi? Uyku araştırmacılarının babası olarak bilinen Nathaniel Klietman uyku haline geçebilmek için bir faaliyet sisteminde kritik bir seviyenin altında şiddetli bir durum olması gerektiği inancındadır. Bütün kainata ölçülü bir hareket,yani ritim hakimdir. Med-Cezir, güneş ve ayın doğup batmaları, mevsimler, dünyanın ekseni etrafında dönmesi ve daha pek çok düzenli ve maksatlı hareketler hep bu ritmi bize gösterirler.
Dr. Franz Halberg normal durumda ve 24 saatlik bir periyotta meydana gelen değişmeler için “circation” kelimesini kullanmıştır. Vücut dengesi zamana bağlı ritim değişmeleriyle sağlanır. Organlarımızın ritminin en yetersiz olduğu anlarda uyku bastırır. Gecenin ilk uyku dönemine hızlı olamayan göz hareketi manasına gelen “NREM-non Rapid Eye Movement” denilmektedir. Vücudun dinlendiği en sakin uykudur bu. Nefesimiz düzgün ve sakindir. EEG kayıtları ve beyin faaliyetleri düzgün ve imtiyazlıdır. Horlama da bu uyku döneminde vuku bulur. Hızlı göz hareketi denilen (REM Rapid Eye Movement) faal uyku halidir.Vücut hareketsiz olmakla beraber yüzde ve parmak uçlarında düzensiz hareketler vardır. Horlama kesilir. Nefes düzensiz haldedir. Yani hızlı ve yavaş arasında ritim değişikliği görülür. Bazılarının kanaatlerine göre REM uyku hali değil bir çeşit sara nöbetidir.
Gece uykumuzun 1.5 ile 2 saati REM uykusudur. NREM ve Rem dereleri 70 ile 110 dakika arasında değişir. Ortalama 90 dakika olarak kabul edilmektedir. Ruhi depresyon geçirenler REM uykusu olmadığı sürece kendilerini daha rahat hissederler. Rüya görme hadisesi ekseriye REM döneminde olmaktadır. Pek çok kişi yatıştırıcı ve uyku verici ilaçları almalarına rağmen REM döneminde faal uyku halinden kurtulamazlar. Halbuki alınan ilaçlarda REM’i tamamen veya kısmen ortadan kaldırılması aranmaktadır.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

OKYANUSYA KITASI ÜLKELERİ VE ŞEHİRLERİ HAKKINDA BİLGİLER

OKYANUSYA

okyanusyanın dünya üzerindeki yeri haritası bölgesi

AVUSTRALYA

Yüzölçümü : 7.686.420 km²

Nüfus : 16.090.000

Başkent : Canberra

Önemli Şehirler : Canberra, Sydney, Melbourne, Brisbane, Adelaine, Perth.

Yeri : Hint okyanusunda anakara sayılabilecek büyüklükte bir adadır.

Dil : İngilizce

Din : Protestan, Katolik

Para birimi : Avustralya doları

SYDNEY OPERA BİNASI (1973 Avustralya)

1959’da Sydney’e bir opera binası yapmak için düzenlenen tasarım yarışmasına 32 ülkeden 222 kişi katıldı. Kazanan neredeyse hiç tanınmayan, 40’lı yaşlarında Hollandalı bir mimar, Joern Utzon oldu. Diğer yarışmacıların çoğu gibi binanın yapılacağı yeri hiç görmeden, fotoğraflara bakarak çalışmıştı. Tasarımı, kısmen Sydney’in eşsiz güzellikteki limanında duran yatların yelkenlerinden, kısmen de Meksika’da gördüğü Maya ve Aztek tapınaklarından ilham almıştı.

Utzon’un tasarımı diğerlerine göre çok daha sıra dışı ve heyecan verici olmasının yanı sıra, hayata geçirilmesi en zor projeydi. Önerilen binanın hem görüntüsü hem de yapım masrafı büyük tartışmalara yol açtı. Sydney sokaklarındaki taksi şoförleri bina üzerine, yumrukların konuştuğu tartışmalara girdiler. Binanın 1963’te açılması ve yedi milyon dolara mal olması bekleniyordu. Ancak 10 yıl sonra açılabildi ve tutarı 100 milyon doları geçti. Paranın çoğu düzenlenen piyangolarla toplandı. Aralıksız tartışmalar ve şiddet olayları arasında proje yine de ilerledi. Utzon 1966’da hoşnutsuzluk içinde istifa etti. Yapının güzel beton iskeletinin ya da ‘yelkenlerinin’ (elips paraboloitler), orijinalindekine uygun yapılmasının imkansız olduğu anlaşıldı ve tasarımda değişiklik yapıldı. Sorunu çözmek için binlerce saat süren bilgisayar çalışmaları yapıldı. Sonuçta ortaya çıkan yapı Utzon’un tasarımının olduğu kadar, Ove Arup’un mühendisliğinin de bir zaferidir.

Opera Binası resmen 20 Ekim 1973’te, Kraliçe II. Elizabeth tarafından açıldı. Bina, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana inşa edilmiş en güzel yapılarından biri olma iddiasını taşır. En iyi limanın suları üzerinden görüntü veren bina, havalanmaya hazır dev bir kuğuyu andırır.

Geceleri projektörle aydınlatıldığında ise olağanüstü bir güzelliktedir.

Bina, limanın yanında, adını koloninin ilk valisinin Aborijin bir arkadaşından alan Bennelong Noktası’nda kurulmuştur. Bina 1.8 hektarlık bir alanı kaplar. Çatı iskeleti 161 bin ton ağırlığındadır ve 350 km lik kablolarla desteklenir. Yelkenlerde bir milyondan fazla temizlik gerektirmeyen ve güneşte parlayan anti bakteriyel, seramik İsveç kiremidi bulunur. Bina, dünyadaki en büyük tiyatro perdelerine sahiptir. Yün perdelerin her biri yaklaşık 93 metrekare alanı kaplar ve altı kişi tarafından çekilir. Konser salonundaki org dünyanın en büyük mekanik orgudur ve 10 bin 500 boruya sahiptir. Binada beş farklı gösteri salonu, bir sinema ve iki restoran bulunur. Opera salonu 1550, konser salonu ise 2700 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. Sydney Senfoni Orkestrası, Sydney Filarmoni Korosu ve Sydney Tiyatrosu, isabetli bir şekilde “siyah kuğuların ülkesindeki beyaz kuğu” olarak anılan bu binada gösterilerini sergiler.

PASKALYA ADASI (11. ve 16. Yüzyıl Arası)

Galapagos Adaları’ndan 3220 km ve 1888’de dahil olduğu Şili’nin Valparasio bölgesinin batısına 4200 km uzaklıkta.

Paskalya Adası, gerçeğin kurgudan daha garip olabileceğinin bir kanındır. 16 – 18 – 24 km ölçülerinde, kabaca üçgen şeklinde bir volkanik ada, Pasifik Okyanusu’ndaki diğer yerleşimlerden kilometrelerce uzakta yer alır. İlk Avrupalılar 1722 yılında Paskalya Günü’ne denk gelen bir pazar gününde adaya yaklaştıklarında, adanın tuhaf bir şekilde okyanusa bakan heykellerle çevrili olduğunu gördüler. Yine de yerliler misafirperver görünüyordu ve ziyaretçileri adaya çıkmakta cesaretlendirmek için kıyıda ateşler yaktılar. Kaptan Roggeveen ve Hollandalı tayfaları yerlilerin üç ayrı ırktan olduğunu fark etmişti. Bazıları esmer, bazıları kırmızı derili ve bazıları soluk benizli ve kızıl saçlıydı. Kimilerinin ortalarına diskler geçirilmiş şaşırtıcı genişlikte kulak boşlukları vardı ve bunlar heykellere özel bir saygı gösteriyordu. Ellerini koydukları her şeyi çalmak bir kenara, bu insanlar oldukça dost canlısıydı. Ancak ortalıkta çok az kadın vardı ve nüfusun çoğu muhtemelen yer altındaki mağaralara saklanmıştı.

1770’te Peru’dan yola çıkan İspanyol kaşifler de benzer gözlemlerde bulundu. Yerliler hala dost canlısıydı ve toprakları iyi işlenmişti, ancak sadece dört yıl sonra adaya ulaşan Kaptan Cook, çok farklı bir manzarayla karşılaştı. Topraklar çıplak ve bakımsız, yerliler kayıtsız ve neşesizdi. Daha önce silah ya da savaş eğiliminin izi yokken, şimdi tahta sopalar ve mızraklar taşıyorlardı. Dev heykeller zarar görmüştü ve artık kimse onlara tapmıyordu. 19’uncu yüzyılda ada, köle tacirlerinin hedefi haline geldi ve 1862’de Peruluların büyük köle avı son derece yıkıcı oldu.

Paskalya Adası yerlilerini ortadan kaldırmaya çok yaklaşmışken, batı dünyası sonunda adanın halkını ve kültürünü incelemeye başladı. Hıristiyan misyonerler geriye kalan ve Make -Make adını verdikleri bir tanrıya tapan nüfusa din değiştirtmeye çalışırken, yerlilerin evlerinde minyatür putlar sakladıkları ancak kimsenin artık bunlara tapmadığı ortaya çıktı. Üzerlerine hiyeroglif işaretleri kazınmış tahta tabletler keşfedildiğinde, yazı yazmayı bilen bir topluluk oldukları anlaşıldı. Tabletlerin bazıları paganizme ait olmaları sebebiyle yok edildi ama birkaçı kurtuldu. Rongo – rongo tabletleri olarak bilinen tabletler, bir soldan sağa, bir sağdan sola birbirini takip eden satırlar halinde yazılmıştı ama işaretlerin anlamları o sırada adada yaşayanların da çözemediği bir sır olarak kaldı.

Yine de Paskalya Adası’nın en etkileyici özelliği, adalıların “moai” dedikleri ve binlercesi bulunan dev heykellerdir. Birçoğunun boyu 3.7 ile 4.6 metre arasında, ağırlıkları ise 20.3 ton civarındadır.

Bazılarının uzunluğu 9.8 metreye kadar yükselir ve ağırlıkları 91.5 tonu bulur. Heykeller, büyük kafalar, çıkık çeneler ve uzatılmış kulaklarla abartılı bir görünüme sahiptir. Bazılarının kafalarının üzerinde kırmızı kayalardan şapkalar vardır. Bir taş ocağında, tamamlanmamış heykeller de bulunmuştur.

Adalıların bu ağır taşlan nasıl taşıdığına dair birçok söylenti var. (Yerel efsaneler heykellerin yürüdüğünü bile iddia ediyor) Araştırmalar, heykellerin ağırlık merkezinin hafif olduğunu ve 15 kişinin halatlar kullanarak bir heykeli şaşırtıcı bir hızla taşıyabileceğini gösteriyor. Heykellerin ayakları yoktur ve ilginçtir ki Paskalya Adası dilinde bacakları kullanmadan yürümek anlamına gelen bir kelime bulunuyor. Heykellerin nasıl yapıldığı ve yerlerine nasıl taşındığı artık bir sır değil. Ama hala cevaplanmamış sorular var. Neden? Ne için? Tanrıları mı, atalarını mı temsil ediyorlar? Neden denize bakıyorlar? Heykeller sessizliğini koruyor…

NAN MADOL (12. Yüzyıl Caroline Adaları)

Micronesia’nın Caroline Adaları’ndadır.

Kısa bir zamana kadar Ponape olarak bilinen Pohnpei, Caroline Adaları içinde son derece güzel bir volkanik adadır. Pasifik Okyanusu’nda Ekvator ve Yengeç dönencesi arasında dağılmış 2000’in üzerinde micronesia adasından biri olan Pohnpei, ortalama 337 kilometrekarelik bir alana sahiptir ve yaklaşık 25 bin kişinin evidir. Volkanik manzarası ve yılda 838 santimetreyi bulan yağmurların yağdığı iklimiyle beslenmiş bitki örtüsünün haricinde birçok doğal güzelliği bulunan ada, sıra dışı bir yerleşim yeri olan Nan Madol’un bulunduğu yer olarak ünlüdür. Kanallarla birleşen yüzlerce küçük, yapay adalardan oluşan Nan Madol’a Pasifik’in Venedik’i denir. Uzak geçmişte, büyük olasılıkla 12’nci yüzyılda Saudeleurlar adı verilen bir hanedanlık, bu adalar üzerinde binalar inşa etmeye başlamış. Yapılarda Pohnpei’de tuhaf altıgen sütunlar halinde doğal olarak bulunan siyah bazalt taşı kullanılmış. Nan Madol’u inşa edenler bu taşları sadece kırmadan ve büyük miktarlarda taşımakta değil, ustaca kullanmakta da yetenekliymişler. Yapay adaların, bazalt sütunların dış katmanlarından yapılan 9.1 metre yüksekliğinde duvarları bulunmaktadır. Bu duvarlar yine siyah bazalttan yapılan binaları koruyordu. Kalıntılar gösteriyor ki, bu topluluk için dini törenler hayata önemli bir parçasıydı. Kazılarda, ev hayatıyla ilgili kanıtlar yetersiz olsa da, tapınak, mezar ve yönetim merkezi olduğu sanılan tüm yapılar ortaya çıkarıldı.

Burada bir fırtına tanrısına tapılırdı (şiddetli yağmurların yağdığı düşünülürse şaşırtıcı değil) ve kutsal havuzlarda çeşitli deniz canlıları beslenirdi. Bir törende kutsal yılanbalığı kullanıldığı ve pişirilmiş kaplumbağa ile beslendiği söylenir. Nan Dovvas bölgesinde özenle hazırlanmış mezarlar bulunurdu. Burada yüksek duvarlarla korunan dört mozole vardı ve bu bölge görülebilecek en büyük ayakta kalan yapıdır. Birçok bina asıl yüksekliklerine dair bilgi veremeyecek kadar yıpranmış durumdadır. Nan Madol’un yapımının 300 yıl aldığı sanılıyor. Ağır bazalt sütunlar Pohnpei’deki bir ocaktan, sahilin güneydoğu kıyısındaki bölgeye taşınırdı (su taşımacılığından mümkün olduğunca yararlandıkları sanılıyor). Micronesia adalarında hiç metal kaynağı bulunmadığı için, kayaların kesilip şekillendirilmesi, metal aletlerin yardımı olmadan gerçekleştirilmiş. Bir dönemde Saudeleurlar saf dışı edilmiş. Tam olarak ne olduğu bilinmiyor ama efsane bunda fırtına tanrısının parmağı olduğunu söylüyor ve Nan Madol’un güneydoğudaki başka bir adada yaşayan Kosraeliler tarafından işgal edildiğine dair bir söylenti var. Avrupalılar ve Amerikalılar 19’uncu yüzyılda bölgeyi keşfe çıktığı sırada Nan Madol terk edilmişti. Bugün ayakta kalan binaları gezmek için bir bot turu düzenlemek hiç de zor olmasa bile, ada sakinlerinin bir kısmı buranın hayaletli olduğuna inanıyor.

BATI SAMOA

Yüzölçümü : 2.832 km²

Nüfus : 169.000

Başkent : Apia

Önemli Şehirler : Apia

Yeri : Pasifik’te bir ada devletidir. Fiji ve Tonga ile komşudur.

BRUNEİ DARÜSSELAM

Yüzölçümü : 5.565 km²

Nüfus : 267.000

Başkent : Bandar Seri Begawan

Önemli Şehirler : Bandar Seri Begawan

Yeri : Borneo’nun kuzeyinde yer alır.

FİJİ

Yüzölçümü : 17.640 km²

Nüfus : 772.000

Başkent : Suva

Önemli Şehirler : Suva

Yeri : Batı Pasifik’te ada devletidir.

KİRİBATİ

Yüzölçümü : 886 km²

Nüfus : 69.600

Başkent : Bairiki

Önemli Şehirler : Bairiki

Yeri : Büyük okyanus’ta ekvatorun iki yanına serpili adalardan oluşur.

SOLOMON ADALARI

Yüzölçümü : 26.600 km²

Nüfus : 314.000

Başkent : Honiara

Önemli Şehirler : Honiara

Yeri : Batı Pasifik’te bir ada devleti olan Solomon Adaları’nın en yakın komşusu Papua Yeni Gine’dir.

TONGA

Yüzölçümü : 675 km²

Nüfus : 108.000

Başkent : Nuku’alofa

Önemli Şehirler : Nuku’alofa

Yeri : Batı Pasifik’te bir ada devleti olan Tonga, Fiji ve Yeni Zellanda ile komşudur.

TUVALU

Yüzölçümü : 25 km²

Nüfus : 9.000

Başkent : Funafuti

Önemli Şehirler : Funafuti

Yeri : 9 adadan meydana gelen Tuvalu, Güneybatı Pasifik’te bir devlettir.

VANUATU

Yüzölçümü : 14.250 km²

Nüfus : 150.000

Başkent : Vila

Önemli Şehirler : Vila

Yeri : Güneybatı Pasifik’te bir ada devlettir.

YENİ ZELLANDA

Yüzölçümü : 268.676 km²

Nüfus : 3.397.000

Başkent : Wellington

Önemli Şehirler : Wellington, Auckland, Christchurc, Manakau.

Yeri : Başlıca iki adadan oluşan bir takımada devletidir. Avustralya’nın güneyindedir.

Dil : İngilizce, Maori dili

Din : Anglikanlık, Katoliklik

Para birimi : Zelanda Doları

Önemli coğrafi yerler : Waiwera ırmağı, Cook dağı.

ROTORUA (1880 Sonrası Yeni Zelanda)

Yüzyıl kadar önce Rotorua, buhar ve sülfür kokusuyla sarılmış kaynakların ve gayzerlerin havaya aralıklarla kaynak suları fışkırttığı, bataklık ve çalılarla kaplı bir çorak alandı. Bugün ise yeşil ve ağaçlı bitki örtüsüyle Yeni Zelanda’nın en popüler yerlerinden birisidir. 60 bine yaklaşan nüfusuyla Rotorua şehri, nüfusunun 10 katı kadar ziyaretçi çekiyor. Maorilerin Arawa kabilesi, Avrupalıların gelişinden yüzyıllarca öncesinden beri burada yaşıyordu. Bu kabile hala yerel Maori kültürünün merkezini oluşturur. Maori savaşlarında İngilizleri destekleyen kabile, bunun sonucu olarak diğer kabilelerin saldırısına uğradı. Sağlığa faydası olduğu düşünülen kaplıcalar Avrupalıların bölgeye ilgisini artırdı ve 1880 yılında Yeni Zelanda hükümeti Rotorua Gölü kıyısına bir spa yapılması için Arawa kabilesiyle anlaştı. Bugün şehrin merkezini bu spa oluşturuyor.

Buradaki orijinal Maori köyü Ohinemetu’da, 19’uncu yüzyılda yapılmış ve oymalarla süslü bir toplantı evi bulunur. Ahşap oymacılığı en fazla saygı gören Maori el sanatıydı. Bu sanat yerel mitlere görsellik kazandırarak sürdüren dini bir sanattı. Ahşap oymacılığı sadece erkeklere özgüydü. Kadınların çalışan bir oymacıyı izlemeleri bile yasaktı. Maori köylerinin ruhani merkezi toplantı evleriydi. Canlı kabul edilen bu evlerin içi göbeğini, tavanı ayakta tutan sütun omurgası ve çatının hemen altındaki mask da başını oluşturuyor. Toplantı evleri tanrıları, atalarını, geçmişte yaşanmış olayları anlatan oymalarla süslüdür ve kabilenin bir nevi tarihini ve ruhunu yansıtır.

Maori oymacıları yeteneklerini Hıristiyan yapılarında da gösterdi. Örneğin 1910’da Ohinemetu’da yapılan yarı ahşap St. Faith Kilisesi, bol miktarda oyma işi ve dokuma duvar süsüyle bezelidir. Pencerelerden birinde ise Maori şeflerinin giydiği tüylü mantolardan giymiş, Rotorua Gölü üzerinde yürüyen bir İsa resmi yer almaktadır. Kilisenin dışında Maori şeflerinin sıcak su buharından zarar görmemeleri için yerden yüksekte yapılmış mezarları bulunmaktadır. Bugün Whakarewarewa (kısaca Whaka) bölgesindeki Maori Sanat ve El Sanatları Enstitüsü’nde genç ustalara geleneksel sanatlar öğretiliyor. Burada oymacılar ve dokumacılar iş başında izlenebilir. Maori köyündeki enstitü, eski usul yüksek kazıklarla çevrelenmiş ve içeriye grotesk hayvan figürleri, kafalar ve yerel bir efsanenin kahramanı iki sevgilinin figürlerinin işlenmiş olduğu heybetli bir kapıdan giriliyor. Buradaki toplantı evinde geleneksel Maori dansları ve ilahileri yerel kostümler içinde sergileniyor. Burada da sayısız gayzer, kaplıca ve kaynak çamur havuzları var. Maorililerin geleneksel buharda yemek pişirme yöntemleri de burada gösteriliyor. Avrupa spasının merkezi olan Tudor Kuleleri, aynı zamanda köyün ana banyosu. Bowling ve kriket alanlarıyla güzel bir bahçe içine kurulu spa, özünde İngiliz bir görüntüye sahip, ta ki 100 derecede kaynayan havuzu fark edene kadar.

DÜNYA ŞEHİRLERİ & ÜLKELER kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Rüya Nedir? Bilinçaltı ve Rüya Hakkında bilgiler Açıklama ve Kaynak

Bilinçaltı ve Rüya
rüya yorumları

Daha mutlu, başarılı ve güçlük olmak istiyorsanız, insanlarla daha iyi iletişim kurmaya çalışıyorsanız, öncelikle bilinçaltındaki takıntılarınızdan kurtulmalısınız. Bunun yolu da, rüyalarınız aracılığıyla alt beyninizin farkına varmanızdan geçiyor. Rüya analiziyle bunu gerçekleştirmeniz mümkün…
RÜYA: “Yoldayım. Yanımda küçük kızım ile onun yanında bir çocuk daha var. Kız mı oğlan mı bilmiyorum. S. (komşum) ile karşılıklı konuşuyoruz. Onun yüzünde birden kendi yüzümü görüyorum. Zaman zaman S. oluyor, zaman zaman ben oluyorum. Saçlarım omuzlarımda (daha kısadır). Fön çekmişim ve çok güzelim. Yüzüm pırıl pırıl, aydınlık.”
ANALİZ: Komşusunun dişi güce ulaştığını (vajinal orgazmı bildiğini) kabul ederek onu kıskanıyor ve kendisini onun yerine geçiriyor. Vajinal orgazmı öğrenip, dişi güce ulaştığında pırıl pırıl ve aydınlık olacağına alt beyin sistemi de ikna olmuş. Tipik bir iyileşme rüyası…
Okuduğunuz paragraf, kitaplardan edindiğimiz tipik bir rüya tabiri değil, uzmanlık alanı uyku “psikofizyolojisi” olan Psikiyatrist Doç. Dr. Nusret Kaya’nın kaleme aldığı “İyileşme Kitabı”nda yer alan bir rüya analizi. O “alt beyin” ile “üst beyin” arasında oluşan ve rüyalara yansıyan “takıntılarımızı” rüya analizleriyle ortadan kaldırarak bilincimizi yeniden kaynağına doğru açmayı hedefliyor. Ancak, altını önemle çizmekte yarar görüyoruz: Rüya analizini, rüya tabiri veya yorumuyla karıştırmamanız gerekiyor. Batı’da pek çok psikiyatristin uyguladığı “Rüya Analizi”, başlı başına bir bilim dalı. Peki, rüyalarımız hem ruhsal sağlığımız hem de insanlar arası iletişimde neden bu denli önem taşıyor?
rüya hakkında bilgi

Rüyalar mesaj gönderiyor…
Rüyalar, alt beyin ve şuuraltı sistemlerinin özel bir evrensel sembol diliyle üst beyne verdiği mesajları içeriyor. Şuuraltı ve alt beyin sistemleri rüyayı görüyor, üst beyin sistemi hatırlıyor ve yazıyor. Böylece en azından alt ve üst beyin arasında bir temas kuruluyor. Bu mesajları şu şekilde özetleyebiliriz: Üst beyne yani, farkında olduğumuz üstteki kişiliğe “Senin beyninin derinliklerinde şu şu takıntılar var. Bunları halledemezsen, o muhteşem alt beyinsel enerjini sağlıklı olarak kullanamazsın” diyor rüyalarımız. Dolayısıyla rüyalarınız çözümlenerek daha huzurlu, daha enerjik olmanız sağlanıyor. Rüya görmediğinizi düşünüyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Çünkü, her insan her gece rüya görüyor. Rüyalarınızı hatırlamaya özen gösterirseniz, mutlaka hatırlarsınız.
Üst beyin önemli, ancak…
Doç. Dr. Nusret Kaya, beyni, “sağ ve sol” yerine, “üst ve alt beyin” olarak tanımlıyor. Bir de bu ikisinin arasında Nusret Kaya’nın ilkel libido seviyesi olarak tanımladığı bir tabaka mevcut. Üst beyin, bir milimetre kalınlığında, girintili-çıkıntılı, kabuk görünümlü, gri hücrelerden oluşan bir yapı. Tıptaki adı da “korteks” Beynin her iki yarım küresini de kaplayan, bir buçuk metrekarelik bir zar. Bu bölümün maksimum kapasitesi yüzde 28. İşte biz bu korteksle, yani üst beynimizle okuyoruz, yazıyoruz, düşünüyoruz, çalışıyoruz, konuşuyoruz, para kazanıyoruz… Dolayısıyla, genelde baktığımız zaman, bir üst beyin dünyası mevcut. Hepimiz konuşuyor, ancak hiçbirimiz kolay kolay birbirimizi anlamıyoruz. Neden mi? Çünkü, üst beyin genelde zeka, para ve şekille ilgili ve biz tüm beynimizi üst beynimiz sanıyoruz. Oysa, mutlaka alt beynimizin farkına varmamız, ona ulaşmamızı engelleyen takıntılarımızın neler olduğunu bilmemiz gerekiyor. Ancak şuuraltı denen, Nusret Kaya’nın ise “ilkel libido” olarak adlandırdığı takıntılar yüzünden, alt beynimizle bağlantısız yaşıyoruz. Alt beynin daha huzurlu, başarılı, enerjik olmamız ve insanlarla daha iyi iletişim kurmamız açsısından neden önemli olduğuna gelince…
Alt beyne ulaşmak şart!
Nusret Kaya, beynimizi bir buzula, bir Aysberg’e benzetiyor. Buzulun üstünü hepimiz biliyor, görüyoruz. Ama, ondan çok daha büyük ve derin olan, altını görmediğimiz için, daha kapsamlı, daha büyük ve daha derin olduğuna hiçbirimiz inanmıyoruz. İşte, Nusret Kaya’ya göre önemli olan buzulun altını incelemek ve çözümlemeye çalışmak. Kaya, “Biz, tüm beynimizi, korteksin oluşturduğu kadar zannediyoruz. Bence en büyük yanılgımız bu. Korteks dediğimiz, sadece buzulun üstü” diyor. Alt beyin, beynin beyaz hücrelerden oluşan yüzde 72’lik bir bölümü kaplıyor. Üst beynin aksine, duygularımız başta olmak üzere, sezgisel iletişim ve güçlerimiz ise alt beynimizle bağlantılı. Yani, alt beyin, tüm duygularımızın ve içgüdülerimizin kaynağını oluşturuyor. Alt beynin işlevleri bununla da sınırlı değil. Ayrıca, RNA yoluyla atalarımızdan gelen bilgi şifrelerini depoluyor. Bir diğer görevi de; iç organlarımızı çalıştırmak. Otonom sinir sistemi dediğimiz kalbimizin çarpması, bağırsaklarımızın çalışması, tansiyonumuz tüm bunları düzenliyor. Dolayısıyla, alt beyin çok daha kapsamlı, çok daha güçlü özellikler taşıyor.
Takıntılardan kurtulmalı ama nasıl?
Nusret Kaya’ya göre insanların büyük çoğunluğu neredeyse yüzde 99’u alt beyni kullanmıyor. Çünkü, üst beyin ve alt beynin ortasında şuuraltı var. Burada seksüel içerikli takıntılarımız yer alıyor. Bu takıntılardan kurtulamazsak, ömür boyunca alt ve üst beyin bağlantısı kurulamıyor, alt beyindeki koca bir hazine kaybedilebiliyor. Burada esas olan üst beyni devre dışı bırakıp, alt beyne olumlu telkinler yapmak. Bu konuda Batı’da psikoanaliz yoluyla, rüya analizi ve serbest çağrışım metoduyla üst beyin devre dışı bırakılarak alt beyne inmeye çalışılıyor. İşte, rüya analizleriyle bu takıntılardan kurtularak beynin iki bölümünün bağlantısı sağlanıyor. Böylece üst beyinler daha güçlü oluyor. Bu da mutluluk, başarı, yaratıcılık, güç ve barış anlamına geliyor.
rüya analizi

Alt beyin takıntıları yumuşayınca…
Kaya’ya göre takıntılarımızdan kurtulduğunuzda üst beyinlerimiz netleşecek, yaratıcılığı yakalayacağız, gücü yakalayacağız, insanlarla iletişimimizde, onların alt beyinlerinin de farkına varacağız. Çünkü, insanlarla hatta diğer canlılarla üst beynimiz şekillere bağlı olarak, alfa frekansıyla iletişim kurarken, alt beynimiz delta frekansı ile daha derinden iletişim kuruyor. Bu delta frekansı, insanların kendi aralarındaki ve diğer varlıklarla ilişkilerinde son derece önemli rol oynuyor. Rüya analizinin nasıl uygulandığına gelince…
Rüyalarınızı not edin…
Üst beynin devre dışı bırakılabildiği her dönemde alt beyne inmek mümkün. Onun için, üst beynin devre dışı kaldığı rüyaların analizi son derece önem taşıyor. Peki, rüya analizi nasıl gerçekleşiyor? Rüya analizinde, eğitim ve çevresel durumunuz ne olursa olsun, ilk görüşme “bilgi verme” seansından oluşuyor. Bu seansın sözel kısmı, psikiyatristinizle yaptığınız “genel sohbet” anlamında işleniyor. Yazılı kısmında ise size beynin yapısı ve rüya analizi terapisinde yararlanacağınız yazılı dökümanlar veriliyor. İlk seansın sonunda, uykudan önce baş ucunuza bir kağıt kalem koymanız ve ne kadar garip, saçma, ayıp, komik olursa olsun, hatırlayabildiğiniz tüm rüyaları, uyanır uyanmaz ya da en geç kahvaltıdan önce, tüm ayrıntılarıyla yazmanız öneriliyor. Yani, rüyalarınızı üst beyin tam olarak devreye girmeden yazmanız şart. Aksi takdirde, üst beyin devreye girdiğinde rüyalarınızı yorumsuz olarak yazmanız mümkün olmayabiliyor. Ayrıca rüyalarınızı kimseye anlatıp, yorumlatmamaya da özen gösterin. Çünkü yanlış bir yorum, alt beyninizin takıntılarının artmasına yol açıyor.
Analizlerle huzuru yakalayın
Genelde iki üç seans beyin kapınızın açılması için yeterli oluyor. Yazdığınız rüyaların sayısı 5-6′ ya ulaştığında ikinci seansın başlaması için doktorunuzdan randevu alıyorsunuz. Bu seansta 3-4 rüya analizi ağırlıklı seans yapılıyor, şuuraltı ile buzulun altından bahsediliyor. Bunun sonucunda ise alt beyin takıntılarına inme imkânı yakalanıyor. Alt beyin takıntılarınızın farkına vardıkça, onların yumuşamaya başladığını hayretle izliyorsunuz. Son seans çalışması ise özel olarak geliştirilen bir alt beyin çalışmasından oluşuyor. Seçilmiş ses ve müzik eşliğinde yapılan uygulamalar, rahatlamanızı sağlıyor ve iyileşmenize yardımcı oluyor.

HAKKINDA BİLGİLER kategorisine gönderildi | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ordu ili ve ilçeleri hakkında geniş bilgi açıklama, ilçeleri köyleri yemekleri gezilecek görülecek yerleri, ordu hakkında herşey

ORDU İLİ VE İLÇELERİ HAKKINDA GENİŞ BİLGİ

ordu ili şehir resimleri görünüşü

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü : 6.001 km²

Nüfus : 830.105 (1990)

İl Trafik No : 52

Doğanın tüm güzelliklerinin cömertçe sergilendiği bir belde olan Ordu, deniz turizmi imkanları bakımından Doğu Karadeniz bölgesinde en şanslı il durumundadır.

Bölgenin en temiz kumu ve bölgenin en uzun kıyı şeridine sahiptir. Kıyı şeridinde, birbirinden güzel koylar, doğal ve sağlıklı plajlar ve çeşitli mesire yerleri mevcuttur.

Yeşil ile mavinin hünerlice kucaklaştığı şehri; şair şu dizelerle anlatmaya çalışmıştır.

Ben Ordu’yu anlatırken bütün şiirler susar

Elvan elvan bir sis alır başımı

Tenim yağmur olur gökyüzünde

Ruhum çocuklaşır ninni ninni

Dalgalanır bu masal denizinde.

Peştamalın moru kıskanır diye

Ben Ordu’yu anlatırken söyleyemem

Bin bir tonda o yemyeşil kuşağı

İncir dalında, yosun kuytuda

Emine kız gözlerinde söyler

Oysa yedi ton yeşil kokar Ordu sokakları.

İLÇELER

Ordu ilinin ilçeleri; Akkuş, Aybast, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gölyalı, Görgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey ve Ünye’dir.

Aybastı : Aybastı, tarihsel kalıntılar açısından zengin bir ilçedir. Karacalı Kilisesi, Sefalık Köyü Hamam kalıntıları, Şeyh Hasan, Kümbet Evliyası, türbeleri ve ziyaret yerleriyle Perşembe Yaylası görülmeye değer yerlerdir.

Fatsa : Doğal yer altı kaynakları açısından şanslı olan ilçede, Ilıca kasabasında şifalı su bulunmaktadır. Bu suyun romatizma, bel ağrısı, böbrek rahatsızlığı gibi hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Elmaköy’de birçok hastalığa şifa olduğu bilinen Acısu bulunmaktadır. Kız kulesi, çınar ve ulu ağaçlar, Göreği manastırı, Cıngırt kaya ve Gaga gölü ilçede görülmeye değer yerlerdir.

Gürgentepe : Gürgentepe tarihsel açıdan zengin kalıntılara sahiptir. Tikenlice köyü mağara mahallesinde 11 adet kaya mezarı vardır. Bölgede Hıdrellez şenlikleri uzun yıllardan beri bu ilçede yapılmaktadır.

Kabadüz : İlçe Ordu’nun 21 km. güneyindedir. Çambaşı Yaylasının turizm merkezi ilan edilmesiyle, yörede yayla turizmi hızla gelişmektedir.

Kabataş : İlçe merkezi Ordu’ya 93 km. uzaklıktadır. İlçede görülmesi gereken yerler arasında Şidabdal Türbesi, Gülbahçe Evliyası Karaibrahim Evliyası ve Ertepesi sayılabilir.

Kumru : Dikkate değer etkinlik Düzoba Yayla Şenlikleridir. İlçe doğal yapısı bakımından yayla turizmine çok elverişlidir.

Mesudiye : Mesudiye’de yaylacılık geleneği sürmektedir. Adından en çok söz ettiren yaylalar Keyfalan ve Taştekne’dir. Yayla ve kültür şenlikleri ile Vosvos şenliklerinin bir bölümü bu yörelerde gerçekleştirilmektedir. Meydandüzü şenlikleri de yayla turizmine bir örnektir. Mesudiye, eski yerleşme sahaları, höyükleri, tümülüsleri ile Ordu’nun hemen her dönemine ait en çok taşınmaz kültür varlıklarına sahip bir ilçedir.

Perşembe : Ordu’ya 13 km. uzaklıktadır. Perşembe İlçesi bir kıyı şeridine kurulduğu için, doğal plajlara sahiptir. İlçenin tarihi ve arkeolojik değerlerinden biri de Yason Kilisesidir.

Ulubey : İl merkezine 23 km. uzaklığındadır. Ulubey ilçesi zengin doğal güzelliklere sahiptir. Kaya mezarları, sarp deredeki kemer köprüler ile Şeyh Abdullah ve Salih Derviş ziyaretgahları tarihsel ve kültürel zenginliklerini oluşturmakta, iç ve dış turizm açısından da önem arz etmektedir.

Ünye : Ünye Kalesi, Kaya Mezarı, Tozkoparan Kaya Mezarı, Hamamlar, Yunus Emre ziyaretgahı ve tescili bulunan sivil mimarlık örnekleri , Ünye-Niksar İpek Yolu, Çamlık, Çakırtepe, Çınarsuyu Tesisleri, Asar Kaya Milli Parkı, doğal plajlar ve Acısu mevkii görülmeye değer yerlerdir. Ayrıca, İlçenin kıyı kesiminde turistik tesis, kamp yeri ve pansiyon işletmeciliği de son derece gelişmiştir.

NASIL GİDİLİR?

Karayolu : Ulaşım karayolu ile yapılmaktadır.

Otogar Tel : (+90-452) 233 17 98

Havayolu : Trabzon veya Samsun havalimanı kullanılabilir.

( Samsun havalimanı 165 km, Trabzon havalimanı 181 km)

Denizyolu :

Liman Tel : (+90-452) 223 29 27

GEZİLECEK YERLER

Müzeler

Etnografya Müzesi

Adres: Selimiye Mah. Taşocak Cad. – Ordu

Tel: (452) 223 25 96

Ordu ilinin kuruluş yeri olan Kotyora (Bozukkale), kentin ikinci kuruluş yeri olan Bayramlı (bugün Eskipazar olarak biliniyor), Eski Cezaevi (Kilise), Bayadı Köyü sınırları içerisindeki Kurul Kayası Yerleşmesi, Etnografya Müzesi (Paşaoğlu Konağı), Büben Kaya Mezarları, Hatipli Mezarlığı il merkezindeki önemli tarihi değerlerdir.

İlçelerdeki tarihi yerlerden; Fatsa ilçesindeki Bolaman Kalesi Cıngırt Kayası; Ünye ilçesindeki Ünye Kalesi, Gürpınar Köyünde Kaya Mezarları, Şeyh Yunus Türbesi; Perşembe ilçesindeki Yason Kilisesi; Mesudiye ilçesindeki Meletios Kalesi, Kale köyü Kalesi, Kaya Mezarları; İkizce ilçesindeki Ağcakale Köyünde birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilen Gençağa Kalesi görülmeye değer tarihi yerlerdir.

Kurul Kayası: Kurul Kayası Eski Yerleşim Alanı, merkez ilçe Bayadı Köyü Kurul Kayası üzerinde yer almaktadır. Bu alanda ana kayanın oyulması ile yapılmış bir sarnıç ve su yolu olduğu tahmin edilen basamaklarla aşağıya inen bir dehliz bulunmaktadır. Bunların yanı sıra bina kalıntıları ve değişik dönemlere ait seramik parçaları yüzeyde görülmektedir.

Yason Burnu: Yason Burnu Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı, Perşembe ilçesi Çaytepe Köyü sınırları içinde yer alan bu sit alanı, denize uzanan küçük bir yarımada şeklindedir. İkinci derece doğal ve arkeolojik sit alanı olarak korumaya alınmıştır. Bu alan üzerinde bir kilise, bahçe duvarı kalıntısı ile birlikte halen ayaktadır. Bunun yanı sıra deniz kıyısı boyunca uzanan duvar kalıntılarından bazı kısımlar, antik liman ve balık üretme havuzları günümüze kadar gelmiştir.

Camiler

Antik İbrahim Paşa Cami (Orta Cami-Merkez): Şehrin orta yerinde bulunduğu için halk tarafından Orta Cami olarak adlandırılmakta olup, 1800 yılında Atik İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Caminin ilk mihrabı, Selçuklu Mimarisi tarzında yapılmış ve uzun yıllar camide kalmışsa da 1340 yılında sökülerek bugünkü Selimiye Camisine yerleştirilmiştir. Aynı yıllarda ampir devri mimarisinde, yumuşak taşlarla o günün mimari anlayışı içerisinde zengin motiflerle hazırlanan süslü mihrap konulmuştur. Caminin çift şerefeli tek minaresi vardır.

Doğal Güzellikler ve Plajlar

Ordu ilinin yamaçlarına serildiği ve Türkülere konu olan Boztepe, Gülyalı ilçesinde doğal plajı ile Turnasuyu, Akkuş ilçesinde Küçükkertil, Fatsa ilçesinde Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilen Gaga Gölü, Gölköy ilçesinde Ulugöl, Harçbeli, kış sporlarının yapılabileceği Aydoğan Tepesi, Ulubey ilçesinde Sayacabaşı önemli doğal güzellikleridir.

Ünye ilçesinde Çamlık Çakırtepe, Uzunkum, Mesudiye ilçesinde Eriçok Tepesi, Zile Yaylası, Cüle Yaylaları, Perşembe ilçesinde Efirli önemli yayla ve mesire alanlarıdır.

Yaylalar

İlde geleneksel mevsimlik yaşama biçimi olan yaylacılık günümüzde hala canlılığını sürdürmektedir. Turizm Merkezi ilan edilen Çambaşı Yaylası, Aybastı-Perşembe Yaylası, Mesudiye-Keyfalan Yaylası, Yeşilce-Topçam Yaylaları ve Akkuş-Argın Yaylası, ayrıca Cüle Yaylası, Aydoğan Yaylası, gerek doğal güzellikleri gerekse büyük yerleşim kapasiteleriyle Karadeniz Bölgesinin önemli mevsimlik rekreasyon alanlarıdır.

Kuş Gözlem Alanı

Akkuş Adası

İl: Ordu

İlçeler: Perşembe

Yüzölçümü: 2

Rakım: 0 – 20 m

Koruma: yok

Başlıca Özellikleri: kayalık kıyı adaları

Kuş Türleri: Tepeli karabatak (90 çift) popülasyonuyla önemli kuş alanları statüsü kazanır.

COĞRAFYA

Ordu, kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Giresun, batısında Samsun, güneyinde Sivas ve Tokat illeriyle çevrilidir.

Genel olarak dağlık olan Ordu İlinin önemli dağları Canik ve Karadeniz Dağlarıdır. Dağlar kıyıya paralel uzanır. Batıdan doğuya doğru yükseklikleri artan bu dağlar, akarsular tarafından kesilerek derin vadiler veya yaylalar meydana getirmişlerdir. Bu yaylalarda yüksek tepeler bulunur.

Ordu’da tipik bir Karadeniz iklimi hakimdir. Kışlar serin, yazlar ılık geçer. Yılın hemen hemen bütün aylarında yağış vardır.

TARİHÇE

Tarihçilerin yaptığı araştırma ve kazılarda, Ordu ve çevresinde ilk yerleşim izlerinin M.Ö.15 bin yıllarına kadar uzandığı görülmüştür. M.Ö. 2 bin yıllarında Doğu Anadolu’nun iç kesimlerinden, Karadeniz bölgesine gelen Halipler yörenin dağlık kesimlerine yerleşmişlerdir. Uzun süre bu bölgede varlıklarının sürdüren bu kavim maden işleme sanatında ileri gitmiş ve tunçtan mükemmel silahlar yapmışlardır. Yörenin özelliğine göre ahşap malzeme kullanan bu kavmin kalıntılarından bugün fazla bir eser kalmamıştır. Bununla beraber Eskipazar bölgesinde, Bayramlı adı verilen Eski Selçuk dönemi yerleşmesinin adı, 1398 yıllarında Halipia adı ile anılmaktadır.

Yıldırım Beyazıt’ın tarihte Samsun’u ele geçirmesi ile Halipia emiri Giresun Fatihi Hacı Emirzade Süleyman Bey Osmanlı hakimiyetini kabul ederek, bölgeyi Osmanlılara terk etmiştir. Ordu ili M.Ö. I. Binde Hitit hakimiyeti sınırları içine girmiştir. Kotyora ise VIII. yüzyılda Miletliler tarafından kurulmuştur. Şehrin bugünkü Bozukkale mevkii olduğu belirtilmekte ise de, kale küçük ve XI. yüzyıllarda yapılmış bir karakoldan başka bir şey değildir. Çevrede de şehrin varlığını kanıtlayacak Arkeolojik buluntulara rastlanılmamıştır. Muhtemelen eski Kotyora’nın yine Bayramlı civarında Delikkaya ve yöresinde bu bölgede bulunan çok sayıdaki arkeolojik verilerden anlaşılmaktadır.

Ordu toprakları Medler ve Perslerin yaşantısına da sahne olmuştur. M.Ö. 400 yıllarında 10 binlerin Ric’atı sırasında Ordu’nun antik şehre gelişi ve meşhur Ksenefon nutuklarına sahne oluşu önemli tarihi bir olaydır.

Ordu ili daha sonraki devirlerde Roma ve Bizans hakimiyetine girmiş ve 1204-1264 yılları arasında ise Kommenus toprakları sınırları içinde kalmıştır.

XIII. yüzyılda Selçuklu Devleti sınırları içinde yer alan Ordu, XIV. yüzyılda Osmanlı egemenliğine girmiştir. Ordu ilçesi 1920 yıllarına kadar Trabzon vilayetine bağlı bir kaza iken, 17 Nisan 1920 tarihinde merkezi Ordu olmak üzere Canik Sancağına bağlı olan Fatsa kazası da Ordu’ya bağlanmıştır.

NE YENİR

Bütün karadeniz sahilinde olduğu gibi balık yemekleri tercih edilebilecek yiyeceklerin başında gelir.

Ordu ilinin mahalli yemeklerinden Pancar Çorbası, Pancar Sarması, Melocan Kavurması, Sakarca Mıhlaması, Galdirik Kavurması, Keşkek, Tirmit (Mantar) Kavurması, Mısır Ekmeği, Turşu Kavurmaları, Su Böreği, Hamsi Tava, Hamsi Buğulama, Hamsili İçli Tava ve diğer balık çeşitleri önemli olanlardır.

NE ALINIR?

Ordu’da geleneksel el sanatı ürünlerine rastlamak mümkündür. Kilim, sicim, kolan, heybe, oyalı yazma gibi dokuma ürünleri yanısıra, ahşap eşyalardan baston ve sepet alınabilir. Müzik aletleri üretimi de yapılan Ordu’da klarnet ve kaval bulunabilecek müzik aletleridir. Yörede yetiştirilen fındık, hediyelik olarak alınabilir.

LİNKLER

Ordu Belediyesi http://www.ordu-bld.gov.tr/

Turizm Müdürlüğü http://www.orduturizm.gov.tr/

YAPMADAN DÖNME

Paşaoğlu Konağı ve Etnografya Müzesini gezmeden,

Çambaşı, Keyfalan ve Perşembe yaylalarını ve Boztepe’yi göremeden,

Balık ve pide yemeden,

Fındık ve fındık mamulleri, baston, oyalı yazma ile yakma resim almadan,

…..Dönmeyin.

HAKKINDA BİLGİLER, ORDU İLİ GÜNCEL HABERLER kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

coğrafya terimler sözlüğü – cografya sözlük

COĞRAFYA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ

A

 

Açık Havza : Sularını denize ulaştırabilen havzalara açık havza denir

 

Açısal Hız : Dairesel hareket yapan Dünya üzerindeki bir noktanın birim zamanda oluşturduğu dönüş açısıdır. Dünya, ekseni çevresindeki hareketi sırasında 4 dakikada 1 derecelik, 1 saatte 15 derecelik, 24 saatte 360 derecelik dönüş yapar. Açısal hız, dünya üzerindeki her noktada aynıdır.

 

Ağıl : Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

 

Akarsu : Belirli bir kaynaktan doğan, yağmur ve kar suları ile beslenen ve arazinin eğimine göre akıp giden sulara akarsu denir.

 

Akarsu Akımı (Debisi) : Akarsuyun herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen su miktarına (m3) akım veya debi denir

 

Akarsu Rejimi : Akarsuyun akımının yıl içerisinde gösterdiği değişmelere rejim ya da akım düzeni denir.

 

Alizeler : 30° enlemlerinden (DYB) Ekvator’a (TAB) doğru esen rüzgarlardır. Dünya’nın ekseni çevresindeki hareketi nedeniyle sapmaya uğrayarak, Kuzey Yarım Küre’de kuzeydoğudan, Güney Yarım Küre’de güneydoğudan eserler. En düzenli ve sürekli esen rüzgarlardır. Okyanus akıntılarının yönlerini düzenlerler. Başlangıçta kuru olan bu rüzgarlar, deniz üzerinden aldıkları nemi Ekvator çevresine yağış olarak bırakırlar.

 

Altimetre : Madeni barometrelerin bir çeşididir. Yükseldikçe basıncın azalması kuralına dayanılarak, yüksekliklerin ölçülmesi amacıyla yapılmıştır.

 

Ana yön : Güneşin doğduğu taraf doğuyu, battığı taraf batıyı gösterir. Bunları dik kesen yönler, kuzeyi ve güneyi gösterir. Bunlara ana yönler denir.

 

Andezit : Eflatun, mor, pembemsi renkli dış püskürük bir taştır. Ankara taşı da denir. Dağıldığında killi topraklar oluşur.

 

Anemometre (rüzgar ölçer) : Rüzgarın hızını ölçmeden kullanılan alet.

 

Aneroid Barometre : Madeni barometredir. Cıvalı barometrelerin kullanım alanının sınırlı olması ve taşıma zorluğu nedeniyle geliştirilmiştir.

 

Aphel : Bakınız : Günöte.

 

Araziden Yararlanma Haritaları : Bir bölgede arazinin nasıl kullanıldığını gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla ekili-dikili alanların, çayır ve mera alanlarının, orman alanlarının, bölünüşü ile kayalık, bataklık gibi kullanılmayan alanlar hakkında bilgi edinilir. Tarımın türü ve tarım ürünleri de bu haritalarda gösterilir.

 

Artezyen : Basınçlı yeraltı sularıdır. İki geçirimsiz tabaka arasındaki geçirimli tabaka içinde bulunan sulardır. Tekne biçimli ovalar ve vadi tabanlarında bu tür sular bulunmaktadır.

 

Atmosfer : Dünya’yı çepeçevre saran gaz örtüsüne atmosfer denir. Atmosferin alt sınırı, kara ve deniz yüzeyleriyle çakışır. Üst sınırını ise yerçekiminin etkisi belirler. Ekvator’dan kutuplara doğru yerçekimi arttığı için atmosferin şekli Dünya’nın şekli gibi küreseldir.

 

Atmosfer Basıncı : Atmosferi oluşturan gazların belli bir ağırlığı vardır. Gazların yeryüzündeki cisimler üzerine uyguladığı basınca atmosfer basıncı denir.

 

Ay’ın evreleri : Ay Güneş’ten aldığı ışınları yansıttığından ve Dünya’nın etrafındaki hareketinden dolayı farklı şekillerde görülmektedir. Ay’ın değişik şekillerde görülmesine Ay’ın evreleri denir. Ay, Güneş ile Dünya arasına girdiğinde, Ay’ın karanlık yüzü Dünya tarafında olur. Bu durumda Ay’ı göremeyiz. Ay’ın bu evresine yeni ay denir. Yeni ay evresinden yaklaşık bir hafta sonra Ay’ın Dünya’ya bakan yüzünün yarısı görülür. Bu evreye ilk dördün denir. İlk dördün evresinden yaklaşık bir hafta sonra, Ay’ın Dünya’ya dönük yüzünün tamamı görülür. Bu evreye dolunay adı verilir. Dolun Ay evresinden yaklaşık bir hafta sonra, Ay’ın Dünya’ya dönük yüzünün yarısı görülür. Bu evreye son dördün denir.

 

Aysberg (Buz dağı) : Buzullardan kopup, denize kadar ulaşan  kalın buzul parçaları deniz içinde  ilerlemeye devam eder. Buzun yoğunluğu, deniz suyunun yoğunluğundan az olduğu için su tarafından kaldırılır. Yüzlerce metre kalınlıkta ve kilometrelerce uzunluktaki bu buz dağlarına aysberg denir.

 

Ay tutulması : Dünya, Güneş ile Ay arasına girerek, Ay’ın bütününü veya bir bölümünü gölgelerse ay tutulması meydana gelir.

 

B

 

Bağıl Nem  : Hava her zaman taşıyabileceği kadar nem yüklenmez. Genellikle havadaki su buharı miktarıyla doyma miktarı arasında bir fark bulunur. Bu farka doyma açığı (nem açığı) denir.

Belli sıcaklıkta 1m3 havanın neme doyma oranına ise bağıl nem denir.

 

Bankiz : Kutup çevresindeki denizlerde, suyun donması ile oluşan buz kütleleridir.

 

Baraj gölü : Yapay su birikintilerine baraj gölü denir.

 

Barograf : Basıncı sürekli kaydeden ve yazıcı ucu bulunan bir tür madeni barometredir.

 

Basınç : Yüksek basınç alanlarında alçalıcı hava hareketi buharlaşmayı engeller. Çünkü alçalan havanın yoğunluğunun artması su buharının yükselmesini önler. Alçak basınç alanlarında ise yükselen havanın yoğunluğu daha az olacağı için buharlaşma daha kolaydır.

 

Bazalt : Koyu gri ve siyah renklerde olan dış püskürük bir taştır. Mineralleri ince taneli olduğu için ancak mikroskopla görülebilir.  Bazalt demir içerir. Bu nedenle ağır bir taştır.

 

Birinci Zaman (Paleozoik) : Günümüzden yaklaşık 225 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Birinci zamanın yaklaşık 375 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

Zamanın önemli olayları : Kaledonya ve Hersinya kıvrımlarının oluşumu. Özellikle karbon devrinde kömür yataklarının oluşumu.  İlk kara bitkilerinin ortaya çıkışı. Balığa benzer ilk organizmaların ortaya çıkışı. Birinci zamanı karakterize eden canlılar graptolith ve trilobittir.

 

Boğaz: Bakınız : Yarma vadi.

 

Bora : Yugoslavya’nın iç kesimlerinden Adriyatik Denizi kıyılarına esen soğuk rüzgarlardır.

 

Boylam : Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç meridyenine olan uzaklığının açısal değeridir.

Q açısı, D noktasının başlangıç meridyenine olan uzaklığının  açı cinsinden değeridir ve D noktasının boylam derecesini verir.

Örnek :  D noktasına ait Q açısının değeri 30 derece ise,

D noktasının boylam derecesi 30° dir.

 

Boyun : Birbirine ters yönde açılmış iki akarsu vadisinin en yüksek, iki doruk arasındaki alanın en alçak yerine boyun denir. Buralara bel ya da geçit de denir.

 

Bozkır : İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz kuraklığı ile sararan kısa boylu otlardır. Bunlara step ya da bozkır denir.

 

Buharlaşma : Atmosferdeki nemin kaynağı yeryüzündeki su kütleleridir. Sıcaklık arttıkça, havadaki nem açığı arttıkça, su yüzeyi genişledikçe, rüzgar estikçe, basınç azaldıkça, buharlaşma artar.

 

Buz Dağı : Bakınız : Aysberg.

 

Buzul Gölleri : Buzullaşma döneminde buzulların aşındırmasıyla oluşan çanaklardaki göllerdir.

 

C

 

Coğrafi  Bölge : Taşıdığı belirli Coğrafi özellikleri ile çevresinden ayrılan, kendi içinde benzerlik gösteren en geniş coğrafi birimdir. Coğrafi bölgelerin sınırları belirlenirken doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler temel alınır.

 

Coğrafi Bölüm : Bir coğrafi bölge içinde doğal koşullar, sosyal ve ekonomik özellikler bakımından farklılık gösteren küçük birimlerdir.

 

Coğrafi Konum : Yeryüzündeki herhangi bir alanın bulunduğu yere, o alanın coğrafi konumu denir. Coğrafi konum, matematik konum ve özel konum olarak iki şekilde ifade edilir.

 

Cıvalı Barometre : Üstü açık bir kaba daldırılmış, yukarı ucu kapalı bir cam borudur. Hava basıncı, boruyu dolduran cıva sütununu dengede tutar. Hava basıncı azalıp çoğaldıkça cıva sütunu da alçalıp yükselir. Cıvalı barometre camdan yapıldığı ve hep düz durması gerektiği için her zaman kullanımı kolay değildir.

 

Ç

 

Çakıltaşı (Konglomera) : Genelde yuvarlak akarsu çakıllarının doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşur.

 

Çakmaktaşı (Silex) : Denizlerde eriyik halde bulunan silisyum dioksitin (SİO2) çökelmesi ile oluşan taştır. Kahverengi, gri, beyaz, siyah renkleri bulunur.  Çok sert olması ve düzgün yüzeyler halinde kırılması nedeniyle ilkel insanlar tarafından alet yapımında kullanılmıştır.

 

Çay : Derelerin birleşmesiyle oluşan akarsulara çay denir.

 

Çekirdek : Dünya’nın yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin bulunduğu bölümüdür. Dünya’nın en iç bölümünü oluşturan çekirdeğin, 5120-2890 km’ler arasındaki kısmına dış çekirdek, 6371-5150 km’ler arasındaki kısmına iç çekirdek denir. İç çekirdekte bulunan demir-nikel karışımı çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal haldedir. Dış çekirdekte ise bu karışım ergimiş haldedir.

 

Çığ : Büyük kar yığınlarının yamaç boyunca hareket etmesine çığ denir.

 

Çiy :  Havanın açık ve durgun olduğu gecelerde, havadaki su buharının soğuk cisimler üzerinde su damlacıkları biçiminde yoğunlaşmasıdır. İlkbahar ve yaz aylarında görülür.

 

Çizgi (grafik) Ölçek : Haritalardaki küçültme oranını çizgi grafiği üzerinde gösteren ölçek türüdür. Kesir ölçeğe göre düzenlenir ve santimetre (cm)’nin üstündeki tüm uzunluk birimleri kullanılır.

 

Çizgisel Hız  : Dairesel hareket yapan Yerküre üzerindeki bir noktanın birim zamanda eksen üzerindeki yer değiştirme hızıdır. Çizgisel hız, dünyanın küreselliği nedeniyle Ekvator’da en fazladır, kutuplara doğru azalır.

 

Çökme Dolini : Yeraltında bulunan mağara sistemlerinin tavanlarının incelerek çökmesi ile oluşan karstik şekillerdir. Çökme dolinleri, derinliklerinin fazla oluşu, yamaçlarının eğimli oluşu ve tabanlarındaki iri bloklar halinde maddeler bulunması nedeniyle erime dolinlerinden kolayca  ayırtedilirler.

 

D

 

Dağ : Çevresine göre yüksek olan inişli çıkışlı yer şekilleridir.

 

Dağ Oluşumu : Bakınız : Orojenez.

 

Dalgalar : Dalgalar, deniz ve göllerdeki kuzey sularının periyodik salınımlarıdır. Dalga oluşumunun temel nedeni rüzgarlardır. Deniz yüzeyini yalayarak esen rüzgarlar, sürtünme nedeniyle durgun sulara hareket kazandırır. Deniz yüzeyi pürüzlenir ve sürekli biçim değiştirir. Deniz yüzeyinin salınım hareketine dalgalanma deniz yüzeyinde beliren pürüze dalga denir. Rüzgarlar dışında depremler, volkanik hareketler ve deniz altında çökmelerde dalgaları oluşturur. Bu tür dalgalara tsunami denir.

 

Dam : Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandıkları yerleşme biçimidir. Bölge köy yerleşmelerinde bir kısım aileler, birkaç aylık süre için köylerinden ayrılarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarındaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.

 

Debi : Bakınız : Akarsu Akımı.

 

Delta : Akarsuların denize ulaştıkları yerlerde taşıdıkları maddeleri biriktirmesiyle oluşan üçgen biçimli alüvyal ovalardır. Deltalar, taban seviyesi ovalarının bir çeşididir. Onlardan ayrılan yönü biriktirmenin deniz içinde olmasıdır.

 

Deniz : Okyanusların kıta içlerine doğru uzanan kollarına deniz denir. Denizler okyanuslarla bağlantılarına göre ikiye ayrılır.

 

Denizlerin Ortalama Derinliği : Denizlerin ortalama derinliği 4000 m dir. Dünya’nın  en derin yeri olan Mariana Çukuru deniz seviyesinden 11.035 m derinliktedir.

 

Deprem : Yerkabuğunun derinliklerinde doğal nedenlerle oluşan salınım ve titreşim hareketleridir. Yeryüzünün belirli yerlerinde sıklıkla deprem görülür. Buralara deprem kuşakları denir.

 

Dere : Suyu az, boyu kısa olan akarsulara dere denir.

 

Derin Deniz Çukurları :  Sima üzerinde hareket eden kıtaların, birbirine çarptıkları yerlerde bulunur. Yeryüzünün en dar bölümüdür.

 

Derin Deniz Platformu : Kıta yamaçları ile çevrelenmiş, ortalama derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş bölümüdür.

 

Diyorit :  Birbirinden gözle kolayca ayrılabilen açık ve koyu renkli minerallerden oluşan iç püskürük bir taştır. İri taneli olanları, ince tanelilere göre daha kolay dağılır.

 

Doğal bitki örtüsü : İklim şartlarına göre, kendiliğinden yetişen bitkilerin oluşturduğu örtüye doğal bitki örtüsü denir.

 

Dolin : Kalker platolar üzerinde görülen, oval şekilli erime çukurluklarıdır. Genellikle derinlikleri az, genişlikleri fazladır. Türkiye’de özellikle Toroslar’da dolinler yaygın olarak görülür. Halk arasında kokurdan, koyak, tava gibi adlar verilir. Dolinler oluşum şekillerine göre iki gruba ayrılır :

 

Don Olayı : Havanın açık ve durgun olduğu kış gecelerinde aşırı ısınma nedeniyle toprak donar. Don olayı tarımsal üretime büyük ölçüde zarar verir. Karasal bölgelerde don olayı sık görülür.

 

Doruk : Dağın en yüksek yerine doruk (zirve) denir.

 

Dördüncü Zaman  (Kuaterner) : Günümüzden 2 milyon yıl önce başladığı ve hala sürdüğü varsayılan jeolojik zamandır. Zamanın önemli olayları :İklimde büyük değişikliklerin ve dört buzul döneminin (Günz, Mindel, Riss, Würm) yaşanması. İnsanın ortaya çıkışı.Dördüncü zamanı karakterize eden canlılar mamut ve insandır.

 

Duvar ve Atlas Haritaları : Eğitim ve öğretim amacına yönelik haritalardır. Ölçekleri 1 / 1.100.000’dan daha küçüktür. Dünya’nın tümünü, kıtaları veya ülkeleri gösterirler.

 

Düden : Kalkerli arazide erime ile oluşan daire biçimli kapalı çukurluklara düden denir. Düdenler yer altı sularını birbirine bağlayan kanallardır. Düdenlere halk arasında su çıkan, su batan gibi adlar da verilir.

 

Dünya : Güneş Sistemi’nin 9 gezegeninden biridir ve Güneş’e olan uzaklığı bakımından 3. Sırada bulunur.

 

Dünyanın Yıllık Hareketi : Dünya ekseni çevresinde hareket ederken aynı zamanda saat ibresinin tersi yönde, Güneş’in çevresinde de döner. Bu hareketini elips bir yörüngede 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna 1 Güneş yılı denir. Dünya’nın yıllık hareketi sırasında, Güneş’in çevresinde çizdiği yörünge  düzlemine ekliptik denir. Yörünge şeklinin elips olması nedeniyle Dünya yıllık hareket sırasında Günöte – Günberi konumuna gelir.

 

E

 

Ekliptik: Dünya’nın yörüngesinden geçtiği varsayılan düzleme Ekliptik veya Yörünge Düzlemi denir.

 

Ekonomi Haritaları : Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün ekonomik özelliklerini gösteren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla endüstri kuruluşlarının türü, sayısı, dağılışı, çalışanların sayısı hakkında bilgi edinilir.

 

Eksosfer (Jeokronyum) : Atmosferin en üst tabakasıdır.

 

Enlem : Dünya üzerindeki herhangi bir noktanın başlangıç paraleli olan Ekvator’a uzaklığının açısal değeridir. Q açısı, D noktasının Ekvator’a olan uzaklığının açı cinsinden değeridir ve D noktasının enlem derecesini verir. Örnek :

Q açısının değeri 45 ise, D noktasının enlem derecesi 45° dir.

 

Epirojenez : Karaların toptan alçalması ya da yükselmesi olayına epirojenez denir.

 

Erozyon : Toprak örtüsünün, akarsuların, rüzgarların ve buzulların etkisiyle süpürülmesine erozyon denir.

 

Erime Dolini : Kalker yüzeyler üzerinde, yağış sularının eritmesiyle oluşan karstik şekildir.  Erime dolinlerinin tabanında yüzey sularının derine doğru  sozdığı çatlak ve delikler bulunur. Dolin tabanlarında erimeden geriye kalan killi materyalin birikmesiyle oluşan terra rossa toprakları bulunur.

 

Eş Aralık : Bakınız : İzohips Aralığı.

 

Eş derinlik eğrisi : Bakınız : İzohips  Eğrisi.

 

Eş yükselti  Eğrisi : Bakınız : İzohips  Eğrisi.

 

Etezien : Balkan Yarımadası’ndan Kuzey Ege kıyılarına doğru esen soğuk rüzgarlardır.

 

F

 

Falez (Yalıyar) : Dalgalar aşındırma yaparken önce çarptıkları kıyı boyunca bir çentik açar. Buna dalga oyuğu denir. Dalga oyukları derinleştikçe üzerindeki kütleler kopar ve düşer. Böylece kıyı boyunca diklikler oluşur. Bu dikliklere falez ya da yalıyar adı verilir. Türkiye’de, Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında güzel falez örnekleri görülmektedir.

 

Fay : Yerkabuğu hareketleri sırasında şiddetli yan basınç ve gerilme kuvvetleriyle blokların birbirine göre yer değiştirmesine fay denir.

 

Fay açısı : Dikey düzlem ile fay düzlemin yaptığı açıya fay açısı denir.

 

Fay aynası : Fay oluşumu sırasında yükselen ve alçalan blok arasındaki yüzey kayma ve sürtünme nedeniyle çizilir., cilalanır. Parlak görünen bu yüzeye fay aynası denir

 

Filat : Kiltaşının (şist) yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu oluşur.

 

Fiziki Haritalar : Yeryüzünün kabartı ve çukurluklarını gösteren orta ya da büyük ölçekli haritalardır. Fiziki haritalar hazırlanırken eş yükselti ve eş derinlik eğrileri geniş aralıklarla geçirilir. Bu aralıklar çeşitli renklerle boyanır. Yükseltiler genellikle yeşil, sarı ve kahverenginin çeşitli tonları ile, derinlikler ise açıktan koyuya mavi rengin tonları ile gösterilir.

 

Fosil : Jeolojik devirler boyunca yaşamış canlıların taşlamış kalıntılarına fosil denir.

 

G

 

Galaksi : Yıldız kümesine galaksi denir.

 

Galeri Ormanları :  Savanlardaki, küçük akarsu boylarında görülen, çoğunlukla 50-100 m genişliğinde, bir akarsu ağı biçiminde uzanan ve sürekli yeşil kalabilen nemli ormanlardır. Galeri ormanları olarak adlandırılmalarının nedeni, ağaçların, akarsuyun üstünü bir galeri şeklinde kapatmasıdır.

 

Gayzer : Volkanik yörelerde yeraltındaki sıcak suyun belirli aralıklarla fışkırması ile oluşan kaynaklardır.

 

Geçit : Dağlık yerlerin ulaşıma imkan veren bölümlerine geçit denir.

 

Gel – Git :  Ay’ın ve Güneş’in çekim gücünün etkisiyle Dünya’daki su kütlelerinin alçalması ve yükselmesi olayıdır. Ancak Ay, Dünya’ya en yakın gök cismi olduğundan gel git olayında daha etkilidir. Bir yerdeki gel-git, gün içinde 2 kabarma 2 çekilme biçiminde 6 saatte bir gerçekleşir.   Bu seviye değişmelerinde her gün bir önceki güne göre 50 dakikalık bir gecikme olur. Çünkü ay, Dünya’nın çevresindeki dönüşünü 24 saat 50 dakikada   tamamlamaktadır.

 

Gezegen : Güneş etrafında dönen büyük gök cisimlerine gezegen denir.

 

Gnays : Granitin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması yani metamorfize olması sonucu   oluşur.

 

Göçler : Nüfusun  geçici veya sürekli olarak yer değiştirmesidir. Eğer değiştirilen yer ülke içinde olursa buna iç göç denir. Göçler, hızlı nüfus artışının doğal bir sonucudur. Bir bölgedeki nüfusun, artmasında veya azalmasında göçlerin büyük etkisi vardır.

 

Göktaşı : Yeryüzüne düşen meteor veya parçalarına göktaşı adı verilir.

 

Göl : Karalar üzerindeki çukur alanlarda birikmiş ve belirli bir akıntısı olmayan durgun su kütlelerine göl denir. Göller tek tek bulundukları gibi yan yana birden fazla da bulunabilirler. Göllerin yan yana bulundukları bölgelere göller yöresi denir.

 

Grafik Ölçek : Bakınız : Çizgi ölçek.

 

Granit : İç püskürük bir taştır. Kuvars, mika ve feldspat mineralleri içerir. Taneli olması nedeniyle mineralleri kolayca görülür. Çatlağı çok olan granit kolayca dağılır, oluşan kuma arena denir.

 

Günberi (Perihel) : Dünya’nın, Güneş’e en çok yaklaşıp,  yörüngede en hızlı döndüğü gündür. Dünya Günberi konumuna 3 Ocak’ta gelir.

 

Güneş Enerjisi : Güneş’in yapısındaki hidrojen atomlarının helyuma dönüşmesi sırasında, enerji açığa çıkar. Buna güneş enerjisi denir.

 

Güneş Tutulması : Ay, Dünya ile Güneş arasına girdiğinde Dünya’nın bazı yerleri güneş ışığı alamaz. Bu duruma Güneş tutulması denir.

 

Günöte (Aphel) : Dünya’nın, Güneş’ten en çok uzaklaştığı, yörüngede en yavaş döndüğü gündür. Dünya Günöte konumuna 4 Temmuz’da gelir.

 

H

 

Harita : Dünya’nın bütününün ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmış şekline harita denir.

Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için;

– Kuşbakışı görünüme göre çizilmesi,

– Arazi üzerindeki uzunlukların belli bir oranda küçültülmesi gerekir.

 

Harita Anahtarı (Lejant) : Haritada kullanılan özel işaretlerin ne anlama geldiğini gösteren bölümdür. Her haritanın kullanım amacına göre farklı işaretler kullanılır.

 

Harita Ölçeği : Harita üzerinde belli iki nokta arasındaki uzunluğun, yeryüzündeki aynı noktalar arasındaki uzunluğa oranıdır.

Diğer bir deyişle, gerçek uzunlukları harita üzerine aktarırken kullanılan küçültme oranıdır.

Örneğin : Boğaz Köprüsü’nün gerçekte 1074 m olan iki ayağı arası uzaklık, ölçeği bilinmeyen bir haritada yaklaşık 0.5 cm gösterilmiştir. Haritanın ölçeğini bulmak için harita üzerindeki uzunluğu gerçek uzunluğa oranlarız.

Buna göre haritanın ölçeği yaklaşık 1/200.000’dir.

 

Heyelan : Toprağın, taşların ve tabakaların bulundukları yerlerden aşağılara doğru kayması ya da düşmesine toprak kayması ve göçmesi denir. Ülkemizde bu olayların tümüne birden heyelan adı verilir. Yerçekimi, yamaç zemin yapısı, eğim ve yağış koşulları heyelana neden olan etmenlerdir.

 

Hidrografya Haritaları : Bir bölgenin su potansiyeli (akarsular, göller, yeraltı suları, kaynaklar) hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalar yardımıyla akarsuların drenaj tipi, akım miktarı, kanallar, göl sularının özellikleri, yeraltı sularının türü, kaynakların türü sayısı ve verimlilik derecesi hakkında bilgi edinilir.

 

Hidroloji : Suyun özelliklerini inceleyen bilim dalına hidroloji denir.

 

Hipsografik  Eğri : Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını gösteren eğridir.

 

I

 

Irmak : Çayların birleşmesiyle oluşan akarsulara ırmak denir.

 

Işıma : Yeryüzü kazandığı enerjinin bir bölümünü atmosfere geri verir. Buna yer ışıması denir.  Güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşamadığı saatlerde (gece) ve güneş ışınlarının yere değme açılarının küçüldüğü aylarda yer ışıması artar. Ayrıca, zeminin yapısı da yer ışıması üzerinde etkilidir. Örneğin yeryüzünün bitki ile kaplı alanlarında yer ışıması az ve yavaşken çılak arazilerde ısı kaybı daha hızlı ve fazla olur.

 

İ

 

İç Deniz : Okyanuslara boğazlar aracılığıyla  bağlanan kara içlerine sokulmuş denizlere denir. Örnek : Akdeniz, Kızıldeniz, batlık Denizi, Karadeniz, Marmara Denizi, Azak Denizi

 

İklim : Geniş bir bölge içinde ve uzun yıllar boyunca değişmeyen ortalama hava koşullarına iklim denir.

 

İlkel Zaman : Günümüzden yaklaşık 600 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İlkel zamanın yaklaşık 4 milyar yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. Zamanın önemli olayları :

Sularda tek hücreli canlıların ortaya çıkışı. En eski kıta çekirdeklerinin oluşumu. İlkel zamanı karakterize eden canlılar alg ve radiolariadır.

 

İkinci Zaman (Mezozoik) : Günümüzden yaklaşık 65 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İkinci zamanın yaklaşık 160 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. İkinci zamanı karakterize eden dinazor ve ammonitler bu zamanın sonunda yok olmuşlardır.

Zamanın önemli olayları :Ekvatoral ve soğuk iklimlerin belirmesi. Kimmeridge ve Avustrien kıvrımlarının oluşumu. İkinci zamanı karakterize eden canlılar ammonit ve dinazordur.

 

İndirgenmiş Sıcaklık : Yeryüzünde  sıcaklığın enleme bağlı dağılışını gösteren haritalar çizilirken yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkisini ortadan kaldırmak için indirgenmiş sıcaklık değerleri kullanılır. Bir yerin yükseltisinin sıfır (0 m) kabul edilerek hesaplanan sıcaklığına indirgenmiş sıcaklık denir. Bir yerin indirgenmiş sıcaklığını hesaplamak için yükseltiden kaynaklanan sıcaklık farkı hesaplanır. Bu fark o yerin gerçek sıcaklığına eklenir.

 

İyonosfer : Mor ötesi (ultraviyole) ışınlarının, molekülleri parçalayarak iyonlar haline getirdiği atmosfer katmanıdır.

 

İzobath eğrisi : Bakınız : İzohips  Eğrisi.

 

İzohips Aralığı (Eş Aralık) : İzohipsler haritaların ölçeğine uygun olarak belirlenen yükselti aralıkları ile çizilir. Bu aralığa izohips aralığı ya da eş aralık denir.

 

İzohips (Eş yükselti) Eğrisi : Deniz seviyesinden aynı yükseklikteki noktaları birleştiren eğriye eş yükselti (izohips) eğrisi, aynı derinlikteki noktaları birleştiren eğriye eş derinlik (izobath) eğrisi denir.

 

İzoterm Haritaları : Bir bölgede, eş sıcaklıktaki noktaları birleştiren eğriye izoterm denir. İzotermler yardımıyla çizilen izoterm haritalarından, bir bölgedeki sıcaklık dağılışı hakkında bilgi edinilir. Sıcaklık dağılışını daha iyi gösterebilmek için, bu haritalar sıcaklık basamaklarına uygun olarak renklendirilir. Sıcak yerler için kırmızının tonları soğuk yerler için mavinin tonları kullanılır.

 

J

 

Jeoloji : Yerkürenin yapısını, yaşını ve özelliklerini araştıran bilim dalına yer bilimi jeoloji denir.

 

Jeolojik zamanlar : Yerkürenin, oluşmaya başladığı andan bu güne kadar geçirdiği devrelere Jeolojik zaman denir. Dünya’mızın 5-6 milyar yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir.

 

Jeosenklinal : Akarsular, rüzgarlar ve buzullar, aşındırıp, taşıdıkları maddeleri deniz ya da  okyanus tabanlarında biriktirirler. Tortullanmanın görüldüğü bu geniş alanlara jeosenklinal denir.

 

Jeomorfoloji Haritaları : Bir bölgedeki şekillenme süreci yani iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan yer şekilleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda faylar, yamaçlar, vadi türleri, birikinti konileri, sekiler, ovalar ve daha bir çok yer şekli taranarak gösterilir. Yer şekillerinin kolay ayırt edilmesi amacıyla bu haritalar renklendirilir.

 

Jeoterm Basamağı : Yeryüzünden yerin derinliklerine inildikçe 33 m’de bir sıcaklık 1 °C artar. Buna jeoterm basamağı denir.

 

Jips (Alçıtaşı) : Beyaz renkli, tırnakla çizilebilen kimyasal tortul bir taştır. Alçıtaşı olarak da isimlendirilir.

 

K

 

Kalker (Kireçtaşı) : Deniz ve okyanus havzalarında, erimiş halde bulunan kirecin çökelmesi ve taşlaşması sonucu oluşan taştır.

 

Kant-Laplace teorisi : Güneş Sistemi’nin oluşumu ile ilgili farklı teoriler ortaya atılmıştır. En geçerli teori sayılan Kant-Laplace teorisine Nebula teorisi de denir. Bu teoriye göre, Nebula adı verilen kızgın gaz kütlesi ekseni çevresinde sarmal bir hareketle dönerken, zamanla soğuyarak küçülmüştür. Bu dönüş etkisiyle oluşan çekim merkezinde Güneş oluşmuştur. Gazlardan hafif olanları Güneş tarafından çekilmiş, çekim etkisi dışındakiler uzay boşluğuna dağılmış ağır olanlar da Güneş’ten farklı uzaklıklarda soğuyarak gezegenleri oluşturmuşlardır.

 

Kapalı Havza : Sularını denize ulaştıramayan  havzalara kapalı havza denir.

 

Karaların Ortalama Yüksekliği : Karaların ortalama yüksekliği 1000 m dir. Dünya’nın en yüksek yeri deniz seviyesinden 8840 m yükseklikteki Everest Tepesi’dir.

 

Karayel : Türkiye’ye kuzeybatıdan esen soğuk rüzgarlardır. Kışın kar yağışlarına, yazın sağanak yağışlara neden olur.

 

Karstik Göller : Eriyebilen kayaçların bulunduğu yerlerde oluşan göllerdir.

 

Kaynak : Yeraltı sularının kendiliğinden yeryüzüne çıktığı yere kaynak denir. Türkiye’de kaynaklara pınar, eşme, bulak ve göze gibi adlar da verilir.

 

Kenar Deniz : Okyanus kıyılarında, okyanuslardan adalarla ayrılan denizlere denir. Örnek : Japon Denizi, Çin Denizi (Sarı Deniz), Umman Denizi, Kuzey Buz Denizi, Antiler, Tasman Denizi, Mercan Denizi, Bering Denizi, Karayip Denizi

 

Kesir Ölçek : Haritalardaki küçültme oranını basit kesirle ifade eden ölçek türüdür.

1 / 25.000 , 1 / 500.000, 1 / 1.000.000 birer kesir ölçektir.

Kesir ölçekte, pay ile paydanın birimleri aynıdır. Uzunluk birimi olarak santimetre (cm) kullanılır.

Örneğin : 1 / 1.000.000 ölçeğinde, arazi üzerindeki 1.000.000 cm (10 km)’lik uzunluk harita üzerinde 1 cm gösterilmiştir.

 

Kırağı : Soğuyan zeminler üzerindeki yoğunlaşmanın buz kristalleri şeklinde olmasıdır. Kırağının oluşabilmesi için de havanın açık ve durgun olması gerekir.

 

Kırç :  Aşırı soğumuş su taneciklerinden oluşan bir sis uzun süre yerde kaldığında, su taneciklerinin soğuk cisimlere çarparak buz haline geçmesidir.

 

Kırgıbayır : Yarı kurak iklim bölgelerinde sel yarıntılarıyla dolu yamaçlara kırgıbayır (badlans) denir.

 

Kıta : Denizlerin ortasında çok büyük birer ada gibi duran kara kütlelerine kıta denir.

 

Kıta Platformu : Derin deniz platformundan sonra yüksek dağlar ile kıyı ovaları arasındaki en geniş bölümdür.

 

Kıta Sahanlığı :  Deniz seviyesinin altında, kıyı çizgisinden -200 m derine kadar inen bölüme kıta sahanlığı (şelf) denir. Şelf kıtaların su altında kalmış bölümleri sayılır.

 

Kıta Yamacı : Şelf ile derin deniz platformunu birbirine bağlayan bölümdür.

 

Kiltaşı (Şist) : Çapı 2 mikrondan daha küçük olan ve kil adı verilen tanelerin yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

 

Kom : Ekonomik faaliyetin büyük ölçüde hayvancılığa dayalı olduğu aileler veya kişiler tarafından oluşturulan geçici yerleşmelerdir.

 

Konveksiyonel Yağış : Isınan havanın yükselerek soğuması ile oluşan yağışlardır.

 

Kömür : Bitkiler öldükten sonra bakteriler etkisiyle değişime uğrar. Eğer su altında kalarak değişime uğrarsa, C (karbon) miktarı artarak kömürleşme başlar. C miktarı % 60 ise turba, C miktarı % 70 ise linyit, C miktarı % 80 – 90 ise taş kömürü, C miktarı  % 94 ise antrasit adını alır.

 

Kör (Çıkmaz) Vadi : Karstik yörelerdeki akarsular bir düdende kaybolarak akışını yeraltında sürdürür. Bu akarsuların yeryüzünde süreklilik göstermeyen vadilerine kör (çıkmaz) vadi denir.

 

Krater : Yanardağların püskürmesi sırasında mağmanın izlediği yola volkan bacası ve bunun ağzına krater denir.

 

Krivetz: Romanya’nın iç kesimlerinden Karadeniz kıyılarına doğru esen soğuk rüzgarlardır.

 

Kroki : Bir yerin kuşbakışı görünümünün ölçeksiz olarak düzleme aktarılmasıdır.

 

Kuaterner Zaman :   Bakınız : Dördüncü Zaman.

 

Kumsal : Kıyılarda dalga ve akıntıların taşıdıkları maddeleri biriktirmesi ile oluşan alanlara kumsal denir. Girintili-çıkıntılı bir kıyıda dalgalar, denize çıkıntı yapan dik burunlarda aşındırma, buradan kopardıkları maddeleri koy içlerine taşıyarak kumsalların oluşmasını sağlar. Bu nedenle kumsallar genellikle koy içlerinde yer alır ve bir şerit halinde uzanır.

 

Kumtaşı (Gre) : Kum tanelerinin doğal bir çimento maddesi yardımıyla yapışması sonucu oluşan fiziksel tortul bir taştır.

 

Kumullar : Rüzgarların taşıdığı kumların çökelmesiyle kumullar oluşur. Gevşek yapıya sahip olan kumullar sürekli yer değiştirmektedirler. Orta Asya çöllerinde oluşan hilal biçimli kumullara ise barkan adı verilir.

 

Kuraklık Sınırı : Bir bölgenin sıcaklık ve nem koşulları tarım ürünlerini, sulamaya duyulan gereksinimi etkilemektedir.Yaz kuraklığının belirgin olduğu bir yerde sulamaya duyulan gereksinim fazladır. Buna kuraklık sınırı denir.

 

Kuyu suları : Kuyular açılarak yeraltından çıkarılan sulara kuyu suları denir.

 

L

 

Lapya : Kalkerli yamaçlarda yağmur ve kar sularının yüzeyi eriterek açtıkları küçük oluklardır. Oluşan çukurluklar keskin sırtlarda yan yana sıralandığından yüzey pürüzlüdür. Büyüklükleri birkaç cm ile birkaç metre arasında değişir.

 

Lav : Volkanlardan çıkarak yeryüzüne kadar ulaşan eriyik haldeki malzemeye lav denir.

 

Lejant : Bakınız : Harita Anahtarı.

 

Litosfer : Bakınız : Taşküre.

 

M

 

Mağara : Kalkerli arazilerde çatlaklar boyunca yeraltına sızan suların oluşturduğu büyük boşluklara mağara denir. Damlataş, Narlıkuyu, Düden, İnsuyu, Kızılin mağaraları en ünlüleridir.

 

Mağma : Yer kabuğunun altında bulunan sıcak ve sıvı katmana mağma denir.

 

Maki : Her mevsim yeşil kalan kısa boylu çalı ve ağaçlardan oluşan bitki örtüsüdür.

 

Maksimum Nem (Doyma Miktarı) : 1m3 havanın  belli bir sıcaklıkta taşıyabileceği nemin gram olarak ağırlığıdır. Hava kütleleri ısındıkça genleşip hacimleri artar. Bu nedenle nem alma ve taşıma kapasiteleri de artar. Eğer hava taşıyabileceği kadar nem alırsa doyma noktasına ulaşır ve doymuş hava adını alır.

Örneğin : 20°C sıcaklığa  sahip bir hava kütlesinin taşıyabileceği nem miktarı 17,32 gr/m3’tür. Bu hava kütlesinin sıcaklığı 30°C’ ye yükseldiğinde havanın hacmi genişleyeceği için taşıyabileceği nem miktarı da artar ve doyma noktası 30,4 ge/m3’e yükselir. Bu nedenle hava kütlesinin doyması için aradaki fark (13.08 gr) kadar nem yüklenmesi gerekir.

 

Manto : Dünya’nın Litosfer ile çekirdek arasındaki katmandır. 100-2890 km’ler arasında bulunan mantonun yoğunluğu 3,3-5,5 g/cm3 sıcaklığı 1900-3700 °C arasında değişir. Manto, yer hacminin en büyük bölümünü oluşturur. Yapısında silisyum, magnezyum , nikel ve demir bulunmaktadır. Mantonun üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki özellik gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür.

 

Matematik Konum : Dünya üzerinde bir nokta veya alanın yerinin belirlenmesi için, o noktanın Ekvator’a ve başlangıç meridyenine olan uzaklığının bilinmesi gerekir. Bunun için enlem ve boylam kavramlarından yararlanılır.

Örnek : Türkiye 36° – 42° Kuzey enlemleri,

26° – 45° Doğu boylamları arasında yer alır.

 

Mercan Kalkeri : Mercan iskeletlerinden oluşan organik bir taştır.  Temiz, sıcak ve derinliğin az olduğu denizlerde bulunur. Ada kenarlarında topluluk oluşturanlara atol denir. Kıyı yakınlarında olanlar ise, mercan resifleridir.

 

Menderes : Akarsu yatak eğiminin azalması, akarsuyun akış hızının ve aşındırma gücünün azalmasına neden olur. Akarsu büklümler yaparak akar. Akarsuyun geniş vadi tabanı içinde, eğimin azalması nedeniyle yaptığı büklümlere menderes denir. Menderesler yapan akarsuyun, uzunluğu artar ancak akımı azalır.Taban seviyesinin alçalması nedeniyle menderesler yapan bir akarsuyun, yatağına gömülmesiyle oluşan şekle gömük menderes denir.

 

Mermer : Kalkerin yüksek sıcaklık ve basınç altında değişime uğraması, yani metamorfize olması sonucu oluşur.

 

Meteoroloji : Atmosferin özelliklerini inceleyen bilim dalına meteoroloji denir.

 

Mezozoik Zaman : Bakınız : İkinci Zaman.

 

Mezra : bazı ailelerin tarım alanlarının az olması, kan davaları gibi nedenlerle bulundukları sürekli yerleşmelerden ayrılıp daha uzak bir yere yerleşmesiyle oluşmuş yerleşmelerdir. Tarımsal faaliyetler hayvancılığa göre ön plandadır. Bir kaç  ev ve eklentilerden oluşan mezralar zamanla sürekli yerleşme haline gelebilir. Örneğin Elazığ, Harput’un bir mezrası iken zamanla büyüyerek kent haline gelmiştir.

 

Mistral : Fransa’nın iç kesimlerinden Rhone Vadisi’ni izleyerek Akdeniz kıyılarına doğru kışın esen soğuk rüzgarlardır.

 

Muson Ormanları :Yağışın fazla olduğu yerlerde, kış aylarında yapraklarını döken yayvan yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar görülür. Bu ormanlara muson ormanları denir.

 

Mutlak Nem (Varolan Nem) : 1m3 havanın içindeki su buharının gram olarak ağırlığına mutlak nem denir. Mutlak nem, sıcaklığa bağlı olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru, denizlerden karalara doğru ve yükseklere çıkıldıkça azalır.

 

N

 

Narenciye : Bakınız : Turunçgiller.

 

Nebula Teorisi : Bakınız : Kant-Laplace teorisi.

 

Nefometre : Bulutluluk gökyüzünü kaplayan bulutların miktarı 10 ya da 8 eşit parçaya bölünmüş ve nefometre adı verilen bir araç ile ölçülür. Nefometre ufku kaplayacak şekilde tutularak bulutla kaplı pencereler sayılır. Bulutla kaplı pencere sayısının tüm pencere sayısına oranı da bulutluluğu verir.

 

Nehir : Büyük ırmaklara nehir denir.

 

Nem : Yeryüzündeki su kütlelerinden buharlaşan su, atmosferin nemlenmesine yol açar. Atmosferdeki su buharına hava nemliliği de denir. Önemli bir sıcaklık etmeni olan atmosferdeki su buharının miktarı, yere ve zamana göre değişir.

 

Neozoik Zaman : Bakınız : Üçüncü Zaman.

 

Normal Hava Basıncı : 45° enlemlerinde, deniz seviyesinde ve 15°C sıcaklıkta ölçülen basınca normal hava basıncı denir.

 

Nüfus :Sınırları belli bir alanda yaşayan insan sayısına nüfus denir.

 

Nüfus Artış Hızı : Bir yıl içinde, doğum ve ölüm sayısına bağlı nüfus artışına doğal nüfus artış hızı ya da doğurganlık hızı denir.

 

Nüfus Haritaları : Dünya’nın bütününde ya da bir bölümündeki nüfusun dağılışı ve özellikleri hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalarda nüfus dağılışı noktalama ile gösterilir. Nüfus yoğunluğu haritaları ise renklendirilir.

 

Nüfus Yoğunluğu : Belli bir alanda yaşayan nüfusun, o alana oranıdır. Ülkenin genişliği ve toplam nüfus hakkında bilgi verir. Kişi/km2 olarak gösterilir.

 

O

 

Oba : Daha çok göçebe hayvancılık yapan toplulukların geçici olarak yerleşip, çadır kurdukları yerleşmelerdir.

 

Obruk : Baca veya kuyu şeklinde, keskin köşeli, derin çukurluklara obruk denir. Derinliği 250-300 m’yi bulabilen obrukların bazılarının tabanında göl bulunur. Türkiye’de İç Anadolu’nun güneyinde ve Toroslar’da yaygın olarak obruklar görülür. İçel’deki Cennet-Cehennem mağaraları ve Konya’daki Kızören obruğu ülkemizdeki en güzel örneklerdir.

 

Obsidyen (Volkan Camı) : Siyah, kahverengi, yeşil renkli ve parlak dış püskürük bir taştır. Magmanın yer yüzüne çıktığında aniden soğuması ile oluşur. Bu nedenle camsı   görünüme sahiptir.

 

Okyanus : Kıtaları birbirinden ayıran geni su kütlelerine okyanus denir. Örnek : Atlas Okyanusu, Büyük Okyanus (Pasifik Okyanusu), Hint Okyanusu

 

Orman : Büyüklü küçüklü çeşitli özellikteki ağaçların oluşturduğu bitki örtüsüdür.

 

Ormanaltı Florası : Orman örtüsü altında loş ortamda yetişen, çoğunlukla ot ve sarmaşık türlerinin oluşturduğu bitki topluluğudur.

 

Orojenez (Dağ Oluşumu) : Jeosenklinallerde biriken tortul tabakaların kıvrılma ve kırılma hareketleriyle yükselmesi olayına dağ oluşumu  ya da orojenez denir.

 

Orografik Yağışlar : Nemli hava kütlelerinin bir dağ yamacına çarparak yükselmesi sonucunda oluşan yağışlardır.

 

Otlak : Büyük ve küçükbaş hayvancılığın yapıldığı yerlerde hayvanların otlatıldığı alanlara otlak denir.

 

Ova : Çevresine göre çukurda kalmış geniş düzlüklere ova denir.

 

Ö

 

Ölçek : Gerçek ölçülerin kaç defa küçültüldüğünü gösteren küçültme oranına ölçek denir.

 

Örtü buzulu : Çok geniş alanlara yayılan, kilometrelerce alan kaplayan buzul türüdür.

 

Özel Konum : Dünya üzerindeki bir yerin çevresine, denizlere, yer şekillerine, anayollara, geçitlere ve komşularına göre konumudur.

Özel Konum; İklim koşullarını, Doğal bitki örtüsünü, Tarımsal etkinlikleri, Nüfus ve yerleşme biçimini,  Ekonomik etkinlikleri, Ulaşım olanaklarını, Siyasal ve kültürel yapıyı etkiler.

 

P

 

Paleontoloji : Fosilleri inceleyen bilim dalına paleontoloji denir.

 

Paleozoik Zaman : Bakınız : Birinci Zaman.

 

Peribacası : Özellikle volkan tüflerinin yaygın olarak  bulunduğu vadi ve platoların yamaçlarında sel sularının aşındırması ile oluşan özel yeryüzü şekillerine peribacası denir. Bazı peribacalarının üzerinde şapkaya benzer, aşınmadan arta kalan sert volkanik taşlar bulunur. Bunlar volkanik faaliyet sırasında bölgeye yayılmış andezit ya da bazalt kütleridir. Peribacalarının en güzel örnekleri ülkemizde Nevşehir, Ürgüp ve Göreme çevresinde görülür.

 

Plan : Bir yerin kuşbakışı görünümünün belli bir oranda küçültülerek düzleme aktarılmasıdır. Plan bir tür büyük ölçekli haritadır.

 

Plato : Akarsu vadileriyle derince yarılmış düz ve geniş düzlüklerdir.

 

Peneplen : Geniş arazi bölümlerinin, akarsu aşınım faaliyetlerinin son döneminde deniz seviyesine yakın hale indirilmesiyle oluşmuş, az engebeli şekle peneplen (yontukdüz) denir.

 

Perihel : Bakınız : Günberi.

 

Polye : Karstik yörelerdeki genişliği birkaç kilometre olan, uzunluğu 20-30 kilometreyi bulan, hatta geçebilen ova görünümlü büyük karstik çukurlara polye denir. Türkiye’de özellikle Toroslar’da polyeler yaygındır. Örneğin; Akdeniz Bölgesi’ndeki Ketsel, Elmalı ve Akseki ovası birer polyedir.

 

Poyraz : Türkiye’nin hemen her yerinde esen rüzgarlardır. Yaz poyrazı serinletici etki yapar. Kışın ise kuru soğuklara neden olur.

 

Projeksiyon : Dünya’nın küreselliği nedeniyle, haritalarda ortaya çıkan hataları en aza indirmek için çeşitli yöntemler kullanılır. Bunun için yerkürenin paralel ve meridyen ağının belirli kurallara göre düz bir kağıda geçirilmesi gerekir. Bu sisteme projeksiyon denir.

 

R

 

Rüzgar : Hava kütlelerinin yatay yöndeki hareketlerine rüzgar denir.

 

Rüzgar Erozyonu : Bitki örtüsünün olmadığı ya da cılız olduğu yerlerde toprağın rüzgarlarla yerinden kopartılarak taşınmasına rüzgar erozyonu denir.

 

Rüzgarın Frekansı (Esme Sıklığı) : Rüzgarın yıl içinde belirli bir yönden esme sıklığına rüzgar frekansı denir. Esme sıklığı rüzgar frekans gülleri ile gösterilir. Bir bölgede belirli bir sürede rüzgarların en sık estiği yöne egemen rüzgar yönü denir. Örneğin Ankara Meteoroloji İstasyonu verilerine göre, Ankara’ya ait yıllık ortalama rüzgar frekans gülüne bakıldığında, yıl içinde kuzeydoğudan esen rüzgarların toplam 5000 esme sayısı ile en fazla olduğu görülür. Yani egemen rüzgar yönü kuzeydoğudur.

 

S

 

Samanyolu : Çok sayıda yıldızlardan ve Güneş’ten oluşan galaksiye Samanyolu denir.

 

Sanayi : Ham maddelerin işlenerek mamül madde haline getirilmesine sanayi denir.

 

Sarkıt-Dikit : Kalsiyum karbonatça zengin suların mağara tavanından sızarak içindeki kirecin tavanda birikmesi ile sarkıtlar, damlayarak tabanında birikmesi ile dikitler oluşur. Karstik alanlardaki mağaralarda görülen bu şekillerin en güzel örnekleri Damlataş Mağarası’nda bulunmaktadır.

 

Seki (Taraça) : Yatağına alüvyonlarını yaymış olan akarsuyun yeniden canlanarak yatağını kazması ve derinleştirmesi sonucunda oluşan basamaklardır. Taban seviyesinin alçalması nedeniyle, tabanlı bir vadide akan akarsuyun aşındırma gücü artar. Yatağını derine doğru kazan akarsu vadi tabanına gömülür. Eski vadi tabanlarının yüksekte kalması ile oluşan basamaklara seki ya da taraça denir.

 

Sel : Sağanak yağış ve hızlı kar erimeleri sonucu çok miktarda suyun akışa geçmesi ile meydana gelen duruma sel denir.

 

Sıcaklık : Sıcaklığın yüksek olduğu yerlerde havanın nem alma kapasitesi de yüksek olduğu için buharlaşma artar, düşük olduğu yerlerde ise buharlaşma azalır.

 

Sırt : İki akarsu vadisini birbirinden ayıran ve birbirine ters yönde eğimli yüzeyleri birleştiren yeryüzü şeklidir. Sırtların üzeri düz olabileceği gibi keskin de olabilir.

 

Sirk buzulu : Dağların tepesindeki ve yüksek yamaçlardaki küçük çanaklarda yeni oluşmaya başlayan buz türüdür.

 

Sismograf : Depremin süresi ve şiddetini ölçen alete sismograf denir.

 

Siyasi ve İdari Haritalar : Yeryüzünde veya bir kıtada bulunan ülkeleri, bir ülkenin idari bölünüşünü, yerleşim merkezlerini gösteren haritalardır. Bu haritalardan uzunluk ve alan bulmada yararlanılır. Ancak yer şekilleri hakkında bilgi edinilemez.

 

Siyenit :  Yeşilimsi, pembemsi renkli iç püskürük bir taştır. Adını Mısır’daki Syene (Asuvan) kentinden almıştır. Siyenit dağılınca kil oluşur.

 

Step : Bakınız : Bozkır.

 

Stratosfer : Troposferin üstündeki atmosfer katmandır.

 

Sürekli Rüzgarlar : Genel Hava dolaşımına bağlı, sürekli basınç kuşakları arasında yıl boyunca yön değiştirmeden esen rüzgarlardır.

 

Ş

 

Şemosfer : Atmosferin stratosfer ile İyonosfer arasındaki katmanıdır.

 

T

 

Takke buzulu : Dağların bütün yamaçlarını kuşatan buzul türüdür.

 

Taraça : Bakınız : Seki.

 

Tarım : Toprağı işleyerek ekme ve dikme yoluyla çeşitli ürünler elde etme işine tarım denir.

 

Taşküre (Litosfer) : Dünya’nın manto katmanının  üstünde yer alan ve yeryüzüne kadar uzanan katmanıdır. Kalınlığı ortalama 100 km’dir. Taşküre’nin ortalama 35 km’lik üst bölümüne yerkabuğu denir.

 

Tebeşir : Derin deniz canlıları olan tek hücreli Globugerina (Globijerina)’ların birikimi sonucu oluşur. Saf, yumuşak, kolay dağılabilen bir kalkerdir. Gözenekli olduğu için suyu kolay geçirir.

 

Tektonik Göller :  Yerkabuğunun tektonik hareketleri sırasında oluşan çanaklardaki göllerdir.

 

Tepe : Bir doruk noktası ve onu çevreleyen yamaçlardan oluşmaktadır.

 

Termik Basınç : Dünya’nın  küreselliği nedeniyle ısınma ve soğumaya bağlı oluşan basınçlardır.

 

Termik Ekvator  : Meridyenlerin en sıcak noktalarını birleştiren eğriye termik ekvator denir.

 

Ters Alizeler (Üst Alizeler) : Ekvator’dan (TAB), 30° enlemlerine (DYB) doğru esen üst rüzgarlardır. Her yerde ve her zaman görülmezler. Yeteri kadar sürekli ve güçlü değillerdir. 30° enlemleri çevresinde aşağıya doğru alçaldığından yağış oluşumunu engellerler.

 

Ticaret : Para kazanmak için yapılan alım satım işlerine ticaret denir.

 

Topoğrafya Haritaları : İzohips (eş yükselti) eğrisi yöntemi ile yapılır. Araziyi ölçekleri oranında ayrıntıları ile gösterirler. Ölçekleri 1 / 20.000 ile 1 / 500.000 arasında değişir. 1 / 20.000’den büyük ölçekli olanlar kadastro işlerinde ve askeri amaçlarla kullanılır. Bu haritalardan ölçek, uzunluk alan ve eğim hesaplamada yararlanılır.

 

Toprak Haritaları : Bir bölgenin toprak özellikleri ve dağılışları hakkında bilgi veren haritalardır. Bu haritalardan, yetiştirilecek ürünlerin belirlenmesi, buna bağlı olarak topraklardan daha iyi verim alınabilmesi gibi bir çok konuda yararlanılır.

 

Traverten : Kalsiyum biokarbonatlı yer altı sularının mağara boşluklarında veya yeryüzüne çıktıkları yerlerde içlerindeki kalsiyum karbonatın çökelmesi sonucu oluşan kimyasal tortul bir taştır.

 

Traverten : Genellikle sıcak su kaynaklarının yakınında  ve kalsiyum karbonatlı suların yayılarak aktığı alanlarda, kirecin çökelmesi ile oluşan basamaklardır. En güzel örnekleri Denizli-Pamukkale’dedir.

 

Troposfer : Atmosferin, yeryüzüne temas eden, alt bölümüdür.

 

Tundra :  Düşük sıcaklığa ve kuraklığa uyum sağlamış olan kısa boylu çalılar, otlar ve yosunlardır. Bu  bitki örtüsüne tundra adı verilir.

 

Turizm : İnsanların görme, tanıma, dinlenme, eğitim, spor, tedavi ve kutsal yerleri ziyaret etmek amacıyla yaptıkları gezilere turizm denir.

 

Turunçgiller (Narenciye) : Portakal, mandalina, greyfurt, turunç ve limon bitkilerine genel olarak turunçgil denir.

 

Tsunami : Bakınız : Dalgalar.

 

Türkiye’nin  Matematiksel Konumu : Türkiye 36° – 42° Kuzey enlemleri, 26°-45° Doğu boylamları arasında yer alır.

 

U

 

Uvala : Genişleyip, derinleşen dolinlerin birleşmesiyle oluşan, dolinlerden daha büyük çukurluklardır.  Uvaların düzensiz şekle sahip olması ve tabanlarındaki erimeden geriye kalan kalker çıkıntıları dolinlerden kolayca ayırtedilmesini sağlar.

 

Ü

 

Üçüncü Zaman (Neozoik) : Günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Üçüncü zamanın yaklaşık 63 milyon yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.

Zamanın önemli olayları : Kıtaların bugünkü görünümünü kazanmaya başlaması. Linyit havzalarının oluşumu. Bugünkü iklim bölgelerinin ve bitki topluluklarının belirmeye başlaması.  Alp kıvrım sisteminin gelişmesi. Nümmilitler ve memelilerin ortaya çıkışı. Üçüncü zamanı karakterize eden canlılar nummilit, hipparion, elephas ve mastadondur.

 

 

V

 

Vadi : Akarsuyun içinde aktığı, kaynaktan ağıza doğru sürekli  inişi bulunan, uzun çukurluklardır.

 

Vadi buzulu : Sürekli beslenerek sirkten taşan ve vadi boyunca aşağı hareket eden buzul türüdür.

 

Volkan Bacası : Mağmanın yeryüzüne ulaşıncaya kadar geçtiği yola volkan bacası denir.

 

Volkanik Göller : Volkanik patlamalar ile oluşan çanaklardaki göllerdir. Krater gölü, kaldera gölü ya da maar gölü gibi çeşitleri vardır.

 

Volkanik Tüf : Volkanlardan çıkan kül ve irili ufaklı parçaların üst üste yığılarak yapışması ile oluşan taşlara volkan tüfü denir.

 

Volkanizma : Yerin derinliklerinde bulunan magmanın patlama ve püskürme biçiminde yeryüzüne çıkmasına volkanizma denir.

 

Volkan Konisi : Lav, kül, volkan bombası gibi volkanik maddelerin üst üste yığılması ile oluşan koni biçimli yükseltiye volkan konisi, koni üzerinde oluşan çukurluğa krater denir.

 

Y

 

Yağış : Havadaki nemin doyma noktasını aşıp, su damlacıkları, buz kristalleri veya buz parçacıkları şeklinde yoğunlaşmasına yağış denir.

 

Yamaç : Yeryüzündeki eğimli yüzeylerdir.

 

Yanardağ : Mağmadan gelen ve yer kabuğundaki çatlaklardan püsküren lavların yığılması sonucunda o bölgede dağlar oluşur. Bunlara yanardağ ya da volkan adı verilir.

 

Yarma Vadi (Boğaz) : Akarsuyun, iki düzlük arasında bulunan sert kütleyi derinlemesine aşındırması sonucunda oluşur. Vadi yamaçları dik, tabanı dardır. Akarsuyun yukarı bölümlerinde görülür.

 

Yayla : Yaz aylarında hayvan otlatmak veya tarımsal faaliyette bulunmak amacıyla gidilen geçici yerleşmelerdir. Yaylalar dinlenmek  amacıyla gidilen yazlık sayfiye yerleri de olabilir.

 

Yerel Saat : Bir noktada Güneş’in gökyüzündeki konumuna göre belirlenen saate yerel saat denir. Aynı boylam üzerindeki noktalarda yerel saat aynıdır. Herhangi bir meridyenin Güneşin tam karşısına geldiği an, meridyen üzerindeki tüm noktalarda yerel saat 12.00’dir.

Güneş, doğudaki bir noktada batıdaki yerlere göre daha önce doğar ve daha önce batar; bu nedenle yerel saat doğudaki yerlerde daha ileridir.

 

Yıldız : Türkiye’ye kuzeyden esen soğuk rüzgarlardır. Karadeniz kıyılarına yağış bırakırlar. Kar yağışına neden olurlar. Karayel ile karışık estiğinde kar fırtınaları görülür.

 

Yıldız : Güneş gibi, kendiliğinden ısı ve ışık veren gök cisimlerine yıldız adı verilir.

 

Yoğunlaşma : Atmosferdeki su buharının gaz halden  sıvı ya da katı hale geçmesine yoğunlaşma denir. Yoğunlaşmanın temel nedeni sıcaklığın düşmesidir.

 

Yöre : Bölüm içerisinde farklı özelliklere sahip, bölümden daha küçük birimlerdir. Iğdır Yöresi, Göller Yöresi, Menteşe Yöresi gibi.

 

Yörünge Düzlemi : Bakınız : Ekliptik.

 

Yükseklik : Ağır bir gaz olan su buharı, yerçekiminin etkisiyle fazla yükselemez. Yoğunlaşma sonucu yağış tekrar yeryüzüne düşer.  Yükseldikçe hava soğuyacağından havanın su buharı taşıma kapasitesi dolayısıyla buharlaşma azalır.

 

Z

EĞİTİM ÖĞRETİM kategorisine gönderildi | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın